Etiket: Çeki

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Almanya kendine çeki düzen vermelidir”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Alman şirketlerin soruşturulmasını gerçeği yansıtmadığını ifade ederek, “Almanya’nın Türkiye ile olan siyasetini lekelemek isteyenler farklı bir noktaya gidiyorlar. Türkiye’deki teröristleri Almanya’da saklayanlar bunu hesabını vermeli. Almanya kendine çeki düzen vermelidir” dedi. Erdoğan konuşmasının devamında, “Ülkeler dedikodular ile yönetilemez” sözlerini de kaydetti.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İkitelli İstanbul Şehir Hastanesi kredi anlaşması imza töreninde bir konuşma yaptı. Programa Erdoğan’ın yanı sıra proje ortakları ve çok sayıda davetli katıldı.

    Sözlerine dün meydana gelen ve Bodrum’un etkilendiği deprem ile ilgili konuşarak başlayan Erdoğan, “ Ülkemiz ve Yunanistan’daki vatandaşlara geçmiş olsun diyorum. Bu hadise bize deprem bölgesinde yaşadığımız ve afetlere her an hazırlıklı olmamız gerektiği gerçeğini bir kez daha hatırlatmıştır. Dün geceki oldukça şiddetli depremde ciddi bir hasar ortaya çıkmaması alınan tedbirlerin etkili olduğunu göstermiştir” dedi.

    Yapılan anlaşma ile ilgili konuşan Erdoğan, Japon milletine teşekkür ettiğini ifade etti.

    15 Temmuz darbe girişimi sonrası Japonlar ile firma yetkililerinin Ankara’da bir araya geldiğini ifade eden Erdoğan, “Kimilerinin kuru bir geçmiş olsun demeye bile imtina ettiği dönemlerde böylesine yüksek bir anlaşma yapılması gerçek dostların yapacağı bir şeydir. Şimdi Japon dostlarımız ile yine önemli bir proje ile birlikteyiz. Sinop’taki Nükleer Enerji Santrali ile Japon dostlarımız ile beraberiz” dedi.

    “Almanya kendine çeki düzen vermelidir”

    Türkiye’ye davet edilen herkesle, birlikte kazanmaya davet edildiğini de söyleyen Erdoğan, Alman şirketlerin Türkiye’deki durumuna ve Almanya’dan yapılan Türkiye’ye seyahat ile ilgili açıklamalara atıfta bulunarak, “ Bizimle çalışmak isteyen herkese ülkemizin kapılarının sonuna kadar açık olduğunu burada bir kez daha ifade etmek istiyorum. Biz böylesine iyi niyetli yaklaşırken bazılarının ticaret ile siyaseti birbirine karıştırdığını görüyoruz. Alman ekonomi bakanının yaptığı davranışları kınıyorum. Terör ile teröre bulaşanlar ile siyaseti birbirine karıştırmayın. Ben Milli İstihbarat Teşkilatı’nı ve İç işleri bakanını aradım sordum. Alman şirketi ile başlatılan soruşturma araştırma var mı diye. Alman şirketleri ile soruşturma araştırma yalandır. Türkiye’yi karalamaya gücünüz yetmez. Bu tür şeyler ile bizi korkutmaya gücünüz hiç yetmez. Biz bugüne kadar Türkiye’de faaliyet gösteren Alman firmaları nasıl güvence altına aldıysa bundan sonra da aynı şekilde devam edecek. Şu anda olayı farklı mecraya çekmek için Almanya’nın Türkiye ile olan siyasetini lekelemek isteyenler farklı bir noktaya gidiyorlar. Türkiye’deki teröristleri Almanya’da saklayanlar bunu hesabını vermeli. Almanya kendine çeki düzen vermelidir. Bu tür tehditler bizi yıldıramaz. Bizim yargımız onlardan daha bağımsızdır” dedi.

    “Ülkeler dedikodular ile yönetilemez”

    Türkiye’nin eski dönemlere dayandığını ifade ederek, “Almanya’nın dış işleri bakanlığı ile ilgili yapılan ülkemizin seyahat için güvensiz olduğu son derece kasıtlıdır. Ülkeler dedikodular ile yönetilemez. İşte G-20 Zirvesi’ne adım başında polis vardı. Ama biz Antalya’da biz G-20 Zirvesi yaptık her yönü ile dört dörtlük olduğunu kendileri bize söylediler. Bu denli özgürlükleri, demokrasiyi benimsemiş Türkiye’ye kimse bu kara lekeyi çalamaz. Türkiye konusunda bu tür beyanlarda bulunan herkesi saygı göstermeye davet ediyorum” diye konuştu.

    “Siyasi sorunlar gelip geçicidir ekonomik ilişkiler ise uzun vadelidir”

    Körfez krizi ile ilgili de konuşan Erdoğan, “ Bu kriz bizi gerçekten üzmüştür. Bu sorun için en başından beri çaba sarf ediyoruz. Ülkemizde yatırımı bulunan Katarlı kardeşlerimiz kadar Suudi Arabistanlı yatırımcılarımızı da seviyoruz. Siyasi sorunlar gelip geçicidir ekonomik ilişkiler ise uzun vadelidir. Türkiye bu kardeşlerimizin ikinci evidir o şekilde kalmaya da devam edecektir. Bölgedeki krizin tamamen ortadan kalkması ile bu konuyu konuşmaya gerek kalmayacak diye düşünüyorum” şeklinde konuştu.

    Türkiye’de sağlık sektörüne de değinen Erdoğan, “ Şimdi; bir- bilemediniz 2 yataklı odalar ve çünkü bu millete bu yakışır. Ben eminim gençlerimizde büyüklerimize sorarak bu gerçeği anlayacaktır. Ben hastanelerden sabah erkende anacığımın beni gönderip numara aldırdığı günleri hatırlarım. Bir röntgen için 7-8 ay sonraya gün aldığımız günler var. Ama şimdi öyle bir şey söz konusu değil bunlar aşıldı. Dünyada ne varsa bunların hepsi ülkemizde var. Hizmete açtığımız şehir hastaneleri gençlerimize de o günlerle ilgili bir mukayese verecek. Aldıkları sağlık hizmeti karşısında buraların hala paralı olduğunu sanan vatandaşlarım olduğunu biliyorum. Bir devlet sağlıklı bir nefes için devletini feda etmeye hazır olmalıdır. İnşallah 2023 hedeflerimizi gerçekleştirerek bu hedefleri çok daha iyi yerlere çıkaracağız” ifadelerini kullandı.

    “Kanımız yerde kalmadı kalmayacaktır”

    Türkiye’yi gelişmekte olan ülke kategorisinden gelişmiş ülke kategorisine çıkarmak için teknoloji transferinin değil ürüne dönüştürmek olduğunu belirten Erdoğan, “Türkiye’yi Avrupa Birliğine almayanların şartları uymayan nice ülkeyi birliğine buyur ettiklerini gördüğümüzde artık şaşırmıyoruz. Türkiye yeniden şekillenen dünya siyasetinde ve ekonomisinde kendisine en doğru yeri mutlaka bulmuştur bulacaktır. Genç yaştaki Necmettin Yılmaz Öğretmeni şehit edenlere karşı güvenlik güçlerimiz 1 hafta 10 gün içinde hepsini buldu onların gereğini yaptı. Hiçbir zaman kanımız yerde kalmadı kalmayacaktır” dedi.

  • MTSO Başkanı Aşut: “Kendimize çeki düzen vermek, eksiklerimizi gidermek zorundayız”

    Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Başkanı Şerafettin Aşut, vizyon ve değişimlerin sadece eğitimle olacağını belirterek, “Türkiye’nin neden küresel şirketleri yoktur? Bizim şirketlerimiz neden küçüktür? Bunun elbette yatırım ortamından kaynaklanan nedenleri de vardır. Ama aynı zamanda, işin, o şirketleri yönetenlerin bakış açısı ile de bir alakası vardır. İş dünyası olarak önce kendimize çeki düzen vermek, kendi eksiklerimizi gidermek zorundayız” dedi.

    İstanbul Sanayi Odası’nın açıkladığı Sanayi 500 listesini değerlendiren Aşut, listede Mersin firmalarının da olmasının kendilerini mutlu ettiğini söyledi. Firma yöneticilerine çalışmalarından dolayı teşekkür eden Aşut, kendileriyle gurur duyduklarını dile getirdi. İSO 500 ve İSO ikinci 500 listelerinin kentlerin sanayi yapılanmaları ve sanayi üretimlerini göstermesi anlamında göstergelerden sadece bir tanesi olduğunun altını çizen Aşut, “Ancak, kentlerin ekonomik büyüklüklerini, sanayi gelişimlerini gösteren tek gösterge değil. İSO sanayi listelerinde Mersin’den daha fazla sayıda sanayi kuruluşu olan ama ekonomik büyüklüğü Mersin’in çok çok altında olan iller var. Ekonomi bütüncül ele alınması gereken bir konudur. Bir çiçekle bahar gelmez, bir sektörle veya bir gösterge ile ekonomik gelişme yakalandı denemez. Öncelikle ülke ekonomimizin küçük ve orta ölçekli KOBİ’lere dayandığı unutulmamalıdır. Tüm enerjimizi bu KOBİ’lerin öncelikle ayakta durmasına, sonra büyümesine, ar-ge kapasitesinin arttırılmasına, kurumsallaşmasına ve ihracat odaklı çalışmasına harcamamız gerekiyor. İşte bu anlamda İSO listelerine giren firmalarımızın bir rol model teşkil edeceğine inanıyorum” diye konuştu.

    “Türk sanayinin potansiyeli dünyada ilk 15 ülke içine girmeye yeter”

    Türk sanayisinin potansiyelinin dünyada ilk 15 ülke içine girmeye yeter olduğunu vurgulayan Aşut, “Evet, KOBİ’lere dayanan bir ekonomimiz var. Özellikle konumuz sanayi olduğu için biraz sanayi odaklı birkaç veriyi paylaşmak isterim. Türkiye İstatistik Kurumu veri tabanında yaklaşık 17 bin imalat sanayi şirketine ait veri bulunmaktadır. Bunlar arasında, beş yıl üst üste satışlarını artırabilen şirket sayısı yalnızca 600 civarındadır. Beş yıl üst üste, hem satışlarını, hem ihracatını, hem de verimliliğini artıran firmaları arıyorum derseniz, bulabileceğiniz firma sayısı yalnızca 15’tir. Türk şirketlerinin içinde, vasat olmayan, kendini sürekli yenileyip, operasyonlarını verimliliği ile birlikte büyütebilen firma sayısı yalnızca 15’tir. İstanbul Sanayi Odası’nın İSO-1000 şirketleri içinde, ortalama satış gelirleri artışı, beş yıl süreyle, içinde bulunduğu sektörün ortalama satış gelirlerinin üzerine çıkan şirket sayısı 150’yi bulmuyor. Bir önceki başyazımızın ne anlama geldiğini sanırım daha iyi anlıyoruz. Karakter olarak pozitif ve bardağın çoğu zaman dolu tarafını gören bir kişi olarak bilinirim. Hiçbir zaman umutsuz değilimdir. Bundan dolayı zaman zaman sanayimizin veya genel anlamda ekonomimizin eksiklerini öne çıkarttığımda bazı çevreler veya dostlarım bunu yanlış algılıyor ve neden karamsar yorumlar yaptığımı soruyorlar. Ben buna katılmıyorum. Çünkü ben ülkemin sanayi vizyonuna inanmasam bir sanayici olmam. Aksine, ben var olan durumumuzu var olan potansiyellerimize göre yetersiz bulduğum için, Türk sanayicisinin çok daha büyük işler başarabileceğini bildiğim için, ülkemin sanayisine inandığım için bu yorumları yapıyorum. Çocukluğundan beri sanayinin içinde olan bir sanayici olarak, ülkemin sanayi potansiyelini ve başarı hikayesini bilen biri olarak dünyanın sanayisi gelişmiş ilk 15 ülke içinde olmamız gerektiğine inandığım için bunları söylüyorum. Hatta çoğu zaman çuvaldızı kolaycılığa kaçıp makro eksiklere veya kamu desteklerine değil, aksine kendimize, biz sanayicilere batırıyor ve önce kendi eksiklerimize odaklanmamız gerektiğini söylüyorum. Çünkü şunu iyi biliyorum ki, mükemmel bir bütün, mükemmel parçalardan oluşur. Sanayiciler ve sanayi kuruluşları nitelikli olursa, ülke sanayimiz de nitelikli olur” şeklinde konuştu.

    “Sanayide aile vesayeti kurumsallaşmaya engel oluyor”

    Sanayide aile vesayetinin kurumsallaşmaya engel olduğunu kaydeden Aşut, “TEPAV uzmanları üşenmemişler ve İstanbul Sanayi Odası’nın İSO-1000 şirketlerini büyüklüklerine göre iki gruba ayırmışlar. İSO-1’inci 500 içinde daha büyük şirketler olsun. İSO-2’inci 500 içindeyse daha küçükler yer alsın. Her iki gruptaki şirketlerin yönetim kurullarında aynı soyadlı kaç kişi olduğuna bakmışlar. Bir nevi şirketlerde aile vesayeti ne durumda analizi yani. Aile vesayeti ne kadar güçlüyse, şirket o kadar az kurumsal oluyor. Buna göre, İSO-1’inci 500 şirketlerinin yönetim kurullarında aynı soyadı taşımayanların oranı yüzde 40 iken, İSO-2’inci 500 içinde bu oran yüzde 20’ye düşmektedir. Ya da tersinden söyleyelim: İSO-2’inci 500 şirketlerinin yüzde 42’sinde aynı soyadını taşıyanların yönetim kurulu içindeki ağırlığı yüzde 100 oranındadır. Aynı oran, İSO-1’inci 500 şirketleri içinde yüzde 24’e gerilemektedir. Yani, şirketler küçüldükçe, yönetim kurullarında hep aynı aileden kişiler yer almaktadır. Şirketler kurumsallaştıkça profesyonel yöneticiler başa geçmektedir ve büyümektedir. Elbette kurumsallaşma sadece bu demek değil ama durum bu. Sadece sanayicimizde değil, tüm girişimcilerimizde bu güven sorunu var aslında” ifadelerini kullandı.

    “Sanayicilerin vizyonu değişirse, sanayinin vizyonu değişir”

    Sanayicinin vizyonu değişirse, sanayinin de vizyonunun değişeceğine dikkat çeken Aşut, “Türkiye’nin neden küresel şirketleri yoktur? Bizim şirketlerimiz neden küçüktür? Bunun elbette yatırım ortamından kaynaklanan nedenleri de vardır. Ama aynı zamanda, işin, o şirketleri yönetenlerin bakış açısı ile de bir alakası vardır. Elbette Ticaret ve Sanayi Odaları olarak veya ülkenin ekonomik STK’ları olarak yatırım ortamı ile ilgili, makro alt yapı eksikleri ile ilgili veya kamu destekleri ile ilgili eksikleri gündeme getirmek, kamu ile uyum içinde, siyaset ile uyum içinde bunlara çözüm aramak asli görevlerimizden biridir. Ancak, iş dünyası olarak önce kendimize çeki düzen vermek, kendi eksiklerimizi gidermek zorundayız. Bunun başında da kurumsallaşmak, insan kaynağımızı eğitmek, ar-ge ve inovasyona odaklanmak, ihracatı odak noktamız yapmak ve yeni çağın imalat devrimi olan Sanayi 4.0’a kendi çapımızda hazır olmaya çalışmak gelmektedir. Mersin Ticaret ve Sanayi Odası olarak bu konularla ilgili sürekli eğitimleri Odamızın temel vizyonu olarak devam ettireceğiz. Çünkü, vizyon ve değişimler sadece eğitimle oluşur” dedi.

  • Temizlik işçisi bulduğu 50 bin liralık çeki sahibine teslim etti

    Yalova’da asgari ücretle temizlik işçisi olarak çalışan Ayhan İnatlı, yerde bulduğu 50 bin liralık çeki sahibine teslim etti.

    Yalova’da temizlik işçisi olarak çalışan ve aldığı bin 300 lira ile evini geçindiren Ayhan İnatlı, çalıştığı esnada yerde 30 bin ve 20 bin liralık iki adet çek buldu. Çeklerin kesildiği bankayı arayarak çekleri bulduğunu anlatan İnatlı, çekin sahibine ulaşmak istedi. Çeklerin Yalova’da kafe işleten Ayhan İkizek’e ait olduğunu öğrenen İnatlı, çekleri sahibine teslim etti. İnatlı, “Allah bize haram nasip etmesin. Biz asgari ücretle çalışıyoruz ama çoluğuma çocuğuma haram yedirmem” dedi.

    Çeklerinin bulunması ile derin bir nefes alan işletme sahibi İkizek ise, defalarca teşekkür ettiği İnatlı’ya, “Senin gibi insanlar oldukça bu ülkenin sırtı yere gelmez” dedi.

    Çeki sahibine teslim eden temizlik işçisi, ardından mesaisine kaldığı yerden devam etti.

  • TMSF’ye devredilen şirketten 30 milyonluk çeki kaçırmaya çalışan 4 kişi gözaltına alındı

    FETÖ soruşturması kapsamında TMSF’ye devredilen bir tekstil şirketinin kasasındaki 30 milyonluk çek ve 85 bin lirayı kaçırmaya çalışan 4 kişi gözaltına alındı.

    Edinilen bilgiye göre, Adana Sulh Ceza Hakimliği tarafından Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na (TMSF)devredilen Karteks Tekstil Sanayi Ticaret AŞ isimli bir tekstil genel merkezinde dün gece bir hareketlilik yaşandı.

    Şirket binasında yaşanan hareketliliği tespit eden polis ekipleri harekete geçti. Şirkete operasyon düzenleyen polis ekipleri binanın ışıklarını kapatarak kasalardaki para ve çekleri kaçırmaya çalışan şirket ortağı Mehmet K. ile 3 kişiyi gözaltına alındı. Adreste yapılan incelemede 85 bin lira ile 30 milyon lira değerindeki çek ele geçirildi.

    Ayrıca şüphelilerin şirketin deposundan kaçırarak piyasaya sürmek istediği 6 tır ipliğe de el konuldu.

    Gözaltına alınan şüphelilerin emniyetteki işlemleri sürerken, şirketin firari olan diğer ortağı Halil K’nın yakalanması için çalışmalar sürüyor.

  • Şanlıurfa Piazza‘Da İndirim Çeki

    Şanlıurfa’da ziyaretçilerine yılın 365 gününe yaydığı kampanyalarıyla kaliteli alışverişi uygun fiyat imkanıyla sunan Piazza AVM, şimdi de ziyaretçilerine benzersiz bir indirim fırsatı sunuyor.

    Şanlıurfa Piazza AVM’nin özel indirim fırsatları ile alışveriş tutkunlarının yüzünü güldürüyor. Alışverişin indirime dönüştüğü Piazza’da ziyaretçiler, kampanya ile 100 TL ve üzeri alışverişleri karşılığında 50 TL’ye kadar indirim şansı yakalıyor.

    Kampanya kapsamında 26 Ekim-25 Aralık tarihleri arasında Şanlıurfa Piazza’dan hafta içi günlerde 100 TL ve üzeri alışveriş yapanlar, 50 TL’ye kadar varan indirim çeklerinden birine sahip olacak. Ziyaretçiler bu çeklerle, dünya markalarının buluşma noktası olan Piazza’da 40’tan fazla mağazadan indirimli alışveriş yapmanın ayrıcalığını yaşayacak.