Etiket: Caydırıcı

  • Tüketiciler Birliği Genel Başkanı Şahin: “Bozuk gıdalarla ilgili caydırıcı yaptırım yok”

    Tüketiciler Birliği Genel Başkanı Mahmut Şahin, bozuk ve son kullanma tarihi geçmiş gıdalarla ilgili firmalara caydırıcı bir yaptırım uygulanmadığını belirterek, “Kesinlikle o işletmeler kapatılmalı, sağlığımızla oynamak o kadar ucuz olmamalı” dedi.

    Toplumun bozuk ve son kullanma tarihi geçmiş gıdaların ne yapılacağına dair bilinçli olmadığını belirten Tüketiciler Birliği Genel Başkanı Mahmut Şahin, bu tür ürünlerin satın alınan firmaya iadesinin geçerli bir çözüm olmayacağının altını çizdi. Şahin, “Bizde gıda bozukluklarında maalesef sineye çekme gibi bir durum var. Her şeyden önce bozuk gıdanın yol açacağı sonuçları bilmiyoruz. Bozuk bir gıda aldık, karnımız ağrımaya başladı, doktora gidip ilaç alıyoruz ama bozuk gıdayı iade etmiyoruz. Bütün bunlar aslında ülke ekonomisine zarar veriyor; sadece bozuk bir gıdadan dolayı doktor hizmeti ve ilaç alımı gerçekleşiyor” dedi.

    “Bozuk gıdayı markete teslim etmek çözüm değil”

    Şahin, bozuk ya da son kullanma tarihi geçmiş bir gıda satın alındığında yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:

    “Bozuk ya da son kullanma tarihi geçmiş bir ürün alıp alışveriş yaptıktan kısa bir süre sonra fark fakat bu doğru bir yöntem değil. Çünkü biz marketin niyetini bilmiyoruz. Bize son kullanma tarihi geçmiş ya da bozuk gıda satan bir market bize paramızı verip bir başkasına da satabilir. Bu, ta ki o kişiler itiraz edene kadar devam edebilir. Onun için yapmamız gereken bunu iade ettiğimiz gibi ilgili birimlere bildirip o ürünlerin toplatılmasını sağlamaktır. Diyelim ki son kullanma tarihi geçmiş ya da bozuk olduğunu tespit ettiğimiz bir ürün aldık, zincirleme olarak gerek zabıta, gerekse Gıda İl Müdürlüklerine şikayette bulunabiliriz. Bütün bu şikayetler sonucunda bu firmalara gerek bozuk gıda satışı, gerekse son kullanma tarihi geçmiş ürünler sattıkları için cezai işlem uygulanır ve orada bir sonuç elde edebiliriz.”

    Bu tür gıdaların satışına dair yaptırımların yeterli ve caydırıcı olmadığını vurgulayan Şahin, “İlgili birimler o ürünleri topluyorlar ancak bozuk ya da son kullanma tarihi geçmiş firmalara ciddi bir yaptırım söz konusu olmuyor. Maalesef caydırıcı bir işlem yapılmıyor. Gıda gibi sağlığımızı etkileyen bir konuda sadece ürünleri toplamak, o ürünleri yok etmek caydırıcı değildir. Asıl olan daha caydırıcı yaptırımlar uygulamaktır ki, bunun bedeli parayla bile ölçülemez. Kesinlikle o işletmeler kapatılmalı, sağlığımızla oynamak o kadar ucuz olmamalı” ifadelerini kullandı.

  • Küçük: “Anız yakılmasının cezası caydırıcı değil”

    Adana Baro Başkanı Veli Küçük, anız yangınlarıyla topraktaki tüm canlıları yakan çiftçinin en başta kendisine zarar verdiğini belirterek, anız yakılmasına verilen dekar başına 40 lira 87 kuruşluk cezanın caydırıcı olmadığını söyledi.

    Küçük, yaptığı açıklamada, anız yangınlarının solunum rahatsızlığı olanların, hamilelerin, yaşlıların ve çocukların sağlığını ciddi şekilde tehdit ettiğini belirterek, “En temel insan hakkı, yaşama hakkıdır ve insanların yaşamak için en başta temiz havaya, temiz suya ve temiz toprağa ihtiyacı vardır. Havada uçuşan siyah partiküller evlerimizin en kuytu köşelerine bile dolmaktadır. Havada ağır bir yanık kokusu var, boğuluyoruz” dedi.

    Anız yangınıyla topraktaki tüm canlıları yakan çiftçilerin, tarlasının verimini düşürerek en başta kendisine zarar verdiğine dikkat çeken Küçük, “Anız yangınları kısa vadede halk sağlığını tehdit ederken, uzun vadede ise anızı yakan çiftçiye zarar vermektedir. Toprakta solucan, fare, yılan, köstebek, kaplumbağa, tilki, kuş yuvalarından oluşan besin ve etkileşim zinciri bozulmamalı, tüm canlılar yaşamını devam ettirmelidir ki toprakta biyolojik üretim gerçekleşsin, mısır ve buğday yetişebilsin” diye konuştu.

    Anız yakılmasına karşı dekar başına 40 lira 87 kuruş ceza kesilmesinin caydırıcı olmadığının altını çizen Küçük, “Anız yakanlara daha ciddi cezalar verilmelidir. Genelde idari para cezaları ile bu iş geçiştirilmemelidir. Bizim hala anız yangınlarıyla mücadele ediyor olmamız da son derece üzücüdür. Dileğim, anız yangınlarının son bulduğu, çiftçinin gerektiği desteği ve emeğinin karşılığını aldığı, daha güzel ve daha yaşanabilir bir dünyadır” şeklinde konuştu.

  • Karısını öldüren kocaya ’Caydırıcı ağırlaştırılmış müebbet’ istendi

    Manisa’nın Alaşehir ilçesinde ayrı yaşadığı ve 2 çocuğunun annesi olan eşi Meltem E.’yi (25) sokak ortasında bıçaklayarak öldüren ve polis tarafından İzmir’in Kiraz ilçesinde yakalanarak tutuklanan 27 yaşındaki Emrah E.’nin ceza davasının üçüncü duruşması Alaşehir Ağır Ceza mahkemesinde görüldü. Emrah E.’nin ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle yargılandığı dava 29 Mart tarihine ertelendi.

    Ayrı yaşadığı eşi Meltem E.’yi 10 Ağustos 2016 günü öldürdükten sonra kayıplara karışan ve 17 Ağustos tarihinde İzmir’in Kiraz ilçesinde yakalanan Emrah E.’nin ceza davasının üçüncü duruşması yapıldı. Alaşehir Ağır Ceza Mahkemesinde görülen ikinci duruşma, suç aletine ait adli tıptan beklenen raporunun gelmemesi üzerine ertelenmişti. Beklenen raporun gelmesi ve suç aleti bıçağın olayda kullanılan bıçakla aynı olabileceği yönündeki sonuç üzerine savcı mütalaa istedi. Sanık avukatının mütalaaya karşı ve esasa ilişkin beyanlarda bulunmak üzere ek süre istemesi nedeniyle mahkeme 29 Mart 2017 tarihine ertelendi.

    Alaşehir Ağır Ceza Mahkemesinde hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istenen Emrah E. duruşmasında adli tıp raporuna göre suç aleti bıçağın cinayette kullanılmış olabileceği belirtildi. Duruşmaya SEGBİS sistemiyle katılan sanık, raporu kabul etmediğini belirtirken, savcı ise mütalaa istedi. Savcının mütalaa talebine ek süre isteyen sanık avukatının talebini dikkate alan mahkeme, duruşmayı 29 Mart 2017 günü saat 14.30’a erteledi.

    “Davanın takipçisiyiz”

    Duruşmaya katılan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu temsilcisi Sema Hasgör, duruşma bitiminde yaptığı açıklamada, “Bugün kocası tarafından öldürülen Meltem E.’nin üçüncü duruşması yapıldı. Savcı mütalaasını verdi. Hiç bir indirim uygulanmaksızın caydırıcı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmesini istedi. Biz de Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu olarak, kadın katillerine caydırıcı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmesini istiyoruz. Davanın takipçisi olmaya devam edeceğiz.” dedi.

    Meltem E.’nin avukatı Nilay Geylanlı Yorgancıoğlu ise, “Bugünkü duruşmada savcı mütalaasını verdi. Eşe karşı tasarlayarak adam öldürmekten dolayı herhangi bir tereddüt olmadığı için ağırlaştırılmış müebbetle yargılanıyor. Duruşma sanık vekilinin mütalaaya karşı süre talep etmesi üzerine 29 Mart 2017 gününe ertelendi.” ifadelerini kullandı.

    Alaşehir Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya Meltem E.’nin annesi Fatma ve babası İsa Uygun ile beraber aile yakınları katıldı.

  • Avukat Avşar: “Özellik Ölümlü Kazalarda Cezalar Caydırıcı Değil”

    Avukat İbrahim Avşar, son günlerde artan ölümlü trafik kazalarına dikkat çekerek, “Trafik cezalarının tekrar düzenlenmesi gerekir. Özellikle ölümlü ve yaralamalı kazalara daha caydırıcı cezalar gelmelidir” dedi.

    Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Avukat İbrahim Avşar, son günlerde çeşitli bölgelerde meydana gelen ölümlü ve yaralanmalı trafik kazalarında ölü sayılarının ciddi derecede artış gösterdiğini belirterek, “Son 10 yılda trafik kazalarında ölen insan sayısı 42 bin 442 kişi. Yaralananlar 2 milyon 800 bin civarında. Sadece 2014 yılında 168 bin 512 yaralanma ve ölüme neden olan trafik kazası meydana geldi. Bu kazalarda hayatını kaybeden insan sayısı 3 bin 524 kişi. Yaralı sayısı 285 bin 59 kişi. Yaralı sayısı içerisinde ayakta tedavi gören de mevcut. Sonradan hayatını kaybeden ya da bir uzvunu kaybeden de dahil bu yaralı sayısı içerisine. Akıl alır gibi değil. Nerede ise günde 10 insan can veriyor trafik kazalarında” dedi.

    Kazaların çok büyük bir kısmının sürücü kusurlarından meydana geldiğini ve ölenlerin yarıya yakınının da sürücüler olduğunu ifade eden Avşar, “Trafik kazalarına karşı acil, köklü tedbirler alınması gerekiyor. Trafik kazaları, ülkemizin düşünülmesi ve acil çözüm bulunması gereken önemli meselelerinin başında geliyor. Daha birkaç gün öncesinde Van’da meydana gelen trafik kazasında gencecik 11 insan hayatını kaybetti. 11 ocağa ateş düştü. Gencecik pırıl pırıl insanlar hayatlarının baharında veda ettiler. Burada kazanın hukuki/cezai boyutuna bakarsak deliller toplanacak, keşif yapılacak, sonrasında tedbirsizlik ve dikkatsizlikle birden fazla kişinin ölümüne sebebiyet vermekten kamu davası açılmasına karar verilecek. Kazada kusurlu bulunan sürücülere karşı kamu davası açılacak. Zaten sürücüler de vefat etti. O zaman faillerin ölümü nedeni ile dosyanın düşürülmesine karar verilecek. Hukuk ancak mevcut mer’i kanunlar çerçevesinde bir şeyler yapabiliyor. Çoluk, çocuk, kadın, genç, yaşlı her yıl orta büyüklükte bir kasabamızı trafik kazasında kaybediyoruz. Bir şeyler yapılmalı, acilen kati kuralları olan caydırıcı, önleyici yaptırımlar taşıyan önlemler alınmalı” diye konuştu.

    Bu kadar ağır, fazla can kaybının olduğu yerde trafik cezalarının tekrar gözden geçirilmesi gerektiğini kaydeden Avşar, “Sürücülerin kurallara kesin şekilde uymasını sağlayacak önlemler alınması elzem. Araçların trafik şartlarına uygun bakımlarının yapılması ve denetlenmesi şart. Bu konuda yükümlülük trafik sigortalarını yapan kurumsal şirketlerin kapsamlı olarak ağır şartlara bağlaması ve denetlemesi meseleyi kontrol altında tutulabilir hale getirecektir. Hız kurallarının ihlal edilmesinde uygulanan cezalar caydırıcı olmaktan çok uzak mevcut halde. Şehir içlerinde, dışında uyulması gereken hız limitlerinin aşılması halinde bunların sadece para cezası ya da ehliyete el konulması yaptırımlarının ötesine geçmesi gerekmekte. Toplu taşıma araçlarının teknik bakımları, sürücülerinin uyması gereken kurallar daha kesin ve ağır yaptırımlarla denetlenmesi zarureti var. Psikolojik testlerden en küçük kural ihlaline kadar her şey en ince ayrıntısına kadar planlanıp ağır kurallar getirilmesi gerekiyor. Onlarca insanın hayatları emanet ediliyor. Trafikle her gün tüm insanların bir arada yaşadığı yadsınamaz gerçek. Hiç kimse kendisini bu gerçeğin dışında tutması mümkün değil. Acılarla yüzleşmemek için acil, önleyici ve düzenleyici tedbirler alınması gerekiyor” dedi.