Etiket: Çare

  • Eğitim Hak Sen Ağrı Şube Başkanı Alp:”Sözleşmeliye tek çare kadrodur”

    Eğitim Hak Sen Ağrı Şube Başkanı Alp:”Sözleşmeliye tek çare kadrodur”

    Eğitim Hak Sen Ağrı Şube Başkanı Ertuğrul Alp, “Kamudaki ayrımcılığın giderilmesi ve herkesin emeğinin karşılığını alabilmesi için tüm sözleşmeli çalışanlara kadro güvencesinin verilmesini tek çare olarak görmekteyiz”dedi.

    Konu ile ilgili gazetecilere açıklama yapan Eğitim Hak Sen Ağrı Şube Başkanı Ertuğrul Alp, “Son dönemde, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4/B maddesine göre sözleşmeli personel istihdamında yine bir artış gözleniyor. Öğretmen ve sağlık personeli başta olmak üzere ihtiyaç duyulan tüm alanlarda 4/B’li sözleşmeli personel alımı yapılıyor. Sözleşmeli personel alımında, sık sık, memurlarla aralarında bir fark olmadığına vurgu yapılıyor. Sadece tayin haklarında farklılık olduğu söyleniyor. Oysaki izinden, görevde yükselmeye, gelir vergisinden tazminatlara kadar birçok alanda farklılık bulunuyor. Görüldüğü gibi kadrolu devlet memurları ile aynı işleri yapmakta ancak özlük ve mali hakları açısından onlardan geride kalmaktadırlar. Kamuda sözleşmeli tüm personellerin kadro talepleri giderek artıyor. Öyle bir seviyeye geldi ki her gün sosyal medyayı sallayan sözleşmeli personeller için gerek sendikalar gerekse medya destek veriyor. Her bir sendika gerek kendi hizmet kollarında eylemler gerçekleştiriyor gerekse tüm sözleşmeli personel için ter döküyor. Bilindiği üzere Konfederasyonumuz, bağlı sendikalar ve Haksen ailesi olarak Haksen Genel Başkanı Sayın Ayhan Çivi önderliğinde sözleşmeli personele hakları olan ve özlemle bekledikleri kadrolarına kavuşmaları için destek vermekteyiz. Kamudaki ayrımcılığın giderilmesi ve herkesin emeğinin karşılığını alabilmesi için tüm sözleşmeli çalışanlara kadro güvencesinin verilmesini tek çare olarak görmekteyiz. Bunun için kamuoyunda duyarlılık oluşturmak ve kadro talebimizi güçlü bir şekilde dile getirmek için yaptığımız çalışmalara destek olması adına sürekli olarak sosyal medyada da çalışmalar yapmaktayız”dedi.

  • Toplu intiharlara suçlu değil çare arayalım

    Toplu intiharlara suçlu değil çare arayalım

    Toplu intiharlar üzerine değerlendirme yapan Tüketici Hak Arama Derneği Genel Başkanı ve Tüketici Birliği Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Nihat Altay; “İntiharların sadece ekonomik veriler üzerine değil tüm yönüyle ele alınması gerekmektedir” dedi

    İstanbul Fatih’te kardeş oldukları öğrenilen ve yaşları 48 ile 60 arasında değişen dört kişinin siyanürle intihar etmesinin ardından, Antalya’da dört kişilik bir ailenin de geçim sıkıntısından dolayı intihar etmesi kamuoyunda büyük yankı uyandırdı.

    İntihar olaylarının çok vahim ve içler acısı olduğunu belirten Nihat Altay, “Türkiye’de her geçim sıkıntısı çeken intihar edecekmiş gibi algı oluşturmak doğru değil. ’Dünya Sağlık Örgütü raporlarına göre; İntihar nedeniyle her yıl yaklaşık bir milyon kişi hayatını kaybediyor. Japonya, Litvanya, Finlandiya, Güney Kore, Rusya intihar oranı yüksek ülkeler arasında yer alırken Türkiye nispeten düşük intihar oranına sahip ülkeler arasında’. İlk sıralarda ekonomik refah düzeyi iyi olan ülkeler gözümüze çarpıyor. Demek ki intiharların, “sadece ekonomik veriler” üzerine değil, psikolojik, sosyolojik, adli ve idari olarak da incelenmesi ve tüm yünüyle ele alınması gerekiyor. Bunun yanında komşuluk ilişkileri, manevî değerler, sosyal hizmetler üzerine farkındalığı artırmak için neler yapabiliriz üzerine yoğunlaşmak yerine, birilerini suçlamak daha vahim sonuçlar ortaya çıkaracaktır. Siyanürü temin etmeyi, depresyonun doğurduğu kötü sonuçları ve aşırı tüketimin insanlar üzerindeki etkileri araştırılıp üzerine gidilmelidir. Antalya’da bir aileyi yok eden babanın kendi ile beraber masum iki çocuğunu ve eşini öldürmesine, değil ekonomik sıkıntı hiç bir neden gerekçe gösterilemez. Hangi psikolojik akılla hareket ettiği belli olmayan baba, üç masum kişinin kanını eline bulaştırarak katil olmuştur. Sabır ve metanet yerine bir şeyleri bahane edip öfke ile hareket edilirse, dönüşü olmayan yola girilir” dedi.

    “İstanbul’da intihar ederek hayatına son veren kardeşlerden birisi olan Oya Yetişkin’in yakın arkadaşının anlattıklarına göre; Oya Yetişkin, şarkı söylüyormuş, modellik yapıyormuş, karate ve aerobik dersleri veriyormuş” diyen Nihat Altay açıklamasını şöyle sürdürdü; “Bu kadar ek iş yapmasına rağmen, alışveriş yapmayı çok sever, hiç para biriktirmezmiş. Aşırı tüketimden dolayı vatandaşlar ödeyemeyeceği kredi, kredi kartı veya farklı bir borç ile felakete sürüklendiğinin farkında değiller. Yaptığım pek çok basın açıklamasında üzerinde durduğum en önemli konulardan biri de tüketicilerin ayaklarını yorganlarına göre uzatması olmuştur. On günlük tatil için bir yıl borca giren tüketicileri, yeni aldığı bir aracı yok fiyata satıp, daha modelli olsun diye kredi çekip değiştirenleri, iphone’nin yeni modeli çıktığında kuyruğa girenleri çok kez gözlemliyoruz. Tüketicilere harcama yapmayın demiyorum. Ancak imkanların elverdiği sürece harcama yapılması gerekir. Sonra borç, borçla kapatılıyor. Bakın 23 Ağustos 2019 itibariyle bankalara olan borç, geçen yılın aynı dönemine göre 9.9 milyar lira artarak 528.11 milyar lira olmuş. Bu borcun 416.4 milyar lirası tüketici kredilerinden, 111.7 milyar lirası kredi kartlarından kaynaklanıyor. Takibe alınan tüketici kredisi ve kredi kartı borcu ise 2.8 milyar lira daha artarak 21.5 milyar lira olmuş. Sadece kredi kartı borcu yüzünden yasal takibe düşen 3 milyon kişi var. Hal böyle olunca ve borç ödenemez hale gelince tüketici icralık oluyor. Bu durumun ortaya çıkardığı içler acısı sonuçta, intiharlarla, facialarla pek çok aileyi ve hayatı yerle bir eden acılarla son buluyor. Bu nedenle vatandaşımız çok dikkat etmeli, hesabını iyi yapmalı ve bütçesine göre hareket etmelidir.”

  • Kas erimesi hastalığı DMD için çare istediler

    Diyarbakır’da 7 Eylül Dünya DMD farkındalık günü nedeniyle bir araya gelen, genetik geçişli kas erimesi hastalığı olan Duchene Müscülar Distrofi’ye (DMD) sahip çocuklar ve hasta yakınları tedavileri için yetkililerden destek istedi.

    DMD Kas Hastalığı ile Mücadele Derneği temsilcileri ve aileler 7 Eylül Dünya DMD Farkındalık Günü nedeniyle 15 Temmuz Şehitler Parkında bir araya gelerek basın açıklaması yaptı. Güneydoğu ve Doğu Anadolu DMD Mücadele Derneği Temsilcisi Ahmet Özkul, Türkiye’de 5 bin çocuğun bu hastalığın pençesinde olduğunu söyledi. DMD’lilerin tekerlekli sandalyeye mahkum olduğunu belirten Özkul, “Bugün Dünya Duchenne Müsküler Distorofi (DMD) Farkındalık Günü. DMD çocukluk döneminde başlayan ve ilerleyen çocukların fiziksel tüm hareketlerini zorlaştıran, tekerlekli sandalyeye mahkum eden, solunum ve kalp kası etkilenmesiyle 20’li yaşlarda yaşamını tehdit eden genetik geçişli kas erimesi hastalığıdır. Tedavi konusunda artık umudumuz daha güçlü. Dünyada yüzlerce bilimsel çalışma DMD için tedaviye umut oluyor. Devletimizden ve halkımızdan beklentimiz DMD’nin farkına varılması, farkındalık oluşmasıdır. Biliyoruz ki, acılar paylaşıldıkça azalır, mutluluklar paylaşınca çoğalır. Ülkemizde 5 binden fazla çocuğumuz bu hastalığın pençesinde. Biz aileler olarak toplumsal duyarlılık farkındalık bekliyoruz. Ülkemizdeki insanların vicdanına güvendiğimiz için bunu talep ediyoruz. Devletimizden, Sağlık Bakanlığından, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dan duyarlılık bekliyoruz. Dünyada bilimsel tedavi denemeleri son noktaya gelmişken ülkemizde DMD konusunda uzman hekimlerimiz mevcutken, ülkemizde tedaviye yönelik devletin desteği maalesef yetersizdir. Devletimizin sorumluluk almasını, çocuklarımızın bu tehlikeli hastalıktan kurtulması için ülkemizde bu konuda uzman hekimlerin desteklenmesini, bilimsel çalışmaların yapılması için destek bekliyoruz” dedi.

    “Kas hastalıklarının teşhisi ve tedavi merkezleri kurulmasını istiyoruz”

    DMD hastalığına çare bulunması ve erken teşhis konulması için hastalığa kulak verilmesini aktaran Özkul, “Birçok hastalıktan biliyoruz ki tedavi yurt dışında gelişmekte ve yüksek rakamlarla pazarlanmakta. Ülkemiz bunları karşılamakta zorlanmaktadır. Yaşadığımız ekonomik krizle bir kez daha görüyoruz ki, milli, yerli üretim her alanda devletimiz ve toplumumuzun lehinedir. Bundan kaynaklı buradan başta Cumhurbaşkanımı olmak üzere devletimiz ilgili birimlerini, ülkemizde bu konuda uzman hekimlerimizn bilimsel çalışmaları için uygun ortamları oluşturmaya çağırıyoruz. Devletimiz, halkımızı 7 Eylül Dünya DMD Farkındalık Gününde biz ailelerin sesini duymaya çağırıyoruz” diye konuştu.

    Aileler daha sonra ellerindeki balonları uçurarak “Çocuklar Ölmesin” sloganları attı.

  • Başkan Dağdelen: “Sorunlara çare üreten bir yapıyız”

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Teşkilat Başkanı Mustafa Ataş’ı, il teşkilatı ile birlikte ziyaret eden AK Parti Kırıkkale İl Başkanı Nuh Dağdelen, “Bizler de Kırıkkale’de çözüm odaklı siyaseti şiar edinerek yolumuza devam ediyoruz” dedi.

    AK Parti Kırıkkale İl Başkanlığının faaliyetleri hakkında bilgi aktaran Başkan Dağdelen, “AK Parti siyasi tarihimizde sorunlara çare üreten bir yapı olarak haklı bir yere sahip olmuştur. Bizler de Kırıkkale’de çözüm odaklı siyaseti şiar edinerek yolumuza devam ediyoruz. Bu vesileyle her adımımızda gücünü, arkamızda hissettiren genel merkezimize ve zat-ı alilerine şahsım ve teşkilatım adına şükranlarımı sunarım” dedi.

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ataş ise ziyaretten duyduğu memnuniyeti ifade ederek, başarı dileklerini ileterek inancın, eğitimin ve disiplinin önemine işaret etti.

    Ataş daha sonra, İl Başkanı Nuh Dağdelen ve beraberinde AK Parti Kırıkkale İl Yönetim Kurulu üyeleri, ilçe başkanları Kadın ve Gençlik Kolları Başkanları ile birlikte hatıra fotoğrafı çektirdi.

  • Kocamaz: “Birlik olmaktan başka çare yok”

    Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz, Türkiye’nin çok zor bir dönemeçten geçtiğini ifade ederek, böyle bir dönemde herkesin birlik ve beraberlik içerisinde olması gerektiğini söyledi.

    Danimarka’nın Ankara Büyükelçisi Svend Olling, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz’ı ziyaret etti.

    Ziyarette konuşan Başkan Kocamaz, Türkiye’nin çok zor bir dönemeçten geçtiğini ifade ederek, “Coğrafyamız bugün özellikle dış güçlerin etkisiyle kaynıyor. Suriye’de yaşananları herkes biliyor. Türkiye bu bölgede en kritik noktada ve bir köprüde bunuyor. Müslüman ülkeler içerisinde laik ve cumhuriyetle yönetilen tek ülke Türkiye. Böyle olunca da Türkiye’nin üzerine birçok oyunlar da oynanıyor. Şu anda Türkiye’de 3.5 milyonun üzerinde Suriyeli yaşıyor ve bunun yaklaşık yüzde 10’u Mersin’de. Ama biz geçmişimizden aldığımız kültürle bu insanları dışlayamıyoruz ve bu insanları kucaklamışız. Amerika’yı herkes biliyor. İslam ülkelerine demokrasi getireceğim düşüncesiyle Arap Baharı diyerek hepsini perişan etti. Yıllar önce Irak’ta bu filmi gördük. İran’la Amerika’nın arasındaki problemleri biliyoruz ama dikkat ederseniz bütün oyun Anadolu topraklarının etrafında oynanıyor. Onun için bize ve bizim partimize çok büyük görev düşüyor” dedi.

    “Ülke olarak her zamankinden daha fazla birlik ve beraberliğe ihtiyacımız var”

    Kocamaz, Türkiye’de Amerika’nın güdümünde bir 15 Temmuz olayı yaşandığına dikkat çekerek, “Bundan sonra bizim ülke ve ülke insanları olarak her zamankinden daha fazla birlik ve beraberliğe ihtiyacımız var. Böyle bir ortamda MHP sorumluluk bilinciyle geçmişten gelen siyasi çekişmeleri bir kenara bırakıp ülkenin bekasıyla ilgili böyle bir tavır koyuyor ortaya. Gün tartışmaları sürdürme günü değil. Dolayısıyla bizim partimiz üzerine de FETÖ denilen hain çete oyunlar oynadı” ifadelerini kullandı.

    “Bizim küçük desteklerimiz, sizin büyük destekleriniz yanındadır”

    Büyükelçi Olling ise Mersin’e ilk defa geldiğini belirterek, Danimarka’nın siyasi olarak durduğu noktayı açıkladı ve “Türkiye dünyadaki en çok Suriyelileri barındıran ülke ve onlara çokta iyi bakıyorlar. Biz bu konudaki müteşekkirlerimizi sizlere bildirmek isteriz. Danimarka’da da Suriye’den birçok mülteci barınmakta. Avrupa’nın kuzeyi ve güneyi çok büyük farklılıklar gösteriyor. Suriye’deki mülteciler hususuna gelince, Türkiye ’bunlar bizim kardeşlerimiz’ der gibi baktı. Şunu da bilmeniz isterim ki, PKK terör örgütünü Danimarka ilk tanıyan ve de dışlayan ülkelerin başında gelir. Bizim küçük desteklerimiz ve sizin büyük destekleriniz ve çabanızın yanındadır. Bunun yanı sıra DEAŞ’la da savaşan ülkelerin başında gelmektedir. İnsani yardım ve bunun yanı sıra kara ve hava yoluyla savaşta da Danimarka olarak destek veriyoruz. Türk ortaklarımız ve dostlarımızla yakın bir temas halinde bunları gerçekleştiriyoruz. 15 Temmuz’daki bu olaya da Avrupa’nın reaksiyonu ve tavrı biraz yavaş oldu. Aynı akşam hem başbakan hem de cumhurbaşkanı demokrasiye yapılan saldırıyı lanetledi” şeklinde konuştu.