Etiket: Çapraz

  • Kılanç’tan Üniversiteye Hazırlananlara “Çapraz Test” Uyarısı

    Zonguldak’ta üniversite tercih fuarında öğrencilerle buluşan Üniversite Tercih Merkezi Direktörü Burak Kılanç, öğrencilere çapraz test uyarısında bulundu. Çapraz testlerin başarı oranındaki etkisinin gözardı edilmemesi gerektiğini dile getiren Kılanç, “Gençlerin çapraz test diye düşündükleri testlerden mutlaka iyi bir performans göstermeleri gerekiyor” dedi.

    Üniversite Tercih Fuarı etkinlikleri kapsamında Zonguldak’ta bulunan Burak Kılanç, Üniversite Tercih Merkezi standında öğrencilerin sorularını yanıtladı. Öğrencilerin üniversiteleri tanımaları ve sınav sürecinde bilgilenmelerinin fuarlar sayesinde arttığını ifade eden Kılanç, çapraz test uyarısında bulundu. Çapraz testin başarı ortalamasındaki etkisinin yüksek olduğunu dile getiren Kılanç, “Kaybetmemeleri gereken bir alan” diye konuştu.

    2016 ÖSYS sürecinin Ocak ayı itibariyle başlayacağını belirten Kılanç, “Üniversite tercih fuarlarında üniversite tercih merkezi olarak Anadolu’ya seyahatlerimiz devam ediyor. Şu anda Zonguldak’tayız. Üniversite Tercih Merkezi, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün resmi tercih ve rehberlik platformudur. İstanbul’da oluşan bilgi ve birikimi Anadolu’daki tüm illerimize olabildiğince giderek oradaki gençlerle paylaşıyoruz. Zonguldak’ta fuarda gençlerle buluştuk. Burada yapmış olduğumuz söyleşilerde gençlerimizin kafasında oluşan sorulara yanıt vermeye çalıştık. 2016 ÖSYS Ocak ayındaki YGS başvurularıyla başlayacak. Eylül ayının başındaki ek yerleştirme sürecine kadar devam edecek. Tabii şu anda gençler heyecanlılar. Ders programlarını yapmaya çalışıyorlar. YGS ve LYS’ye hazırlanmaya çalışıyorlar. Yılın bu döneminde gençlere verebileceğimiz en önemli tavsiye bunun iki aşamalı bir yarış olduğu yönündedir. Fakültelerdeki lisans programlarına yerleşecek olanlar her iki sınava da girecekler. YGS işin birinci yarısı ve YGS de LYS kadar önemlidir. Sınavda toplanabilecek olan puanın yüzde 40’ını YGS, yüzde 60’ını LYS oluşturuyor” dedi. Çapraz test konusuna da vurgu yapan Kılanç, “Bir de çapraz test gerçeğini gençlerimiz gözden kaçırıyorlar. Ona da vurgu yapmamız gerekiyor. Örneğin mühendislik alanında yani dört puan türünde tercih yapacak olan bir öğrencinin YGS sosyal testinden kazanacağı yüz üzerinden altı puan var. Bu, LYS2’den biyolojiden kazanacağı beş puan ile kıyaslandığında esasında daha yüksek. Sayısal puan türünde bir öğrenci biyolojiyi daha önemli görüyor. Ancak sosyalin getirisi daha fazla. Öyle olduğu için gençlerin çapraz test diye düşündükleri testlerden mutlaka iyi bir performans göstermeleri gerektiğinin altını çizmek istiyorum. Bu aynı zamanda TM puan türleri için de geçerlidir. TS puan türlerinde ise matematik testi, özellikle TS’cilerin TM’ciler karşısında kendilerini savunabilecekleri bir alandır. Kaybetmemeleri gereken bir alandır. Öyle olduğu için adayların şu anda ders programlarını yaparken çapraz testlerdeki başarılarını da yükseltecek şekilde bir değerlendirme yapması yerinde olacaktır” açıklamalarında bulundu.

    “ÖSYM VE YÖK’ÜN YAPACAĞI AÇIKLAMA SORU İŞARETLERİNİ ORTADAN KALDIRACAK”

    Bazı illerdeki güvenlik problemleri sebebiyle eğitim ve öğretime ara verildiğini hatırlatan Burak Kılanç, öğrencilerin de YGS ve LYS’nin ertelenebileceği endişesinde bulunduğunu söyleyerek şu ifadelere yer verdi: “Gençlerle sohbet ederken, onlardan soruları alırken şu anda üniversiteye hazırlanan gençlerin bir anlamda da nabzını tutuyoruz. Bir önemli nokta Zonguldak’ta dikkatimizi çekti. Özellikle bazı illerimizde şu anda yaşanan güvenlik problemleri ile ilgili eğitime öğretime ara verildi. Bu da gençlerin kafalarında YGS ve LYS’nin ertelenebileceği şeklinde soru oluşturmuş. Bu anlamda da Bakanlığın, ÖSYM’nin ve YÖK’ün yapacağı açıklamanın sınava hazırlanma heyecanı ve endişesi içerisinde olan gençlerin bu konudaki soru işaretlerini ortadan kaldıracağını düşünüyorum.”

    Kılanç, İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü Üniversite Tercih Merkezi’nden öğrencilerin ücretsiz faydalanabileceğinin altını çizdi.

    “ÜÇÜNCÜ NESİL ÜNİVERSİTEYİZ”

    Nişantaşı Üniversitesi’nin İstanbul MEM ile ortaklaşa protokolüyle Üniversite Tercih Merkezi’nin hayata geçtiğini hatırlatan Burak Kılanç bilgi ve birikimi Anadolu’ya taşıdıklarını sözlerine ekledi. Nişantaşı Üniversitesi’ni fuarlarla öğrencilere anlattıklarını dile getiren Kılanç, “Üniversite Tercih Merkezi İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile Nişantaşı Üniversitesi’nin ortaklaşa yürütmüş olduğu bir projedir. 15 Ocak 2014’te imzalanan karşılıklı eğitim işbirliği protokolü çerçevesinde hayat buldu. Biz de Üniversite Tercih Merkezi olarak Anadolu’ya bilgi, birikimimizi aktarırken bu fuarlarda üniversite olarak da yer alıyoruz. Üniversite Tercih Fuarları Anadolu’da pek çok üniversitenin katılımıyla öğrencilere o üniversiteleri tanıma fırsatı veriyor. Biz de Nişantaşı Üniversitesi olarak ayrı bir stantla Nişantaşı Üniversitesi’ndeki ön lisans ve lisans bölümlerini öğrencilere anlatıyoruz. Nişantaşı Üniversitesi’nin yükseköğrenime yaklaşımını anlatıyoruz. Üçüncü nesil üniversitesinin ne anlama geldiğini anlatıyoruz. Bu konuda Nişantaşı Üniversitesi’nin neler yaptığını anlatıyoruz. Bu fuarların gerçekten Anadolu’daki gençlere vizyon kazandırma anlamında düşüncelerine farklı boyutlar kazandırma anlamında faydalı olduğunu söyleyebilirim. Bir de bu sürecin sonunda YGS ve LYS’de aldığınız puanlar kadar doğru mesleği ve üniversiteyi tercih etmek de önemlidir. Bu anlamda gençler bütün üniversiteleri gezsinler. Üniversite yetkilileriyle görüşsünler. Bu uzun maraton sonunda doğru tercih yapıp mutlu bir şekilde kariyerlerine yol versinler” ifadelerini kullandı.

    “REHBER ÖĞRETMENLERE ÇOK ÖNEMLİ GÖREVLER DÜŞÜYOR”

    Öğrencilerin ve ailelerinin lise son sınıfta sınav sürecine odaklandığına dikkat çeken Burak Kılanç, öğrencilerin lise birinci sınıftan itibaren yol haritası çizmesi gerektiğini söyledi. Fuarların üniversitelerin tanıtılmasında etkili olduğunu belirten Kılanç, sözlerini şöyle tamamladı: “Öğrenciler ve aileleri özellikle lise son sınıf aşamasında öğrencinin akademik başarısının sınavlarda yüksek olması ile ilgili konsantrasyon içerisinde oluyorlar. YGS ve LYS’de testlerde daha fazla net çıkartma çabasında oluyorlar. İstanbul’da, Ankara’da büyük şehirlerde baktığınızda meslekler konusunda üniversiteler konusunda gençlerin gidip başvurabileceği imkanlar fazla. Anadolu’da bu imkanların çok fazla olmadığını gözlemliyoruz. Bu fuarlar vesilesiyle gençlerin uzmanlarla, üniversite yetkilileriyle bir araya gelmesi çok faydalı oluyor. Tercih dönemi 15-20 günlük bir süredir. Bu sürede bütün meslekleri, üniversiteleri tanımak kişinin kendisini tanıması, kendisine uygun mesleği seçmesi o kadar kolay olmuyor. Aslında bu lise 1’den başlayacak bir süreçtir. Burada rehber öğretmenlere çok önemli görevler düşüyor. Ancak eğri oturalım doğru konuşalım liselerdeki rehberlik hizmetlerinin kalitesinin çok iyi olduğunu söylemek pek mümkün değil. Biz de üniversiteler olarak çeşitli projelerle hem liselerdeki rehberlik hizmetlerinin kalitesinin artması hem öğrencilere doğru bilgilerin aktarılması, gençlerin ve ailelerin bilinçli ve doğru tercih yapmasıyla ilgili ne gerekiyorsa yapmaya çalışıyoruz. Aday kitlesi ile buluştuğumuz platformlardan bir tanesi de fuarlardır. Fuarlar öğrencilere faydalı oluyor.”

  • Çapraz Nakille Yeni Hayatlarına Kavuştular

    Antalya’da böbrek hastası Şengül Çaygeçen ile Serdar Aydoğdu, Medical Park Antalya Hastane Kompleksi’nde oldukları çapraz nakille sağlıklarına kavuştu.

    Uygun böbrek bulunamaması nedeniyle kadavra listesine yazılan ancak uzun süredir nakil olma umuduyla bekleyen Eskişehirli Şengül Çaygeçen (49) ile Samsunlu Serdar Aydoğdu (31), çapraz nakille yeniden hayat buldu.

    Çapraz nakille birçok böbrek hastasına yeni hayat verebildiklerini söyleyen Medical Park Antalya Hastane Kompleksi Organ Nakli Merkezi Başkanı Prof. Dr. Alper Demirbaş, “Organ naklinde uygun vericileri olan hastalar, şanslı hastalardır. Çapraz nakilde; kan grupları kendi hastalarına uymayan hastalar, aynı şekildeki diğer hastalarla organ bağışı yaparak sağlıklarına kavuşabilirler. Vericilerin uygunluğundan sonraki en önemli aşama yapılan ameliyatların başarısıdır. Bu hastalarımızda başarılı geçen organ nakli ameliyatlarından sonra sağlıklarına kavuştular” dedi.

    Medical Park Antalya Hastane Kompleksi Organ Nakli Merkezi’ne başvuran Şengül Çaygeçen, “Kaderimde, hayatımda hiç görmediğin birinin böbreğini almak varmış. Eşim, bana böbreğini vermeyi çok istedi. Yapılan testlerde uygunsuzluk ortaya çıktığını öğrenince çok üzülmüştük. Ama şans bize de güldü. Eşim, böbreğini bana veren Şaziye Aydoğdu’nun oğlu Serdar’a böbreğini verdi. Biz artık Aydoğdu ailesiyle akrabayız. Onlar artık kanımız, canımız” şeklinde konuştu.

    SON ÇARENİN BÖBREK NAKLİ OLDUĞUNU SÖYLEDİLER

    Nakil için Eskişehir’den Antalya’ya gelen Şengül Çaygeçen yıllardır süren böbrek hastalığı mücadelesinden galibiyetle çıkmaktan çok mutlu olduğunu belirterek, “Hastalığımı öğrendiğimde 39 yaşındaydım. Nefes almakta zorlanıyor, ilaç tedavisi görüyordum. Zamanla ilaç tedavisine yanıt vermeyince, diyalize başladım. Bir süre sonra nefes alamaz hatta yatamaz oldum. Hekime tekrar başvurduğumda son çarenin nakil olduğu söylendi. Bir arkadaşımızın tavsiyesi üzerine Antalya’ya geldik. Ancak çapraz nakil hakkında hiçbir fikrimiz yoktu. Yapılan yönlendirmelerde ne olduğunu öğrendik ve çapraz nakil olmak nasip oldu” ifadelerini kullandı.

    YENİDEN HAYAT VERMENİN MUTLULUĞU BAMBAŞKA

    Şengül Çaygeçen’in çiftçilikle uğraşan eşi Mehmet Çaygeçen (53), “Çapraz nakil sonucunda, böbreğim hayatımda hiç tanımadığım birine nakledildi. Aslında bakarsanız bir hayat kurtardım. Genç bir kişiye böbreğimi vermek beni çok mutlu etti. 2 çocuğumuz var, ben böbreğimi vermeseydim onlar vereceklerdi. Eşim, Aydoğdu ailesini telefonuna ‘Can kardeşler’ diye kaydetti. Biz bir aile olduk. Serdar artık bizim oğlumuz. Herkesin böbreklerini bağışlamasını diliyorum. Böbrek nakli gerçekten korkulacak bir ameliyat değil. Hasta bir kişiye yeniden hayat vermenin mutluluğu bambaşka” dedi.

    ÇAYGEÇEN AİLESİYLE BULUŞMAMIZ GERÇEK BİR ŞANS

    Doğuştan idrar kaçağı hastası olduğunu söyleyen Serdar Aydoğdu (31) ise; “5 yaşımdan beri idrar yollarımla ilgili tedavi görüyordum. Zamanla idrar kaçağı böbreklerime zarar verdi. Annem bana böbreğini vermek istedi ama kanımız tutmadığı için verici olamadı. Babam ve ablam da verici olmak istedi ancak ikisinin de kan grubu uymadı. Kadavra listesine ve hatta çapraz nakil listesine İstanbul’da yazıldım. Aslına bakarsanız bizim, Çaygeçen ailesiyle buluşmamız gerçek bir şans. Onların artık hayatımızda büyük bir yeri var” şeklinde konuştu.

    HAYALİMDE AVUKAT OLMAK VAR

    Samsun’dan gelen ve uzun süredir tedavisi nedeniyle işsiz olduğunu belirten Serdar Aydoğdu, “Diyalize gitmenin hayatımıza etkisi çoktu. Diyalize başladığımda ortaokula gidiyordum. Ancak liseyi, diyaliz nedeniyle okuyamadım. Açık liseye yazıldım ama onu bile yürütemedim. Şimdi okumaya niyetim var. Hedefimde üniversite mezunu hayalimdeyse avukat olmak var. Nakilden sonra hayatımda çok şey değişti. Bazen sabah kalkıyorum ve diyalize geç kaldım diye korkuyorum. Diyaliz hayatımda öyle büyük bir yeri kaplıyordu ki hala hayatımda bir engel gibi hissediyorum” dedi.

    BÖBREĞİMİ VERDİM, SAPASAĞLAMIM

    Serdar Aydoğdu’nun annesi Şaziye Aydoğdu (52), “Serdar küçükken idrara çıkamıyor çok ağlıyordu. Sabahlara kadar hiç uyumazdı. Çok hastane, çok hekim gezdik. İdrarın böbreğe kaçmasıyla, diyalize girmek zorunda kaldı. Oğluma böbreğimi vermek istedim, uyumlu olmadı. Kader o ya isteğim çapraz nakille gerçekleşti. Etrafımızdaki insanlardan, ‘Sen de yarım olursun, günah, tek böbreğinin yaşadığı kadar yaşarsın gibi’ tepkiler aldım. Ben iki böbreğimi de versem oğlum kurtulsun istedim. Onlara da bir takım şeyleri anlattım. Kimi inandı kimi de inanmadı. Böbreğimi verdim, sapasağlamım” ifadelerini kullandı.