Etiket: Canlıdan

  • Türkiye canlıdan karaciğer naklinde dünyada ilk sırada

    2000 yılından önce karaciğer nakli sayısı 20’yi geçmeyen Türkiye canlı karaciğer nakli sıralamasında dünyada ilk sırada yer alıyor.

    Türkiye Organ Nakli Kuruluşları Koordinasyon Derneği tarafından 12. kez 18-21 Ekim 2018 tarihlerinde Trabzon’da kongre düzenlenecek. Kongre öncesi bir otelde basın toplantısı düzenleyen Türkiye Organ Nakli Kuruluşları Koordinasyon Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Uluğ Eldegez, diyalize giren hastaların birçoğunun Karadeniz bölgesinden olduğunu belirterek dünyada her diyaliz hastasının organ nakli adayı olarak kabul edildiğini söyledi.

    10 Ekim 2018 tarihi itibariyle böbrek bekleyen hastası sayısının 22 bin 353 olduğunu kaydeden Eldegez, “Beyin ölümü bildirilen hasta sayısı bin 643 ama bunların bin 108’i organ vermeyi reddetmiş. Yalnız 454 tanesi organ vermeyi kabul etmiş. 70 bine yakın diyaliz hastası var bunlardan 22 bin 353’ü kadavradan organ bekleyen hastalar. Rakamlar maalesef bu şekilde. Bin 600’ün yarısını alabilseniz 800 hasta bin 600 böbrek yapıyor. Organ bağışının önemini çok iyi vurgulamak gerekiyor” dedi.

    Türkiye’de 77 börek, 43 karaciğer, 14 kalp ve 5 akciğer nakil merkezi olduğunu kaydeden Eldegez, “Karadeniz bölgesinde 5 nakil merkezi olmakta olup, sadece böbrek ve karaciğer nakli yapılmaktadır. Amaçlarımızdan biri de 2 senede bir düzenlediğimiz kongremizi her seferinde farklı Organ Nakil Merkezleri olan yerlerde düzenleyerek bölgeye bu konuda ivme kazandırmaktır” şeklinde konuştu.

    Türkiye karaciğer naklinde ilk sırada

    Prof. Dr. Kamil Yalçın Polat ise, 2000 yılından önce Türkiye’de yıllık karaciğer nakli sayısının 15-20’leri geçmediğini dile getirerek, “Türkiye’de önemli bir atılım var. Batılı standartlarla aynı oranda organ bağışı yapabilmiş olsak Türkiye’de karaciğer naklini canlıdan yapmaya ihtiyaç olmayacak. Türkiye’de yılda ortalama bin 500 karaciğer nakli yapıyoruz. Ama ağırlıklı canlı organ nakli yapıyoruz. Keşke kadavra olsa da hiç canlıdan nakil yapmamış olsak. Dünyada en çok canlıdan karaciğer nakli yapan ülke Türkiye. 2016 yılında dünyada 3 bin 300 canlıdan nakil yapılmış bunun bini Türkiye’de olmuş. Bu konuda Türkiye’nin önü açık. Sayılarımız oldukça iyi. Artık dışarıdan Türkiye’ye hasta geliyor. Sağlık Bakanlığımızın altyapısı çok iyi” ifadelerini kullandı.

  • Canlıdan akciğer nakli yeni umut kapısı olacak

    Ankara Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi Akciğer Nakli Merkezi Sorumlu Uzmanı Doç. Dr. Erdal Yekeler, canlıdan canlıya akciğer nakline dikkat çekerek, “Bu yıl için akciğer naklinde artık canlıdan bağış yapmayı düşünüyoruz, bu konudaki eğitimimizi tamamladıktan sonra en kısa sürede Yüksek İhtisas Hastanesi olarak canlıdan akciğer nakli konusunda bu yıl için gayretlerimiz ve çabalarımız var” dedi.

    Ankara Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi Akciğer Nakli Merkezi Sorumlu Uzmanı Doç. Dr. Erdal Yekeler, Türkiye’deki akciğer naklinin seyrinden bahsederek, “Akciğer Nakli Merkezimiz Yüksek İhtisas Hastanesi’nde faaliyetlerine ilk olarak 2013 Mart ayında başarılı yaptığı ilk akciğer nakli ile başlamıştır. Ülkemizde ilk başarılı akciğer nakli 2009 yılında yapılmıştır ve ardından 2012 yılında ülkemizde 6 merkez akciğer nakli için ruhsatlandırılmıştır. Ülkemiz organ nakilleri konusunda 1980’li yıllardan itibaren çok tecrübeli ve bu konuda Avrupa’da, dünyada öncü ülkeler arasında yer almaktadır. Canlı organ nakli konusunda da dünyada ilk sıralarda yer almaktadır ve bu konuda dünyanın bizden öğrendiği çok şey olmuştur. Ancak akciğer nakli en son gelişen organ nakli olmuş ve günümüzde de artık elde ettiğimiz başarılı sonuçlarla yüz güldürücü noktaya gelmiştir. Organ nakilleri 2015-2016 yılında yapılan yaklaşık 4 bin 500 solid organ nakli ile biz Avrupa’da neredeyse ilk 3’te her zaman yer aldık. Akciğer naklinin en son gelişmesindeki en önemli faktör; akciğer organının tabiatında olan zorluğundan kaynaklanmaktadır. Tüm organ nakilleri içerisinde en zor, ölüm riski yüksek, komplike organ nakli akciğer naklidir. 2013 yılında bizim merkezimizde ilk akciğer organ naklinin yapılmasından bu yana 28 akciğer nakli yapmıştır. Yaptığımız 30’a yakın bu akciğer nakli sonrası elde ettiğimiz başarılar ülkemizdeki en yüksek başarı oranına sahip merkez olarak bizi bu noktaya taşımıştır. Elde ettiğimiz bu başarı, Avrupa, Amerika, Batı toplumu, bu toplumlarla, gelişmiş ülkelerle kıyasladığımız zaman hiçbir farkımızın kalmadığını ortaya koymuş olduk” ifadelerini kullandı.

    Akciğer nakli kimlere yapılır?

    Doç. Dr. Yekeler, akciğer naklinin kimlere yapıldığı ile ilgili de şu bilgileri kaydetti:

    “Ülkemizde olsun, dünyada olsun akciğer naklinin en sık yapıldığı endikasyon koah hastalarıdır. İkinci sırada yaptığımız İPF, bunun dışında bronşit, çocukluk yaş grubunda gördüğümüz kistik fibrozis gibi hastalıklar akciğer naklinin en sık yapıldığı nedenler arasında yer almaktadır. Herhangi bir nedenle iyi huylu bir akciğer hastalığı nedeniyle kişilerin oksijene bağlı duruma geldiği her türlü sebep akciğer nakli için değerlendirilmesi veya bir akciğer nakli merkezi tarafından araştırılması gereken bir nedendir. Akciğer nakli kimlere yapılmaz? Tüm kanser grupları içerisinde en sık karşılaşılan kanser hastalığı akciğer kanseridir. Kanser hastalarında, özellikle akciğer kanserinde akciğer nakli yapılamaz çünkü nakil sonrası vermiş olduğumuz bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaçlar akciğer nakli sonrası özellikle kanserli hastalarda veya o ana kadar tespit edemediğimiz kanserlerin vücuda yayılmasına sebep olmaktadır. Bunun dışında da özellikle kalp yetmezliği hastaları da ciddi bir şekilde nefes darlığı yaşamaktalar, kalp yetmezliği hastalarında da veya ikincil organ yetmezliği dediğimiz böbrek yetmezliği, karaciğer yetmezliği gibi sebeplerde de akciğer nakli yapılamaz, bunlar bizi kısıtlayıcı faktörler olarak karşımıza çıkıyor.”

    “Donörü en az bulunan organ”

    Akciğerin soluk borusu ile dış ortama açık tek organ olduğunu belirten Doç. Dr. Yekeler, “Nakil yaptıktan sonra enfeksiyonlara açık organ demektir. Buna karşın kalp, böbrek, karaciğer ve diğer organlarımız ameliyat ve yoğun bakım sürecini atlattıktan sonra bu enfeksiyon riskinden büyük oranda uzak duruyor ama akciğer nakli olmuş hastalarımız nakil sonrası topluma çıktıkları zaman, sosyal hayata döndükleri zaman her türlü bakteriyel, viral sebepli enfeksiyonlara açık hale gelmektedirler bu da bu işin en önemli zorluklarından biridir. Bunun gibi akciğerin diğer organlara göre red oranının en yüksek olması, donörün en az bulunan organ olması. Ülkemizde ve dünyada akciğer nakli için en sıkıntılı problemlerden bir tanesi donör teminidir. Ülkemizde zaten kadavradan donör, Batı toplumu ile kıyasladığımızda oranlar gerçekten çok düşük kalmaktadır. Batı toplumundaki kadavradan organ donörü milyonda 35-40 civarındayken, ülkemizde bu rakam ancak yeni milyonda 6’ya ulaşmıştır. 100 donörden ancak 25’inin akciğerini kullanabiliyoruz ama ülkemizde yaptığımız çalışmada bu oranın yüzde 15 olduğunu gördük. Hem ülkemizdeki kadavradan bağış oranı çok düşük hem de buna kıyasla yapılan bağışlardaki akciğeri kullanabilirlik oranı çok düşük ve bu da ülkemizdeki akciğer naklinin sayısını kısıtlamakta ve en büyük engel olarak karşımıza çıkmaktadır. Daha çok akciğer nakli yapmak, daha çok hastamıza umut ışığı olmak ve daha çok hayat kalitesi sunmak için daha çok organ bağışını ve yapılan organ bağışlarında da daha fazla akciğer koruyucu stratejiler geliştirmemiz gerektirdiğini anlamış durumdayız” şeklinde konuştu.

    “Ülkemizde organ nakillerinin yüzde 80’i canlıdan yüzde 20’si ise kadavradan yapılmaktadır”

    “Akciğer nakli, ülkemizde yeni gelişen bir organ nakli protokolüdür” diyen Doç. Dr. Yekeler, “ Daha yeni yeni bu kavramlar oturmaya başladı, son 3-4 yıldır gündemde olan bir konudur. Şu an Sağlık Bakanlığımızın resmi verilerinde akciğer nakli bekleme listesindeki sayımız 49 civarındadır ama bu rakam asla ülkemizin gerçek rakamlarını yansıtmamıştır çünkü ihtiyacı olan hasta sayımız çok daha fazla, binlere ulaşabilecek rakamlarla ifade edebiliriz. Böbrek nakli olsun, karaciğer nakli olsun canlıdan bağış ve canlıdan nakil yapılmakta ve ülke olarak biz bu rakamlarla belki dünyada ilk sıralarda yer almaktayız. Toplum olarak, kültür olarak bağış yapabiliyoruz ama Batı toplumunda neredeyse yok esamesindedir. Batı toplumunda kadavradan bağış yüzde 80, canlıdan bağış yüzde 20 civarındayken ülkemizde toplam organ nakillerinin yüzde 80’i canlıdan yüzde 20’si ise kadavradan yapılmaktadır. Canlıdan bağış belki ülkemiz için bir çıkış noktası, bir umut kapısı olacağı düşüncesindeyiz. Bu yıl için akciğer naklinde artık canlıdan bağış yapmayı düşünüyoruz, bu konudaki eğitimimizi tamamladıktan sonra en kısa sürede Yüksek İhtisas Hastanesi olarak canlıdan akciğer nakli konusunda bu yıl için gayretlerimiz ve çabalarımız var” açıklamalarında bulundu.

    “Akciğer naklinde iki verici kullanılıyor”

    Doç. Dr. Yekeler, canlıdan nakil konusunda bağışçıya etkisi ile ilgili ise, “Canlıdan bağışlanan karaciğer ve böbrek nakillerinde sadece bir verici kullanılmakta ama akciğer nakli için iki vericinin kullanılmış olmasıdır. Bir çocuğumuz hasta ise, annenin sağ akciğerinin alt yarısını, babanın sol akciğerinin alt yarısını evladımıza bağışlamak suretiyle her iki taraf için bu şekilde birer akciğer kazandırmış oluyoruz alıcılara. Belki risk olarak karşımıza çıkan, diğer organ nakillerine göre dezavantajmış gibi görünen unsurumuz burada iki vericinin kullanılmış olmasıdır ama tabii ki canlıdan bağışlanan akciğer naklindeki sonuçlarımız kadavradan bağışlanan akciğerlere göre çok daha iyi ve sonuçlar yüz güldürücüdür” değerlendirmelerini yaptı.

    Doç. Dr. Yekeler, yapılan akciğer nakillerinde 4 ila 6 saat içerisinde akciğerin hastaya takılmış olması gerektiğini söyleyerek, Sağlık Bakanlığının yaptığı organizasyon ve trafikte sağlanan kolaylıklarla akciğer naklinin başarısının arttığını kaydetti.

    “77 günde halı sahada top oynayacak hale geldim”

    Evli ve 3 çocuk sahibi 59 yaşındaki, 77 gün önce akciğer nakli olan Zeynel Yeşilot ise, “Gayet iyiyim. Doç. Dr. Erdal Yekeler hocam ve diğer ekip elemanlarının büyük başarısı beni bu hale getirdi. Tamamen oksijene bağımlı, hiçbir yere kımıldayamıyordum, çorabını dahi giyemeyen bir isnadım, şu anda 77 gün içerisinde top oynayacak duruma geldiğime göre bütün başarı hocalarımındır. Çok iyiyim, 77 günde halı sahada top oynayacak hale geldim. Canlıdan canlıya naklin daha başarılı olacağına inanıyorum. 16 ay bekledim, 5 yıldır oksijene bağlı yaşadım ama 16 ayı sevinerek bekledim. Çok stres yaşadım, sabahlara kadar ağladığım oldu, ya olmazsa diye ama bir sabah kalkıp da hocamın ‘hadi gel nakil yapacağız’ demesi beni bitirdi zaten, dünyalar benim oldu” diye konuştu.

    “Hayat vermek kadar güzel bir şey var mı?”

    Evli ve 61 yaşında, 11 ay önce akciğer nakli olan Ali Horat da yaşadıklarını şöyle anlattı:

    “Ben de koah hastalığı vardı. Yürüyemiyordum, nefes darlığı çekiyordum ama devamlı hareket etmeye çalışıyordum. Tüple geziyordum, zaman zaman krize giriyordum, zaten sürekli 112 acile gidiyordum. En sonunda ‘nakil yapılıyor’ dediler. Geldik burada tetkikler yapıldı, her şey normal çıkınca nakil olacaksın dediler, çıktığı zaman çağırıldım korkmadan önce Allah sonra hocaya güvendim. Çok iyiyim, yemem, içmem, konuşmam. Yürüyemiyordum, karda, yağmurda arkadaşlar yürürken bakıyordum ‘ben de böyle yürüyebilecek miyim?’ diyordum. Hayat vermek kadar güzel bir şey var mı? Uygunsa yaptırsınlar. Nakil için, verin nedir ki yani arkadaş? Zaten toprak oluyorsun, kemiklerin bile kalmıyor. Biz burada moral veriyoruz bazı hastalara. Çorap giyemiyordum, hanım giydiriyordu, nefes alamıyordum, serum yiyip işe gidiyordum. Kimse korkmasın ameliyattan.”

  • Devlet hastanesinde ilk kez 24 saatte canlıdan canlıya 3 böbrek nakli

    Antalya’da ilk kez bir devlet hastanesinde canlıdan canlıya böbrek nakil işlemi gerçekleştirildi. 24 saat içerisinde nakli gerçekleştirilen 3 hastanın sağlık durumunun iyi olduğu belirtildi.

    Sağlık Bilimleri Üniversitesi Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 15-16 Kasım tarihleri arasında ilk defa canlıdan canlıya nakil işlemi gerçekleştirildi. 30 yaşındaki Şahin Karakoç’a kardeşi Muhammet Karakoç, 1 yıldır diyalize giren ve 38 yaşındaki Abdurahman Işık’a annesi Aile Işık ve 5 yıldır diyalize giren 52 yaşındaki Hatiçe Çolak’a da kızı Gülbahar Hakikat böbrek bağışında bulundu. Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi organ nakil ekipleri 3 hastaya da aynı gün içerisinde canlıdan canlıya böbrek nakil işlemini gerçekleştirerek, sağlıklarına kavuşmalarını sağladı.

    Antalya Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Prof.Dr. Necat Yılmaz, yaklaşık iki yıl önce Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi organ nakli birimini kurarak Antalya’da üçüncü merkezin görevine başladığını söyledi. Organ nakli ekibinin zaman içerisinde birçok başarılı nakiller yaptığını belirten Yılmaz, “Nakil sayımız 15’e ulaştı. Şuanda ise aynı günde 3 kişiden böbrek nakli gerçekleştirmiş bulunmaktayız. Organ nakline tekrardan dikkat çekiyorum. Organ bekleyen binlerce vatandaşımızın olduğunu ve bunun ekonomiye büyük bir yük getirdiğini. Her organ nakli gerçekleştiren kişinin daha sağlıklı ve daha maliyet açısından da ülkemize katkı olduğunu düşünüyorum” dedi.

    “11 ay içerisinde 3 karaciğer nakli, 9 tane kadavradan yapılmış böbrek nakli ve 24 saat içerisinde 3 hastamıza böbrek nakli gerçekleştirmiş bulunuyoruz”

    Başhekim Dr. H.Yalçın Yüksel de, kamu alanında nakil işlemlerini daha fazla gerçekleştirebilmek için üstün bir gayret göstereceklerini kaydetti.

    11 ay içerisinde 15 nakil gerçekleştirdiklerini söyleyen Uzm. Dr. Tuğrul Çakır ise, “Yaklaşık 11 ay önce açılmıştı ve gerekli alt yapımını tamamladıktan sonra açıldıktan 2 ay sonrası ilk kadavra naklini gerçekleştirmiştik. Toplam 11 ay içerisinde 3 karaciğer nakli, 9 tane kadavradan yapılmış böbrek nakli ve en son kasım ayında 24 saat içerisinde 3 hastamıza böbrek nakli gerçekleştirmiş bulunuyoruz. Açılırken hedeflerinin canlıdan canlıya böbrek nakli, kadavradan böbrek nakli, kadavra karaciğer nakli, canlıdan canlıya karaciğer nakli olduğunu söylemiştik, bu hedeflerin üçünü gerçekleştirdik” diye konuştu.

    Bir yıldır diyalize giren ve annesinden nakil gerçekleştirilen 38 yaşındaki Abdurahman Işık, “Çok şükür iyiyim. Annemden Allah razı olsun” diyerek duygularını ifade ederken, yine bir yıldır diyalize giren ve kardeşinden nakil gerçekleştirilen Muhammet Karakoç ise, “Bir emanet aldık, kendi emanetimizi taşıyamadık. Şimdiki aldığımız emaneti taşımak daha önemli. İnşallah taşıyabiliriz” diye konuştu.

  • SDÜ, Canlıdan Canlıya Nakle Hazırlanıyor

    Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Tıp Fakültesi Organ Nakli Merkezi Müdürü Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Mahmut Bülbül, canlıdan canlıya böbrek nakli yapacaklarını söyledi.

    SDÜ Tıp Fakültesi Organ Nakil Merkezinde bugüne kadar yapılan organ nakilleri ile ilgili bilgilendirme yapıldı. Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi Mehmet Yıldırım, organ nakli konusunda SDÜ’nün büyük başarılarının olduğunu belirterek, toplamda 6 organ nakli yapıldığını söyledi. Başhekim Yıldırım, “Organ nakil merkezimizin son 3 hafta içerisinde yaptığı 2 organ naklini duyurmak için burada toplanmış bulunuyoruz. Birisi karaciğer nakli olan hastamız. Yaklaşık 25 gün önce karaciğeri nakledildi. Şu anda hastamız gayet sağlıklı. Bizim de bu karaciğer naklinden sonra ikinci karaciğer naklimiz oldu hastanemizde. Bir de böbrek naklimiz var. Bir hafta önce hastamıza nakledildi. O da şu anda gayet sağlıklı bir durumda. Toplamda 4 böbrek 2 karaciğer nakli yapıldı. Hepsi de sağlıklı bir şekilde hayatlarına devam ediyorlar. Büyüyerek hızlanarak emekleme ile başladık. İnşallah hızlanarak gideceğiz” dedi.

    “HEDEF CANLIDAN CANLIYA NAKİL”

    SDÜ Organ Nakli Merkezi Müdürü Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Mahmut Bülbül, SDÜ Tıp Fakültesi’nde organ nakli ekibinin organ nakillerinde iyi işler çıkardığını belirterek, ileride canlıdan canlıya organ nakli yapacaklarını söyledi.

    Prof. Dr. Bülbül, “Biz organ nakli ekibi olarak artık kendimizi kendimize yettiğimizi ve bölgeye de hitap ettiğimizi düşünüyoruz. Geldiğimiz noktada yapılmış olan tüm nakil işlemleri sağlıklı bir şekilde hayatlarına devam ediyorlar hastalarımız. Bugün de taburculukları yaklaşmış 2 nakil olan hastamızla ilgili sizleri bilgilendirmek amaçlı burada bulunuyoruz. Bir tanesi karaciğer nakli oldu. Artık ölümün eşiğine gelmiş bir hastamızdı. Başarılı bir şekilde nakil yapıldı. Bildiğiniz gibi bize karaciğer dışarıdan geldi. Diğer böbreği de geçen hafta takmıştık. Yaklaşık beş gün kadar önce. Onun da böbreğini beyin ölümü gerçekleşen Burdur’da bir hastamızdan aldık. Bu bakanlığımızın kontrolünde olan bir işlemdir. Vericilerimiz, donörlerimiz yani beyin ölümü gerçekleşen ve de canlı olarak nakil yapılmak üzere verici olan hastalarımızdan da nakil yapma işlemine artık geçiyoruz. Önümüzdeki hafta bir tane canlıdan canlıya böbrek nakli de yapacağız inşallah. Şimdiye kadar yaptığımız işlemler bize güven verdi. Bundan sonraki nakil işlemlerini de başarılı bir şekilde ekibimizin bu başarılı çalışmaları devam edeceğini Sayın Başhekimimizin de dediği gibi sürdüreceğimize inanıyoruz. Bu güç bizde var çok şükür” şeklinde konuştu.

    “HER ORGAN BİR HAYAT DEMEKTİR”

    Organ bağışının önemini hatırlatan Prof. Dr. Bülbül, “Organ bağışı çok önemli bir olay. Bu hastalarımıza bağışta bulunan beyin ölümü gerçekleşen donörlerden böbreği ve karaciğeri aldık. Bundan sonrakine de canlıdan inşallah nakil yapacağımızı duyurmuştum. Nakil olayında önemsediğimiz tek şey bu organların, özellikle beyin ölümü gerçekleşen insanların bağışta bulunarak yeni bir yaşama hayat vermeleri, yeni bir yaşama yol vermeleridir. Bağışta bulunsunlar diyoruz. Bir organ bir başkasını yaşatmak için veriliyorsa bunun manevi değeri de yüce yaratan katında önemli olduğunu düşünüyoruz. Bizim insanımız böyle mağdur durumdaki rahatsızlık çeken insanlara şifa vermeyi biliyor. Ben bu duyguları hatırlatmak için bahsetmek istedim. Bağışta bulunsunlar. Bir organ bir hayat demektir. Tekrar söylüyorum. Organ bağışı çok önemli. Bağışta bulunulduğu sürece biz de bu işleri yapmaya devam edeceğiz inşallah. Çalışmalarımız devam ediyor. Ben buraya gelen herkese çok teşekkür ediyorum” diye konuştu.

  • Türkiye Canlıdan Organ Naklinde Dünyada 1. Sırada

    Türk Yoğun Bakım Derneği Başkanı Prof. Dr. Necmettin Ünal, “Canlıdan organ nakli konusunda dünyada 1. numarayız ama kadavradan organ naklinde ise sınıfta kalmış durumdayız” dedi.

    Beyin Ölümü ve Donör Bakımı Konulu Uzman Hekim Eğitim Programı, Samsun Eğitim Araştırma Hastanesi Konferans Salonu’nda düzenlendi. Programın açılış konuşmasını Samsun Sağlık İl Müdürü Yusuf Köksal yaptı. Köksal konuşmasında organ bağışının, organ nakli bekleyen insanlara yeni bir yaşam kapısı sunabileceğinden bahsetti. Doç. Dr. Ahmet Dilek, “Beyin Ölümü Tanısı” Doç. Dr. Fatma Ülger de “Donör Bakımı” hakkında sunum gerçekleştirdi.

    “CANLIDAN ORGAN NAKLİNDE 1. SIRADAYIZ, KADAVRADAN İSE SINIFTA KALDIK”

    Canlı insanlardan yapılan organ nakillerinde dünyada 1. sırada olduklarını belirten Türk Yoğun Bakım Derneği Başkanı Prof. Dr. Necmettin Ünal, “Türkiye organ nakli bekleyen hasta sayısının çok fazla olduğu ve yeterli ekipman ve altyapı olduğu halde organ nakli bekleyenlerin, organ ihtiyaçlarının giderek artmakla birlikte hala yeterince karşılanamadığı bir ülkedir. Organ naklinin bazı yönlerinde Dünya’da 1 numarayız. Canlıdan organ naklinde dünyada 1 numarayız. Dünyada en çok tecrübesi olan ülkeyiz. Geniş nüfusumuza rağmen kadavradan organ nakli yapmada maalesef sınıfta kalmış durumdayız. Bununla birlikte Türkiye, aslında çok iyi bir kabuk değiştirdi ve bunu çok iyi algıladı. Çok iyi organize oldu. Dernekler ve Sağlık Bakanlığı’nın organizasyonu çok gelişti. Şu anda Türkiye’de Sağlık Bakanlığı, Yoğun Bakım ve Yoğun Bakım Derneği’nin organizasyonları sayesinde atlanılan, kaçırılan beyin ölümü vakası çok az sayıda. Bunlardan organ verebilecek olanlarının hepsinin tanısı aşağı-yukarı konuluyor. Ama bu tanı koyulan hastalarda, ölü kişilerde ve kalbi atan kişilerden organ alma konusunda başarımız maalesef yükselemedi. Ölmüş, 3 gün sonra toprağın altına girecek bir kişinin organlarını çürümeye bırakmak kadar insanlık dışı bir şey olamaz. Burada birçok insan organ bekliyor ve yaşama şansına sahip” diye konuştu.

    Her dinin organ bağışı konusuna olumlu olduğunun altını çizen Prof. Dr. Necmettin Ünal, “Organ naklini Türkiye’de yanlış olarak değerlendiriyorlar. Din ile bu konuyu açıklamaya çalışıyorlar. Dünyada İslam da dahil hiçbir din, insanın lehine olan, yaşamasını sürdürmesini sağlayacak bir şeye karşı çıksın. Kur’an-ı Kerim’i okuyan herkes bunu bilir ve çıkarımı yapar. Allah’ın yarattığı bir şeyin ölmesine engel olmak en büyük sevaplardan biridir. İslam alemleri toplantısında da organ bağışının sevap olduğu, bütün İslam ülkelerine yayılması gerektiği konusunda fikir birlikteliği var. Bu durum Hıristiyanlık ve Musevilikte de aynı şekildedir. Musevilikte fazı üç fikir akımları sadece organ nakline karşıdır. Ama dinlerin genel olarak ortak buluştuğu nokta, Allah’ın yarattığına faydası olacak bir şey yapmak sevaptır” şeklinde konuştu.

    Türk Yoğun Bakım Derneği Başkanı Prof. Dr. Necmettin Ünal’ın konuşmasından sonra sağlık çalışanlarına kısa bir sunum yapan Organ ve Doku Nakli Bölge Koordinatörü Dr. Mehmet Kazak, organ nakli bekleyen hastalarla yapılan anket sonucunda “Hasta olmadan önce organ bağışlamayı düşünüyor muydunuz?” sorusuna hastaların yüzde 87’sinin “hayır” cevabını verdiğini belirtti. Kazak, organ bağışı konusunda en büyük sıkıntıyı beyin ölümü gerçekleşmiş hastaların ailelerini ikna ederken çektiklerini söyledi ve organ bağışının önemi hakkında bilgiler verdi.

    Eğitim programına ayrıca Samsun Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Uzm. Dr. Dursun Mehel, Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Fatih Özkan ve hekimler katıldı.

    Program, sunumların ardından alınan sorular ve katkılar ile sonlandı.