Etiket: Çandır:

  • ATB Başkanı Çandır: “Domates yasağı hemen kalkarsa 400 milyarlık ihracatımız söz konusu”

    Antalya Ticaret Borsası (ATB) Başkanı Ali Çandır, Rusya ile 4 tarım ürününde yasağın kalkmasının ardından diğer 12 üründen de yasağın kalkmasını beklediklerini söyledi. Çandır, “Domates yasağı hemen kalkarsa 400 milyarlık ihracatımız söz konusu” dedi.

    ATB Başkanı Ali Çandır, dün Başbakan Binali Yıldırım ile Rusya Başbakanı Dmitri Medyedev’in görüşmesinin ardından 4 tarım ürününde yasağın kalkmasını değerlendirdi. Rusya ile Türkiye arasında 4 üründeki yasağın kalkmasının bir adım olduğunun altını çizen Çandır, “Antalya’daki örtü altındaki üretimin ihraç ediliyor olması gerekir. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’la, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in görüşmesinden müjdeli haberler bekliyoruz” dedi.

    “Yüzde 32’lik daralma”

    “Domates, biber, salatalığın yanında yaklaşık 21 üründe yasak vardı” diyen Çandır, “Ekim ayında 5 üründe yasak kalktı, şimdi de 4 üründe kalktı. 12 ürünümüzde yasak devam ediyor. Bu durum iki ülkenin dış ticaretine de etki etti. Geçtiğimiz yıl iki ülkenin ticaretinde yüzde 32’lik bir daralma oldu. İki ülke arasındaki ikili görüşmeleri önemsiyoruz” diye konuştu.

    Dünkü gelişmelerin ardından Antalya Toptancı Hali’nde bir hareketlenme yaşandığını aktaran Çandır, “Bugün o sevincimiz yarım kaldı. Eğer domates yasağı hemen kalkarsa 400 milyarlık ihracatımız söz konusuydu. Bunu kolayca yakalayabiliriz” dedi.

    Rusya ile ihracat olmayınca üreticinin kaygıyla dikimini yaptığını vurgulayan Çandır, “Her ne kadar çeşitli yollarla Rusya’ya ihracat yapılıyor olsa da yeterli değil. Üretici üretmekten vazgeçmeyi de düşünebiliyor. Çiftçi yeniden kararlarını gözden geçirecek durumda” ifadelerine yer verdi.

  • ATB Başkanı Çandır: “Tedbirler, Antalya için yetersiz”

    Antalya Ticaret Borsası (ATB) Başkanı Ali Çandır, “Ülke geneline yapılan bu iyileştirici tedbirler Antalya’nın içerisinde bulunduğu zorlukları aşmada yetersiz kalmaktadır” dedi. Çandır, işsizliğin azaltılması yönünde atılacak adımlar için tarım sektörünün büyük bir potansiyel taşıdığına da dikkat çekerek, tarımsal istihdamın üzerindeki en büyük engeli genel sektörlere odaklı hazırlanmış olan sosyal güvenlik sistemi olarak gördüğünü söyledi.

    Antalya Ticaret Borsası (ATB) Şubat Ayı Meclisi, Meclis Başkanı Hüseyin Cahit Kayan başkanlığında toplandı. Yönetim faaliyetleri ve sektörel konuların ele alındığı mecliste konuşan Antalya Ticaret Borsası Başkanı Başkan Ali Çandır, son iki ayda gerçekleştirilen yatırım ortamının iyileştirilmesi, mevcut istihdamın korunması ve ilave yeni istihdamın sağlanması gibi çalışmalarla esnaflara sağlanan teşviklerin Antalya için yetersiz olduğunu söyledi. ‘Antalya bakışı’ talebini yineleyen Çandır, “Bu teşviklerden ve kararlardan memnun olduğumuzu ifade etmek isterim. Ancak, ülke geneline yapılan bu iyileştirici tedbirler Antalya’nın içerisinde bulunduğu zorlukları aşmada yetersiz kalmaktadır” dedi.

    “İşsizliğe ilaç olacak boyuttadır”

    Genel işsizliğin azaltılması yönünde atılacak adımlar için tarım sektörünün büyük bir potansiyel taşıdığına dikkat çeken Çandır, tarımsal istihdamın üzerindeki en büyük engeli, sanayi ve hizmet sektörü gibi genel sektörlere odaklı hazırlanmış olan sosyal güvenlik sistemi olarak gördüklerini söyledi. Çandır, “Tarım sektörüne özel bir sosyal güvenlik sistemi talebimizi her ortamda olduğu gibi geçtiğimiz günlerde Sayın Valimiz Münir Karaloğlu başkanlığında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcısı Sayın Orhan Yeğin’in katımlıyla yapılan ’Çalışma Hayatında Milli Seferberlik’ toplantısında da dile getirdim. Bu talebimizin gerçekleştirilmesi halinde sektörümüzün doğasına uyumlu bir sosyal güvenlik sistemi kurgulanırsa tarım sektörünün istihdam yaratma potansiyeli, işsizliğe ilaç olacak boyuttadır” diye konuştu.

    “Kredi kullanımı geriledi”

    Türkiye ortalamasında mevduatın nakdi kredileri karşılama oranının son iki yılda yüzde 81 oranında sabit kaldığını belirten Çandır, Antalya’da 2015 yılında yüzde 58 olan karşılama oranının 2016 yılında yüzde 48’e gerilediğine dikkat çekti. Çandır, “2015 yılında 100 TL’lik mevduata karşın 174 TL kredi kullanan kentimiz, 2016 yılında ise 100 TL’lik mevduatına karşılık 208 TL kredi kullanır duruma gelmiştir. Bir başka anlatımla; mevduatımız yaklaşık 2,5 milyar TL azalırken, kredi borcumuz yaklaşık 5,5 milyar TL artmıştır” dedi.

    “Karşılıksız çek oranında Türkiye ortalamasının üzerindeyiz”

    Karşılıksız çek oranı konusuna da değinen Çandır, ocak ayında karşılıksız çeklerde bir önceki aya göre binde 8 oranında, geçtiğimiz yılın aynı ayına göre ise yüzde 3 oranında olunduğunu belirterek Türkiye ortalamasının üzerinde olduklarını kaydetti. Geçtiğimiz yılın aynı ayına göre karşılıksız çek adedinin yüzde 47,4 seviyelerine ulaştığını aktaran Çandır, “Burada dikkat çekmemiz gereken konu; geçen yılın aynı ayına göre karşılıksız çekte miktar açısından yüzde 5,2’ lik bir artış gözlemlenirken, karşılıksız çek adedimizdeki yüzde 47,4 ‘lük artış yaşanmıştır” diyerek, artışın KOBİ’leri ciddi bir darboğaz yaşattığını vurguladı.

    “Önlemler Antalya için yetersiz”

    Son iki aylık dönemde, yatırım ortamının iyileştirilmesi, mevcut istihdamın korunması ve ilave yeni istihdamın sağlanması ile diğer zorluklara karşın alınan tedbirlerden dolayı memnun olduklarını ifade eden Çandır, bu tedbirlerin Antalya için yetersiz olduğunu savundu. Çandır, “Ancak, ülke geneline yapılan bu iyileştirici tedbirler Antalya’nın içerisinde bulunduğu zorlukları aşmada yetersiz kalmaktadır. Buradan ’Antalya Yaklaşımı’ talebimizi yineliyorum.

    Diğer taraftan, yatırım iklimini iyileştirmenin yolu ise tek bir enstrümana bağlı değildir. Sermayenin maliyeti, talebin debisi, ileriyi görme güveni ve parasal hareketliliğin düzenliliği bunlardan bazılarıdır. Şimdi odaklanmamız gereken konu ülkemizde ve kentimizde büyümeyi yeniden sağlayacak bir yatırım ikliminin de bir an önce oluşturulmasıdır” diye konuştu.

    “Bir konuşma binlerce kişinin ekmeğinden olmasına neden oluyor”

    Son olarak geçtiğimiz hafta çıkan biberde ilaç kalıntısı haberleriyle ilgili görüşlerini dile getiren Çandır, “Üretici ve tüketiciyi olumsuz etkileyecek bir takım haberler yapılmaktadır. Bu asılsız haberler yine tarım sektörünün olumsuz yönde etkiledi. Her ne kadar ürünlerin arıyla döllenerek yapıldığını gösteren gerçek haberler sonradan yapılsa da bu tip gerçek dışı haberlerin kalıcı olarak tarım üzerinde etki yaptığını görüyoruz. Çünkü bir bilim adamının değerlendirmediği bir konuda başkasının çıkıp konuşması binlerce kişinim ekmeğinden olmasına sebep oluyor” ifadelerini kaydetti.

  • ATB Başkanı Çandır: “Enflasyon yılın ilk ayında beklentinin üzerinde”

    Batı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme Vakfı (BAGEV) ve Antalya Ticaret Borsası (ATB) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) açıkladığı ocak ayı enflasyon rakamlarını değerlendirdi.

    Tüketici enflasyonunun (TÜFE) Türkiye ortalamasında yüzde 2.46, üretici enflasyonunda (Yİ_ÜFE) ise yüzde 3.98 olduğunu kaydeden Ali Çandır, “2017 yılının ilk ayında enflasyon beklentilerin çok üzerinde gerçekleşti. Bu rakamlar, 2003 yılından beri görülen açık ara en yüksek enflasyonlardır. Bu artışların talep ağırlıklı olmaktan çok maliyet ağırlıklı olması, bizleri çok daha dikkatli olmaya sevk etmektedir. Özellikle döviz fiyatlarındaki artışlar, önce üretici fiyatlarını daha sonra da tüketici fiyatlarını baskı altına alacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

    Batı Akdeniz’de daha yüksek

    Tüketici enflasyonunun Antalya, Burdur, Isparta illerini kapsayan Batı Akdeniz’de yüzde 2.51 rakamıyla ülke ortalamasının üzerinde gerçekleştiğine dikkat çeken Çandır, üretici enflasyonunun ise ülke ortalaması olan yüzde 3.98 ile aynı oranda olduğunu kaydetti. Çandır, tüketici enflasyonundaki yüksekliğin talepten değil, girdi maliyetlerinin yüksekliğinden kaynaklandığını vurguladı.

    Merkez Bankası fiyat istikrarına odaklanmalı

    Yıllık enflasyonun henüz rekorluk seviyede olmadığını, önümüzdeki aylar için gerekli önlemlerin alınmasıyla enflasyonda istenmeyen rakamların önüne geçilebileceğini söyleyen Çandır, “TÜFE Türkiye ortalamasında yüzde 9.22, bölgemizde yüzde 9.68 ve ÜFE’de de yüzde 13.69 olan yıllık enflasyonlar, karşılaştığımız en yüksek değerler değildir. Yani eğer önümüzdeki aylar için gerekli önlemler alınabilirse, enflasyonda en kötüleri yaşamak zorunda kalmayabiliriz. Özellikle Merkez Bankamızın birincil görevi olan fiyat istikrarını sağlama görevine odaklanması, zaten talep yetersizliği içerisinde olan piyasanın bir de fiyat artışları baskısıyla karşı karşıya kalması yükünü hafifletici etki yaratacaktır” ifadelerini kaydetti.

    Yaş meyve sebzenin enflasyonu düşük

    TÜİK’in ocak ayından itibaren tarım ve gıdanın sepetteki ağırlığını yüzde 23’ten yüzde 21’e düşürürken, özel kapsamlı enflasyon göstergelerini değiştirerek yeni göstergeler eklediğini belirten Başkan Çandır, “İlan edilen tüm enflasyon rakamları bu değişikliklere göre yapıldı. Ocak ayı, tarımsal açıdan mevsim etkisinin ağırlıklı yaşandığı bir aydır. Bu yüzden özellikle yaş sebze, meyvede bir dalgalanma yaşanır. Nitekim ocak ayında yüzde 34’lük bir artış ilan edilmiştir. Ancak yaş sebze meyvenin yıllık enflasyonu yüzde 12 ve 12 aylık ortalamalara göre ise yüzde 2.92 seviyesinde gerçekleşmiştir. Yani uzun dönemli bir analizde yaş sebze meyvenin enflasyonu hala çok düşüktür. Dolayısıyla tek bir noktaya bakıp genelleme yapmak yanıltıcı olabilmektedir” dedi.

    2 haneli enflasyon uyarısı

    Çandır, geçtiğimiz yılın enflasyon rakamlarını da değerlendirdi. 2016’nın Şubat, Mart, Ağustos aylarında negatif enflasyon ilan edildiğini belirten Çandır, “Bu yıl eğer o aylarda negatif enflasyonlar yani fiyat düşüşleri beklemiyorsak, o takdirde önümüzdeki aydan itibaren iki haneli enflasyonları görmeye başlayacağız demektir” uyarısında bulundu. Çandır, “Diğer 8 ayın beşinde yüzde 1’den küçük, üçünde ise yüzde 1’den büyük enflasyon rakamları ilan edilmiş. Bu yıl benzer bir enflasyon serisi yakalayamazsak çift haneye demir atmış bir enflasyon yılı olma riski taşımaktayız. Tetikleyici etkisi bakımından üretici fiyatları enflasyonunda da geçen yılın aynı aylarında ciddi düşük enflasyonlar söz konusu olmuştur. Bu da enflasyonda yükseliş riskini artıran bir durum olarak karşımızda durmaktadır” dedi.

  • ATB Başkanı Çandır: “Tarım günah keçisi ilan ediliyor”

    Antalya Ticaret Borsası (ATB) Başkanı Ali Çandır, tarımdaki küçülme ve kan kaybının gittikçe artmaya başladığını söyledi. “Tarım günah keçisi ilan ediliyor” diyen Çandır, ayrıca domatesin Antalya-İstanbul arasındaki fiyat farkı nedeni hakkında değerlendirmelerde bulundu.

    ATB’nin Ocak Ayı Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı Hüseyin Cahit Kayan başkanlığında yapıldı. 2016 yılını değerlendiren ve ATB’nin yönetim çalışmaları hakkında bilgi veren ATB Başkanı Ali Çandır, gündeme ve ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Çandır, tarımdaki küçülme ve kan kaybının devam ettiğini hatırlatarak, “Tarımdaki küçülme ve kan kaybı gittikçe artmaktadır. Resmi rakamların misliyle daha fazlasını bizler yaşamaktayız ve her fırsatta bu durumu dile getirmekteyiz. Tarımsal üretim ve ticaret ile Antalya’mızın içinde bulunduğu bu küçülme girdabından çıkışı için çözüm önerilerimizi, en somut haliyle hükümetimize yazılı olarak sunduk” dedi.

    “Tarım sektörünün kan kaybı artıyor”

    Meclis toplantısında konuşan Çandır, ilan edilen büyüme rakamlarına baktıklarında tarım sektörünün son dört çeyrektir art arda şiddeti artarak küçüldüğünü gördüklerini söyleyen Çandır, “2015 yılı son çeyreğinde yüzde -3.6 olan tarımdaki küçülme; 2016 yılı 1’inci ve 2’nci çeyreğinde yüzde -5.6 küçülmeye, 3’üncü çeyreğinde ise yüzde -7.7 küçülmeye uğramıştır. Yani tarımdaki küçülme ve kan kaybı gittikçe artmaktadır. Resmi rakamların misliyle daha fazlasını bizler yaşamaktayız ve her fırsatta bu durumu dile getirmekteyiz. Tarımsal üretim ve ticaret ile Antalya’mızın içinde bulunduğu bu küçülme girdabından çıkışı için çözüm önerilerimizi, en somut haliyle hükümetimize yazılı olarak sunduk. Onların gösterdiği duyarlılıktan da memnunuz. Türkiye geneli için almış oldukları tedbirlerin, yararlı ama bizim yaralarımıza merhem olmaya yetmediğini de ifade ediyoruz. Eminim ki, Antalya yaklaşımı önerimiz eninde sonunda hükümetimiz nezdinde de dikkate alınacaktır” dedi.

    “Tarım günah keçisi ilan ediliyor”

    Tarımsal üretim ve ticaretin son 15 yıl içerisinde nispi olarak geriye düşmesinden ve özellikle 2010 yılından itibaren bu geriye düşmenin hızlanmış olmasından sadece kendilerinin muzdarip olmadıklarını belirten Çandır, “Cumhurbaşkanımızın da bu yöndeki açıklamalarına baktığımızda, gelecek için umutlanmaktayız. Tabii bizi üzen açıklamalar da yapılmaktadır. Bunlardan biri de tarımın, tüketici enflasyonunu yükselttiği konusudur. Aylardır bunun gerçek olmadığını TÜİK rakamlarıyla açıklıyorum. 2003 ve 2010 baz yılı hesaplamalarıyla tüketici ve üretici enflasyonlarının sektörel eğilimlerine ve bunların enflasyon üzerindeki etkilerini analiz ettik. Gördük ki, tarımın üretici ve tüketici tarafında da enflasyon üzerindeki etkisi yükseltici olmaktan çok daha fazla frenleyici ve düşürücü etkisi olmuş. Mesela son 12 yılın sadece 3’ünde (2007, 2008 ve 2011) tarım, tüketici enflasyonunu yükseltirken, 7’sinde frenleyici ya da düşürücü etki yaratmıştır. Gerçek bu iken hala tarımın, enflasyon üzerinde yükseltici etkisi vardır demek, tarımı en hafif ifadeyle günah keçisi ilan etmektir. Eğer gerçek bir enflasyon yükselticisi aranıyorsa, yurtdışı üretici endeksine bakılmasını tavsiye ederiz” diye konuştu.

    “Tarımı çıkarsınlar enflasyonun içerisinden”

    Tarımla ilgili devletin üst kademelerinden gelen eleştiri ve özeleştirilerden dolayı oldukça memnun olduklarını ifade eden Çandır, tarım ürünlerinin enflasyonu yükseltmede suçlu olarak gösterilmesine sert çıktı. Her enflasyon döneminde, Batı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme Vakfı olarak enflasyonu açıkladıklarına dikkat çeken Çandır, “Bu yıl kabak, bu ay limon hep tarım ürünleri suçlu gibi gösteriliyor. Biz de buna kafayı taktık ve yıllara göre baktık. Hatta tarımı çıkarsınlar enflasyonun içerisinden buna razıyız. Mesela geçtiğimiz enflasyonun içerisinden tarımı çıkartırsak yüzde 10’ları buluyor rakamı. Dolayısıyla bunu böyle deklare etmek tarımın itibarını da sarsıyor. En çok bu durumdan yaş sebze sektöründeki arkadaşlarımız rahatsız oluyor” dedi.

    “Bu algıyı bir türlü aşamıyoruz”

    Özellikle domates konusunda ’tarlada 1 lira, İstanbul’da 7 lira’ gibi algının yanlış olduğunu savunan Çandır, “Bu algıyı bir türlü aşamıyoruz. Çünkü bu biraz iktisatlaşmış gazeteci arkadaşlarımıza popülist geliyor” dedi. 7 çeşit domatesle örnekler veren Çandır, araba ticaretinden kıyaslama yaparak, “x marka otomobil galerisine gittik, çeşitli sektörlerde aynı marka araba var. Diyebilir miyiz ki burada bu para, İstanbul’da şu para. Çünkü farklı versiyon. Konfor arttıkça fiyatı da artıyor. Domates de aşağı yukarı böyle bir şey. Antalya’daki komisyoncu ya da aracı bu malı iki katına satıyor gibi bir imaj var. Bunun dillendiriliyor olması bizim itibarımızı zora sokuyor” diye konuştu.

    “Tarım kesiminin reel kazancı yüzde 70 eridi”

    Son yıllarda tarımsal üretim ve ticaretin küçülme durumuna geldiğini aktaran Çandır, diğer taraftan da haksız kazançlarla enflasyonu arttıran kesim olarak gösterilmelerinden dolayı rahatsız olduklarını dile getirdi. Çandır, “Çünkü ne yaptığımızı ve yaşadığımızı biliyoruz. Bir somut örnekle açıklayayım; devletin resmi rakamlarıyla özellikle son 7 yıldır tarım kesiminin reel kazancı yüzde 70 oranında erimiştir. Yani hem küçülmek zorunda kalmışız, hem reel kazancımız erimiş hem de gerçek dışı olarak enflasyonun baş sorumlusu gösteriliyoruz. Bunlar bizi üzüyor ve kendimize kızıyoruz. Demek ki derdimizi, kendimizi ve gerçekleri iyi anlatamıyoruz ya da sektör olarak böyle bir ses oluşturamıyoruz” şeklinde konuştu.

    “Türkiye 1 kaybederken Antalya 2 kaybediyor”

    2013 yılında kırılan ihracat rekorunun ardından bugün itibariyle ihracatın yüzde 16 düşüş gerçekleştirdiğine vurgu yapan Çandar, şöyle konuştu:

    “Bu düşüş, ülkemiz ihracatındaki düşüşün iki katıdır. Yani Türkiye 1 kaybederken, biz 2 kaybeder duruma gelmişiz. Tarımsal ihracatta da benzer bir eğilim bulunmaktadır. Türkiye rekoru olan 2014 yılı tarımsal ihracatına göre 2016 yılında yaşanan yüzde 21’lik düşüşe karşılık, Antalya tarımsal ihracatının rekoru olan 2013 yılına göre yüzde 38’lik bir düşüş yaşamış durumdayız. Zaten ihracatta yapısal bir sorunumuz var. O da Antalya genel ekonomik göstergelerle Türkiye’nin yaklaşık yüzde 3’ü civarındayken, ihracattaki payımız yüzde 1 bile değildir ve bu giderek daha da düşmektedir. Bu olumsuzlukların nedenlerini önce kendimizde aramalı, sorgulamalı ve daha etkili çalışmanın yollarını bulmalıyız. Yoksa başkalarını sorumlu tutma kolaycılığı ile alınabilecek bir mesafe yoktur. Gerçekleri görmeden ve üzerinde çalışmadan, kalıcı çözümler üretilemez, ancak ’mış’ gibi yapılabilir.”

    “Antalya’nın işsizlik seviyesi genel ortalamanın üstünde”

    İşsizlik rakamlarına da değinen Çandar, TÜİK’in açıkladığı rakamlara göre Antalya’nın işsizlik oranının genel ortalamanın üstünde olduğuna dikkat çekti. Bu rakamların rekor olduğunu söyleyen Çandar, “Türkiye’nin resmi işsizliğini yüzde 11.8 ve genç işsizliğini de yüzde 21.2 olarak açıkladı. Bu oranlar gittikçe yükselen ve son yılların rekoru olan rakamlardır. Ancak Antalya’nın işsizliği genel ortalamadan da yüksektir. 2010 yılında Türkiye’nin işsizliği içindeki Antalya’nın payı yüzde 2.5’un altındaydı. 2016’da bu oran yüzde 3.5’a yaklaşmıştır. Yani toplam işsiz sayısı içindeki payımız hızla artmaktadır. Bunda insanlarımızı tarımdan caydırmanın çok büyük bir etkisi vardır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız ve Türkiye Odalar Birliği Başkanımızın birlikte açıkladığı; üniversiteden yeni mezunların istihdam edilmesi halinde sağlanacak desteklerin, bu derdimize çare olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı.

  • ATB Başkanı Çandır: “Batı Akdeniz Enflasyonu Türkiye’nin en düşüğü oldu”

    Batı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme Vakfı (BAGEV), Antalya Ticaret Borsası (ATB) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) açıkladığı Aralık ayı enflasyon rakamlarını değerlendirdi.

    Üretici enflasyonunun 2016 yılı Aralık ayında yüzde 2.98 düzeyinde gerçekleştiğini belirten Çandır, yıllık üretici enflasyonunun ise yüzde 9.94 ile son 14 yılın en yüksek 4’üncü enflasyonu olduğuna dikkat çekti. Çandır, “Burada özellikle ara malı enflasyonundaki yüzde 4.1’lik ve enerji enflasyonundaki yüzde 5.1’lik artış, hem bu ayki yüksek enflasyonu hem de geleceğe ait olumsuz beklentileri tetiklemiştir. Yıllık üretici enflasyonu ise yüzde 9.94 ile son 14 yılın en yüksek 4’üncü enflasyonu olmuştur. Bu yüksekliğin bizim için en önemli tedirgin edici tarafı, tüketici enflasyonuna gelecekte yapacağı yükseltme etkisidir” değerlendirmesinde bulundu.

    Antalya, Isparta, Burdur illerini kapsayan Batı Akdeniz Bölgesi’nin yüzde 1.28 ile 26 bölge içerisindeki en düşük tüketici enflasyonu olduğunu belirten Ali Çandır, “Türkiye ortalaması da yüzde 1.64 olarak ilan edildi. Yıllık enflasyon ise Türkiye’de yüzde 8.53, bölgemizde ise yüzde 8.61 olarak ilan edildi. Yıllık enflasyonda ortalamanın altında kaldık ve 26 bölge içerisinde en düşük 5’inci sırada yer aldık” dedi.

    Antalya ve Batı Akdeniz’in benzerini daha önce hiç yaşamadığı zorluklarla dolu bir yılı geride bıraktığını kaydeden BAGEV Başkanı Çandır, “Umuyorum ve diliyorum ki bir daha böyle bir yıl yaşamayız” açıklamasında bulundu.

    “Tarım frenledi”

    Batı Akdeniz’in Türkiye ortalamasının altında bir enflasyon yaşamasını tarıma ve daralan talebe bağlayan Çandır, tarım ve gıda sektörünün ülkede yaşanan enflasyonun tetikleyicisi değil frenleyicisi olduğunu vurguladı. Çandır, “Örneğin tarım ve gıda enflasyonu yüzde 5.4 ile hem son 14 yılın 3’üncü en düşüğü olmuş, hem de diğer kalemlerdeki fiyat artışlarının altında kalmıştır. Mesela sağlık, tıbbi ürünler ve ulaştırmada yüzde 12’lik, eğitimde yüzde 10’luk, alkol ve tütünde yüzde 32’lik, kiradaki yüzde 9.3’lük, sigortada yüzde 16.3’lük ve çeşitli mal ve hizmette ise yüzde 11.1’lik fiyat artışları yaşanmıştır. Şimdi kalkıp hala tarım ve gıda yüzünden enflasyon hedefinden saptık demek; tarım ve gıda sektörünü hiç hak etmediği ve tamamen gerçek dışı bir şekilde günah keçisi olarak ilan etmektir. Eğer tarım ve gıdayı, enflasyon sepetinden tamamen çıkarıp yeniden hesaplama yaparsanız göreceksiniz ki, aslında enflasyon uzun bir süredir çift hanede seyretmektedir. Yani, bugün hala enflasyon tek haneli olarak açıklanıyorsa bu tamamen tarım ve gıda sektöründe iştigal edenlerin, büyük baskı altında kalmalarına rağmen, genel enflasyonu frenleyici fedakarlıkları sayesindedir” ifadelerini kaydetti.

    “Antalya’ya pozitif ayrımcılık”

    Antalya ve Batı Akdeniz’in 2016 yılını hem ekonomik hareketlilik, hem de toplumsal hareketlilik bakımından Türkiye ortalamasının çok üzerinde bir olumsuzlukla yaşadığını söyleyen Ali Çandır, “O yüzden de yıl boyunca Antalya’ya pozitif ayrımcılığı talep ettik ve gerekçelerini açıkladık. Kurumsal sorumluluk, nesnel gerçekler ve bilimsel yöntemler ışığında çözüm önerilerimizi hem kamuoyumuzla, hem de merkezi ve yerel karar vericilerle paylaştık ve tabii takipçisi olduk. Bu konudaki çözüm önerilerimiz için kentin tüm paydaşları ile ortaklaşa üretmek için azami gayreti gösterdik. Bu gayretimiz artarak devam edecektir” dedi.

    Özellikle Antalya için her yönden zor geçen 2016 yılının enflasyon bakımından da kötüleşmeye başladığını kaydeden BAGEV Başkanı Ali Çandır, “Üstelik ülke büyümesinden çok uzakta olan büyümemizi, hiç olmazsa ülke ortalamasına yaklaştırmaya çalışırken yaşanacak bir aşırı bölgesel enflasyon ortamı, aradığımız ve istediğimiz bir durum değildir” diye konuştu.