Etiket: Çandır:

  • ‘Yerel Candır’ kampanyasında erişim 100 bini aştı

    ‘Yerel Candır’ kampanyasında erişim 100 bini aştı

    Erzurum’da sivil toplum kuruluşlarının başlattığı ‘Yerel Candır’ kampanyasıyla sosyal medyada 100 binin üzerinde insana erişim sağlandı. Özellikle e-ticaret yapan firmaların siparişlerinde ciddi artışlar görüldüğü açıklandı.

    Erzurum Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği (ESOB), ‘Yerel Candır’ kampanyasının 3’üncü toplantısına ev sahipliği yaptı. Ticaret Borsası Başkanı Hakan Oral, 1. Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Murat Urkuç ile Türkiye Perakendeciler Federasyonu Başkanı Ömer Düzgün katıldığı toplantının açılışını yapan ESOB Başkanı Rasim Fırat, kampanyanın kısa sürede büyük ilgi gördüğünü söyledi.

    “Yanlış anlaşılmasın derdimiz marketler değil”

    Üç ay önce başlatılan kampanyanın tüm yerel esnafı kapsadığına vurgu yapan Başkan Fırat, “Kampanya sürecinde sanki sadece yerel marketlerin desteklenmesini istediğimiz gibi algı oluşturulmaya çalışıldı. Bu durum yanlış anlaşılıyor. Bizim derdimiz tüm esnafımız. Sanatkâr olsun, üretim yapan olsun bu şehirde katma değer sağlayan kim olursa olsun, biz bunların desteklenmesini istiyoruz. Bu noktada vatandaşlarımıza büyük görev düşüyor. İmkânlarını biraz zorlayarak, alışverişlerini mahalle esnafından yapmasını istiyoruz. Özellikle pandemi döneminde esnafın düştüğü durum ortada. Bir nebze olsa onlara bu noktada katkı sağlayabilirsek bu bizi mutlu edecek. Öyle ki her platformda kent esnafına yönelik pozitif ayrımcılık yapılmasını dile getiriyoruz. Özellikle kurumların küçük çaptaki ihalelerinin Erzurum esnafına verilmesini defalarca ilgili kişilerden talep ettik. Kurumlar ihtiyaçlarını şehir esnafından temin etsinler, başka şehirlerden Erzurum’a mal getirilmesi bizleri ziyadesiyle üzüyor” diye konuştu.

    “Bizi örnek alıp kampanya başlattılar”

    ‘Yerel Candır’ kampanyasının öncülüğünü yapan Erzurum Ticaret Borsası Başkanı Hakan Oral da üç aylık sürecin özetini yaptı. Ortak bir logo tasarımı ve sosyal medya paylaşımlarıyla 100 bin üzerinde erişim sağladıklarını anlatan Başkan Oral, kampanyayla ilgili tüm yorumları tek tek incelediklerini ve şehri bir takım gerçeklerle yüzleştirdiklerine dikkat çekti. Erzurum’un milli ve manevi hassasiyetinin yüksek bir şehir olduğunu dile getiren Oral, “’Dadaşlara Davet’ dedik ve kısa sürede karşılık bulduk. Sosyal medyada bize büyük destek verdiler. Tabi eleştirenler de oldu, onları da dikkate aldık. Örneğin ‘yerel pahalı’ dediler, hemen ilgili noktalara aktardık, fiyatların güncellenmesini istedik. Çünkü herkesin bu noktada desteğine ihtiyacımız var” dedi.

    “Üç harfli marketlerin ucuz algısını aşalıyız”

    Kampanyanın sosyal medyada karşılık bulmasıyla özellikle e-ticaret yapan firmalarda siparişlerin iki kat arttığını belirlediklerini vurgulayan Oral, şunları söyledi. “Kargo firmalarının rakamları ve şarküteri sektöründen gelen olumlu tepkiler bu verileri ortaya koydu. Bu gelişmenin daha da yayılması için kampanyayı sürdürülebilir kılmak en büyük hedefimiz. Bazı şeylerin hemen olmasını istemek ya da sağlamak mümkün değil. Ancak zaman içinde bu gelişimi hep birlikte göreceğiz. Bugün gelinen noktada a’dan z’ye tüm ürünleri satan üç harfli marketlerin ucuz algısını aşmalıyız.”

    “Kazanan Erzurum ve Erzurumlu olacak”

    Kampanyayla birlikte şehirde ciddi bir farkındalık oluştuğuna işaret eden 1. Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Murat Urkuç ise kampanyaya destek veren herkese teşekkür etti. Bu çalışmanın daha da geniş kitlelere yayılması ve sürdürülebilir olması için çalışacaklarını söyleyen Başkan Urkuç, “Ortak akıl ve ortak fikirle esnafımızı kalkındırmanın derdindeyiz. Elbette eleştiriler olacaktır. Biz bunlara da açığız. Ancak böylesi öneli bir kampanyaya her kesimin destek vermesi arzumuzdur. Çünkü bu işin sonunda kazanan Erzurum ve Erzurumlu olacaktır” diye konuştu.

    “Marka firmalar 1,5 milyon TL’yi şehirden götürdü”

    Yerli ve milli olan esnaf ve üreticiyi korumak adına 2006 yılından bu yana Türkiye Perakendeciler Federasyonu çatısı altında ulusal ve uluslararası markalara karşı adeta savaş verdiklerini anlatan Başkan Ömer Düzgün ise çarpıcı rakamlar verdi. Türkiye genelinde uluslararası çapta 35 bin, zincir olanların da 10 bini geçtiğini ifade eden TPF Başkanı Düzgün, “Bu da demek oluyor ki, ülkemizdeki gıda ticaretinin yarısı yerelde. Haliyle bu potansiyeli kullanmalıyız ama esnafımız da artık kendini güncellemeli. Bu nedenle e-ticaret’i önemsiyoruz. Bakın ulusal ve uluslararası markalar bir yıl içinde sadece Erzurum’dan 1,5 milyar TL kazandı ve bu para şehirde değil. Bu eko sistem içinde diğer esnafın halini düşünün. Arıca bugün 250-300 metrekarede açılan üç harfli mağazalar çok yakın bir zamanda 80-90 metrekarede satış yapmaya başlayacaklar. Şu an bunun hazırlığı içindeler. İşte bu mahalle bakkalının, kasabının, manavının yok olması demek. Şunu da söylemeliyim ki, üç harfli marketlerin istihdam ettiği kişi sayısı, yerel marketlerin istihdamının yarısı kadar. Bu noktadan bile hareketle yerel esnaf ve üreticiye sahip çıkmanın ne denli önemli ortaya çıkıyor” dedi.

  • ‘Yerel Candır’ hayat bulmayı hedefliyor

    ‘Yerel Candır’ hayat bulmayı hedefliyor

    Erzurum Ticaret Borsası, Erzurum Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği ve 1. Organize Sanayi Bölgesi Başkanlığı ortaklaşa bir karar alarak Erzurum’da yerel üretime sahiplik etmek amacıyla ‘Yerel Candır’ sloganıyla bir kampanya başlatıldı.

    Yapılan çalışmalar sonucu ‘Yerel Can’dır’ kampanyası büyümeye, gelişmeye doğru giderken şehirde başta Erzurum Ticaret Odası, Doğu Anadolu İhracatçılar Birliği, Perakendeciler Derneği ve Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile birçok sivil toplum örgütü başkanlığı ve bazı kamu kurum ve kuruluşlar tarafından desteklendi.

    Kampanya ile ilgili bugün 1. Organize Sanayi Bölgesi idare binasında bir basın toplantısı düzenlendi.

    Toplantıya Erzurum Ticaret Odası Başkanı Lütfü Yücelik, Erzurum Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Başkanı Rasim Fırat, Ticaret Borsası Başkanı Hakan Oral, 1. Organize Sanayi Bölgesi Başkanı Murat Urkuç, Doğu Anadolu İhracatçılar Birliği Başkanı Ethem Tanrıver, Perakendeciler Derneği Başkanı Ömer Düzgün ile Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Fevzi Polat katıldı.

    İlk sözü alan 1. Organize Sanayi Bölgesi Başkanı Murat Urkuç, amaçlarının yerele sahip çıkmak, şehirde birlik ve beraberliği ihdas etmek olduğunu söyledi.

    Yola çıkma amaçlarının yereldeki üreticiyi, ticaretçiyi, perakendeciyi geliştirmek, yerel üretimin değerlendirilmesi noktasında kampanyayı önemli bulduklarını belirtti.

    Erzurum Ticaret Odası Başkanı Lütfü Yücelik ise kent esnafına pandeminin ağır yükler getirdiğinin altını çizdi.

    Hükümetin pandemi dolayısıyla esnafa yönelik almış olduğu desteklerin can simit olduğunu, fakat bununla kalınmaması gerektiğini, bu noktada başta kendileri olmak üzere herkese iş düştüğünü belitti.

    ‘Kendi bölgemizde üretilen ürünler değerlendirilmeli’ diyen Yücelik, ‘Bizim üreticimiz, ticaretçimiz, esnafımız asrın ve günün şartlarına göre hazırlanmalı. Ticaret yüzde 70 oranında E Ticaret üzerinden yapılıyor. Erzurum’da bu sistem üzerinden alış-veriş yapan esnafımız var ama katılımın daha fazla olması gerekir’ dedi.

    ‘Yerel Candır’ kampanyasını canı gönülden desteklediklerine işaret eden ETSO Başkanı Yücelik, bu kampanyanın bir başka boyutunun da şehirde yaşayanlar olarak birbirimize onuz vermek olduğu anlamına da geldiğini bildirdi.

    Erzurum’da, bölgede yaşayanlar, üretenler, her anlamda desteklenmesi gerektiğini ifade eden Yücelik, şehrin buna çok ihtiyaç duyduğunun da altını çizdi.

    ‘Söylemde değil, eylemde olmalıyız’ diyen Yücelik şunları söyledi:

    ‘Her sektörde bu birlikteliği yakalamalıyız. Bunu becerebilirsek şehir, bölge ekonomik anlamda da kazançlı olur. 2021 yılında beklentilerimiz şehrin ekonomik olarak daha kazançlı hale gelmesidir.

    Pandeminin yaşandığı şu günlerde daha önce esnafa verilen kredilerin taksit ödemeleri geldi. Ama hala pandemi devam ediyor. Bu taksitlerinde ertelenmesi gerekir. Konuyla ilgili girişimlerimiz var. İnşallah sonuç alırız’

    Erzurum Ticaret Borsası Başkanı Hakan Oral’da yaptığı değerlendirmede kampanyanın büyük bir ilgi ile karşılandığını, yaptığımız değerlendirmelerde kampanyanın yaklaşık iki milyon kişiye ulaştığını söyledi.

    Sosyal Medyada yapılan yorumlardan kampanyanın desteklendiğinin görüldüğünü ifade eden Oral, kampanyanın sadece market düzeyinde olmadığını, bütün yereli kapsadığını söyledi.

    Kardelen TV’de yaptıkları programın kampanya büyük katkı sağladığına da değinen Oral, yerel basının kampanyaya gerekli desteği verdiğini açıkladı.

    Kampanya ile ilgili görseller hazırladıklarını, afişler bastırdıklarını, amaçlarının yerelde birlikteliği yakalamak olduğunu belirtti.

    Yerelde üretim yapanların, nelerin üretildiğinin kayıt altına almaya başladıklarını, listeleme yaptıklarını, böylece yerelde nelerin üretildiğini kamuoyu ile paylaşacaklarını da belirterek, ‘Yereli Yaşat ki Erzurum yaşasın’ sloganıyla logo yaptırdıklarını bildirdi.

    Oral, şöyle dedi:

    ‘Firmalarımızı dijital ortama hazırlıyoruz. Bütün ticaretçilerimizi, üreticilerimizi, üyemiz olsun olmasın herkese yardım etmeye hazırız. Kampanya ile istihdam meydana getirmek gayretindeyiz. ‘Yerel marketler pahalı, ulusal marketler ucuz’ anlayışının doğru olmadığını, burada ciddi bir algını yaşandığını da sözlerine ekledi.

    Erzurum Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Rasim Fırat ise şöyle bir değerlendirme yaptı:

    ‘İşin başında Ben değil Biz olmalıyız. Sivil Toplum Kuruluşları olarak bir araya gelerek bu kampanyayı başlatmış olduk. Burada ben değil artık biz varız dedik.

    Pandemi esnafımızı zora sokmuştur. Bu zorlukları inşallah birlik ve beraberlik içerisinde aşacağız. Birlikte hareket etmeliyiz. Cumhurbaşkanına ben gittim şöyle dedim böyle dedim den ziyade birlikte gitmeliyiz, birlikte sorunlarımızı dile getirmeliyiz.

    Erzurum’da büyük küçük bütün esnafın, ticaretçinin, üreticinin bir araya gelmesi lazım. Birliktelik ortaya koymamız lazım. Kendi esnafımızı, kendi üreticimizi desteklememiz lazım. Esnafımızı ulusala boğdurtmamamız lazım. İşte bu pencereden bakınca ‘Yerel Candır’ kampanyasının ne kadar önemli ve isabetli olduğu ortaya çıkmaktadır.

    Erzurum Tanıtım günleri yapılıyor. Bununda geliştirilmesi lazım. Bir güne değil yıllara yaymalıyız. Mesela çeşitli illerde yöresel ürünlerin satışa sunulan marketler açılmalı. Erzurum’um yerel ürünleri burada satılıyor denilmeli. Satılan ürünlerin yerine yine yerinden temin edilmeli.

    Yoksa dışarda Erzurum demek kolay. Ama sen Erzurum için ne yaptın. Bunun üzerinde düşünmeliyiz.

    Doğu Anadolu İhracatçılar Birliği Başkanı Ethem Tanrıver’de Erzurum’un ipek yolu üzerinde ki önemli ticaret şehirlerinden biri olduğunu söyledi. İlk ihracatçılar Birliğinin Erzurum’da kurulduğuna dikkat çeken Tanrıver, kampanyanın önemli olduğunun altını çizdi.

    Öncelikle yerel ürünlerin markalaşması gerektiğine işaret eden Tanrıver, markalaşmadan birçok hedefi tutturmanın zor olduğunu belirtti.

    Bu birlikteliğin sadece marketler düzeyinde değil her alanda kendisini hissettirmesi gerektiğini de dile getiren Tanrıver, Erzurum’un 12 ayında iş yapıldığını söyledi.

    Yerel ürünlerin değerlendirilmesinde herkesin elini taşın altına koymasını isteyen Tanrıver, özellikle Erzurum’da görev yapan kamu kurum ve kuruluşların da alış verişlerini yerelden yapmalarını istediklerini bildirdi.

    Perakendeciler Derneği Başkanı Ömer Düzgün ise, perakendecilerin Anadolu’nun lokomotifi olduğunu söyledi.

    Erzurum ekonomisinin incelendiğinde 1. sırada perakendecilerin geldiğine işaret etti.

    Düzgün, şöyle devam etti: ‘Perakendecilik sadece gıda değildir. İmalat vardır, üretim vardır, çeşitli ürünler söz konusudur. Yerelde çok şey üretiliyor. Daha güvenli, daha kaliteli. Ama ne yazık ki Türkiye’de ulusal marketçilik en fazla Erzurum’da yaşanıyor. Erzurum’da ulusal marketçilik enflasyonu var.

    Bu ulusallar ne yazık ki ürünlerini asla yerelden almıyor. Yerel üretici zor duruma düşüyor.

    Bunu önüne geçilmesi lazım. Kanun çıkarılması gerekir. Yerel yöneticiler yerel esnafı düşünmeli. Her noktaya müsaade edilmemeli. Yerli ve milli markalaşmayı içeren kanun çıkmalı.

    Yerel, istihdama elinden geldiğince ilgi gösteriyor. Tüketicinin algılara yenik düşmemesini arzu ediyoruz.

    Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Fevzi Polat ise şehir bilincinin oluşturulması noktasına işaret etti.

    Polat, ‘Markalaşmaya gidilmeli. Markalaşma olmadan satışta olmaz’ dedi.

    Polat, şehrin ekonomilerinin döndürülmesi noktasında yetkinin ticaret odalarına verilmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.

  • ATB Başkanı Çandır : “Antalya afet bölgesi ilan edilmeli”

    ATB Başkanı Çandır : “Antalya afet bölgesi ilan edilmeli”

    Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, salgın döneminin en önemli tahribatının istihdamda yaşandığını, ülkedeki istihdam kaybının yüzde 30’undan fazlasının tek başına Antalya’da yaşandığını kaydederek, “Aslında bu gerçekleşme bile kentimizin bir afet bölgesi ilan edilmesi için yeterlidir” dedi.

    Antalya Ticaret Borsası (ATB) Temmuz ayı Meclisi, Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci başkanlığında online toplandı. Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, yaptığı konuşmada,

    yılın ilk yarısını beklentiler, tahminler ve planların tamamen dışında tamamladıklarını belirtti. Çandır, “Yaşadığımız zorlukların bir kısmını öteledik, ancak ortadan kaldırdığımızı söylemek pek mümkün değildir. Yani yakın bir gelecekte birikimli olarak bu zorluklarla tekrar yüzleşme durumumuz vardır ve hazırlıklarımızı buna göre yapmalıyız” dedi.

    Krediye erişimin kolaylaştırılması, maliyetinin reel olarak ucuzlatılması, bazı kamu ödemelerinin ertelenmesi, kısa çalışma ve işsizlik ödemelerinin Mart-Haziran arası kapanmış ekonominin maliyetini azaltmaya yaramış önlemler olduğunu belirten Çandır, “Bu önlemler, ekonomiyi yeniden hareketlendirmeye çalıştığımız bu dönemde bize bir başlangıç yapma fırsatı vermiştir. Yılın ilk yarısında yaşadıklarımızın ve geleceğe yansımalarının nesnel boyutları hakkında değerlendirme yapmak neredeyse imkansızdı. Ancak bazı tahminlerde bulunabiliyorduk. Son açıklanan verilerle birlikte içinde bulunduğumuz durum ve bekleyişler hakkında daha belirgin değerlendirmeler yapmak mümkün hale gelmeye başlamıştır” diye konuştu.

    “Beklentilerin ve dünya ortalamasının çok üzerinde umut verici bir büyüme oldu”

    Yılın ilk üç ayını yüzde 4.5’lik bir büyümeyle kapattığımızı belirten Çandır, şunları söyledi:

    “Beklentilerin ve dünya ortalamasının çok üzerinde umut verici bir büyüme oldu. Fakat geçmiş on yıllık aynı dönem ortalama büyümesinin ancak yarısı kadar büyüyebildik. Tarım ise yüzde 3 ile ortalama büyümenin altında kalmıştır. Ancak biz geçmiş tecrübelerimizden biliyoruz ki özellikle genel ekonomik koşullar zorlaştığında ve küçülme yaşandığında tarım sektörü, bu zorluğu aşmada ve küçülmeyi frenlemede her zaman olumlu katkı yapmış ve kurtarıcı rol üstlenmiştir. Önümüzdeki dönemde de sektörümüz, kendi zor koşullarına rağmen bu rolünü layıkıyla oynamaya devam edecektir. İkinci çeyrekte yaşadığımız ekonomik kapanmanın çift haneli bir daralmaya neden olacağını öngören uzmanları okumaktayız. Her halükarda bunlar yaşadıklarımızdır. Şimdi esas olan yaşayacaklarımız ve buna göre bir ilerleme yolu bulmamızdır. Hem ülkemiz hem de kentimiz için zor günleri atlatmış değiliz. Zaman, rehavet zamanı değildir. Özellikle yılın ikinci yarısı, önümüzdeki en az üç yılı etkiler konumda olacaktır.”

    Yıl sonu uyarısı

    İş dünyasının üzerimizdeki yüklerle salgına yakalandığını ve derinden hırpalandığını söyleyen Çandır, “Buna rağmen insanlarımız ve şirketlerimiz nispi olarak zorluğa dayanma direnci ve geleceğe umutla bakma konusunda AB ortalamasına göre iyimser durumdadır” dedi.

    Kapanan kurulan şirket sayılarında dikkat çekici bir olumsuzluk olmadığına dikkat çeken Çandır, “Hatta kapanan şirket sayısı son on yılın ortalamasının altında seyrederken kurulan şirket sayısında ise Haziran rekoru kırılmıştır. Bu rekor, hem ülkemiz için hem de kentimiz için geçerlidir. Diğer taraftan ibrazında ödenen çek tutarında da son 6 yılın Haziran rekoru kırılmıştır. Yine karşılıksız çek ve protestolu senet tutarlarında da son 6 yıl ortalaması söz konusudur. Yani geleceğe umutla bakma ve ödemeler sisteminin işleyişi bakımından olumlu sayılabilecek göstergeler söz konusudur” diye konuştu.

    Kişilerin öz kaynaklarını kullanmaları, devletin bazı ödemleri ertelemesi ve kişilere sağlanan ilave kredi olanaklarının belirli bir dönemdeki direncini artırdığını ve gelecek umudunu canlı tuttuğunu dile getiren Çandır, “Bu dönemin vadesi de ortalama olarak yıl sonudur. Yani yılsonuna kadar işlerin gelir getirici hale dönmesi hayati derecede önemlidir. Aksi halde sağlanmış olan bu dayanaklar, hepimizin sırtındaki ilave yük olacaktır. Bizler öz kaynaklarımızı tüketmeye devam ederiz ama unutmayalım ki bu sonlu bir kaynaktır. Hayatın normale dönme süresi uzadıkça kamuya olan vergi ve prim gibi ödemelerimizin birikimli olarak yapılması imkansızlaşacaktır. Ayrıca ertelenmiş ya da ötelenmiş kredi ödemelerimizin de vadeleri hızla yaklaşmaktadır” diye konuştu.

    “Kredi yükü altına girdik”

    Salgından önce de gerek hane halkı gerekse işletmelerin borç yükünün kamu borç yüküne göre çok daha yüksek olduğuna dikkat çeken ATB Başkanı Ali Çandır, şunları kaydetti:

    “Salgın dolayısıyla sağlanan ilave kredi yükleriyle toplam durum daha riskli hale gelmiş durumdadır. Bu riski gören özel bankacılık kesimi kredi verme konusunda tüm zorlamalara rağmen isteksiz ve pahalı davranmaya devam etmektedir. Bu dönemde, özel bankalar kredilerini ülkemize genelinde yüzde 11 artırmışken kentimizde yüzde 13 artırmışlardır. Kamu bankaları ise tarihlerinde görülmemiş oranlardaki artışla kentimizde yüzde 53 ve ülkemizde ise yüzde 47’lik kredi büyümesi sağlamışlardır. Gördüğünüz gibi bu dönemde de kentimiz iş dünyası ilave kredi yükleri altına girmek durumunda kalmıştır.”

    “Antalya afet bölgesi ilan edilmeli”

    Salgın döneminin en önemli ve kalıcı tahribatının istihdamda yaşandığını söyleyen Çandır, “Bir tarafta gelirleri sıfırlanmış işletmeler, diğer tarafta yetersiz hibe destekleri istihdamı hızla eritmeye başlamıştır. İşten çıkarma yasağının getirilmesi, sorunu çözmeye yönelik değil ötelemeye yöneliktir” dedi.

    Antalya ekonomisinin yüzde 71’inden fazlasını oluşturan hizmetler sektörü ve yüzde 8’inden fazlasını oluşturan tarım sektörünün tam bir istihdam dostu konumunda olduğunu kaydeden Çandır, “Hizmetler sektörü bir bütün olarak tarım sektörü de başta süs bitkileri olmak üzere belirli bölümüyle kapanınca kentimiz istihdamı için tam bir yok oluş durumu ortaya çıkmıştır” dedi.

    Resmi verilere göre ülkedeki istihdam kaybının yüzde 30’undan fazlasının tek başına Antalya’da yaşandığını kaydeden Çandır, “Aslında bu gerçekleşme bile kentimizin bir afet bölgesi ilan edilmesi için yeterlidir. Çünkü Rusya ile yaşadığımız uçak krizinden çok daha vahim bir ekonomik darboğazla karşı karşıyayız. O zaman hatırlarsanız belirli ölçülerde de kabul gören ‘Antalya Yaklaşımı’ önerisinde bulunmuştuk. Şimdi adeta afet bölgesi konumundayız” diye konuştu.

    Antalya ekonomisinin en az yüzde 80’inin çöktüğünü, bu çöküşün sebebinin de bireysel kararlar ya da tercihler olmadığını vurgulayan Çandır, şu değerlendirmede bulundu:

    “Tamamen beklenmedik doğal bir salgın afetinin, ülke ortalamasının çok üzerinde bir şiddetle kentimiz ekonomisini vurmasıdır. Antalya, ülkemizin dünyaya açılan penceresidir. Unutmayalım ve unutturmayalım ki Antalya durursa Türkiye durur. Direncimizin ve umudumuzun sürdürülebilirliği kentimizle ilgili doğru ve gerçekçi tespitlerin yapılmasına bağlıdır. Son 17 yılda gübre fiyatları 8.5 katına, mazot ve dolar 5.5 katına, tüketici enflasyonu 4.5 katına ve aralarında bizlerin de bulunduğu tarımsal üretici enflasyonu ise 3 katına yükselmiştir. Yani bu kadar senenin sonunda biz en altta bulunmaya devam etmekteyiz. Ülkemizde salgın afet bölgesi ilan etmek, içinde bulunduğumuz dönemin en önemli gündem maddelerinden biri olmalıdır. Vakit geçirmeksizin Antalya, afet bölgesi olarak ilan edilmelidir.”

    İhracat arttı

    Meclis’te ihracat rakamlarını değerlendiren Ali Çandır, geçtiğimiz yıla oranla ihracatın yüzde 3 artışla 690 milyar olarak gerçekleştirdiğini, bu artışı sağlayan temel sektörün yaş meyve sebze sektörü olduğunu vurguladı. Yılın ilk altı ayında yaş meyve ve sebze ihracatının geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 32 artarak 280 milyon dolar seviyesine yükseldiğini bildiren Çandır. Antalya’nın yaş meyve ve sebze ihracatında lider konumda olduğunu, narenciye ihracatında ise 5’inci sırada yer aldığını belirtti.

    “Örtüaltı avantajımız azaldı”

    Geçmiş yıllara oranla örtüaltı yaş sebze üretimde kilogram başına daha az gelir edildiğini ve avantajın azaldığına dikkat çeten Çandır, “1 milyon doların üzerinde ihracat yaptığımız kalemlere baktığımızda; sebzelerde yalnızca biber, meyvelerde ise kiraz, erik, ayva, kayısı ve çilekte kilogram başına bir doların üzerinde gelir elde etmişiz. Ortalamamızı yükselten bu ürünlerin toplam yaş meyve sebze ihracatımız içerisindeki payı yüzde 37 düzeyindedir. Geriye kalan yüzde 63’lük bölümde ise kilogram başına ortalama gelirimiz 0,70 dolar olmuştur. Toplam ihracatın yüzde 29’unu oluşturan başat ürünümüz olan domateste ise kilogram başına 0,73 dolar gelir elde etmişiz” diye konuştu.

    Çandır, önümüzdeki dönemde yapılacak sera yatırımlarında daha dikkatli davranılması gerektiğini kaydetti. Süs bitkileri sektörünün koronavirüsten tarım sektörünün aksine olumsuz etkilendiğini söyleyen Çandır, “Ülkemiz genelinde 64 milyon dolardan 56 milyon dolara, kentimizde ise 30 milyon dolardan 26 milyon dolara gerileyen sektörün ihracatı ülkemiz ve kentimizde yüzde 12 azalmıştır” dedi.

    En zor dönemlerde üretimden elini çekmeyen üreticilere teşekkür eden Ali Çandır, “Elde edilen gelirin kentimizin en ücra köşesine kadar ulaşmasında Ata’mızın da ifade ettiği gibi milletimizin emeğini ve üretimini kıymetlendiren her iki sektördeki; ihracatçılarımız, tüccarımız, komisyoncularımız ve pandemi döneminde dahi üretimin devamlılığını sağlayan tüm üreticilerimize bir kez daha teşekkür ediyorum” diye konuştu.

    Antalya Valiliği’nden Diyarbakır Valiliği’ne atanan Münir Karaloğlu’na kente yaptığı başarılı çalışmaları nedeniyle teşekkür eden Çandır, Antalya Valiliği’ne atanan Ersin Yazıcı’ya başarılar diledi. Çandır, Kurban Bayramı’nı kutlarken, bütün insanlığa barış, huzur ve mutluluk getirmesini diledi.

    2019-2020 Süper Lig’ini 5. sırada tamamlayan Alanyaspor’u, 8. sırada tamamlayan Antalyaspor’u, 2.lige yükselen Serikspor’u ve 3.lige yükselen Alanya Kestelspor’u kutlayan Çandır, takımlara başarı diledi. Meclis’te üyeler, sektörleriyle ilgili değerlendirmelerde bulundu.

  • Çandır: “Enflasyon beklentinin altında”

    Antalya Ticaret Borsası (ATB) ve Batı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme Vakfı (BAGEV) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı Nisan ayı rakamlarını değerlendirdi. Nisan ayında tüketici enflasyonu TÜFE’nin aylık yüzde 1.69, yıllık yüzde 19.50 arttığını belirten Çandır, artışın beklentinin altında gerçekleştiğine dikkat çekti.

    TUİK Nisan ayı yurtiçi üretici fiyatları (Yİ_ÜFE) enflasyonunu aylık yüzde 2.98 ve yıllık yüzde 30.12 olarak ilan ettiğini belirten Çandır, “Son 14 yılın rekoru olan yüzde 46.15’lik 2018 Eylül enflasyonundan bu yana gittikçe azalma eğilimi bu ayda da devam etmiştir. Ancak son 14 yılın Nisan ayları yurtiçi ÜFE değerlerine baktığımızda bugün açıklanan yüzde 2.98’lik enflasyon, 2008 Nisan’ından sonraki en yüksek yurtiçi ÜFE olmuştur. Yıllık üretici enflasyonunda bir düşme eğilimi söz konusu iken aylık veriler hala yüksek seyretmektedir. Bu durum önümüzdeki aylarda tüketici enflasyonu için tetikleyici etki yapma riskini bünyesinde barındırmaktadır” uyarısında bulundu.

    Enerji, Üfe’deki düşüşün frenleyicisi

    Ana sanayi grupları itibariyle en fazla dikkat çeken kalemin aylık yüzde 5.29’luk fiyat artışı ile enerji grubunun olduğunu kaydeden BAGEV Başkanı Çandır, 2018 Nisan ayındaki artışın 2.92 olduğuna dikkat çekti. Çandır, kamunun kontrolünde olan ve üretimde ciddi bir öneme sahip olan enerji grubundaki fiyat artışlarının yüksek seyretmesinin ÜFE’de düşüşü frenlediğini vurguladı.

    Çekirdek enflasyonun aylık yüzde 1.56 ve yıllık yüzde 16.30 olarak ilan edildiğini belirten Çandır, Ekim ayından bu yana düşme eğiliminde olan aylık çekirdek enflasyonun son 6 aydan sonra ilk kez ciddi oranda yükseldiğine dikkat çekti. Çandır, çekirdek enflasyonun, enflasyonun seyrindeki etkisini belirtti.

    “Çok altında kalmış olması dikkat çekicidir”

    BAGEV Başkanı Ali Çandır, Burdur, Isparta, Antalya illerini kapsayan Batı Akdeniz’te TÜFE’nin aylıkta yüzde 1,45 ile ülke enflasyonunun çok altında olduğunu, yıllıkta ise yüzde 19,50 ile ülke ortalaması düzeyinde gerçekleştiğini bildirdi. Batı Akdeniz’in Nisan ayı enflasyonunun 26 bölge içerisinde aylık olarak en düşük 10. sırada ve yıllık olarak ise en düşük 5. sırada yer aldığını belirten Çandır, “Nisan ortalamalarına göre rekor seviyede olan turizm hareketliliğine rağmen ilan edilen bu bölgesel enflasyonun ülke ortalamasının çok altında kalmış olması dikkat çekicidir” dedi.

    Çandır, turizm hareketliliğinin ortalama üzerinde seyrettiği dönemlerde Batı Akdeniz’in enflasyonunun ülke ortalamasının üzerinde seyrettiğini anımsatırken, “Yaşadığımız bu tersine ilişkinin birçok açıklaması olabilir. Ancak tek bir aylık gerçekleşme yerine önümüzdeki birkaç aylık gerçekleşmenin karakterine bakarak söz konusu nedenleri irdelemek daha doğru olacaktır” dedi.

    “Ciddi risk faktörleri oluşturacaktır”

    Önümüzdeki dönem enflasyonda beklenen düşüşün çok kolay olmayacağını kaydeden Başkan Ali Çandır, faiz oranlarında beklenen indirimler konusunda da zorlanacağımızı belirtti. Çandır, “Faiz oranların düşmesindeki bu zorluklar ekonomik büyümemiz için de ciddi risk faktörleri oluşturacaktır. Dövizdeki olası hareketlilik dışında olan bu beklentiler, yaşanabilecek ilave döviz hareketlenmeleriyle daha da bozulacaktır. Dolayısıyla Merkez Bankası’nın ilave sıkılaştırma politikalarına yeniden dönme zorunluluğu söz konusu olabilecektir. İş dünyasının, bu beklentileri göz ardı etmeden çalışmalarını sürdürmelerinde fayda vardır” değerlendirmesinde bulundu.

  • Çandır: “Kalıcı düşüşün sırrı çekirdek enflasyonda”

    Batı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme Vakfı (BAGEV), Antalya Ticaret Borsası (ATB) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, enflasyonda aylık ve yıllık düşüşün kalıcı hale gelmesini dilerken, kalıcı bir enflasyon düşüşü sağlamak için çekirdek enflasyonun daha fazla aşağı çekilmesi gerektiğini kaydetti.

    Batı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme Vakfı, Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı Aralık ayı enflasyon rakamlarını değerlendirdi. TÜİK verilerine göre, aralık ayı tüketici enflasyonunun (TÜFE) yüzde – 0.40, yurtiçi üretici enflasyonunun (Yİ_ÜFE) yüzde – 2.22 ilan edildiğini kaydeden Çandır, “Aralık ayı enflasyonu, hem tüketici hem de üretici tarafında beklentilerden fazla düşük ilan edilmiştir. Aralık ayında beklentiler civarında ilan edilen tek enflasyon kalemi ise yüzde – 0.37 ile çekirdek enflasyon olmuştur” dedi. Son 15 yılda ilk kez kasım ve aralık aylarında eksi enflasyonun TÜFE ve ÜFE’de birlikte görüldüğüne dikkat çeken Çandır, “Her ne kadar ÜFE’de beşinci kez bu iki ayda art arda eksi enflasyon görmüş olsak da ilk kez TÜFE’de böyle bir durum ortaya çıkmıştır” dedi.

    Yıllık enflasyonun da beklentilerin altında olduğunu belirten Ali Çandır, TÜFE’nin yıllık yüzde 20.30, Yİ_ÜFE’nin ise yüzde 33.64 olarak ilan edildiğini kaydetti. Çandır, “Bu iki enflasyon da daha önceki en yüksek enflasyonların yaklaşık iki kat üzerinde bulunmaktadır” değerlendirmesinde bulundu.

    Çekirdek enflasyonun önemi

    Çekirdek enflasyonun yıllık yüzde 20.15 ilan edildiğini belirten Çandır, “Çekirdek enflasyon yüksek seyrini sürdürmüştür. Kalıcı bir enflasyon düşüşü sağlamak için bizim çekirdek enflasyonu mutlaka daha aşağıya çekme zorunluluğumuz bulunmaktadır” dedi. Çandır, açıklanan enflasyon rakamlarının dışında çarşı pazar enflasyonun daha yüksek hissedildiğini vurguladı.

    Bölge enflasyonu

    Antalya, Burdur ve Isparta illerini kapsayan Batı Akdeniz’de enflasyonun ülke geneline paralel seyrettiğini kaydeden Çandır, “Aylık olarak yüzde – 0.64 ilan edilen bölgemiz enflasyonu, ülke enflasyonundan yaklaşık yüzde 50 daha düşük olmuştur. Bu hızlı düşüşe rağmen bölgemizin yıllık enflasyonu ise yüzde 21.41 ile hala ülke ortalamasının yüzde 6 üzerinde seyretmektedir” diye konuştu.

    İlk üç ay önemli

    Önümüzdeki Ocak, Şubat ve Mart aylarının enflasyon açısından zorlu aylar olduğunu bildiren BAGEV Başkanı Ali Çandır, “Çünkü bu üç ayın geçen seneki toplam enflasyonu yüzde 2.74’tür. Yani biz önümüzdeki üç ay boyunca toplam 2.74’ten daha düşük bir enflasyon ilan etmeliyiz ki, yıllık yüzde 20.30’luk ilan edilen enflasyonu düşürebilelim” dedi. Düşük enflasyonun ancak daha yüksek faiz ve daha düşük bir döviz kuru ile mümkün olabileceğini söyleyen Çandır, bunun gerçekleşmesinin zorluğuna dikkat çekti.

    Çandır, enflasyonla mücadele programının kararlılıkla devam etmesini dilerken, TOBB’a bağlı oda ve borsalar olarak programa verdikleri desteği anımsattı.