Etiket: Çanakkale

  • Çanakkale İçin Tarihi Ayıp!

    Alman yetkililer, Türkiye’de 7 yaş sınırı konulan ‘Çanakkale: Yolun Sonu’na 18 yaş sınırı koyarak tarihi bir ayıba daha imza attı.

     

    Geçtiğimiz Cuma günü vizyona giren “Çanakkale: Yolun Sonu” filminin; Almanya’daki gösteriminde yeni bir skandala imza atıldı. Türkiye’de “+7” yaş sınırıyla vizyona sokulan filme Alman yetkililer “+18” yaş uygulaması getirdi. Avusturya’da da aynı skandala imza atıldığını söyleyen yapımcı Tolga Aydın; şunları söyledi: “Her zaman ulusal değerlerimize sahip çıktık ve çıkacağız. Gerekli yerlere başvurumuzu yaptık; umarım hak ettiğimiz sonucu alırız.” Başrollerini Gürkan Uygun, Umut Kurt, Berrak Tüzünataç ve Mahir Günşıray’ın paylaştığı filmle ilgili Almanya’da yaşanan skandallar bununla da sınırlı kalmadı.

     

    BİR SİNEMADA KAVGA ÇIKTI

    Filmin yurt dışı dağıtımcısı A&F Media’ya göre; ülkedeki bir sinemada yetkililer ve gurbetçiler arasında arbede çıktı. Filmi seyretmekte ısrar eden vatandaşlar ile yetkililer arasındaki kavgaya polis müdahele etti. Bu arada film; Çanakkale Savaşı’nda kardeşi Hasan’ı korumak için cepheye giden keskin nişancı Muhsin’in öyküsünü anlatıyor. YiNE AYNI HiKAYE Alman yetkililer, geçtiğimiz yıl ülkelerinde gösterime giren “Fetih 1453” için de benzer bir skandala imza atmıştı. Film; ülkede “+16” yaş uygulamasıyla vizyona sokulmuş; filme getirilen bu yasak gurbetçilerin tepkisini çekmişti.

     

     

    ALMANLAR DA SAVAŞTAYDI!

    Yıl 2013’te Alman yetkililer; Türkiye’nin geçmişini anlatan tarihi filmlere tepki koyarken; bundan yıllar önce durum çok farklıydı. “Çanakkale: Yolun Sonu”nun anlatıldığı savaşta da; Alman Komutan Liman Von Sanders Türk cephesindeki yerini almıştı. Almanlar da bunun üzerine savaşı anlatan birçok kitap ve makale yayınladı.

  • Öğrencilerden Çanakkale sergisi

    Aziziye Eğitim Kurumları’nda öğrenim gören ortaokul 6 ve 7. sınıf öğrencileri Erzurum Alış Veriş Merkezi’nde (AVM) Çanakkale konulu resim sergisi açtılar.

     
    Öğrenciler tarafından karışık teknik kullanılarak hazırlanan 20 adet Çanakkale konulu yağlı boya resimler AVM içerisinde beğeniye sunuldu.

     
    Öğretmen Saliha Çulcuoğlu, “Çanakkale ruhunu, özünü öğrencilerimize kazandırmak amacıyla böyle bir resim sergisi düzenledik. 6 ve 7. sınıf öğrencilerimiz bu resimleri hazırladılar. Sergimiz 3 gün boyunca AVM içerisinde açık kalacak.” dedi.

  • Çanakkale yeniden

    Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon Sinema (RTS) 1. sınıf öğrencileri 1. Dünya Savaşında 1915-1916 Çanakkale Savaşı sırasında yaşanan kahramanlık öyküsünü tiyatrolaştırdılar.

     
    RTS 1. sınıf öğrencileri Çanakkale’yi unutmamak için “Çanakkale İçin Dökecek Bir Damla Gözyaşınız Varmı ?” adlı tiyatro oyununu sahneleyecekler. Oyunun provalarını sürdüren öğrenciler 19 Mart 2013 tarihinde saat 15. 00’da Atatürk Üniversitesi Kültür Merkezinde ilk olarak seyirci karşısına çıkacaklar.

     
    Öğrenciler olarak RTS Bölümü öğretim üyelerinden Yrd. Doç. Dr. Abdulkadir Atik nezaretinde oyun için yoğun çaba sarf ettiklerini ifade eden oyunun yazar ve yönetmeni Emre Bulut ve Mustafa Erden, “Bu tiyatro oyununda amacımız Çanakkale Zaferini unutturmamak, tarihe dikkat çekmek. Oyuncu kadromuz hep RTS 1. sınıf öğrenci arkadaşlarımız. Çok güzel bir oyun ortaya koyacağımıza inanıyoruz. 19 Mart’ta ilk olarak sahneleyeceğiz.” dediler.
    Öğrenciler oyun için sponsor olmak isteyenler olduğu takdirde sponsorluğa açık olduklarını kaydettiler.

  • İşte gerçek kahraman

    İşte gerçek kahraman

    Şırnak’ın Beytüşşebap ilçesi kırsalında 29 Ekim’de mayına basarak sol bacağını kaybeden Komando Başçavuş Polat Katrancı, yaşadıklarını anlattı. Kopan bacağını eline alıp helikopter bekleyen Katrancı, operasyona gitmeden önce Tugay Komutanının söylediği, “İstemeyin benden makber, ağuşunu açmış bekliyor peygamber. Size ölmeyi emrediyorum” sözünü ömrü boyunca unutmayacağını söyledi.

     

    Bilecik‘te yaşayan Polat Katrancı, kendi isteğiyle terör örgütüyle mücadele etmeye gittiğini belirterek, “2012 yılı atamalarıyla komando olarak bölgeye giderek vazife yapmak amacıyla gönüllü olarak tayin istedim. Allah’ıma şükürler olsun ki, Bolu Tugay Komutanımın emri altında doğuya şan ve şerefle görev yapamaya gittik. Hakkıyla, hukukuyla ve layıkıyla terör bölgesindeki göreve kol komutanı olarak katıldım. Hayatımda görev yaptığım en iyi uzman personelle ve en iyi komuta kademesiyle iç güvenlik harekat bölgesinde terörle mücadele faaliyetine katıldım. 14 yaşında askeri okula girdiğimde almış olduğum ve bildiğim risk nihayetinde, 29 Ekim günü takribi olarak saat 12.23 civarında bu olay başımıza geldi ve sol ayağımı kaybettim. İlave olarak kolumda da bazı sakatlıklar oldu ama devletimizin imkanlarıyla şu an düzelme aşamasındayım ve moralim çok iyi, hiç üzülmüyorum” dedi.

     

     

    Katrancı, atalarının da birçok savaşa katıldığını ve bir parçasını vatan toprağında bıraktığı için gurur duyduğunu anlatarak, “Dedemin babasının ilk ağabeyi Çanakkale’de, ikinci ağabeyi Trablusgarp’ta ve üçüncü ağabeyi de Mekke’de savaşmış. Onlar nasıl kanlarını ve naaşlarını oralarda bıraktıysa ben de bir parçamı vatan toprağında bıraktım, bunun için de çok gurur duyuyorum” ifadelerini kullandı.

      “HELİKOPTERİN KISA SÜREDE GELİŞİ HAYATIMI KURTARDI”

    Olayda kendisinden daha önemli kahramanların olduğunu aktaran Katrancı, şöyle devam ett:

    “Kahramanlığı, mayına basıp kendimi yerde bulduktan sonra etrafımdaki diğer personelin bizleri himaye etmesinde, kol komutanı kan revan içerisinde bacağı kucağında beklerken duygularını içeri atıp etraftan gelebilecek tehditlere karşı etrafı gözetleyen profesyonel uzman çavuşlarımıza, diğer metanetli davranan kol komutanlarına lanse etmek daha doğrudur. Ayrıca 20 dakika gibi kısa bir sürede herhangi bir pilotun inmeyi göze alamayacağı tepede, bir tekerini yumruğum kadar taşa, kuyruğunu da iki taşın arasına sokan helikopter pilotu kahramandır. Ben olaydasadece metanetli davranarak gözümü açtığımda etrafımı kontrol ettim. Baktım ki bacağım kucağımda, aklıma gelen ilk şu oldu: Ya bu bacak kesilir ya da ben bu bacakla ölürüm. Ama gördüğünüz gibi protez yardımıyla hayatımı en iyi şekilde devam ettirebileceğim şekilde bacağımı kurtardı. Hayatımı, Şırnak Askeri Hastanesi’ndeki askeri doktorlara, personellerine, ardından ameliyatları gerçekleştiren Gülhane Askeri Tıp Akademisi’ndeki (GATA) doktorlara ve personellerine borçluyum. Asıl kahraman onlardır.”

     

     

     

      “MAYINA BASTIKTAN SONRA KOPAN SOL BACAĞIMI ELİME ALIP HELİKOPTERİN GELMESİNİ BEKLEDİM”

    Olay anını anlatan Gazi Başçavuş Katrancı, “Alınan bir istihbarat üzerine Beytüşşebap’ın 2-3 kilometre kadar batısında Sinekli Meydan düzü diye bir bölge var. Oranın üzerindeki kum tepede görüntü alındığını bildirip, bir komando birliğinin gidip bölgede arama tarama faaliyeti yapılmasını emrettiler. Almış olduğumuz emirle geceden hareket ettik ve sabah belirtilen bölgeye ulaştık. 4 komando kolu olarak mevzilerimizi aldık ve aramalar yaptık. Öğlene kadar orada durduk. Öğle civarı göremediğim makineli tüfek mevziini kontrol etmeye giderken ayağımın ucuyla mayına bastım. Ama terör örgütü mensubu mayını yerleştirmek için baya uğraşmış çünkü detektörlerle mayını bulamamıştık. Ben sadece bacağımı kucağıma aldım ve görev arkadaşlarıma, ‘Kendinize dikkat edin, size yaklaşmaya çalışıp keskin nişan tüfeğiyle vurabilirler, menzillerinize sahip olun ve etrafı gözetleyin’ dedim. Ardından da bacağımı kucağıma aldım, üzerine yaralı kolumu koydum ve helikopteri beklemeye başladım. Çok şükür ki uzun süre beklemedim. Bu kısa süreli bekleyiş hayatımı kurtardı. Kahramanlık, o anda beni orada bırakmayıp, çünkü patladığım yerde başka birmayın daha olabilirdi, o riski göze alıp beni o bölgeden 5 metre geriye taşıyan 3 uzman çavuşumun yaptığıdır. Kahramanlık, kanı görüp, kucaktaki bacağı görüp, ‘Komutanım iyisin, Allah’a şükürler olsun bizimlesin’ deyip bana ilk müdahaleyi yapan uzman çavuşlarındır. Kahramanlık, Beytüşşebap’ta metanetiyle görev yapan Beytüşşebap Kaymakamınındır ve kahramanlık, bölgedeki birçok olayı, hatta tamamını öngörüsüyle, taktik bilgisiyle ve zekasıyla daha önceden görüp bizi yönlendiren tugay komutanımızındır. Allah onlardan razı olsun. Allah onlara daha iyi yerlerde, daha iyi mertebelerde, daha iyi şekilde görev yapmayı nasip etsin” diye konuştu.

     

     

     

     

      “TUGAY KOMUTANININ SÖZLERİNİ UNUTMAYACAĞIM” 

    Katrancı, tugay komutanının operasyona gitmeden önce sarf ettiği, “İstemeyin benden makber, ağuşunu açmış bekliyor peygamber. Size ölmeyi emrediyorum’ sözlerinin hiç aklından çıkmayacağını kaydederek şöyle konuştu:

    “Komutanım bu lafı dediği zaman, biz komandolar, kendimizi gerçekten komando hissedip tırmanılmaz denen dağları tırmandık. O soğukları sanki Türk hamamında gibi sıcakta geçirdik. Almış olduğumuz tüm vazifeleri yerine getirdik. Kahraman olan tugay komutanıdır. Kahraman, o bölgede görev yapan Türk Silahlı Kuvvetleri ve emniyet personelidir. Devlet çalışanlarıdır. Ben sadece yapılması gerekeni yaptım. Bu bedel ödenebilecek bir bedeldir. Allah devletimize ve milletimize zeval vermesin.”

    Katrancı, bu süreçte eşinin kendisine ve çocuklarına çok büyük destek olduğunu anlattı.

    2 çocuğu bulunan Komando Başçavuş Polat Katrancı’nın tedavisinin sürdüğü, kendisini birçok devlet yetkilisinin ziyaret ettiği bildirildi.