Etiket: Camisi

  • Kütahya’da Ribat Camisi ve Kur’an Kursu’nun temeli törenle atıldı

    Kütahya’da Ribat Camisi ve Kur’an Kursu’nun temeli düzenlenen törenle atıldı.

    100. Yıl Mahallesi’nde yapılacak olan Ribat Camisi ve Kur’an Kursu’nun temel atma törenine Vali Ahmet Hamdi Nayir, Belediye Başkan Vekili Ali İhsan Ertaş, İl Müftüsü Hüseyin Hazırlar, Ribat Camisi ve Kur’an Kursu Yaptırma ve Yaşatma Derneği Başkanı İrfan Altun, İl Müftü Yardımcısı Veysel Kükrek, Meydan Aşevi Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Nazif Kocaçoban, Diyanet İşleri Başkanlığı Kütahya Evliya Çelebi Eğitim Merkezi Müdürü Fatih Karazeybek, Birlik Vakfı Kütahya Şube Başkanı Ahmet Sami Kutlu, STK temsilcileri bazı daire müdürleri ile vatandaşlar katıldı.

    Ribat Camisi ve Kur’an Kursu Yaptırma ve Yaşatma Derneği Başkanı İrfan Altun içerisinde kütüphane, çocuklar için kurs alanları planlanan caminin bilim merkezi olarak da hizmet vereceğini söyledi.

    Altun, “İnşa edeceğimiz Ribat Camimiz ve Kur’an kursumuzu hem mahallemizin hem de gelişen Kütahya’nın ihtiyaçlarını karşılama bakımından planladık. Bunun yanı sıra bölgede bulunan bin 500 kişilik Kredi Yurtlar Kurumu’na ait yurtta kalan öğrencilerimiz ve yine bölgedeki okullarda öğrenim gören öğrencilerimizin kullanımına sunacağımız kütüphanemizle de önemli bir ihtiyaca cevap verecek şekilde planlama yaptık. Bin kişinin namaz kılabileceği bir cami, Kur’an kursu ve okul öncesi çocuklarımızın eğitim göreceği bir kurs ve yurt olarak ve içerisinde aşevi olan bir külliye şeklinde inşa edilecek bir bilim merkezi olarak düşündük” diye konuştu.

    Camilerin İslam beldelerinin tapusu mahiyetinde olduğunu ifade eden Belediye Başkan Vekili Ali İhsan Ertaş, camilerin içinin de doldurulabilmesi için çalışılması gerektiğini, temeli atılan Ribat Camisi’nde bu konuda çalışma yapılmasını ümit ettiğini söyledi.

    Kütahya Valisi Ahmet Hamdi Nayir de, camilerin Kabe’nin birer şubesi olduğunu dile getirdi.

    Konuşmaların ardından İl Müftüsü Hüseyin Hazırlar’ın yapmış olduğu dua ile caminin temeli atıldı. (EFE)

  • Sultanahmet Camisi restore ediliyor

    Osmanlı mimarisinin ilk ve tek 6 minareli camisi olan ve yabancı turistlerin “Mavi Cami/Blue Mosque” diye tanımladıkları Sultanahmet Camisi, 400 yıllık tarihinin en kapsamlı restorasyonundan geçirilecek. Restorasyon çalışmaları bugün imzalanan protokolle resmiyete döküldü.

    Osmanlı padişahı I. Ahmed tarafından mimar Sedefkar Mehmet Ağa’ya, Ayasofya’nın karşısına yaptırılan Sultanahmet Camisi kapsamlı bir restorasyondan geçiriliyor. Mavi ağırlıklı cini işlemeleri nedeniyle yabancı turistlerin “Blue Mosque” olarak adlandırdığı Sultanahmet Camisinin restorasyon masraflarını Bursalı İş adamı Mehmet Yıldız karşılayacak.

    Vakıflar Genel Müdürlüğü onayıyla Vakıflar Bölge Müdürlüğü ile yüklenici arasında protokol töreni düzenlendi. Törene Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak, hayır sever iş adamı Mehmet Yıldız, Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir, Vakıflar Genel Müdürü Adnan Ertem ve davetliler katıldı.

    Sultanahmet Camisinin restorasyon masraflarını üstlenen hayırsever İş adamı Mehmet Yıldız, “Rahmetli dedem gümüş 10 kuruşu bana verirdi. Sağ elinle ver sol elin hatırlamasın derdi. Hayır yapmayı ben ondan öğrendim. Onun için oğlumu da yanımda getirdim. Oda hayır yapmayı öğrensin. O hayır yaptıkça ben daha çok mutlu olacağım” diye konuştu.

    Sultanahmet Camisi gibi bir değeri gelecek nesillere daha iyi korunmuş vaziyette aktarma çabasında olduklarını belirten İstanbul Valisi Vasip Şahin, “Sultanahmet sadece İstanbul’a, İstanbullulara ait bir eser değildir. Sultanahmet Tüm Türkiye’ye, milletimize, Müslümanlara, ümmete ve nihayetinde tüm insanlığa ait bir eserdir” dedi.

    Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak ise “Birçok duyguyu bir arada yaşıyoruz. Sultanahmet camimiz dünya kültür mirası ama bizim medeniyetimizin şaheseridir. Ve bugün tam 400 yılı geride bırakmıştır. Bu eser bizim kültürümüzün medeniyetimizin timsali olan, İstanbul’dan asla ayrı düşünülemeyen bir şaheserdir. Sadece İslami eserleri değil, bize ecdadımızdan miras kalan bütün eserleri ve diğer dinlerin ibadethanelerinin de restorasyonunu yapıyoruz. Hıristiyanlar için bir arazi vakfedip üzerine kilise yapan bir ecdada sahibiz. Ama bizim bu yapılarımızın da tahrip edilmesine zaman içerinde yok olmasına müsaade edemeyiz. 2002’den beri 4500 adetten fazla vakıf emvalinin restorasyonunu yaptık. Bunlar sadece Türkiye sınırları içinde olan eserlerde değildir. Mimar Sedefkar Mehmet Ağa’nın bu eserinin bugün tekrar aslına uygun olarak yeniden restore edilmeye başlanması, bu camide önümüzdeki onlarca yıl yüzlerce yıl anlı secdeye varacak herkes için önemlidir” diye konuştu.

    Yapılan konuşmaların ardından dualar eşliğinde restorasyon çalışmalarının başlaması için Vakıflar Genel Müdürlüğü onayıyla, Vakıflar Bölge Müdürlüğü ile yüklenici firma arasında Başbakan Veysi Kaynak ve sponsor iş adamı Mehmet Yıldız huzurunda protokol imzalandı. Osmanlı mimarlığının ilk ve tek 6 minareli camisi olma özelliği taşıyan Sultanahmet camisinin restorasyon çalışmalarının bir hafta içinde başlaması ve çalışmaların aslına uygun bir şekilde 4 yıl içerisinde bitirilmesi bekleniyor.

    Anlaşma kapsamında Sultanahmet Camisi üst örtüsü, Revaklı avlusu, Minareler, Sübyan mektebi, Avlu duvarları, Sebil ve Avlu altı dükkanların restorasyonunun yanı sıra çevre düzenlemesi yapılacak.

  • Fatih’in Camisi 552 yıl sonra ezansız kaldı

    Çanakkale’nin en eski camilerinden biri olma özelliği bulunan Fatih Camii’nin elektrikleri kesildi.

    Fatih Sultan Mehmet tarafından 1462 yılında yaptırılan Fatih Camii, yaklaşık 1.5 yıldır tadilat sorunuyla boğuşurken, şimdi de cami cemaati kesilen elektrikler nedeniyle ezansız kaldı.

    Çimenlik Kalesinin yapılmasıyla birlikte Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılan bu camii 1862 yılında Sultan Abdulaziz zamanında tamamen yenilendi. Ayrıca 1904 yılında Sultan II. Abdülhamid döneminde tekrar onarım geçirdi. Caminin batısında hazire olarak adlandırılan küçük bir mezarlık yer alıyor. Burada Sadrazam Hafız İsmail Paşa ile Sadrazam Ali Paşa’nın mezarları kallavi kavukları ile yer alıyor.

    2016 yılının Mart ayında tadilatına başlanılan Fatih Camii’nin 275 gün içerisinde onarımı tamamlanması gerekirken, 1,5 yıldır bitirilemedi. Bu nedenle yakında bulunan bir apartmanın zemin katında namaz kılan camii cemaatinin şimdilerde de en büyük sorunu elektrik oldu.

    Tadilat yapan yüklenici firmanın biriken elektrik borcu nedeniyle caminin elektriğini kesen yetkililer, cami cemaatinin itirazlarına bile aldırmadı. Hatta 2 gün boyunca cami imamı ezanı çıplak sesle okumak zorunda kaldı.

    50 metrelik uzatmayla elektrik çektiler

    Yaşanan bu durumu gören bir hayırsever, kendi işletmesinden camii içerisine 50 metrelik uzatma kablosuyla elektrik çekti. Şimdilik taşıma sistem sayesinde ezan okunuyor. Cami cemaati ve mahalle sakinleri özellik Ramazan ayında böyle bir şeyin yaşanmasının doğru olmadığını ifade ettiler.

    “Bayram namazını burada kılmak isterdik”

    Uzun yıllar Fatih Camii’nin cemaati olan Avukat Işık İşgüden biran önce cami tadilatı ve elektrik sorunlarının halledilmesi gerektiğine vurgu yaparak, “Buranın cemaati dağıldı diğer camilere ama daimi burada olanlarda var. Dolayısıyla biz binanın alt taraftaki salonunu kiraladık. Mescit yaptık orasını. Bize karşılıksız olarak, Allah rızası için verdiler yeri. Elektriği, kablo çekmişler, komşu evden özel olarak alıyoruz. 50 metrelik bir kablo çekilmiş. Ramazan müddetince hiç olmazsa bayramda dahil bu elektriğin sağlanmasını istiyoruz. Konuyu ben CHP Çanakkale Milletvekili Avukat Muharrem Erkek’e ilettim. O da Numan Kurtulmuş’la konuşmuş Vakıflar Genel Müdürü. Çözülecek deniyor. Ama ne zaman onu da bilemiyoruz. Biz bayram namazını burada kılmak isterdik. Çünkü Çanakkale’nin en eski camii bu” dedi.

    Fatih Camii’nin tadilatının bir seneyi geçtiğini belirten Ali Nur Sazanoğlu, “Bu gayet ilgisizlik. Hiç ilgi gösterilmiyor. Bir seneyi geçti. Ayıptan öte ayıp. Ezan demek, Müslümanları namaza çağırmak demek. Eğer elektrik yoksa, burada ezan okunmuyor. Burası Müslüman köyü, Müslüman şehri, burada bir minarede ezan okunmuyorsa elektrik nedeniyle bu çok ayıp Müslümanlığa da yakışmaz. Benim bildiği kadarıyla caminin tarihçesi, kaleler ile beraber Fatih Sultan Mehmet tarafından yapılmış” diye konuştu.

    “Ramazan ayında sözün bittiği yer”

    Ramazan ayında cami elektriğinin kesilmesinin yanlış olduğunu belirten Fevzipaşa Mahalle Muhtarı Hacı Ramazan Işıldak ise; “Tadilatı yapılan cami, 2016 yılında yapımı başlandı. Yaklaşık 275 gün süre verilmişti. Tadilatı bitecek ve teslim edilecekti. Yaklaşık 1 buçuk yıl oldu. 1 buçuk yıldır Fatih Sultan Mehmet Han Hazretlerinin Çanakkale’de yerleşim yaptığı zaman ilk kurduğu caminin hala daha yapımıyla ilgili akıbeti belli değil. Şu anda Ramazan ayında vatandaşlarımız teravihle ilgili ya da vakit namazlarını kılmakla ilgili sıkıntı yaşıyorlar. Apartmanlarının alt katlarında zeminlerde namaz borçlarını yerine getiriyorlar. Ramazan ayında caminin elektriğinin kesilmesi sözün bittiği yer, nokta demek lazım oraya” ifadelerine yer verdi.

  • Danimarka’nın ilk kubbeli ve minareli Türk camisi Brabrand Ulu Cami açıldı

    Geçtiğimiz yıl Ramazan ayında, Kadir Gecesinde ibadete açılan Brabrand Ulu Cami’nin resmi açılışı yapıldı.

    Resmi açılış, Aarhus Belediye Başkanı Jacob Bundsgaard, Aarhus Belediye Başkanı Yardımcısı Bünyamin Şimşek, Aarhus Belediye Meclisi üyesi Hüseyin Araç, Silkeborg Belediye meclisi üyesi Mestafa Kellegöz ve Kopenhag Büyükelçiliği Din İşleri Müşaviri Prof. Dr. Adnan Bülent Baloğlu’nun katıldığı törenle yapıldı.

    İstiklal Marşı ve Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayan açılış töreninde, Jacob Bundsgaard, Bünyamin Şimşek, Hüseyin Araç ve Adnan Bülent Baloğlu, Şenay Tanış birer konuşma yaptılar. Törende ayrıca küçük kızlardan oluşan bir koro ilahi söyledi. Brabrand Camii Derneği Başkanı Bedir Toy açılışta kısa bir konuşma yaptı ve konuşmasında caminin yapıldığı arsanın 2007 yılında alındığını, inşaatın ise 2010 yılında başladığını belirtti. Toy, caminin 18 milyon krona malolduğunu ve cami yapımında kullanılan finansmanın Danimarka’da yaşayan Türklerin bağışlarından sağlandığını, hiçbir kurum ya da kuruluştan yardım alınmadığı gibi hiçbir bankadan da kredi çekilmediğini söyledi.

    Jacob Bundsgaard, Branbrand’da açılan caminin Danimarka’ya 1960’lı yılların başında Türkiye’den gelen göçmenlerin, bu ülkeye uyumlarının güzel bir göstergesi olduğunu, caminin Danimarka ve Türk toplumu arasında köprü görevi göreceğine, hoşgörü ve anlayışın gelişmesine katkıda bulunacağına inandığını söyledi.

    Bünyamin Şimşek, caminin inşaat ve imar izni alınması sürecinde Hüseyin Araç’la birlikte aktif rol aldığını, bu caminin burada yaşayan Türklerin dini inançlarını karşılamalarının yanı sıra kültür merkezi, gibi bir görev görmesini, cami konusunda gösterilen özverilerin Danimarka toplumu ile iyi ilişkilerin kurulup geliştirilmesi için de gösterilmesi gerektiğini söyledi ve cami yapımında katkısı bulunan herkese teşekkür etti.

    Hüseyin Araç ise konuşmasında Türklerin Danimarka’ya gelişlerinden bu yana yaşadıkları ilginç uyum süreci öyküsünü anlattı ve insanın sadece doğduğu yerin değil, doyduğu ve durduğu yerin de vatanı olduğunu, Aarhus’un kendi şehirleri, Danimarka’nın da Türklerin kendi ülkesi olduğunu söyledi.

    Din İşleri Müşaviri Adnan Bülent Baloğlu da İskandinavya’da Türkler tarafından yapılan ikinci kubbeli ve minareli caminin Brabrand Ulu Cami olduğunu, ilkinin 2009 yılında Stockholm’de açılışına katıldığını anlattı ve bu camilerin İskandinavya ve Viking hoşgörüsünün bir simgesi olduğunu söyledi. Baloğlu ayrıca bu caminin iki toplum arasında diyaloğun gelişmesine katkıda bulunmasının yanı sıra ülkemiz insanları ve gençlerinin de eğitimine ve kültürel gelişmesine katkıda bulunmasını ve onları terör örgütlerinin kucağına düşmekten kurtarması için önemli bir rol oynamasını umduğunu söyledi.

    Brabrand Ulu Cami açılışına, komşu Brabrand Kilisesi’nin rahibelerinden İnger Birgitte Christensen de katıldı. Christensen, kısa bir konuşma yaparak yanında bir hediye getirdiğini, hediye paketinin içinde aydınlanmayı simgeleyen iki şamdan bulunduğunu söyledi.

    Konuşmaların ardından kurdela kesildi ve törene katılan konuklar cami içinde incelemede bulundular ve hatıra fotoğrafı çektirdiler.

  • Şişli Camisi Sergisi açıldı

    Erken Cumhuriyet Dönemi’nin Osmanlı Yapısı Olan Şişli Camisi Sergisi açıldı.

    Şişli Belediyesi ve İstanbul Araştırmaları Enstitüsü işbirliğiyle, “Şişli Camii Sergisi” Şişli Belediye Başkanlığı Sanat Galerisi’nde sanatseverlerle buluştu.

    Suna ve İnan Kıraç Vakfı Fotoğraf Koleksiyonu’ndan derlenen ve 59 eserden oluşan “Erken Cumhuriyet Döneminde Bir Osmanlı Yapısı: Şişli Camii” sergisi, Cumhuriyet İstanbul’unun ilk anıtsal dini yapısını fotoğraf ve metinlerle tanıttı. Türk, Kürt, Ermeni, Musevi gibi toplumun her kesiminden vatandaşların bağışlarıyla yapılan Şişli Camii, birlikte yaşama kültürü ve hoşgörüyü yeniden hatırlatırken caminin yapım aşamaları kademe kademe sanatseverlere sunuldu.

    Şişli Belediyesi Sanat Galerisinde Yapılan sergi, Şişli Belediye Başkanı Hayri İnönü Latin Kilisesi Ruhani Lideri Monsenyör Ruben, Ermeni Katolik Ruhani Lideri Levon Zekiyan, Suryani Katolik Patrik Vekili Yusuf Sağ’ın katımlıyla gerçekleşti.

    Şişli Camisi’nin Sergisiyle ilgili olarak konuşan Şişli Belediye Başkanı Hayri İnönü, “Bu sergi ilk defa burada yapılmıyor, daha önce Suna İnan Karaç Vakfı tarafının İstanbul Araştırmaları Merkezinde izledik ardından bizlere geldi. Şişli Cami ilginç bir cami 1947’de sanıyorum yapılmış. Bu cami yapılırken cemaat para toplamış. Cemaat değdim zaman burada Müslümanlar dışında, Müslüman olmayanlar da katkıda bulunmuşlar. Ermeniler katkıda bulunmuş, Rumlar, Yahudiler yani bütün Şişli’de oturanların müşterek katkılarıyla bu eser tamamlanmış ve burada su eserin tamamlanma safhalarını görüyoruz. Bir Fotoğraf var. İçeride daha cami tamamlanmadan içeride Teravih namazı kılınıyor. Şişli çok ilginç bir yer. Şişli’de camilerimiz var, kiliselerimiz var, sinagogumuz var. Dini açıdan çeşitli dinlerin bir arada olduğu bir yer. Burası Müslümanların ibadet edecekleri bir yer ama sadece Müslümanlar yapmamışlar birlikte yapılmış burası. İnsanların ne kadar birlikte çalışarak neleri yaptıklarının göstergesi” diye konuştu.

    Şişli Camisinin yapımında kayınpederinin mimar olarak görev aldığını aktaran Alis Kantarcıyan ise, “Böyle bir serginin yapılması çok onur verici ve çok memnunum. Şişli Camii çok eski bir yapıdır, eski bir eserdir. Caminin resimleri bu kadar zamandır ben de muhafaza ettim. Şimdiki camilerde hiç bir şey yok. Yerde çalışırmış benim kayınpederim, çizimleri masalara sığmazmış. O zamanın renkleriyle ne boya varmış ne başka bir şey çok kıymetli şeylermiş ayrıca şimdi öyle mimarlar da yok. Caminin yapımı 1948 ya da 1949 gibi bitmiş; orada bir fotoğraf var caminin açılışında kayınpederim yok, o sene vefat etmiş. Bu cami sanki benim evim gibi, bütün ibadethaneler bizim evimizdir, Allah’ın evi bizim evimizdir” şeklinde konuştu.