Etiket: çam

  • Çam Kese Böceği İle Mücadele

    Gölyaka Orman İşletme Müdürlüğü sınırlarındaki ormanlarda çam ağaçlarına arız olan Çam kese böceği ile Mekanik ve Biyolojik mücadele çalışmaları devam ediyor.

    Gölyaka Orman İşletme Müdürlüğü, Kardüz İşletme Şefliği sınırlarındaki ormanlarda bulunan sarıçam ağaçlarında Çam kese böceği tasallutunun tespitinin ardından hazırlanan mücadele raporu doğrultusunda Kardüz Orman İşletme Şefliği bölmelerde toplam 34 ha Sarıçam ormanlık sahasında Çam kese böceği ile mücadele çalışmalarının tamamlandığı belirten Gölyaka Orman İşletme Müdürü Mevlüt Arslan. Çam kese böceği tasallutunun meydana geldiği diğer işletme Şefliklerinde de mücadele çalışmalarının devam ettiğini, Mekanik ve Biyolojik mücadele yöntemleri ile yapılan çalışmalar kapsamında çam ağaçlarında oluşan keseler uzun makaslarla kesilerek Çam kese böceği yırtıcısı olan böceklerin çoğalmalarını sağlamak üzere önceden hazırlanan etrafı su ile çevrili adacıklarda toplandığını ayrıca Çam kese böceğinin yoğun olduğu ormanlarda Böcek yiyen kuşların çoğalmalarını sağlamak için kus yuvası yaptırılarak ormanlarda uygun yerlere asıldığını ifade etti.

    Çam ağaçlarındaki beyaz, pamuksu keselerde oluşan Çam kese böceği tırtılları ağaçların ibrelerini yiyerek ağaçların çap ve boy büyümelerini gerilettiği, tahribatın genellikle vejetasyon dönemi dışında olduğu için ağaçların doğrudan kurumalarına ve ölümüne sebebiyet vermediği ancak kabuk böcekleri gibi sekonder (ikincil) zararlılara karşı ağaçları zayıf düşürdüğü belirtildi.

  • Çam Kese Böcekleri İçin Biyolojik Silah Üretiyorlar

    Balıkesir’in Burhaniye ilçesinde, Orman İşletme Şefliği, Madra Dağı’ndaki çam ağaçlarına zarar veren çam kese böceklerine karşı biyolojik savaş başlattı. Çam kese böceğinin baş düşmanı olan 8 bin calosoma sycophanta böceği laboratuar ortamında yetiştirilerek 20 Mayısa kadar ormanlara salınacak.

    Çam ağaçlarının iğneli yapraklarını yiyerek kurumalarına sebebiyet veren çam kese böceğiyle mücadele için yetiştirilen bu böceklerin ormanlara salınmasına başlandı. Laboratuarda üretilen 8 bin doğa dostu böcek 20 Mayısa kadar ormana salınmış olacak. Çam köse böceğiyle ilaçlı mücadelenin hem pahalı hem de bıraktığı kalıntılar yüzünden zararlı olduğuna dikkat çekildi.

    Burhaniye Orman İşletme Şefi Ekrem Türk, bugüne kadar yapılan mücadelede başarı sağlandığını söyledi. 8 bin adet calosoma böceği üretileceğini anlatan Türk, ”2015 yılında da 12 bin adet calosoma üretip Çanakkale’ye, Balıkesir’e, Ayvalık’a ve Edremit İşletme Müdürlüğünün sınırlarına saldık. 2016 yılı programında ise 8 bin adet üretim yapacağız. Şu ana kadar 2 bin böceği ormanlara saldık. Yaklaşık 800 adet Alaçam İşletme Müdürlüğü’ne gönderdik. Bugün de bin 200 tane Ayvalık’a gönderdik. Mayısın 20’sine kadar 8 bin adet böceği ormanlara salacağız” dedi.

    Böcek üretiminde görevli Hasan Kaya da, ”14 yıldır Burhaniye Oman İşletme Şefliği laboratuarında calosoma larvalarını üretip ormanlara salıyoruz” dedi.

  • Çam Ağacında Mahsur Kalan Baykuşu İtfaiye Ekipleri Kurtardı

    Gaziantep’te çam ağacına takılarak mahsur kalan baykuşu, itfaiye ekipleri merdiven yardımıyla kurtardı. Kurtarma anları ise bir vatandaş tarafından cep telefonuyla kaydedildi.

    Edinilen bilgiye göre, Gaziantep Asri Mezarlığında bir çam ağacına takılı kalan baykuşu gören mezarlık görevlileri durumu itfaiye ekiplerine bildirdi. İhbar üzerine baykuşun ayağından asılı olduğu yere gelen itfaiye ekipleri, merdiven yardımıyla yaklaşık 15 metrelik çam ağacından kurtardı.

    Ayağından takılı olduğu ağaçtan kurtulmak için uzun süre çırpındığı için yorgun düşen baykuş, uçamayarak mezarların arasına kondu. Yorgun baykuş İtfaiye ekipleri ve mezarlık görevlileri tarafından su ve ekmekle beslendi. Bir süre dinlenen baykuş tekrar uçarak özgürlüğüne kavuştu.

  • Çam Yaprakları, Orman Köylüsüne Para Kazandıracak

    Türk bilim adamı Faruk Durukan, çam yapraklarının yağını elde edebilen ve her mekanda kullanılabilen makineyi yaparak, orman köylüleri için yeni yeni bir gelir kapısı açtı.

    Çam yaprağı yağı elde etme makinesi sayesinde, orman çiftçileri, kendi elde ettikleri değerli çam esanslarını, kozmetik sanayinde kullanılmak üzere satarak gelir elde edebilecek. Gül yağından sonra, dünyada en kıymetli yağlarından olan çam yaprağı yağını, çiftçilerin kendi evlerinde elde edebilmeleri için basitleştirilmiş biçimde bir makine yapan ar-ge firması sahibi, Türk bilim adamı Faruk Durukan, çalışma hakkında bilgi verdi.

    Makinenin patent başvurusunu yaptıklarını ve önümüzdeki günlerde isteyen tüm orman köylülerine, uygun fiyat ile temin edebilecek durumda olacaklarını ifade eden Durukan, köylülerin elde edecekleri çam yaprağı yağlarını da, kendi firması tarafından satın alabileceğini söyledi. Elde edilen yağın, kozmetik ve gıda alanında, yüksek değerler taşıyan antiseptik madde olarak kullanıldığını belirten Durukan, “Makine, küçük olmasına rağmen, yaptığı işlem çok büyüktür. Bu makine, sadece iğne yapraklı çamların değil, kekik, defne, nane, okaliptüs gibi birçok uçucu bitkinin yağlarını da alabilir. Bu makinelerden her eve koyabilirler. Bu sayede her ev bir fabrikaya dönüşecektir. Orman çiftçilerimiz, bu makineleri tesisimizden temin edebilecekler ve elde ettikleri yağları bize getirip satabileceklerdir. Orman köylümüz için çok güzel bir gelir kapısı açacağız. Ülkemiz için hayırlar getirmesini diliyoruz” dedi.

  • Yrd. Doç. Dr. Çam, Tarihi Eserlere Yapılan Saldırıları Değerlendirdi

    Bartın Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Fatma Bağdatlı Çam, son aylarda özellikle Amasra’da bulunan binlerce yıllık tarihi eserlere sprey boyalarla yazılan yazıları eğitimsizlik ve ’Vandallık’ olarak niteledi. Tarihi eserlerin binlerce yıldır korunarak günümüze ulaştıklarını kaydeden Çam, eserlerin korunması için eğitim sistemi ve cezalarda kesin çözümlere gidilmesini istedi.

    Türkiye’nin bulunduğu coğrafya itibariyle en eski çağlardan bu yana önemli kültürlere ev sahipliği yaptığını ifade eden Çam, “Örneğin insanoğlunun yerleşik hayata geçtiği Neolitik çağdan, Göbeklitepe gibi, Çatalhöyük gibi en önemli yerleşim yerleri, kültürün oluşmaya başladığı çağlardan itibaren önemli bir konumda yer almış ve o dönemden bu yana kesintisiz olarak kültürlerden kalan mirasımız günümüze kadar ulaşmış. Son yıllarda yapılan kazılarla da bu kültür mirasımız ortaya çıkartılmakta ve turizme kazandırılmaktadır” dedi.

    “SAHİP ÇIKMALIYIZ”

    Tarihi eserlere özenle sahip çıkılması gerektiğini aktaran Çam, “Öncelikle bu tarihi eserlere yazı yazılma meselesinin eğitimsizlikle alakası olduğunu düşünüyorum. Aslında bir çeşit ’Vandallık’ da diyebiliriz. Çünkü Neolitik çağdan bu yana kültür beşiği olmuş Anadolu’da kültür tarihler boyunca aktarılmış ve günümüze ulaşabilmiş. Kültür mirası dediğimiz şey geçmişten günümüze kalan her türlü maddi kalıntıyı içermektedir. Eğer biz onlara sahip çıkamazsak bizden sonraki nesillere de aktarılamayacaktır. Bu yüzden onların üzerine yazı yazmak, kendince imza atmak anlamına gelebilir bu hareketler, tamamen eğitimsizlikten kaynaklandığını ve tarihe zarar verdiğini, kültürel mirasımızı yok ettiğini düşünüyorum” diye konuştu.

    “ESERLERİ KENDİ ELİMİZLE YOK EDİYORUZ”

    Eserlere yapılan her türlü saldırının daha caydırıcı cezalarla ve eğitimle önlenebileceğini söyleyen Çam, “Her şeyden önce bununla ilgili önlemlerin alınması gerekiyor. Örneğin Amasra’daki tarihi köprüye yazılan yazılar ve sonrasına Kuş Kayası’na yazılan yazılar çok kötü örnekler olarak kaşımıza çıkıyor. O yazıları temizlemek hem çok maddi olarak zarar veriyor hem de o eseri temizlerken çok dikkatli olmak gerekiyor. Bunca yıldır bir şey olmadan günümüze ulaşabilmiş olan tarihi eseri maalesef kendi ellerimizle yok etmeye başlıyoruz. Bunun için ilkokul, lise ve üniversitelerdeki eğitimlerden önce halkımızın bilinçlendirilmesine yönelik bir eğitim çalışması yapılması gerekiyor. İlkokul birinci sınıftan itibaren çocuklarımızın örneğim müzelere ve tarihi mekanlara götürerek tarihi eserlerin tanıtılması ve onların geçmişle tanıştırılarak onların kendi tarihlerinin bir parçası oldukları duygusunu sağlayabiliriz. Ama maalesef Amasra’da olduğu gibi eserlerimize kalıcı zararların verildiği gerçeği de var. Bunu önlemek içinde caydırıcı cezalar uygulanabilir. Bu kadar nadir bulunan tarihi eserlerin itinayla korunması gerekirken, bilinçsizce Vandallar tarafından karalanması tarihimizin de yok olmasına neden olacaktır” şeklinde konuştu.