Etiket: Çalışmasının

  • Yerli aşıda Faz-2 çalışmasının ilk dozu gönüllülere uygulanmaya başlandı

    Yerli aşıda Faz-2 çalışmasının ilk dozu gönüllülere uygulanmaya başlandı

    Erciyes Üniversitesi (ERÜ) tarafından yeni tip korona virüs (Covid-19) aday aşısının Faz-2 çalışmaları kapsamında ilk doz uygulamasına geçildi. Bu kapsamda 5 Kasım 2020 günü Faz-1 çalışmalarına başlanan inaktif aşı adayının Faz-2 çalışması kapsamındaki ilk dozu gönüllülere yapılmaya başlandı.

    Erciyes Üniversitesi Aşı Araştırma ve Geliştirme Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde (ERAGEM) Covid-19’a karşı geliştirilen ve Sağlık Bakanlığı ile Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) tarafından desteklenen inaktif aşı adayının Faz-2 çalışmaları kapsamında ilk dozu Erciyes Üniversitesi İyi Klinik Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde (İKUM) bir gönüllüye uygulandı. Aday aşının Faz-2 doz uygulama gönüllüsü yaptığı açıklamada aşı çalışmalarına gönüllü olarak katılmaktan mutlu olduğunu belirterek, yerli aşının gurur verici olduğunu söyledi. Aşı çalışmaları hakkında açıklamada bulunan Erciyes Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Çalış, şunları kaydetti:

    “Erciyes Üniversitemiz tarafından Covid-19’a karşı geliştirdiğimiz yerli aşımızın Faz-1 çalışmaları bitmiş, Faz-2 çalışmaları devam etmekteydi. Bugün çok şükür Faz-2 aşamasının gönüllü dozlamasına geçmiş olduk. İnşallah Faz-2 çalışmasının da Faz-1 çalışmasında olduğu gibi başarılı geçeceğini ümit ediyorum. Elimizden gelen gayreti hem Erciyes Üniversitesi olarak, Aşı Araştırma ve Geliştirme Uygulama ve Araştırma Merkezi ile İyi Klinik Uygulama ve Araştırma Merkezi olarak yapmaktayız. Zaten aşı adayımız Sağlık Bakanlığı ile TÜSEB tarafından desteklenen bir aşı adayıdır. Biz protokol kapsamında Sağlık Bakanlığı TÜSEB’e devretmiş olduk. Ama Faz-1 ve Faz-2 çalışmalarını üniversitemizde devam ettiriyoruz. İnşallah ümidimiz en kısa zamanda yerli aşımıza ulaşmak olacak.”

    Erciyes Üniversitesi tarafından Covid-19’a karşı geliştirilen inaktif aday aşısı Faz-2 çalışmaları kapsamında 250 gönüllüye uygulanacak.

  • GRTC’nin ’devletin yeniden inşası’ adını taşıyan çalışmasının lansmanı yapıldı

    Küresel Araştırma Düşünce Merkezi, (GRTC) ’devletin yeniden inşası’ adını taşıyan çalışmasının lansmanını, Bağlarbaşı Kültür Merkezinde gerçekleştirdi.

    GRTC, 16 Nisan tarihinde referanduma sunulan anayasal değişiklik metninin analizini yapmaya ve sözü geçen tadilatın kamu yönetimi, Türk idari yapısı, yargı mekanizması, ekonomik ilişkiler, STK ve sivil toplumun inşası, ulusal güvenlik politikaları ve dış politikanın yeniden tanzimine dair tespit ettiği öneri ve beklentileri kamuoyuyla paylaştı.

    Yoğun bir ilgiye Karşılanan lansman programında devletin ve kurumların yeniden inşası hususunda sivil toplum kuruluşlarının farkındalık oluşturması ve yeni bir siyasal bilinç ihdas etmesi gibi önceliklerin bulunduğu belirtildi.

    GRTC Genel Başkanı Mustagfa Önsay, programda öne çıkan öneri ve beklentiler şöyle açıkladı: “Yeni sistemle birlikte Cumhurbaşkanlığı Merkez Teşkilatı Siyasi ve İdari Teşkilat olmak üzere iki ana yapı içinde ele alındı.Siyasi teşkilat içinde üç adet cumhurbaşkanlığı yardımcılığının ihdas edilmesi önerildi. Ayrıca Kamu Düzeni Bakanlığı, Sivil Toplum Bakanlığı gibi iki yeni bakanlığın eklenmesi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Çevre Şehircilik ve Yerel Yönetimler Bakanlığı’na dönüştürülmesi, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın Aile, Kadın ve Sosyal Politikalar Bakanlığı adı altında yeniden yapılandırılması, Ekonomi yönetiminin tek bakanlık altında toplanması ve son olarak Gençlik ve Spor Bakanlığının Gençlik ve Spor olmak üzere iki ayrı bakanlığa ayrılması tavsiye edildi.İdari teşkilat içinde ise Cumhurbaşkanlığı Müsteşarlığı’nın kurulması önerildi. Bu bağlamda Cumhurbaşkanlığı Müsteşarlığı’nın kamu yönetiminin izlenmesi, iyileştirilmesi ve yeniden yapılandırılması gibi teknik ve idari konularda çalıştırılması tavsiye edildi. Üst düzey kamu görevliliği kavramının devlet memurluğundan ayrılarak yeni bir konseptle tanımlanması, yeni bir memur kanununun hazırlanması tavsiye edildi. Milli İstihbarat hizmetlerinin yeni sisteme uygun olacak biçimde yeniden yapılandırılması tavsiye edildi. Yargı alanında yeni dönemde hukuk devleti ilkesi gereği yürütmenin kendi sınırları içinde görevini yerine getirmesi, yargının da yerindelik denetimi yapmadan kendini yürütmenin yerine koyarak karar oluşturmaması önerildi. Yeni dönemde ekonominin istihdam, yatırım, ticaret, finansman ve küresel piyasaları izleyebilen esnek, etkin ve verimli biçimde hem teşkilat, hem hukuk, hem de işlevsellik bakımından uygun hale getirilmesi tavsiye edildi. Çoğulcu ve katılımcı bir demokrasinin yeniden kurulabilmesi için yeni bir siyasi partiler kanununun ve seçim sisteminin geliştirilmesi tavsiye edildi.Etkin, verimli ve güçlendirilmiş bir yerel yönetimlerin merkezi yönetimle uyum içinde çalışmasını sağlayacak öneriler geliştirildi.Dış politikada hızlı ve etkin reflekslerde bulunabilmek için dış politika bürokrasisi yerel ve milli unsurlardan oluşturulmalıdır. Dış politikada parçalı karar alma sürecinden vazgeçilerek MİT, Genelkurmay ve Milli Savunma Bakanlığı ortak bir mekanizma oluşturarak karar alabilmelidir. Kimlik siyaseti ve romantik diplomasi yerine reel ve jeopolitik gerçekliğe dayalı ve toplumun hissiyatına bigane olmayan dış politika tercihine bırakmalıdır.”

    AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk’ün açılış konuşmasını yaptığı lansmanda, rapor tanıtımını GRTC Başkanı Mustafa Önsay yaparken, GRTC İdare Kurulu üyesi Prof. Dr. Hüsamettin İnaç’ın moderatörlüğünde Yrd. Doç. Dr Cantürk Caner, Rıza Saka, Ender Faruk Uzunoğlu ve Öğr. Gör. Yüksel Okşak’ın sunumlarıyla lansman tamamlandı.

  • Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak:”TSK’da başörtülü subayın, astsubayın çalışmasının önü açılmıştır”

    Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak,”TSK’da başörtülü subayın, astsubayın çalışmasının önü açılmıştır” dedi.

    Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak, AK Parti İl Başkanlığı tarafından düzenlenen sandık kurulu üyeleri ve mahalle temsilcileri toplantısına katıldı. Özel bir düğün salonunda sandık kurulu üyeleri ve mahalle temsilcilerine seslenen Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak, ”Biz Allah’ın yarattığı bütün mahlukatı onun yeryüzündeki bir ayeti olarak görürüz. Allah’ın yarattığı en değerli, en şerefli varlık olarak insanı biliriz, insanın da dilini, ırkını, cinsini, rengini asla tartışma konusu yapmayız. Doğu ve Güneydoğu’da insanların uzun süre Olağanüstü Hal’i yaşadı. AK Parti’nin ilk icraatı o bölgede uygulanan Hal’i kaldırmak olmuştur. AK Parti 2002’den itibaren milletin desteğini almıştır. 363 milletvekili olan AK Parti 2002’den itibaren bu politikalarını gerçekleştirmek istediğinde sürekli bir engel ile takozla karşılaşmıştır. Hatırlayın daha yeni iktidar olmuş bir partinin önünde adını bile saymaya artık usanacağımız kadar Sarıkız, Ayışığı, Ergenekon, Yakamoz gibi darbe planları vardı. AK Parti 2007’de tekrar Meclise yüzde 47’ye aşkın oyla geldi. 338 milletvekili çıkarttığında aslında bir erken seçim yapmak zorunda kalmıştı. Niye? Arkadaşlar bakın Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 1961’de hazırlanmıştı. Ama Cumhurbaşkanı seçim usulü 1924 Anayasasın’da da aynıydı. Cumhurbaşkanı TBMM tarafından seçilecekti ve ilk turda üçte iki sonraki turda salt çoğunluğu alan yani Meclisin yarısından bir fazlasının oyunu alan kişi Cumhurbaşkanı seçilecekti. Söz konusu dönemde 27 Nisan’da Türk Silahlı Kuvvetleri’nin e-muhtırası ile uyandı. Biz ne gördük, Türkiye o sabaha nasıl uyandı, TSK’nın, bizim ordumuzun bir e-muhtırası ile uyandık. Ne diyordu bizim askerimiz, Cumhurbaşkanı TSK’nın başkomutanıdır. Bizim askerimiz eşi baş örtülü bir başkomutana selam durmaz diyordu. O tarih Mevlit Kandili civarındaydı. O tarihte çocuklarımızın Şanlıurfa’da, başka yerde başörtülü kıyafetlerle ilahiler, kasideler okuması suç delilleri arasında sayılıyordu. Emir olunduğumuz gibi dosdoğru olursak, istikametten sapmazsak, bakın 2007’nin 27 Nisan’ından 10 sene sonra artık TSK’da başörtülü subayın, astsubayın çalışmasının önü açılmıştır. Yani bizim askerimiz TSK’nın başkomutanı olan cumhurbaşkanının eşi başörtülüyse selam durmazdan kendi komutanı başörtülüyse artık şerefle, onurla başı dik olarak selam duracaktır. Geçmişte yüzde 47 oy almış, Mecliste 338 milletvekili çıkarmış AK Parti’ye kapatma davası açıldı. Neden? İnsanların istediği kılık kıyafetle üniversite okumasının önünü açacak bir Anayasa değişikliği yaptığı için. 411 milletvekilinden biri de bu kardeşinizdi. 411 milletvekili bir anayasa değişikliğine imza attı. Ertesi gün biz kocaman manşetler gördük. Şimdi karargah rahatsız manşetini görüyoruz. O zaman da kocaman manşet gördük. 411 el kaosa kalktı manşeti. Milletin seçtiği 550 milletvekilinin 411’inin oyuyla Anayasa’da yapılan değişiklik Anayasa Mahkemesince iptal edildi. Aslında Anayasa Mahkemesinin Anayasa değişikliklerini iptal etme yetkisi yok. Bir yandan da AK Parti’ye kapatılma davası açıldı. Bütün bunları birlikte yaşadık. Bütün bu olumsuzlukları düzeltmenin yanı sıra birçok hizmete imza attık. Bu hizmetleri yaparken samimi olduk. AK Parti bütün bu işlerde yol haritasını ta reisinin, liderinin İstanbul il başkanı iken 1992’de yazdığı raporlardan almıştır. Bizim bu coğrafyadaki kardeşlerimiz uzun yıllar Reis’in yanında olmuştur” dedi.

    16 Nisan’da o kardeşliğin, o dayanışmanın, o kuvvetin tekrar Ağrı Dağı kadar o yüce dayanışmanın ayağa kalkacağına inandığını belirten Kaynak, “Terörle mücadele sürecinde halkta destek verdi. Geldiğimiz noktada elhamdülillah, Allah’a hamd ediyoruz, yöre halkımızın büyük desteğiyle terörle, teröristle, sivil masum insanımızı ayırdığımız takdirde, ne kadar başarılı olacağımızı gösteren, bu son bir buçuk yıldır, yöre halkımızın büyük desteğiyle artık inlerinde, saklandıkları mağaralarında gereken cezaları almaktadırlar. Ama biz terörle mücadele ederken bölgenin tamamını cezalandıracak, tamamına acı çektirecek bir uygulama içinde olmadık. Diyarbakır’da Başbakanımız Sayın Binali Yıldırım beyin açıkladığı 73 buçuk milyar liralık, eski parayla 73 buçuk katrilyonluk yeni bir yatırım programı ortaya koyduk. Cazibe merkezleri ilan ettik 23 ilde. Aman istihdam artsın, aman fabrikalar gelsin, aman sulama yatırımlarımız tamamlansın, altyapı yatırımlarınız tamamlansın, elektrik hatlarınız, şebekelerimiz yenilensin, 73 buçuk milyar liranın içerisinde bunlar var. Bunlar içerisinde Ağrımız da var. Milletin desteğini alarak, milletin derdine çözüm bulmak için 7 Haziran’da büyük bir destekle meclise gidenler, 7 Haziran sonrası bunu milletimize burada, Doğu’da, Güneydoğu’da çukur olarak, hendek olarak Ankara’da, İstanbul’da canlı bomba olarak, Türkiye’nin her yerinde terör olarak gönderdiler. Bir yandan terörle mücadele ederken, bir yandan insanımıza hak ettiği değeri veren bir iktidar. Kendi ihtiyaçlarına hizmetler üretmek istiyoruz. Bunu üretiyoruz da Allah’ın izniyle. Önümüzde bu baharla beraber, 16 Nisan bildiğiniz gibi yine baharın tam ortası. Bu baharla beraber Allah’ın izniyle hem anayasa değişikliğiyle, hem baharın verdiği o umutla, o iştahla, o aşkla yepyeni bir kalkınma hamlesini, yepyeni bir kardeşlik hamlesini birlikte yapacağız. Ama bütün bunları yapabilmemiz için işte o anayasa değişikliği bunun için huzurlarınızdadır” diye konuştu.

  • Yol çalışmasının olduğu yerde meydana gelen kazanın duruşması başladı

    Bursa’da yol çalışmasının olduğu yerde meydana gelen ve 1 kişinin ölümüyle sonuçlanan kazanın davası başladı.

    Kaza, 8 Ağustos 2015 Cumartesi günü meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, İznik istikametine seyreden M.G. (39) idaresindeki 04 AK 975 plakalı otomobil, ORZİM tesislerini geçtikten sonra, aynı istikamette seyreden Cemil Urhan’ın (46) kullandığı 34 NE 6601 plakalı otomobile arkadan çarptı. Çarpmanın etkisiyle savrulan otomobil önce karşı şeride geçti, ardından yoldan çıktı. Sürücü Cemil Urhan ve 22 yaşındaki oğlu Onur Urhan hafif yaralanırken, ağabeyi Cengiz Urhan (51) ağır yaralandı. Kanlar içinde otomobilden çıkarılan Cengiz Urhan’a sağlık ekipleri ilk müdahaleyi kaza yerinde yaptı. Kardeşi ve yeğeni ile birlikte 112 ambulansına konulan Cengiz Urhan, kaldırıldığı Orhangazi Devlet Hastanesi’nde hayatını kaybetti.

    Kazanın duruşması Bursa 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlandı. Duruşmaya sanık M.G., katılmazken İznik İşletme Şefliğinde şef olan A.G. ise hazırda bulundu. Evli ve 3 çocuk babası diğer aracın şoförü Cemil Urhan, “Benim olayla ilgili suçum yoktur. Olay yerinde yol çalışması yapılıyordu. Olay yerini gayet iyi biliyorum. Yolda kusur vardı. Ancak benim olayda kusurum olmadığını düşünüyorum. Şağ şerit kapılıydı. Tek şeritten trafik veriliyordu. Yolda her hangi bir uyarı yoktu. Ben sürekli oradan gidip geliyorum. Arkadan şahıs muhtemelen yolu bilmiyordu. Hızla gelip bize çarptı” dedi.

    Babasını kazada kaybeden Cem Urhan ise “Ben amcamdan şikayetçi değilim. Ölen Cengiz Urhan benim babamdır” diye konuştu.

    Selçuk Urhan ise, “Kaza olduktan sonra oraya gece 23.30 sıralarında levha koymuşlar” şeklinde konuştu.

    Mahkeme heyeti, eksik evrakların giderilmesi için duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.

  • Kadının Çalışmasının Evlilik Hayatına Etkileri

    Aile ve Çift Terapisti Uzman Psikolog Naciye Tokaç, kadının çalışma hayatına katılımının evlilik yaşamına etkisini değerlendirdi.

    Yılların ilerlemesiyle birlikte kadının çalışma hayatına daha çok katıldığını anlatan Uzman Psikolog Naciye Tokaç, “Bu durumun birçok sebebi olduğu gibi aynı oranda sonuçları da olduğunu görmekteyiz. Diğer kişilerin yaşamlarında ne olup bittiğini görme ve kendi yaşamları ile kıyaslama imkanını daha fazla bulan insan, hayatını daha kaliteli sürdürmek istemekte. Diğerlerinin sahip olduklarına, yaptıklarına kendisinin de hakkı olduğunu düşünmektedir. Bu durumda ihtiyaçların artmasını ve beklentinin yükselmesini sağlamaktadır. Hakkı olduğunu düşündüğü şeylere erişmek istemesi gayet normal bir istek iken bunları yapmak için yeterli imkanı bulup bulamaması önemlidir. Böyle bir durumda ailede kadının çalışması bir çözüm yolu olarak karşımıza çıkmaktadır” dedi.

    Eğitim düzeyi düşük veya yüksek herkesin girişimde bulunma ve kazanç elde etme, kendi yaşamını idame ettirmek isteme hakkı olduğunu anlatan Uzman Psikolog Naciye Tokaç, “Ancak kadının çalışma hayatına katılımının eş ile ilişkisini farklı açılardan etkilediğini de söylemek yanlış olmaz. Ülkemiz geleneğinde erkeğin çalışması zorunluluk olarak görülürken; kadının çalışması gereklilik olarak görülmüyordu ancak son zamanlara kadar. Hayatının zorunlu ihtiyaçlarını gidermek için maddi gelir konusunda yeterli geliri elde edemeyen ailede kadın da maddi destek olmak zorunda kalıyor” diye konuştu.

    Kadının çalışmasının aile hayatına etkilerinden birisinin kadının da erkekler gibi aynı mesai saatleri içinde çalışıyor olmasına rağmen kadından çocuklar ve ev içi sorumluluklar konusunda aynı beklentilere sahip olunması olduğunu dile getiren Tokaç, “Çoğunlukla benzer saatlerde evine gelen kadın ve erkek, sorumluluklar konusunda paylaşımda bulunmadıkları takdirde birbirinden beklentiler değişmekte ve bu durum tartışmalara yol açmaktadır. Bu durumun önüne geçmenin yolu; anlayış ve çiftlerin birbirine destek olma konusundaki becerileridir. Kadının iş yaşamına katılması ile birlikte sosyal yaşamının da geliştiğini görmekteyiz. Arkadaş ortamının geliştiği, farklı kültürlerden ve farklı sosyal statülerden kişilerle tanışma imkanı bulduğunu görmekteyiz. Böylece kendi bildiği, öğrendiği yaşam hakları dışında yaşamları da tanıması, hayattan ve dolayısıyla eşinden olan beklentisinin de artmasını sağlayabilir. Eğer eşler kendisini geliştirmeye açık değillerse ve yeniliklere açık değillerse bu durum aralarındaki iletişimin bozulmasında rol oynayabilir. Çalışma hayatının kadının yaşamında değiştirdiği en önemli durumlardan birisi de; kadının kendisine olan saygısının artması ile kendine güveninin artmasıdır. İsteklerine evet, istemediklerine hayır deme hakkı olduğunu, kocasına itaat etmenin zorunluluk olmadığını her iki eşin de birbirine sorumluluğu olduğunu benimseyen kadın, aile hayatında bu isteklerine karşılık bulamadığında, bu durum eşler arasında çatışma nedeni olabilir” şeklinde konuştu.

    Her ne sebeple olursa olsun kadının çalışma hayatının eşler arasındaki ilişkiyi etkilediğini ifade eden Tokaç, “Ancak eşlerin iyi bir iletişim ve anlayış içerisinde olması, hayatın zorlukları konusunda birbirlerinin elinden tutma konusunda kendilerine verdikleri sözleri unutmamaları sorunları aşma konusunda yardımcı olacaktır” dedi.