Etiket: Çalışıyorsanız

  • Masa Başı Çalışıyorsanız Böbrek Taşına Dikkat

    Özel Eskişehir TSG Anadolu Hastanesi Üroloji Uzmanı Op. Dr. Kutlu Teberik, günde 3 litreden fazla su içilmesi gerektiğini belirterek, “Bazen de böbrek taşı oluşumunda çalışılan iş yerleri önemli oluyor” dedi.

    Böbrek taşı hakkında açıklamalarda bulunan Üroloji Uzmanı Op. Dr. Kutlu Teberik, taşın olduğunu vatandaşların anlayabilmeleri için bazı belirtiler olduğunu anlattı. Bunların bazılarını, böbrek ağrıları, yan ağrıları, idrar kesesine doğru kasık ağrıları, ya da idrar kesesindeki taşların yaptığı ağrılar ve idrarda yanmalar olarak sıralayan Dr. Teberik, “İdrarda kanamalar hastayı uyarmalıdır. Tekrarlayan, geçmeyen idrar yolu enfeksiyonlarından hastalar şüphelenerek ürologa başvurmalıdır” dedi.

    ERKEKLERDE DAHA FAZLA TAŞ

    Erkeklerde, bayanlara göre daha çok böbrek taşına rastlandığını Dr. Teberik, “Böbrek ve idrar yollarında oluşan taşlar ileriki dönemlerde hastalara sıkıntı oluşturabilir. Bu taşlar nasıl oluşur? Vücutta süzülen mineral ve maddelerin çöküntü oluşturması sonucunda idrar yollarında taşlar oluşur. Küçük taşlar idrar yollarından atılabilir. Ama belli bir boyutun üstünde atılamayan taşlar idrar yollarını tıkar ise, bu taşlar daha sonra böbrekler fonksiyon kaybına, idrar yollarında tekrarlayan enfeksiyonlara ve kanamalara yol açabilir. Organ kayıplarına kadar giden ciddi sorunlara neden olabilir. Bu yüzdenden de böbrek taşları önemlidir. İdrar yolları üç bölümden oluşur. Bunlar böbrek, üreten ve mesanedir. Böbreklerde oluşan idrar üretenle birlikte mesanede depolanır ve idrar yolundan dışarı doğru atılır” dedi.

    “GÜNLÜK 3 LİTRENİN ÜZERİNDE SU İÇİLMELİDİR”

    Taşların idrar yollarında madde ve minarelerin çöküntü oluşturması sonucunda meydana geldiğini belirten Kutlu Teberik, konuşmasının bir bölümünde hastalıkla ilgili şunları söyledi:

    “Peki neden çöküntü oluşturur? Vücutta koruyucu mekanizmalar vardır. Bu koruyucu mekanizmaların azalmasından dolayı çöküntü oluşabilir. Ailevi ve genetik faktörlerden dolayı bazen taş oluşumuna yatkınlık vardır. Günlük su alımı az olan insanlarda taş oluşum ihtimali daha fazladır. Günlük en az 2,5 litre idrar yapacak şekilde su almalıyız. Bu da günlük 3 litre suya denk geliyor. Hastalarımıza önerilerimiz 3 litre su içmeleridir. Taş hastalıklarına yakalanmamaları için ya da yakalanırlarsa da taşları düşürebilmeleri için bu miktar suyu almaları gerekmektedir.”

    “TAŞ OLUŞUMUNDA ÇALIŞTIĞINIZ İŞ YERİ ETKİLİ OLABİLİR”

    Taş oluşumda çalışılan iş yerlerinin de etkili olduğunu belirten Dr. Teberik, “Sıcak bir ortamda çalışan insanlarda, örneğin fırıncılarda aşırı sıcaktan meydana gelen terlemede su kaybı yaşandığı için bu meslekte taş hastalığı için risk altındadır. Masa başı işlerde çalışan hastalarda da hareketsizlikten dolayı kristallerin çöküntü oluşturması daha sık olacağı için hastalarda bu risk daha da artmaktadır” dedi.

    Taş oluşumunu engellemek, varsa düşürmek için yapılması gerekenleri anlatan Özel Eskişehir TSG Anadolu Hastanesi Üroloji Uzmanı Op. Dr. Kutlu Teberik, sözlerine söyle devam etti:

    “Günlük su alımını 3 litre suyun üzerinde almaları gerekiyor. Gazlı içeceklerden uzak durmaları gerekiyor. Hastaların kilo vermelerini öneriyoruz. Kilo indeksinin düşmesi mevcut taşlardan kurtulma ihtimalini arttırıyor.Aşırı proteinli beslenmelerini önermiyoruz. haftanın 2-3 günü protein ağırlıklı beslenmeleri uygun olacaktır. Sebze ve meyveden bol beslenmelerini öneriyoruz. Süt ve süt ürünlerini normal olarak almalarını öneriyoruz. Yemeklerden tuzu çok yüksek miktardan çıkaracaklar. Hastalar tuzsuz beslenecek. Çok az tuz miktarı kullanabilir.”

    Yapılan tedavi yöntemlerini anlatan Op. Dr. Teberik, “Açık cerrahi tedavi yöntemi, kapalı cerrahi tedavi yöntemleri uygulanmaktadır. Bunlardan önce polikliniğimizde taş düşürme yöntemleri uygulanıyor. Taş düşürme tedavisi ilaçlarla, hastaların mevcut taşlarını düşürmeye yönelik bir tedavidir. Belli bir süre içerisinde taşlarını düşürememeleri halinde veya acil taşın alınması durumda cerrahi yöntemler veya taş kırma tedavisi uygulanır. Taş kırma tedavisi vücudun dışından ses dalgaları ile taşın ufalanıp, parçalanmasını sağlar. Ancak ; günümüzde kapalı yöntemlerin daha fazla kullanılmasından dolayı taş kırma kullanım alanı kısıtlanmıştır. Kapalı yöntemlerle idrar yolunun her yerine kolaylıkla ulaşılarak taşlar lazer kırıcılarla kırılabilir ” diye konuştu.

  • Bu Mesleklerde Çalışıyorsanız Mesane Kanseri Olma Riskiniz Yüksek

    Üroonkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Sümer Baltacı, boya sanayi, lastik, kimya, asfalt ve petrol sanayi, pil üretimi gibi kimyasal sanayilerde çalışanların mesane kanserine yakalanma riskinin yüksek olduğunu söyledi. “Bu meslek gruplarında çalışmayın” uyarısı yapmadıklarını belirten Baltacı, risk grubunda oldukları için daha dikkatli olmaları gerektiğini söyledi.

    Üroonkoloji Derneği tarafından düzenlenen ve 750’yi aşkın katılımcının takip ettiği 12’nci Üroonkoloji Kongresi’nde konuşan Üroonkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Sümer Baltacı, mesane kanserini ele aldı. Dünyada 1 yıl içerisinde 350 bin mesane kanserli hastanın tespit edildiğini belirten Baltacı, bu hastaların yarısının bir yıl içerisinde hayatını kaybettiğini söyledi. Mesane kanserinin iyi tedavi edilmediği takdirde ölümcül olduğuna dikkat çeken Prof. Baltacı, “Kanserin tespit edildiği andaki yaygınlığına bakılarak tedavi şekilleri değişebiliyor. Mesanede sınırlı kaldıysa mesane içerisine uygulanan bazı kemoterapi ya da verem aşısı diye bilinen tüberküloz ilaçlarıyla hastalığı tedavi edebiliyoruz. Derine geçen kanserlerde ise mesaneyi çıkarmak zorunda kalıyoruz. Mesane çıkarılınca durumu uygun olan kişilerde kişinin kendi bağırsağından yeni bir mesane yapıp eskisinin yerine yerleştirerek hastanın normal yolla idrarını yapmasını sağlıyoruz. Eğer hastanın durumu bu uygulamaya uygun değilse, o zaman cilt altında bir torbada idrarı topluyoruz” dedi.

    BU MESLEKLERE DİKKAT

    Cep telefonu ya da benzeri radyasyon yayan cihazların mesane kanserine yol açıp açmadığıyla ilgili ellerinde bilimsel veri olmadığını da belirten Prof. Baltacı, bazı meslek gruplarında çalışanların dikkatli olması yönünde uyarıda bulundu. “Bu mesleklerde çalışmayın” uyarısı yapmadıklarını ancak risk altında oldukları için daha dikkatli olmalarının gerektiğini belirten Baltacı, “Meslek gruplarına bakacak olursak. Sigara etkenlerin nerdeyse yarısından fazlasına sahip. Bunun dışında boya sanayi, lastik, kimya, asfalt ve petrol sanayi, pil üretimi gibi sanayilerde bazı kimyasal maddelere maruziyet çok fazla olabiliyor. Bu meslek gruplarında risk artışı söz konusu olabiliyor. Bu meslek gruplarında çalışmayın demiyoruz. Ancak bu insanlar idrarda mikroskobik bir kanama olsa bile ya da gördükleri ilk kanamada ürologa müracaat etmeleri gerekir. Bu kişilerin daha dikkatli olması gerekir” dedi.

    TESTİSİ YUKARIDA OLAN GENÇ ERKEKLERE UYARI

    Üroonkoloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Güven Aslan, testis kanserinin sıklıkla genç erkeklerde görüldüğünü belirten Prof. Aslan, bebek ve çocuklarda testisi torbada olmayanlar için uyarıda bulunarak şöyle konuştu:

    “Bu hastalık genç erkeklerde daha sık görülüyor. Tümörün biyoloji buna uygun olduğu için gençlerde sıklıkla görülüyor. İnmemiş testise dikkat etmek lazım. Çocukların ya da bebeklerin yumurtalarının olması gereken torbada olmaması. Aslında çok sık görülen bir sorundur. Geç kalındığı zaman yumurta yerine indirilse bile risk değişmiyor. Testis kanserinin temel risk grubu 15-35 yaş aralığıdır. Dolayısıyla bu yaş grubunun nasıl bu konuda bilgilendirebilirizin araştırılması lazım. Hastalık genital bölgede yer aldığı için çok rutin kontrollerde bakılmayıp atlanabiliyor. Burada kişilerin kendilerinin farkında olmaları gerekir. 15’li yaşlarda dediğimiz grup çocuk sayılabilecek gruptur. Burada anne babalara görev düşüyor. Bedensel değişimlerin yanı sıra genital bölgelerin değişimlerinin de anlatmalıdırlar.”

    Erken teşhis edildiğinde yüzde 100 tedavi edilebileceğini ifade eden Prof. Aslan, “Erken teşhis edildiğinde yüzde 100 tedavi edilebilen bir hastalıktır. Diğer organ kanserlerinde görülemeyen bir durumdur bu. O nedenle erken teşhis çok önemli. Erken tanıda cerrah müdahale ile kanserli hücre alınıyor ve organ yerinde kalıyor. İleri aşamalarda bile bazen yüz güldürü sonuçlar alabiliyoruz. Daha başlarda teşhis edildiği zaman organ kaybına neden olmadan tedavi edilebilir” dedi.