Etiket: Çalışıyorlar

  • Çatıda ölümle burun buruna çalışıyorlar

    Bartın’da 6 katlı bir binanın çatısında yaşanan görüntüler yürekleri ağza getirdi.

    Bartın’ın Orduyeri Mahhallesi Kaynarca mevkiinde çatıya çıkarak yeterli güvenlik önlemi almadan çalışan işçiler objektiflere yansıdı. Çatıda çalışma yapan işçilerin kendilerini korumak için hiçbir önlem almadıkları görüldü. İ

  • Okur; “Bizim geleceğe yönelik heyecanlarımızı baltalamaya çalışıyorlar”

    Uşak Valisi Ahmet Okur Uşak Şeker Fabrikası’nın 91. pancar alım kampanyasında konuştu.

    Yapılan darbelerin ve girişimlerinin Türk Milletine en büyük zararı verdiğini söyleyen Okur; “Bizim geleceğe yönelik düşüncelerimizi, adımlarımızı, heyecanlarımızı baltalamaya ve törpülemeye yönelik bu tür adımların sadece bu tarz darbelerle değil değişik yöntemlerle değişik taktiklerle bu memleketi bu yurdun çocuğunun ideallerini baltalamaya çalışıyorlar” ifadelerini kullandı

    Vali Okur Uşak’ta göreve başlamasına müteakip yaşadığı bir olayı anlattı ve şunları söyledi; “Yaklaşık bir yıl önce göreve başladığımda ilk randevu talep eden Mehmet Şeker beyefendi idi. Nuri Şeker beyin torunu diye not düşülmüştü. Geldi ve herkes gelmeden önce ben geleyim işimi biran önce bitireyim herkes ondan sonra ne yaparsa yapsın dedi. Anladım ki dedesinin torunu. Aceleci işini çabucak bitirmek isteyen biri. Dedesi gibi bir Uşak sevdalısı. Ben kendi şahsında atalarına dedelerini ve Uşak’ta Şeker Fabrikasının yapımında ve buraya gelmesinde emeği geçen herkesi saygıyla sevgiyle ve minnetle anıyorum.”

    “NİCE DELİKANLILAR BURADAN ELDE ETTİKLERİ KAZANÇLARIYLA EVLENMİŞLER”

    Vali Okur yaptığı konuşmada Sümerbank gibi, Uşak Şeker Fabrikası gibi kurumların çok eski kurumlar olduğunu Cumhuriyetin temelleriyle beraber emekleyerek, yürüyerek bu günlere geldiğini ve orada çalışanlara oradan istifade edenlere bir kimlik bir şahsiyet, bir unvan kazandırdığını söyledi. Vali Okur; “Hesap ettim yaklaşık dört veya beş nesil buradan istifade etmiş. Emekli olmuşlar, hayatlarını kaybetmişler yine onların çocukları, eşleri yine buralardan istifade etmeye devam etmiş. Düşünüyorum da tabi bu heyecanı kendilerinin nasıl yaşadığını kestirememekle birlikte nice genç kızlar pancar mevsimini düşünerek çeyizlerin hazırlamaya koyulmuşlar, nice delikanlılar buradan elde ettikleri kazançlarıyla evlenmişler. Bu duygular hakikaten çok değerli kaliteli ve her insanın saygı duyacağı, yaşaması, yaşatması gereken duygulardır.”dedi.

    “BİR ELİNİZLE TUTTUĞUNUZ TOPRAĞA SAHİP ÇIKMANIZ GEREKİYOR”

    Uşaklıları taktir ettiğini söyleyen Vali Okur; ” Kendi sermayeleri, kendi emekleriyle Uşak’ın ilkler şehri olmasının en güzel numunesi olarak bu fabrikayı kurmuşlar diğer sermayelere de yol gösterici olmuşlar. Uşak gerçekten bugün bölgesinde üç organize sanayi bölgesi ve 750-800 fabrikasıyla sanayi merkezi haline gelmiştir. Bunda Uşak insanının gerçekten verimli, girişimci, yeniliklere açık, risk alan ve bu riski de hayata geçirebilen bir yapısının çok büyük bir katkısı olduğunu düşünüyorum. Bir elinizle tuttuğunuz toprağa sahip çıkmanız gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

    “TÜRK MİLLETİNE VERİLEN EN BÜYÜK DARBEDİR”

    Bugün başka şeyler konuşuyor olmak gerekirken hala darbenin, hala darbenin yıllarca sürecek olumsuz tesirlerinin konuşulduğunu dile getiren Vali Okur konuşmasını şu ifadelerle sonlandırdı; “Bu Türk Milletine verilen en büyük darbedir. Bizim geleceğe yönelik düşüncelerimizi, adımlarımızı, heyecanlarımızı baltalamaya ve törpülemeye yönelik bu tür adımların sadece bu tarz darbelerle değil değişik yöntemlerle değişik taktiklerle bu memleketi bu yurdun çocuğunun ideallerini baltalamaya çalışıyorlar. Yılacak mıyız? Hayır. Bütün gücümüzle bütün gayretimizle burada olduğu gibi bundan sonraki çalışmalarımızda da var gücümüzle elimizden gelen her türlü gayreti göstereceğiz. Onun için bu vatan gerçekten çok kıymetli her santimetre karesi şehit kanlarıyla, gazilerimizin alın teriyle, kanlarıyla sulanmış topraklarda işçilerimizin gerçekten alın teri ve bu emeklerinin neticesi olan ürünlerinin bundan sonra da devam etmesi dileğiyle bu 91. kampanya dönemimizin hayırlı uğurlu olmasını başarılı geçmesini verimli, bereketli olmasını, kazasız güzel günler temenni ve niyaz ediyorum. Hayırlı uğurlu olsun.”

  • Bakan Özlü: “Ne kadar hain varsa ülkemizi boğmaya çalışıyorlar”

    Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Dr. Faruk Özlü, Düzce’de şehit ailelerini ziyaret etti. Bakan Özlü, “Yurt içinde, yurt dışında ne kadar hain varsa, düşman varsa Türkiye’yi boğmaya çalışıyorlar” dedi.

    Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, beraberinde AK Parti Milletvekili Ayşe Keşir, İl Başkanı Hikmet Keskin ve partililer ile birlikte sabah saatlerinden itibaren ilçelerdeki ve beldelerdeki teşkilatlarla bayramlaştı. İlk olarak Beyköy beldesine giden Bakan Özlü, Belde Belediye Başkanı Osman Kılıç ve vatandaşlarla bayramlaştı. Ardından esnafları ziyaret eden Bakan Özlü ve beraberindekiler, yine aynı beldede bulunan ve 15 Temmuz darbe girişiminde Ankara Gölbaşı’nda bombalanan Özel Harekat’ta şehit olan 4. sınıf Emniyet Müdürü Ufuk Baysan’ın babası Ramazan Baysan, annesi Hanife Baysan ve ağabeyi Ümit Baysan’ı ziyaret etti.

    “Ülkemizi boğmaya çalışıyorlar”

    Bakan Özlü, ziyaret sırasında yaptığı konuşmada, “Yurt içinde, yurt dışında ne kadar hain varsa, düşman varsa Türkiye’yi boğmaya çalışıyorlar. Gerçekten zor günler yaşıyoruz. Bu topraklarda kalmanın bedeli çok ağır. Bu ülkede kalmak, burayı vatan yapmak çok kolay değil. Çok kötü ve büyük bir badire atlattık” dedi.

    Bakan Özlü, konuşmasının ardından Başbakan Yıldırım’ın gönderdiği mektubu şehit Emniyet Müdürü Ufuk Baysan’ın babası Ramazan Baysan’a teslim etti.

    Şehit babası duygulandı

    Bakan Özlü ve beraberindeki heyet, Beyköy ziyaretinin ardından Kaynaşlı İlçe Teşkilatı’nın bayramlaşma törenine katıldı. Belediye Başkanı Erol Bayraktar ve partililer tarafından karşılanan Bakan Özlü, vatandaşlarla sohbet ettikten sonra 10 Kasım 2015 tarihinde Şırnak’ın Silopi ilçesinde PKK terör örgütünün yola tuzakladığı bomba sonucu şehit olan Özel Harekat Polisi Sabri Altınbaş’ın babası Zeki Altınbaş ile annesi Nemciye Altınbaş’ı ziyaret etti. Bakan Özlü, şehit ailesine Başbakan Binali Yıldırım’ın kendi el yazısı ile yazdığı mektubu takdim etti. Bakan Özlü mektubu verirken, “İçinde ne olduğunu bilmiyoruz” dedi.

    Bunun üzerine şehit babası Zeki Altınbaş, “Hep beraber bakalım” diyerek mektubu açıp okumaya başladı. Mektubu okurken duygulanan Zeki Altınbaş mektubun geri kalanını okuyamayınca AK Parti İl Başkanı Hikmet Keskin devreye girerek mektubu okudu. Mektupta Başbakan Binali Yıldırım’ın el yazısıyla, “Aziz şehidimizin kıymetli emaneti değerli kardeşim, bölücü terör örgütüne karşı vatanı ve milleti için gözünü kırpmadan şahadet şerbetini içen ve Rabbimizin ‘Onlar ölü değildirler fakat siz bilemezsiniz’ (Bakara Suresi 154. ayet) müjdesine mazhar olan şehidimize milletçe minnettarız ve kahramanımızı asla unutmayacağız. Sizler bize şehidimizin emanetisiniz, size daime sahip çıkacağımızdan asla endişeniz olmasın” yazdığı öğrenildi. Mektup okunurken baba Zeki Yıldırım gözyaşlarına hakim olamadı.

    Bakan Özlü ve beraberindeki heyet, Kaynaşlı ilçesinin ardından Boğaziçi beldesi ile Yığılca ilçesini ziyaret etti. Bakan Özlü, Yığılca’da da 26 Temmuz tarihinde Diyarbakır’ın Silvan ilçesinde baraj inşaatında nöbet tutarken PKK terör örgütü tarafından şehit edilen Astsubay Metin Uysal’ın evini ziyaret ederek, ailesine Başbakan Yıldırım’ın mektubunu takdim etti. Bakan Özlü, son olarak Akçakoca’da parti teşkilatının bayramlaşmasına katılmak üzere ilçeden ayrıldı.

    Bakan Özlü basının bayramını kutlayıp, çikolata ikram etti

    Bakan Özlü, Düzce’de yaptığı ziyaretler sırasında basın mensuplarını da unutmadı. Kendisini takip eden gazetecilerin tek tek bayramlarını kutlayan Özlü, gazetecilere çikolata ikram edip, birlikte öz çekim yaptı.

  • Gaziantep’te 45 dereceyi bulan sıcakta 45 TL yevmiye için çalışıyorlar

    Hava sıcaklıkların zaman zaman 45 dereceyi bulduğu Gaziantep’te mevsimlik işçiler, günlük 45 TL yevmiye kazanabilmek için saatlerce güneşin altında fıstık toplayıp, ayıklıyor.

    Gaziantep’te fıstık hasadının başlamasıyla mevsimlik işçiler sabahın ilk ışıklarında gittikleri fıstık bahçelerinde gün batımına kadar çalışıyor. Zaman zaman 45 dereceyi bulan hava sıcaklıkları nedeniyle zor anlar yaşayan işçiler, bölgenin yeşil altını olarak bilinen Antep fıstığını toplayıp, ayıklıyor. Aşırı sıcaklara aldırmadan günlük 45 TL yevmiyelerini hak etmeye çalışan işçiler, yaklaşık 13 saat boyunca ter döküyor. Genç yaşlı demeden güneşin altında fıstık toplayan vatandaşlar hem kendi kişisel ihtiyaçlarını karşılamak, hem de aile bütçesine katkı sağlamak için mücadele veriyorlar.

    Şafakla yollara düşüyorlar

    Yaşam şartlarının zor olduğunu belirten Fatma Arslan, çalışmak zorunda olduklarını belirterek, sabahın ilk ışıkları ile birlikte fıstık bahçesinde olduklarını kaydetti. Arslan, “Sabah saat 05:00’da kalkıp, fıstık toplamaya geliyoruz. Uzak yoldan geliyoruz. Gün boyu sıcak havada çalışıyoruz. Akşam gün batımına kadar da işimiz sürüyor. Zorlu koşullarda çalışıyoruz ama hem kendi bütçemiz hem de aile bütçemiz için çalışmak zorundayız” dedi.

    Okul harçlığı için çalışıyor

    Dilek Kiraz isimli lise öğrencisi ise ekonomik şartları elverişsiz olduğu için aile bütçesine katkı sağlamak amacıyla çalıştığını kaydetti. Aşırı sıcağa rağmen 13 saat boyunca bahçede çalıştıklarını anlatan Kiraz, “Öğrenciyim, ekonomik durumumuz iyi olmadığı için aileme katkı sağlamak istiyorum. Bu nedenle çalışıyorum. Okullarımızın açılmasına az bir süre kaldı, çalışıp hem masraflarımızı hem de okul harçlığımızı kazanıyoruz. Bazı arkadaşlarımız tatile giderken biz çalışıyoruz. Koşullar zor ama katlanıyoruz” şeklinde konuştu.

    Suriyeliler fiyatı düşürdü

    İşçilerin günlük 40-50 TL arasında yevmiye aldığını söyleyen Fikret Şahin, günlük yevmiyelerini alabilmek için saatlerce çalışmak için 40-50 kilometre de yol katettiğini kaydetti. Şahin, “Sabah saat 06.00’da kalkıyoruz ve saat 18:00’a kadar çalışıyoruz. Günlük 40- 50 kilometre yol yapıyoruz. Saatlerce sıcağın altında çalışıyoruz. İçtiğimiz su bile sıcak oluyor. Günlük aldığımız yevmiye ise işin zorluğuna ve çalıştığı saate göre değişiyor. Genelde günlük yevmiyeler, 40- 50 TL arasında oluyor. Evliyiz çocuklarımız var, sorumluluklarımız var çalışmaya mecburuz. Suriyeli vatandaşlar geldikten sonra piyasalar da biraz düştü. İş imkanımız da azaldı” diye konuştu.

    Bir bahçede ortalama bir hafta çalışan işçiler, iş bitiminde ise çalıştıkları gün kadar ücretlerini alıyor. İşçiler, başka bahçelerde de sezon boyunca çalışarak, geçim mücadelesi veriyor.

  • Sosyolog İsmail Öz: “Büyüyen Bir Türkiye Var, Bunu Engellemek İçin Terörle Vurmaya Çalışıyorlar”

    Sosyolog İsmail Öz, “Terör örgütlerini kimlerin kışkırttığını anlamamak için tarih bilgisinden yoksun olmak gerekiyor. Bugün karşılarında dünya beşten büyüktür diyen, 1. Dünya Savaşı’nda kendisine biçilen role itiraz eden, büyüyen bir Türkiye var. Bunu engellemek için bizi terörle vurmaya çalışıyorlar” dedi.

    Vezneciler’de çevik kuvvet aracının hedef alındığı terör saldırısında 6 polis şehit düşmüş, 5 sivil hayatını kaybetmiş, 36 kişi de yaralanmıştı. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Sosyolog İsmail Öz, patlama henüz bir örgüt tarafından üstlenilmemişken gelinen aşamada örgüt ismi vererek amaçlarına hizmet etmeye gerek olmadığını, asıl yapılması gerekenin resmin büyük parçasını görmek olduğunu söyledi. Türkiye üzerinde oynanan zayıflatma hareketlerinde terör örgütlerinin maşa olarak kullanıldığına ve benzer sahnelere tarihin tozlu sayfalarında da şahit olunduğuna dikkati çeken Öz, “Karşılarında ‘Dünya 5’ten büyüktür’ diyen bir Türkiye var. 1. Dünya Savaşı’nda biçilen rolüne itiraz eden bir Türkiye var. Bugün dünyada kendisine alan açmaya çalışan bir devletin faaliyetleri, dünyadaki ekonomik yönlendirmeleri ve büyük ölçekli yatırımları yapan hiçbir gücün çıkarına hizmet etmiyor. Doğal olarak bu güçler kendilerine yeni rakipler çıkacağını öngörerek daha büyümeden sindirme girişiminde bulunuyorlar. Bu amaçla bugün Türkiye’yi sıkıştırmak istedikleri bir köşe var. Zaten bu tip örgütler kendi bulundukları yapı içerisinde dünyanın en büyük ordularından bir tanesine sahip olan Türkiye Cumhuriyeti’ne tek başlarına zarar veremeyeceklerini kendileri de gayet iyi biliyorlar. Buna rağmen terör faaliyetlerine devam etmelerinin tek bir açıklaması kalıyor o da; başka yapılar adına vekâlet mücadelesi yürütüyor olmaları. Benzer sahneleri bizler Osmanlı’nın zayıflama döneminde çok açık şekilde gördük. O dönemde de Ermeni çetelerinin faaliyetlerini finanse ederek ve destekleyerek ülkenin zayıflatılması yoluna gidildi. Bu unsurları destekleyenler gerçek amaçlarını ortaya koyarak geldiler. 100-150 yıllık tarihte bu coğrafyada yaşananları görebiliriz. Bunları görmemek için, bu sosyolojiyi, bu siyaseti, bu tabloyu okuyamamak için herhalde tarihi bilmemek ve yaşananlardan ibret almamış olmak gerekir” dedi.

    “ALMANYA’NIN VE DİĞER AVRUPA ÜLKELERİNİN PKK ÜZERİNDEKİ TESİRİNİ BİLİYORUZ”

    Almanya Parlamentosu’nda onaylanan soykırım tasarısının da patlamayla ilişkili olabileceğini söyleyen Öz açıklamalarına şöyle devam etti:

    “Almanya’nın ve diğer Avrupa ülkelerinin terör örgütü PKK’yı nasıl kullandıklarını, nasıl kışkırtıcı faaliyetlerle Türkiye’nin üzerine saldıklarını biliyoruz. PKK’nın hangi yapılar ve Avrupa devletleri tarafından desteklendiği biliyoruz. Hareket alanlarını genişletmek için ne kadar yardım yapıldığı ortadır. Almanya bugün ortaya koyduğu tavırla bu tip durumları da bir şekilde değerlendirme noktasına taşımıştır. Bunun müsebbibi zaten Almanya’nın kendisidir bu sebeple patlamayı Almanya’nın teşvik etmiş olabilme ihtimali söz konusudur.”

    “Daha önce yapılan analizlere ve terör örgütünün hareket planlarına bakıldığında açık bir şekilde bugün Güneydoğu çevresinde verdikleri kayıpları ve neredeyse dağılma sürecine girmiş olmalarını saklamak ve yeniden yükselişe geçtikleri gibi bir algı operasyonu oluşturmak amacıyla bu eylemin gerçekleştirilmiş olduğu görülüyor” diyen Öz, “İstedikleri kadar hala ayakta oldukları mesajı vermeye çalışsalar da hareket alanlarının ne kadar daraldığı ve yok olma sürecine girdikleri bilinen bir gerçektir” diye konuştu.

    “Bir ibadet ve huzur ayı olan Ramazan ayında bile böylesi kanlı eylemleri gerçekleştirebilecek kadar gözleri kararmış ve canileşmişler ise bu insanların amaçları gayet açıktır” diye konuşan Öz, ancak ahlaki normu, kutsalı, sınırı olmayan odakların bu tip eylemleri gerçekleştirebileceğine vurgu yaptı.