Etiket: Çalışanları

  • Ofis Çalışanları Beslenmelerine Dikkat Etmeli

    Diyetisyen Elif Bilgin, zamanın çoğunu iş yerinde geçiren bireylerin beslenmelerine çok dikkat etmesi gerektiğini belirtti.

    Özellikle yoğunluk yüzünden öğünlerini masa başında yemek zorunda kalan çalışanların yetersiz beslenme, obezite ve diyabet gibi hastalıklara yakalandıklarını ifade eden Diyetisyen Elif Bilgin, “Masa başında çalışanlar dikkat. Önce ne kadar hareket ettiğinizi ve sonra ne kadar besin tükettiğinizi sorgulayın. Ağırlık artışı enerjinizi aldığınız enerjiden daha az harcadığınızı gösterir. Özellikle aralarda yediğiniz o küçük masum görünen atıştırmalıklarınız fazladan kalori almanıza sebep oluyor olabilir. Bu nedenle abur cubur alışkanlıklarınızdan vazgeçin” dedi.

    Bilgin, şu tavsiyelerde bulundu: “Çok yoğunsanız ve yerinizden kalkacak vaktiniz yoksa çekmecenizde, taze veya kuru meyve, fındık, ceviz diyet bisküvi, galeta gibi pratik yiyecekler bulundurup, limonlu yeşil çay, ayran ve süt tüketebilirsiniz. Hareketli bir hayata geçin. Sürekli oturmayı bırakıp hareketli bir yaşama geçin. Asansörlere küsüp, merdivenlerle barışın. Ben kilolarımla mutluyum yalanını kendinize söylemeyi bırakın. Her gün en az 10.000 adım atmak hedefiniz olsun. Kendinize ayağa kalmak için bahaneler yaratın. Suyun size gelmesini beklemek yerine siz ona gidin. Ne yiyeceğinize açken değil tokken karar verin. Öğle yemeğinin planını kahvaltıdan sonra yapmak hem öğle yemeğinde daha az besin tüketmenizi hem de sağlıklı besinler tercih etmenize yardımcı olacaktır. Mevsimine uygun sebze ve meyvelerle bol posalı beslenmeye geçin. Sebze ve meyveler Folik asit, A vitaminin ön öğesi olan beta-karoten, E, C, B2 vitamini, kalsiyum, potasyum, demir, magnezyum, posa ve diğer antioksidan özelliğe sahip bileşiklerden zengindirler. Hareketin az olmasına bağlı kabızlık yaşamamak için posalı besinleri tüketmeniz gerektiğini aklınızdan çıkarmayın. Hareketiniz fazla, yediğiniz besinler az ama yinede ağırlık artışınız varsa vücudunuz sinyal veriyor olabilir. İnsülin ve tiroit hormonlarınızı kontrol etmenizde fayda var. Tiroit bezinin yeterli hormon üretememesine bağlı olarak kanda çok az bulunması durumuna hipotiroidi veya hipotiroidizm denir. Bu hastalığın kadınlarda görülme oranı erkeklere nazaran çok daha fazladır. Beslenme ile ilgili görülen en önemli tepkisi yavaşlayan metabolizma ile kilo artışıdır. İnsülin hormonunun kanda yüksek olması ve hücrelere kan şekerini sokamaması nedeniyle ortaya çıkan duruma insülin direnci adı verilir. İnsülin direnci yüksek olan kişilerde, kan şekeri düşüklüğü (hipoglisemi) atakları oluşur. Bu durum insanı şekerli şeyler yemeye yöneltiği için zayıflamak mümkün olmaz. Aksine kilonuzun artmasına sebebiyet verir. Kapalı alanda çalışan kişilerde en sık görülen vitamin eksikliği D vitamini. Kış geldi güneş gitti ya D vitamini ? D vitamini gereksinmesini karşılamak için en iyi kaynak güneş ışınlarıdır. Ancak bazı durumlarda D vitamini sentezi yeterince gerçekleşememektedir. Yağlı balıkların dışında hiçbir besin kaynağı, normalin üzerinde tüketilmiş olsa bile, D vitamini gereksinmesini karşılayamaz. Morina balığı yağı ile somon, sardalye gibi yağlı balıklar en iyi kaynaklardır. Haftada 3-4 kez yağlı balık yemek yetişkin bireyin gereksinmesini karşılayabilir. Süt, yumurta, karaciğer gibi besinlerin normal tüketimiyle D vitamini gereksinmesi karşılanamaz. 50 yaş üzeri kişiler, ürekli kemik ve kas ağrısı şikayeti olanlar, Güneş görmeyenler ofis çalışanlarının D vitaminine baktırıp mutlaka ihtiyaca göre D Vitamini alması gerekir. D vitamini eksikliği olanlarda diyabet, kalp- damar hastalığı, hipoglisemi (şeker düşmesi) daha sık görülür. D vitamini bağışıklığı koruyup geliştirir. Eksikliğinde meme, rahim, barsak kanserleri gibi kanserlerin sıklığında artış olur. Gece geç yatmak,sabahları geç kalkmak Leptin ve Ghrelin seviyelerinizi etkiler”.

    En az 7 saat uyumak gerektiğini belirten Bilgin, “Uyku düzensizlikleri ve geç saatlerde uyumak: Uykusuz kalmak, geceleri geç saatlerde uyumak besin tüketimini artırmaktadır. Özellikle uykusuzluk durumunda açlık hormonu dediğimiz ghrelin, tokluk hormonu dediğimiz leptin hormonunun etkileri değişir. Leptin hormonu uykusuz kalmış bir bedende çok düşüktür. Ghrelin hormonu ise tam tersine uykusuz kalmış yorgun bir bedende çok yüksektir. Uykumuzu alamadığımız günlerde sürekli yemek yeme ihtiyacında oluşumuzun ve çok fazla karbonhidrat içeren besinlere olan iştahımızın artmasının sebebi budur. Uyku saatlerimizi düzene sokarak, 7 saatlik kaliteli bir uyku ile Leptin ve Ghrelin hormonlarını dengeleyerek, özellikle geceleri fazla kalori alımının önüne geçilebilir. Mutluluk Hormonunuz çok, Kilonuz az olsun. Karbonhidrat içeren besinler serotonin hormonunun salgılanmasını artırarak sizi mutlu etse de kısa bir süre sonra şekeri düşürüp daha yoğun bir mutsuzluk hissine sebep olurlar. Daha yoğun mutsuzluk hisseden kişi ise, daha çok şekerli gıda tüketerek kendini bir kısır döngüye sokar ki bu da nihayetinde kilo aldırır, pişmanlık hissi getirir ve yaz ayları başladığında kişiyi kilolu olma gibi bir sorunla karşı karşıya bırakır. Şekerli besinler yerine taze veya kuru meyveleri, canınız çikolata çektiğinde ise 20 gram bitter çikolata tüketebileceğinizi aklınızdan çıkarmayın. Mutluluğu arttıracak sağlıklı besinlerden bazıları ise avakado, acıbiber, sarımsak, bal, kabakçekirdeği, badem, çikolata, balık, domates, kırmızıpancar, yeşil yapraklı sebzeler, ıspanak, maydanoz, roka, tere, pazı, kuru fasulye, mercimek, nohut, kurubaklagiller, tam tahıllardır. Su tüketiminiz hava sıcaklıkları düşünce azaldı. Yeniden su içmeye başlayın. Suyu içmek gelmiyorsa içinizden aromalı sular hazırlayın. Suyunuzun içine mandalina, portakal ,tarçın ,karanfil, limon ekleyin suyu daha fazla tüketebileceğinizi göreceksiniz. Balığın bol olduğu bu mevsimi arınmak için kullanın. Balık proteinden zengin, yüksek EPA ve DHA ile ; kalp krizi, kalp damar hastalıkları, damar sertliği, depresyon, migren, eklem romatizmaları, şeker hastalığı, yüksek kolesterol ve tansiyon ile kanser gibi pek çok hastalıktan korunmada önemli sağlık etkilerine sahiptir. Balık eti, kemik gelişimi, gözün değişik ışık durumlarında görebilmesinde ve bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde önemli rolü olan A vitamini, kalsiyumun kemiklere yerleşmesi, kemik sağlığı ve gelişiminde görevli olan D vitamini ve özellikle kanın akışkanlığında görevli K vitamini ve B grubu vitaminleri (B1, B2, B6, B12) açısından zengindir. Ayrıca, iyot, selenyum, fosfor, magnezyum ve çinko mineralleri bakımından da iyi bir kaynaktır. Haftada en az 3 kez ızgara veya fırında balık tüketin. Bol posalı besinler tüketin. Kurubaklagilleri arttırın. Un çorbaları yerine Mercimek çorbasını, pilav makarna yerine bulgur,kinao ve karabuğday tercih edin. Hem posa alımınızı arttırın hem de vücuda b grubu vitaminlerini alın. Kendinizi aç bırakmayın. Mutlaka ara öğün yapın. Az az ve sık sık beslenin. Metabolizma uzun süreli açlık durumunda kıtlık psikolojisine girer ve besin gelmediği taktirde depolamaya başlar. Açlık durumunda metabolizma yavaşlar yağ kayıpları yerine kas kayıpları meydana gelir. Kalbinde bir kas olduğunu düşünürsek sağlıksız beslenmenin, metabolizmanın dengesini bozmanın sağlığınızı da olumsuz etkileyeceğini unutmayın. Ara öğünlerinizde meyve suları yerine meyveleri, süt ve süt ürünlerini, kefir gibi probiyotik besinleri tüketmeyi ihmal etmeyin. Yemeklerinizi yavaş yiyin . Beyne tokluk sinyalinin ulaşması için, yemeğe başladıktan sonra 20 dakika geçmesi gerekir. Bu nedenle hızlı yemek yemeyin; yediğiniz besinleri küçük parçalara bölerek uzun süre çiğneyerek tüketin. Lokmalar arasında çatalı bırakın. Yağlı ve şekerli yiyecekler tüketmekten kaçının. Yemeklerinizi az yağlı tercih edin. Kızartmalardan kaçının. Izgara veya fırın yemeklerini tercih edin. Bilinçsiz diyetlere başvurmayın. Bilinçsizce yapılan diyetler hem bedeninizi hem de ruhsal sağlığınızı olumsuz yönde etkiler. Metabolizmanızın yavaşlamasına, normal beslenmeye geçince de verdiğiniz kilolardan fazlasını almanıza sebep olur. Size özel diyet listesini mutlaka beslenme ve diyet uzmanlarından alın” dedi.

  • Acil Servis Çalışanları Bir Yılın Yorgunluğunu Attı

    Acil Tıp Teknisyenleri ve Teknikerleri (Paramedik) Derneği Aydın İl Başkanlığı’nın düzenlediği 2015 yılına veda etkinliğine katılan acil servis çalışanları yılın yorgunluğunu attı.

    Acil Tıp Teknisyenleri ve Teknikerleri (Paramedik) Derneği (ATT-DER) Aydın İl Başkanlığı’nın düzenlediği 2015 yılına veda etkinliği Aydın’da 112 Acil Servis ve Acil Sağlık Hizmeti çalışanları ile ailelerini bir araya getirdi. Etkinlikte ATT-DER Genel Başkanı Yaşar Gökbayrak, Türkiye Sağlık Sendikası Aydın İl Başkanı Ahmet Bozkurt, Çine 70. Yıl Anadolu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdürü Uğur Güleç, Acil Tıp Teknisyenleri Bölüm Şefi Resmiye Yak, İl Ambulans Servisi Başhekimlik personelinin yanı sıra ATT-DER üyeleri ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri de hazır bulundu.

    ATT-DER olarak geçtiğimiz yıl boyunca hem özlük kazanımları hem de sosyal faaliyetleri için büyük çabalar gösterdiklerini belirten ATT-DER Aydın İl Başkanı Prm. Mertkan Kolak, “Acil Sağlık Hizmetleri Sistemi için hep yarınları gören,geleceği iyi analiz eden yaklaşımlarla çalışmalarına yön vermiştir.Bu büyük ailenin küçük bir temsilcisi olarak çalışmaktan,biz zati kendi mesleğimiz için çaba göstermekten onur duyuyoruz. 112 Acil Sağlık Hizmetleri her vatandaşımız için vazgeçilmesi mümkün olmayan bir zorunluluktur. Bu durumun farkında ve bilincinde olarak meslek hayatımızı yerine getiriyoruz ve konulara aynı duyarlılık ile yaklaşmaya devam ediyoruz. Üzülerek belirtiyorum ki 2015 yılı bizler için mesleğimiz için büyük riskler taşıyan adımların atıldığı bir yıl oldu. Bizim özellikle üstünde çalıştığımız mesleki gelişim ve kalite standartlarının yükseltilmesini bırakın, bu gün bu sistemin işleyişine maalesef ki engel olacak, Acil Sağlık Hizmetleri sistemini geriye götürecek uygulamalara gebe bırakılmaktayız. Bizim yaptığımız meslek çok ince bir çizgide, dış müdahaleye kapalı bir meslek koludur. Mesleki anlamda yeterli eğitim görmemiş kişilerin, korkarım ki basit rantları hedef alarak sisteme katılmış taşeron işçilerin bu sistemin işleyişine zarar vereceğini ifade ettik ve zaman bizi haklı çıkartmaya devam etmektedir. Tüm vatandaşlarımızın daha kaliteli bir hizmet alması, meslektaşlarımızın daha uygun ve gelişmiş ortamlarda hizmet vermesi için 112 Acil Sağlık Hizmetlerinde taşeron işçi uygulamasına derhal son verilmelidir. Bunu her fırsatta dile getirdik, altını çizerek bir daha ifade ediyoruz” dedi.

    “ÇALIŞMALARIMIZ YENİ YILDA DEVAM EDECEK”

    2015 yılı içerisinde Aydın ATT-DER ailesinin mesleki gelişim taleplerini dinlediklerini kaydeden Kolak, “Bu projeleri gerekli mercilere ilettik. Genç meslektaş adaylarımızın eğitimlerini organize ettik. Tüm vatandaşlarımızın 112 Acil Sağlık Hizmetleri Sistemi hakkında bilgilenmeleri ve bilinçlenmeleri için çaba sarf ettik. Çeşitli faaliyetlerle Aydın 112 ailesini bir araya getirdik. 2015 yılı içerisinde kaçırılan meslektaşlarımız, kurşunlanan ambulanslarımız ve şehit olan arkadaşlarımız oldu. Güvenlik talebini hep bir ağızdan söyledik, görev şehidi bile sayılmadığımız bu düzende şehidimizin yasını beraber tuttuk. Bunlar duyarlı bir sivil toplum kuruluşunun yapması olağan faaliyetlerdi, bizlerde elimizden geleni en iyi şekilde yapmanın haklı gururunu yaşıyoruz. 2016 yılından beklentilerimiz de aynı şekilde hem vatandaşlarımız hem de meslektaşlarımız için oluşacak yanlışlardan vazgeçilmesi ve artık 20. yılına yaklaşan bu mesleği daha ileriye nasıl götüreceğimizi değerlendirmemiz üzerinedir. Bu yolda beni hiç yalnız bırakmayan yönetim kurulumla beraber ATT-DER Aydın İl Başkanlığı olarak yapacağımız sosyal, akademik ve mesleki faaliyetlerimiz yeni yılda da hız kesmeden sürdüreceğiz” diye konuştu.

  • “Özel Sektör Çalışanları Uzun Mesaiden Şikayetçi”

    İş hayatında çalışanların karşılaştığı sorunlar üzerine yapılan bir anket sonucuna göre, özel sektör çalışanları en çok uzun mesai saatlerinden rahatsız olduğunu belirtildi.

    isbul.net’te yayınlanan ankette katılımcılara çalışma hayatında en çok rahatsız oldukları konular soruldu. Ankete katılanların yüzde 42’si en rahatsız oldukları konuyu ’Uzun çalışma saatleri’ olarak seçerken yüzde 23’lü ’Görev tanımı dışında iş verilmesi’ dedi. Çalışanların yüzde 16’sı en rahatsız olduğu konuyu ’Sosyal hakların tam karşılanmaması’ olarak seçerken geri kalan yüzde 19 luk kesim ’Sosyal ortam olmaması’ ve ’Uyumsuzluk ve huzursuzluk’ konularını en büyük sorun olarak niteledi.

    isbul.net Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gezer de anketle ilgili olarak, “Mesai saatlerinin fazlalığı ve mola saatlerinin düzgün ayarlanmaması genel bir sorun. Özel sektörde çalışanlar, kamuda çalışanlara göre daha uzun saatlerde çalışıyor. Kimi firmalarda çalışma saatleri kamuya göre fark 2-3 saat fazla olabiliyor. Özellikle trafik sorununun olduğu büyük şehirlerde çalışma saatlerine ek olarak trafikte kalma süresinin de uzun olması çalışanların hem sosyal yaşantısını hem de sağlıklarını etkileyebiliyor’ dedi.

    Uzun çalışma saatlerinin sadece özel sektörde çalışanların sorunu olmadığını belirten Ömer Gezer, kamuda çalışan polislerin de çalışma saatlerinin uzunluğunun sık sık gündeme geldiğini ve kimi şehirlerde 60 saate kadar uzadığını belirtti.

    Gezer, kimi sektörlerde standart çalışma saatleri yüksekken kimi sektörlerde ise ’Esnek çalışma saatleri’ olarak ifade edilen fazla mesailerin fazla olabildiğini belirterek, “Uzun çalışma saatleri hem mavi yaka işçilerin hem de masa başı çalışan beyaz yakalıların da sorunu. Beyaz yakalıların standart çalışma saatleri genelde daha kısa gibi görünse de iş ilanları üzerinde ’esnek çalışma saatleri’ olarak geçen ifade, fazla mesai yapacağı anlamına geliyor” ifadelerini kullandı.

    Uzun süre çalışmanın daha çok iş bitirmek anlamına gelmediğini belirten Gezer, “Çalışanların verimli ve etkin çalışması için koşullar sağlandığı taktirde hem çalışanlar hem de işverenler karşılıklı olarak memnun olacaktır. Bunun için verimli çalışma teknikleri konusunda çalışanlar bilgilendirilirken aynı zamanda huzurlu bir iş ortamı da sağlanarak bu desteklenmeli. İş hayatında başarı ve mutluluk bu şekilde karşılanabilir” değerlendirmesinde bulundu.

  • Başbakan Davutoğlu: “Sizi Dağlara, Barikatlara Mahkum Etmeye Çalışanları Dinlemeyin”

    Başbakan Ahmet Davutoğlu, Genç İş Adamları Kongresi’nde gençlere çağrıda bulunarak, “Sizi sokaklara atarak ölüme gönderen kirli zihinleri oyunlarına gelmeyin. Hayatlarını karartarak sizleri dağlara, barikatlara mahkum etmeye çalışanları dinlemeyin. Yüreklerinize sevgi yerine nefret ekenlere fırsat vermeyin. Gençlerimizin geleceğini çalanlara bugün hep birlikte ‘yeter artık’ diyelim” dedi.

    Başbakan Ahmet Davutoğlu Genç MÜSİAD tarafından düzenlenen 5. Uluslararası Genç İşadamları Kongresi’ne katıldı. Kongrede genç iş adamlarına seslenen Davutoğlu, “Sizler ne 28 şubat, ne koalisyon hükümetlerini yaşadınız. 1990’da kurulan abilerinizin kapısını çalın ve tecrübelerini dinleyin. Eski Türkiye kendi kabuğuna çekilmiş bir Türkiye idi. Koalisyonlarla sürekli kriz yaşayan bir Türkiye idi. Yeni Türkiye ise kabuğunu kırdı, yüzünü dünyaya çevirdi” diye konuştu.

    “HER KOMPLOYU DENEDİLER, OLMADI”

    AK Parti’nin 1 Kasım seçimlerinde oyunu yüzde 9 oranında arttırdığına dikkat çeken Davutoğlu, “7 Haziran’da bütün ülkeye seslenmiştim. Demiştim ki ‘sizin mesajınızı aldık. Biliniz ki bunu doğru okuyacağız. Sakın ola kimse kaygı duymasın bir an dahi bu ülkede yönetim boşluğuna izin vermeyeceğiz demiştim. Başka ülkelerin siyasi gelişmelerine bakın. Hiçbir ülkede herhangi bir parti 5 ayda yüzde 9 puan artışı sergileyemez. Bunun sırrı nerede diye sorarsanız. 7 Haziran akşamı paniğe kapılmadan halkımıza ‘merak etmeyin kim kaos planı yaparsa yapsın bu planları boşa çıkaracak kadrolar emrinizde’ dedik. 1 Kasım’a kadar nasıl komplolara karşı karı kaldığım biliyorsunuz. Suruç saldırısı, Ankara saldırısı, Ceylanpınar’da polislerimizin şehit edilmesi, her komployu denediler. Olmadı olmayacak. 7 Haziran 1 Kasım arasında verdiğimiz sözü tuttuk. Halkımıza bırakın kısa bir yönetim boşluğunu 1 dakika dahi yönetim boşluğu hissettirmedik. Teröre karşı mücadele yürüttük, ekonomik kriz ile boğuştuk. Bir çok uluslararası karşı kampanyalarla uğraştık ama sırtımızı ne millete döndük ne de içimize kapandık. Milletimize güvendik ve Türkiye’yi 1 Kasımda herkesin hayranlıkla izlediği demokrasi zaferi ile buluşturduk. Yüzde 49.5 oy desteği herkese nasip olmaz” şeklinde konuştu.

    “HERKESE 2 ANAHTAR VERECEĞİZ’ DEDİLER, ELDEKİ ANAHTARLAR DA GİTTİ”

    Gençlerle ilgili vaatleri bir bir hayata geçirdiklerini anlatan Davutoğlu, “Artı Türkiye’de genç olmak başlı başına bir onur. Gençlerin genel sağlık sigortası pirim borçlarını sıfırlıyoruz. Öğrencilerin staj yapmalarını özendirici tedbirler alıyoruz. Bütün gençlerimize taahhüdümüz vardı. Gençlere ücretsiz internet erişim imkanı getirecek ve her gencimizin internete ücretsiz erişimini sağlayacağız. Bir haftada baktım ki gençler sosyal medyada daha doğrudan hareket geçiyorlar dün Facebook’tan anlı yayın yaptık. Bundan sonra basın mensupları üstlerine alınmasın ama kendi yayınımızı kendimiz yapacağız. Öyle görünüyor. Seçim öncesinde gençlerle bir sohbette bir araya gelmiştim. Gençlerle kütüphane sohbetlerine devam edeceğiz ama arada sırada Facebook sürprizleri yapacağız. Gençlerimizin bursunu 330’dan 400 TL’ye çıkaran kararı aldık. Gençlerimiz için GENÇDER programını hayata geçiriyoruz. Sanatsal faaliyet ve sportif etkinliklerde bulunan gençlerimize proje bazlı destek vereceğiz. Genç kabiliyetlerin ortaya çıkması için her türlü engeli kaldıracağız. Dünyayı tanımak için pasaport lazım. Taahhütlerimizden biri idi. Öğrenim gören gençlerimizin pasaport harcını kaldırıyoruz. Ayrıca THY ile konuştuk gençlerimizin yurt dışı seyahatlerinde yüzde 20 indirim sağlıyoruz. Allah’ın izni ile bunların bir kısmını hayata geçirdik. Türkiye’de artık her şey çok daha kolay olacak. Allah’ın izni ile yerine getirdiklerimiz dışında bütün vaatlerimiz 3 ayda hayata geçecek. Eskiden vaatler seçim öncesinde yapılır unutulurdu. Şimdi vaatler seçimden 3 ay sonra hayata geçiriliyor. Türkiye geçmişte ne vaatler gördü. ‘Herkese 2 anahtar vereceğiz’ dediler sonra eldeki anahtarlar da gitti” ifadelerini kullandı.

    “SİZİ DAĞLARA, BARİKATLARA MAHKUM ETMEYE ÇALIŞANLARI DİNLEMEYİN”

    Konuşmasında gençlere çağrıda da bulunan Davutoğlu, şunları söyledi:

    “Sınırlarımızın dört bir yanında savaşın yaşandığı, çocukların derin sularda hayalleri ile vedalaştığı, eline taş tutuşturulan gençlerimizin kendi topraklarını yakması için kandırıldığı şu günlerde kardeş olmaya, örnek olmaya ihtiyaç var. Sokakta savaş itilen çocuklarımızı geri kazanmaya ihtiyacımız var. Şu anda hayatların nasıl kararttıklarını göremeyen gençlerin yeniden doğuşlarını görmeye ihtiyaçlarımız var. Sizi sokaklara atarak ölüme gönderen kirli zihinleri oyunlarına gelmeyin. Hayatlarını karartarak sizleri dağlara, barikatlara mahkum etmeye çalışanları dinlemeyin. Yüreklerinize sevgi yerine nefret ekenlere fırsat vermeyin. Gençlerimizin geleceğini çalanlara bugün hep birlikte ‘yeter artık’ diyelim. Hendek kuranlara, tuzak kuranlara, cami yakanlara ‘yeter artık’ diyelim. Uğun temiz bembeyaz bir sayfa açalım. Devlet her zaman bu ülkenin güzel gençlerinin yanında. Yeter ki atın elinizdeki taşları sopaları. Ailenizin yuvalarını yakmayın, yıkmayın. Kulağınıza fısıldanan yalanlar uğruna geleceğinizi bir kenara atmayın. Sizin iyiliğiniz için ne gerekiyorsa yapmaya devam edeceğiz”

    “HER BİRİNİZ DİYARBAKIR’DA BİR GENÇ ESNAFI CAN KARDEŞİ EDİNİN”

    Davutoğlu, genç işadamlarından da Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki esnaflara sahip çıkmalarını isteyerek, “Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da hendeklerden, barikatlardan etkilenen, iş dünyasında önemli engellerle karşılaşan genç esnaflara sahip çıkın. Her biriniz Diyarbakır’da, Şırnak’ta, Van’da bir genç esnafı kan kardeşi, can kardeşi edinin. Ekonomi bakanlığımız devreye girebilir. MÜSİAD devreye girebilir. Buradaki her kardeşimin Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da bir helal lokma kardeşi olsun. Biz ülkenin doğusu batısını kuzeyini güneyini kavuşturmaya geldik. 1 Kasım akşamı söylediğim gibi biz bu bereketli topraklara sadece muhabbet ekmeye geldik” dedi.

  • OYAK Renault Çalışanları 2015 Yılını Şarkılarla Uğurladı

    Oyak Renault çalışanları yoğun geçen 2015 yılını düzenlenen Türk Sanat Müziği Konseri’yle uğurladı.

    Şef Remzi Çelikyay ve usta saz ekibi eşliğinde Oyak Renault, Türk Sanat Müziği Topluluğu (ORSAM) tarafından Merinos Kültür Merkezi Orhangazi Salonu’nda düzenlenen etkinliğin ana teması ’Sev Kardeşim’ oldu. Salonu dolduran Oyak Renault çalışanları ve yakınlarının da coşkuyla eşlik ettiği şarkılarla verilen birlik, beraberlik ve barış mesajları geceye damgasını vurdu. Salsa ve Tango topluluklarının da danslarıyla renk kattığı gece, hep birlikte söylenen Sev Kardeşim ve Memleketim şarkılarıyla son buldu.