Etiket: Çağrısı

  • Kongre Üyesinden ‘Trabzonspor İstanbul’a Taşınsın’ Çağrısı

    Trabzonspor Kongre Üyesi Hüseyin Erdoğan, bordo-mavili kulübün kurtuluş reçetesinin maçlarını İstanbul’da oynaması olduğunu söyledi.

    Bordo-mavili kulübün kongre üyesi Hüseyin Erdoğan, Türkiye Spor Yazarları Derneği’nin (TSYD) Levent’teki merkezinde düzenlediği basın toplantısında ilginç bir öneride bulundu. Kulübün aralık ayında yapılacak olağan genel kurulu öncesi, daha önce sunduğu Trabzonspor’un İstanbul’a taşınma fikrini yineleyen Erdoğan, kulübün kurtuluş reçetesinin maçlarını İstanbul’da oynaması ve ikamet olarak İstanbul’a yerleşmesi olduğunu ifade etti.

    “TRABZONSPOR 3 BÜYÜKLERE KORKU SALAR”

    Trabzonspor’un bu sayede gereksiz psikolojik baskılardan kurtulacağını dile getiren Erdoğan, “Trabzonspor referansları ile istediği transferleri çok kolay yapar. Bünyesinde yıldızlaştırdığı futbolcuyu çok rahat elinde tutar. Her maçını 40-50 bin kişiye yüksek bilet fiyatlarıyla oynar ve en önemlisi de eskiden olduğu gibi 3 büyüklere büyük korku salar. Konuyu kanaat önderlerimiz, büyüklerimiz ve STK’larımız kısacası Trabzon halkımız da karar birliğine varıp bir an önce harekete geçilmelidir. Bu sadece bir öneri. Süper Lig ve Avrupa maçları İstanbul’da, kupa maçları Trabzon’da olabilir. Kökleri Trabzon’da enerjisi İstanbul’daki bir Trabzonspor büyük fark oluşturacaktır. Marmara bölgesindeki taraftarlarımızın sayısı 1 milyondur. Ekonomik getirisini siz düşünün. 4 yenilgiden sonra alınan galibiyete sevinebiliyorsak ve en kötüsü bu duruma alışıyorsak bir an önce bu uykudan uyanıp, ikinci Trabzonspor dönemini başlatmamız gerekiyor” dedi.

    “HEDEF 61 BİN KOMBİNE”

    Kendilerine bir hedef koyduklarını ifade eden Erdoğan, “İstanbul’da maçlarımızı oynamamız durumunda iddia ediyorum 61 bin kombine. Hodri meydan diyorum. Bu başarılar bir şey. Hedefimiz büyük olmalı. Trabzonspor zamanında büyük düşündü” diye konuştu.

    “BU FİKRİMDE İDDİALIYIM”

    Konuyla ilgili hiçbir başkan adayı ile görüşmediğini dile getiren Hüseyin Erdoğan, “Ben ortaya attığım fikirde iddialıyım ve tekrar Trabzonspor camiasının bu konuyu ciddi anlamda düşünmeye davet ediyorum” diyerek sözlerini tamamladı.

  • Bilsemli Çocuklara Sahip Çıkılması Çağrısı

    Van Yusuf Gökçenay Bilim ve Sanat Merkezi (BİLSEM) Müdürü Lütfü Aydın, Doğu ve Güneydoğu Bölgesi’ni Van’ın temsil ettiğini belirterek, çocukların başarıların devam için zaman zaman kendi bütçelerinden desteklediklerini belirtti.

    Konu ile ilgili İHA muhabirine açıklamalarda bulunan Lütfü Aydın, yetenekli çocukları kısıtlamaması ve onların yitip gitmelerine izin verilmemesini istedi. Üstün yetenekli çocukları tespit edip ve onları elbirliğiyle yetiştirilmesi gerektiğini söyleyen anlatan Aydın, “Merkezimizde öğrencilere üstün ve özel yeteneklerini geliştirmeleri, bilimsel düşünmelerini sağlayıcı programlar uygulanıyor. Bilim sanat merkezi üstün yetenekli çocuklara eğitim vermek adına açılmış MEB’e bağlı özel eğitim kurumlarıdır. Öğrencilerimiz normal örgün eğitimlerine devam edip haftanın 3 günü bize geliyor. Bize gelen öğrenciler ilköğretim 1, 2, 3 ve 4.sınıflardan tanımlama yöntemiyle seçiliyor. Müracaatlar 7 Kasımda başladı, 27 Kasım’a kadar devam edecek. Sınıf öğretmenleri kendi okullarında e-okul sistemi üzerinden uygun gördüğü öğrencinin gözlem formunu dolduruyor ve Bakanlık bunu görüyor. Artık bizimle bir ilgisi yok bu kayıtların. 3 ve 4’ncü sınıflardan bakanlık 35 TL ücret alıyor. Veliler bu ücreti bankaya yatırdıktan sonra makbuzu öğretmene verecek ve öğretmen sisteme işleyecek. Makbuzu gözükmeyen öğrencinin kaydı kabul edilmeyecektir. 1 ve 2’nci sınıflardan ücret alınmıyor. 1 ve 2’nci sınıfların sınavı tablet üzerinde burada olacak ama 3-4’ncü sınıfların Türkiye genelinde 14 Şubat’ta farklı okullarda olacak. Burada bütün birimlerimiz var, öğrenci geldiği zaman her hangi bir sıkıntı yaşamıyor, birimi hazır öğretmeni hazır bir şekilde eğitimine devam ediyor. Öğrenciler örgün eğitime gittikten sonra buraya gelip ders dışı kendi alanlarıyla ilgili bireysel çalışma yapıp, proje geliştiriyor. Çocuklarımızın hangi alana ilgilerinin olduğunu tespit ettikten sonra onlara farklı programlar çerçevesinde eğitimler veriyoruz. Burada eğitim gören çocuklarımızın hepsi üstün ve özel yetenekli. Bu değerlerin kaybolup yok olmaması için çaba sarf ediyoruz” dedi.

    -“KENDİ ÇOCUKLARIMIZA SAHİP ÇIKALIM”

    Doğu ve Güneydoğu Van’ın temsil ettiğini belirterek, çocukların başarıların devam için zaman zaman kendi bütçelerinden onları desteklediklerini de anlatan Lütfü Aydın, “Okulumuzun herhangi bir bütçesi yok. Bizde bazı sivil toplum örgütleri ve işadamlarının sponsor olması için arayış içerisine girmek zorunda kalıyoruz. Ama çoğu kez olumsuz cevap alıyoruz. Kimse bu çocuklarımızın yapmış olduğu bu başarılara destek olmuyor. Kendi bölgelerinin çocuklarına sahip çıkmıyorlar. Biz el ele vererek, bazı şeyleri başarabiliriz. Van Milli Eğitim Müdürlüğümüz ve Tuşba Belediye Başkanlığı dışında geçtiğimiz yıl kimse bu çocuklarımıza sahip çıkmadı. Doğu ve Güneydoğu Bölgesi’nden yarışmalar sadece Van BİLSEM katılıyor. Antalya’da düzenlenen 11. Uluslar arası Bilim Temelleri Bilgi Yarışması’na katılan çocuklarımız 3 tane altın madalya aldı. Milli Eğitim Müdürlüğümüz gerekli desteği sunuyor ama, bir çok ilde bu tür etkinliklerde ya belediyeler ya da sivil toplum kuruluşları destek sunarak o çocuklara yardım ediyor. Biz ilimizde de bu birlikteliğin artık oturmasını istiyoruz. Bir çok etkinliğe biz kendi cebimizden katkı sunarak destek oluyoruz. Biz bu çocukların daha iyi yerlere gelmesi için hem ilimiz hem de ülkemiz adına destek olmalıyız. Çünkü bu çocuklar bizim geleceğimizdir. Çocuklarımız çok zekiler, çok güzel projeler üretiyorlar bizim görevimizde el ele verip bu çocukların iyi noktalara gelmesini sağlamak için her türlü elimizden geleni yapmak zorundayız. Bu çocukların bir uçak biletinin bile kesilmesi, bir odamıza veya bir işadamımıza büyük bir külfet çıkartmaz. Aksine daha çok o çocukların iyi yerlere gelmesine büyük bir katkı sunmaktır” ifadelerini kullandı.

  • Yılmaz’dan Arıcılara “Üretimi Artırın” Çağrısı

    Arıcılarla buluşan Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz, “Arıcılık sektöründe şehrimizin daha ileriye gitmesi noktasında elimden gelenin fazlasını yapmaya ben hazırım. Siz de bu sektörün bal üretim kabiliyetini yükseltin” dedi.

    Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz, Samsunum-1 Gemisi’nde il ve ilçelerde arıcılık yapan arıcılarla buluştu. Başkan Yılmaz gemiye gelmeden önce Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Turan Çakır ve Büyükşehir Belediyesi AK Parti Grup Başkanvekili Nihat Soğuk arıcılarla deniz turu yaptı. Kısa bir deniz turundan sonra arıcılarla bir araya gelen Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz Büyükşehir Belediyesi olarak arıcılık sektörüne daha fazla katkı yapacaklarının sözünü verdi.

    “BÜYÜKŞEHİR’İN TÜM İMKANLARINI SEFERBER EDERİM”

    Arıcılara bizler tüm katkıyı vermeye hazırız beni çalıştırın diye seslenen Başkan Yılmaz, “Türkiye’de bal üretim kabiliyeti açısından Samsun ilk ona giren bir şehir. Ben arıcılık sektöründe şehrimizin daha ileriye gitmesi noktasında elimden gelenin fazlasını yapmaya hazırım. Sizlerden talebim beni çalıştırın. Büyükşehir olarak arıcılık sektörüne elimizden gelen tüm katkıları yapacağımıza burada tüm samimiyetimle söz veriyorum” diye konuştu.

    “ÜRETİMİ ARTIRIN”

    Bal üretiminin artırılması gerektiğine dikkat çeken Başkan Yılmaz, “Siz çalışın siz gayret edin. Siz bu sektörün bal üretim kabiliyetini yükseltin. Çünkü bal insan sağlığı açısından çok önemli. Ayrıca, dünyanın birçok ülkesine kıyasla mukayese ettiğimizde çok önemli bir bal üretim potansiyeline sahip coğrafyada yaşıyoruz. Kirlenmemiş dağlarımız ovalarımız, kirlenmemiş yaylalarımız da arı gibi insanlığa bu kadar faydalı dünya güzeli bir canlının ürünü olan balı insanımıza sunmak bunun miktarını artırmak herhalde bu ülkede insanlığa sunulacak en güzel işlerden bir tanesidir” dedi.

    BİRLİKTELİK ÇAĞRISI

    Son olarak arıcılara birliktelik çağrısı da yapan Başkan Yılmaz, “Sizler birlikte hareket ettiğiniz ve beni de doğru yönlendirdiğiniz takdirde biz bu konulara katkı verme noktasında herhangi bir tereddüt yaşamayız. Bu iş lazım bir iş. Hem şehrimiz ve hem de ülkemiz için. Bu işi biz yapmayalım deyip de cimri davranmamız söz konusu bile olamaz. Ben hayır gördüğüm her yerde bütün gücümle Büyükşehirimizin bütün imkanlarını o amaçla kullanmaktan asla tereddüt etmem. Bir hayır varsa o hayır bana da yansısın diye düşünürüm. Bir fani olarak hepimizin düşüncesi de bu değil midir zaten” şeklinde konuştu.

    Programa Samsun Arıcılar Birliği Başkanı Rasim Kaplan, Samsun Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürü Kadir Güven ve çok sayıda arıcı katıldı.

    BAŞKAN YILMAZ DA SELFİE MODASINA UYDU

    Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz, arıcılarla buluşmasını fırsat bilerek kendisiyle selfie çektirmek isteyenleri kırmayarak modaya uydu. Program sonrasında Başkan Yılmaz kendisi ile selfie çektirmek isteyenlerin ricasını kırmadı. Selfie çubuğunu eline alan Yılmaz’ın o anları objektiflere yansıdı. Çekilen fotoğraflar o anda sosyal medyada yayınlandı.

  • Seçim Anketlerine Akademik Destek Çağrısı

    ’Siyaset, İletişim, Seçimler’ paneline katılan KONDA Genel Müdürü Bekir Ağırdır, 1 Kasım seçimlerinde bütün anket şirketlerinin aynı hatayı yapmasından dolayı modelle ilgili sistematik bir sorun olduğuna dikkat çekti. Ağırdır, akademik dünyanın da katkısıyla anket modellerinin elden geçirilmesi gerektiğini söyledi.

    Kadir Has Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin katkılarıyla düzenlenen SBE Salı Seminerleri kapsamında ’Siyaset, İletişim, Seçimler’ konulu bir panel gerçekleşti. 1 Kasım seçim sonuçlarının da değerlendirildiği panel, Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fuat Keyman, CNN Türk muhabiri Göksel Göksu, KONDA Araştırma ve Danışmanlık Şirketi Genel Müdürü Bekir Ağırdır ve Kadir Has Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Lerna Yanık’ın katılımıyla gerçekleşti. Koordinatörlüğünü Kadir Has Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden Doç. Dr. Levent Soysal’ın gerçekleştirdiği seminerler dizisinin etkinliği olan panelin moderatörlüğünü ise Prof. Dr. Mitat Çelikpala yaptı. Siyaset ve seçimlere iletişim çerçevesinden bakılan panelde siyasal iletişim araçlarının zaman içindeki değişimine vurgu yapıldı.

    “MODELLE İLGİLİ SİSTEMATİK BİR SORUN VAR”

    1 Kasım seçimlerinde bütün anket şirketlerinin aynı hatayı yapmasından dolayı modelle ilgili sistematik bir sorun olduğuna dikkat çeken KONDA Araştırma ve Danışmanlık Şirketi Genel Müdürü Bekir Ağırdır, akademik dünyanın da katkısıyla anket modellerinin elden geçirilmesi gerektiğini söyledi. Anket sonuçlarındaki yanılmanın birkaç sebebi olduğunu ifade eden Ağırdır, “Kanada, İngiltere, İsrail ve Yunanistan seçimlerinde aynı durum yaşandı. Gündelik hayatın ritmi, metropolleşme ve kalabalıklaşma, birtakım zihin haritalarına, korkuya ve endişeye neden oluyor. Geleneksel anket yöntemlerinin insanların duygularını ve düşüncelerini anlamak için bazı eksikleri var ve bu yöntemler bugünkü hayatın ritmine yetmiyor. Her şeye rağmen başka ülkelerde olması bizim de böyle bir hata yapmamızı haklı kılmaz. Sonuç olarak biz de insanların duygularını anket yönteminin içine monte etmeyi başaracak bir model üretemedik. Yaklaşan fırtınayı göremediysek mesele ölçüm de değil, o ölçümden çıkan sonuçları modelleyip ileriye dönük tahmine çevirme kısmında. Dolayısıyla bütün anket şirketleri birden aynı hatayı yaptığına göre modelle ilgili sistematik bir sorun olduğu anlaşılıyor. Akademik dünyanın da katkısıyla yeniden tüm bu modelleri elden geçirmemiz gerekiyor” dedi.

    “SEÇİMLER FESTİVAL HAVASINDA GEÇİYOR”

    Türkiye’de seçim dönemlerinin büyük bir festival havasında geçtiğini ve medyanın da bu havaya kapıldığını söyleyen Doç. Dr. Levent Soysal, “Medya kurumlarının zaman içinde nasıl bir değişim gösterdiği, nasıl bir propaganda düzlemine girildiği ve nelerin değiştiği gibi konulara yaklaşmak istiyoruz. Genelde Türkiye’deki seçim ortamı büyük bir festival gibi oluyor. Müzikler, mitingler ve bayraklar yoğun şekilde kullanılıyor. Hele son 2-3 ayda tüm Türkiye, festival havasına bürünüyor. Genel olarak medya da bu havaya kapılıyor ve o kurumsal yapının içinde sürüklenip gidiyor” diye konuştu.

    “GAZETECİLİK YAPMAK EYLEMİ YENİDEN YAPILANDIRILMALI”

    1 Kasım seçimlerinden sonra ‘gazetecilik yapmak’ eyleminin yeniden yapılandırması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Fuat Keyman, “Son iki yıldır, Türkiye’de basınla ilgili bir sorun vardı. 1 Kasım seçimi sonuçları itibariyle çok güçlü bir hükümet çıkardı ve Türkiye’ye yeni bir sayfa açtı. Bu nedenle yeni seçimden sonra herkesin kendisini bu döneme göre konumlandırması, son dönemlerde yaşanan sorunların halledilmesi ve basının da gazetecilik yapmak eylemini yeniden yapılandırması gerekiyor. Dolayısıyla 1 Kasım seçimini hem son dönemlerde olan seçimlerinin sonuncusu hem de Türkiye’nin içinde ve dışında yaşadığı şiddet, terör ve güvenlik tehditlerinin olduğu olağanüstü bir dönemin son noktası olarak görüyorum” dedi.

  • CHP’li Eski Yöneticiden Olağanüstü Kurultay Çağrısı

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) eski Manisa İl Başkanı Cahit Kaplan, “Kendi öz evlatlarını görmezden gelip dışarıdan devşirmelerle partiyi iktidara taşıma anlayışının doğru olmadığını söylüyorum” dedi.

    CHP eski Manisa İl Başkanı Cahit Kaplan, yaptığı yazılı açıklamada olağanüstü kurultay çağrısı yaparak, kurultaya gidilmesi hususunda imza toplayacaklarını söyledi.

    CHP’de ciddi bir güven bunalımı oluştuğunu anlatan Kaplan, şöyle konuştu: “Öncelikle partimize karşı oluşan bu güven bunalımının aşılması gerekir. Takdir edersiniz siyaset maalesef Türkiye’de liderler üzerinden yürütülüyor. Böyle bir güvensizlik ortamı var ise genel başkanımız bunu dikkate almalıdır. Yoksa Kemal Beyin bilgi birikimine, Kemal Beyin dürüstlüğüne, Kemal Beyin ahlakına, Kemal Beyin çalışkanlığına söylenecek hiçbir şey yoktur. Başarısızlığın bir diğer boyutuna baktığımız zaman; Kemal Bey partinin yönetiminde müthiş bir şekilde inisiyatifi elinden kaçırmış, MYK üyelerinin çok önemli bir kısmı partiyi kendi varlıklarını devam ettirebilecek şekilde yönlendirmeye başlamıştır. Bu durum partinin bütün kademelerini tahrip eden bir noktadadır. İl başkanları olarak 7 Haziran sonrasında bir toplantı gerçekleştirdik. O toplantıda koalisyon görüşmelerine zarar vermemek için genel başkanımıza düşüncelerimizi aktardık. Ben bugün Kemal Bey’le bundan sonra sürecin götürülmemesi gerektiğine inanıyorum.”

    “BÖYLE BİR YAPININ DEVAM ETMESİ MÜMKÜN DEĞİL”

    7 Haziran seçimleri sonrası CHP’den HDP’ye oyların gittiği algısı üzerine konuşan Kaplan, “7 Haziran akşamında bunun bir demokrasi zaferi olduğu sesleriyle parti önünde bir kutlama yapılması beni rencide etti. HDP’nin barajı aşması elbette Türkiye demokrasisi açısından önemlidir. Ancak CHP’nin HDP’nin barajı aşmasını bir mutluluk kaynağı olarak kabul etmesi ve bunu bir demokrasi zaferi olarak görmesi kabul edilebilir bir durum değildir. Bu durumdan şu anlam çıkar; Biz kendi partilimize dahi güven veremiyoruz. Böyle bir yapının yola devam edebilmesi mümkün değildir” diye konuştu.

    “İMZA TOPLAYACAĞIZ”

    1 Kasım seçimlerinin ardından 42 il başkanıyla birlikte toplantı düzenlediklerini söyleyen Kaplan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Genel olarak diğer arkadaşlarım ve ben bu sürecin olağanüstü kurultayla çözülmesi gerektiğine inanıyoruz. CHP bugüne kadar iktidar olmasa bile Türkiye’nin önüne yeni hedefler koymuştur. Dolayısıyla bugün bir isim değişikliği, Kemal Bey gitsin başkası gelsin o daha iyi yapar algısı doğru değildir. Cumhuriyet Halk Partisi’nde bir yapısal değişikliğe ihtiyaç olduğu çok açıktır. Bu süreçte bu yapının değişikliği konusunda olağanüstü kurultaya katkı veriyoruz. Bu talep değerlendirilecektir. Bu ciddi talebimiz ve tabanı olan talebimiz dikkate alınmalıdır. Genel Başkan bu talebi dikkate almazsa; üyelerimize, partimize ve ülkemize karşı olan sorumluluğumuzu tarihe not düşerek imza toplayacağız. Göreceksiniz ki bu talebimiz Türkiye’de çok ciddi bir şekilde karşılık bulacaktır.”

    “PARTİ İÇİ SEÇİM KAZANABİLME GAYRETİNE GİDİLDİ”

    Kongreler takviminin antidemokratik şekilde yürütüldüğünü savunan Kaplan, şunları söyledi: “Kongreler takvimi partiyi dünden daha despot hale getirdiğini görüyoruz. Seçime on beş gün kala il kongreleri yapıldı. 1 Kasım seçimlerine hazırlanmak varken, parti kendi içerisinde kongreler sürecine hapsedilmeye çalışıldı. Hem de kendi yayınladıkları yönetmeliklere aykırı olarak. O nedenle çok açık bir şekilde ortada ki; bir seçim kazanma değil, parti içi seçimi kazanabilme gayreti içerisine girildi. Bunun sorumluluğunu yukarıdaki arkadaşlarımızın tamamının üstlenmesi gerekir.”

    Hedeflerinin yarıdan fazla delegenin imzasıyla kurultay çağrısı yapmak olduğunu ifade eden Kaplan, sözlerine şöyle devam etti:

    “Partinin devşirilmeye doğru gittiğini ve bu devşirilmenin toplumda karşılık bulmadığını görüyoruz. Kendi öz evlatlarını görmezden gelip, dışarıdan devşirmelerle partiyi iktidara taşıma anlayışının doğru olmadığını söylüyorum. Ben bunu Genel Başkanımıza ifade ettim. Hedefimiz yarıdan fazla delegenin imzasıyla kurultay çağrısı yapmaktır. Bunu yapabilecek örgütsel gücümüz var. Böyle bir durumda da sayın Genel Başkanın aday olmaması gerekir. Ancak temel beklentimiz odur ki; Sayın Genel Başkanımızın olağanüstü Genel Kurultayı toplayıp, eleştiri ve öz eleştiri mekanizmalarını işleterek, örgütten güven oyu alarak, yeniden bir yapılanmayı sağlamasıdır.”

    Sayın Genel Başkanın mevcut yapıdan rahatsız olduğunu düşündüklerini anlatan Kaplan, sözlerini şöyle tamamladı: “Bugünkü yapıda genel başkan başka bir değerlendirme içerisinde. MYK üyeleri ve Parti Meclisi başka değerlendirme içerisinde. Önüne gelen aklının estiğini söyleyebilme özgürlüğüne sahip. Parti politikası olmayan, parti programında olmayan konuları rahatlıkla ulu orta kamuoyu önünde ifade edebilen milletvekillerimiz var. Partide böyle bir disiplinsizlik asla kabul edilemez.”