Etiket: çağrı

  • Rektör Gür’den polis adaylarına çağrı

    Gaziantep Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Gür, Gaziantep Polis Okulu’nda eğitim alan polis adaylarına verdiği ‘Toplumsal Olaylar, Stres Yönetimi ve Problem Çözümü’ konulu konferansta, hayatı fast food yaşamamalarını isteyerek, inanç, vatan ve bayrak sevgisinden asla vazgeçmemeleri konusunda çağrıda bulundu.

    GAÜN Rektörü Prof. Dr. Ali Gür, ülkede birlik beraberlik ruhunun devamı, vatan, bayrak sevdası ve inancının milleti ayakta tuttuğunu ifade etti. Rektör Prof. Dr. Ali Gür, “Bunun için dimdik ayaktayız. Sizler, sıralı amirlerinize bağlı olacaksınız. Ama size şunu öneriyorum gençler yanlış gördüğünüz şeye hayır diyebilme becerisini gösteriyorsanız siz özgür bireylersiniz. Yoksa birilerine bağımlı, onların emir kulusunuz” dedi.

    Toplumun özellikle de gençliğin önemli bir bölümünün ‘fast food’ bir hayat yaşadığını kaydeden Gür, “Yaşamı fast food yaşamayın diyorum size. Fast food hazır aperatif, yiyecek mi sadece? Haz ve hız arasında eğer gidip gelirseniz, siz kendinizin idealleri uğruna yaşamıyorsunuz, bohem bir hayattır sizin yaşadığınız. Hızlı yaşam dediğimiz şey bilesiniz ki hızlı çökertir sizi. Kolay kazanılan kolay kaybedilir. Aynı zaman da, bilginin de fast foodu vardır. Peki internet çöplüğünden elde ettiğiniz hızlı fast food bilgiler ne kadar kalıcı? İnternet çok faydalı ama aynı zamanda da affedersiniz mide bulandırıcı bir çöplüktür. Çünkü, sentez bilgiler değil çöplüğün içerisine atılmış döküntülerdir. O döküntüler arasında bazen iyi şeyler bulamaz mısınız? Bulursunuz. Ama, biz diyoruz ki, çöplüklere kadar düşmeyelim. Sağlam, net bilgileri, analitik düşünceleri okuyabilmek adına da uzun yıllar düşünülmüş, tecrübeyle kitabın sayfalarına yazarken çok ciddi bir şekilde analitik düşünceden geçmiş yazılar okuyalım. Bu açıdan özellikle önce bilgimiz olsun diyorum. Bilgi olmadan fikir olursa ön yargıdır bu” ifadelerini kullandı.

    “Milli hassasiyetinizi muhafaza edin”

    Gür, günümüz dünyasında demokrasi adı altında kaynakların tüketimi yaşandığını, batılı ülkelerin birçok ülkenin kaynakları üzerinde sömürgecilik yaptığını ifade etti. Gür, “Bu da dünyada korkunç bir stres faktörü oluşturuyor. Stresi kaldırsak dünya kurtulacak mı? Böyle bir dünya yok arkadaşlar” dedi. Stresin İngilizcedeki bir karşılığının da deneyim kazanmak olduğunu vurgulayan GAÜN Rektörü Gür, konuşmasının devamında şunları söyledi:

    “İkinci karşılıklarından birisi ise basınca maruz kalmak. Basınca maruz kalmak eğer kontrol sizdeyse iyidir. Elmas ve kömür ikisinin de ana ham maddesi karbon. Elmas mı kömür mü olacağına ne karar veriyor? Basınca dayanıklılık düzeyi. İşte toplumlar da, insan da böyledir. Stres faktörlerine karşı dayanıklı olabilirseniz, karakterinizden milli hassasiyetinizden bir şey kaybetmeden, dimdik ayakta kalabilirseniz elmas gibi parlarsınız. Yoksa kömür gibi kaybolur, yakılacak malzeme olursunuz. Allah korusun.”

    “Ön yargılı olmayın, muhatabınızı dinleyin”

    Gür, ön yargıların da muhatabını dinlememeye ve empati yapmadan kavgaya yol açtığını kaydederek, “Eğer bir konuda bilgimiz varsa oturup çok rahat konuşabiliriz. Nereden baktığımızı eğer ortaya koymazsak, bakış açımızı düzeltmezsek, bakış açılarımıza göre değerlendirme yapmazsak, ne toplumu okuyabiliriz, ne de toplumda gerilim oluşturan stresleri doğru yönlendirebiliriz” ifadelerini kullandı. Bu konuda meslek olarak polisin risk haritasının yüksek olduğuna işaret eden Prof. Dr. Gür, “Çünkü, sizin kendi bireysel, aile, şahsi riskleriniz var. Bir de toplumun risklerini de, streslerini de toplum polisi ve aynı zamanda diğer görevlerdeki istikbali manada ve asayiş anlamda da bakarsanız bütün streslerle siz karşı karşıyasınız. Siz kendi streslerinizi baş etme yöntemi geliştireceksiniz. Toplumun da stresini azaltıp onları da doğru yönlendireceksiniz. Düşünsenize, görünümü polis ama ruhu satılmış birisinin yanlış bir hareketi toplumda nelere mal olabiliyor? Yaşadık bunu. Son Rus Büyükelçi suikastında gördük. Bir polis memurunun yanlışı, zaten sıkıntılı bir süreçte olan ülkemizde çok daha sıkıntılı bir günler yaşatabilirdi” ifadelerini kullandı.

    “Sosyal medyanın esiri olmayın”

    Polis adaylarına sosyal medyayı yararlı yönleriyle kullanmaları çağrısında da bulunan Rektör Prof. Dr. Ali Gür, “Sosyal medya denilen şey hayatımızı o kadar esir almış ki. Bakıyorsunuz ‘Falanca yerde restauranttayım, filanca yerde şunu yedim. Affedersiniz, neredeyse tuvalette bire yer bildirimi yapılır hale geldi. Yiyen var, yiyemeyen var. Eskiden aile mahremiyeti diye bir şey vardı. Peki bunları biz niye yapıyoruz? Beğeni, toplumda statü kazanma arzusu bu da aslına bakarsanız bizim toplumdaki beğenilme arzusundan kaynaklanan stres faktörünü yönetemeyişimizdendir” dedi. Toplumun dayattığı yargılar üzerinden hareket edildiğini ve toplum için yaşanıldığını ifade eden Rektör Gür, “Ama, toplum dediğinizde gelen ahlaki etik inançsal kurallara bağlı toplum değil, bize dayatılmış, öğretilmiş küçük topluluklar üzerinden yönetiliyoruz maalesef. Eğer mutlu olmak istiyorsanız, toplumun da mutluluğunu hesaba katın. Toplum mutluysa siz de mutlusunuz. Huzursuz bir toplum, döner sizi de huzursuz yapar. Hani hep söyledim ya algılar üzerinden hareket etmek, algı yönetiyor bizi. Güçlüler her zaman tarihi yazdıklarını ve aynı zamanda da bize dikte ettirdiklerini düşünürler. Bu konuda özellikle batı ve doğu ikilemi üzerinden maalesef güçlü batı olduğu için şu anda algılarla bizi yöneterek, hem bize zulmediyor, elimizdeki imkanları alıyor hem de bize baskı uygulayarak biraz önce yaptığı gibi ‘Siz adam olmazsınız, siz katilsiniz, siz teröristsiniz, siz demokrasiden anlamazsınız’ diyerek korkunç bir strese mahkum bırakıyor bizi. Hem, özgürlüklerimizi, ekonomik imkanlarımızı, alt yapı kaynaklarımızı elimizden alıyor. Hem de tepemize vururken de aldıklarını ‘Ben sen adam olasın diye buradayım’ diyerek de bizim tepemize hükümran oluyor” şeklinde konuşmasını sürdürdü.

    “Gezi olaylarında dini motifi kullanmak istediler”

    Daha sonra öğrencilere slayt gösterisiyle çeşitli olaylardaki algı yönetimi örneklerini veren GAÜN Rektörü Prof. Dr. Ali Gür, Gezi olaylarına değinirken, namaz kılmayı bilmeyen insanların sanki namaz kılıyormuş gibi görünüp, olaylara dindar kesimin de destek verdiği algısı oluşturulmaya çalışıldığını vurguladı. Gür, Gezi olaylarında çekilmiş bir fotoğrafı analiz ederken, “Ben inançlı bir insanım. Elhamdülillah ki namazın nasıl kılındığını da bilirim. Peki bu fotoğrafa bakar mısınız? Hani bunlar özellikle dini de kullanarak meydanlarda namaz kılıyorlardı. Bu nasıl bir namaz ki birisi gülüyor, birisi su içiyor, birisi sağa sola bakıyor. İlginçtir. Namazın kılınma şekli değişmiş de hiçbirimizin haberi yokmuş. Peki neden buna giriştiler? Toplumsal katmanlarda gezi olaylarında dindarlar da yer alıyor dedirtebilmek için bunu yaptılar. Toplumsal algılar üzerinde din her zaman kullanılagelmiştir” şeklinde konuştu.

    “Dindar ile dini kullananı ayırın”

    Konuşmasının son bölümünde polis adaylarına dindar insanları potansiyel tehlike olarak kesinlikle görmemeleri çağrısında bulunan Rektör Prof. Dr. Ali Gür, “FETÖ başta olmak üzere terör örgütleri dil, din, ırk, mezhep, görüş ayrılığı yapmaz.Bir kişinin de dini ritüellerin dışında yaşantısının olmasının FETÖ tarafından kullanılmayacağı anlamına da gelmiyor ve bu yapılar her yerde boy gösterebiliyor” dedi. FETÖ’nün her kesimden kullanışlı insanları kötü emelleri için kullanıldığını kaydeden Gür, sözlerini şöyle tamamladı: “Marksistlerin içerisinde FETÖ yok mu? Var, Siyasi partilerin içerisinde yok mu? Var. Milliyetçi zannettiklerimizin içerisinde yok mu? Var. Dindar görünümlüler içerisinde yok mu? Var. Dolayısıyla bu yapılar öyle tehlikeli ki, toplumda korkunç bir stres oluştururlar. En büyük streste ne biliyor musunuz? İnsanların güven damarını zedeliyorlar. Toplumda güvensizlik aşılanması kadar büyük bir stres yoktur. Birbirinize güveni elden almaya çalışıyorlar, toplum içerisinde kaos oluşturarak kurumlar arsında başka yerlerden emirler gelerek sizin kendi pozisyonunuzda amirlerinizle çatışmalarınız sağlanıyor. Devletimize silah çekmeniz sağlanıyor. Bundan daha büyük stres olabilir mi? İşte o yüzden bu gibi olaylarda duyarlı olup stresle baş etme yöntemleri geliştirmek bunun için de duyarlı bir şekilde önce bilmek. Bilgisiz insanlar her zaman manipüle edilmeye açıktır” diye konuştu.

    GAÜN Rektörü Prof. Dr. Ali Gür, konferans öncesi Polis Meslek Yüksekokulu öğrencileri ve PMYO Okul Müdürü Kemal Özkoç, GAÜN Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Hilmi Bayraktar, Prof. Dr. Metin Bedir, Rektör Danışmanı Doç. Dr. Mehmet Emin Sönmez, GAÜN Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mehmet Biçici ile öğle yemeği yedi.

  • BTSO başkanından bakanların önünde bankalara çağrı

    Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Başkanı İbrahim Burkay; Maliye Bakanı Naci Ağbal ve Çalışma Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun da katıldığı toplantıda, bankaların en kısa sürede teminat düzenlemesine uymasını talep etti.

    BTSO, 43. kez düzenlediği ‘ortak akıl ve istişare toplantısı’nda Maliye Bakanı Naci Ağbal ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nu Bursa iş dünyası ile buluşturdu. İş dünyası temsilcilerinin görüşlerinin aktarıldığı toplantıda konuşan BTSO Başkanı İbrahim Burkay, son dönemde yapılan düzenlemelerle işverenler üzerindeki yükleri hafifleten ve süreçleri basitleştiren yenilikçi adımlar için her iki bakana da teşekkür etti. Burkay, Başbakan Binali Yıldırım’ın açıkladığı cazibe merkezleri programının Doğu ve Güneydoğu illerini de ekonomik kalkınma hamlesine dâhil edeceğini söyledi. Burkay, KDV’deki yüzde 18’lik genel oranın düşürülmesi, sosyal güvenlik prim oranının aşağı çekilmesi, ÖTV’nin güncel ihtiyaçlara göre gözden geçirilmesini istedi.

    “Finans kurumları anlayışlı ve esnek olmalı”

    Bankalara yönelik taleplerini de dile getiren İbrahim Burkay, şöyle devam etti:

    “1 Ocak itibariyle ticari işlemlerde taşınabilir varlıkların da teminat gösterilebileceği hakkındaki kanuni düzenleme yürürlüğe girmiştir. Geniş bir kesimin teminat sorununa çözüm olacak bu düzenlemeye tüm bankaların en kısa sürede uymasını bekliyoruz. Kur artışı nedeniyle ihracatçı şirketlerimizin döviz kredilerinde teminat farkı oluşmuş durumda. Bu sorunun giderilmesinde finans kurumlarını daha anlayışlı ve esnek davranması gerektiğini de özellikle vurgulamak istiyorum.”

    Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) öncülüğünde başlatılan ‘Nefes Kredisi Programı’na sadece 18 bin başvuru yapıldığını söyleyen İbrahim Burkay, “Bu desteğin daha geniş bir kitleye ulaşabilmesi için kredi derecelendirme notları mutlaka esnetilmelidir” dedi. Başkan Burkay, hükümetin açıkladığı 250 milyar TL’lik kredi paketinin de biran önce hayata geçmesinin öncelikli beklentileri arasında olduğunu belirtti.

    BTSO Yönetim Kurulu Başkanı Burkay, kredi derecelendirme kuruluşları S&P’nin Türkiye’nin görünümünü negatife çevirmesi ve Fitch’in de kredi notunu yatırım yapılabilir seviyenin altına indirme kararlarına da değinerek, “Kredi derecelendirme kuruluşları, gerçekleri yansıtmayan açıklamalar ve tespitler ile ülke ekonomimize yönelik algı operasyonlarını da yine boşa çıkaracağımızın özellikle bilinmesini isterim. Hiçbir güç ülkemize olan inancımızı sarsamayacak. Millet olarak hedeflerimizden asla vazgeçmeyeceğiz. Zaferin cephanesi üretimdir anlayışıyla inadına üreteceğiz, inadına büyüyeceğiz” diye konuştu.

    “Bursa’ya 1 verirsek 10 alırız”

    Maliye Bakanı Naci Ağbal, Türkiye’nin 2002 yılından itibaren güçlü bir büyüme performansı yakaladığını belirterek, “Büyümenin arkasındaki itici güç, reformlardır. Reformlar devam ettikçe büyüme hikâyesi de sürecektir” dedi. Bursa gibi üretimin, yatırımın ve istihdamın merkezi olan kentlerin daha fazla yararlanabileceği ‘Süper Teşvik Sistemi’ni hayata geçirdiklerini belirten Ağbal, sistemin Türkiye’nin arz güvenliğine, dışa bağımlılığının azalmasına ve yüksek teknoloji hedeflerine katkı sağlayacağını ifade etti. Yeni yatırımlar için ücretsiz arsa tahsisinden, enerji maliyetlerindeki indirime, altyapı yatırımlarından istihdam desteklerine olağanüstü vergi indirimleri getirdiklerini dile getiren Ağbal, “Bursa bizim için büyük bir şans. Bu kente 1 verirsek 10 alırız. Teknoloji ile haşır neşir olan, yatırım ekosistemini her geçen gün daha da geliştiren Bursa’dan yoğun talep bekliyorum. Bursalı firmaların yerinde olsam bu destekleri kaçırmazdım” diye konuştu. Ağbal, “Bursa Büyürse Türkiye Büyür” vizyonuyla çalışmalarını yürüten BTSO’ya da kent ve ülke ekonomisine sağladığı katkılardan dolayı teşekkür etti.

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu da bakanlık olarak başlatılan “çalışma hayatında milli seferberlik” projesi çalışmalarını sürdürdüklerini ifade etti. Müezzinoğlu, ’büyükanne’ projesi hakkında ise “Özel sektör, bir gün gelip bir gün gelmeyen anneyi istihdamda tutar mı? Tutmaz. Kadın istihdamdan kopmasın, maaşını tam alsın diye annesi veya kayınvalidesi varsa bir proje geliştirelim istedik. Bu projede, hem anne, çocuğu güvenilir adrese bıraksın, hem işinden kopmasın, hem de bu büyükanneye destek verelim dedik. Şu anda 1 yıllık bu projeye, bin aileyle başladık. Toplam 5 bin aileye çıkacağız” dedi.

    İbrahim Burkay, iş dünyasının taleplerini içeren raporu Bakan Ağbal’a iletti. Burkay, Meclis Başkanı Remzi Topuk ve yönetim kurulu üyeleriyle birlikte Maliye Bakanı’na, adına dikilmiş 16 fidan sertifikası ile mumluk hediye etti.

  • TÜMSİAD’dan iş adamlarına çağrı

    Tüm Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜMSİAD) Muş Şube Başkanı Murat Meriç, kente yatırım yapacak iş adamlarına ortaklık çağrısında bulundu.

    Dernek binasında basın toplantısı düzenleyen TÜMSİAD Şube Başkanı Murat Meriç, 2016 yılında yapılan ve 2017 yılında yapılacak yatırımlarla ilgili açıklamalarda bulundu. TÜMSİAD’la ilgili açıklamalarda bulunan Murat Meriç, TÜMSİAD’ın 2005 yılında kurulduğunu hatırlatarak, “Daha sonra gerek ülkemizde ve gerekse uluslararası arenada faaliyet gösteriyor. Şu anda Türkiye’de 51, Avrupa’da 8, diğer ülkelerde de yaklaşık 98 ayrı noktada çözüm ortağı olan geniş kapsamlı bir organizasyon. KOBİ’leri kendi bünyesinde barındırıyor. KOBİ’ler ülke ekonomisinin yüzde 90’ını, toplam istihdamın yüzde 75’ini, toplam katma değerin yüzde 55’ini, ülkedeki satışların yüzde 65’ini, ülkede yapılan reel yatırımın yüzde 50’sini, toplam ihracatın yüzde 60’ını, toplam kredilerde yüzde 24’ünü oluşturuyor. Bunları bir araya getirmek, bu inisiyatifi almak, diğer organizasyonlara göre zor. 2012 yılından bu yana Muş’ta aktif bir şekilde çalışmalarımıza devam ediyoruz. İlk kurulduğumuz gündeki heyecanımız aynı şekilde devam ediyor. Biz ekonomik bir kuruluşuz” dedi.

    Muş’ta büyük bir projeyle ilgili çalışma yürüttüklerini ve adım adım ilerlediklerini ifade eden Meriç, “Ekonomik olarak farklı düşüncelerimiz var. Ama sermayemiz buna yetmiyor. 5 kişiyi bir araya getirdiğimiz zaman sermayemiz buna yetiyor, ama biz bu 5 arkadaşımızı bir araya getirmekte sıkıntı yaşıyoruz. Bu birleşimi sağlamak açısından ciddi bir projemiz var ve vücuda erdiği zaman kamuoyuyla paylaşacağız. Şunu içtenlikle söyleyebilirim ki, bu projemiz hayata geçerse ekonomik anlamda Muş’u çok hızlı bir şekilde kalkındırabiliriz” diye konuştu.

    Cazibe Merkezleri Programı konusuna da değinen Başkan Meriç, şunları kaydetti:

    “Yeni teşvik paketiyle bölgemize yatırımcı gelmesini bekliyoruz. Tabi ki bu çerçevede ilimize yatırım yapacak olan yatırımcıya bir teklifimiz var. Bizler TÜMSİAD Yönetim Kurulu olarak, ilimize yatırım yapacak olan iş adamları ile işletmenin karını yarı yarıya bölüşmeye hazırız. Fakat işletmenin zarar etmesi karşısında, zararı karşılamaya söz veriyoruz. Bu nedenle bölgeye gelecek olan yatırımcının en büyük garantisi, bölgede olan iş adamları olarak biziz.”

    Meriç, yönetim kurulunun kendilerine tam destek vererek, işletmelerin zarara uğraması halinde kendilerinin ödeyeceğinin sözünü verdi.

  • Tüketiciler Birliği’nden EPDY’ya çağrı:

    Tüketiciler Birliği (TB) Genel Başkanı Mahmut Şahin, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’na (EPDK) elektrik kesintileri ile ilgili olarak, vatandaşı mağdur etmeyecek bir düzenleme yapılması çağrısında bulundu.

    EPDK’nın en son doğalgazda yaptığı, tüketici lehine düzenlemenin bir benzerinin elektrik kesintileri için de yapılması gerektiğini belirten TB Genel Başkanı Mahmut Şahin, “Bir doğalgaz abonesi, 20, 30, 40 liralık bir borç için, doğalgazının ve elektriğinin kesilmesi ile karşı karşıya kalıyor ve çok gariptir ki, dağıtım firmaları bu kesme işlemini ya cuma akşamı ya da bayram arefesinde yapıyordu. Dolayısıyla aboneler tüm hafta sonu ya da bayram boyunca elektriksiz ve doğalgazsız kalma tehlikesi ile karşı karşıya kalıyordu. Kaldı ki, hem doğalgaz hem de elektrik abonelerinin dağıtım firmalarında depozitoları var. 100 TL güvence bedeli olan bir abonenin, 40 TL borcundan dolayı doğalgazının kesilmesi bir zulümdür aslında. Bu zulme bir nokta konuldu. Bu, EPDK’ya teşekkür edeceğimiz bir düzenleme ama aynı düzenlemenin elektrik aboneleri için de yapılması gerekiyor” dedi.

    “Elektrik aboneleri de depozito ödüyor”

    Elektrik abonelerinin de depozito ya da güvence bedeli verdiğini ve bundan dolayı doğalgaz aboneleri ile aynı hakka sahip olduğunu vurgulayan Başkan Şahin, “Buradan EPDK’ya çağrıda bulunuyoruz. Elektrik aboneleri için de aynı tutumun geçerli olması gerekir. Çünkü onların da depozitosu var ve bu depozitonun daha altında bir borç için aboneler elektriksiz bırakılabiliyor. Bunun için depozitonun belli miktarına kadarki bir tutar sınır olarak belirlenebilir. Bu borç depozitodan karşılanarak, aboneye belli bir zaman için ihtar gönderilebilir. Hem tüketiciye vakit kazandırılmış olur hem de tüketici bu dönemde elektriksiz kalmamış olur. Doğalgaz aboneleri için yapılan bu güzelliğin, elektrik aboneleri için de yapılması amacıyla EPDK’dan bir adım bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

  • Erdal Bahçıvan’dan diplomasi dünyasına çağrı

    İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, 32 ülke diplomat ve başkonsoloslarıyla bir araya gelerek “Diplomasi dünyasından beklentimiz, ülkemizin gerçeklerini dünya kamuoyuna anlatırken sadece sağlıklı ve doğru bilgiye itibar edilmesidir” dedi.

    İstanbul Sanayi Odası (İSO), İstanbul Konsoloslar Birliği ile ‘Yeni Yıl Buluşması’nda bir araya geldi. İstanbul Valisi Vasip Şahin, Dışişleri Bakanlığı İstanbul Temsilcisi Büyükelçi Kenan İpek ve 32 ülke diplomat ve başkonsoloslarının katıldığı toplantıya İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan ev sahipliği yaptı. Toplantıda konuşan İSO Başkanı Erdal Bahçıvan, Türkiye ekonomisi, AB ile ilişkiler ve küresel barışı tehdit eden unsurlar gibi konularda değerlendirmelerde bulundu.

    İSO olarak, İstanbul’da bulunan yabancı temsilciliklerle iş birliği içinde çalışmaya büyük önem verdiklerini belirten Erdal Bahçıvan, “Bütün bu gerçekleştirdiğimiz etkinliklerin en önemli ortak amacı, ülkemizi tüm dünyaya en doğru şekilde tanıtmaktır. Siz değerli diplomatlar, ülkemiz koşullarını yakından izleyip değerlendirebilen bir konumdasınız. Diplomasi dünyasından beklentimiz, ülkemizin gerçeklerini dünya kamuoyuna anlatırken sadece sağlıklı ve doğru bilgiye itibar edilmesidir. İstanbul Sanayi Odası olarak, sağlıklı bilgi almak noktasında bütün paydaşlarımız için doğru bir adres olduğumuzun altını özellikle çizmek istiyorum” dedi.

    Terörün ekonomiyi ve hayatı doğrudan etkileyen, küresel bir nitelik kazandığını vurgulayan Erdal Bahçıvan, “Terör korkusunun bir “korku çağına” neden olduğu tartışılıyor. Dünyanın birçok yerinde insanlar başkalarından daha çok şüpheleniyor ve korkuyor. Sözü edilen korku çağı, tüketimi, ticareti, toplumsal ilişkileri, iletişimi ve üretimi olumsuz etkiliyor. Geleceğe yönelik bir kaygı ve güvensizlik duygusu da bu olumsuz gelişmeye eşlik ediyor” diye konuştu.

    Erdal Bahçıvan, “Küreselleşen terörün bütün olumsuz etkilerine karşı ancak ve ancak uluslararası iş birliklerini güçlendirerek mücadele edilebileceğine yürekten inanıyorum. Bu mücadelede sadece devletlere rol düşmüyor. Bütün aktörlerin, kendi faaliyet alanlarında uluslararası temaslarını artırarak bu kritik sürece katkı sağlaması gerekiyor. İşte bugünkü birlikteliğimizin, böyle bir iş birliği ve dayanışmayı destekleyeceğini burada özellikle vurgulamak istiyorum” dedi.

    “Türkiye, AB üyeliğine aday olup vize muafiyeti olmayan tek ülkedir”

    Erdal Bahçıvan, İSO olarak Gümrük Birliğinin genişleterek, güncelleştirilmesi konusunu en çok gündeme getiren kuruluş olduklarını belirterek şunları söyledi: “Sorunlar karşısında yılgınlık sergilemek yerine diyalog ve müzakere yolları karşılıklı olarak zorlanmalı. Türkiye ile AB arasındaki Gümrük Birliğinin genişletilerek, güncelleştirilmesi sürecinin başlaması buna en güzel örnektir. İSO olarak, bu konuyu en çok gündeme getiren kuruluşlardan birisiyiz. Sürecin devamını da aynı yakın ilgiyle takip edeceğiz. Gümrük Birliği müzakerelerinde karşılıklı çaba ve güvenle nasıl olumlu bir noktaya gelindiyse; aynı ilerlemenin vize serbestliği konusunda da yaşanmasını bekliyoruz. Türkiye’nin Geri Kabul Anlaşmasını kabul etmesine rağmen, bu noktada AB tarafında ciddi bir sıkıntı yaşandığı aşikar. Türkiye, AB üyeliğine aday olup vize muafiyeti olmayan tek ülkedir. Vize serbestliği konusunda devam eden müzakerelerin en kısa zamanda ülkemiz vatandaşlarının AB ülkelerinde serbest dolaşım hakkının kabul edilmesiyle sonuçlanmasını umut ediyoruz.”

    “Trump, önceki yönetimden çok farklı bir çizgiye ve anlayışa sahip”

    Donald Trump’ın ABD’nin 45’nci başkanı seçilmesine de değinen Bahçıvan, “Trump, uluslararası iş birlikleri ve özellikle de uluslararası ticaret anlaşmaları konusunda kendinden önceki yönetimden çok farklı bir çizgiye ve anlayışa sahip. ABD’nin dünyadaki ekonomik ve siyasi ağırlığını göz önünde bulunduracak olursak, bu yönetim değişiminin birçok ülkeyi etkileyeceği açıktır” dedi.

    Dünyanın birçok ülkesinde popülist söylem ve ekonomik planda korumacılığın ön plana çıktığını, alınan bu tedbirlerin dünya ticaretinin canlanması ümidini azalttığını belirten Erdal Bahçıvan, iş birliği, diyalog, samimiyet, karşılıklı güvenin bütün dünya ülkeleri için büyük önem taşıdığını ve Türkiye’nin bu anlayışı bugüne kadar sürdürdüğünü, bundan sonra da sürdürmeye kararlı olduğunu söyledi.

    “Dünyadan nitelikli işgücü çekmek doğrultusunda tedbirler alınıyor”

    Bahçıvan, “Ülkemiz yatırım ortamının iyileşmesine yönelik olarak son zamanlarda yeni önemli adımlar atıyor: Türkiye Varlık Fonu, şirket kurma maliyetlerinin azaltılması, hileli iflasların önlenmesi ilk akla gelenlerdir. Öte yandan, geçtiğimiz hafta yürürlüğe giren düzenlemeyle küresel yatırımcılara vatandaşlık verilmesinin yolu açılırken; başta Turkuaz kart olmak üzere dünyadan nitelikli işgücü çekmek doğrultusunda da tedbirler alınmıştır” diye konuştu.