Etiket: çağrı

  • Kılıçdaroğlu’ndan Başbakan Yıldırım ve MHP lideri Bahçeli’ye çağrı

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Sayın Binali Yıldırım’a, Sayın Devlet Bahçeli’ye çağrı yapıyorum. Buyurun arkadaşlar gelin sizin istediğiniz televizyon kanalı olsun, sizin istediğiniz gazeteciler olsun. Gelin oturalım konuşalım. Bana 15 dakika versinler, onlara yarım saat versinler, ben buna da razıyım” dedi.

    CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM’deki grup toplantısında yaptığı konuşmada siyaset kurumunun görevinin vatandaşın sorunlarını çözmek olduğunu belirterek, “Vatandaşların kredi kartı ve tüketici kredisi borcu 424 milyar lirayı aştı. Bu borçla ilgili olarak iktidar kanadından bir Allah’ın kulu çıkıp da sevgili vatandaşım seni bu borçtan kurtaracağım diyor mu? Diyemiyor, söyleyemez. Onlar da emin olun sonunda hayır diyecekler göreceksiniz. Bu söylediğim 424 milyar lira henüz daha icra safhasına gelmemiş rakam. Bir de bunun dışında icra dairelerine intikal eden var. Onun miktarı 18 milyar lira. Vatandaşın derdi bu. Sadece bu mu? Vatandaş borç batağına teslim edildiği gibi, faiz yüküne de teslim edilmiş. Sadece geçen yıl vatandaşın ödediği faiz miktarı 48 milyar 932 milyon lira. Son 13 yılda ödenen faiz miktarı 321 milyar lira. Vatandaşın derdi bu, bu dertten kurtulmak istiyor. İcra dairelerindeki dosya sayısı, 26 milyon 178 bin dosya var icra dairelerinde. Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan vatandaşların yarısı icralık. Bunlar işsizliği doğuruyor” diye konuştu.

    “Siyasi Partiler Yasası’na göre bir üniversite hocası arzu ettiği siyasi partinin üyesi olabilir”

    Kılıçdaroğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

    “Hep beraber Türkiye’yi aydınlığa çıkaracağız. Hep beraber Türkiye için hayırlı bir iş yapacağız, hiç kimse merak etmesin. Bütün bunlara rağmen 15 Temmuz’da darbe girişimi oldu, hep beraber dik durduk ve darbeyi püskürttük. Ama 20 Temmuz’da bir başka darbe oldu. OHAL ilan edildi. Binlerce insan hapislere tıkıldı. 1 milyondan fazla aile mağdur edildi. 12 Eylül darbesinde Kenan Evren’in darbe yapıp başkan olduğu dönemde ihraç edilen öğretmen sayısı 3 bin 854 kişi. 20 Temmuz darbesinden sonra 160 günde ihraç edilen öğretmen sayısı 30 bin 470. Banka hesaplarına el koydular, ömür boyu kamuda çalışmayacak. Kenan Evren’in bile yapamadığını bunlar yapıyorlar. 12 Eylül döneminde ihraç edilen akademisyen, 120 akademisyen ihraç edildi. 20 Temmuz darbesinden sonraki dönemde ihraç edilen akademisyen sayısı 4 bin 811. Siyasi Partiler Yasası’na göre bir üniversite hocası arzu ettiği siyasi partinin üyesi olabilir. Siyasette kalite yüksek olsun diye. Akademisyenler beğendikleri siyasi partilerde ya görev üstlenirler veya doğrudan doğruya düşünsel olarak hizmet verirler. Şimdi siz kalkıyorsunuz düşüncesini beğenmediğiniz üniversite hocalarını bir Kanun Hükmünde Kararnameyle kapı önüne koyuyorsunuz. Bizim inancımızda da, ahlakımızda da bilim insanına saygı vardır. Bilim insanını hep el üstünde tutarız. ‘Alimin ölümü alemin ölümü gibidir’ deniyor. Hangi gerekçeyle bu üniversite hocalarını kapı önüne koyuyorsunuz?”

    “Osmanlı’yı da bilmiyorlar”

    Soner Demirsoy’un Yavuz’un Çamurlu Kaftanı diye bir kitabı olduğuna değinen Kılıçdaroğlu, kitaptan bir bölümü anlattı. Kılıçdaroğlu, Yavuz Sultan Selim’in Mısır’ın Osmanlı hanedanına katıldıktan sonra İstanbul’a geri dönüşü sırasında yanına Anadolu Kazaskeri Kemal Paşazade’yi davet ettiğini ve beraber gittikleri esnada Kemal Paşazade’nin atının bir su çukuruna bastığını ve oradan sıçrayan çamurun Sultanın kaftanına geldiğini aktararak, “O bir görevliyi çağırır ve sakin bir ifadeyle şunu söyler, ’Bir alimin atının ayağından sıçrayan çamur benim için şereftir, öldüğüm zaman bu kaftanı böylece sandukamın üstüne koysunlar’ der. Yavuz Sultan Selim öldüğü zaman bu çamurlu kaftan onun sandukasının üstüne konur. Alime verilen, ilim adamına verilen değere bakın. Bunlar hani diyorlar ya Osmanlı Osmanlı, Osmanlı’yı da bilmiyorlar. Alime, bilim insanına verilen değeri de bilmiyorlar. Kendisi gibi düşünüyorsa el üstünde, kendisi gibi düşünmüyorsa koyun kapının önüne” dedi.

    “Hayır dediğiniz andan itibaren bu Türkiye derin ve güzel bir nefes alacak”

    12 Eylül’de tutuklanan gazeteci sayısının 31 olduğunu, 20 Temmuz darbesinden sonra tutuklanan gazeteci sayısının 150’yi aştığını söyleyen Kılıçdaroğlu, “Zalimlikte rekor kırdılar. 15 günlük çocuğu annesinden ayırdılar. Şimdi diyorlar ki, ’Kim hayır derse bunlar terörist sayılır.’ Akla bakın. En güzel cevabı bir şehit annesi veriyor, diyor ki ‘Ben hayır diyorum, ne yapacaksın bana? Sen benimle tabuta mı sarıldın? Benim oğlum nişanlıydı, düğünü olacaktı. Sen beni tehdit edemezsin. Bende seni tehdit ediyorum. Hakkım haram olsun’ diyor. Biz ne diyoruz? Onlar ’hayır’ diyenleri terörist, 15 Temmuz yanlısı olarak gösteriyorlar. İster evet de, ister hayır de vatandaşımızın başımızın üstünde yeri var. Aramızdaki fark siyahla beyaz kadardır. Bizde sevgi, onlarda kin var. Hayır dediğiniz andan itibaren bu Türkiye derin ve güzel bir nefes alacak. Şuanda vatandaşa sandığa git ayın 16’sında evet oyunu kullan diyemiyorlar. Çünkü gerekçe yok. Ne diyecekler? Hayır diyeni terörist diye tanımlarsan söyleyecek bir lafın yok demektir” şeklinde konuştu.

    “Sayın Binali Yıldırım’a, Sayın Devlet Bahçeli’ye çağrı yapıyorum”

    Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

    “Sayın Binali Yıldırım’a, Sayın Devlet Bahçeli’ye çağrı yapıyorum. Buyurun arkadaşlar gelin sizin istediğiniz televizyon kanalı olsun, sizin istediğiniz gazeteciler olsun. Gelin oturalım konuşalım. Bana 15 dakika versinler, onlara yarım saat versinler, ben buna da razıyım. Vallahi soru da sormayacağım. Yeter ki oturalım, medeni insanlar gibi konuşalım. Vatandaş değişikliğin ne getirip, ne götürdüğünü tam bilmiyor. Niçin bilmiyor? Televizyonları yasakladılar, görüşmeleri kısıtladılar. Bütün vatandaşlarımızdan tek bir şey istiyorum, Nisan’ın 16’sında yapılacak referandum bir parti seçimi değil, bir demokrasi seçimi. Demokrasiden yana mı tavır takınacağız, otoriter yönetimden yana mı tavır takınacağız? O nedenle bütün vatandaşlarımdan istirham ediyorum, sandığa giderken düşünün. Her şeyden önce kendi vicdanımızla tartalım, ölçelim. Sorun Türkiye sorunu, sorun demokrasi sorunu. A partisi, B partisi, sağ sol olayı değil. Bu bir demokrasi olayı.”

    “Ek 50 milletvekilinin aldığı para haramdır”

    “Elini vicdanına koy ve şu soruyu kendi vicdanında tart. Cumhurbaşkanı taraflı mı olsun tarafsız mı?” diye soran Kılıçdaroğlu, “Neden tarafsız olması lazım? Çünkü cumhurun başkanıdır. Görüşü, inancı, yaşam tarzı ne olursa olsun 80 milyonu temsil ettiği için tarafsız olması lazım. Tarafsız olmasını istiyorsan hayır oyunu kullanacaksın. Bir partinin de genel başkanı cumhurbaşkanı olursa cumhurun başkanı olamaz. Cumhurbaşkanı bize göre tarafsız olmalı. Kışlaya, camiye, adliyeye siyaset girmesin diyoruz. Siyaset buralara girdiği zaman Türkiye’nin çivisi çıkar. Bir başkan çıkıp Meclisi tek taraflı bir iradeyle feshediyorum desin mi demesin mi? Feshetmesin diyorsan gideceksin hayır oyu vereceksin. Böyle bir yetki bu ülkenin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e verilmemiştir. Bir kişi kalkıp milli iradenin yüzde 100 temsil edildiği bir Meclisi feshetmemelidir. Feshederse demokrasi yara alır. Referanduma gidecek anayasa değişikliği çıkarsa başkanın kaç yardımcısı olacak ve kaç bakan olacak? Bu sorunun cevabı yok. İstersen bin başkan yardımcısı, 50 tane bakan olabilir. Elini vicdanına koy ve düşün vatandaşım. Bu uygulama Türkiye Cumhuriyeti’ni maceraya sürükler mi, sürüklemez mi? Bu yetki şuan TBMM’de. Referandumda size sunulan anayasa değişikliğinde güvenoyu yok. Kurulacak hükümet diyor ki, ’Ben niye Meclise gideyim.’ Bir hükümet 550 milletvekilinden güvenoyu istesin mi istemesin mi? İstemelidir diyorsan buna hayır diyeceksin. Milletvekili sayısını 550’den 600’e çıkarıyorlar. 550 milletvekili bile fazla. Normali 450 milletvekilidir. Oturacak maaşını alacak. Ek 50 milletvekilinin aldığı para haramdır. 5 yıllık maliyeti 187 milyon 950 bin lira. Bu vatandaşın cebinden çıkacak. Türkiye’de en hayırlı işi yapacaksın. Toprak rengindeki kahverengiye tercih damgasını vuracaksın. Bu bir rejim değişikliğidir diyorum. Hep beraber itiraz ediyorlar. Libya’da, Suriye’de, İran’da, Mısır’da, Irak’ta cumhuriyet var mı? Var. Bizim cumhuriyetimizle onların cumhuriyeti aynı değil. Bir tek adam rejimi getiriyorsun. ’Çift başlığı önlemek için bunu getiriyoruz’ diyorlar. Şimdi çift başlılık var mı? Hayır. Binali Yıldırım Bey, Erdoğan’ın söylediğinin aksine bir cümle kullanabilir mi? Mümkün değil, 500 metre öteden görse 80 düğmesini 10 saniyede ilikler” ifadelerini kullandı.

    “’CHP, 18 yaşta seçilmeye karşı’ diyorlar, hiç de karşı değiliz”

    Bunun normal bir referandum olmadığını söyleyen Kılıçdaroğlu, “Türkiye’nin bekası, geleceği için, huzurumuz, barışımız için önemlidir. Hayır çıkarsa Türkiye derin bir nefes alır. Herkes görevinin başında olur. Hayır çıkarsa ne olur? Sayın Erdoğan cumhurbaşkanı, Sayın Binali Yıldırım başbakan, bakanlar görevlerini yapmış olacaklar. Millet diyecek ki ’Anayasal sınırlarına çekil.’ Sayın Başbakan, ‘Otur Türkiye’yi adam gibi yönet’ diyecek. Herkes görevine dönmüş olacak. ’CHP, 18 yaşta seçilmeye karşı’ diyorlar. Hiç de karşı değiliz. Gençlerin oyunu almak için onları kandırıyorlar” açıklamasında bulundu.

    “Provokasyona karşı hepimiz dikkatli olmalıyız”

    “Provokasyona karşı hepimiz dikkatli olmalıyız” diyen Kılıçdaroğlu, “Tahriklerde bulunabilirler. Bir minibüste başörtülü kızımızın başının zorla açıldığı söyleniyor. Biz CHP olarak, herkesin giyim kuşamının güvencesiyiz, teminatıyız. Referanduma sunulan anayasa değişikliği gerek içerik, gerekse görüşme usulleri açısından birçok yönüyle anayasaya da, hukuka da aykırıdır. Egemenliği milletten alıp tek adama veren bu değişiklik hukuk devletini yok etme projesidir” dedi.

    Öte yandan CHP’nin grup toplantısına Ankara Üniversitesinden ihraç edilen akademisyenler de katıldı.

  • CHP Sözcüsü Böke’den gençlere çağrı

    CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Selin Sayek Böke, “Gençlerimize bir açık çağrı yapmak istiyorum, hepimizin görevi mutlaka sandığa gitmek. Sevgili gençler lütfen üniversitelerinizden ayrılamayacağınız bir haftasonuna denk gelen bu referandumda olduğunuz yerde oyunuzu kullanabilmek için kayıtlarınızı aldırmayı ihmal etmeyin” dedi.

    CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK) Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında parti genel merkezinde toplandı. Toplantının gündemini ise CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Böke düzenlediği basın toplantısıyla paylaştı. Böke, konuşmasına CHP’nin basın açıklaması saatini duyurduktan hemen sonra Bakanlar Kurulunun açıklama saatinin de aynı saate alındığını söyleyerek başladı. 5 şehidin cenazesinin bugün memleketlerine gönderildiğini belirten Böke, “Türkiye’nin sınır güvenliğinin sağlamak için sınır ötesinde operasyon yapma hakkı tabi ki vardır. Bizim için en önemli şey 80 milyon vatandaşımızın can güvenliğidir. Bunun içinde uluslar arası hukukun gerektirdiği her şeyin yapılması gerektiğinde hiçbir tereddüt yoktur. Ancak şunun unutulmaması gerekiyor Türkiye AK Parti’nin yanlış politikaları ve maceracı dış politikası sonucunda kendi şahsi ihtirasları nedeniyle Suriye’de bir bataklığa gömülmüş durumda. Her gün bu bataklıktan gelebilecek acı haber var mı endişesiyle yüreğimiz çarpıyor ve maalesef neredeyse her gün yüreğimizi yakan çocuklarımıza dair acı haberler alıyoruz. Bugün de defnediyor olduğumuz şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz. Geride kalan ailelerine ve büyük Türkiye Cumhuriyeti ailesine de sabır ve başsağlığı diliyoruz” diye konuştu.

    “Hükümetin hepimize bir açıklama yapması ihtiyacı var”

    Böke, konuşmasına şöyle devam etti:

    “Bu gelen şehit haberlerinin ardı arkasının kesilmiyor olması hepimizin yüzünü asıyor, yüreğimizi burkuyor ve vicdanımızı çok acıtıyor. Üstelik olup bitene dair hiçbir bilgi alamıyoruz. Çocuklarımız için hep beraber endişe duyuyoruz. Hükümetin hepimize bir açıklama yapması ihtiyacı var. Orada neler oluyor, sınır ötesinde bizim çocuklarımız ne için savaşıyor ve şuanda ne durumdalar.Türkiye’nin ödediği büyük bedellerin artık son bulması ihtiyacımız var talebimiz var. Bu sorumsuz yaklaşımın şimdi de referandum kampanyası ekseninde sürüyor olması bir uçak gezisinde verilen bir dış politika kararının iki hafta sonra başka bir uçak gezisinde değişiyor olmasının çok endişe verici olduğunu paylaşmak istiyoruz. Kimse çocuklarımız üzerinden, bizlerin can güvenliği üzerinden iç siyaset yapma hakkına sahip değildir. İtiraz ettiğimiz düzende tam budur. Anayasa değişikliği teklifiyle karşımıza konan tercihte budur. Biz çocuklarımızın canının iç siyasete malzeme edildiği bu çarpık düzenin devam etmesini istiyor muyuz? Yanıtı çok belli ’hayır’ istemiyoruz. Biz dış politikanın ülkenin bütününü gözeten ve hepimizin yarınını inşa eden çok önemli bir unsur olduğu gerçeğinin kabul edildiği bir Türkiye siyaseti bekliyoruz ve istiyoruz.”

    “Biz biliyoruz ki 16 Nisan’da herkes bu düzene ’hayır’ diyecek”

    CHP Sözcüsü Böke, referandumun 16 Nisan’da yapılacağına değinerek, “Bu kurumsal çöküş yine değişmesine ihtiyaç olan düzene dair bir şey söylüyor. Kurumsal çöküşü ortaya çıkartmış olan bir saray rejimi var. Bu saray rejimi Merkez Bankasından YSK’ya, YSK’dan AYM’ye Türkiye’de 80 milyonun hakkını, hukukunu, geleceğini, ekonomisini koruyan tüm kurumları yok etmiş durumda. Ama biz biliyoruz ki 16 Nisan’da herkes bu düzene ’hayır’ diyecek. Biz biliyoruz ki Türkiye kazanacak ve bizler yeniden Cumhuriyeti Cumhuriyet yapan bizi düzene dahil eden bu değişiklikleri mutlaka kurumsal yapısıyla yeniden ayağa kaldıracağız. Bizim bu gördüğümüzü bu düzene hayır dendiği gerçeğini sarayda görüyor. Saray rejimi kampanyasını ilk günden itibaren korkutarak, tehdit ederek, bizleri terörize ederek yürütmek konusunda kararlı gözüküyor. Çünkü artık anlatacağı Türkiye hikayesi kalmadı. Aydınlık umut dolu öz güvenli bir yarın anlatması mümkün değil kendi hikayesi bitti. Bunu gördüğü içinde ve talep ettiğinin de 100 yıl sonra egemenliği milletten alıp yeniden saraya vermek olduğunu bildiği için de maalesef tek yapabildiği şey korkutmak tehdit etmek baskı yaratmak. 16 Nisan’dan sonra Türkiye’de aydınlıkların başlayacağını onlarda görüyorlar. O yüzden de hayır diyen akademisyenden, gazeteciden, televizyoncudan, siyasetçiden, emekçiden, kadından, erkekten, yıllardır bu ülkeye emek vermiş emeklilerden, şehit annelerinden bile terörist ilan edecek kadar korkuyorlar. Bu korku sonucunda da

    ’hayır’ diyen bilim insanlarını üniversiteden atmaya cüret gösteriyorlar. ’Hayır’ diyen gazetecileri, televizyoncuları işleriyle onurları arasında tercih yapmaya zorluyor ve sıkıştırıyorlar” ifadelerini kullandı.

    “Sevgili gençler bu referandumda olduğunuz yerde oyunuzu kullanabilmek için kayıtlarınızı aldırmayı ihmal etmeyin”

    Gençlere referandumla ilgili çağrıda bulunan Böke, “Gençlerimize bir açık çağrı yapmak istiyorum, hepimizin görevi mutlaka sandığa gitmek. Hepimizin görevi bu demokratik hakkımızı hayırlı bir biçimde kullanmak. Oyumuzu kullandıktan sonra, en demokratik hakkımız olarak oyumuzun sayıldığını garanti alacak şekilde o sandıkları korumaktan geçiyor. 80 milyonun ortak görevi Türkiye’de demokrasiyi bu sandıkta yaşatmaya başlamaktan geçiyor. Sevgili gençler lütfen üniversitelerinizden ayrılamayacağınız bir haftasonuna denk gelen bu referandumda olduğunuz yerde oyunuzu kullanabilmek için kayıtlarınızı aldırmayı ihmal etmeyin. Siz varsanız Türkiye Cumhuriyeti demokratikleşecek” açıklamasında bulundu.

    “Yarın sayın genel başkanımız bu konuyla ilgili açıklamayı yapacak parti adına”

    Basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Böke, CHP’nin AYM’ye başvuru yapıp yapmayacağının sorulması üzerine, “Parti üst kurullarımızın hepsi bugünkü MYK’da da konuyu değerlendirilmeye devam ediliyor. Yarın sayın genel başkanımız bu konuyla ilgili açıklamayı yapacak parti adına” dedi.

    “Yüz yüze konuşmazsanız zaten siyaset siyaset olmaktan çıkar”

    Bazı gazetelerde CHP’nin referandum sürecinde yüz yüze görüşme yöntemi üzerinden çalışma yapacağı yönündeki haberlerin hatırlatılarak, CHP’nin izleyeceği stratejisinin nasıl olacağı sorusuna Böke, şu değerlendirmelerde bulundu:

    “Siyaset zaten insanla yapılır. Bu referandumun insansız yapılması düşünülemez. Bunu bir ayrıcalıklı strateji olarak değil, CHP’nin halkla birlikte siyaset yapma biçimi olarak değerlendirmek gerek. Şunu unutmayalım bizim karşımıza konmuş olan soru çok açık özgür bağımsız aydınlık bir Türkiye mi yoksa baskı altında tehdit altında bir Türkiye mi? Bizim yüz yüze sormamız gereken sorular bunlar. Karşınıza konulan tercih çok açık. Kalkınan zenginleşen bunu adil paylaşan bir Türkiye mi, yoksa yoksulluk, yokluk ve sosyal sorunlar içinde bir Türkiye mi? Bunu yüz yüze konuşmazsanız zaten siyaset siyaset olmaktan çıkar. Biz tüm bu soruları halkımızla beraber yanıtlarını birlikte arayacağımız görüşmelerle siyaset yapmaya devam edeceğiz.”

  • 112 Acil Çağrı Merkezini arayıp bunları söylüyorlar

    Adıyaman 112 Komuta Kontrol Merkezine gelen birbirinden ilginç çağrılar merkezin meşgul olmasına neden oluyor.

    2016 yılında 112 çağrı merkezine gelen 750 bin çağrının yüzde 95’ini asılsız çağrılar oluşturuyor. Sağlık ekiplerinin günde 3 bin çağrıya cevap verdiği 112 çağrı merkezinde sadece 100 ile 150 çağrı gerçek çıkıyor.

    112 Acil Çağrı Komuta Kontrol Merkezine birbirinden ilginç çarılar geliyor. İneğin karnında olduğunu söyleyen kişiden, lahmacun siparişi veren kişiye, sapıklık yapandan şarkı söyleyen bir çok ilginç arama geliyor.

    “Burası karanlık bir yer ellerim ayaklarım bağlı, bence ben ineğin karnındayım”, “Lorke lorke hanımey lorke”, “Lahmacun var mı?”, “112’mi? O zaman Allah hepinizin bin türlü belasını versin”, “Babam sabahtan beri telefonu açmıyor, orada mı?” diyenlerin yanı sıra sık sık arayan çocuklara 112 görevlisi, “Senin dersin yok mu, test çöz” diye nasihatte bulunuyor.

    İl Ambulans Servisi Başhekimi Dr. Osman Küçükkelepçe, asılsız ihbarların çok fazla olduğunu dile getirerek, “2016 yılı içerisinde 112 merkezine gelen yaklaşık 750 bin çağrının yüzde 95’i asılsız çıktı. Halkımızı bilinçlendirmeye çalışıyoruz ama asılsız çağrılar bizi çok yoruyor. Çocuklar arıyor, telefoncular telefonlarını denemek için arıyor. Canı sıkılan arıyor, sapıklar arıyor. Amaç dışı kullanımı bizi çok yoğun şekilde etkiliyor. Günlük 2 bin 500 ile 3 bin arasında gelen çağrının 100 ile 150 tanesi gerçek vakalardır, diğerleri ise asılsız çağrılardır” dedi.

  • Hotar’dan Kılıçdaroğlu’na çağrı

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir milletvekili Nükhet Hotar, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nu seslenerek, “Kendine, fikirlerine güveniyorsan aday ol. Daha iyi yönet. Sen seçil. Niye kefenini giyip bu yola çıkan kişiyi yıpratmak için yalan yanlış gece gündüz uğraşıyorsun” dedi.

    AK Parti Çorum İl Başkanlığı tarafından düzenlenen Danışma Meclisi Toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nükhet Hotar, referandum sürecinde gösterdiği tavırdan dolayı MHP lideri Devlet Bahçeli’ye teşekkür ederken, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nu eleştirdi.

    Referandum sürecinin neden sadece Recep Tayyip Erdoğan üzerinden yürütüldüğünü soran Hotar, “CHP lideri sayın Kemal Kılıçdaroğlu aday olmayacak mı? Bir partinin genel başkanı. Partisini iktidara taşımak için gayret sarf ediyordur. Partisini temsil eden bir kişi Cumhurbaşkanı olmayı istemeyecek mi? Aday olmayacak mı? Olmadığı zaman partililerine ne diyecek? CHP’li seçmenden AK Parti’li olmayan herkesten tüm bu hususları değerlendirmelerini istiyoruz. Sayın cumhurbaşkanımız bütün riskleri göze alarak aday olacak. Diğerlerini neden göremiyoruz. Herkes aday olabilir. Yarışma herkese ve rekabete açık bir ortam. Tek adam ama tek adam olarak aday olmuyor. Yüzde 5’i geçen her partinin genel başkanı, 100 bin imza toplayan herkes aday olabilir. Kendine, fikirlerine güveniyorsan aday ol. Daha iyi yönet. Sen seçil. Niye kefenini giyip bu yola çıkan kişi yıpratmak için yalan yanlış gece gündüz uğraşıyorsun. Ama bu zor” diye konuştu.

    1923 yılında Kurtuluş Savaşı’ndan sonra Mustafa Kemal Atatürk’ün cumhuriyeti ilanıyla rejimin belli olduğunun altını çizen Hotar, Türkiye Cumhuriyetinin mensubu olarak yaşamaktan onur duyduklarını ifade etti.

    Cumhuriyetin ilanından bugüne kadar getirilen kazanımları daha da ileri götürmeyi amaçladıklarını dile getiren Hotar, “Hedefimiz Türkiye’nin dünyanın en gelişmiş 10 ekonomisi arasına girmesini daha hızlı sağlamak. Vesayetleri kaldırmak. Askeri darbeleri sonsuza dek ortadan kaldırmak. Demokrasiyi güçlendirmek ve yolumuza daha hızlı devam etmek. Bunun için yeni bir hükümet sistemine ihtiyacımız var. Bu hükümet sisteminin adı da cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi” ifadelerini kullandı.

    Rejim değişikliği yalanından sonra en çok gündeme getirilen yalanlardan birisinin de tek adam yönetimi söylemi olduğunu dile getiren Hotar, “Şuanda kaç tane cumhurbaşkanı var. İdarenin adı ne olursa olsun sağlıklı işlemesi adına yönetimlerin idareci bir kişi olur. Başbakanımız örnek verdi bir direksiyonda iki kaptan olmaz. Bir uçağı iki pilot aynı yetki ile idare edemez. Ya uçak düşer ya ülke batar. Yetkilerin toplandığı, yönetimde çift başlılığın olmadığı tek yetkili olacak. Kuvvetler ayrılığı denen demokrasiyi oluşturan ana unsurlar birbirine hakim yada birbirinin altında kalmayacak. Yürütme, yasama ve yargı. Bu üç oluşumunda içinde bir kuvvet yığılması var. Güçlenme var. Hiçbirinin birbirine üstünlüğü yada geri kalması söz konusu değil. Sistemdeki temel yapılan güçlü olması bunları idare edecek yöneticinin bir tane olması. Tek adama geldiğinizde tek adamın meclisi feshetmesi diye konuşulan bir şey var. Bir kere feshetmek ne demek. Bir kurumu ortadan kaldırmak. Halbuki burada meclisin feshedilmesi değil seçime götürülmesidir söz konusu. Meclisi feshedecek sonsuza kadar götürecek gibi yalanları buradan doğrusuyla değiştirmek zorundayız. İki dönem seçilme olan cumhurbaşkanı meclisi feshetmez” diye konuştu.

    Yargının bağımsız olacağını dile getiren Hotar, bağımsız ve tarafsız yargının herkese lazım olduğunun altını çizdi. CHP Adana milletvekilinin Elif Doğan Türkmen’in haberleşme harcamaları ile ilgili de açıklama da bulunan Hotar, “Allah muhafaza bir AK Parti’li bırak 2 milyonluk faturayı onun yarısı ya da onun yarısı kadar faturayı millete ödetmek zorunda kalsaydı darbe kalkışması olurdu. Ama bugün CHP’li divan üyesi sadece kendi ilindeki seçmenlere yazdığı mektup, ettiği telefon ve gönderdiği mesajların faturası 2 milyon lira. Fabrika kurulur, okul yapılır. Günler sonra CHP yönetimi istifa istedi. Bunu halkın vicdanına havale ediyorum” dedi.

    MHP lideri Devlet Bahçeli’ye de teşekkür eden Hotar, “Burada özellikle bu noktaya gelmemize destek olan sayın Bahçeli’ye teşekkür ediyoruz. Adı gibi bir devlet adamı duruşu gösterdi. MHP’li kardeşlerimizden destek istiyoruz. CHP’lilere de sesleniyorum. Yönetiminiz hata yapabilir. Terör unsuruna destek veren kişilerle görüntü veriyor. Bu ülke meselesi. Genel seçim değil. Çocuklarınıza ve torunlarınıza iyi bir ülke bırakmak sizinde arzunuz. Onun için sizden de destek istiyoruz. İçinde bulunduğumuz gemiye salimen karaya çıkarmalıyız. Düşüncesi, inancı ne olursa olsun bu ülkeyi dünyanın en gelişmiş ülkeleri arasında görmeyi istiyoruz. Ülkenin kaderinin döneceği böyl bir referandumda oylarımızı lütfen evet olarak kullanalım.”

    Toplantıya AK Parti Çorum milletvekilleri Salim Uslu, Ahmet Sami Ceylan, Lütfiye İlksen Ceritoğlu Kurt, İl Başkanı Mehmet Karadağ, Merkez İlçe Başkanı Erhan Akar ve partililer katıldı.

  • Bir yılda 1 milyon 488 bin 512 asılsız çağrı

    Batman’da 112 Acil Komuta Merkezi’ne son bir yıl içerisinde gelen 1 milyon 527 bin 249 çağrıdan sadece 38 bin 737’sinin gerçek olduğu belirtildi. Batman Sağlık Müdürü Dr. İhsan Bodakçı, merkeze günde yaklaşık 4 bin çağrının geldiğini ve bunların yüzde 98’inin asılsız olduğunu vurguladı.

    Batman’da 112 Acil Komuta Merkezine gelen asılsız çağrılar bezdirdi. Kentte bir yıl içerisinde merkeze 1 milyon 527 bin 249 çağrı gelirken, bunların sadece 38 bin 737’sinin gerçek çağrı olduğu bildirildi.112 Komuta Kontrol Merkezi görevlisi Nuran Çalar, annelerin ağlayan çocuklarını susturmak için telefonlarını çocuklarına vermesi nedeniyle ciddi şekilde rahatsız edildiklerini belirtti. Çalar, “Çünkü çağrı açık numaradan geldiği için biz bunları ciddi bir vaka olarak değerlendiriyoruz ve her değerlendirmede ciddi vakit kaybı oluyor. Gerçek vakaların bize ulaşma şansı azalıyor. Bunun dışında en ufak rahatsızlığında bizi arayanlar oluyor. Veteriner niyetine sağlıkçı isteyenler var. Kediye çarpan ambulans istiyor. O arada gerçekten kalp krizi geçiren vakalar mağdur oluyor. O esnada bize ulaşamıyorlar” dedi.

    “Suyumuz kesildi ambulans gönderin”

    Necla Kırşan isimli görevli personel ise, aşırı derecede asılsız ihbarların geldiğini belirterek, “Evlenme teklifi için arayan insanlar, arayıp sohbet etmek isteyenler oluyor. ‘Suyumuz kesildi bize yardım edin, ambulans gönderin’ diyenler var. Bunlar gibi birçok asılsız ihbarlarla karşılaşıyoruz” diye konuştu.

    “Lütfen 112’yi gereksiz yere meşgul etmeyin”

    Batman Sağlık İl Müdürü Dr. İhsan Bodakçı da, hizmet verirken bazı sıkıntılarla karşılaştıklarını ve bunları aşamadıklarını belirterek, şunları kaydetti:

    “Günlük olarak Batman’da Komuta Kontrol Merkezimize günde 4 bin çağrı gelmektedir. Bu çağrıların da yüzde 98’i çok gereksiz ve asılsız, saçma çağrılardır. Gerçekten hasta olan kesimin mağdur edilmemesi adına bu asılsız çağrılarda bulunan vatandaşlarımıza çağrıda bulunmak istiyorum. Lütfen 112’yi gereksiz yere meşgul etmeyin. Bu anlamda bizlere destek olmanızı istiyoruz. 2016 yılı içerisinde 1 milyon 527 bin 249 adet çağrı gelmiş bunlardan sadece 38 bin 737 tanesi asıllı çağrıdır. Biz bunlara da anında cevap vermişiz. Bu hastalarımızı ambulansla gerekli yerlere ulaştırmakla birlikte hava ambulanslarıyla da vatandaşlarımıza hizmet etmekteyiz. 2016 yılı içinde Batman’dan değişik illere uçakla 61 sevkimiz mevcuttur. Ayrıca da helikopterle de kara ambulanslarıyla ulaşamadığımız yerlere ulaşarak 19 vaka almış bulunmaktayız.”