Etiket: çağrı

  • Diyaliz hastalarından diyanete çağrı

    Böbrek nakli bekleyen diyaliz hastaları Diyanet İşleri Başkanlığına çağrıda bulunarak, organ naklinin teşvik edilmesi yönünde çalışmalar yapılmasını istedi.

    Türkiye genelinde böbrek hastalarının sayısı yaklaşık 100 bini buldu. Haftada 3’er kez 4’er saat diyalize girmek zorunda olan böbrek yetmezliği yaşayan hastaların tek umudu ise kendilerine uygun organı bularak sağlığına kavuşmak. Organ bağışının düşük olduğu Türkiye’de organ nakli bekleyen hastalar, organ bağışının teşvik edilmesi için yardım bekliyor.

    Diyalize giren hastalar için gönüllü olarak çalışan ve kendisi de böbrek nakli bekleyen Necmettin Apaydın, “Bizim birçok sorunumuz var. Bazı arkadaşlarımız durumundan dolayı çalışamıyor. Çünkü yüzde 90 özrü olanlar var. Hiç kimse işe almıyor. Günlük diyalize girdiği 4 saati kayboluyor. Burada arkadaşlarımız zor durumda kalıyor. Tüm Türkiye’de diyaliz hastaları çok zor durumda” dedi.

    Diyanet İşleri Başkanlığına çağrıda bulunan Apaydın, “Biz diyoruz ki hükümet, Sağlık Bakanlığı bunu gündeme getirmelidir. Diyanet İşleri Başkanıyla istişare edip camilerde, hutbelerde organ bağışının sevap mı, helal mı, haram mı, doğru mu, yanlış mı veya nakil olduktan sonra böbreğini veya ciğerini veren hasta kötü oluyor mu, olmuyor mu bunları gündeme getirip bu işe bir çare bulmaları gerekiyor. Biz genciz, dinamiğiz, enerjiğiz. Ama yaşlı insanlarımız bitik durumda. Bugün bizler hastalıklarla mı uğraşalım. Diğer sorunlarımızla mı uğraşalım” diye konuştu.

  • TMO’ya çağrı

    Ordu Ticaret ve Sanayi Odası (OTSO) Meclis Başkanı Ufuk Ünal, Toprak Mahsulleri Ofisinin (TMO) yeni fındık sezonunda da piyasada olması gerektiğini belirterek, “Rekoltenin yüksek olmasının beklendiği bu sezon TMO’nun piyasada olması üretici ve tüccar açısından sektörü rahatlatacaktır” dedi.

    Geçen sezon fındık fiyatlarının hayli düşmesi üzerine TMO’nun piyasaya girerek sektördeki olumsuzlukları dengelemeyi başardığını belirten OTSO Meclis Başkanı Ufuk Ünal, bu sezon da aynı dengeleyici görevin devam etmesi gerektiğini vurguladı. Bu yıl fındık rekoltesinin yüksek olmasının beklendiğini dile getiren Ünal, “Bu yıl geçen yıldan daha önemli olacak. Çünkü fındık rekoltesinin yüksek olacağı görülüyor. Dolayısıyla TMO’nun aslında fındığın arz fazlası dönemlerde piyasada olması elzemdir. Piyasada manipülasyonların yaşanmaması için TMO’nun piyasaya girmesi gerekir. Ancak hasat zamanı geldi, tarihler belli oldu buna rağmen TMO’dan herhangi bir açıklama gelmedi. TMO bir an önce piyasada olacağına yönelik açıklama yapmalıdır. Hatta piyasada olacağını hissettirmesi bile psikolojik yönden olumlu etki yapacaktır” diye konuştu.

    “TMO depolarını üreticiye açmalıdır”

    Ünal, her yıl fındık hasadının ardından üreticiye ürününü hemen piyasaya indirmemesi gerektiğini söylediklerini ancak üreticinin elinde depo olmadığı için ‘emanet usulü’ adı altında piyasaya indirmek zorunda kaldığına da dikkat çekerek, ”Üreticilerin fındığını depolayamaması en büyük sorunların başında geliyor. Bu sebeple ürününü piyasaya erken indiriyor ve bu da fiyatların yükselmesin engelliyor. TMO, lisanslı depoculuk örneği gibi depolarını üreticiye açmalıdır” ifadelerini kullandı.

    Üreticiye çağrı: “Erken hasat yapmayın”

    Üreticilere de seslenen Ünal, fındığın erken hasat edilmemesi çağrısında bulundu. Erken hasadın ülke ekonomisine yılda 2-3 milyar dolar döviz girdisi sağlayan fındığın başta aflatoksin olmak üzere ürünün kalitesini bozan sonuçlar doğurduğunu belirten Ünal, “Fındık çeşitlerinin hepsinin aynı anda hasat olumuna gelmedi. Bu nedenle çeşitlerin ayrı ayrı ve hasat olumuna gelmesi beklenmelidir. Kaliteli ve bol ürün almak ve uzun yıllar bu verimin devamını sağlamak için, fındık hasadına açıklanan hasat tarihlerinde başlamak ve uygun hasat yöntemlerini uygulamak gerekmektedir” şeklinde konuştu.

  • Çağrı Erhan, “Gençler hayallerinden vazgeçmesin”

    Üniversite tercih döneminde Altınbaş Üniversitesi, “Rektörle Buluşma” etkinliği ile aday öğrencilere ve velilere üniversiteyi tanıtarak tavsiyelerde bulundu.

    “Rektörle Buluşma” etkinliği ile 10. yılına giren Altınbaş Üniversitesi Fatma Altınbaş Konferans Salonu’nda toplandı. Tanıtım filminin ardından Altınbaş Üniversite Rektörü Prof. Dr. Çağrı Erhan ve Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Emre Alkin veli ve öğrencilerle buluştu. Aday öğrencilerin ve ailelerin sorularının cevaplandırıldığı etkinlikte tercih konusunda önerilerde bulunuldu.

    Altınbaş Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Çağrı Erhan, “2017 yılı bizim için yenilikler yılı oldu. Her şeyden önce İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi olarak 2008’den beri gururla taşıdığımız adımız yine bizim isteğimizle kurucu vakfımız olan Altınbaş Üniversitesi ile değişti. ‘İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi adıyla doğduk, Altınbaş Üniversitesi adıyla büyüyoruz.’ sloganıyla 2017-2018 akademik yılı için tercih tanıtım dönemimizi başlatmış olduk. Bir başka yenilik, bu yıl Uygulamalı Birimler Fakültesini açtık. Uygulamalı Birimler Fakültesi içinde Gastronomi, Bilişim Sistemleri, Sağlık Yönetimi gibi bölümlerimiz yer alacak. Bir diğer değişiklik, İşletme Fakültesi yine bu yıl kuruldu. Uluslararası Lojistik, uluslararası Ticaret İşletme Fakültesi içinde yer alacak. Geçen akademik yılının başında açılışını gerçekleştirdiğimiz Diş Hastanemiz Diş Hekimliği Fakültesinin öğrencilerine eğitim vermeye başladı. Bu anlamda 2017-2018 akademik yılına 10 yılın getirmiş olduğu tecrübeyi de arkamıza alarak isim değişikliğini getirdiği büyük motivasyonla Altınbaş Üniversitesi ismiyle büyük bir mutlulukla giriyoruz” dedi.

    İsim değişikliği sürecine ve sonuçlarına değinen Prof. Dr. Çağrı Erhan, “En başından itibaren Altınbaş Üniversitesi adı planlarımızda yer alıyordu. Fakat 2008 yılında üniversite kurulurken o tarihte Altınbaş Üniversitesi yerine Kemerburgaz Üniversitesi tercih edilmişti. Biz hep velilerden, öğrencilerimizden Altınbaş Üniversitesi ismini duyuyorduk. Bu süreci son derece şeffaf, demokratik ve katılımcı bir şekilde yürüttük. Bir anket düzenleyerek bütün öğrencilerimize, akademik ve idari personelimize, paydaşlarımıza sorduk. İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi adıyla mı kalalım yoksa kurucu vakfımızın adı olan Altınbaş Üniversitesi ismiyle mi devam edelim diye. Altınbaş Üniversitesi’ne büyük bir destek olduğunu gördük. Doğru da yaptığımızı şuradan anlıyoruz. İsim değişikliğinin üstünden çok az bir süre geçmiş olmasına rağmen bu isim değişikliğinin farkında olanların sayısı çok fazla olduğunu gördük. Çok olumlu geri dönüşler de almaktayız” ifadelerini kullandı.

    “Hayallerinden asla vazgeçmesinler”

    Tercih döneminde öğrencilere önerilerde bulunan Erhan, “Öğrencilerimizin her şeyden önce içlerinde küçüklüklerinden itibaren hangi mesleği seçme isteği varsa ona dönük tercih yapsınlar. Bu nedenle biraz daha çalışıp puanlarını biraz daha arttırıp hayallerindeki bölüme geçmek için çaba göstersinler. Günümüzde artık yatay geçiş, dikey geçiş, yan dal, çift ana dal gibi pek çok imkan bulunuyor. Dolayısıyla o hayallerinden hiçbir zaman vazgeçmesinler. Aksi bir durumda mezun olduklarında hiç mutlu olmadıkları, kendilerine gerekli tatmini sağlamadıkları mesleklerde çalışmak durumunda kalabilirler. Bu yüzden kimsenin hayallerinden vazgeçmemesi gerektiğini düşünüyorum” diye konuştu.

    Altınbaş Üniversitesi’ni tercih etmek için ziyarette bulunan öğrencilerden Beyza. K , “Hukuk Fakültesini ve Psikoloji Bölümünü tercih etmeyi düşünüyorum. Altınbaş Üniversitesini çok beğendim, kampüsü gezdim ve çok güzel buldum. İngilizce hazırlık açısından da çok iyi buldum. Arkadaşlarımdan aldığım duyumlar sonucunda bu üniversiteyi tercih etmek istiyorum. İsim değişikliğinin de doğru bir adım olduğunu düşünüyorum.” dedi.

  • ATO Başkanı Baran’dan Almanya’ya çağrı: “Ticari köprüleri atmayalım”

    Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, Almanya ile Türkiye arasındaki siyasi gerilimin ticari ilişkilere yansımaması gerektiğini belirterek, “Almanya bizim en önemli ticari ortaklarımızdan biridir. İş adamları olarak büyük emeklerle kurduğumuz ticari köprüleri atmayalım” dedi.

    Alman siyasetçilerin söylemlerinin, Türkiye’de iş yapan Alman firmalarında kaygıya yol açabileceği uyarısında bulunan Baran, “Alman yetkili makamları, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin hasar görmesine yol açacak söylemlerden uzak durmalıdır. Ekonomik ilişkilerin hasar görmesinden iki ülkenin iş adamları da zarar görür. Geçici diplomatik gerilim ve krizler ticaretimizde kalıcı yaralar açmasın. FETÖ, PKK ve benzeri Türkiye karşıtı şer odaklarının Almanya’da yoğun olarak faaliyet göstermesi bizleri rahatsız ediyor. Bunlar Alman kamuoyunda dezenformasyon faaliyetleri ile iki ülke arasındaki ilişkilere zarar veriyor” diye konuştu.

    Baran, Türkiye’deki Alman şirketlerine yönelik soruşturma başlatıldığı iddialarının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım tarafından kesin bir dille yalanlandığını hatırlattı.

    Alman Sanayi ve Ticaret Odası’nın verilerine göre Türkiye’de 6 bin 800’den fazla Alman firmasının faaliyet gösterdiğini kaydeden Baran, bu firmaların Türkiye’deki toplam sermaye yatırımının 10 milyar dolara yaklaştığını söyledi. Alman firmalarının Türkiye’yi ekonomik bir ortak olarak görmeye devam etmesi gerektiğini vurgulayan Baran, şunları kaydetti:

    “Türkiye’deki bağımsız yargı, görevini yerine getirecektir. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın. Hiç kimsenin durumdan vazife çıkarmaya hakkı yoktur. Buna gerek de yoktur.” Baran, Almanya’nın önemli ticari ortaklardan biri olduğuna dikkat çekerek, “İş adamları olarak büyük emeklerle kurduğumuz ticari köprüleri atmayalım” dedi.

  • ATO Başkanı Baran’dan Bosnalı iş adamlarına çağrı

    Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, Bosnalı iş adamlarına, “Gelin el ele verelim ve ülkelerimiz arasındaki ticareti en kısa zamanda 1 milyar euroya çıkaralım. Beraber kazanmak, kardeşliğimizi kârdaşlık ile taçlandırmak için var gücümüzle çalışmalıyız” çağrısında bulundu.

    Bosna Hersek’teki yatırım fırsatları ATO’nun düzenlediği “Türkiye-Bosna Hersek Yatırım Ticaret ve İş Birliği İmkanları” toplantısında masaya yatırıldı. ATO Başkanı Baran, toplantının açılışında yaptığı konuşmada, Türkiye’nin Bosna Hersek ile ikili ekonomik ve ticari ilişkilerin daha ileriye götürülmesine büyük önem verdiğini söyledi. İki ülke arasında derin tarihi, kültürel ve insani bağlar bulunduğunu hatırlatan Baran, “Türk halkı olarak dost ve kardeş Boşnak halkına sevgi ve muhabbetle bakıyoruz. Aramızdaki bu dostluk ve kardeşliğin ekonomide de güçlü bir iş birliğine dönüşmesini arzu ediyoruz” dedi.

    Baran, 2016 yılı itibariyle Türkiye’nin Bosna-Hersek’e ihracatının 309 milyon dolar, ithalatının ise 288 milyon dolar olduğunu belirterek, “Bosna-Hersek’e yaptığımız ihracat içinde Ankara’nın payı yüzde 1,5 civarında. Biz bu rakamları yeterli görmüyoruz” ifadelerini kullandı.

    “Ticaret bağı en kuvvetli bağdır”

    ATO yönetimi olarak göreve gelir gelmez girişimciliği özendirecek ve Ankara’nın ihracatını artıracak projeleri hayata geçirmeye başladıklarını anlatan Baran, “Bu doğrultuda Bosna Hersekli kardeşlerimizle her zaman iş birliği içinde çalışmaya hazırız. Kapımız sizlere her zaman açık. Ülkemizde, şehrimizde yatırım yapmak isteyen Bosnalı iş adamlarına her konuda yardımcı oluruz. Ticaret bağı en kuvvetli bağdır” dedi.

    Ankara’nın ekonomisi hakkında da bilgi veren Baran, “Ticaret Ankara Ticaret Odasında konuşulur” sloganı ile Ankara’nın ve Türkiye’nin kalkınmasını ilgilendiren her konunun ATO’da konuşulmasını hedeflediklerini kaydetti.

    Büyükelçiden ATO’ya teşekkür

    Bosna Hersek Büyükelçisi Bakir Sadoviç, konuşmasında Bosna Hersek’in zor zamanlar yaşadığını hatırlatarak, “Biz Türkiye’yi her zaman bize el uzatan bir dost olarak görüyoruz. Ankara ile iş birliği yapmak ekonomimizi güçlendirecektir. Bu fırsatı sunduğu için Ankara Ticaret Odasına teşekkür ederiz. Özellikle kardeş ülkelerle daha iyi iş birliği geliştirmek istiyoruz” ifadelerini kullandı.

    DEİK Türkiye-Bosna Hersek İş Konseyi Başkanı ve Bosna Hersek Cumhurbaşkanı Bakir İzzetbegoviç’in Danışmanı Muzaffer Çilek ise, Bosna Hersek’in “vergi cenneti” olduğunu ve yatırımcı şirketlere cazip imkanlar sunduğunu söyledi. Bosna Hersek’teki yatırım fırsatları hakkında bilgi veren Çilek,“Birçok sektörde farklı ölçekte 100’ü aşkın projeleri ve bu projeleri hayata geçirmek için kredi imkanları var. Bedava denilebilecek fiyata arsalar ve fabrikalar var. Bosna Hersek yeni yeni dışa açılıyor. İlk gidenlerden olmamız, elimizi çabuk tutup fırsatları değerlendirmemiz lazım” dedi.

    Bosna Hersek’te kendisinin de yatırımları bulunduğunu belirten Çilek, “Memnun bir yatırımcı olarak şiddetle tavsiye ediyorum” diye konuştu. Bosna Hersek’i “Balkanların yıldızı” olarak tanımlayan Çilek, ATO’da düzenlenen toplantının iki ülke arasındaki ticari iş birliğini artırmak için iyi bir başlangıç olduğunu da sözlerine ekledi.

    Açılış konuşmalarının ardından Ankara ve Bosna Hersek tanıtım videoları gösterildi. Bosna Hersek ile İlişkileri Geliştirme Merkezi (BİGMEV) Genel Sekreteri Cenita Kocaman, “Bosna Hersek ekonomisine genel bakış ve Bosna Hersek ile iş birliği fırsatları” konulu bir sunum yaptı. Kocaman, yabancı yatırımcıların haklarının ülkede hukuki koruma altında olduğunu ifade etti. Bosna Hersek Yabancı Yatırım ve Tanıtım Ajansı (FIPA) Temsilcisi Jasmina Dzevlan ise sektör, mevzuat ve yatırım konularında bir sunum gerçekleştirdi. Sunumların ardından konuşmacılar ATO üyelerinin sorularını yanıtladılar.