Etiket: Büyüyor

  • Hazır Yemek Sanayii Sektörü Hızla Büyüyor

    Sanayileşmenin yoğun olduğu şehirlerde artan toplu yemek ihtiyacı, endüstriyel yemek sektörünün hızla büyümesine sebep oldu. Merkez ve ilçelerinde çok sayıda sanayi bölgesi bulunan Bursa’da da artan fabrikalar, okullar, işletmeler, hazır yemek sanayiinin gelişimine adeta doping etkisi yapıyor.

    Bursa’da resmi kayıtlara göre faaliyet gösteren 100 civarındaki hazır yemek firması arasında ön sıralarda yer alan Yankı Yemek Sanayii A.Ş’nin Yönetim Kurulu Başkanı Coşkun Dönmez, endüstriyel yemek sanayiinin son yıllarda en hızlı büyüyen sektörler arasında yer aldığını belirtti. Bursa’daki yerli ve yabancı yatırımların istihdamı artırdığını, buna paralel hazır yemeğe olan talebin arttığını kaydeden Dönmez, son yıllarda dünyadaki ekonomik gelişmelere bağlı olarak her alanda ortaya çıkan küresel rekabetin hazır yemek sektöründe de kendini gösterdiğini vurguladı.

    Endüstriyel yemek sektörünün Türkiye’de günde 10 milyon kişiye hizmet verecek düzeye ulaştığından söz eden Coşkun Dönmez, “Hazır yemeğe olan talep arttıkça, doğal olarak sektörde faaliyet gösteren firmalar da artıyor. Ancak kurumsallaşma, tesisleşme ve teknolojik uygulamalarda yetersiz olan firmalar, gıda fiyatlarındaki dalgalanmalardan çabuk etkilenebiliyorlar. Bu yüzden Türkiye’deki birçok firma rekabet koşullarına dayanamayarak sektörden çekilmek zorunda kalıyor” diye konuştu.

    Coşkun Dönmez, hazır yemek sanayiinde büyümeye paralel olarak birçok yeniliğin de uygulanmaya başlandığının altını çizerken, taşıma ile yemek hizmeti verilmesi, işletmelerin mutfaklarında üretim ve sunumun yapılması, kumanya, tabildot yerine yemek çeşitliliğinin artırılması gibi uygulamaları örnek gösterdi.

    25 YILDIR SEKTÖRDEYİZ

    Yankı Yemek Sanayii’nin 25 yıldır sektörün içinde olduğunu kaydeden Coşkun Dönmez, hijyen kurullarını tam uygulayabilecekleri bir tesisleri bulunduğunu, sektöre eğitimli ve profesyonel kadrolarla hizmet sunduklarını ifade etti. Kurumsal bir firma olarak insan sağlığını ve müşteri memnuniyetini ön plana aldıklarını açıklayan Dönmez, bunu da yemeklerde kalite ve lezzeti öne çıkararak gerçekleştirdiklerinin altını çizdi. Günlük 7 bin 500 kuverle (servis imkânı) Bursa sanayisine hizmet sunduklarını dile getiren Dönmez, kalite şartlarını yerine getirmeyen, eğitimsiz personel çalıştıran, düşük kaliteli hammadde kullanan, hijyen kurallarına uymayan firmaların düşük fiyat uygulayarak haksız rekabet yaptıklarını da vurguladı.

    ŞİRKET EVLİLİKLERİ KAÇINILMAZ

    Coşkun Dönmez, hazır yemeğe olan talebin gelecek yıllarda daha da artacağına inandığını dile getirerek, endüstriyel yemek sanayii sektörünün, kendini geliştirebilmesi için yapılması gereken çok şey olduğunu belirtti. Dönmez, şunları kaydetti:

    “Fiyat standardı sağlanması, kendi yemeğini yapan firmalara danışmanlık hizmeti verilmesi, tabildot sistemi yerine çoktan seçmeli yemek sitemine geçilmesi başta olmak üzere sektörün birçok alanda yeniliğe ihtiyacı var. Yeni üretim teknolojilerine yönelmeli, tesislerimizi yenilemeliyiz. Denetim mekanizmasının sağlıklı çalışmasına zemin hazırlamalıyız. Çalışanlarımızın eğitim seviyesini yükseltmeli ve diğer sektörlere kendimizi doğru anlatmalıyız.”

  • Bursa Tekstilde AR-GE Merkezleri İle Büyüyor

    Akbaş Holding bünyesinde faaliyet gösteren ve yaklaşık 80 milyon dolarlık yıllık ihracatıyla sektörünün öncülerinden olan Akbaşlar Tekstil, hedeflerine Ar Ge Merkezi ile ulaşacak. Akbaşlar Tekstil’in kurduğu Ar Ge Merkezi, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’ndan onay aldı. Tekstil sektöründe Türkiye’nin 12, Bursa’nın ise 4’üncü Ar Ge Merkezi’nde 40 kişilik uzman bir ekip görev yapacak.

    Akbaş Holding Genel Koordinatörü İbrahim Okur, firmaların dünyadaki rakipleriyle rekabet edebilmesi ve ihracatlarını arttırabilmesi için ucuz iş gücü maliyetine bağlı, geleneksel ve standart üretim yerine; yüksek kaliteli, özgün tasarımlı ve teknik tekstil ürünlerinin üretimine yönelmesi gerektiğini kaydetti. Diğer sektörlerde olduğu gibi tekstil sektöründe de Ar-Ge faaliyetlerinin önem kazandığını, buna bağlı olarak ülkemizde 2003 yılında binde 48 olan GSMH içindeki Ar-Ge harcamalarının payının 2014’deyüzde 1’i geçtiğini ifade eden İbrahim Okur, “2014 yılında 8 milyar dolarlık Ar-Ge harcaması yapıldı. Bu harcamaların yüzde49.8’ni özel sektör, yüzde 40.5’unu yüksek öğrenim ve yüzde 9.7’si kamu tarafından yapıldı.Ülkemiz Ar-Ge harcamalarında 20.sırada bulunuyor” diye konuştu.

    Bugün Türkiye’de 219 firmanın Ar Ge Merkezi kurduğuna işaret eden Okur, “Akbaş Holding bünyesinde faaliyet gösteren firmamız Akbaşlar Tekstil’in kurduğu Ar Ge Merkezi Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’ndan geçtiğimiz günlerde onay aldı. Akbaşlar Tekstil olarak, ülkemiz genelinde tekstil sektöründe Bakanlık onaylı Ar-Ge merkezine sahip firmalar arasında 12.sırada, Bursa’da ise 4. sırada yer almanın haklı gururunu yaşıyoruz” dedi.

    Akbaşlar Tekstil Ar-Ge Merkezi Müdürü Dr. Seda Gündoğan ise, Ar-Ge Merkezi’nin, yapılan yoğun çalışmalar sonucunda 13 Kasım 2015 tarihinde Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından onaylandığını ve onaylı Ar-Ge Merkezi’nde 40 Ar-Ge Personeli ile çalıştıklarını söyledi.

    İNOVATİF KUMAŞ VE İPLİKLER…

    Dr. Seda Gündoğan, üretim ve proses geliştirme, ürün geliştirme, kimya ve analiz laboratuvarı, fiziksel test laboratuvarı, maliyet analizi ve patent birimleri ile sektöründe lider kuruluşlar arasında yer alan Akbaşlar Tekstil’in, ürün gamında kadın dış giyim, spor giyim ve savunma sanayiine yönelik Ar-Ge projeleri sonucunda ortaya çıkan pek çok inovatif kumaş ve iplik bulundurduğunu bildirdi.

    Dr. Gündoğan, tekstil boyahanelerinde su, enerji, kimyasal tasarruflarının her geçen gün daha da önem kazandığı günümüzde çevre dostu temiz üretimin temel hedefleri arasında yer aldığını ifade etti.

  • Dünya Turizmi Teröre Rağmen Büyüyor

    Global boyutta yaşanan terör olaylarına rağmen dünya turizmi her yıl büyüyor. Dünyada uluslararası turizme katılan insan sayısı yılda ortalama yüzde 4 artıyor. İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cengiz Demir, “Terörle yaşamaya, tüm dünyadaki insanlar alıştı” dedi.

    İstatistiklerin terör-turizm ilişkisini net olarak göstermediğini söyleyen İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cengiz Demir, “Türkiye yıllardır terörle mücadele ediyor ancak ülkemize gelen turist sayısı her yıl artıyor. Sınırlarımız dahilindeki terör olayları genel itibariyle belli bir coğrafi bölümü ilgilendirdiği için Antalya, İstanbul gibi destinasyon bu olumsuzluktan etkilenmiyor. Turizme katılan insan sayısı teröre rağmen artıyor. Çünkü terörle yaşamaya, tüm dünyadaki insanlar alıştı” diye konuştu.

    “SEYAHATTE ROTA GÜVENLİ KITALARA ÇEVRİLECEK”

    Prof. Dr. Demir, Paris’te yaşanan terör saldırılarının oranın turizm gelirlerini etkileyebileceğini aynı şekilde turistlere yönelik terör saldırıları sebebiyle Tunus, Mısır gibi ülkelerin de olumsuz etkilenebileceğini kaydetti. Tüm bu yaşanılanlara rağmen insanların seyahat etme özgürlüğünden vazgeçmediğini anlatan Demir, “Avrupa’da yapılan terör saldırıları o ülkelere seyahat etmek isteyenlerin rotasını başka kıtalara çevirebilir. Mesela Mısır’da yaşanan siyasi darbe orayı tercih edenleri Türkiye’ye yöneltmişti. Şu an Amerika Kıtası güvenli gibi gözüküyor. Anlık gelişmeler, ülkeler arası siyasi-ekonomik konjonktür insanların seyahat haritalarının yönünü de değiştirebilir” ifadelerini kullandı.

    “SEKTÖR FİYAT KIRMA POLİTİKASINA YÖNELECEK”

    Rus uçağının düşürülmesinin, Rusya’nın “Türkiye’ye gitmeyin” açıklamasının sektörde bir tedirginlik oluşturduğunu ifade eden Prof. Dr. Demir, Rusların Türkiye’ye gelmekten vazgeçmesi durumunda, yüzde 45 doluluk oranıyla çalışan tesislerin geliri, ciddi anlamda düşeceğini ifade etti.

    Sektörün tüm bu olumsuz havaya rağmen çözüm yolları geliştirerek 2016 turizm rakamlarının bir önceki yılı aratmayacağını belirten Demir, sözlerine şöyle devam etti: “Antalya’ya her yıl gelen yabancı turist rakamı 11 milyon. Türkiye’ye en çok turist gönderen Almanya’dan sonra ikinci ülke Rusya’dır. Yaşanılan gelişme nedeniyle sektör fiyat kırma politikasına ve yeni pazarlara ya da daha önce fazlaca önem vermediği pazarlara ve iç pazara yönlenecek. İndirimli fiyatlar uygulanacak. İstatistiklere baktığımız da Türkiye’ye gelen turist sayısının her sene arttığı görülmektedir. Mevcut durumda Türkiye Rus pazarının yanında başka pazarlara yönelecek. Türkiye, 100 ve üzeri yolcu taşıyan uçaklara desteğini devam ettirerek yeni pazarlarda tanıtım atağına girmelidir. 2016 yılında, Türk turizminin belirleyicisi alternatif pazarlar olacak.”

    “SİVİL TURİZME GEÇMEK ŞART”

    İKÇÜ Turizm Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Zafer Öter ise turizmde yöntem değişikliğinin şart olduğunu söyledi. Sürekli yeni ve büyük otellerin yapıldığını dile getiren Öter, ayakları üzerinde duran butik otellerin yapılması gerektiğini ve deniz-güneş-kum üçgeninden öteye, tur operatörlüğü kontrollü turizmden, sivil turizme geçilmesi gerektiğini söyledi.

    Deniz-güneş-kum üçgeninde seyahat edenlerin rezervasyondan en çabuk vazgeçenler olduğunu anlatan Doç. Dr. Öter, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Tur operatörü modeli, insanları belli bir noktaya sıkıştırıyor ve halkla bütünleşmesini engelliyor. Dünyada uluslararası turizme katılan insan sayısı yılda ortalama yüzde 4 artıyor. Uluslararası seyahat kolaylaşırken, aynı zamanda ucuzluyor. O zaman şunu görüyoruz; gezen insan sayısı artacak ve dünyada çok daha fazla insan uçacak bu yeni modele göre hazırlanmak lazım.”

  • Kapadokya’nın Turizm Pastası Büyüyor

    Doğa ile tarihin dünya üzerinde bütünleştiği en güzel bölge olarak tanımlanan Kapadokya, yeni otel yatırımlarıyla turizm pastasını büyütüyor. Yaklaşık üç bin yatak kapasitesiyle bölge turizminin en büyük yatırım grubu olan Dorak Holding, 2016 yılı içinde uluslararası markaya sahip iki oteli daha hizmete açacak.

    Yılda yaklaşık üç milyon turisti ağırlayan Kapadokya, yeni turizm yatırımlarıyla dikkat çekiyor. Mevcut turizm çeşitliliği ve bölgenin benzersiz bir doğaya sahip olması, dünyanın her yerinden turisti Kapadokya’ya çekiyor. Bölgenin turizm kalitesinin yükselmesinde ise yapılan otel yatırımları en önemli faktörlerin başında geliyor.

    Amaçlarının uluslararası otel markalarını Kapadokya’ya getirmek olduğunu belirten Dorak Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Serdar Körükçü, ilk olarak 2016 Şubat’ında Double Tree by Hilton Ürgüp’ü hizmete açacaklarını söyledi.

    Güçlü turizm yatırımları sayesinde bölgeye gelen turist kalitesinin de yükseleceğini söyleyen Körükçü, “Her gelir grubundan turist bölgeyi ziyaret ediyor. Sırt çantasıyla bölgeye gelen turistten, dünyanın önde gelen zenginlerine kadar binlerce misafir ağırlıyoruz. Tüm bu profilin ihtiyaçlarına cevap verebilecek alt yapımızı her geçen gün güçlendirmek adına yatırımlarımız devam edecek. Grubumuz bünyesinde mevcut 9 otelimizle turizmin içinde aktifiz. 2016 yılı hedefimiz; otel sayımızı 11’ye çıkartmak ve uluslararası otel zincirlerini Kapadokya’ya getirerek bölge turizmini yükseltmek. Bu yatırımlar ile yabancı sermayenin Türkiye ve Kapadokya’ya ilgisi artmaktadır. Yatırımlarımız da tüm Türkiye’de devam edecektir” dedi.

  • Bağışlanan Her Enstrümanla Çocuk Senfoni Büyüyor

    Tepebaşı Belediyesi “İki Elin Sesi Var” Çocuk Senfoni Orkestrası’na enstrüman bağışları devam ediyor.

    Eskişehir 4’üncü Noter’i Gülten Başol, Tepebaşı Belediyesi Başkanı Ahmet Ataç ve müzikle tanışmak isteyen çocukların çağrısına duyarsız kalmayarak anlamlı bir bağışta bulundu. Başol, Tepebaşı Belediyesi Çocuk Senfoni Orkestrası’na iki adet viyolonsel bağışlayarak, “Başkan Ataç’ın bu başarılı projesine kendim ve 4’üncü noter adına bir katkı vermek istedik. Çok kısa zamanda büyük başarılara imza atan çocuklara yenilerinin katılması amacıyla bu iki viyolonseli bağışlamaktan dolayı mutluyuz” dedi.

    Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç ise, “Tepebaşı’nın projeleri doğru alt yapılarla oluşturuluyor ve bu gerçekleştiğinde halkın içinde yer aldığı projelere tüm Eskişehir sahip çıkıyor. Tepebaşı Belediyesi Çocuk Senfoni Orkestrası da bu projelerden biri. Kuruluşundan bugüne geçen kısa zamanda birçok duyarlı Eskişehirli dostumuz bize el uzattı. Her geçen gün daha fazla çocuğumuz müzikle buluşuyor. Eskişehir 4’üncü Noterliğine ve Noter Gülten Başol’a teşekkür ediyorum” diye konuştu.