Etiket: Büyüyen

  • Gaziantep’ten 4 şirket Türkiye’nin en hızlı büyüyen 100 şirketi arasında yer aldı

    Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Güneydoğu Genç Girişimciler Kurulu Başkanı İbrahim Yetkinşekerci, Gaziantep’ten 4 şirketin Türkiye’nin en hızlı büyüyen 100 şirketi arasında yer aldığını bildirdi. Sayının arttırılması gerektiğini vurgulayan Yetkinşekerci, “İlk 100’e daha fazla şirketimiz girebilir. Bu potansiyele sahibiz” dedi.

    TOBB öncülüğünde TEPAV işbirliği ile Türkiye’nin en hızlı büyüyen 100 şirketi belirlendi. Başarılı şirketlere ödülleri Ankara’da düzenlenen törenle verildi. Ödül töreni, TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu’nun ev sahipliğinde Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli’nin de katılımıyla gerçekleştirildi. Gaziantep’ten Güneydoğu Cam, Oba Makarna, Öğüt Gıda ve Baymel Poliüreten firmaları en hızlı büyüyen 100 şirket arasında yer aldı. Başarılı olan Gaziantep firmaları, ödüllerini TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu ve TOBB Güneydoğu Genç Girişimciler Kurulu Başkanı İbrahim Yetkinşekerci’nin elinden aldı. En hızlı büyüyen şirketleri belirleyen Türkiye 100 yarışmasının ödül töreninde konuşan TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, “Ülkemizin en hızlı büyüyen şirketlerinin başarılarına küresel ölçekte dikkat çekmek ve küresel bağlantılarını kuvvetlendirmek istiyoruz” dedi.

    TOBB Güneydoğu Genç Girişimciler Kurulu Başkanı İbrahim Yetkinşekerci de, ödül töreninin ardından yaptığı değerlendirmede buruk bir sevinç yaşadıklarını söyledi. Yetkinşekerci, Gaziantep’in daha büyük başarılara imza atabilecek potansiyele sahip olduğunu belirterek, “Başarılı 4 firmamızı yürekten kutluyorum. Başarılarıyla gururlandık ve mutlu olduk. Ancak biz 100 firma arasında Gaziantep’ten 4 firma bulunmasının kentimizin sahip olduğu potansiyelle doğru orantılı olmadığını düşünüyoruz. Önümüzdeki yıllarda Türkiye’nin en hızlı büyüyen 100 şirketi arasında Gaziantep’ten çok daha fazla şirket görmeyi arzuluyoruz. Özellikle genç girişimci iş adamlarımızı ve şirketlerini 100 firma arasında görebilmek arzusundayız. Bunun için TOBB Güneydoğu Genç Girişimciler Kurulu olarak üzerimize düşeni yapmaya ve her türlü desteği vermeye hazırız. Gaziantep olarak bu potansiyele sahibiz” diye konuştu.

  • Bakan Arslan: “Darbe anayasasının bizim üzerimize biçtiği gömlek büyüyen Türkiye’ye, güçlenen Türkiye’ye dar geliyor”

    Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, Türkiye’nin önünü açmak için anayasanın değiştirilmesi gerektiğini vurguladı.

    Adıyaman Valiliği ve Belediye Başkanlığını ziyaretlerinin ardından AK Parti Merkez İlçe Danışma Meclisi toplantısına katılan Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, burada partililere seslendi. Bakan Arslan, yeni anayasanın önemine vurgu yaparak, “1982 darbe anayasasının bizim üzerimize biçtiği gömlek büyüyen Türkiye’ye, güçlenen Türkiye’ye dar geliyor. Bizim bugüne kadar meydanlarda verdiğimiz sözün arkasında durarak bu anayasayı değiştirmemiz lazım. Bu büyüyen, güçlenen Türkiye’nin önünü açmalıyız. Halkın iradesiyle seçilmiş Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, 1982 Anayasası’ndaki yetkilerini kullanıyor. Anayasanın kendisine verdiği hakkı, sizin oylarınızla seçilmiş olmanın da yetkisiyle kullanıyor. Ama bu seferde yürütme ile yasama iç içe girdi. Kargaşalar çıkıyor. Ülkenin büyümesinin önünde engel olacak yapılar var. Bu yapıları düzeltmemiz lazım, bu yanlışlıkları ortadan kaldırmamız lazım. Bunun gereğini yapmak üzere hep beraber takip ediyoruz. Geldiğimiz çok güzel bir nokta var. İnşallah anayasa değişiklik metni Meclisimize gelecek. Biz değerli milletvekillerimizle sonuna kadar arkasında duracağız. Ama biliyoruz ki asıl hakeme, asıl karar vericiye, sizin huzurlarınıza gelecek sizde gereğini yapacaksınız” dedi.

    “Avrupa Birliği kırmızı ışıkta yakıtı bitmiş araç gibi bizi bekletiyor”

    TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın ise Avrupa Birliğinin oyalamasından bıkıldığını belirterek, yeni dünya düzeninde Asya’nın ihmal edilemeyeceğinin altını çizdi. Aydın, “Avrupa Birliği kapılarında kırmızı ışıkta yakıtı tükenen bir araç gibi sürekli bekletiliyoruz. Maalesef Kopenhang Kriterleri, Maastricht Kriterleri, onların bizden istemiş olduğu pek çok kriteri o Avrupa Birliğine üye olan pek çok ülkeden evvel gerçekleştirmemize rağmen bize habire enerji tükettiriyorlar. Avrupa Birliği eğer bir Hıristiyan kulübü olmadığını ispat etmek istiyorsa Türkiye’yi almak durumundadır. Ama kusura bakmayın, yeri geldiğinde bizde milletimize sorarız, yeri geldiğinde Avrupa Birliği bizi alsa dahi gerekirse biz Avrupa Birliğine kapıları kapatabiliriz. Bizi daha çok bu kapılarda enerji tükettirmeyin. Alacaksanız alın, almayacaksanız ‘arkadaş kusura bakmayın Müslümansınız biz sizi almıyoruz’ deyin. Mert olun, ona göre biz başımızın çaresine bakalım. Yeni bir dünya düzeni kuruluyor. Bu dünya düzeninde Asya’yı ihmal edemeyiz. Çünkü güneş doğudan yükselir. Asya eski medeniyetlerini arıyor, o uygarlıkları yeniden kurmak için ciddi bir devrim içerisinde, oradan büyük bir pay almak durumundayız” diye konuştu.

    Danışma Meclisi toplantısında Merkez İlçe Başkanı Mehmet Hanifi Erdem, İl Başkanı Abdurrahman Dimez, Belediye Başkanı Hüsrev Kutlu açılış konuşması yaptı.

  • Sosyolog İsmail Öz: “Büyüyen Bir Türkiye Var, Bunu Engellemek İçin Terörle Vurmaya Çalışıyorlar”

    Sosyolog İsmail Öz, “Terör örgütlerini kimlerin kışkırttığını anlamamak için tarih bilgisinden yoksun olmak gerekiyor. Bugün karşılarında dünya beşten büyüktür diyen, 1. Dünya Savaşı’nda kendisine biçilen role itiraz eden, büyüyen bir Türkiye var. Bunu engellemek için bizi terörle vurmaya çalışıyorlar” dedi.

    Vezneciler’de çevik kuvvet aracının hedef alındığı terör saldırısında 6 polis şehit düşmüş, 5 sivil hayatını kaybetmiş, 36 kişi de yaralanmıştı. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Sosyolog İsmail Öz, patlama henüz bir örgüt tarafından üstlenilmemişken gelinen aşamada örgüt ismi vererek amaçlarına hizmet etmeye gerek olmadığını, asıl yapılması gerekenin resmin büyük parçasını görmek olduğunu söyledi. Türkiye üzerinde oynanan zayıflatma hareketlerinde terör örgütlerinin maşa olarak kullanıldığına ve benzer sahnelere tarihin tozlu sayfalarında da şahit olunduğuna dikkati çeken Öz, “Karşılarında ‘Dünya 5’ten büyüktür’ diyen bir Türkiye var. 1. Dünya Savaşı’nda biçilen rolüne itiraz eden bir Türkiye var. Bugün dünyada kendisine alan açmaya çalışan bir devletin faaliyetleri, dünyadaki ekonomik yönlendirmeleri ve büyük ölçekli yatırımları yapan hiçbir gücün çıkarına hizmet etmiyor. Doğal olarak bu güçler kendilerine yeni rakipler çıkacağını öngörerek daha büyümeden sindirme girişiminde bulunuyorlar. Bu amaçla bugün Türkiye’yi sıkıştırmak istedikleri bir köşe var. Zaten bu tip örgütler kendi bulundukları yapı içerisinde dünyanın en büyük ordularından bir tanesine sahip olan Türkiye Cumhuriyeti’ne tek başlarına zarar veremeyeceklerini kendileri de gayet iyi biliyorlar. Buna rağmen terör faaliyetlerine devam etmelerinin tek bir açıklaması kalıyor o da; başka yapılar adına vekâlet mücadelesi yürütüyor olmaları. Benzer sahneleri bizler Osmanlı’nın zayıflama döneminde çok açık şekilde gördük. O dönemde de Ermeni çetelerinin faaliyetlerini finanse ederek ve destekleyerek ülkenin zayıflatılması yoluna gidildi. Bu unsurları destekleyenler gerçek amaçlarını ortaya koyarak geldiler. 100-150 yıllık tarihte bu coğrafyada yaşananları görebiliriz. Bunları görmemek için, bu sosyolojiyi, bu siyaseti, bu tabloyu okuyamamak için herhalde tarihi bilmemek ve yaşananlardan ibret almamış olmak gerekir” dedi.

    “ALMANYA’NIN VE DİĞER AVRUPA ÜLKELERİNİN PKK ÜZERİNDEKİ TESİRİNİ BİLİYORUZ”

    Almanya Parlamentosu’nda onaylanan soykırım tasarısının da patlamayla ilişkili olabileceğini söyleyen Öz açıklamalarına şöyle devam etti:

    “Almanya’nın ve diğer Avrupa ülkelerinin terör örgütü PKK’yı nasıl kullandıklarını, nasıl kışkırtıcı faaliyetlerle Türkiye’nin üzerine saldıklarını biliyoruz. PKK’nın hangi yapılar ve Avrupa devletleri tarafından desteklendiği biliyoruz. Hareket alanlarını genişletmek için ne kadar yardım yapıldığı ortadır. Almanya bugün ortaya koyduğu tavırla bu tip durumları da bir şekilde değerlendirme noktasına taşımıştır. Bunun müsebbibi zaten Almanya’nın kendisidir bu sebeple patlamayı Almanya’nın teşvik etmiş olabilme ihtimali söz konusudur.”

    “Daha önce yapılan analizlere ve terör örgütünün hareket planlarına bakıldığında açık bir şekilde bugün Güneydoğu çevresinde verdikleri kayıpları ve neredeyse dağılma sürecine girmiş olmalarını saklamak ve yeniden yükselişe geçtikleri gibi bir algı operasyonu oluşturmak amacıyla bu eylemin gerçekleştirilmiş olduğu görülüyor” diyen Öz, “İstedikleri kadar hala ayakta oldukları mesajı vermeye çalışsalar da hareket alanlarının ne kadar daraldığı ve yok olma sürecine girdikleri bilinen bir gerçektir” diye konuştu.

    “Bir ibadet ve huzur ayı olan Ramazan ayında bile böylesi kanlı eylemleri gerçekleştirebilecek kadar gözleri kararmış ve canileşmişler ise bu insanların amaçları gayet açıktır” diye konuşan Öz, ancak ahlaki normu, kutsalı, sınırı olmayan odakların bu tip eylemleri gerçekleştirebileceğine vurgu yaptı.

  • Tügiad Büyüyen Firmaların Alternatif Finansman Kaynaklarına Işık Tuttu

    Türkiye Genç İşadamları Derneği (TÜGİAD), “Büyüyen Firmaların Alternatif Finansman Kaynaklarına Erişim’’ konulu panel düzenledi. Panele alanında yetkin isimler katıldı.

    TÜGİAD tarafından İstanbul Intercontinental Otel’de düzenlenen “Büyüyen Firmaların Alternatif Finansman Kaynaklarına Erişimi” konulu panel,

    TÜGİAD Başkanı Rahmi Çuhacı ve TÜGİAD Yönetim Kurulu ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Moderatörlüğünü Dünya Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hakan Güldağ’ın yaptığı panelde söz alan konuşmacılar, büyüyen firmalara alternatif finansman araçları ve yöntemleri önerdiler.

    Panelin açılış konuşmasını yapan TÜGİAD Başkanı Rahmi Çuhacı, son zamanlarda yaptıkları araştırmalara atıfta bulunarak, “Gördük ki firmaların en önemli sorunu kaliteli finansman ve nitelikli işgücüne erişim. O zaman biz de buna dönük çalışmalar yapalım istedik” dedi.

    Çuhacı, sözlerine şöyle devam etti:

    “TÜGİAD sürekli sorunları listeleyen, şikayetçi üsluba sahip bir STK değil. Biz sorun varsa onu saptadığımız gibi aynı zamanda çözüm önerilerimizi de sıralıyoruz. Türkiye ekonomisi için KOBİ’ler ve girişimciler çok önemli. Ekonomiyi bir orman olarak düşünürsek, KOBİ’ler genç fidanlar, girişimciler ise henüz yeşermeye başlayan tohumlar. Gelecekte gür ve güçlü bir ormanımız olsun istiyorsak bu fidanları ve tohumları iyi sulamamız lazım. Büyük ağaçların kökleri o kadar geniş bir alana yayılıyor ve o kadar derine iniyor ki onlar su bulmakta sorun yaşamıyorlar. Biz burada her biri konusunun en iyisi olan isimlerle işte bu önemli soruna çözüm arayacağız.”

    DİNÇ: “ŞİRKETLER ORTAKLIKLAR YOLUYLA FİNANSMAN YARATABİLİR”

    Borsa İstanbul Başkanı Tuncay Dinç, özellikle İran’ın Türk iş adamları açısından önemli fırsatlar sunduğunu belirterek, Borsa İstanbul olarak oluşturacakları fonlarla İran ile ticaretin gelişmesini destekleyeceklerini söyledi. Gelişen şirketler için borsanın çok önemli bir alternatif olduğunu belirten Dinç, küçük firmaları özel sektör tahvillerine yönlendirdiklerini ve halka arz tarafına iyi yönetilerek gelmelerini istediklerini söyledi. KOBİ’lerin kaynak yaratabilmeleri için şeffaflık, güçlü finansal yapı ve kendi kurumsal süreçlerini geliştirmeleri gerektiğini ifade eden Dinç, borca dayalı büyüme modelinin sınıra dayandığını anlattı. Dinç, KOBİ’lerin ortaklıklar ve halka arz/özel pazar yoluyla kendilerini finanse etmelerini desteklediklerini söyledi.

    ÖZİNCE: “KOBİ’LER KENDİ SERMAYE PİYASALARINI YARATMALIDIR”

    İş Bankası’nın 30 girişimcinin sermaye taahhüdüyle kurulmasından örnek veren İş Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Ersin Özince, KOBİ’lerin bankalar yoluyla finansmanında sınıra gelindiğini belirtti. Ortalama mevduat vadesine dikkat çeken Özince, “2,5 aylık ortalama mevduat vadesiyle tutup 7 yıllık konut finansmanı yaparsanız bunun faturasını 2001 yılındaki gibi ödersiniz. Türk bankaları boylarını aşan büyük projeleri finanse ediyorlar” diyerek bankacılık sisteminin karşı karşıya olduğu risklere dikkat çekti. ABD’deki KOBİ finansmanından örnekler veren Özince, “Orada her ne varsa bizde de olmak zorunda” diyerek, KOBİ’lerin kendi sermaye piyasalarının olması gerektiğini belirtti. Bu konuda KOBİ’lerin ilgisiz göründüğünden yakınan Özince, “KOBİ’lerin kendi sermaye piyasalarını yaratmalarının derdi bana mı düştü de bu konuyu ben dile getiriyorum. KOBİ’ler kendi taleplerini güçlü bir şekilde dile getirmeliler” diye konuştu.

    KOBİ FİNANSMANI 2016’DA YÜZDE 21 BÜYÜYECEK

    Türkiye Finans Genel Müdürü Osman Çelik, KOBİ finansmanının 2016 yılında yüzde 21 büyüyeceğini belirtti. Katılım bankacılığının işletmelerin klasik fonlama imkanlarının yanı sıra sukuk ihraçları ile de desteklediğini kaydeden Çelik, “Türkiye’de reel sektörün finansmanında kira sertifikası ihracını uygulayan ilk ve tek katılım bankasıyız ve bu konumumuzu her geçen gün güçlendirmeye devam ediyoruz. 2014 ve 2015 yılları arasında 300 milyon liralık reel sektör sukuk işlemine aracılık ettik. Türkiye Finans olarak kurumsal müşterilerimizi bu yeni ve güvenilir fonlama tekniği ile tanıştırmayı ve bu alanda önemli bir pazar oluşturarak katılım bankacılığına ve Türkiye ekonomisine katkıda bulunmayı sürdüreceğiz” diye konuştu.

    GERGERLİ: “BÜYÜK PROJELER KOBİ’LER İÇİN GEREKLİ”

    Kredi Garanti Fonu Genel Müdürü İsmet Gergerli, KOBİ’lerin finansmana erişimini kolaylaştırmak için çalıştıklarını belirterek, e garantörlük uygulamasıyla kredi maliyetlerini düşürmek istediklerini ifade etti. Hazine’nin sağladığı fonları kullandıklarını söyleyen belirten Gergerli, 15 milyar liralık kaynağı 10 yıla kadar vadeli kredilerde kullandıklarının altını çizdi. Gergerli, dünyada bir ilke imza atarak EBRD ve Avrupa Yatırım Fonu garantisiyle tahvil ihraç edeceklerini ve böylelikle KOBİ’lerin kendi tahvillerini ihraç ederek uygun maliyetli finansman kaynağına ulaşacaklarını belirtti. Büyük projelerin KOBİ’ler için yararlı olduğunu vurgulayan Gergerli, “3. havalimanı projesinde pek çok KOBİ iş yapıyor” dedi.

    METİN: “İHRACATÇILAR REKABETÇİ OLMALI VE ONLARA SAĞLADIĞIMIZ AVANTAJLARI KARŞI TARAFA YANSITMALI”

    Türk Eximbank Uluslararası Krediler Genel Müdür Yardımcısı Alaaddin Metin, firmaları finanse ederken özellikle teminat konusunda önemli sıkıntı yaşadıklarını belirterek; krediye teminat anlamında da alternatifler yaratılması gerektiğini anlattı. Afrika’da pek çok büyük altyapı projelerinin gerçekleştirileceğini söyleyen Metin, “Ancak Afrika’da ticari banka bulmak zor. Doğrudan firma riski de alamıyoruz. Birden fazla ülkeden mal ve hizmet alımı olacak. Bu nedenle diğer ülkelerdeki Eximbank’lar ile de görüşmeler yapıyoruz; kısa süre içinde ilkini tamamlamış olacağız” dedi.

    Metin, ihracatçıların Eximbank tarafından verilen teşvikleri karşı tarafa da yansıtmaları ve ihracatta rekabetçi olmalarını istedi.

    Panelin sonunda katılımcılar panelistlere sorularını yönelttiler ve ardından TÜGİAD Başkanı Rahmi Çuhacı panelistlere teşekkür plaketlerini takdim etti.

  • ’Büyüyen Kobiler’ Etkinliği

    Türkiye Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Cansen Başaran Symes, son zamanlarda Güneydoğu’da yaşanan acıların 78 milyonun ortak sorunu olduğunu söyledi.

    Türkiye Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) ile TÜRKONFED işbirliğinde, Antakya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) ile Hatay Sanayici ve İşadamları Derneği’nin (HASİAD) ev sahipliğinde düzenlenen ‘Büyüyen Kobi’ler’ adlı etkinlikte gündeme dair açıklamalar yapan Symes, son dönemde Güneydoğu’da yaşanan sorunun ortak akılla çözülmesi talebinde bulundu.

    Symes açıklamasında; “Evlerini terk etmek zorunda kalan komşularımıza üzülürken aslında son dönemlerde ülkemizin bir bölümünde benzer sahneleri görmekten de çok derin bir üzüntü içinde olduğumuzu burada bir kez daha belirtmek isterim. Aslında ülkemizde yaşanan bu trajedi, bana göre tarifsiz acı tüm ülkenin 78 milyonun sorunudur. Yani bunu bölgenin sorunu olarak hiçbirimiz düşünemeyiz. Ülkemizin bir bölümünde insanlar evlerini terk etmek zorunda kalıyorlarsa bizlerin kendi evlerinde kendi şehirlerinde huzur içinde olmamız kesinlikle mümkün değil. Güneydoğu’da devam eden terör hepimizin içini acıtıyor. Gece 2 buçuk 3’e kadar uyuyamadım, kanallarda dolaştım çünkü dün kaldırılan cenazeler, bugün kaldırılması planlanan cenazeler gerçekten çok tarif edilecek acılar değil. Hergün bu tür haberler geliyor ve haftalara yayılan sokağa çıkma yasakları hakikaten hayatı ciddi derecede sekteye uğratıyor. Tabiî ki terörün önlenmesi, kamu düzeninin sağlanması olmazsa olmaz. Fakat asayiş ve güvenlik önlemlerinin yanı sıra birliğimizi, bütünlüğümüzü sağlayacak önlemler de süratle hayata geçmesini arzu ediyoruz. Coğrafyamızı sarmış olan kriz ortamı arasında, ülke olarak aslında kendi içimizdeki birlik ve beraberlik çok daha önemli. Bunun yanında bu beraberliği çok daha süratle sağlamamız gerekiyor. Etrafımızda bu denli bir kaos varken, içeride içimizdeki zenginlikleri avantaja çevirerek içeride kaosa düşmeyelim. Kutuplaşmayı reddedip birbirimizi ön yargısız dinleyelim. Bu topraklarda adaleti, refahı ve huzuru baki kılmak için asgari müştereklerimizin ne olduğunu ifade edip, ifade özgürlüğü saygısı içerisinde etraflıca görüşüp tartışalım ve bu problemlerimizi diyalogla halledelim. Vatandaşların hak ve özgürlüklerini kısıtlamadan sorun çözme ereklerimizi mutlaka geliştirmeliyiz. Kürt sorununda da terörizme karşı çıkarak siyasi ve demokratik bir çerçeve içinde yol almayı başarmak zorundayız. Bu kaos ortamının üstesinden ancak böyle bir yaklaşımla geleceğimize inanıyorum. Bugün Türkiye’nin gündemini terör ve siyaset gerginliğine teslim edemeyiz. Bir yandan siyasi istikrarı, huzuru ve birlikteliği sağlayabilmeliyiz, diğer yandan Türkiye’nin son derece inandığımız orta uzun vadedeki pozitif ayrıştıracak hedeflerini ele alıp reform alanlarına kesintisiz olarak odaklanabilmeliyiz. Terörün Türkiye’nin potansiyelini ortaya çıkaracak reform alanlarından uzaklaştırmasına kesinlikle izin vermemeliyiz.”dedi.

    SURİYE SAVAŞI EN ÇOK HATAY’I ETKİLEDİ

    Suriye’de yaşanan savaştan en çok etkilenen illerin başında Hatay’ın geldiğine değinen TÜSİAD Başkanı Cansen Başaran Symes; “Komşularımızın içinde bulunduğu durum, ülkemizi olduğundan daha fazla Hatay’ın da içinde bulunduğu sınır kentlerimizi etkiliyor. Türkiye’de uluslar arası yük taşımacılığı yapan taşıtların İstanbul’dan sonra en çok olduğu il Hatay, komşu ülkelerdeki sorunlardan dolayı ekonomik önemli bir sıkıntı yaşıyor. Yaş sebze ve meyve ihracatında Türkiye’deki en büyük aktörlerden olan Hatay, yine komşu ülkelerle yaşanan sorundan dolayı ciddi sıkıntı içine girdi. Savaş nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalan Suriyeli misafirlerin kentin şuandaki nüfusunun yaklaşık yüzde 20’sini oluşturduğunu ve bu nüfusun da doğal olarak şehrin ekonomik iklimine, sağlık eğitim ve işsizlik, aynı zamanda kalifiye olanlarında işsizliğe katkı sağladığını da öğrendik. Bunların hepsinin bölgeye ciddi bir etkisi olduğuna tanık oluyoruz” dedi.

    Konuşmaların ardından program, gerçekleştirilen panellerle devam etti.

    Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Engin Aksoy panelde yaptığı konuşmada, dijitalleşmede bizi bekleyen en büyük ve önemli gelişmenin, Nisan ayı itibariyle 4.5G teknolojisinin hayatımıza girecek olması olduğunu söyledi. Bu teknolojiyle 3G’nin en az 10 katı hızlara ulaşılacağını belirten Aksoy, “Bu teknoloji, daha hızlı, daha etkin ve daha rekabetçi iş süreçlerinin mimarı olacak. Bu da iş süreçlerinde önemli ölçüde verimlilik artışını, rekabetçiliği ve maliyet avantajını beraberinde getirecek. 4.5G, özellikle makinelerarası iletişim (M2M) alanında büyüme sağlayacak. İş dünyası 4.5G ile beraber bulut tabanlı uygulamalara yönelerek önemli zaman ve maliyet avantajı sağlayacak. KOBİ’lerin dijitalleşmesi, 4.5G’li yeni geleceğe hazır olmak açısından da önem taşıyor. Biz bugün 19 ülkede 4G, 5 kıtada ve 15 ülkede ise 4.5G hizmeti veren bir operatör olarak, bu global deneyimimizi Türkiye’ye de taşıyor ve yarına hazırlanmak isteyen KOBİ’lerin “dijital iş ortağı” olarak faaliyet gösteriyoruz” dedi.

    Tüm dünyada dijitalleşen şirketlerin kaynaklarını artırmadan gelirlerini sektörlerinin yüzde 9 üzerinde büyüttüğünü belirten Aksoy, “Kârlılıklarını sektörlerinin yüzde 26 üzerinde gerçekleştiriyor. Pazar değerleri sektörlerinin yüzde 12 üzerinde belirleniyor. Operasyonel verimlilik kazanarak daha çok müşteriye ulaşıyor” dedi.

    Hatay’daki şirketlerin dijital karnesini çıkardıklarını belirten Aksoy, “Yarına Hazırım Platformu’nda Hatay’daki şirketlerin de dijitalleşme haritasını çıkardık. Yarına Hazırım Platformu’yla Hatay’da 40’tan fazla şirkete ulaştık. Çok önemli veriler elde ettik. Hatay’daki şirketlerin dijitalleşme endeksinin yüzde 39 ile maalesef Türkiye’nin ortalamasının altında olduğunu gördük. Hatay’daki işletmelere baktığımızda;

    her 10 işletmeden 7’sinin müşteri yönetimini ve bağlılığını artıracak çözüme ihtiyacı var. Ancak yüzde 75’i bu yazılımları kullanmayarak yüzde 35’e varan oranda daha fazla müşteri adayına erişme imkanından faydalanamıyor. Her 10 işletmeden 6’sının geniş ürün ürün yönetimini artıracak çözüme ihtiyacı var. Ancak yüzde 68’i bu yazılımları kullanmıyor. Öte yandan CRM altyapısına geçen işletmeler yüzde 28’e varan oranda satışlarını artırma fırsatı elde ediyor. Her 10 işletmeden 8’i müşterilerine tanıtım faaliyetlerine ihtiyaç duyuyor. Ancak bu işletmelerin yüzde 69’u bu ihtiyacına yardımcı olacak teknolojileri kullanmıyor. Biz Hatay’daki bu dijital tabloyu daha da iyi ve rekabetçi bir noktaya getirmeye talibiz” dedi.