Etiket: Büyüttü

  • Dedeman, Palandöken’de hedef büyüttü

    Dedeman, Palandöken’de hedef büyüttü

    Dedeman Turizm Grubu, dünyadaki en iyi 20 kayak merkezi arasında gösterilen Erzurum Palandöken’deki iki oteliyle 27. kış sezonunun açılışını yaptı. Marka, yeni sezonun başlamasıyla birlikte; bölgeye ve sezona dair öngörülerini ve ileri dönem hedeflerini paylaştığı bir basın toplantısı düzenledi.

    Basın toplantısına, Dedeman Turizm Grubu Yönetim ve İcra Kurulu Başkanı Banu Dedeman, Dedeman Turizm Grubu Otellerden Sorumlu İcra Kurulu Üyesi Gündüz Yeşil ve Dedeman Turizm Grubu İş Geliştirmeden Sorumlu İcra Kurulu Üyesi Nadir Kadakal ve basın mensupları katıldı.

    Dedeman Turizm Grubu, Türkiye Kayak Federasyonu tarafından, Dedeman Yönetim Kurulu Başkanı merhum Murat Dedeman ismi ile 17-20 Aralık tarihlerinde düzenlenecek Murat Dedeman FIS Cup müsabakası öncesinde, Palandöken’de büyüme hedeflerini paylaştı.

    Toplantıda konuşan Dedeman Turizm Grubu Yönetim ve İcra Kurulu Başkanı Banu Dedeman, “Dedeman markası için Palandöken’in her zaman çok özel bir yeri vardır. Her zaman da öyle olacak. Geçtiğimiz Temmuz ayında kaybettiğimiz liderimiz, babam Murat Dedeman, Türkiye’nin içinde bulunduğu zor koşullara rağmen, dönemin valisinin de yönlendirmesi ile 1993 yılında Palandöken Kayak Merkezi’ndeki ilk otel yatırımını gerçekleştirmişti. Murat Dedeman sadece 1994 yılında hizmete giren otelimizin değil, aynı zamanda Palandöken Kayak Merkezi’nin de gelişmesini sağladı. Bu yatırım ile Türkiye yeni bir destinasyon kazanırken, bölge kayak merkezi haline gelerek uluslararası pazarda da yer bulmaya başladı. Geçen 25 yılda Palandöken çok yol aldı. Şimdi arzumuz, Palandöken’in dünyanın kayak merkezi haline gelmesidir” dedi.

    “Hedefimiz 10 yılda 50 otele ulaşmak”

    Banu Dedeman, “Türkiye’nin ilk uluslararası otel zinciri olan Dedeman Turizm Grubu’nun bugün geldiği nokta, hem aile olarak bizim hem de ülkemiz turizm sektörü için gurur kaynağıdır. Hedefimiz bundan böyle verimlilik içinde büyüme ve yaygın hizmet ağını genişletmek olacaktır. 1966 yılından bugüne kadar değerlerimiz, geleneklerimiz ve tecrübemizle ülkemize ve sektörümüze hizmet ettik. Kurumsal yapımızı güçlendirmek ve zincirimize yeni halkalar katarak büyümek için grubun başlattığı sürdürülebilir büyüme ve değişim stratejisine uygun olarak oluşturduğumuz “İcra Kurulu” ile yeni başarılara imza atmayı, şuan 17 olan otel sayımızı 10 yılda 50’ye çıkarmayı hedefliyoruz” diye konuştu.

    Banu Dedeman konuşmasında, Uluslararası Kayak Federasyonu tarafından her sene dünyanın farklı ülkelerinde düzenlenen Alp Disiplini FIS Cup müsabakasının, bu sene ülkemizde, Palandöken’de yapılacak olmasından ve müsabakanın Murat Dedeman’ın adı ile gerçekleşecek olmasından dolayı büyük onur duyduklarını belirtti.

    Müsabakanın Murat Dedeman FIS Cup ismi ile düzenlenmesini sağlayan Türkiye Kayak Federasyonu’na teşekkürlerini sunan Banu Dedeman, “Uluslararası kayakçılar ile kayak tutkunlarını bir araya getirecek müsabakaya, yeni adıyla Murat Dedeman Pisti ev sahipliği yapacak. Bir vefa örneği göstererek piste Murat Dedeman isminin verilmesini sağlayan başta Erzurum Valiliği ve Erzurum Büyükşehir Belediyesi olmak üzere, Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası, Erzurum Ticaret Borsası gibi çok değerli kurumlara, Türkiye’nin ve Erzurum’un önde gelen sivil toplum kuruluşlarına şükranlarımı iletiyorum” ifadelerini kullandı.

    Basın toplantısında söz alan Dedeman Turizm Grubu Otellerden Sorumlu İcra Kurulu Üyesi Gündüz Yeşil; “Dedeman Turizm Grubu olarak; hali hazırda 2’si yurtdışında 15’i Türkiye’de olmak üzere toplamda 5.200 yatak kapasitesine sahip 17 otelin işletmesini yapmaktayız. Palandöken’de 1994 yılından bu yana faaliyet göstermekteyiz. Yaptığımız çok ciddi yatırımlar ile Palandöken’in hem dünyada, hem de yurt içerisinde tanıtımı için yıllardır aynı çaba ve inançla çalışmaktayız” şeklinde konuştu.

    Kar kalitesi açısından en önemli merkezlerinden birisi olan Palandöken’in dünyanın kayak merkezi haline getirilmesinin herkesin sorumluluğunda olduğunun altını çizen Gündüz Yeşil, “Bu sorumluluğu yaptığımız yatırımlarla en iyi şekilde gösterdiğimizi belirtmek isterim. Palandöken’e yapılacak yatırımlar arttıkça önümüzdeki dönemde gelen turist sayısında da artış olacağını öngörüyoruz. Palandöken otellerinde yaptıkları konsept değişikliklerine de değinen Yeşil, “Dedeman Palandöken Ski Lodge özelinde her bütçeye uygun satış kurgumuz ile yaptığımız değişiklikler sonrasında, geçen seneye oranla rezervasyonlarda 2 kat bir artış gerçekleşti. Palandöken otelimiz özelinde ise “Her şey Dahil” konseptine geçiş yaparak bölgedeki diğer otellerden farklı bir hizmet anlayışına geçtik” dedi.

    Dedeman Turizm Grubu İş Geliştirmeden Sorumlu İcra Kurulu Üyesi Nadir Kadakal ise, “Biz küresel bir iş yapıyoruz, farklılaşan seyahat alışkanlıklarını, tüketici beklentilerini, deneyimlerini, yıllar içerisindeki değişimlerini göz önüne alarak önceliklerimizi belirliyoruz. Bu tespitlerimize paralel olarak büyüme stratejimizde odağımız Smart By Dedeman ve Park Dedeman otelleri olacak. 2020’den başlayarak takip eden yıllarda bu hedeflerimize ulaşmak için yatırımlarımıza devam edeceğiz. Değişen tüketici alışkanlıkları ve beklentilerine uygun bir şekilde değişim ve dönüşümümüz sürecek. Türkiye’nin lider otel zincirlerinden biri olarak sektörümüze bugüne kadar olduğu gibi, 2020 ve daha sonraki yıllarda da yüksek katma değer yaratmaya devam edeceğiz” açıklamalarında bulundu.

  • MARBLE İzmir Fuarı doğal taş sektörünü, doğal taş sektörü de fuarı büyüttü

    MARBLE İzmir Fuarı doğal taş sektörünü, doğal taş sektörü de fuarı büyüttü

    Türkiye’de 1980 sonrasında ihracatın yıldız sektörlerinden biri olan doğal taş sektörü, MARBLE İzmir Fuarı’nın sağladığı ivme ile 1994 yılında 60 milyon dolar olan ihracatını 25 yılda 33 kat arttırarak 2 milyar dolar bandına taşıdı.

    Türkiye’ye yıllık 2 milyar dolar döviz kazandıran Türk doğal taş sektörü, dünyanın en büyük iki fuarından biri olan MARBLE İzmir Fuarı’nda dünyanın dört bir tarafından gelen binlerce ithalatçıyı ağırlıyor.

    Bu yıl 25. yaşını kutlayan MARBLE İzmir Fuarı, kentte sadece doğal taş sektörüne değil tüm hizmet sektörlerine bayram yaşatıyor. 25. MARBLE İzmir Fuarı’nın, İzmir ekonomisine katkısının milyon dolarları aşması bekleniyor. MARBLE İzmir Fuarı bu yıl 150 bin metrekare alanda düzenlenirken, 209’u yabancı bin 100’e yakın firma katılıyor. Doğal taş sektörünün gövde gösterisi haline gelen fuara ilgi yine büyük oldu. Çeyrek asrı geride bırakan MARBLE İzmir Fuarı kapsamında 5. Uluslararası Taş Kongresi’nin de açılışı yapıldı. Burada konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, fuarın gelişimine paralel olarak Türkiye’nin doğal taş ihracat rakamlarının yükseldiğine dikkat çekti. Kocaoğlu, “Türkiye taşı çok önemli bir hazine. Bunun tanıtılmasında MARBLE’ın çok önemli bir katkısı var” diye konuştu.

    MARBLE İzmir Fuarı’nın Türk doğal taş sektörüne 25 yılda büyük katkı sağladığına işaret eden Ege Maden İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Mevlüt Kaya, 1994 yılında Türk doğal taş sektörünün 60 milyon dolar olan ihracatının 25 yılda 33 kat artışla 2 milyar dolar bandına geldiğini ve bu artışla MARBLE Fuarı’nın itici güce sahip olduğunu kaydetti. Kaya, “Dünya genelinde doğal taş ihracat rakamları 20 milyar dolara ulaşmış durumda. Dünya rezervlerinin yüzde 35’ine sahip olan Türkiye’nin doğal taş ihracatında gideceği daha çok yolu var. Bugün 2 milyar dolar seviyesinde olan ihracatımızı katma değerli ürünlere yoğunlaşarak 7 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz. Bunun için ‘İnadına üretim, inadına ihracat’ mottosuyla hareket ediyoruz” şeklinde konuştu.

    Fuarla birlikte sektörün büyüdüğünü ifade eden Türkiye Mermer Doğaltaş ve Makinaları Üreticileri Birliği (TÜMMER) Yönetim Kurulu Başkanı Raif Türk, “MARBLE İzmir Fuarı, mermer üreticisini ihracatçı yaptı. Dünyanın her yerini dolaşmakta öncülük ve teşvik etti. MARBLE İzmir Fuarı 25 yıldır yabancılarla insanlarımızı bir araya getiriyor. Çok büyük önemi var bizim için. Çin’e, İtalya’ya, Amerika’ya gidiyoruz ama kendi fuarımızı da bu arada büyüttük. Biz fuarımızı büyüttük, fuarımız da bizi büyüttü. Böyle devam etsin istiyoruz” diye konuştu.

    “Fuarın sadece bizleri değil etrafı da beslemesi lazım”

    TBMM 17 ve 18. Dönem milletvekili, TÜMMER Onursal Başkanı Metin Balıbey, “Fuarın açılışından beri varım. Biz bu fuar işine başladığımızda bize ‘Mermerin fuarı mı olur?’ dediler. Talep arttı, daha sonra mekanlar yetmeyince ilaveler başladı orayı yenilediler. O yenilemeler de yetmedi. Çadırlar kurdular yetmedi ve fuarizmir yapıldı. Burası bizim sektörümüz için yapıldı. Sektörün dinamizmiyle bu konuma geldik. Büyük çabalar oldu, fuarcılık anlayışı da gelişti. İzmir’in de fuarcılık sektörüne büyük katkıları oldu. Başka yerlerde fuarlar açılmaya başlandı ama İzmir’in önüne geçemedi. Sektör de İzmir’i benimsedi. Fuarcılık İzmir’de kök saldı. En önemli fuarımız bu oldu. Eskiden her şeyi fabrikamızda yapardık standımızın kurulumundan ulaşımına kadar her şeyi karşılardık. Şimdi fuar stantları bile bir sanayiye dönüştü. Fuarcılık başlı başına bir hizmet sektörüne dönüştü. Baktığınızda birden çok sektörü besleyen bir durum bu. Katma değer kazanan türevleri oldu; amaç da budur zaten. Fuarın sadece bizleri değil etrafı da beslemesi lazım” dedi.

    İstanbul Maden İhracatçıları Birliği (İMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Dinçer, şöyle devam etti:

    “Türkiye’de maden ihracatı 4,7 milyar dolar. Bu rakamın yaklaşık yarısını doğal taş sektörü oluşturuyor. İşlenmiş ürün ve blok olarak satış gerçekleşiyor. Dünyada işlenmiş ürün ticareti 4 milyar dolar, bunun 1 milyar dolarını Türkiye gerçekleştiriyor. Blok ticaretinin dünyadaki rakamı 3 milyar dolar, bunun da yaklaşık olarak 1 milyar dolarını Türkiye olarak gerçekleştiriyoruz. Dünya pazarından ciddi miktarda pay alıyoruz doğal taş sektöründe.”

  • Bursa turizmde hedef büyüttü

    Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Turizm Sektör Konseyi ilk toplantısını yaptı.

    2019 yılı yeni yol haritasını belirleyen Turizm Sektör Konseyi, ilk toplantısını oda Hizmet binasında yaptı. Konsey üyeleriyle bir araya gelen BTSO Başkanı Burkay, tarih ve kültür başkenti Bursa’nın turizmden daha fazla pay almayı hak ettiğini söyledi. Dünyada Bursa gibi tarihi, kültürel ve doğal güzelliklere sahip şehirlerin az olduğunu ifade eden Burkay, “Bursa gibi birikimli bir şehirde yaşıyoruz. Şehrimizin kıymetini bilmeli, şehrimizdeki bu zenginlikleri dünyaya iyi anlatmalıyız.” diye konuştu.

    BTSO olarak turizm alanında birçok projeye imza attıklarını belirten İbrahim Burkay, Ticaret Bakanlığı ile birlikte yürütülen HİSER projesinin sektörün dünyaya açılmasında öncü bir rol üstlendiğini vurguladı. Hizmet sektöründe ilk HİSER Projelerinden birini hayata geçirdiklerini ifade eden Burkay, projede 27 firmanın yer aldığını belirtti. İhtiyaç tahlillerinin tamamlandığı ve ilk eğitimi aralık ayında gerçekleştirilen projenin firmaların rekabetçiliğini güçlendirme hedefiyle kurgulandığını açıklayan Burkay, “2019 yılı için eylem planımızı ve rotamızı belirledik. Sektörümüzün döviz gelirini artırmak adına Körfez ve Ortadoğu ülkelerinin yanı sıra farklı coğrafyalardan yeni turistleri şehrimize çekmeyi istiyoruz. Bakanlığımız önemli bir kaynak sunuyor. Bu kaynaktan sektörümüzün en iyi şekilde faydalanmasını hedefliyoruz ” ifâdelerini kullandı.

    BTSO olarak yürütülen UR-GE projelerinde birçok sektörün ihracatta önemli başarılar yakaladığını vurgulayan Burkay, şöyle konuştu:

    “Bu yıl başlangıcını yaptığımız projenin sektörümüze faydalı olacağına yürekten inanıyorum. Sektörümüzden talep gelirse ikinci bir proje için hazırlık yapabiliriz. Artık firmalarımızın farklı hamleler içinde olması gerekiyor. HİSER projesi firmalarımız için büyük bir fırsat. HİSER ile hem Bursa hem sektörümüz kazanacak. 2018’de 15’in üzerinde fuara imza attık ve yaklaşık 7 bin yabancı iş insanının Bursa’ya gelmesini sağladık. Bu hamlelerimiz hem kentimizin ticaretine hem de turizmine önemli katkı sağladı. Turizm sektörünün farklı kollarını harekete geçirmemiz lazım. Öncelikle herkesin bu işi sahiplenmesi gerekiyor. Konseyimizin ortaya çıkaracağı yeni formüllere ihtiyacımız var. Turizm sektörümüzün geleceğini konseylerimizden çıkacak kararlar belirleyecek. Bir uzmanlık merkezi olan Odamız, sektörümüzden gelen her talebe açık olacak”.

    BTSO Yönetim Kurulu Üyesi Irmak Aslan, Bursa iş dünyası olarak kentin turizm hacmine güç katan birçok projeye imza attıklarını söyledi. Turizm Konseyi Başkanı Sibel Cura Ölçüoğlu, Bursa’nın turizm sektöründen daha fazla pay almasını hedeflediklerini ve Konsey olarak yeni dönemde farklı çalışmalara imza atacaklarını kaydetti. Konuşmaların ardından HİSER projesi ve Küresel Fuar Acentesi’nin yeni çalışmalarıyla ilgili sunum yapıldı. Toplantıda sektör konsey üyeleri fikir alışverişinde bulundu.

  • Türkiye’nin gururu Sümeyye Boyacı hedef büyüttü

    2018 Paralimpik Yüzme Avrupa Şampiyonası’nda Kadınlar S5 kategorisi 50 metre sırtüstü finalinde altın madalya kazanan Sümeyye Boyacı, “Limitlerimi zorlayarak hem 2020’de Tokyo’da Türkiye’nin ilk olimpiyat şampiyonu olmak hem de akademik anlamda en iyi yerlere gelmek istiyorum” dedi.

    Gençlik ve Spor Bakanlığı Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumunca Samsun’da “Zoru Başaranlar Engelleri Aşanlar” isimli program düzenlendi. İrlanda’nın başkenti Dublin’de düzenlenen Paralimpik Yüzme Avrupa Şampiyonası’nda Kadınlar S5 kategorisi 50 metre sırtüstü finalinde altın madalya kazanan ve iki kolu doğuştan olmayan Sümeyye Boyacı programa katılarak yaşadığı zorlukları ve başarılarını anlattı.

    Programın açılış konuşmasını yapan KYK Samsun İl Müdürü İsmail Hakkı Kasapoğlu, engelin ayakta olmadığını; görmeyen gözde, koşmayan ayakta, duymayan kulakta, sevmeyen yürekte olduğunu söyledi.

    “Bana başaramaz dediler”

    Daha sonra kürsüye gelen Sümeyye Boyacı, bu zamana kadar yaşadığı zorlukları ve başarılarını anlattı. Yüzmeye 5 yaşında başladığını ifade eden Boyacı, “4 yıl boyunca özel ders şeklinde devam ettim sonrasında ise arkadaş istedim ve bir kulübe geçtim. Orada şu anda ki antrenörümle tanıştım. Türkiye şampiyonalarına katılmaya başladım. Katıldığım her yarışta madalya aldıkça beni milli takım kamplarına davet etmeye başladılar. Sonra gençlerde başarılı şekilde devam ederken içimizden olan insanlar bile, ’bu kız devam etmez, başaramaz, başka hayalleri var’ dedi. Tabii ki tek hedefim yüzme anlamında değil. Akademik anlamda da bir şeyler yapmak istiyorum. Bu sözler beni, daha çok kamçıladı. Daha çok inat ettim. İlk uluslararası yarışım Berlin’deydi. 2 gümüş 2 bronz madalya alarak milli sporcu oldum. Bu süreç içerisinde tabii ki başka hayallerimi de gerçekleştirdim. Brezilya’dan tutun da Danimarka’ya kadar birçok ülkeye gittim. Bunlardan benim için en özeli ise Meksika’da ki ilk ve en küçük sporcu olarak katıldığım dünya şampiyonasıydı. Orada 0,23 salise ile kürsüyü kaçırdım. Çok üzüldüm ve çok ağlamıştım. Beni geçenler ise 45 yaşlarında ve olimpiyat şampiyonlarıydı. Ben yanlarında çömez olsam da daha diri vücuda sahiptim. Daha çok çalışarak devam ettim. Hayatımda neler unutulmadı ki bunların hepsi unutuluyor. Yarışta birinci olup bayrağımızı göklere çıkardığımız zaman, İstiklal Marşımızı oradaki tüm ülkelere dinlettiğimizde bunların hepsi unutuluyor” dedi.

    “Kollarımla değil kalbimle sarılıyorum”

    Engelinin kendisine hiçbir zaman engel olmadığını aktaran Boyacı, “Farklılıklarımız bizi özel kılar. Hayal et ve farkını oluştur. Benim yapmak istediğim fark ise limitlerimi zorlayarak hem 2020’de Tokyo’da Türkiye’nin ilk olimpiyat şampiyonu olmak hem de akademik anlamda sınırlarımı zorlayarak en iyi yerlere gelmek. İleride yapmak istediğim meslek ise psikologluk. Çünkü bu hayatta karşılaştığım zorluklar oldu. Sporcu, öğrenci, ergenlik dönemi gibi. Ayrıca anne olduğumda da anne psikolojisinden de çok iyi anlayabilmek için psikolog olmak istiyorum. Yurt dışında ciddi eğitimler alarak İnternational Paralimpik Komitede sporcu psikologu olmak istiyorum. Orada hem ülkemi temsil etmek hem de haklarımızı savunmak istiyorum” diye konuştu. Boyacı kendisinin omuzları ve kollarıyla değil de kalbiye herkese sarıldığını sözlerine ekledi.

    Programda ayrıca görme engelli sanatçı Ersin Çimen yaşadığı zorlukları anlattı ve katılımcılara müzik keyfi yaşattı. Programın sonunda engellileri anlamak için katılımcılar sinevizyon izledi.

    Programa Samsun’daki KYK yurtlarında kalan çok sayıda öğrenci katıldı.

  • Turkcell’in Eğitime Destek Programı hedef büyüttü

    2015’ten beri Milli Eğitim Bakanlığı himayesinde sürdürdüğü Engelsiz Eğitim Programı’nda yeni bir dönem başlıyor. İki yılda 45 ilde 84 okulda 30 bin’e yakın engelli öğrencinin hayatına dokunan Turkcell, imzalanan yeni protokolle, Engelsiz Eğitim’i tüm Türkiye’de yaygınlaştırmayı amaçlıyor. Hedef 2020’ye kadar 50 bin engelli, 50 bin özel yetenekli öğrenci.

    Gelirlerinin yüzde 1’ini toplumsal fayda sağlamaya ayıran Turkcell, Türkiye’deki dezavantajlı kitlelere ulaşmak, eğitimde fırsat eşitliği sunmak amacıyla sürdürdüğü çalışmalarına devam ediyor. Yapılan şirket açıklamasına göre ‘Engel Tanımayanlar’ başlığı altında hem engelli hem de özel yetenekli bireylerin yaşamlarına değer katan ve 2015’ten bu yana pek çok başarılı sosyal sorumluluk projesini hayata geçiren Turkcell Engelsiz Eğitim Programı’nda yeni bir aşamaya gelindi. Milli Eğitim Bakanlığı işbirliğiyle gerçekleştirilen protokol imza töreniyle 2020’ye kadar 50 bin engelli öğrenci için eğitim ve istihdam imkanlarının geliştirilmesi hedefi belirlendi.

    Dünya Engelliler Günü’ne özel imza töreni

    3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nde, Milli Saraylar Saray Koleksiyonları Müzesi’nde gerçekleştirilen imza törenine Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk ve Turkcell Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Akça katıldı. Engelli çocukların zeybek gösterisi ve piyano konseriyle başlayan törende ayrıca, özel eğitim okullarında okuyan öğrenciler tarafından yapılan 170 eserin yer aldığı ‘7. Sanata Engel Yok’ Resim ve El Sanatları Sergisi’nin açılışı gerçekleşti. Öğrenciler, Milli Eğitim Bakanı ve Turkcell Yönetim Kurulu Başkanı’nın yağlı boya tablolarını kendilerine hediye etti.

    “Turkcell’e teşekkür ediyoruz”

    Turkcell’in uzun zamandır sürdüğü eğitime destek çalışmalarıyla ilgili memnuniyetini belirten Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, törende yaptığı konuşmada, “Engelli bireylerin kendi kimliklerini kazanmaları ve kendilerini her yönden geliştirmeleri konusunda desteğe ihtiyaçları var. Bakanlık olarak engelli çocuklarımızın daha nitelikli donanmalarını sağlamak, sanatsal yeteneklerini geliştirmek, eserlerini toplumla paylaşmak amacıyla çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Bu etkinliklerle engelli çocuklarımızın kendilerini rahat edeceği ortamlar oluşturuyoruz. Bu vesileyle ‘Sanata Engel Yok’ sergimizi hayata geçiriyoruz. Özel eğitim uygulama okullarında eğitim gören çocuklarımız tarafından yapılan el emeği göz nuru çalışmalar, seramik ve resim çalışmaları beğeniye sunuluyor. Öte yandan bir büyük teşekkür de Turkcell’e olacak. Turkcell gelirinin çok önemli kısmını eğitim faaliyetlerini ayırarak önemli bir değer oluşturuyor. Kendileriyle ileriye dönük projeler yapmaya devam ediyoruz” dedi.

    “Turkcell Vakfı ile hedefimizi daha da büyüttük”

    İlkokuldan doktoraya kadar eğitim hayatının her alanında desteklerini sürdüreceklerine dikkat çeken Turkcell Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Akça da “Yaratılan herkesin bir rızkı var. Yaratılıştan her gelenin bir kapasitesi, kabiliyeti var. Hepimizin farklı özellikleri ve kapasitelerinin olduğu yadsınamaz. Turkcell olarak kendi imkanlarıyla bu kapasiteyi kullanma zafiyeti olan insanlarımızın hayatlara tutunması için gayret gösteriyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı ile sıkı bir çalışma içindeyiz. Çok değerli işler yaptık. Önümüzdeki dönemde bu çocuklarımız için okullarda müzik sınıfları olacak. Çocuklarımızın kabiliyetlerini ortaya çıkaracağız. Spor konusunda faaliyetler sürecek. Ama teknoloji, kütüphane, okul binaları bunların hepsi ülkemizin insanının hak ettiği işler. Biz sadece vazifemizi yapıyoruz. Bir durum daha var ki, dijital hayat bizi kavramaya başladı. Onun içinde savrulup gitme tehlikesi içinde çocuklarımız var. Onları bu dijital zorbalıktan kurtarmaya yönelik gayretler içindeyiz. ‘Türkiye’nin 2023 Hedefleri’ doğrultusunda gerçekleştirdiğimiz çalışmaları, bugün Milli Eğitim Bakanlığı ile protokolünü yenilediğimiz Engelsiz Eğitim Programı kapsamında daha güçlü bir hale getiriyoruz. Şimdiye kadar 30 bin engelli çocuk ve gencimizin hayatına dokunmuştuk. Artık hedefimizi daha da büyüttük. 2 yıldan kısa bir sürede 50 bin çocuğumuz için son teknolojiyle donatılmış bir eğitim ortamı ve istihdam olanakları sağlayacağız. Çocuklarımız her türlü ihtiyaca cevap veren atölye ve sınıflarda gelecekteki mesleklerine hazırlanacaklar. Zekâ Gücü projemiz kapsamında desteklediğimiz özel yetenekli öğrencilerimizin yeni teknolojiler ile çağı yakalaması ve potansiyellerini keşfetmeleri için de çalışmaya devam edeceğiz” dedi.

    84 engelli okulunda meslek atölyeleri ve teknoloji sınıfları kuruldu

    Turkcell Engelsiz Eğitim Programı kapsamında bugüne kadar 45 ildeki 84 okulda özel eğitim ihtiyacı duyan engelli bireyler için meslek atölyeleri oluşturuldu ve teknoloji sınıflarının donanımı sağlandı. Engelsiz Eğitim Programı bugüne kadar 30 bin çocuk ve gencin hayatına dokundu. Program ile hafif zihinsel engelli öğrenciler kurulan meslek atölyeleri ile okul sonrası iş hayatına hazırlanıyor.

    İşitme engelli ve görme engelli öğrenciler ise kurulan özel donanımlı teknoloji sınıflarında kişisel ve mesleki gelişimleri için eğitimler alıyor. Bu atölyelerde Turkcell’in desteği ile teknoloji sınıfları, konaklama ve seyahat hizmetleri, yiyecek ve içecek hizmetleri, el sanatları, vb. alanlarda eğitim imkânları oluşturuluyor. Proje kapsamında iki yıl içinde 150’ye yakın okula ulaşılması hedefleniyor.

    Engelsiz Eğitim’de yeni dönem

    Yeni protokolün imzalanmasıyla birlikte, bu yılın sonuna kadar 105 okula ulaşmak hedefleniyor. Bilgisayar ve teknoloji sınıfları ile öğrencilerin istihdama yönelik gelişimlerinin sağlanması, teknoloji eğitimi ile gelişim fırsatları yaratılması hedefleniyor. Ayrıca, proje kapsamında kurulacak görsel sanatlar ve müzik atölyeleri ile de öğrencilerin yetenekleri doğrultusunda gelişimleri desteklenecek. Bu yıl açılan 21 okula, 2020 yılına kadar yeni okullar eklenecek ve toplam 50 bin öğrenciye ulaşılacak.

    Zeka Gücü Projesi’yle özel yetenekli çocuklar hedefleniyor

    Zeka Gücü ile Türkiye genelinde 27 ilde toplam 33 sınıf kuruldu, 4500’den fazla öğrenciye yüz yüze eğitim verildi. Aynı zamanda BİLSEM’lerde okuyan 21.500’den fazla öğrenciye Maker ve Kodlama kiti dağıtıldı ve bu kite sahip öğrencilere internet üzerinden 150.000 saati aşan robotik ve kodlama eğitimi verildi. Proje, özel yetenekli çocukların içindeki yaratıcılığı ve potansiyeli ortaya çıkarmayı amaç ediniyor. A’dan Z’ye Turkcell tarafından kurulan Zeka Gücü Laboratuvarları’nda her öğrenciye dizüstü bilgisayar, üç boyutlu yazıcı (3D printer), akıllı tahta ve öğrencilerin üretim ve tasarım süreçlerine destek olacak elektronik setler ve alet takımları bulunuyor. Proje, Türkiye’de “Maker Hareketi” (kendin yap-kodlama) konusunda atılan ilk adımlardan biri olarak da dikkat çekiyor. Protokol kapsamında Zeka Gücü Projesi ile 2020 yılına kadar 50 bin öğrenciye ulaşılması hedefleniyor.