Etiket: büyüme

  • Burkay: “Yeni bir büyüme hikâyesi yazmalıyız”

    Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Bursa’nın büyük zorlukların yaşandığı 2016 yılında da Türkiye ekonomisinin lokomotifi olmayı sürdürdüğünü söyledi.

    Karanlık mihrakların Türkiye’yi dizayn etme teşebbüsüne millet olarak geçit vermediklerini ifade eden Başkan İbrahim Burkay, “Büyük Türkiye hedefimizden bizleri hiçbir güç alıkoyamaz. Yeni yılda da önümüze çıkarılmak istenen engellere ve bütün zorluklara karşı en büyük sermayemiz milli birlik ve dayanışmamız olacak. Türkiye ekonomisi 2009 yılından bu yana ilk kez daraldı. Yüzde 1,8’lik küçülme, kesinlikle Türkiye’nin potansiyelini yansıtmamaktadır. Bizler iş dünyası temsilcileri olarak ülkemizin aydınlık geleceği için kararlılıkla çalışmayı sürdüreceğiz. 2023 yılı hedeflerimiz doğrultusunda 2017’nin kamu ve özel sektör marifetiyle yeni ve güçlü bir büyüme hikâyesinin başlangıcı olacağına inanıyoruz” dedi.

    “İstikrarlı kurdan yanayız”

    Küresel ölçekte yaşanan gelişmelere de işaret eden Burkay, özellikle ABD Merkez Bankası FED’in faiz artışları ve İngiltere’nin AB’den ayrılma kararlarının ardından döviz kurlarının yukarı yönlü hareketlendiğini hatırlattı. 2017 yılında ABD Başkanlık seçimlerinden zaferle ayrılan Donald Trump yönetiminin politika tercihlerinin belirleyici olacağını dile getiren İbrahim Burkay, “ABD Merkez Bankası’nın faiz artışını sürdüreceği beklenmekte. Buna bağlı olarak 2017 yılında doların daha da güçleneceği öngörülüyor. Bizler de bu sürece hazırlıklı olmak zorundayız. İş dünyası temsilcileri olarak her zaman ifade ettiğimiz gibi; sürekli yükselen değil, istikrarlı bir kurdan yanayız” ifadelerini kullandı.

    Türkiye ekonomisinin 2016 yılını yüzde 3 seviyesinde bir büyüme ile kapatmasının beklendiğine işaret eden Başkan Burkay, geride kalan yılda ekonomik büyümeye en yüksek katkıyı kamu ve özel tüketim harcamalarının sağladığını dile getirdi. Türkiye’nin ihracata dayalı bir büyüme modelini hedeflediğini ifade eden İbrahim Burkay, “Dünya ticaretindeki daralma, bulunduğumuz coğrafyadaki siyasi ve ekonomik gelişmeler, ihracat performansımızı olumsuz etkiledi. Yeni yılda ihracatın büyüme katkısını artırmalıyız. 2016 yılında yatırımların da büyümeye katkısı sınırlı kaldı” dedi.

    “Destekler ekonomiyi canlandıracak”

    Başkan Burkay, 2017’de de Anayasa değişikliği ve olası referendum gibi siyasi gündemi ekonominin önüne taşıyma ihtimaline dikkat çekerek, şunları kaydetti: ”Ancak Sayın Başbakanımız Binali Yıldırım tarafından açıklanan ekonomiye destek paketinin uygulanmaya başlanmasıyla birlikte yeni yılda gerek yatırımların gerekse de ihracat performansımızın yeniden yükselişe geçeceğini düşünüyorum. Orta Vadeli Program’da da belirtildiği gibi özellikle yatırım harcamalarındaki büyümenin önümüzdeki yıl, yüzde 0,1’den yüzde 5,1’e çıkacaktır. Bursa son 2 yılda 700 yeni ihracatçı kazandı. Türkiye’nin ihracat performansının zayıf kaldığı 2016 yılında Bursa, ihracatını artıran tek il oldu. Gerçekleştirdiğimiz 10 Ur-Ge projesiyle üyelerimizin uluslararası alandaki pazarlarda gücüne güç kattık. 10 Ur-Ge projemizden biri olan bebe – çocuk konfeksiyonu sektöründeki firmalarımızın ihracatı 2016 yılının ilk 10 ayında sektörün genel ihracatından 10 kat fazla artarak yüzde 116’ya ulaştı. Yılın 11 aylık döneminde açılan şirket sayısı da Türkiye ortalamasının üzerinde bir artışla yüzde 6’ya yükseldi. Bursa, Türkiye ekonomisinin lokomotifi olmayı sürdürdü.”

  • Güler Sabancı: “En yüksek ölçülü büyüme yenilenebilir enerjide olacak”

    Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı, World Enerji Outlook 2016 tanıtım toplantısında konuştu. Sabancı, 2040 yılına kadar dünyada, enerji talebinin yüzde 30 artış göstermesinin beklendiğini söyledi.

    ‘World Enerji Outlook 2016’ Türkiye tanıtım toplantısı Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı’nın katılımıyla gerçekleştirildi. Toplantının açılış konuşmasında Türkiye ve küresel ekonomiye değinen Sabancı, World Enerji Outlook raporuna göre 2040 yılına kadar dünyada enerji talebinin yüzde 30 artış göstermesinin beklendiğini belirtti. Enerji kaynaklarına bakıldığında en yüksek ölçekli büyümenin yenilenebilir enerjide olacağını söyleyen Sabancı,”Bugünün dünyasında çok çarpıcı küresel trendlere tanıklık ediyoruz. Hızlı bir kentleşme, dijitalleşme ve elektrikasyon enerjinin yaşamsal önemini daha da artırıyor. Enerji toplumların yaşam kalitesi ve ekonomilerin sağlıklı işleyişi bakımından stratejik önem taşıyor. En öncelikli gündem maddelerinden birisi olma özelliğini de her dönem koruyor. World Enerji Outlook raporuna göre 2040 yılına kadar dünyada enerji talebi yüzde 30 artış göstermesi bekleniyor. Enerji kaynaklarına baktığımızda da en yüksek ölçekli büyümenin yenilenebilir enerjiden geleceği gözüküyor. Yenilenebilir enerjin elektrik üretimindeki payının yüzde 23’den yüzde 37’ye çıkması bekleniyor. 2040 yılına kadar mevcut fiyatlarla toplam 44 trilyon dolarlık enerji yatırımı olacağı hesaplanıyor. Buna ilave olarak enerji verimliliğinde iyileştirme için 23 trilyon dolarlık yatırım yapılacağı da tahmin ediliyor. Yani zorlu bir enerji geleceği fırsatlarıyla birlikte bizi bekliyor” açıklamalarında bulundu.

    “Son on yılda enerji talebimiz yıllık yüzde 4 büyüdü”

    Daha fazla rekabetçilik, uygun yatırım iklimi, artan verimlilik, ileri teknoloji ve ciddi inovasyon konularının enerjide başarılı bir dönüşümün ana bileşenlerini oluşturacağını dile getiren Sabancı, “Tüketiciyi işin odağına alan yeni iş modelleri uygulamalar giderek daha faza yaygınlık ve işlerlik kazanmak durumunda. Enerjide teknolojik gelişmelerle birlikte yeni kavramları tartışmaya ve gelecek projeksiyonlara dahil etmeye başladık. Örneğin dağıtım üretim, dağınık şebekeleri, enerji depolaması, talep yönetimi, elektrikli araçlar gibi birçok önemli başlıkların enerji sektörünün geleceğini şekillendirmekte belirleyici olacağı gözüküyor. Ayrıca Kasım ayı başında yürürlüğe giren Paris Anlaşması’nın enerji sektörünün daha sürdürülebilir olmasında rolü çok kritik olacak gibi gözüküyor. Hepimiz biliyoruz ki enerji ülkemiz için çok önemli bir sektör son on yılda birincil enerji talebimiz dünya ortalamasının çok üzerinde yıllık ortalama yüzde 4’ün üzerinde büyüdü. Çarpıcı büyümeye karşı kişi başına enerji tüketimimiz hala OECD ortalamasının yüzde 40’ı düzeyinde gerçekleşiyor. Bu oran enerji talebimizdeki önemli büyüme potansiyelimize işaret ediyor” dedi.

    “Türkiye, on yılda elektrik sektörüne 75 milyar dolar yatırım yaptı”

    Enerjide arz ve talebi en doğru şekilde yönetmek gerektiğini ifade eden Sabancı, “Enerji talebimizdeki artış güvenliğini rekabetçi ve sürdürülebilir koşullarda sağlamak bizler için ana öncelikli konu olacak. Enerjide arzı ve talebi en doğru şekilde yönetmeliyiz. Son dönemde ülkemiz enerji sektöründe önemli gelişmeler yaşadı. Son yol yılda Türkiye elektrik sektöründe 75 milyar dolar yatırım yaptı. Bugün bu salonda bu yatırım yapan birçok girişimciyi ve iş dünyasını görüyoruz. Bu yatırımların çok büyük kısmı özel sektör tarafından Türkiye enerji sektörünün büyümesine ve rekabetçi serbest bir piyasanın gelişmesine duyulan güven ile gerçekleşti. Türkiye’de elektrik ve doğalgaz sektörleri toplamda 100 milyar TL’ye ulaşan pazar büyüklüğüyle pek çok kritik sektörden daha önde bir konuma geldi” diye konuştu.

    IICEC’te ABD’li profesör dönemi Ocak’ta

    Sabancı, “Enerji borsamız EPİAŞ faaliyete geçti, şeffaflık ve derinlik anlamında önemli gelişmeler kaydetti. Perakende liberalleşmesinde arzu edilen seviyede olmamakla birlikte bazı gelişmeler kaydediyoruz. Artık liberalleşme adımlarını hızlandırarak daha ileriye taşımalı ve tüketici lehine olan piyasaya daha fazla işlerlik kazandırmalıyız. Bunu sağlamak üzere enerji piyasalarımızda düzenleyici çerçeveyi piyasanın rekabetçiliğini, şeffaflığını ve elbette öngörebilirliğini artıracak şekilde güçlendirmemiz gerekiyor. 2017 yılında IICEC’de önemli bir yapılanma gerçekleştirdik. Obama yönetimi boyunca ABD enerji bakanının danışmanlarından biri olan Prof. Dr. Carmine Difiglio’nun Ocak ayından itibaren IICEC Direktörü olarak Sabancı Üniversitesi’nde göreve başlayacağını sizlerle paylaşmak istiyorum. Bundan da büyük mutluluk duyuyorum” diyerek sözlerini noktaladı.

  • ‘’2017 yılı ihracat rakamlarında beklenen büyüme olacak’’

    Her geçen gün büyüyen Türk mobilya sektörü, 2016 yılını geride bırakırken, 2017 yıllı içinde büyüme oranlarından umutlu.

    Türk mobilya sektörünün Avrupa ve Körfez ülkelerindeki gelişimine değinen MODOKO Yönetim Kurulu Başkanı İ.Etem Özçelik, “2016 yılı beklediğimizin ötesinde gelişmelere sahne oldu. Gerek yurt içindeki sıkıntılar, gerekse Avrupa’daki ekonomik sıkıntılar göz önünde bulundurulduğunda biz mobilya sektörü temsilcileri çalışmalarımızda gösterdiğimiz başarı ile 2016 yılını güzel bir büyüme ile kapatırken, 2017 yılı içinde büyüme oranlarından ise umutluyuz” dedi.

    Özçelik 2016 yılı ile ilgili açıklamalarını şu şekilde sürdürdü:

    “2016 yılında ülkemiz pek çok talihsiz olay yaşadı. Bu hem mobilya sektörü adına hem de diğer sektörler adına pek çok sirkülasyonu beraberinde getirdi. Sağlanan istikrar ile bizler de sektör temsilcileri olarak çalışmalarımıza ivedilik kazandırdık. Mobilya sektörünü hareketlendirmeye ve sektör sorunlarımızı çözmeye yönelik yaptırımlarımızın dönüşleri sevindirici oldu. İnanıyorum ki 2017 yılında çalışmalarımızı daha da ileri noktaya taşıyacağız. Küresel gelişme ve ekonomideki gelişmelere paralel olarak 2017 yılındaki büyüme oranı yüzde 8-10 olarak planlıyoruz. Yurt içi ve yurt dışı fuarlarla ihracat rakamlarımızı da bu seneye oranla yüzde 15 artırmayı hedeflemekteyiz.”

    Mobilyanın ekonomik kalkınmada önemli paya sahip olduğunu dile getiren Özçelik, “Daha önceki yıllarda karşılaştığımız ithal mobilya tehlikesi için aldığımız tedbirler ve destekler bugün bu büyümenin de temellerini oluşturdu. Bizlerin Türk mobilya zanaatkârları olarak yaptırımlarımızı her dönemde sürdürmeye, sektörün büyümesi için elimizi taşın altına koymaya hazır olduğumuzu belirtmeye ihtiyacımız var. Mobilya demek sadece üretim yapıp satmak anlamına gelmemektedir. Temsil ettiğiniz sektörün ihtiyaçları noktasında da birleştirici ve yapıcı rol oynamak da gerekir. Modoko olarak temsil ettiğimiz bu sektörde hep daha iyi hizmet anlayışını benimsedik. Ve çalışmalarımızı da yurt dışına gururla tanıttık. Bugün geldiğimiz nokta bunun göstergesidir” dedi.

    ‘’Mobilya, ekonomik dinamizmi hep devam eden bir sektördür’’

    2016 yılının sıkıntılı görüntüsüne nazaran mobilya sektörünün sıkı çalışmasının sonuçlarını verdiğine değinen Özçelik, “Mobilya, ekonomik dinamizmi hep devam eden bir sektördür. Önümüzde İMOB gibi önemli fuar bulunuyor. Bunlar MODOKO olarak temsil ettiğimiz mobilya sektörü adına bizlerin de katılım sağladığı ehemmiyet arz eden fuarlardır. Bu fuarlarda yerli ve özellikle yabancı sektör temsilcileri mobilya sektörünün çalışmalarının geldiği noktayı görebilmektedir. Bu sebeple sektörü temsil eden her firmanın burada ürün gamını gururla sergilemesini ve Türk mobilya sektörünün önümüzdeki yıl da neler yapabileceğini göstermesini istemekteyiz. ”diyerek mobilya sektörünün 2017 yılında fuarlardan beklentisinin yüksek olduğuna da değindi.

  • İş bankası Genel Müdürü Bali: “Yüzde 5 büyüme için yüzde 15 kredi büyümesi şart”

    İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, tüketici ve ticaret kredileri ile küçük işletme kredi faizlerinde indirime gittiklerini açıkladı.

    Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, bankacılık sektörü ve Türkiye ekonomisine ilişkin güncel gelişmeleri değerlendirdiği bir basın toplantısı düzenledi. Bali, İş Bankası’nın her zaman ülkenin zor dönemleri için özel sorumluluklar alan bir banka olduğunu belirterek, “Hiç beklemediğimiz hadiseler yaşadık ve bu olaylar karşısında milletimizin yanında olacağımızı belirterek bilançomuzun da kaynaklarımızın da bugünler için olduğunu söyledik. Yakın coğrafyamızda yaşanan olağanüstü gelişmeler, 15 Temmuz’da yaşananlar, finansal piyasalardaki oynaklık, global ekonominin durumu gibi nedenlerle doğal olarak bankalardan beklentiler artıyor ben bunun doğal ve haklı buluyorum” dedi.

    Üçüncü sınıf ülke olma riski ile karşı karşıya iken, birinci sınıf demokratik ülke durumuna geldik

    15 Temmuz ve sonrasını değerlendiren Bali, “Darbe girişimine karşı çok sağlam bir direnç gösterdiğimizi müsterihen söyleyebilirim. Olağandışı tedbirlere başvuracak hiç bir müşteri davranışı görmedik, daha açık söyleyim faiz oranlarını yükseltmeye zorlayan bir durum yaşamadık. Perakende müşterilerinden irili ufaklı satışlarla 11 milyar dolarlık satış gördük bu olağanüstü kıymetli bir reflekstir. Uluslararası toplantılarda muhataplarımıza bu durumu anlatınca anlamakta zorluk yaşadılar. Yüksek siyasi liderlik ve toplumsal bütünlükle üçüncü sınıf ülke olma riski ile karşı karşıya iken, birinci sınıf demokratik ülke durumuna geldik” dedi.

    Bugün bir kâr yarışı değil, feragat yarışı olması gerekir

    İş bankası Genel Müdürü Bali içinde bulunduğumuz dönemin özel bir dönem olduğunu vurgulayarak, “Bu dönem cari performansları en üst durumda tutacağımız normal bir dönem değil. Değişken ve dinamik bir ortam var. Bir refah dönemi yaşadık ama şimdi anlık gelişmelere hızlı ve pragmatik tepkiler verebilmeliyiz. Sahip olduğumuz imkanlar bir şeye lazımsa bugüne lazım. Bütün sermayemizi bütün özkaynağımızı bu ülkeden hatta bugün zorluk yaşayan müşterimizden kazandık. Kriz bekleyen politikalar krize neden olur. Refahı değil zorlukları da paylaşma zamanındayız. Şimdiye kadar iki-üç nesilde yaratılmış olan, sermayesi hala kıt olan bu ülkede değerler asla acur politikalarla çarçur edilmemelidir. Finans sistemi bu konuda son derece yapıcı davranmak zorundadır. Bankalar olarak yarışacaksak, bugünün koşullarında bunun bir kâr yarışı değil, feragat yarışı olması gerekir. Bu konuda sadece bankalara değil tabi ki, kamuya, reel sektöre ve tüm iş dünyasına büyük görev düşüyor” dedi.

    Tedbirlerin yorumlanmasında ulusal anlamda bir takım imkanlar ve yorumlar mümkün

    Bali, kitabi bir anlayışla uluslararası uygulamaları olduğu gibi Türkiye’ye kopyalamanın bu dönemin ihtiyaçları ve öncelikleri ile uyumlu olmayabileceğini belirterek, “Bunu söylerken maksadım bunları uygulamayalım, dış dünyanın standartlarından hariç kendimize özgü bir düzen kuralım gibi ifadeyi asla çağrıştırmak değil.Bu tedbirlerin önceliklendirilmesi ve yorumlanmasında daima ulusal anlamda bir takım imkanlar ve yorumlar mümkündür. Bunu yapabilecek becerisi olan bir ülkeyiz. Son dönemde makro ihtiyati tedbirlerde bir kısım esneklikler bu yönde bir etki görmektedir. Bunu son derece doğru bir politika olarak görüyoruz. Aynı şekilde devam etmek zorundayız” ifadelerini kullandı.

    Bir taraftan faiz oranlarından şikayet edeceksin, diğer taraftan fahiş vade farkları uygulayacaksın

    Reel sektörden de aynı olgunlukta bir yaklaşım beklediklerini belirten Bali, “Bir taraftan bankacılık sisteminin faiz oranlarından şikayet edeceksin, diğer taraftan fahiş vade farkları uygulanmamalıdır. Vadelerde muhataplarını güçlükler içerisine sokacak imkanlarınız var diye bu güçler kullanılmamalıdır. Biz bankacılık sektörü olarak hangi olgunlukta davranıyorsak, aynı olgunluğu muhataplarımızdan beklemek zorundayız” dedi.

    Yüzde 5 büyüme için yüzde 15 kredi büyümesi şart

    Adnan Bali, Türkiye ekonomisi ile banka kredileri arasında direkt bir korelasyon bulunduğunu belirterek, “Yüzde 5 civarında büyümeyi hedefleyecekseniz, en az yüzde 15 ve üzeri bir kredi büyümesi sağlamanız lazım” ifadelerini kullandı.

    30 Haziran itibarıyla bugün yeniden yapılandırılan kredi bakiyesi 5,5 milyar TL

    Daralan ekonomik koşullarda firmaların ve bireylerin borçlarının ödenmesi konusunda çok özel sorumluluklar alındığını belirten Bali, “30 Haziran itibarıyla bugün yeniden yapılandırılan kredi bakiyesi 5,5 milyar TL düzeyinde, bunun 2,9 milyar TL’sinin ticari kredilerden oluşuyor” dedi.

    “Borcuna sadık, sözünün eri insanlar”

    İş Bankası olarak bölge, segment ayrımı yapmadan her kesime kredi imkanı sunduklarını vurgulayan Bali, Van’da yeni bir ticari şube açtıklarını belirterek, “Bölge insanı yaşadıklarına rağmen borcunu ödeme gayretinde oldu her zaman. Borcuna sadık, sözünün eri bu insanlara biz de aynı şekilde davranmalıyız” ifadelerini kullandı.

    İş Bankası, faizleri düşürdü

    Bali, esnafa, tüketiciye, bireye dokunan kararlar aldıklarını belirterek,”Bu kapsamda yıl sonuna kadar esnaf ve küçük işletmelere (azami 50 çalışanı ve cirosu 8 milyon işletmeler) yeni taleplerinde azami 100 bin TL’ye kadar aylık yüzde 0,99, bugünkü yıllık bileşik maliyetlere bakıldığında 3 puandan daha fazla aşağıya tekabül eden bir yeni kredi paketini sunuyoruz. Ağustos ayında konut kampanyası başlatılmıştı. Biz de buna destek vermiştik. Şimdi bu konut kredisi faiz oranını yüzde 0,95’ten yüzde 0,90’a çekiyoruz. Taşıt kredilerini sıfır kilometre araçlarda yüzde 1,18’den yüzde 1,10 seviyesine indiriyoruz. İhtiyaç kredilerini çeşitli vadelerde değişmek üzere en düşük faiz oranını yüzde 1,20’den yüzde 1,15 seviyesine çekiyoruz. Kredi kartlarında tavan faiz oranını yüzde 2,02’den yüzde 1,90 seviyelerine indiriyoruz. Fonlama ve aracılık maliyetlerinde düşüş gözlememiz halinde indirimlerimize devam edeceğiz” dedi.

    Türkiye avantajlarının farkında olmalı

    Adnan Bali sözlerine şöyle devam etti: “Gelişmiş ülkeler olağan dışı genişletici para politikalar uyguluyor buna rağmen sonuç alamıyor. Şimdi bunların maliye politikaları desteklenmesi isteniyor ancak bu ülkelerin maliye politikasında genişleme oluşturacak kapasiteleri yok. Türkiye hem büyüme açısından görece bu ülkelerden farklı bir noktada hem de disiplinli maliye politikası nedeniyle ekonomiye ivme kazandırabilecek hareket alanına sahip. Avrupa’da bazı ülkelerde zorunlu krediler rasyosu çift basamaklı ve Türkiye’nin üç katından fazla. Türkiye avantajlarının farkında olmalı. Ülke olarak bu bakımdan gereksiz karamsarlığa kapılmaya da yol açmaya da gerek yok. Belli başlı makro ekonomik verilere bakıldığında olumlu yönde ayrışma imkanımız varken, maalesef önümüze çıkan öngörülen, öngörülemeyen badireler nedeniyle olumlu ayrışmayı yaşayamadık. Çünkü Türkiye ekonomisi 27 çeyrektir büyüyen bir ülke. Bu yıl bile yüzde 3’ün üzerinde büyüme gerçekleştirebileceği öngörülüyor”.

  • Paynet büyüme hedeflerini açıkladı

    Paynet Ödeme Hizmetleri A.Ş., gerçekleştirdiği basın toplantısı ile büyüme hedeflerini açıkladı.

    Arena Bilgisayar’ın kendi bayilerinden kredi kartı ile tahsilat yapması fikri ile atılan ve yıllar içerisinde gerek Arena Bilgisayar ve bayileri gerekse diğer müşterilere verilen hizmetlerle geliştirilen Paynet sistemi, 2010 yılından itibaren diğer sektörlerde bayi ağı ile çalışan firmalara hizmet veren bir yapıya büründü. Faaliyetlerini BDDK lisansı ile sürdüren Paynet, gerçekleştirdiği basın toplantısı ile faaliyetlerini genişleterek sektöründe lider olmayı hedefledikleri bildirildi. Ayrıca, faaliyetlerini Ortadoğu ve Afrika’yı da içine alan geniş bir bölgeye yaymaya hazırlandığı da kaydedildi.

    Paynet basın toplantısında hazır bulunan Arena Bilgisayar’ın uluslararası ortağı, Hindistan, Ortadoğu ve Afrika bölgesinin en büyük bilişim teknolojileri ürünleri dağıtıcısı Redington India Ltd. CEO’su Raj Shankar, konuşmasında Türkiye’ye duyduğu güveni belirterek, yatırım olanaklarının fazlalığına dikkat çekti. Shankar, “Ticarette teknolojinin kullanımı hızla artıyor. Güvenli bir teknolojik altyapı hizmeti sunabilen ve esnek çözümler üretebilen firmalar varlıklarını bir sonraki yüzyıla taşıyabilecek” dedi.

    Paynet CEO’su Serkan Çelik, Paynet’in, bayi ağına sahip firmalar ve bayileri için tahsilat kolaylığı sağlayan ve/ya tekil kullanıcılar için çoklu ödeme alma seçenekleri ile rekabet avantajı yaratan ödeme hizmetleri sunduğunu anlattı. Çelik, “Paynet ödeme sistemleri ile satıcıdan üreticiye herkes kendi payını hızlı, güvenli ve en ucuz biçimde tahsil edebiliyor. Biz bu gücümüzü yalnızca Türkiye’de lider olmak için değil Ortadoğu ve Afrika’yı da içine alan tüm bölgede faaliyetlerimizi genişleterek büyümek için kullanmayı hedefliyoruz” dedi.