Etiket: Büyükelçisi

  • İran Büyükelçisi Fard ile Van zirvesi

    AK Parti Van Milletvekili ve Dostluk Grup Başkanı Osman Nuri Gülaçar, Dostluk Grup üyeleri Van milletvekilleri Abdulahat Arvas ve İrfan Kartal’ın bulunduğu Türkiye-İran Parlamentolar Arası Dostluk Grubu heyeti, İran İslam Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Mohammad Ebrahim Taherian Fard’ı ziyaret etti.

    Bölgesel ve ikili ilişkilerin konuşulduğu zirveye Büyükelçi Yardımcısı Ali Asghar Mehrabı, Siyasi Müsteşar Jebrail Mohammadzadeh, Ekonomi Müsteşarı Alireza Caferbeyglu ve Dış Politikadan sorumlu Daryuş Abdullahi de katıldı. Burada konuşan Dostluk Grubu Başkanı Osman Nuri Gülaçar, İbn-i Haldun’un “coğrafyamız kaderimizdir” sözünden alıntı yaparak, “İran ile aynı coğrafyayı paylaşıyoruz. Bizler buralıyız, komşuyuz. Farklılıklarımız olabilir, ancak ortak paydada buluşabilmeliyiz. Çeşitli konularda kendimizi ve bölgemizi dış dünyaya karşı korumalıyız” dedi.

    Ambargo konusuna da değinen Gülaçar, siyasi farklılıklar üzerinden ortaya çıkan bu yaptırımların, doğrudan İran ekonomisini etkilediğini belirtti. ABD’nin uygulamaya başladığı ambargodan, İran halkının olumsuz yönde etkilenmemesini temenni eden Gülaçar, ambargo kararının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini ifade etti.

    Van Milletvekili İrfan Kartal da, ülkelerin komşularının kim olacağını belirleme imkânına sahip olmadığını ifade ederek, “Ancak komşuları ile ilişkilerinin dostluk, rekabet ya da husumet temelinde ilerlemesini belirleme imkânına sahiptirler. Bu nedenle iki ülke arasında dostluk dili ortak payda olarak geliştirilmelidir. Sınırdaş olan iki ülke yerelinde Van ve Hoy gibi sınır şehirleri, Türkiye – İran arasındaki ekonomik ilişkilerden hak ettiği payı alamamaktadır. Bunun için ulaşım ve iletişimin yanı sıra finansal, bürokratik ve diplomatik alanlardaki eksikliklerin süratle giderilmesi gerekmektedir” diye konuştu.

    Van Milletvekili Abdulahat Arvas ise, İran’la ticaretin geliştirilmesini candan arzuladıklarını ifade ederek, Türkiye ve İran arasında ikili ilişkilerin daha fazla geliştirilmesi gerektiğini söyledi. Recep Tayyip Erdoğan’ın İslam dünyası ve coğrafyamız için bir şans olduğunu hatırlatan Arvas, Başkan Erdoğan’ın haksızlık karşısında Müslümanların sesi olduğunu ifade etti. Nükleer enerji konusunda İran’dan yana tavır alan Türkiye’nin, ambargo konusunda da net tavır takındığını kaydeden Arvas, din kardeşliği olan iki Müslüman ülke arasında ticaret, turizm, kültürel ve insani konularda işbirliğinin geliştirilmesi amacıyla hükümetler ve iller arasında teşvik edici uygulamaların arttırılması ve altyapının güçlendirilmesi gerektiğine işaret etti. Arvas, “Bu kapsamda; Türkiye ve İran arasında bulunan Van Kapıköy-Razi Kara Sınır Kapısının transit geçişlere açılması için Hoy-Razi arasında bulunan yıllardır sürüncemede kalan Kotor vadisindeki yolun ihya edilmesi, Türkiye-İran arasında bulunan Çaldıran Çilli Sınır Kapısı ile Başkale Gelincik Sınır Kapısının açılması, İran hükümeti tarafından yurt dışı çıkış haçlarının 10 kat arttırıldığı ve sonraki her seyahat için harç bedelinin yüzde 50 olarak katladı. Konunun Türkiye lehine yeniden değerlendirilmesini istiyoruz. Dış Ticaret Merkezi olan Van’da, İran devlet bankaları tarafından bir banka şubesinin açılması, iki ülke arasında ekonomik ve ticari ilişkilere katkı sağlamak ve kolaylaştırmak amacıyla günün ihtiyaçları dikkate alınarak Van’da İran Konsolosluğu açılması, İran’a giriş yapan nakliye araçlardan yakıt harcırahı alınmaması, Van’da İran ile Ortak Serbest Ticaret Bölgesi veya açık Pazar kurulması ve günlük ticaretin arttırılması, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sağlık Bilimlerinde öğrenim gören öğrencilere denklik verilmesi, İran’daki gümrük işlemleri saat, zaman ve binanın uyumlu hale getirilmesi gerekir” dedi.

    Arvas’ın dile getirdiği konular istişare edilerek bu başlıklarının takip edilmesi ve ortak toplantı yapılması konusunda görüş birliği sağlandı.

    İran İslam Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Mohammad Ebrahim Taherian Fard ise, ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Türkiye ve İran arasında ilişkilerin düzeyli ve düzenli olduğunu belirten Büyükelçi Fard, bugüne kadar iki ülke arasında 4 büyük zirve ve 26 karma ekonomik toplantısı yapıldığını paylaşarak, yakın zamanda 5. büyük zirvenin ve 27. KEK toplantısının Ankara’da yapılacağını kaydetti. Van’da konsolosluk ve banka şubesi açılması konusunda çalışacaklarını ifade eden Büyükelçi Fard, toplantıda gündeme gelen bütün konularda İran Dışişleri Bakanlığına rapor göndereceklerini söyledi. Sınır ticaretinin geliştirilmesi ve altyapının yetersizliği konusunda hemfikir olduklarını aktaran Fard, iller arasındaki ticari potansiyelin büyütülmesi konusunda karşılıklı yükümlülüklerin yerine getirilmesi gerektiğini ifade etti. Harçlar konusunda Batı Azerbaycan milletvekilleri tarafından verilen bir önerge ile bu uygulamanın başlatıldığını belirten Fard, konuyu takip ettiklerini söyledi. Van’ın İran için stratejik bir şehir olduğunu kaydeden Büyükelçi Fard, İran vatandaşlarının memnuniyetlerini bildiklerini ifade ederek, Van halkına misafirperverliklerinden dolayı teşekkür etti.

  • Kazakistan Büyükelçisi Saparbekuly’den ETSO’ya ziyaret

    Türkiye’nin Kazakistan Büyükelçisi Abzal Saparbekuly, Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası’nı (ETSO) ziyaret ederek, Yönetim Kurulu Başkanı Lütfü Yücelik ve yönetim kurulu üyeleriyle görüştü.

    Erzurum Ticaret Borsası’nın (ETB) davetlisi olarak Erzurum’a gelen Kazak Büyükelçi Saparbekuly, Erzurum Valisi Okay Memiş, Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen’i ziyaretinin ardından ETSO’yu ziyaret etti. ETB Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Oral, Avrasya Ekonomik İlişkiler Derneği (EkoAvrasya) Yönetim Kurulu Başkanı Hikmet Eren ve Dernek Genel Sekreteri Beşir Var’ın eşlik ettiği Büyükelçi Saparbekuly’i ETSO’da Yönetim Kurulu Başkanı Lütfü Yücelik, Başkan Vekili Hüseyin Polat ve yönetim kurulu üyeleri karşıladı. ETSO Yönetim Kurulu Toplantı Salonu’na geçen konuk büyükelçi burada ETSO Yöneticileriyle görüştü. Toplantıda konuşan ETSO Yönetim Kurulu Başkanı Yücelik, dost ve kardeş ülke Kazakistan’ın Büyükelçisi’ni Erzurum’da görmekten memnuniyet duyduklarını ifade etti. Türkiye ile Kazakistan arasında gelişen ilişkilerin daha üst seviyelere çıkarılmasını gönülden arzu ettiklerini dile getiren Başkan Yücelik, Türkiye ile Kazakistan arasında, Kazakistan’ın bağımsızlığını kazandığı 1991 yılından itibaren yakın ilişkiler kurulduğunu belirterek, Türkiye’nin diğer Türk cumhuriyetlerinin yanı sıra, Kazakistan’ı da ilk tanıyan ve büyükelçilik açan ülke olduğunu hatırlattı.

    “TİCARET HACMİMİZ DAHA ÇOK ARTMALI”

    Türkiye ile Kazakistan arasındaki ekonomik ilişkilerin başlandığı 1992 yılında karşılıklı ticaret hacminin sadece 30 milyon dolar olduğunu kaydeden Başkan Yücelik, bu rakamın 2017 yılında 2 milyar doların üzerine çıktığını vurgulayarak şunları söyledi;

    “Aslında bu rakam da asla arzu edilen seviyede değildir. İki ülke Cumhurbaşkanlarının da mutabık kaldığı gibi ülkelerimiz arasındaki ticaret hacmini en kısa sürede 5 milyar dolar seviyelerine çıkarmak iki ülke iş dünyasının ortak ve öncelikli hedefi olmalıdır. Erzurum özelinde düşündüğümüzde ise Kazakistan’la özellikle tarım ve hayvancılık alanlarında birlikte projeler geliştirip, uygulayabiliriz. Bu anlamda şehrimizin ciddi bir potansiyele sahip olduğu bilinen bir gerçektir.”

    BAŞKAN YÜCELİK; “KARDEŞLİĞİN GEREĞİNİ YERİNE GETİRELİM”

    Türkiye’nin Rusya ve Çin’den sonra Kazakistan’da en fazla yabancı hisseli şirkete sahip olan üçüncü ülke olduğunun altını çizen Başkan Yücelik şöyle devam etti; “Kazakistan’da; telekomünikasyon, otel işletmeciliği, gıda sanayi, bankacılık ve finans, havaalanı işletmeciliği, enerji, perakende ticaret, ilaç ve temizlik malzemeleri üretimi gibi çok çeşitli alanlarda çalışan Türk firmalarının yaklaşık 15 bin Kazak vatandaşına istihdam sağladığı ifade ediliyor. Ekonomik işbirliğinin diğer önemli alanını Türk müteahhitlik şirketlerinin Kazakistan’daki çalışmaları teşkil ediyor. Türkiye Müteahhitler Birliği verilerine göre, 2017 yılının sonu itibarıyla Türk inşaat firmaları, Kazakistan’da toplam değeri 22,8 milyar dolar olan 480’den fazla proje üstlenmişler. Bu da Türk müteahhitlik sektörü için gurur verici bir değerdir. Tüm bu potansiyeller göz önüne alınarak, ikili ticaretimizi arzu ettiğimiz şekilde artıracak yeni formüller üzerinde kafa yormalı, dost ve kardeş ülke olmanın gereğini bu şekilde yerine getirmeliyiz.

    “TÜRKİYE’NİN DESTEĞİNİ HİÇBİR ZAMAN UNUTMAYACAĞIZ”

    Ziyarette daha sonra konuşan konuk Büyükelçi Abzal Saparbekuly ise, 1991 yılında Kazakistan’ın bağımsızlığını ilan etmesinden yarım saat sonra kendisini tanıyan ilk ülkenin Türkiye olduğunu belirterek, Kazak halkının Türkiye’nin bu desteğini hiçbir zaman unutmayacağını, hep kalbinde taşıyacağını ve şükranla anacağını söyledi. Öğrencilik yıllarından itibaren 20 yılı aşkın bir süreden beri Türkiye’de olduğunu ve Türkiye’yi ‘ikinci vatanı’ olarak gördüğünü anlan Büyükelçi Saparbekuly, “Sizler Kazakistan’ı ‘Ata Yurdu’ olarak kabul ediyorsunuz. Ben de Türkiye’yi ikinci vatanım olarak kabul ediyorum. Dört çocuğum da Türkçe’yi ana dilleri gibi konuşuyor. Bu açıdan Türkiye benim hayatımda önemli bir yere sahiptir” diye konuştu.

    “TİCARET HACMİMİZ POTANSİYELİMİZİ YANSITMIYOR”

    Türkiye ile Kazakistan arasındaki ticari ilişkilerin her iki ülkenin de potansiyelini yansıtmadığının altını çizen Kazak Büyükelçi Abzal Saparbekuly, “Ama ikili ticaret konusunda Cumhurbaşkanlarımızın koyduğu hedeflere ulaşmak için çaba göstermeliyiz. İki ülke arasındaki ticaret hacmini yakın gelecekte 5 milyar dolara, orta gelecekte de 10 milyar dolar seviyelerine çıkarmalıyız. Bununla ilgili olarak, Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Projesi’nin hayata geçmesi, özellikle Kazakistan ve Türkiye arasındaki ulaşım anlamında yaşanan sıkıntılara çözüm olacaktır. Şu anda BTK Demiryolu ile Kazakistan’dan Mersin Limanı’na buğday taşımacılığı başladı. Bu anlamda özel şirketlerin ve lojistik şirketlerinin çalışmaları büyük önem taşıyor. Erzurum’un, sahip olduğu lojistik köyü ile bu hat üzerindeki önemli ulaşım noktalarında birisi olacağına inanıyoruz. Erzurum, iki ülke ticaretinin gelişmesine bir zenginlik katacaktır.”

    Kazakistan’ın bağımsızlığını ilan ettiği tarihten buyana yaklaşık 300 milyar dolar direkt yabancı yatırım çektiğini belirten Büyükelçi Saparbekuly, bunun da yıllık ortalama 21-22 milyar dolara denk geldiğini ifade ederek şöyle devam etti; “Türkiye’den 2 milyar dolar civarında bir yatırım çekildi. Bizim de Türkiye’ye 1 Milyar dolar civarında bir yatırımımız oldu. Tabi potansiyelimiz daha büyük Özellikle Erzurum açısından ilgi çekebilecek alanlardan birisi tarım ve hayvancılık. Yaklaşık yüzde 45 civarında bir sübvansiyon desteği var. Bunun yanı sıra ticari anlamda da Kazakistan, Orta Asya ve Çin pazarına ulaşma noktasında önemli avantajlar sağlıyor. Türk firmaların bu imkanları değerlendirmesini arzu ediyoruz.”

    Ziyaretin ardından Başkan Yücelik konuk büyükelçiye ziyaretinin anısına, Çifte Minare figürü işlenmiş kristal bir plaket ve gümüş işlemeli Oltutaşı tespih hediye etti. Büyükelçi Abzal Saparbekuly de Başkan Yücelik’e kol düğmesi ve kravattan oluşan bir set ile Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’in biyografisi ve ‘Astana- Ulu Bozkır Başkenti’ isimli iki kitap hediye etti.

  • Sudan Büyükelçisi Elkordofani: “Sudan’daki hammadde ile Türkiye’deki teknolojiyi birleştirmek istiyoruz”

    Denizlili iş adamlarıyla bir araya gelen Sudan Büyükelçisi Elkordofani, ülkelerindeki hammadde zenginliği Türkiye’deki teknoloji ve finans kaynaklarıyla bir araya getirmek istediklerini belirterek iş adamlarını ülkelerine yatırım yapmaya davet etti.

    Çeşitli temaslarda bulunmak üzere Denizli’ye gelen Sudan Büyükelçisi Yousif Ahmet Eltayeb Elkordofani ve beraberindeki heyet, AK Parti Denizli Mailletvekili Şahin Tin’in öncülüğünde Denizli Ticaret Borsa’nda (DTB) gerçekleştirilen toplantıda, Denizlili iş adamlarıyla bir araya geldi. Sudan’da zengin hammadde kaynakları bulunduğunu ifade eden Büyükelçi Elkordofani, Denizlili iş adamlarını ülkesine yatırım yapmaya davet etti.

    Sudan’da dünyadaki üç büyük hammadde sorunun çözümü olduğunu aktaran Elkordofani, “Sudan’da hammadde çok var ve dünyada da hammadde az. Bu hammaddeler, tarım, hayvancılık sektörü, gaz, petrol ve daha birçok alan daha. Bazı araştırmalara göre Sudan’da dünyanın üç problemine çözüm olduğu söyleniyor. Bunlardan yiyecek, su ve enerji sorunlarıdır. Bu sorunların çözümleri Sudan’da mevcut, bu hammaddeler kullanılmamış halde Sudan’da var” dedi.

    Türkiye’de ise teknoloji, gelişmiş bir idari yönetim ve finans kaynaklarının olduğunu belirten Büyükelçi Elkordofani, Sudan’daki hammaddeler ile Türkiye’deki teknoloji, idari yönetim ve finans kaynaklarının kullanılarak iki ülke arasında stratejik anlaşmaların yapılabileceğini aktardı.

    Ziraat Bankası’nın Sudan’da Şube açacağını ve geçtiğimiz Aralık ayında iki ülkenin Merkez Bankası arasında görüşmeler yapıldığını ifade eden Büyükelçi Elkordofani, Türkiye ile Sudan arasında Euro, dirhem ve lira transferinin kolay bir şekilde fiili olarak başladığını söyledi.

    Büyükelçi Elkordofani, Türkiye’deki bir hava yolu firmasının Sudan’a seferler düzenleyeceğini de belirterek, tüm özel sektörü Sudan’a beklediklerini ve Türkiye’nin son zamanlardaki gelişimi ile ilgili özel sektörün büyük paya sahip olduğunu kaydetti.

  • Vali Çeber, Ürdün Haşimi Krallığı Büyükelçisi Rifaie’yi kabul etti

    Vali Kemal Çeber, Ürdün Haşimi Krallığı Büyükelçisi İsmail Issa Rifaie ve beraberindeki heyeti makamında kabul etti.

    Karabük Üniversitesi Ürdünlü Öğrenciler Topluluğu tarafından düzenlenen “Ürdün’den Türkiye’ye Kardeşlik Köprüsü” etkinliğine katılmak üzere kente gelen Ürdün Haşimi Krallığı Büyükelçisi İsmail Issa Rifaie ve beraberindeki heyet, Vali Kemal Çeber ile bir araya geldi.

    Vali Kemal Çeber tarafından Valilik girişinde karşılanan Büyükelçi İsmail Issa Rifaie, Valilik Şeref Defteri’ni imzaladıktan sonra Valilik makamına geçti.

    Büyükelçi Rifaie’yi Karabük’te ağırlamaktan büyük mutluluk duyduğunu belirten Vali Çeber; Ürdün’ün batısındaki Ölü Deniz bölgesinde etkili olan şiddetli yağışların yol açtığı sel felaketinde öğrencileri taşıyan bir gezi otobüsünün sel sularına kapılması sonucu hayatını kaybeden 18 kişiye Allah’tan rahmet dileyerek, Ürdün halkına başsağlığı ve sel felaketi için geçmiş olsun dileklerini iletti.

    Sohbet ve karşılıklı fikir alışverişi şeklinde gerçekleşen görüşmenin son bölümünde Çeber, Ürdün Haşimi Krallığı Büyükelçisi Rifaie ve beraberindeki heyet ile birlikte Göç Müdürlüğü’nü ziyaret ederek Göç Müdürü Mehmet Akif Değirmenci’den çalışmalar hakkında bilgiler aldı.

  • Eski ABD Büyükelçisi Namık Tan: “Türkiye ve ABD ilişkilerinde duygusallık hakim”

    2010-2014 yılları arasında Türkiye’nin Washington Büyükelçiliği görevini yürüten emekli Büyükelçi Namık Tan, ABD-Türkiye ilişkilerinin geleceğini değerlendirerek, “ABD ile olan ilişkilerimizde ciddi endişeler taşıyorum. Yakın zamanda bunlardan kolay sıyrılabileceğimizi düşünmüyorum. Her iki tarafta muazzam bir duygusallık hakim, her iki taraf da sağ duyudan uzaklaşıyor” dedi.

    İzmir’de Yaşar Üniversitesi Uluslararası Hukuk Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından düzenlenen konferansa katılan emekli Büyükelçi Namık Tan, 1982 yılında Dışişleri Bakanlığına katılmasıyla başlayan ve 2014 yılında Türkiye’nin Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Büyükelçisi görevi ile son bulan meslek hayatını üniversite öğrencileriyle paylaştı. Başarılı bir diplomatı ‘kendi ülkesinin çıkarlarını başka bir ülkenin çıkarları ile dengeleyebilen kişi’ olarak tanımlayan Tan, “Diplomat; soğukkanlı, gerçeklikten asla uzaklaşmayan, duygusal olmayan, ben en büyüğüm anlayışından uzak, mütevazı, kendisine daima bir alan bırakan, hamasete yer vermeyen, en son söyleyeceği sözü asla başta söylemeyen bir kişi olmalı. Diplomaside eğer söylediklerinize dikkat etmezseniz onları bir daha geri alma şansınız olmaz. Kendi memleketinizde yaptığınız bir hatadan ötürü belki vatandaşlarınızdan özür dileyebilirsiniz ancak başka bir ülkede dileyeceğiniz özrün kendi memleketinize bir maliyeti olur. Bu yüzden her sözünüze dikkat etmelisiniz. Pek çok kişi erken emekli olduğumu düşünüyor. Ben, meslekte çok hızlı koştum ve sonunda gidecek yol bitti. Pek çok diplomat, bu ciddi stresi kaldırmak konusunda sıkıntılar yaşar” dedi.

    “Dünyaya popülizm hakim olmaya başladı”

    ABD’nin yakın bir tarihe kadar dünya dış ilişkilerinde nirengi noktası konumunda olduğunu ancak gelinen son noktada artık dünya genelinde bir kaosun yaşandığını belirten Tan, “Bir daire çizerken nirengi noktasına ihtiyacınız olur, aksi takdirde asla nizami bir daire çizemezsiniz. ABD uluslararası ilişkiler bakımından nirengi noktasıydı. Genellikle dengeleyici taraf, soğukkanlı taraf ABD olurdu. Özellikle soğuk savaş dönemi öncesi ülkeler bir düzen içinde, bu nizami daireler içinde ilişkilerini yürütürlerdi; ancak artık dünyada bir kaos dönemi yaşanıyor ve yaşanılan sıkıntılar giderek derinleşiyor. Bu kaosun içinde liderlerin kalitesi de yavaş yavaş ve ciddi anlamda düşmeye başladı. Dünyaya popülizm hakim olmaya başladı. Bu popülizm, var olan tüm değerleri aşındırdı. Bir nirengi noktası olmadığı için de herkes kendi dairesini çizmeye başladı ve iç içe geçmiş bir düzen ortaya çıktı. Dünyada her bakımdan liderlerin kalitesinde bir yükselme olacağı öngörülmediği ve güven duyulacak bir lider de olmadığı için bu sıkıntıları yaşamaya devam edeceğimizi düşünüyorum” diye konuştu.

    Tan’dan duygusallık vurgusu

    Türkiye ve ABD ilişkilerini de değerlendiren Namık Tan, Türkiye’nin ABD ile olan ilişkilerinin NATO ile paralellik arz edeceğini söyledi. Tan, “Türkiye zaten jeostratejik konumundan dolayı tüm sorunların merkezinde yer alan bir ülke. ABD ile olan ilişkimizde en temel sorunlardan biri de PKK’nın uzantısı YPG’nin Suriye’de oluşturduğu zemin. Bu zeminin arkasında ise ABD var. Ayrıca bizim Rusya ile ilişkilerimiz batı alemini korkutuyor. S-400 hava savunma sistemi alımlarımız NATO’ya bir şekilde ihanet olarak algılanıyor. Rahip Brunson gibi ilişkilerimizin temelinde olmaması gereken bir takım sorunlar bize çok ciddi sıkıntılar veriyor. ABD ile olan ilişkilerimizde ciddi endişeler taşıyorum. Yakın zamanda bunlardan kolay sıyrılabileceğimizi düşünmüyorum. Her iki tarafta muazzam bir duygusallık hakim, her iki taraf da sağ duyudan uzaklaşıyor. Uluslararası ilişkilerle uğraşan kişilerin şunu asla aklından çıkarmaması gerekiyor; NATO demek ABD demek. Bu kadar basit. NATO’da her şey ABD’nin isteği ile olur ya da olmaz. NATO ile olan ilişkilerimiz ABD ile olan ilişkilerimizle paralellik arz eder. ABD ile ilişkilerimiz iyice bozulursa NATO ile yola devam etme şansımız çok ciddi şekilde azalır” dedi.