Etiket: Büyükelçiler

  • NATA Holdingten büyükelçiler onuruna iftar programı

    NATA Holding mensuplarınca düzenlenen iftar programında pek çok ülkenin büyükelçisi bir araya geldi.

    NATA Holding mensupları, düzenledikleri iftar programıyla Ankara’da görev yapan pek çok ülkenin büyükelçisini bir araya getirdi. Kırgızistan, Türkmenistan, Kolombiya, Gabon ve daha pek çok ülkenin büyükelçisinin yer aldığı iftar programına NATA Grup Yönetim Kurulu Başkanı Namık Tanık, NATA-VEGA AVM Genel Müdürü Tahir Çelik, Mamak Belediye Başkan Yardımcısı Abdullah Özer, Mamak Kaymakamı Ali Mantı ve çok sayıda davetli katıldı.

    İftarın ardından davetlilere seslenen Kırgızistan Büyükelçisi İbragim Dzhunusov, “Kırgızistan sizlerin ata toprağınız, Türk arkadaşlarıma her zaman akraba olduğumuzu söylüyorum. Onlar da neden gözlerimizin benzemediğini söylüyor. Sizler ne zaman Batı’yla birliktelik kurduysanız, o zamandan sonra gözleriniz büyük oldu. Biz Kırgızlar, ‘Türk kardeşlerimiz gitti, ne zaman gelecek’ diye beklemekten gözlerimiz çekik kaldı ama Hz. Mevlana’nın bir kelimesi var; ‘İnsanı güzel kılan onun gözü değil, insanı güzel kılan onun yüzü değil, insanı güzel kılan onun konuşkan sözüdür.’ Çünkü söz yürekten çıkıyor. Sizlerle biz Kırgızların yürekleri ve sözleri bir, her zaman birbirimizi destekliyoruz” şeklinde konuştu.

    Mamak Kaymakamı Ali Mantı, Kırgızistan Büyükelçisine konuşmasından ötürü teşekkür ederek, “Büyüelçimiz gibi misafirlerimiz oldukça bizler dünyada en onurlu milletler arasında yer alamaya devam edeceğiz. Allah birliğimizi, beraberliğimizi, dostluğumuzu, kardeşliğimizi bozmasın” ifadelerini kullandı. (CNR-

  • 10. Büyükelçiler iftarı

    Başbakan Binali Yıldırım, terörle mücadele kararlılık vurgusu yaparak, “FETÖ, PKK, DEAŞ, PYD, YPG gibi örgütler nefretin birer ürünüdür. Demokrasiyi hukuk düzenini, adaleti, merhameti esas alan Türkiye Cumhuriyeti nefret ideolojilere ve terör örgütlerine geçit vermeyecektir” dedi.

    Başbakan Binali Yıldırım, parti genel merkezinde bu yıl onuncusu düzenlenen büyükelçiler iftarında konuştu. Yıldırım, konuşmasında, “Ramazan ayı biz Müslümanlar için gönül dünyasını zenginleştiren bir dayanışma ayıdır. Barış huzur uyum ve kardeşlik mesajlarına dünya genelinde büyük ihtiyaç duyduğumuz dönemden geçiyoruz. Farklı dinlere ve kültürlere mensup insanların bir araya gelmelerine, birbirlerini daha iyi tanımaları ve anlamalarına da her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Buna benzer buluşmaların dünyaya vereceği mesaj nettir. Hangi dinden olursa olsun, hangi inanca kültüre dünya görüşüne sahip olursa olsun, bütün insanların bir araya gelecekleri, konuşabilecekleri ve uzlaşabilecekleri bir zemin mutlaka mevcuttur. Sevgi, adalet, merhamet bütün medeniyetlerin ortak değeridir. Asıl olan ortaklıkları, benzerlikleri, uyumu, uzlaşmayı, yardımlaşmayı hedeflemek bunu öne çıkarmaktır. Türkiye’nin ruhunu anlamak isteyen herkes, özellikle Ramazan ayının ülkemize kattığı eşsiz zenginliklere dikkat etmelidir. İnsanlığın büyük bedeller ödeyerek elde ettiği insani değerler bugün hepimizin ekmek, su ve hava kadar muhtaç olduğu değerlerdir. Nefreti değil sevgiyi, öldürmeyi değil yaşatmayı ve hayatı yüceltmeyi esas alan inancımız bütün insanlığın selametini ister” ifadelerini kullandı.

    Yıldırım, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Kur’an’ı Kerim ‘hepiniz Ademdensiniz, Adem ise topraktandır’ derken bize insanlığın en büyük dersini veriyor. Mayası hamuru toprak olan insan başkasına tahakküm etmez, hesap vereceğini bilir ve bütün hayatını ona göre düzenler. İnsani değerlerden yoksun olanlarsa ise başkası üzerinde tahakküm ilişkisi kurar. FETÖ, PKK, DEAŞ, PYD, YPG gibi örgütler nefretin birer ürünüdür. Demokrasiyi hukuk düzenini, adaleti, merhameti esas alan Türkiye Cumhuriyeti nefret ideolojilere ve terör örgütlerine geçit vermeyecektir. Bu konuda bütün ülkelerle dost olmak ve işbirliği içinde olmak arzusundayız. Teröre karşı her türlü çifte standardı herkes terk etmelidir ki insanlık huzur bulsun.”

    Türkiye dış politikada da önemli atılımlar gerçekleştirdiğini anlatan Yıldırım, Türkiye’deki yabancı temsilcilik sayısının 264’e ulaştığını ifade etti. Hem bölgede hem de daha uzak coğrafyalarda daha çok dost kazanmak için çalıştıklarını belirten Yıldırım, “Siyasi diyaloğun en üst düzeyde sürdürülmesi, yüksek düzeyli işbirliği mekanizmalarını aktif hale getiriyoruz. Bölgemizdeki 19 ülkeyle bu mekanizma çerçevesinde ilişkilerimizi yürütmekteyiz” diye konuştu.

    İlişkilerin pozitif gündeme yönelmesi için Avrupa Birliği’nden somut ve yapıcı adımlar beklediklerine dikkati çeken Yıldırım, “Müzakerelerde yaşanan duraklamaya son verilmesi, yeni başlıkların açılması, vize serbestisi, gümrük birliği kapsamının genişletilerek güncellenmesi bu konuda atılabilecek ilk adımlardan sayılabilir. Kıbrıs konusunda ise iki toplumlu yeni bir ortaklığa adil ve kapsamlı bir çözüme ulaşılması için destek vermeye devam edeceğiz. Kıbrıs’ta kalıcı barışın sağlanmasına olan inancımız devam ediyor” dedi.

    Yıldırım, Filistinlilere verilen güçlü desteğin devam edeceğini belirterek, Ramazan Bayramı’nda Filistinliler için özel bir çalışma gerçekleştireceklerini ifade etti. İsrail ile ilişkilerin büyükelçi seviyesine yükseltildiğini hatırlatan Yıldırım, son dönemde Rusya ile de karşılıklı diyaloğun ilerletildiğini söyledi.

    “Müttefikimiz ABD ile eşgüdüm halinde çalışmalarımız sürecek” diyen Yıldırım, “Özellikle terörle mücadele konusunda yeni yönetimden beklentilerimiz mevcuttur. DEAŞ’la uluslararası mücadelemizde müttefiklerimiz ve ortaklarımızla işbirliği içinde hareket ediyor, koalisyon güçlerini askeri üslerimizde misafir ediyoruz. Ortaklarımızdan biriyle üs konusunda ikili düzeyde bazı pürüzler yaşansa da terörle mücadeleye katkımız bundan etkilenmeyecektir. Bizim kapımız terörle mücadelede bütün dostlara açıktır. Ancak, kendi şartları buna uymuyorsa, bu mücadeleye başka bir çerçevede katkı vermeyi tasahhur ediyorlarsa bu konu elbette kendi takdirlerindedir. Terörle mücadele konusunda bütün dünya ülkeleri olarak ortak bir duruş sergilemeliyiz. Ancak, terörle mücadele konusunda hepimize büyük sorumluluklar düşüyor” diye konuştu.

    Günümüzde küresel çözüm gerektiren insani krizlerin katlanarak arttığını anlatan Yıldırım, Suriye ve Irak’taki duruma işaret etti. Suriye ve Irak’ta yaşanan terör tehdidinin bertaraf edilmesi için gerekli önlemlerin alındığını belirten Yıldırım, DEAŞ terör örgütünden Suriye’deki önemli bir bölümün temizlendiğini hatırlattı. Yıldırım, bugüne kadar olduğu gibi bundan böyle de sınırlarda ne teröre ne de tek yanlı oldu bittilere rıza gösterilmeyeceğine dikkati çekti. Üzerimize düşen görevi yerine getireceğiz. Katar ile diğer körfez ülkeleriyle baş gösteren krizin çözüme ulaştırılmasının en temel beklentileri olduğunu anlatan Yıldırım, bu konuda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dünya liderleriyle diplomasi trafiğini sürdüğüne işaret etti.

    Yıldırım, konuşmasında şunları kaydetti: “Büyük çoğunluğunuz, 15 Temmuz hain darbe girişiminin canlı birer şahidisiniz. Her birinizden beklentimiz, 15 Temmuz ve sonrasında olup bitenleri açık bir şekilde ülkelerinize anlatmanızdır. Bu konuda istediğimiz mesafeyi alabildiğimiz kanaatinde değilim. Hala demokrasi mücadelemizi bu hain örgütün küresel planlarını layıkıyla anlayamayan çevreler olduğunu görüyoruz. FETÖ’nün yurtdışındaki uzantıları halen ülkemiz aleyhinde faaliyet göstermeye devam ediyor. Her kurumumuz bu konuda sizlere yardımcı olma konusunda talimatlandırılmıştır. Bütün kanallarımız sizlere açıktır. Bu konuya eğilmenizi bekliyoruz. Biz bütün ülkeleri dost olarak görüyoruz, bundan sonra da dostlarımızla kardeşlerimizi dayanışma ve işbirliğini artırarak sürdüreceğiz. İnşallah yeni süreçte ilişkilerimiz ve işbirliklerimizi daha ileriye taşıyacağız” açıklamasında bulundu.

    Azerbaycan’ın Ankara Büyükelçisi Faig Bağırov da bir konuşma yaptı. Bağırov, “Ramazan insanların ruhlarını ve düşüncelerini aydınlatan barış, birlik ve ahlaki saflık gerektiren kutsanmış bir aydır. Müslümanlar yüce Allah’ın huzurunda yerine getirme, kişisel menfaat üzerinde manevi mükemmeliyetin zaferi olanağına sahiptirler. Kardeş Türk halkına barış ve kalkınma dileklerimden onur duyarım. Türkiye Cumhuriyeti arkada bıraktığımız kasa zaman içinde kritik ve önemli bir dönemden geçmiştir. 15 Temmuz’da hain darbe girişimi yaşanmıştır. Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın halka çağrılarıyla Türk halkı ve Türkiye devleti birlik ve beraberlik sergileyerek darbe girişimine karşı çıkmıştır. Bu bize bir daha kardeş Türkiye’de halk ve devlet birliği ne kadar güçlüdür onu göstermiştir. Kahraman Türk halkı bu durumu 16 Nisan’da bir kere daha sergilemiştir. 2023 hedefleri için Cumhurbaşkanlığı sistemine evet demiştir. Bugün Türkiye yalnızca bölgesel değil aynı zamanda uluslararası eğilimler için de doğrudan etkiye sahip önemli bir faktördür” ifadelerini kullandı.

  • Büyükelçiler Çanakkale’de

    Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), Türkiye’de görev yapan yabancı misyon temsilcileri, büyükelçileri ve ailelerine yönelik Çanakkale’de ’Büyükelçiler Buluşması’ düzenledi.

    Bu yılki etkinliğin bu zamana kadar yaptıklarına oranla çok daha büyük ilgi gördüğünü, 76 ülkenin büyükelçiliklerinden gelen 180 katılımcıyı misafir ettiklerini belirten TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, “Amaç Türkiye ile diğer ülkeler arasındaki etkinliği arttırabilmek, diyaloğu güçlendirmek, her alanda ilişkilerimizi bir adım daha ileriye götürebilmektir. Türkiye’nin çok önemli hedefleri bulunuyor. Özellikle Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin ortaya koymuş olduğu Cumhuriyetimizin 100. kuruluş yıl dönümünde 500 milyar dolar ihracat hedefimiz var. 625 milyar dolar ithalat hedefimiz var. Toplamda Türkiye’nin 2023 yılında 1.1 milyon dolarlık bir dış ticaret hedefi var. Bu hedefimizi tek başımıza yapmayacağız. Bunu sizlerle birlikte yapacağız. Bunu yaparken de bir taraftan sizlerden mal alacağız, bir taraftan mal satacağız. Bunu yapabilmek için de sizlerle birlikte daha çok çalışıp ilişkilerimizi daha çok geliştireceğiz. Bugün bu salonda dünya nüfusunun yüzde 27’si, dünya milli gelirinin yüzde 23’ü, dış ticaret hacminin yüzde 31’i ve Türkiye ihracatının yüzde 44’üne tekamül eden ülkeler var. O yüzden 76 ülkenin çok değerli büyükelçi ve bürokratlarına buradan iş birliğinde bulunma konusunda, birbirimize destek olma konusunda çağrıda bulunmak istiyorum” dedi.

    “Allah’a çok şükür ki biz bu hain girişimden etkilenmedik”

    15 Temmuz’da çok talihsiz bir olay yaşadıklarını söyleyen Büyükekşi, “15 Temmuz gecesi özellikle Türk Silahlı Kuvvetleri içinde yuvalanmış, asker elbisesi giymiş terörist FETÖ tarafından hain bir darbe girişimine kalkışıldı ama başta sayın Cumhurbaşkanımızın, Başbakanımızın ve asil milletimizin cesareti sayesinde bu darbe girişimi püskürtüldü. Söz konusu girişim maalesef yurt dışında bazı ülkelerde tiyatro, oyun gibi son derece yanlış bir şekilde telaffuz edildi. Ancak o gece ve gündüzünde çok sayıda kişi hayatını kaybetti ve yaralandı. Öyle ki bu teröristler 50 kişinin ölümüne neden olan Türk polisinin olduğu yere uçakla bomba attılar. Türkiye Cumhuriyeti’nin yönetildiği Meclisimize bomba attılar ve bir yabancı milletin askerinin yapmayacağı şeyi bu teröristler gerçekleştirdi. O yüzden biz bütün büyükelçilerimize, yabancı misyon şeflerimize şunu söylüyoruz, bu girişimden sonra biliyorsunuz Türkiye’de tüm kesimler bir araya geldi. Bir aydan fazla bir süre bütün şehirlerimizde demokrasi mitingleri yapıldı. Bunu taçlandırmak için de Yenikapı’da yaklaşık 5 milyon kişinin katılımıyla, dünyada ilk olduğunu düşündüğümüz bir miting gerçekleşti. Bu birlik beraberliğin aslında tüm dünyaya mutlaka örnek olması lazım. Bu örneğin sadece kendi kendimize değil, siz değerli dostlarımız tarafından hem memleketinizde hem de ulaşabildiğiniz diğer yerlerde işin doğrusu anlatılması lazım. Ama Allah’a çok şükür ki biz bu hain girişimden etkilenmedik” ifadelerini kaydetti.

    “Bizle paylaştığınız bu mesajı iş adamlarımızla, hükümetlerimizle ve halklarımızla paylaşacağız”

    Kongo Büyükelçisi Marsel Mulumba Tşidimba ise kendilerine verilen mesajı ülkelerine götüreceklerini belirtti. Türk halkına özellikle de 15 Temmuz’da hayatını kaybeden masumlara taziyelerini ileten Tşidimba, “Ailelerinin acılarını paylaşıyoruz. Rakamlar elimde yok, ben bir diplomatım. Ama buradaki ben dahil bütün arkadaşlarım, bizle paylaştığınız bu mesajı iş adamlarımızla, hükümetlerimizle ve halklarımızla paylaşacağız. Oradan buraya yeni misafirler getireceğiz” dedi.

    “Genç Cumhuriyetimizi kurduğumuz bu temel ilkeler hep rehberimiz olmuştur”

    Çanakkale Valisi Hamza Erkal, 15 Temmuz’daki darbe girişimine ilişkin “Çanakkale’de 1915’te yaşanan ’son centilmenler savaşından’ sonra genç Cumhuriyet kuruldu, bu genç Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk basamakları orada atıldı. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk bu savaşta ortaya çıktı. Dolayısıyla, bu süreçten sonra genç Cumhuriyet, tamamen çağdaş batılı değerler üzerine oturtulan ilkeleriyle kuruldu. Bizim Cumhuriyetimizin kuruluş ilkeleri özellikle çağdaş devletlerden aldığımız demokrasi, hukukun üstünlüğü, özgür basın, laiklik gibi kavramlar üzerine kuruldu. Bizim özenerek aldığımız ve üzerine genç Cumhuriyetimizi kurduğumuz bu temel ilkeler hep rehberimiz olmuştur” diye konuştu.

    Ancak kendilerinin hayatın her aşamasında bu ilkelerde hep eksiklik olduğunu söyleyip, daha mükemmel hale getirmek için uğraştıklarına ifade eden Vali Erkal, “Bütün üniversitelerimizde, okullarımızda, akademik çevrelerde demokrasinin tabandan değil tepeden geldiğini eleştirerek, dolayısıyla da demokrasinin bu sebeple iyi oturmadığından bahsederek dem vururuz. Ancak 15 Temmuz’da yaşanan o darbe girişimiyle biz şunu fark ettik ki bizim insanımızın her hücresine, DNA’sının en ince şifresine kadar demokrasi ruhu girmiş ve o insanlar onu özümsemişler. Fakat, biz o günün akabinde şunu fark ettik ki bizim bu ilkeleri özenerek aldığımız batılı, çağdaş devletler maalesef ki o gün bu girişime karşı kulaklarını tıkadılar, gözlerini yumdular, özgür basını dediğimiz o basın aylar geçti hala bu durumu görmemekte ısrar ediyor. Bizim en büyük üzüntümüz bu. Değerleri onlardan aldık. Bu değerlerin sahipleri olduğunu düşündüğümüz bu ülkelerin nasıl olur da böyle davrandıklarını gördüğümüzde inanın hayal kırıklığına uğradık” dedi.

    “Bizim tek istediğimiz gerçeklerin görülmesi ve aka ak, karaya kara denilmesidir”

    Misafir ettikleri bütün büyükelçilerin, bütün ülkelerin temsilcilerinin bu durumun farkında olduğunu, bu durumu kendi ülkelerine, halklarına anlatacaklarına inandığını söyleyen Vali Erkal “İşte biz bu ilkeleri aldığımız o ülkelerin bunları görmemesini üzüntüyle karşıladığımız gibi sonraki süreçte anlatma gayretine girsek de anlamadıklarını, anlamamaya çalıştıklarını da gördük. Bizim tek istediğimiz gerçeklerin görülmesi ve aka ak, karaya kara denilmesidir. Başka hiç bir isteğimiz yoktur. O gün o kalkışmayı yapanlar, aynı Troia’daki atın içine saklanarak şehre giren gizli askerler gibi o gün bizim içimize sızmışlardır. Bizim içimizden çıkmış olsalar da bu vatana, kendi milletine kurşun sıkan, silah atan, uçaklarla, tanklarla, kendi vatandaşını öldüren bir grubun hoş görülmemesi gerektiğini düşünüyoruz. Teröriste terörist demek gerektiğini buradan ifade etmek istiyorum. Şimdi AB’nin ve batılı devletlerin bir çoğunun teröristler listesinde gördüğü PKK’yı dahi orada nasıl bir serbestlik, özgürlük gösterdiklerini de gördükçe inanın bizler çok üzülüyoruz. Çünkü biz genç Türkiye Cumhuriyeti’ni sizin medeniyetin birikimlerinden edindiğimiz ilkeler üzerine kurduk. Ama bu ilkelere en sadık kalması gereken o ülkeler olması gerekirken, maalesef onun öyle olmadığını görmek bizi hayal kırıklığına uğratıyor” şeklinde konuştu.

  • Kılıçdaroğlu: “Sıradan Bir Dava Olmadığı İçindir Ki Büyükelçiler Ve Konsoloslar Bu Davayı İzlemeye Gidiyorlar”

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, gazeteciler Can Dündar ve Erdem Gül’ün davasına katılan konsoloslara yönelik eleştirilere ilişkin, “Bu dava sıradan bir dava değildir. Sıradan bir dava olmadığı içindir ki büyükelçiler ve konsoloslar bu davayı izlemeye gidiyorlar. Anayasanın 141’inci maddesine göre mahkemelerdeki duruşmalar herkese açıktır. Herkes gidip duruşmayı izleyebilir. Sizin ne işiniz var orada demek, anayasanın bu maddesi karşısında havada kalıyor” dedi.

    CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM’deki grup toplantısında yaptığı konuşmada, gazeteciler Can Dündar ve Erdem Gül’ün yargılandığı MİT TIR’ları davası ve duruşmaya katılan konsoloslara yönelik tepkilere ilişkin, “Bir ayıptan Türkiye’nin kurtulması lazım. İki gazeteci bir haber yaptı, gazetelerde yayınlandı. Haber yanlış mıydı? Hayır. Uzun bir mücadeleden sonra Anayasa Mahkemesi karar verdi. ‘Tutuklanmalarına gerek yok, bunlar delil gizleyemezler, zaten haber yayınlanmış. Ayrıca insan haklarına aykırı, hak ihlali var.’ Serbest bıraktı. Vay sen misin serbest bırakan. Bu dava demokrasinin yargılandığı bir davadır. Türk hukuk sisteminin yargılandığı davadır. Bu dava sıradan bir dava değildir. Sıradan bir dava olmadığı içindir ki büyükelçiler ve konsoloslar bu davayı izlemeye gidiyorlar. Siz misiniz bu davayı izlemeye gelenler? Ne söylüyor; ‘Siz kimsiniz ya sizin ne işiniz var orada. Diplomasinin de bir edebi, adabı var. Burası senin ülken değil, burası Türkiye.’ Evet burası Türkiye, onun ülkesi, daha farklı orada insan hakları var. Onların ülkelerinin çoğunda demokrasi var. Bir yere gelmek, o yerin hakkını vermek bir erdem işidir. Bu millet sizi Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturtmuşsa bu koltuğun hakkını vermek zorundasınız. Her şeye maydanoz olan, her konuda konuşan bir kişi Cumhurbaşkanı olamaz. 78 milyon vatandaşı kucaklayacak bir dil kullanırlar. Ama bizde böyle bir özellik yok. Peki bunlarda çıkıp deseler, ‘kardeşim sizin ne işiniz var Suriye’de’ ne diyeceksin. Anayasanın 141’inci maddesine göre mahkemelerdeki duruşmalar herkese açıktır. Herkes gidip duruşmayı izleyebilir. Sizin ne işiniz var orada demek anayasanın bu maddesi karşısında havada kalıyor” ifadelerini kullandı.

    İş adamı Rıza Sarraf’ın ABD’de tutuklanmasına da değinen Kılıçdaroğlu, “Rıza Sarraf ABD’de tutuklandı, birilerinin gece uyuması biraz zor. Şimdi Sayın Erdoğan ABD’ye gitti. Herhalde Rıza Sarraf’ı ziyaret eder hapishanede. Arkadaşlıkları var çünkü, devletin protokolünde yer ayırmışlardı. Ayıptan Türkiye’yi temizlemenin birinci yolu 17-25 Aralık soruşturmalarını yeniden açmaktır. Diyorlar ki, ’Bu Rıza Sarraf tutuklandı ama bizimle ne ilgisi var” ifadelerini kullandı.

  • Emine Erdoğan, Kadın Büyükelçiler Ve Büyükelçi Eşlerini Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde Ağırladı

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, “Sultanahmet Meydanı’nda, tarihin kalbine yapılan bu saldırıyı insanlığa ve insanlık mirasına ihanet kabul ediyorum. Ülkemizin huzuruna kasteden bu tür girişimler amacına hiçbir zaman ulaşamayacak. Birlik ve beraberliğimiz, teröre karşı en güzel cevap olacaktır” dedi.

    Emine Erdoğan, 8. Büyükelçiler Konferansı vesilesiyle Türkiye’de bulunan büyükelçi eşlerine Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde öğle yemeği verdi. Yemeğe, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun eşi Hülya Çavuşoğlu, kadın büyükelçiler ve 150’ye yakın büyükelçi eşi katıldı. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleşen yemekte Emine Erdoğan misafirlerine hitaben bir konuşma yaptı. Konuşmasının başında dün Sultanahmet Meydanı’nda gerçekleşen terör saldırısını şiddetle kınadığını ifade eden Emine Erdoğan, “Sultanahmet Meydanı’nda, tarihin kalbine yapılan bu saldırıyı insanlığa ve insanlık mirasına ihanet kabul ediyorum. Ülkemizin huzuruna kasteden bu tür girişimler amacına hiçbir zaman ulaşamayacak. Birlik ve beraberliğimiz, teröre karşı en güzel cevap olacaktır” dedi.

    “İNSANİ DİPLOMASİ İLE ÇOK ÖZEL İLİŞKİLER GELİŞTİRDİK”

    Dünyanın en geniş diplomatik ağlarından biri olan ve sayısı 234’e ulaşan Türkiye’nin dış temsilciliklerinin, geçen 10 yılda dünyada değişen Türkiye algısında olumlu rol oynadığını vurgulayan Emine Erdoğan, şunları söyledi:

    “Eskiden Türkiye, yeri dahi bilinmeyen bir ülkeyken, bugün sağlam şahsiyetiyle, kararlı dış politika hedefleriyle tanınan ve bilinen bir ülke haline geldi. Afrika’dan Amerika’ya, uzak Asya’dan Avrupa’ya, ’insani diplomasi’ ile çok özel ilişkiler geliştirdik. Gittiğimiz birçok ülkede, insanlarla artık gönül diliyle anlaşabiliyoruz. Uluslararası ilişkileri, bir menfaatler savaşı olmaktan çıkarıp, medeniyetimizin taşıyıcı unsuru haline getiriyoruz. Kurduğumuz bu ilişkilerin beni en mutlu eden yanı, gelişmekte olan ülkelere yaptığımız insani yardımlardır. Türkiye son on yıldır, büyüyen ekonomisinin gücünü, az gelişmiş ülkelerle paylaşıyor. Bu da ülkemize bereket getiriyor. Dış yardımda, 3.5 milyar dolarla dünyanın önde gelen ülkeleri arasındayız. Gayri safi milli hasıla bazında birinci sıradayız. Dünyanın en cömert ülkesi sıfatını taşımak hepimiz için gurur vesilesidir.”

    2015 yılının Orta Doğu’nun mazlum hakları için zor bir yıl olduğuna vurgu yapan Emine Erdoğan, 2.5 milyon Suriyeli ve Iraklının Türkiye’de devletin ve sivil toplum kuruluşlarının katkılarıyla misafir edildiğini hatırlatarak, “Anadolu’nun dört bir yanında, Suriyeli kardeşlerimize evlerini açan, onlarla ekmeğini paylaşan, nice güzel insan olduğunu biliyorum. Bu vesileyle, onların yüce gönüllerini buradan selamlıyorum” şeklinde konuştu.

    “BİR İNSANI KURTARMAK, İNSANLIĞI KURTARMAKTIR”

    Suriye’deki insani trajedinin yeni bir aşamaya girdiğine ve Madaya kasabasında olduğu gibi artık açlıktan ölümlerin başladığına işaret eden Emine Erdoğan, “Yalnızca Madaya’da, 40 bini aşkın insan kuşatma altında ve gıdaya ulaşamıyor, burası gerçekten, artık sözün bittiği yer” dedi. Erdoğan, “Uluslararası toplumun duyarsız kaldığı bu durumda, bize düşen, insani ve vicdani diplomasi dilini sürdürmek, elimizden gelen insani yardımı onlardan esirgememektir. Bir insanı kurtarmak, insanlığı kurtarmak demektir” değerlendirmesinde bulundu.

    “Kadın duyarlılığının, siyasetin sert köşelerini yumuşatarak, uluslararası ilişkileri daha insani bir düzleme taşıdığına inanıyorum” diye konuşan Emine Erdoğan, Dışişleri camiasının kadın fertlerinin insani ve vicdani diplomasi dilini kullanmak ve insani yardımları sürdürmek için Dışişlerinin geniş uluslararası ağının bir avantaj oluşturduğunu kaydetti.

    GÖNÜL ELÇİLERİ SEFERBERLİĞİ

    Bu duyarlılığın önce yurt dışında yaşayan soydaşlarımız için gösterilebileceğine değinen Emine Erdoğan, “Bu vesileyle, ’Gönül Elçileri’ adıyla Türkiye’de başlattığımız seferberliği, bu kurumlarımızın desteği ile Avrupa’ya taşıma noktasında, sizlerin de katkısını bekliyorum. Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızı, oradaki kimsesiz evlatlarımıza sahip çıkmaya davet ediyorum. Onları ancak bu himayelerle kimlik bunalımından koruyabilir, özleriyle barışık bireylere dönüştürebiliriz” ifadelerini kullandı.

    Konuşmasının sonunda davetine icabet ettikleri için misafirlerine teşekkür eden Emine Erdoğan, konuşmasını, 2016 yılının 2015’ten dahi iyi bir yıl olması, barış ve huzur getirmesi dileğinde bulunarak tamamladı.