Etiket: bütçe

  • Kırkpınar ağalığı için 1,5 milyon lira bütçe ayırdı

    657’nci Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri ağa adaylığı için 1,5 milyon lira bütçe ayırdığını ifade eden işadamı Ahmet Çetin, “FETÖ hala cirit atıyor. Ağalık ihalesine FETÖ’nün karışmayacağını kim bilebilir ki?” dedi.

    16 Temmuz tarihinde Sarayiçi Er Meydanı’nda 657’nci Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri ağalık ihalesine aday olacağını açıklayan işadamı Çetin, ağalık ihalesi için 17 bin TL Edirne Belediyesine teminat yatırdığını belirtti. Bir alışveriş merkezinde basın toplantısı düzenleyen Ahmet Çetin, Kırkpınar ağasının Edirne’den çıkması gerektiğini savunarak, “Edirne’ye gelen herkes dışarıdan geliyor. Alıp gidiyorlar. Edirne’ye hiçbir şey bırakmıyorlar. Ben, Edirne’ye nasıl faydalı olabiliriz, bunun peşindeyim. Biz ancak yemeyi biliyoruz. Birileri dışarıdan gelip kalbimizi söküyor, ayağımız kırıyor, yollarımız kapatıyor” dedi.

    “Hangi yatırımı yapmış”

    7 yıl üst üste Kırkpınar Ağalığı yapan Seyfettin Selim hakkında da açıklamalarda bulunan Çetin, “Seyfettin Selim sevdiğim bir dostumdur. Edirneli olmaması sorun değil, çünkü kimliğinde T.C. yazıyor. Ancak Edirne’ye getireceği bir şey yok. 7 yıldır ağa. Hangi yatırımı yapmış? Hangi kişiye yatırım yaptırmış! Edirne’ye gerçekten bir yatırımcının gelmesi lazım ve bunun da Edirne’den çıkması lazım. Sadece Ahmet Çetin değil, Edirne’de yaşayan herkes Edirne için bir şeyler yapsın. Ağalık Edirne’ye kalsın. Gönül ister ki başpehlivan da Edirne’den çıksın. Er Meydanı Edirne’deyse ağa da, başpehlivan da neden Edirne’den çıkmasın? Edirne’deki işsizlik yüzünden gençler ailelerinden koparak çalışmak için Çorlu’ya, İstanbul’a İzmir’e taşınıyor. Edirne’ye yatırım yaptıracak adam gelsin, hava atacak adam değil” şeklinde konuştu.

    Edirne’ye ağaların yatırım yapmadığını dikkat çeken Çetin, “Edirne’de üç akarsu var. Üçü de denize akıyor. Eskişehir’e belediye başkanı deniz getiriyor, bizdekiler suyu denize atıyor. Belediyeler iktidardan olmalı. Recep Bey iyi biri ama iktidar değil. İktidarsız şehirler çok gelişmez. İktidarlı şehirlerin 1 saatte alacağını iktidarsız şehirler 1 yılda alır. Recep Bey Ankara‘ya çok gidiyor ama Edirne’ye getirdiği bir şey yok. Bunlar gerçekler. Çöp kokuyor her taraf. Edirne sadece Mehmet Müezzinoğlu’na, Recep Gürkan’a ipotekli değil. Avrupa’ya bakan yüzüz diyorsun ama Edirne köy. Ağa, Bakan, Hükümet, Belediye başkanı birlik olmalı” ifadesini kullandı.

    “FETÖ’cüler cirit atıyor”

    3 dönem belediye başkan aday adayı olduğunu hatırlatan Çetin, “Üçünde de FETÖ’cüler karşımdaydı. İl ve ilçe yönetiminde FETÖ’cüler devam etmekte. Edirne’de FETÖ’cüler cirit atmakta. Ağalık adaylığına FETÖ karışmayacağını kim bilebilir? Kendilerini korumak için zırh altına almayacaklarını kim söylüyor?” diye konuştu.

  • TBMM Genel Kurulunda bütçe görüşmeleri

    ANKARA (İHA) – MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman, anayasa değişikliğine ilişkin, “İlgili metne bakınca, yürütmede çift başlılıktan kurtarıldığı, güçlü bir parlamento oluşturulduğu, cumhurbaşkanının yetki ve sorumluluklarında bir denge kurulduğu anlaşılacaktır” dedi.

    TBMM Genel Kurulunda bütçe görüşmeleri devam ediyor. MHP adına MHP Genel Sekreteri ve Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman ve MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Antalya Milletvekili Mehmet Günal konuştu.

    Büyükataman, İstanbul’da hayatını kaybeden şehitlere Allah’tan rahmet dileyerek, Türk milletinin bir ve beraber olduğunu ifade etti.

    Türkiye’nin ağır ve olumsuz şartların hüküm sürdüğü kritik bir dönemden geçtiğini söyleyen Büyükataman, “Milli güvenlik sorunu ağırlaşmakta, iç ve dış güvenliğimiz çok ciddi tehlike ve tehditlere maruz kalmaktadır. Türkiye çok ciddi beka sorunu ile karşı karşıyadır. Ülkemiz uzun süredir karmaşık olayların, kaotik gelişmelerin baskı ve kuşatması altındadır, adeta Sırat Köprüsü’nden geçmektedir” ifadelerini kullandı.

    15 Temmuz darbe girişimine değinen Büyükataman, “Gayemiz bu tür düşmanlıkların tekrarına mani olmaktır. İstiklalimiz, iktidar ve imtiyaz kaybetme korkusuyla değil, kucaklaşma, dayanışma, ortak değer ve milli gerçeklerde buluşmayla teminat altına alınmaktadır. Bu nedenle Türk siyaseti ucuz hesap yapmadan, çatışma ve çekişmeye kapılmadan Türkiye’nin ana meselelerine çözüm getirmeye mecburdur. Milliyetçi Hareket Partisi her vesileyle açıkladığı hassasiyetleri, ilke ve esaslarına bağlı bulunmak şartıyla, milleti ve ülkesi için her olumlu, anlamlı teşebbüse vardır ve gereğini yapmaktadır. 15 Temmuz darbe girişimi, uzun yıllar boyunca, sistemli çabalarla bir çetenin devlete nasıl sızdığını korkutucu biçimde ortayla koymuştur. Karşımızdaki büyük resim vahimdir. FETÖ ile mücadelede bu yapının siyasi ayakları hala açıklığa kavuşmamış, 15 Temmuz sonrası FETÖ bağlantılı soruşturmalar ayıklama ve tasfiye süreci sadece bir kuruma doğru dürüst uğramamıştır, bu kurumda siyaset kurkumudur. Bu açığa çıkarılmadan, ne FETÖ anlaşılabilecek ne de 15 Temmuz darbe girişimi tüm yönleriyle aydınlanabilecektir. Siyasi ayaklar ortaya çıkarılmadan, FETÖ ile mücadele topal kalacak, bu habis terör örgütünün kökünün kazınması mümkün olmayacaktır” şeklinde konuştu.

    Kıbrıs’taki çözüme ilişkin olarak Büyükataman, “Kıbrıs müzakerelerinin bam teli şüphesi topraktır, toprak ise vatandır, namustur, pazarlık konusu yapılamayacaktır. Bu millî ilkenin Kıbrıs Türklüğünün vazgeçilmezi olduğunu bilmek, görmek ve teyit etmek şarttır. Kıbrıs müzakerelerinde adil ve kalıcı bir çözüme ulaşılması son derece acil ve önemlidir ancak sırf çözüm olsun diye de tavizlerle Türk vatanını terk etmek, tarihî hak ve çıkarlarımızdan bir çırpıda ayrılmak yanlıştır ve bunu tasvip etmemiz de imkânsızdır. Kıbrıs’taki Türk toplumunun aleyhine, kazanımlarını sekteye uğratacak, egemenlik haklarını hiçe sayacak herhangi bir anlaşma veya uzlaşmanın milletimiz nezdinde itibar veya inandırıcılığı olmayacaktır” diye konuştu.

    Büyükataman 15 Temmuz’dan sonra yeni anayasa ihtiyacının arttığına dikkat çekerek, “Türkiye’de hiçbir şey 14 Temmuz’daki gibi olmayacak. Milletimizin yeni bir soluğa, yeni bir hukuki mutabakata yönelik talebi hissedilir ölçüde fazladır. Milliyetçi Hareket Partisi Anayasa’nın tadilatına veya yeniden yazılımına dair toplumda oluşan beklentiye sıcak ve olumlu bakmaktadır. Anayasa değişikliği konusunda inisiyatif almamız, fiili dağınıklığı ve çarpıklığı çözme irademiz, yalnızca Türkiye ve Türk milletinin geleceğine dair duyduğumuz sorumluluk anlayışımızdan kaynaklanmaktadır. Türkiye’nin adım adım felakete doğru ilerlemesini istemiyorsak, siyaset kurumu olarak devreye girmeli ve mutlaka tedbir almalıyız. Anayasamızın hiçbir yerinden ‘Türk’ ibaresinin çıkarılması önerilmemekte, bu bir tartışma alanı değildir. Anayasamızın ilk dört maddesi tartışma konusu değildir. İlgili metne bakınca, yürütmede çift başlılıktan kurtarıldığı, güçlü bir Parlamento oluşturulduğu, Cumhurbaşkanı’nın yetki ve sorumluluklarında bir denge kurulduğu anlaşılacaktır. Bu çalışma, Başkanlık sistemine geçiş değil, Cumhurbaşkanı’nın sınırsız şekilde kullandığı yetkileri sınırlandırmak ve Cumhurbaşkanı’na sorumluluk yüklemektir. Parlamento yasama ve denetleme faaliyetlerinde daha güçlü hale getirmiş, buna paralel olarak yargı denetimine imkan sağlanmıştır. Sistem rejim tartışmaları gerektiren bir durum söz konusu değildir.”

    MHP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Günal, Türkiye’nin sıcak para akışına dayalı, üretmekten çok tüketmeye, bilgi ve teknoloji yoğun yerine hizmet sektörüne yatırımların sürdürülebilir olmadığını söyleyerek, “Türkiye’nin böylesine ekonomik yapıya kavuşması, önümüzdeki yılların şekillendirmesini etkileyecek önemli hususlardan birisi olacaktır. Kısacası başta terör olmak üzere, işsizlik, yoksulluk, gelir dağılımındaki adaletsizlik, eğitim sistemindeki çarpıklıklar, sosyal güvenlik sistemindeki yetersizlikler ile her alanda yaşanan yozlaşma ve yolsuzluk, türkiye7nin önünde duran köklü temelleri bulunan başlıca sosyo-ekonomik sorunlardır. Bu nedenle 2023’e kadar olan dönemde; ülkemizin kaybettiği zamanın her almanda oluşan tahribatın, açıkların telafi edilmesi gerekmektedir. Bu açıkların kapatılması, bu amaca ulaşılması yapısal reformların hızla hayata geçirilmesi halinde Türkiye 2023 yılında bölgesel güç ve küresel aktör olabilecek, 20 ekonomik, sosyal, siyasi, teknolojik ve stratejik alanlarda küresel ölçekte etkili bir güç ve lider ülke haline gelecek, bunu sürdürebilir hale getirecektir” şeklinde konuştu.

    Günal, şöyle konuştu:

    “Terörle ve teröristle etkin bir şekilde mücadele edilirken vatandaşların can ve mal güvenliğini öncelikle temin etmek ve zarar görmelerine fırsat vermemek gerekmektedir. Terörle mücadele sırasında haksız ile haklı, suçsuz ile suçlu ayırt edilmeli ve mücadele hukuk devletinin yöntemleriyle kararlı bir şekilde sürdürülmelidir. Güvenlik birimlerinin yaptığı mücadelenin yanı sıra, istismar edilen ve bu nedenle terörü besleyen unsurların da ortadan kaldırılmasına dönük olarak ekonomik, sosyal, psikolojik, idari, demografik ve kültürel etkenlerin ortadan kaldırılması temelinde bir mücadele yürütülmelidir. Bu kapsamda, ekonomik ve sosyal konularda da çözümü önerilerimizi içeren, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesini Kalkındırma Programı Sayın Genel Başkanımız Devlet Bahçeli Bey tarafından eylül ayı sonunda kamuoyunun dikkatine bir basın toplantısıyla sunulmuş bulunmaktadır. Buradaki programın temel amacı Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerimizdeki 23 ilde ekonomik büyümeyi, sosyal gelişmeyi ve toplumsal uzlaşmayı artırarak millî birlik ve bütünleşmeyi sağlamaktır. Çağdaş dünya nimetlerinden bütün vatandaşlarımızın hakça yararlandığı bir kalkınma modelinin gerçekleştirilmesi bu programın esasıdır.”

  • 2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı görüşmeleri

    Başbakan Binali Yıldırım, CHP’nin ‘bu anayasanın arkasında kim olacak’ dediğini hatırlatarak, “Buradan açıkça söylüyorum, bu anayasanın arkasında 316 imzası olan AK Parti grubu olacak, uzlaşarak ülke sorununu çözmede siyaset üstü bir anlayış gösteren MHP olacak. Eğer, Meclis onay verdiğinde milletin önüne giderse 79 milyon vatan evladı olacak” dedi.

    Başbakan Binali Yıldırım, TBMM Genel Kurulunda gerçekleştirilen 2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı görüşmelerinde konuştu. Yıldırım, görüşmeler esnasında önerileri, katkıları, uyarıları ile 2017 bütçesinin oluşmasına katkı sağlayan bütün milletvekilleri, plan ve bütçe komisyonu üyeleri, bütün uzmanlara teşekkür ederek, “Ayrıca siyasi partilerimizin genel başkanları ve grup başkanvekillerine teşekkür ediyorum. Sözlerimin hemen başında FETÖ, BETÖ bölücü terör örgütlerine karşı hayatlarını rotaya koyan, bu uğurda şehit olan Aziz yiğitlerimizi rahmetle, minnetle, şükranla anıyorum. Türkiye, büyük hedefleri olan ve bu hedefler doğrultulsunlar geleceğe yürüyen bir ülkedir. Türkiye, bayrağımızla, milletimizle ne kadar gurur duysak yeridir. Bu Aziz millete hizmet etme imkanı verdiği için Rabbime hamdediyorum. Bütçe görüşmeleri, bütün ülkenin gündemini özetleyen metin ve görüşmelerdir. Bu görüşmelerde, gelecek hedeflerimiz, Türkiye’nin kaynaklarını nasıl ve nerede kullanacağımızı, hangi önceliklere harcayacağımızı konuşuyor ve karara bağlıyoruz. Geleceği doğru planlamak toplum ve devlet hayatında çok büyük önem taşır. 2023’e giderken koyduğumuz bütün hedefleri gerçekleştirerek, bugünlere gelmenin farklı mutluluğunu yaşıyoruz. Attığımız her adım, ülkemizin aydınlık geleceği, milletinizin huzuru ve refahı içindir” ifadelerini kullandı.

    Güçlü siyasi irade ile istikrarı koruma ve Türkiye’yi dünyanın güçlü ekonomileri arasında tutmaya çalıştıklarını anlatan Yıldırım, durmadan, yılmadan yola devam ettiklerini ifade etti. Sıkıntılarla geçen bir yılın sonuna yaklaşıldığına dikkati çeken Yıldırım, “İnşallah önümüzdeki yıl çok daha ferah ve aydınlık bir yıl olacak. 2016 hem dünya hem Türkiye için kolay bir yıl olmadı. Vatan hainleri, eli kanlı bölücü terör örgütleri kirli ve kanlı Emel’lerini gösterdiler. Birliğimize kasteden hainler kanlı cinayetlerine yenilerini eklediler. Bizi birbirimize düşüreceklerini zannettiler ama başaramadılar, asla başaramayacaklar. Terör karşısında milletçe bir, beraber olduk, birlikte Türkiye olduk” dedi.

    “Demokrasiye darbe vurmak isteyenler kaybetti”

    Yıldırım, 15 Temmuz’da Meclis’in saldırıya uğramasının ardından milletvekillerinin örnek bir davranış sergilediğine işaret eden Yıldırım, “Milletin evini alçaklara, hainlere teslim etmediniz. Demokrasiye darbe vurmak isteyenler kaybetti. Milli irade kazandı. Milli iradenin kalbi meclisimiz bombalandı, Cumhurbaşkanımız asker elbisesi içindeki hainlerce hedef alındı, öldürülmek istendi. Demokrasi ve özgürlükleri savunmaya çıkan vatandaşlarımızın üzerine bombalar yağdı” şeklinde konuştu.

    “O gün ortaya konan ortak dil, tavır milli iradeyi bir kez daha tescil etti” diyen Yıldırım, “Bütün dünya Türk milletinin bu alçak girişimi karşısında izzetli, şerefli direnişini hayranlıkla takip etti. Yenikapı’da Türkiye’nin geleceğe açılan aydınlık kapısını da sonuna kadar araladık. Yenikapı Meydanında milyonlarca insan, 81 ilin meydanlarında 30 milyonu aşkın insanımız bir ay boyunca sabaha kadar demokrasiye sahip çıktı, nöbet tuttu. Böylece terörün ve şiddetin hiçbir zaman hedefine ulaşamayacağını bütün dünyaya göstermiş olduk. Bugün de aynı dayanışmayı gösteriyoruz. 10 Aralık’ta İstanbul’da yaşadığımız acıyla bir ve beraber olduk. Kılıçdaroğlu ve Bahçeli ile biraraya geldik. Konu terör ve terörle mücadele ise gerisi teferruattır anlayışıyla her türlü teröre karşı bir ve beraber olma, ortak tavır gösterme konusunda uzlaşma içerisinde olduk. Bu vesileyle bir kez daha Sayın Genel Başkanlara teşekkür ediyorum. Bütün dünya gördü ki terör hiçbir şekilde bu milleti ayrıştıramaz. İktidarı, muhalefettirler el ele omuz omuza birlikteyiz. Teröre uluslararası bir bakış sergiliyoruz, terör Türkiye’yi asla esir alamayacak. Milletimizin kararlı duruşu sayesinde kin ve nefret tohumları eken şer odakları mutlaka yok olmaya mahkum olacak. Bin yıllık kardeşlik hukukumuzu bozmak isteyenler, ne yaparsa yapsınlar sonları hüsrandır. Başarısızlığa mahkum olacaktır” ifadelerini kullandı.

    “Terörü kardeş dayanışması ile dize getireceğiz”

    Yıldırım, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Ülkemizi bölmek isteyen bölücü terör örgütleri ve FETÖ bilmelidir ki bu Aziz milletin birlik ve beraberliğini bozacak hiçbir güç yoktur. Sizlerin ortaya koyduğu dayanışma şehitlerimize duaların en güzelidir. Adı ne olursa olsun, bütün terör örgütleri aynıdır. Hepsi insanlığın düşmanıdır. Hiçbirinin dini, inancı, kutsalı yoktur. Terörü kardeş dayanışması ile dize getireceğiz. Devletimiz ve milletimiz buna hiç ama hiçbir zaman izin vermeyecektir. Bütün davamız 79 milyon vatandaşımızın, 81 vilayetimizin huzurudur, mutluluğudur, güvenidir.”

    Yeni anayasa çalışmalarına işaret eden Yıldırım, “12 Eylül vesayet anayasasından kurtulmak, bütün toplumun öncelikli talebidir. Bu tartışma 34 yılı aşan bir tartışmadır.Bu konu yeterince tartışılmış ve artık olgunlaşmıştır. Siyaset kurumunun tamamı 12 Eylül darbesinin ürünü olan artık rafa kalkması gerektiği konusunda hem fikirdir. Seçim meydanlarında vatandaşımıza siyasi partiler tarafından verilen sözlerin başında anayasa değişikliği olmuştur. Şimdi sıra millete verdiğimiz bu sözün gereğini yerine getirmek kalmıştır. Anayasa ve yönetim sistemi tartışmalarını artık çözmek, bir sonuca bağlamak zamanı gelmiştir” diye konuştu.

    Yıldırım, “Karşımıza çıkartılan 367 icadı nedeniyle Cumhurbaşkanını seçememiş, 2007’de referandum kararı almıştık. Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde seçilmiş Cumhurbaşkanı olarak göreve başladı. Yönetim sistemimizdeki çelişkiler daha fazla gün ışığına çıktı. Yönetim sistemi, anayasada değişiklik öncelikli bir mesele haline gelmiştir. AK Parti olarak bu konuda üzerimize düşen neyse yerine getirmek üzere harekete geçtik. Muhalefet partilerimize sürekli çağrılarımızı tekrarladık. MHP, CHP, AK Parti asgari müştereklerde sınırlı bir değişikle biraraya geldi. Uzmanlarımız bir çalışma yürüttü. Yönetim sistemi konusunda CHP ile temelden farklı düşündüğümüz bir sır değildir. CHP demokrasi tarihimizin en eski partisidir Her zaman demokrasiyi, temel hak ve özgürlükleri savunmuştur elbette bunlar önemlidir ama sözde kalmamalıdır. Bu süreçte MHP’nin Sayın Lideri Bahçeli Ekim ayı başlarında anayasa ve sistem sorunuyla ilgili çözümü içeren beyanatı ile bu konudaki talep, istek yeni bir boyut kazanmıştır. O günden başlayan MHP-AK Parti uzmanlarının çalışarak ortaya koyduğu mevcut yapının değişmesi, sistemin anayasa ile uyumlu hale getirilmesi çalışması tamamlanmış ve AK Parti grubu olarak 316 milletvekilimizin imzasıyla teslim edilmiştir” diye konuştu.

    CHP’nin ‘bu anayasanın arkasında kim olacak’ dediğini hatırlatan Yıldırım, “Buradan açıkça söylüyorum, bu anayasanın arkasında 316 imzası olan AK Parti grubu olacak, uzlaşarak ülke sorununu çözmede siyaset üstü bir anlayış gösteren MHP olacak. Eğer, Meclis onay verdiğinde milletin önüne giderse 79 milyon vatan evladı olacak. Siyasetin ve siyasetçinin asli görevi, tabii bu kapı anamuhalefet partisine de sonuna kadar açıktır.Bekliyoruz. Siyasetin ve siyasetçinin asli görevi ülkenin sorunlarını çözmek için yük almak, önünü açmaktır” şeklinde konuştu.

    “CHP’nin de mutabık olduğu maddelerin olduğunu ifade etmek isterim”

    “Sürecin başında 3 parti olarak yaptığımız çalışmaları içeren maddelerin büyük bir kısmı da yer almaktadır” diyen Yıldırım, “Anamuhalefet partisi, CHP’nin de mutabık olduğu maddelerin olduğunu ifade etmek isterim. Anayasa değişikliğinde ne var ne yok bunlar önümüzdeki günlerde bütün detaylarıyla ele alınacak. Esas itibarıyla bu teklifi hazırlayan AK Parti grubunun başkanı olarak birkaç hususu sizlerle paylaşmak istiyorum. Yeni getirilen yönetim sisteminde kuvvetler ayrılığı net bir şekilde ortaya konmuştur. Kanun teklif etme işi, kanun yapma işi tamamen TBMM’nin yetkisine bırakılmıştır. Yasama ve yürütme halka karşı ayrı ayrı sorumlu olacaktır. Seçimler 5 yılda bir yapılacak, milletvekili ve Cumhurbaşkanlığı seçimi aynı gün yapılacaktır. Yasama ve yürütme meşruiyeti millete karşı sorumlu olduğu için hesap sorulabilir bir sisteme dönüşmüştür. Siyasi partiler demokrasimizin ayrılmaz bir bütünüdür. Bu sistemle siyasi partiler Meclis’in oluşmasında olduğu gibi Cumhurbaşkanının seçilmesinde de daha etkin rol oynayacaktır. Anayasa ve Cumhurbaşkanlığı seçiminden muradımız, milli iradeyi daha da güçlü hale getirmektir. Rejim değişikliği, eksen kayması tartışmaları boş ve anlamsız hale gelmiştir, Türkiye’nin ekseni, yolu bellidir. Türkiye’nin yolu muasır medeniyetler yoludur. Rejim tartışmaları 1923 yılında tamamen kapanmıştır, sona ermiştir. Komisyon, genel kurul sürecinden halk oylamasına giden sürede bütün partilerimizin görüşlerine, katkılarına açığız. Meclis’imizin, halkımızın desteğiyle ülkemizde siyasi istikrarı kalıcı kılan anayasa değişikliğini çıkarmaya muktedirdir” açıklamasında bulundu.

    Yıldırım, bölgedeki gelişmelere işaret ederek, “Bizim için her bir insan alemin özüdür. Bir insanı öldüren bütün insanlığı öldürmüş gibidir. Hiçbir maddi hedef bir tek insan hayatından önemli değildir. 2016 yılı dünyada son derece üzücü olaylara sahne olmuştur. 12 milyonun üzerindeki suriyeli Iraklı insanlar, mazlum, mağdur insanlar yer değiştirmek durumunda kalırken 3 milyona yakın Suriyeli, Iraklıyı ülkemizde misafir ediyoruz” dedi.

    Halep’teki katliam

    Suriye’de yıllardır bir insanlık suçunun işlendiğini anlatan Yıldırım, “Halep’ten yükselen dumanlara kayıtsız kalamazdık. Yaraları acil sarmak için büyük bir diplomatik hamle içerisine girdik. Muhataplarımızla yaptığımız görüşmeleri olumlu noktaya getirdik, oradaki mazlum insanların tuzaktan kurtarılmasının yolunu açtık. Çoluk çocuk demeden şehrin insanlarını katlettiler. Rejim ve destekçilerin saldırısı altında siviller tamamen savunmasız kaldı. 6 kilometrelik alanda adeta can pazarı yaşandı. Kısmi ateşkes tesis edildi. Bugüne kadar 7 bin 500 üzerinde sivil Halep’ten alınarak hayatları kurtarıldı. Aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti olarak AFAD ve Kızılay marifetiyle 80 bin göçmen için hazırlıklarımızı başlatmış bulunuyoruz. Sağlık, barınma gibi temel ihtiyaçları karşılanacak. Ancak, üzülerek ifade ederim ki bu acıları, feryatları, katliamları dünyanın birçok ülkesi seyrediyor. Tıpkı daha önce Balkanlar’da, Gazze’de olduğu gibi. Türkiye olarak biz bütün dünya ülkeleriyle görüşmeden, konuşmadan, işbirliğinden yanayız. Temel felsefemiz düşmanlıkları azaltmak. Rusya, İsrail’le ilişkilerimizi normalleştirdik” diye konuştu.

    “Fırat Kalkanı Harekatı, asla bir genişleme ve istila harekatı değildir”

    Yıldırım, konuşmasında şunları kaydetti:

    “Irak’ta söylediğimiz şey uydur, Musul DEAŞ’tan temizlenmelidir. Irak güvenlik kuvvetlerine gerekli desteği yapmayı teklif ettik. Peşmerge ve koalisyon güçleriyle birlikte harekatın içinde yer alıyoruz. Musul, Telafer’in DEAŞ terör örgütlerinden temizlenmesiyle birlikte bazı şii, milis gruplarca etnik katliamın önüne geçmek. Bu konu bizim kırmızı çizgimizdir. Musul, Musulluların olmalıdır. Telafer’deki yapı değiştirilmemelidir. Türkiye olarak bizim Suriye’nin toprak bütünlüğü ile ilgili herhangi bir sorunumuz yoktur. Suriye, Suriyelilerle olmalıdır. Yarım milyondan azla korumasız insanın kanına giren rejimin hayatını sürdürmesi mümkün değildir. Fırat Kalkanı asla bir genişleme, istila harekatı değildir. Bir yandan DEAŞ terör örgütüne karşı gereken temizliği yapmak, Güney hudutlarından ülkemize yönelik tehditleri ortadan kaldırmaktır. “

    Başbakan Yıldırım, “Suriye’deki Irak’taki Kürtlere karşı düşman olduğumuz algısı oluşturulmaya çalışılmaktadır. Adı PKK, PYD, YPG olsun bilmem ne olursa olsun bunları alayı teröristtir, terör gruplarıdır. Bizim nezdimizde hiçbir yerleri yoktur. Dost ve müttefik bildiğimiz Amerika’nın PYD, YPG ile iş tuttuğunu biliyoruz. Dediğimiz çok açıktır, bir terör örgütünü kullanarak bir başka terör örgütünü yok etmeye çalışmak olabilecek en büyük basiretsizliktir. El Kaide’yi bitirmek için Talibanı kullandınız. Şimdi o bela oldu, onu nasıl yok edeceksiniz? Yol yakınken Amerika’nın eni yönetimi inşallah bu hatadan dönecek, Türkiye’nin bu uyarılarına kulak verecektir diye düşünüyoruz” dedi.

    Avrupa Birliği süreci

    Avrupa Birliği sürecine ilişkin değerlendirmede bulunan Yıldırım, “Geldiğimiz bu noktada AB maalesef bir kafa karışıklığı içerisine girmiştir. Burada temel problem AB siyasetçilerinin seçimi kazanma heveslerini tatmin etmek için Türkiye’yi seçim kampanyasına dahil etmek gibi bir hastalıktır. Bu, önümüzdeki süreçte Türkiye bol bol yine Avrupa’da konuşulacak. Ülkemizin, İnsanımızın hakettiği için her türlü demokratikliğe, yapısal reformlara yönelik düzenlemeleri yaptık, bizim rahatsız olduğumuz şey çifte standarttır. Örnek, Fransa OHAL kararı alınca saygılı, Türkiye’de darbe olduğunda kaygılı, OHAL deyince kaygılı oluyorlar, bu iş çifte standarttır .Biz de AB’nin gidişinden kaygılıyız. Ümit ederim bütün bu olanlardan sonra AB’de hala vizyon sahibi liderler mevcut olmaya devam edecektir. Türkiye bugüne kadar verdiği her sözün arkasında durmuştur. Şimdi zaman AB’nin verdiği sözlerin arkasında durması, vizeyi kaldırması zamanıdır, göçmenlere mültecilere gönderdiği yardımları güncelleme zamanıdır. Laf değil, şimdi icraat zamanıdır” diye konuştu.

    “Bütçenin faize gittiği konusu burada gündeme geldi”

    ‘Türkiye’de AK Parti iktidarları döneminde büyüme önceki dönemlerin altında kaldığı’ iddialarına cevap veren Yıldırım, Türkiye’nin büyüme rakamlarına değindi. Yıldırım, “Türkiye’nin dünya ticaretinden aldığı pay binde 5’in altındaydı, şimdi binde 96’ya çıkmıştır. Bütçenin faize gittiği konusu burada gündeme geldi. Bütçenin ne kadarı faize gitmiş, 2002’de rakamlarla söylerseniz başka birşey oranlarla söylerseniz başka birşey. Asıl olanlar oranlardır. 2015’te bütçenin yüzde 10.5’i faize gider hale gelmiş. 2016’da yüzde 8,9’u faize gidiyor. Şimdi soruyorum, yüzde 43 nere, yüzde 8.9 nere?” Dedi.

    Yıldırım, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Yüz liralık verginin 86 lirayı faize gidiyordu, şimdi 11 lirası faize gidiyor. Okul, stadyum ve memleketin milletin ihtiyacı olan eserleri yapıyoruz. Bölünmüş yolların Türkiye’de hayat kurtardığını biliyoruz. Sayın Kesici, sizin ulaştırma projelerine ilginizi biliyorum, bölünmüş yol ve duble yolun farkı yok. Bölünmüş yol dediğimiz yollar, iki gidiş iki gelişi olan yollardır. Bölünmüş yollar harcadığımız miktar 130 milyar liradır. Harcadığımız yollar için 18 bin 500 kilometre yol yaptık. Bu yolların içerisinde sadece yol yok, 89 kilometre tünel var. 311 kilometre viyadük var. Sanat yapısı, menfezler var. Bölünmüş yolların bir yıl içerisinde zamandan ve yakıttan sağladığı tasarruf 20 milyar lira. Sadece iki kalemden bahsediyoruz. Bölünmüş yollardan sonra trafik kazalarında yüzde 62 azalma olmuş. Ne yaptık, yolları böldük, hayatları kurtardık. Yolları böleriz, Türkiye’yi böldürtmeyiz. O faize gitmeyip tasarruf ettiğimiz paralardan neler yapmışız. Ankara-Konya’ya hızlı tren yapmışız.”

    Ekonomik kriz olduğuna işaret eden Yıldırım, “8 Kasım’dan itibaren küresel anlamda piyasalarda dalgalanma var, bu dalgalanma Türkiye’nin krizi değildir. Bu krizden gelişmekten olan ülkelerin tamamının paralarında bir değer kaybı oldu, Türkiye’de bunlar arasında. Tedbirimizi alıyoruz, almak zorundayız. Aldığımız tedbirler çok açık. Bizim hedefimiz reel sektör, üreten, istihdam oluşturan, üretim yaparak ülkenin refahına katkı yapan sektörlere katkı vereceğiz dedik. Bir yandan darbecilerle mücadele ettik, bir yanda bu yüce meclis çalışarak Türkiye’nin geleceği ile ilgili önemli kararlar aldınız” dedi.

    Yapılan icraatlara değinen Yıldırım, Avrasya Tüneli’nin açılışına bütün milletvekillerini davet etti.

    Yıldırım’ın, “Sırtını dağa değil, millete dayananlarla yolumuza kararlı bir şekilde devam edeceğiz” sözleri partililer tarafından ayakta alkışlandı.

  • TBMM’deki bütçe görüşmeleri

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili İlhan Kesici, “Türkiye’nin üzerinde ağır bir karamsarlık, gelecek endişesi ve korkusu var. En küçük iş dünyasından en büyük holdinge kadar hiç kimse ertesi günün nasıl olacağı konusunda berraklık içerisinde değil” dedi.

    TBMM Genel Kurulunda bütçe görüşmeleri devam ediyor. Bütçe görüşmelerinin son gününde CHP grubu adına konuşan İstanbul Milletvekili İlhan Kesici, komşularda on seneden fazla hem sıcak savaş hem iç savaş olduğunu belirterek, 1.5 milyon insanın hayatını kaybettiğini söyledi. Kesici, terörün çok azmış olduğunu kaydederek, şehitlere Allah’tan rahmet diledi. Son 3 senede Türkiye’nin en kırılgan üç ülke arasında yer aldığını ifade eden Kesici, “Türkiye’nin üzerinde ağır bir karamsarlık, gelecek endişesi ve korkusu var. En küçük iş dünyasından en büyük holdinge kadar hiç kimse ertesi günün nasıl olacağı konusunda berraklık içerisinde değil. Hükümetin bunu yeteri kadar algıladığını düşünmüyorum” dedi.

    Dünya Bankasının Dünya Kalkınma Raporu yayınlandığını belirten Kesici, Türkiye’nin 1991 yılında dünyanın en büyük 16. ekonomisi olduğunun bilindiğini ifade etti. Kesici, “Burada 20 senedir bizim önümüzdeki ülke ile arkamızdaki ülke arasında nüfusları itibariyle büyük fark vardır. Bu yıl 18’inci olduk. Arkamızda İsviçre var. İsviçre 697 milyar dolarlık gelirde birkaç milyar dolarlık oynama olursa bizi geçmiş olur. 2003-2016 döneminde Türkiye ortalama yıllık 4.6 büyümüş. 2007-2016 yılı büyüme oranı yüzde 3.3. Bu çok zayıf bir büyüme hızıdır. 2000’den sonra dünya çok büyük büyüme hızları elde etti. Dünyanın yarı nüfusu ekonomik sisteme entegre değildi. Dünyanın görmediği kadar büyük yabancı sermaye hareketleri oldu” ifadelerini kullandı.

    Türkiye’de bürokrasinin tıkandığını kaydeden Kesici, ABD’deki başkanlık görev süresi örneğini verdi. Kesici, “Faiz ödediğimiz rakamlar çok büyük. 14 senenin toplamında 2.4 trilyon dolar ithalat, 1.6 trilyon dolar ihracat yapmışız. Bizi ilgilendiren tarafı 773 milyar dolar. Her 100 dolarlık ihracat yaptığımızda onun yarısı kadar dış ticaret açığı vermişiz. Bizi 511 milyar dolarlık cari işlemler açığına götürüyor. Finanse edilmiş ama borçlarla ödemişiz. Borçlara ne ödemişiz? Faiz. Faizlere ne ödemişiz? 433 milyar dolar. Rant ekonomisi, faiz lobisi. Atatürk Barajı yapıldığında maliyeti 2.5 milyar dolardı. Şimdiki dolar kuruyla 4.3 milyar dolar. Biz 100 tane Atatürk Barajı’nı faiz lobisine ödemişiz” diye konuştu.

  • 2017 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı görüşmeleri

    TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı Süreyya Sadi Bilgiç, terör saldırılarına işaret ederek, “Taşeron terör örgütleri ve onları destekleyenlerin bilmesini istiyorum bu hain saldırılar milletimizin kazanımlarına asla sekte vuramayacaktır. Bizlere düşen her zamankinden daha çok bir ve beraber olmaktır” dedi.

    2017 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı üzerindeki görüşmeler TBMM Genel Kurulunda devam ediyor. AK Parti adına söz alan Grup Başkanvekili Bülent Turan ile Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı, Isparta Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç, 2017 yılı bütçesinin tümüne ilişkin açıklamalarda bulundu. Konuşmasına terör saldırısı dolayısıyla hayatını kaybederek şehit düşenler için Allah’tan rahmet dileyerek başlayan Bilgiç, “Taşeron terör örgütleri ve onları destekleyenlerin bilmesini istiyorum bu hain saldırılar milletimizin kazanımlarına asla sekte vuramayacaktır. Bizlere düşen her zamankinden daha çok bir ve beraber olmaktır. Forma değiştirerek askerimize, vatandaşımıza saldıran terör örgütleri asla başaramayacaklar” ifadelerini kullandı.

    Suriye’deki gelişmelere değinen Bilgiç, “(Halep) Esad rejimi tahliye edilen o masum kardeşlerimize bir kez daha acımasızca saldırmıştır. Mazlumları katletmiş, yaralamıştır. Tüm dünyanın Esad rejimine dur deme zamanı gelmiştir” şeklinde konuştu.

    CHP İstanbul Milletvekili İlhan Kesici’nin bütçeye ilişkin açıklamalarına işaret eden Bilgiç, “Sanki öyle bir algı yarattınız ki kamu dış borcunu da sıfırlıyor algısı. Biz, ’dünyanın 10 büyük ekonomisi olacağız’ dedik. ’IMF’ye olan borcumuzu ödeyeceğiz’ dedik. Ödedik mi Sayın Kesici? Ödedik” diye konuştu.

    Karayolları ve bölünmüş yollardaki maliyetleri de Kesici’nin dile getirdiğini belirten Bilgiç, 314 kilometre tünel, 165 kilometre bölünmüş yolun yapıldığını ifade etti. Bilgiç, AK Parti hükümetlerinin 15. bütçesinin bugün görüşüldüğünü anlatarak, gerçekleştirilen reformlar hakkında bilgi verdi.

    “2017 yılında da büyüme hızının 4.4 olacağı tahmin edilmektedir”

    Bilgiç, Türkiye’nin 2016 yılı sonunda da büyümesini sürdüreceğine işaret ederek, “Türkiye bu büyüme performansını jeopolitik gerginlik ve azalan turizm gelirlerine rağmen elde etmiştir. İç talepteki canlılık devam etmektedir. 2017 yılında da büyüme hızının 4.4 olacağı tahmin edilmektedir” dedi.

    Bütçede en fazla pay eğitime

    Bilgiç, 2016-2017 yılında Türkiye’nin en fazla istihdam sağlayacak ülke olacağını ifade etti. Yapılan reformlarla önemli iyileşmelerin sağlandığına dikkati çeken Bilgiç, yatırım ödeneklerinin yüzde 30 oranında artırıldığını, bu miktarın 78 milyar liraya çıkarıldığını söyledi. Bilgiç, yabancı yatırım tutarına işaret ederek, bu rakamın 171,4 milyara ulaştığını kaydetti. Üretim ve istihdamın desteklenmesi, yatırım ortamının iyileştirilmesine yönelik pek çok düzenlemenin yakın zamanda hayata geçirildiğini anlatan Bilgiç, bütçede en fazla payın eğitime aktarıldığını dile getirdi. İkinci payın sağlık alanına aktarıldığını belirten Bilgiç, sağlık alanında yapılan reformlar ve atılan adımların iftihar edilmesi gereken gelişmeler olduğunu söyledi. Ulaşım alanında 304 milyarlık yatırımın yapıldığını anlatan Bilgiç, ulaştırma alanında yapılan yatırımlara da değindi. Bilgiç, emekli aylıklarına seyyanen 100 lira zam yapıldığını hatırlatarak, asgari ücretin bin 300 TL’ye çıkarıldığına dikkati çekti. Bilgiç, anayasa değişiklik teklifi ile bugüne kadar yapılan reformların taçlandırılacağına dikkati çekti.

    Bülent Turan: “Bütçe, demokrasinin özüdür”

    AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan da konuşmasına Beşiktaş’ta terör saldırı sonrası şehit olanlara Allah’tan rahmet dileyerek başladı. Bütçenin sıradan bir kanun olmadığına dikkati çeken Turan, “Bütçe demokrasinin özüdür, hesap verilebilirlik demektir. Biz, bütçeyi milletin bir emaneti olarak görürüz” dedi.

    Bütçe yapmanın bir parti ve hükümet olarak bir onur olduğunu belirten Turan, hiçbir partiye 15 yıl boyunca bütçe yapma imkanının verilmediğini, o yüzden milletin en çok teveccüh verdiği bu harekete mensup olmaktan büyük onur duyduğunu söyledi.

    CHP’li vekil Kesici’nin ’OSB’ler batıyor’ ifadesini kullandığını hatırlatan Turan, Kesici’nin o açıklamasından sonra farklı OSB’lerden ’işçi arıyoruz’ şeklinde mesajların kendisine geldiğini ifade etti. Cumhurbaşkanlığı üzerine yapılan tartışmalara işaret eden Turan, “Saray, diktatör, Cumhurbaşkanlığı, tırı vırı. Sizin saray dediğiniz bu milletin evi. Oyunuz niye artmıyor biliyor musunuz? Her saray dediğinizde, her kaçak dediğinizde birilerini kırıyorsunuz. 16 bin muhtar orada yemek yemiş. Millet orada camiye gidiyor, kütüphaneye gidecek” dedi.

    Sözlerine muhalefet sıralarından gelen tepkiler üzerine Turan, “Hurdacı bağırır sarraf susar. Bence bağırmayın” cevabını verdi.

    “Halk isterse başkanlık gelir”

    Turan, “Bizde 316 tane Recep Tayyip Erdoğan var, millet arkamızda. Biz biliyoruz ki Menderes de, Türkeş de başkanlık sisteminin bu ülkenin menfaati için olduğunu ifade ettiler. Başbakanımızla Cumhurbaşkanımızın uyumu dünyaya örnek bir uyum. Sayın Binali Yıldırım ile Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın arasında kriz ihtimali yok. Halk isterse başkanlık gelir” dedi.

    Başkanlık sistemine makul yaklaşılması gerektiğini belirten Turan, CHP sıralarından da başkanlık önergesine ’evet’ oyu geleceğini savundu. CHP’nin bilerek, bilmeyerek bu ülkenin geleceğine katkı sağladığını söyleyen Turan, 367 krizinin bugünkü başkanlık sistemi zemininin kurulmasına sebep oluşturduğunu ifade etti.

    Halep’te büyük bir ızdırabın olduğunu anlatan Turan, “Dünya 5’ten büyüktür’ demeye devam edeceğiz. Sizlere rağmen daha 15 yıl inşallah bütçe yapacağız” şeklinde konuştu.

    Turan’ın sözleri üzerine söz alan CHP’li Levent Gök, “Siz derseniz ki ’burada 317 tane Recep Tayyip Erdoğan var’, 317 eleştiri alırsınız. Cumhurbaşkanlığı milletin evi değildir, milletin evi TBMM’dir. Parlamenter rejim sayesinde sen de ben de burada milletvekilliği yapıyoruz. 15 Temmuz’da parlamenter rejime sarılarak bizleri öpücük yağmuruna tuttuğunuzu unutmayın” ifadelerini kullandı.

    FETÖ konusunda en son sözü söylemesi gerekenin Turan olduğunu savunan Gök, Turan’ın Fetullah Gülen’e yönelik geçmiş yıllarda yaptığı açıklamaları hatırlattı.