Etiket: burun

  • Burun Estetiğinde Ultrasonik Frozen Yöntemi

    Burun estetiğinde ultrasonik frozen yöntemiyle iyileşme süreci hızlanarak, morarma ve şişme en aza indiriliyor.

    Burun estetiğinin ilk yıllarında yoğun cerrahi kesim ve kırmaların ağırlıkta olduğu yöntemler kullanılırken günümüzde daha az kesme ve neredeyse yok denecek kadar az kırma teknikleri kullanılıyor. Böylece ameliyat sonrası iyileşme daha hızlı olmakta ve cerrahi sonuçlar çok daha tatmin edici oluyor.

    Medicana Bahçelievler Hastanesi Kulak Burun Boğaz Doktoru Op. Dr. Volkan Kahya, cerrahi işlemler her ne kadar güzellik için yapılacak olsa da hastalarda korku ve endişeye sebep olduğunu belirterek, “Fakat bu korkularını azaltmak ve ameliyat sonrası süreçlerini daha konforlu geçirmeleri için yıllar içerisindeki tecrübelerle frozen burun estetiği tekniğini geliştirildi. Bu teknikle iyileşme sürecini hızlandırılmış, morarma ve şişme miktarı minimale indirilmiştir. Aslında tekniği geliştirirken Kalp ve Damar Cerrahlarının kalp ameliyatları sırasında uyguladıkları bir takım tekniklerden ilham alarak ‘’Acaba burun estetiği ameliyatlarında bu teknikleri kullanırsam nasıl olur’’ düşüncesiyle uygulamaya başlanmıştır” dedi.

    Volkan Kahya, şunları kaydetti: “Piezo cerrahisinin pürüzsüz, yumuşak doku ve damarlara zarar vermeyen ses dalgaları ile atravmatik kesimi ve kalp damar cerrahlarının kalp için uyguladıkları hassas teknikler bir araya gelince burun cerrahisi için kusursuz bir cerrahi yöntem ortaya çıktı. Adı ultrasonik frozen burun estetiği oldu. Tabii ki bu teknik yüksek tecrübeli cerrahlar tarafından uygulanması gereken ve yüksek beceri gerektiren bir tekniktir. Bu teknikle ameliyat ettiğim danışanlarımın çok daha mutlu oldukları, çok daha çabuk iyileştikleri ve çok daha çabuk işe geri döndükleri gözlenmiştir. Tüm burun çeşitlerinde kolaylıkla uygulanabilen rahat ve insan vücuduna en ufak bir zarar vermeyen, yabancı bir cisim kullanılmayan bir tekniktir. Bu uygulamayla danışanlarımıza, son teknoloji cerrahi aletler ile cerrahi tekniği birleştirerek çok daha etkili bir burun estetiği cerrahisi sunuyoruz. Ultrasonik frozen burun estetiği veya sadece frozen burun estetiği teknikleri yeni burun estetiği trendleri arasında önemli bir yere sahip olacağını ve danışanlarımıza da çok daha güzel görünümde burunlara sahip olmalarını sağlayacağını düşünüyoruz”.

  • SES Dalgalarıyla Mükemmel Burun

    Burun estetiğinin dünyada ve hatta ülkemizde en sık yapılan estetik operasyonların başında geldiğini söyleyen Op.Dr.Bülent Koç, “Artık kırıp dökme tarih oluyor Piezo burun estetiği ile bir devir kapanıyor” dedi.

    Rinoplasti Merkezi’nden Op.Dr.Bülent Koç, “Burun insan yüzünde en dikkat çeken en önemli organdır.Burunda var olan bir problem kişinin psikolojisini de bozabilir.Sosyal hayatını çekilmez hale getirebilir” diye konuştu.

    Burun estetiği ile burnun tepeden tırnağa her şeyini değiştirilebileceğini anlatan Op.Dr.Bülent Koç, “Burun kemeri varsa burun kemeri alınır. Genişse daraltma yapılabilir. Dar ise genişletilebilir. Uzunsa kısaltılabilir veya kısa ise uzatılabilir. Basık bir burnun basıklığını giderebilir veya çıkık bir burnu biraz daha basık hale getirebilirsiniz.Burun estetiğinde gelişen teknoloji ile yeniliklerde hayatımıza girmektedir.Bunlardan biri de ’Piezo Burun Estetiğidir’ Burun estetiğinde tampon,morluklar,ağrı gibi sorunlarda bu operasyonla tarih oluyor.” Diye konuştu.

    Ülkemizde klinik olarak sadece bu işlemin kendi merkezlerinde yapıldığını kaydeden Koç, “Uzun süren operasyonlardan ziyade artık ses dalgalarıyla kısa süren zamanda mükemmel bir buruna kavuşmak mümkün” dedi.

    Op.Dr.Bülent Koç, son zamanlarda adından sıkça söz ettiren yeni yöntemin tüm bilinmeyenlerini şöyle anlattı:

    “Uzun yıllardır bunun estetiği sonrasında görülen ödem ve morluklar artık mazide kalıyor.Günümüzde hala burun kemikleri çekiç ve keski kullanarak kesilmektedir.Fakat bu yeni yöntem ile bütün bunlara son veriyoruz. Piezo rinoplastiyle hem daha başarılı sonuçlar elde ediliyor hem de hasta konforu artıyor. Göz altı morluklarını ve şişliklerini de en aza indiren bu yöntem burun estetiğinin geleceği olarak görülüyor. Ayrıca kemik dokusunda yapılan düzgün kesiler sayesinde kemik daha iyi şekillendiri­lerek istenilen estetik başarıya daha fazla yaklaşılıyor . İşlem yapılırken çevredeki sinir ve damar yapıları neredeyse hiç zarar görmeyerek eskisi kadar orijinal ve sağlıklı kalmaktadır. Böylece uzun dönemde kemik yapınız çok sağlıklı kalarak yıllara ve darbelere karşı daha dayanıklı oluyor. Çok kısa zamanda iyileşme sağlana­rak günlük yaşantınıza, işinize de daha çabuk dönebiliyorsunuz. Artık burun estetiği sonrası birkaç günde günlük yaşantınıza ve işinize dönebiliyorsunuz.”

  • Burun Estetiğinde Solunuma Dikkat

    Burun estetiği yaptırılırken, solunum sıkıntısı yaşamamak için ince ayrıntılara dikkat edilmesi gerekiyor.

    İnsanların çoğunluğunun genetik olarak, bir kısmının da geçirilen darbeler nedeniyle burun şeklinden muzdarip olduklarını belirten Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Defne Erkara, “Bu sıkıntı ergenlik çağı sonrası yüz hatları otururken cinsiyet farkı gözetmeksizin bizleri rahatsız etmeye başlar. Ayna önünde geçirilen dakikalar, sağdan, soldan bakışlar birbirini kovalar. Bir de selfie çıkmadı mı? Artık burnun her pozisyonda görüntüsünü almak mümkün” dedi.

    Burunun çok göz önünde olan bir organ olduğunu ifade eden Dr. Erkaya, “Burun estetiği isteyen de çok, memnun olan da çok, memnun olmayan da az değil. Çünkü burunu çevreye kabul ettirme sıkıntısı da var. Bu memnuniyetsizlik bazen birden fazla burun ameliyatı olmak zorunda bırakıyor bazılarımızı. İstisnalar kaideyi bozmaz bazen başarısı gerçekten çok düşük burun estetiği örnekleri ile de karşılaşıyoruz. Çünkü burun estetiği yapan çok geniş bir doktor kitlesi var. Ama kişinin deri, kemik ve kıkırdak yapısının ulaşabileceği bir burun şekli olduğu gerçeğini de unutmamak lazım. Sadece bu değil bu burun kişinin yüzü ile ve cinsiyeti ile de uyumlu olmalı. Gerçek başarı bunda saklı. Yüzde 85 hastada burundaki şekil bozukluğuna burun içinde tek ya da çift taraflı darlık yaratan burun orta duvarı eğriliği ve burun etlerinde büyüklük eşlik eder. Burun estetiği için başvuranların yüzde 30’unda burun mukozasında sık akıntıya yol açan alerji mevcuttur. Öncelikle tabi ki kişinin sağlıklı soluk alıp vermesi sağlanmalı. Özellikle bayanlarda bazen burun çok küçültülmek istenirken solunum konforundan ödün veriliyor. Bunu doğru bulmuyorum. Solunum fonksiyonunu yeterli yapabilen, çene ve alınla uyumlu burun her zaman en idealidir. İşte böyle bir burun ben estetik ameliyat oldum diye bağırmaz ve hatta tüm yüz içinde ayrıca güzelliği ile dikkat çeker. Peki yukarıda anlatılan buruna nasıl ulaşırız ? Doktorumuzu iyi dinleyerek, ona kendimizi doğru anlatarak ve doktorumuzun izin veren geçmiş hasta örneklerine bakarak. Bu örneklerde bize benzeyen burun ve yüz yapısına sahip olanlar bu konuda bize daha iyi bir fikir verir” diye konuştu.

  • Burun Kanamasının En Sık Görülen Nedenleri

    Kulak Burun Boğaz Uzmanı Opr. Dr. Yusuf Şentürk, “Burun kanamaları önemsenmesi gereken bir hastalıktır. Bu olayın nedeni mutlaka araştırılmalı ve varsa altta yatabilecek daha ciddi hastalıklar ortaya çıkartılarak tedavi edilmelidir” dedi.

    Samsun Büyük Anadolu Hastanesi Kulak Burun Boğaz Bölümü’nden Opr. Dr. Yusuf Şentürk “burun kanamasının nedenleri” hakkında önemli bilgiler verdi. Burun kanaması kişileri endişelendiren, sık karşılaşılan ve genellikle iki şekilde görülen bir olduğunu belirten Dr. Yusuf Şentürk, “Gençlerde ve çocuklarda sık tekrarlayan ve az miktarda olan kanamalar: Bu kanamalar çoğunlukla burnun 1 cm. gerisinde oluşmaktadır. Bu bölge kan damarlarının çok yoğun olduğu bir bölgedir. Çocuklarda burun kanamalarının en sık sebebi burun karıştırmadır. Çocuklar burunlarını karıştırarak bu kılcal damarlardan çok yoğun olan bölgeyi zedelemekte ve tekrarlayan burun kanamalarına neden olmaktadır. Kuru havalarda ve üst solunum yolu enfeksiyonu geçirenlerde de burun kanamaları sık görülmektedir. İleri yaştaki hastalarda görülen kanamalar: Şiddetli, kendiliğinden durmayan, çoğunlukla da burnun arka bölgelerinden kaynaklanan ve sıklıkla hastaneye yatırma zorunluluğu duyulan ciddi kanamalardır. Bu kanamalar daha çok tansiyon hastalarında ve kan sulandırıcı ilaç kullanımlarında ortaya çıkmakta, ciddi seyirli olmaktadır” diye konuştu.

    BURUN KANAMALARININ BÖLGESEL NEDENLERİ

    Kulak Burun Boğaz Uzmanı Opr. Dr. Yusuf Şentürk sözlerine şöyle devam etti: “Burna darbe alınması, burun kırıkları, yüz ve kafatası kırıkları, burun karıştırma, burna sıkılan kortizonlu ilaçlar, kokain kullanımı burun kanamasına neden olabilir. Ayrıca burundaki kıkırdak ve kemik eğriliklerinden dolayı da dar alandan hava hızlı akarak burnu kurutur, kabuklanmalar olur ve burun kanaması izlenebilir. Üst solunum yolu enfeksiyonları, nezle, grip, sinüzit gibi enfeksiyonlarla da sıklıkla burun kanamaları olabilmektedir. Burun, burun boşlukları ve genzin iyi ve kötü huylu tümörleri de yoğun burun kanamalarına neden olmaktadır. Ergenlik çağında erkek çocuklarda görülen damar tümörleri de şiddetli kanama yapabilmektedir.”

    Doktor tavsiyesi olmadan alınan aspirin ve kan sulandırıcıların burun kanamasına neden olduğunu belirten Şentürk, “Pıhtılaşma sorunları, hemofili, von willebrand gibi pıhtılaşma hastalıkları, K vitamini eksikliği, ilaç veya hastalıklara bağlı kanda pıhtılaşmayı sağlayan hücrelerin (trombositler) azalmasına neden olan durumlar, karaciğer hastalıkları ve alkol alımı burun kanamalarına yol açmaktadır. Toplumumuzda yanlış öğretiler sonucu birçok kişi gelişigüzel aspirin kullanmaktadır. Aspirin ve benzeri kan sulandırıcı ilaçların doktor tavsiyesi olmadan kullanılması sonucu sadece burunda değil birçok alanda durdurulamayan kanamalar olmakta ve hastalarımız bundan zarar görmektedir. Aspirin kanama zamanını 1 hafta uzatmakta ve bu sürede tedavide pıhtılaşma problemleri yaşanmaktadır. Önerimiz kan sulandırıcı ilaçların bir teşhise dayanması, tedavi süresinin ilgili hekim tarafından belirlenmesi ve kanama-pıhtılaşma parametrelerinin düzenli kontrol edilmesidir” şeklinde konuştu.

    “YÜKSEK TANSİYON DA BURUN KANAMASINA NEDEN OLUYOR”

    Yüksek tansiyonun da burun kanamasına neden olduğu bilgisini veren Opr. Dr. Yusuf Şentürk şunları söyledi: “İleri yaşlarda yine sıklıkla kanamaya neden olarak tansiyon yüksekliği (hipertansiyon) ve damar sertliği olarak kaydedilmektedir. Bu arada bir anekdot olarak tansiyonu yüksek hastanın burun kanaması olmasının iyi bir durum olduğu böylece beyin kanaması olmadığı doğru olmayan bir inanıştır. Burun kanaması olmadan da hipertansif hastalarda beyin kanaması izlenmektedir. Hastalarımızı çok korkutan kanamalarda bile miktarlar bir su bardağından daha azdır. Vücudumuzda toplam 5 litre dolaşan kanın varlığı hatırlandığında durum daha iyi kavranacaktır.”

    BURUN KANAMASINDA NE YAPILMALI?

    Burun kanaması durumunda yapılması gerekenleri anlatan Dr. Şentürk şu bilgileri verdi: “İlk olarak yapılmaması gerekenler sıralanacak olursa; baş geriye atılmamalı ve buruna pamuk, bez gibi evde ilk akla gelen ne varsa sokuşturulmamalıdır. Bu hareket, sadece burun kanamasının önden değil genizden gelmesini sağlar, kanamayı durdurmaz. Kafayı ıslatmak, boyuna buz koymak pek de işe yarayacak önlemlerden değildir. Doğrusu ise önce soğuk bir suyla burunu fazla sümkürmeden temizlemek ve bir elin 2 parmağı ile burun kanatlarından şiddetlice bastırmaktır. 5 dakika bastırdıktan sonra eğer hala kanıyorsa tekrar burun içini soğuk suyla temizlemek, pıhtıları uzaklaştırmak ve tekrar 2 parmakla burun kanatlarını bastırarak kanamayı durdurmak gerekir. Bu işlem birkaç kez tekrarlanabilir. Bu yolla burun kanamalarının yüzde 90’ı durmaktadır. Durmayan kanamalar içinse KBB uzmanına başvurulmalıdır. Burnun arka kısmında kanaması olan, kan sulandırıcı ilaç kullanan, hipertansiyonu olan, burnunda nefes almayı engelleyici balon, tampon vs. gibi materyal bulunan yaşlı kalp, akciğer ve solunum problemli hastalarla, kanamaları tekrarlayanlar mutlaka hastaneye yatırılarak yakın izlemde tutulmalı ve gerekli testler yapılarak uygun ilaçlar verilmelidir. Tabi bu anlatılanlara rağmen kanaması devam eden hastalar da olmaktadır. Bu çok küçük yüzdeyi oluşturan hastalarımızda ameliyathanede gerekli müdahaleler yapılarak kanayan damar bağlanmakta veya o damarı tıkayıcı işlemlere gereksinim duyulmaktadır. Hastanın kanaması burun eğriliğinden kaynaklanıyorsa bu eğrilik ameliyatla mutlaka düzeltilmelidir. Sonuç olarak, burun kanamaları önemsenmesi gereken bir hastalıktır. Bu olayın nedeni mutlaka araştırılmalı ve varsa altta yatabilecek daha ciddi hastalıklar ortaya çıkartılarak tedavi edilmelidir.”

  • Bilim İle Sanatın Buluşma Noktası: Burun Estetiği

    Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Nazım Çerkeş, başarılı bir burun estetiği ameliyatının 3 önemli kriterini anlattı.

    Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Nazım Çerkeş; burnun nefes alıp vermek gibi çok hayati bir işlevi vardır dedi ve operasyon sırasında yapılan girişimlerin hem estetik hem de fonksiyonel olarak düşünülmesi gerektiğinin altını çizdi.

    Dr. Çerkeş, “2000’li yıllardan bu yana burun estetiği (rinoplasti), burunda bir dengeleme ameliyatı olarak planlanmaktadır. Operasyon sırasında burnun küçültülmesi, gerekli durumlarda bazı bölümlere kıkırdak eklemeleri ile büyütülmesi, burun ucu açısının değiştirilmesi, septum deviasyonu adı verilen orta kıkırdaktaki eğriliklerinin, burun delikleri ve kanatlardaki genişlik ve asimetrilerin düzeltilmesi mümkündür. Burun estetiği için başvuran hastaların, mevcut durumu ve kusurlarının değerlendirilmesi; kişinin yüzüne yakışan burunun nasıl olması gerektiğinin doğru tespiti, ameliyat sürecinde ilk ve önemli bir aşamadır. Bu aşamada cerrahın estetik görüşü çok belirleyici olmaktadır.

    Burun estetiği ameliyatı sonrası burnun öncelikle kişinin yüzüne yakışması, kaşlar, gözler, yanaklar, dudaklar, çene ile uyumlu olması; ayrıca burun ucu, orta bölümü ve burun kökü adı verilen bölümlerin birbiri ile uyumlu olması hedeflenmelidir. Böylelikle kişinin burun ameliyatı geçirdiği başkaları tarafından anlaşılmayacak şekilde estetik ve doğal görünüm elde edilecektir” dedi.

    Buruna estetik olarak biçim verilirken nefes alma fonksiyonunun korunması önemlidir diyen Dr.Çerkeş; burun tıkanıklığı yaşayan hastalarda ise fonksiyonel girişimlerle bu şikayetin tedavi edilmesi başarılı bir burun ameliyatı için esastır diye sözlerine ekledi.

    Dr.Çerkeş, “2000’li yıllardan sonra burun iskeletinin fonksiyonel önemi çok daha iyi anlaşılmıştır. Hava alma kanallarını daraltmamak için burun kıkırdaklarını çıkartmak yerine, burunun fonksiyonel özelliklerini koruyan ameliyat teknikleri geliştirilmiştir. Bu sayede burun estetiği ameliyatı sonrası yaşanan nefes alma şikayetleri büyük ölçüde azalmıştır. Günümüzde burun tıkanıklığı ve horlama problemi yaşayan birçok kişi -özellikle erkek hastalar- bu durumun tedavisi için plastik cerrahlara başvurmakta ve burun ameliyatı olmaktadır” dedi.

    Dr. Çerkeş; burun ameliyatı sonrası iyileşme süreci, kişinin burun yapısına ve yapılacak operasyona bağlı olduğu gibi cerrahın incelikli çalışması ile de yakından ilgilidir dedi. Dr. Çerkeş ayrıca ameliyat sırasında hassas çalışarak dokular üzerinde fazla tahribat oluşturmamanın, kanamanın az olmasını; buna bağlı olarak da şişlik ve morlukların asgari seviyelerde kalmasının sağlandığının da altını çizdi. Dr. Çerkeş “Konusunda deneyimli cerrahların yaptığı ameliyatlar sonrası morluklar genellikle 4-5 günde geçebilmektedir. Burun üzerine konulan plastik bandaj 6. gün çıkartılmaktadır. Hastalar genellikle 1 hafta 10 gün gibi bir süre içinde işlerine ve sosyal hayatlarına geri dönebilmektedir. İyileşme sürecinde hastaların ağrı şikayeti olmadığını söyleyebiliriz. Burun içine tampon konulmayan ameliyatlar sonrası hastalar operasyondan hemen sonra dahi önemli bir burun tıkanıklığı yaşamamaktadır” dedi.