Etiket: Buruk

  • Tıp Bayramını Buruk Geçirdiler

    İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi’nin 14 Mart Tıp Bayramı etkinliğinde, Ankara’da yaşanan terör saldırısının hüznü vardı.

    İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi’nde 14 Mart Tıp Bayramı, dün Ankara’da gerçekleşen ve birçok vatandaşımızın yaşamını yitirdiği terör saldırısı nedeniyle buruk kutlandı.

    İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Özel Gaziosmanpaşa Hastanesi’nde 14 Mart Tıp Bayramı kapsamında bir konferans düzenlendi. Etkinliğe katılanların üzgün olduğu dikkatlerden kaçmazken, sağlık çalışanları adına konuşan İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Demir Budak, “Buruk bir bayram kutluyorum. Hepimiz bu müessif olayın derin üzüntüsü içerisindeyiz. Bu olay karşısında o kadar sarsıldık ki bayram demeye dilim varmıyor. Allah ülkemizi korusun, birlik ve beraberliğimiz bozulmasın” ifadelerini kullandı.

    “ÜLKEMİZ BİR DAHA BÖYLE KÖTÜ GÜNLER YAŞAMASIN”

    14 Mart Tıp Bayramı’nı Ankara’da yaşanan patlama nedeniyle buruk geçirdiklerini söyleyen Prof. Dr. Demir Budak, “14 Mart gününü Tıp camiası olarak bir gün değil de hafta boyunca kutluyoruz. Bu haftada etik değerlerimizi, yaptıklarımızı, yapacaklarımızı öğrencilerimizle birlikte tartışıyoruz ve ileriye dönük nasıl daha güzel şeyler yapabileceğimizi kararlaştırıyoruz. Ama bu yıl üzülerek, Ankara yaşanan ve hepimizi yürekten yaralayan bu kötü olayı anarak bu güne başlamanın sıkıntısı içerisindeyim. Allah ülkemize bir daha böyle kötü ve iç karartıcı olaylar yaşatmasın. Şehitlerimize rahmet, yaralılarımıza şifa diliyorum. Bayramımız burukluk içerisinde geçiyor. Pek çok aktivitemizi de bu sebeple iptal ettik” diye konuştu.

    Günün anlam ve önemini belirten Prof. Dr. Budak, “14 Mart Tıp Bayramı kapsamında, bir yıl içerisinde neler yaptığımızı, mesleğimizde ne kadar ilerlediğimizi, öğrencilerimize ne kadar yararlı olduğumuzu, ileriye dönük projelerimizi paylaşırız. Yaptığımız yanlışlar olmuşsa, onların tartışmalarını kendi aramızda yapar ve mükemmeli arayan bir yaklaşım içinde oluruz” şeklinde konuştu.

    “BİR HAFTA BOYUNCA BAYRAMIMIZI KUTLUYORUZ”

    Tıp Bayramı’nın tarihine değinen İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Özel Gaziosmanpaşa Hastanesinden Başhekimi Prof. Dr. Müslüm Çiçek, “Aslında Tıp Bayramı’nın bir gün olduğunu görüyoruz. Ama biz bu haftanın tümünü bu tip etkinliklerle kutluyoruz. 14 Mart Tıp Bayramı, 2. Mahmut Dönemi’nde yani 1827 yılından bu yana kutlanan ve sonraki süreçte 1. Dünya Savaşı’ndan itibaren de her yıl anılmaya başlanan bir gündür” şeklinde açıklamalarda bulundu.

  • Tıp Bayramında Doktorların Buruk Sevinci

    Gözde Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Op. Dr. Kenan Kalı, tüm sağlık emekçilerinin 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutlayarak, Ankara’da meydana gelen terör saldırısını da kınadı.

    Gözde Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Op. Dr. Kenan Kalı, 14 Mart Tıp Bayramı’nı Ankara’da meydana gelen terör saldırısı nedeniyle buruk bir şekilde kutladıklarını ifade etti. Tüm sağlık emekçilerinin Tıp Bayramı’nı kutlayan Kalı, “Tüm Türkiyenin başı sağolsun. Bu elim olayda canla başla çalışan tüm hekim kardeşlerimize de geçmiş olsun diyorum. Umarım bu olaylar artık bir son bulur. Ülke olarak barış ve huzur dolu günler diliyorum” dedi.

    Üç yılda İzmir’de sağlıkla ilgili başarılı çalışmalara imza attıklarını ifade eden Gözde İzmir Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Cem Güçlü de şöyle konuştu:

    “İzmir halkının güvenini kazandık. Bu güvenle daha çok hastaya hizmet verebilmek için ikinci hastane binamızı inşa ediyoruz. Tıbbi etik değerlerden ödün vermeden bizi her konuda destekleyen Op. Dr. Kenan Kalı’ya birlikte omuz omuza çalıştığımız tüm hekim arkadaşlarıma ve çalışanlarımıza teşekkürü bir borç bilirim.”

  • Irak’taki Savaşta Oğlunu Kaybeden Annenin Buruk Kadınlar Günü

    DÜZCE (İHA) – Bir oğlunu Irak’taki savaşta kaybeden anne, şimdi bir kızıyla hayata tutunmaya çalışıyor. Eşini de kaybeden anne, 8 Mart Dünya Kadınlar Gününe buruk giriyor.

    Irak’ta yaşanan savaşa bir evladını şehit veren 54 yaşındaki Wafiya Wadi, Tıp Fakültesi 3. sınıfta okuyan kızı Fanar Wadi ile birlikte kaçarak Türkiye’ye sığındı. Zor şartlar altında kızı ve kendisinin geçimini sağlayan Wafiya Wadi, “Kızım için buraya geldim. Zor şartlar altında yaşıyorduk orada. Orada korkuyorduk. Buraya geldik burada huzur var. Kızım orada Tıp okuyordu onu bıraktık geldik” dedi.

    Irak’ta 8 Mart’ta ailelerin bir araya toplandığını söyleyen Wafiya Wadi, “Bir araya gelirdik çeşitli hediyeler verirdik birbirimize. Fakat burada kimsemiz yok. Bir kızım bir ben varız. Orada korkuyorduk kızımın başına bir şey gelecek diye fakat burada korkmuyorum” diye konuştu.

    Irak’ta Tıp Fakültesinde okuyan fakat Türkiye’de bir iş yapamayan Fanar Wadi ise hala ders çalışmaya devam ediyor.

    Anne Wafiya Wadi de boş zamanlarında el sanatları eğitim merkezine giderek el becerilerini geliştirme çalışıyor.

  • Buruk: “Ayağa Kalkmamız Gerekiyor”

    Medicana Sivasspor Teknik Direktörü Okan Buruk Eskişehirspor maçı sonrası yaptığı açıklamada, ”Bu hafta bizim için çok altın değerinde üç puanın olduğu bir haftaydı. Bunu kaçırdığımız için çok üzüntülüyüz. Tekrar ayağa kalkmamız gerekiyor” dedi.

    Sahasında Eskişehirspor’a 2-1 mağlup olan Medicana Sivasspor’da Teknik Direktör Okan Buruk, karşılaşma sonrası düzenlenen basın toplantısında müsabakayı değerlendirdi. Buruk karşılaşmaya iyi hazırlandıklarını belirterek, ”Maçın ilk yarısına baktığımızda maçın başında 10 kişi kalana kadar oyunda çok istekli olan sahayı parselleyen rakibe pozisyon vermeyen ve çok fazla pozisyona giren bir takım vardı. Penaltı kaçırdık, goller kaçırdık ama oyun içinde ben hiçbir zaman inancımı kaybetmedim. Saçma sapan bir gol yesek de ilk yarı rakibimizin üzerimize gelmediği bir anda kademe hatasından gol yedik. Buna rağmen maçı çevireceğimize çok inanıyordum. Devre arasında inancımızı belirttik oyuncularımıza. Doğrularımızı, yanlışlarımızı anlattık. İkinci yarı 1-1’i bulduk yine bastırıyorduk ama Beykan’ın gördüğü çok ucuz bir kart var. Özellikle ilk gördüğü sarı kart affedilir gibi değil, çok gereksiz bir şekilde rakibiyle didişti. Bu süreçte belki Beykan’ı oyundan alabilirdik ama takımın yakaladığı bir ritim vardı. Öne doğru baskı kurmaya başlamıştık pozisyona giriyorduk. Biraz daha beklemek istedik. Ama Beykan çok ucuz bir şekilde ikinci sarı kartı gördü. Tabi çok genç bir oyuncu ama bu bize pahalıya mal oldu. Oyunun devamında da bizim gibi bu seviyede takımın yemeyeceği bir gol yedik. 10 kişi kalmışız rakip bizim üzerimize gelip bize açık vereceğine biz açık bir şekilde yakalandık. Resmen kalemizi açarak gol yedik. Oyun berabere gitse çok farklı bir maçta olabilirdi” dedi.

    “OSMANLISPOR MAÇINA EN İYİ ŞEKİLDE HAZIRLANIP BİZE YAKIŞANI YAPMAMIZ GEREKİYOR”

    Takımda eksik olan şeyleri düzeltmek için göreve geldiğini aktaran Buruk, “Bu süreçte iyi şeyler yaptık. Özellikle yapmış olduğumuz takviyelerin takıma adaptasyonu yavaş yavaş girmesi maç eksiği olan oyuncular vardı. Bu hafta bizim için çok altın değerinde üç puanın olduğu bir haftaydı. Bunu kaçırdığımız için çok üzüntülüyüz. Tekrar ayağa kalkmamız gerekiyor. Bir 10 günlük süremiz olacak. Osmanlıspor maçına en iyi şekilde hazırlanıp bize yakışanı yapmamız gerekiyor. Bugün bizim için büyük üzüntü 15 maçımız var hepsi bizim için daha önem kazandı. Bizim için daha büyük finaller oldu” diye konuştu.

    Buruk, takıma bir forvet takviyesi yapmak istediklerini ve ekonomik yönden sıkıntı olmaması durumunda 2 veya 3 futbolcu transfer etmek istediklerini belirtti.

  • (Özel Haber) Sur’dan Göç Eden Aile, Yeni Yıla Buruk Girdi

    Diyarbakır’ın Sur ilçesinde devam eden çatışmalardan kaçan Onur ailesi, kentin öteki ucunda bulunan maddi durumu yetersiz vatandaşların yararlandığı sosyal konutlara sığındı. 3 ayrı evde toplam 18 kişi kalan Onur ailesinin yeni yıldan tek istekleri, barış ortamında eski yaşantılarına geri dönmek.

    Diyarbakırlı Onur ailesi, yaklaşık 40 gün önce çatışmaların yeni başladığı Sur ilçesinden göç etmeye karar verdi. Sokağa çıkma yasaklarının başlaması ile birlikte evlerindeki eşyaları da bırakan Onur ailesi, kentin bir diğer ucu olan Ergani yolundaki maddi durumu yetersiz olanların yararlandığı sosyal konutlara yerleşti. 42 yıllık yaşantılarını geride bırakarak yeni bir hayata alışmaya çalışan Onur ailesi, şiddetli soğuğun etkisini gösterdiği yılın son gününde, çatışmalı ortamın sona ermesini bekliyor.

    42 YILLIK SUR YAŞANTISINI ÇATIŞMALAR DEĞİŞTİRDİ

    Ömrünün hemen bütün zamanını Diyarbakır’ın tarihi Sur ilçesinde geçiren Onur ailesinin en yaşlı bireyi Abdullah Onur, çatışmalı ortamdan kaçarak sosyal konutlara sığındıklarını söyledi. Eski yaşantısını çok özlediğini belirten Abdullah Onur, Sur’daki evlerinden hiçbir şey almadıklarını şu an oturdukları evdeki eşyaların hepsini de yakınları veya komşularının verdiğini ifade etti. Evin giderinin çok olduğunu aktaran Abdullah Onur, yetkililerin kendilerine yardım etmelerini istedi. Abdullah Onur’un yeni yıldan isteği ise, 42 yıl boyunca kopamadığı, çatışmalar nedeniyle ayrı kaldığı Sur ilçesindeki olayların bir an önce sona ererek, eski yaşantısına geri dönmek.

    “YENİ YILDA EVİMİZE DÖNMEK İSTİYORUM”

    Evin en küçüklerinden, Abdullah Onur’un 10 yaşındaki torunu Yusuf Onur ise, Sur’daki olaylardan dolayı evlerinden ayrılmak zorunda kaldıklarını kaydetti. Çatışmalar olmadan önce evlerinde çok mutlu olduğunu belirten Yusuf Onur, “Burada hiç mutlu değilim. Okulumu, arkadaşlarımı, eski öğretmenlerimi özlüyorum. Olayların bir an önce sona ermesini istiyorum. Ben de yeni yılda arkadaşlarımla girmeyi çok isterdim. Yeni yıldan güzel şeyler istiyorum, barışı istiyorum, savaşın bitmesini istiyorum. Evimize dönmek istiyorum” dedi.

    “YENİ YILA MUTSUZ GİRİYORUZ”

    Evin gelini Zabite Onur da, eski evlerinden hiçbir şey alamadan çıktıklarını belirterek, zor şartlar altında sosyal konutlara sığındıklarını söyledi. Zabite Onur, “İki çocuğum okuyor, biri okuldan ayrılmak zorunda kaldı. Elektrik, su, kira bizi çok zorluyor. Sur’daki evimizden çıkarken, yanımıza bir şey almadık. Çok uzun süre Sur’da yaşadık, yaklaşık 40 gündür de buradayız. Bütün eşyalarımızı eski evimizde bırakıp çıktık. Komşularımız yakınlarımız bize yardım etti. Yeni yıldan beklentimiz, evimize tekrar geri dönmek, barış ve huzurdur. Yeni yıla mutsuz giriyoruz, biz sanki hapisteyiz, sıkıntı içerisindeyiz, aklımız evimizde, Sur’da” diye konuştu.

    YENİ OKULUNDA KONTENJAN OLMADIĞI İÇİN ÇALIŞMAYA BAŞLADI

    Zabite Onur’un oğlu 15 yaşındaki Mehmet Emin Onur ise, Sur ilçesinde gittiği okuldan ayrılarak, yeni evlerinin yakınındaki bir okulda eğitim görmek için ailesi ile başvuruda bulundu. Okulda kontenjan olmadığını öğrenince dünyası yıkılan küçük Onur, bu süre zarfında boşta gezmemek ve ailesine yardımcı olmak için çalışmaya başladı. Mehmet Emin Onur, “Melikahmet Anadolu İmam Hatip Lisesi’ne gidiyordum Sur ilçesinde. Orada çatışmalar çıktığı için buraya geldik. Burada başka bir okula kayıt yaptırmak istedim, kontenjan dolu olduğu için okula gidemedim, ben de boş durmamak ve babama yardım etmek için çalışmaya başladım. Yeni yıla mutsuz giriyoruz, barış olmasını bekliyoruz. Barış olsun da bir an önce evimize dönelim” şeklinde konuştu.