Etiket: Bürokratlar

  • İdareciler Ve Bürokratlar Birliği Derneği Genel Başkanı Can: “Biz Birlikte Güçlüyüz”

    İdareci ve Bürokratlar Birliği Derneği Genel Başkanı Yücel Can, “Terör şiddettir, insanlığa zarar vermektir. Terörün zaferi olmaz, terörü yapan ile destekleyen aynı ölçüde suçludur. Hep dedik ve diyoruz biz birlikte güçlüyüz. Zaman birlik ve beraberlik zamanıdır” dedi.

    Ankara ve Diyarbakır’da meydana gelen terör olaylarıyla ilgili yazılı bir açıklama yapan İdareci ve Bürokratlar Birliği Derneği Genel Başkanı Yücel Can, büyük devletlerin başta Asya ve Ortadoğu ülkeleri olmak üzere özellikle İslam ülkelerini hedef aldıklarını belirtti. Daha fazla demokrasi ve insan hakları adına müdahale edilen ülkelerin savaş ve bölünmelerle karşı karşıya geldiğini kaydeden Can, ABD ve Batılı ülkelerin asıl maksatlarının kendi ülke çıkarlarını korumak olduğunu ifade etti. Can, bu anlamda Türkiye’nin bölgede ve dünyada giderek yükselen bir değer ve güç olduğunu, bu durumun da birçok şekilde istenilmeyen durum olduğunu, terör örgütlerinin gerek yurt içinde ve yurt dışında emellerine ulaşılmak için devletler tarafından kullanıldığını dile getirdi. Can şunları kaydetti:

    “1980 öncesi ve sonrası ASALA, Türkiye’nin yıllardır önünde büyük bir bela olarak terör eylemlerinde bulundu. Bu terör de maalesef başta ABD ve Batılı ülkeler tarafından desteklendi. ASALA isim değiştirerek sözde Kürt halkının haklarını savunmak için terör eylemelerine hız vererek binlerce insanı şehit ederek, sakat bırakarak göçe zorlamıştır. Tarihi, kültürü, insanı ve insanlığı yok etmiştir. Bu örgüt Türkiye’de PKK, dışarıda PYD, YPG olarak devam etmektedir. Terör örgütünü destekleyen ve bu güne getiren şüphesiz ki işbirlikçileri, destekçileri ve hainlerdir. PKK, PYD, YPG terör örgütünü şımartan, emellerine karşı kullanan Ermeni ve Yahudi diasporası ile birlikte ABD, Rusya ve Batılı ülkelerdir. PKK’nın eğitilmesi, silah verilmesini maalesef Türkiye’nin müttefiki olan, BM ve NATO üyeleri olan başta ABD, Rusya ve Batılı ülkeleridir. Bu menfur hadisenin en sonuncusu maalesef Ankara’da Silahlı Kuvveteler mensuplarını kalleş bir şekilde hedef alarak vatandaşlarımızın şehit olmasına ve yaralanmalarına sebep olmuştur. PKK terör örgütü kadar ABD, Rusya ve BM ülkeleri de en az bu olaydan mesuldür. Çünkü BM GK üyeleri, Türkiye’den uluslararası hukuka uygun hareket etmesini isteme konusunda anlaşmış, PKK, PYD ve YPG’yi şımartmıştır.”

  • İdareci Ve Bürokratlar Birliğinden, Akademisyenlerin Bildirisine Sert Tepki:

    İdareci ve Bürokratlar Birliği Yönetim Kurulu, “Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi”nin yayımladığı bildiriye sert tepki göstererek, bu devletin ekmeğini yiyip, bu devlet meydan okumanın en basit ifadesinin ihanet olduğunu belirtti.

    Birliğin, gerçekleştirdiği çalıştay ve değerlendirme sonrasında, İdareci ve Bürokratlar Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Yücel Can açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin içte ve dışta birçok soruna karşı sağduyu ile hareket ettiğini belirten Can, teröre ve bölünmeye karşı mücadele verildiğini ve milletin huzurunu sağlama adına devlet olmanın gereğinin yapıldığını söyledi.

    İdareci ve Bürokratlar Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Yücel Can, devlete destek verilmesi gereken bir noktada akademisyenlerin açıklamalarını tasvip etmediklerini ve bu açıklamanın karşısında olduklarını belirterek, “Bu açıklama çok talihsiz bir açıklama ve tarihe sorgulanması gereken bir açıklama olarak geçecek” değerlendirmesinde bulundu.

    Türkiye Cumhuriyeti Devletinin çok güçlü bir devlet olarak bunun da üstesinden geleceğini belirten Yücel Can, bu anlamda Cumhurbaşkanı ve Başbakanın anlamlı ve güven veren dik duruşunun çok büyük bir şans olduğunu söyledi. Can, bu duruşun halka ve ülkeye güven verdiğini, aynı zamanda da bu duruşun düşmana korku sardığını söyleyerek asıl meselenin de Türkiye’nin giderek daha güçlü hale gelmesinden kaynaklandığını belirtti.

    Başkanı Yücel Can, konu ile ilgili yaptığı açıklamada şunları kaydetti: “Öğretmeni bir ana-baba olarak gören, güven ve dayanak kabul eden, cehalete savaş açan bir düşüncenin evlatlarıyız.Hayatı öğrenme, değerlerle yaşama adına öğretmeni kurtuluş kapısı ve dayanak gören bir anlayışın neferiyiz.Savaş halinde bile kendine öğretmeni rehber ederek kalemleri kılıçlardan önemli sayan bir ecdadın, asırlara meydan okuyan Fatihlerin mirasınız. Ülkeyi düşmandan temizleme adına Çanakkale Savaşı’nda okulları kapatarak öğrencilerinin başında bir ana kadar şefkatli ve bir komutan kadar asker, düşmanı vatandan kurtaracak imana ve cesarete sahip bir neslin devamıyız. Yabancı ülke üniversitelerindeki gibi gerçek anlamda bir akademisyen görmek isteriz ama yabancı ülkelerdeki akademisyenlerle, sizi bu ülkeyi yıkma adına hangi düşünceler bir araya getiriyor, kimler tarafından yönlendiriliyorsunuz, kime hizmet ediyorsunuz ?

    Terör örgütünün destekçileri ve ortadaki engelleri bertaraf etme görevini, terörü desteklemeyi amaç edinen bu tavır oldukça düşündürücüdür. Biz evlatlarımızı artık kime, hangi akademisyenlere teslim edeceğiz? Bu durumdan oldukça endişeliyiz. Sahi, sizin binlerce insan, insanlığa zarar veren, tarihe, kültüre, çevreye zarar veren, etrafı yakıp yıkan canilerden, teröristlerden ne farkınız var? Onlar yapıyor, siz destekliyorsunuz. Bu vahşete alkış tutuyorsunuz, zulme ortak oluyorsunuz. Ülkeyi bölenlere karşı askeri, güvenlik ve koruculardan oluşan teröristlere fırsat vermeme kadar insana her türlü desteği veren devletin takdir edilecek bu tavrı karşısında devleti katliamla, sürgün politikası ile suçlamak taraf olmaktır, haksızlıktır, terör örgütlerinin ve bu ülkeyi bölmek isteyenlerin sözcülüğünü yapmaktır. Dün olduğu gibi bugün de ülkemizde hiçbir ırka imtiyaz tanınmadığı gibi, hiçbir ırka engel de söz konusu değildir. Bunun en güzel örneği de teröristi savunanların bile TBMM’de temsil edilmesidir. Bununla birlikte hükumetimiz tarafından başlatılan müzakere süreci suistimal edilmekte, kötüye kullanılmaktadır”.

    “Bir devletin imkanları ile okuyacaksınız, o devletin her türlü imkanlarını kullanacaksınız, unvan alacaksınız. Bu devletin ekmeğini yeyip, bu devlete meydan okumanın en basit ifadesi ihanettir” dediği açıklamasında Can, ülkenin her hakkını savunmak yerine kimin adına siyasi partiler, meclis ve uluslararası kamuoyu nezdinde temaslarımızı sürdüreceklerini bildirdi. Can şöyle dedi: “Açıkça burada kökü oldukça eskiye dayanan şanlı bir tarihi ve ülke adeta itham edilmekte, suçlanmakta, devletle alay edilerek devlet uluslararası arenada küçük düşürülmekte, teröre prim verilerek örgütlerin propagandası yapılmaktadır. Dahası terör örgütü şımartılarak terör örgütüne destek olunmaktadır. Bundan sonra dökülecek her damla kanda bu talihsiz açıklamaya imza atanların eseri olacaktır.

    Israrla belirtmek gerekirse, bildiride şehirleri savaş alanına çeviren hendek ve barikatlarla yerleşim birimlerini yaşanmaz hale getiren terör örgütü mensuplarının eylemleri meşrulaştırılmaya çalışıldığı gibi bu örgüt mensuplarına karşı gerçekleştirilen operasyonları yapan ve kahramanca mücadele eden güvenlik güçlerinin mücadelesinin ise kıyım ve katliam olarak gösterilmesi Türkiye Cumhuriyeti’ne yapılacak bir müdahaledir, Türkiye ile savaşı başlatmak, savaşı desteklemektir. Yabancı ülkelerde teröre duyulan kin, ülkenin giriş ve çıkışlarını bile kapatarak alınan acil ve sert önlemler karşısında Türkiye Cumhuriyeti’nin uygulamaları asla eleştirilebilecek bir durum değildir.

    Ne hazindir ki, bu açıklama ile akademisyenler kendilerine olan güveni zedelemişlerdir. Barış, kardeşlik adına birlik ve beraberlik mesajları vermesi gereken akademisyenlerin açıklamaları terörü desteklemektir, talihsizliktir. Duyarlı olan akademisyenlerin açıklamaları, ülkemizdeki STK’lar, resmi kurumların tepkileri takdire şayandır ancak, akademisyenler açıklama ile toplumu adeta galeyana getirerek huzuru bozmaya çalışmaktadır. Bu hususun da göz ardı edilmemesi ve kanuni işlemlerin başlatılması gerekir.

    Bir daha sormak lazım. Otuz yıldır özellikle bazı bölgelerde yoğunlaşarak insanları köylerinden şehirlere, batıya göçmelerine sebep olan terör örgütünün yaptıklarını sürgün ve adeta insanlığı yok olma olarak görmeyen kör bir zihniyet, ülkeyi iç ve dış güçlerin desteği ile bölmeye çalışan, hendeklerle hayatı felç eden, insanları aylarca evinde mahkum eden, kutsal değerleri tahrip eden, insanları yerlerinden eden bir anlayışın, zorba, terörist bir anlayışı sürgün ve sindirme görmeme ön yargınız ve taraflı lığınız nereden geliyor.

    Konyalı Hüseyin Yavuz, Kemal Sert, Osmaniyeli Halis Şişman, İzmirli Erkan Özcan, Kocaelili Ergin Komut, Çanakkaleli Engin Eker, Manisalı Durmuş Güçlü, Bitlis ili Merkez Düzköy Erikli köyünde annesi ve babası ile birlikte şehit edilen Betül öğretmen, Diyarbakır’da eşi Murat ve çocuğu Uğur’la birlikte Aynur Sarı şehit edilirken neredeydiniz? Terör örgütü tarafından şehit edilen iki yüz civarında öğretmene karşı neden sağır, dilsiz ve kalpsiz kaldınız? O zaman neredeydiniz?”

  • Ankara’da Malatyalı Bürokratlar Ve Siyasiler Bir Araya Geldi

    Battalgazi Belediyesi’nin öncülüğünde Ankara’da Malatya tarihinde bir ilk gerçekleştirildi. Ankara’da bulunan Malatyalı bürokratlar ve siyasiler, akşam yemeğinde bir araya geldi. Burada konuşan Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, “Bu etkinliği Malatya için milat kabul edelim” dedi.

    Battalgazi Belediyesi’nin öncülüğü ve Milli Eğitim Bakanlığı Bakanlık Müşaviri Nurettin Konaklı, İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişi Atilla Şahin ve TSE Başkanlık Müşaviri Osman Katipoğlu’nun da katkıları ile Ankara’da geniş katılımlı bir program gerçekleştirildi. Programa, Gümrük ve Ticaret Bakanı Av. Bülent Tüfenkci, AK Parti Malatya Milletvekili Mustafa Şahin, eski bakanlardan Recai Kutan, Güldal Akşit, Ankara’da bulunan Malatyalı bürokratların yanı sıra siyasiler ve davetliler katıldı. Programın, Malatya tarihinde Ankara’da yapılan ve yüksek katılımlı ilk program olduğu belirtildi. İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişi Atilla Şahin’in kısa hoş geldin konuşmasının ardından konuşan Battalgazi Belediye Başkanı Selahattin Gürkan, Ankara’da bulunan Malatyalı bürokratlar ve siyasilerin programa göstermiş olduğu yoğun ilgiye teşekkür ederek, “Malatya önemli bir merkez. Malatya’yı sadece günümüz memleketi olarak değerlendirmemek lazım. Bizler Belediye Başkanı olarak çalışıyoruz sizlerde bürokrat olarak çalışıyorsunuz. İnsanın ana babasına görevlerinin olduğu gibi, ailesine, komşularına karşı da görevleri de vardır. Bunlar farzı ayn görevlerdir. Bir başkasına devredilmesi de mümkün değildir. Biz belediye başkanlığını hiçbir zaman 5 yıllık bir süre için düşünmedik. Belediye başkanı sorumluluğunu bilen bir vizyona sahip olursa, geçmiş bin yılların belediye başkanı olmaya namzet olması lazım, gelecek yüz yıllar ve bin yılların belediye başkanlığına namzet olması lazım. Geçmişte Anadolu’yu anayurt yapan memleketin tarihi kültürünü ayağa kaldırırsınız, medreseleri, kümbetleri, camileri, o zaman geçmiş bin yılların belediye başkanı olursunuz. Yapacağınız iş ve hizmetlerde de güzel eserler bırakırsınız gelecek yılların belediye başkanı olursunuz” dedi. Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci ise konuşmasında, “Bu dönem el ele vererek, birbirimizi ötelemeden, birbirimize sahip çıkarak, Malatya’ya sahip çıkarak yapabileceklerimizi istişare ile götürerek Malatyamıza bir şeyler kazandırmak istiyoruz” ifadelerine yer verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu’na teşekkür eden Bakan Tüfenkci, “Bakanlık Malatya’ya verilirken, Malatyalıların hem Ankara’da, hem İstanbul’da ve Türkiye’nin birçok yerinde yaşayan hemşehrilerimize de bir moral oldu. Herkesin sanki kendisi bakan olmuşcasına sevindiğini görüyoruz. Tüm konuşmalarımda da ifade ettiğim gibi bu şahsımızda tüm Malatyalılara verilmiş bir payedir. Biz hem hükumet içerisindeki pozisyonumuz itibariyle, hem de sizlerin desteğiyle, hem geçmişte, hem de şimdi milletvekilliği ve bürokrat arkadaşlarımızla birlikte, belediye başkanlarımızla birlikte inşallah iyi şeyler yapmayı planlıyoruz. Bu noktada da bu platformları iyi değerlendirmek istiyoruz. Yuvarlak masalarda çok farklı çalışma usulleri olabilir ama bu en azından gönül muhabbetimizi ve birlikteliğimizi göstermek adına önemli olduğunu düşünüyorum. Bu tür toplantıların periyodik aralıklarla yapılmasının faydalı olacağını düşünüyorum” şeklinde konuştu.

    Malatya için yatırım ve proje geliştirmek için el ele vermeleri gerektiğinin altını çizen Tüfenkci, “Malatya’mızın kalkınması için özellikle 3. Organize Sanayi Bölgesi’nin hayata geçirilmesinden tutun da, yıllara sarih ve herkesin dilinde sakız olan çevre yolunun bu dönem başlatılıp bitirilmesine kadar, ikinci üniversitenin hayata geçirilmesi ve onu şehir üniversitesi haline getirilmesi için ve şehirle bütünleştirilmesi gerektiği ortaya çıkıyor. Bunlar için tüm arkadaşlarımızın el ele vermesi gerekir. Battalgazi de belediye başkanımızla birlikte gerek yerel seçimlerde, gerek milletvekili seçimlerinde söz verdiğimiz gibi Battalgazi bölgesine bir devlet hastanesi yapılması noktasında müsteşarımız burada bakanımızda olumlu baktı. Biz kendileriyle konuştuk inşallah kısa zamanda onu hayata geçireceğiz. Bunun sembolik bir anlamı da var. Hem o bölge adına ve o bölgenin gelişmesi adına değişip dönüşmesinde o bölge insanının heyecanını ortaya koyma adına çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Bunun teknik olarak Devlet Hastanesi var, Üniversite hastanesi var. Doğru ama o bölge insanına motive edici gelişmeler yapmamız lazım. Çünkü o bölge insanı çok özel bir konumda. Ayrıca bizim yine önemsediğimiz ve arkadaşlarımızın da önemsediğini bildiğimiz Beyler Deresi ile ilgili. Bu sabah Binali Yıldırım bakanımızla konuştuğumuzda bir lojistik köy gerçekleştirme noktasında bir çalışma yapalım dedik. Tabi Malatya Hava alanının tekrar gözden geçirilmesi lazım. Bununla ilgili adımlarımızı atmamız lazım. Yine Malatya’nın sembolü Tren Garı baki kalmak üzere lojistikle beraber artık yük indirip bindirilmesinin şehrin biraz daha dışına çıkarılarak orayı Malatya’ya bırakılması için çalışmalarımızı yapmak gerekiyor. Kayısı ile ilgili çalıştayın gerçekleştirilmesini bekliyoruz. O çalıştaydan bir şeyler çıkabilirse oradan çıkan yol haritasına göre yoksa da bizim bakanlığımızın ve arkadaşlarımızın öncülüğünde kayısıya da mutlaka eğilmemiz gerekiyor. Çünkü kayısı Malatya’mızda hem sembol, hem de ciddi anlamda bundan ekmek yiyen bir kitlemiz var. Bunu desteklememiz lazım. Yine başlatmış olduğumuz Hayvan Sanayi Bölgesi’ni bu dönem inşallah bitirip faaliyete geçirilmesi noktasında çalışmalarımız var. Buna benzer birçok çalışmamız var. Buradan sizden bir ricam var. İstirhamım şu olacak. Birbirimize sahip çıkarak ve bir birimize daha hoş görülü olarak diğer çevrelere gösterdiğimiz hoşgörüleri birbirimize de göstererek inşallah pozitif bir yola girelim. Bunu bir milat olarak kabul edelim” şeklinde konuştu.

  • Görme Engellilerle Bürokratlar Arasında Farkındalık Maçı

    Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nde, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü münasebetiyle Görme Engelliler Spor Kulübü ile bürokratlar arasında B1 (hiç görmeyenler) farkındalık futbol maçı yapıldı.

    Yunus Emre Kampüsü Çarşı A Spor Tesisleri’nde bulunan halı sahada düzenlenen futbol maçına Anadolu Üniversitesi Rektörü Naci Gündoğan, İl Milli Eğitim Müdürü Necmi Özen, Gençlik Spor Müdürü Hüseyin Aksoy, bürokratlar ve Eskişehir Görme Engelliler Spor Kulübü oyuncuları katıldı.

    Maç öncesi her iki takıma çiçek takdim edildi. Ardından oyuncular dakikalarca ısınma hareketleri yaparak maça hazırlandı. Kendilerine özel sesli toplarla atış yapan engelli sporcular, kaleyi tutturmak için kıyasıya mücadele etti. Bürokratlardan oluşan takım ise dakikalar öncesinden gözlerini kapatıp, karşı takımla aynı ruhu yaşayarak maça hazırlandı. Ardından görme engelliler ile bürokratlar arasında başlayan maçta her iki taraf kıyasıya mücadele etti. Görme engelliler için özel tasarlanan topla oynan maçta, yönlendiriciler oyunculara destek sağladı. Kıran kırana geçen mücadelenin sonunda ise dostluk kazandı.

    “ÜNİVERSİTE OLARAK ENGELLİLERE HER TÜRLÜ HASSASİYETİ GÖSTERİYORUZ”

    Maç öncesi açıklama yapan Rektör Prof. Dr. Naci Gündoğan, kendilerinin üniversite olarak engellilere hem eğitim hemde yaklaşım konusunda gerekli hassasiyeti gösterdiklerini söyledi. Gündoğan, “Bugün malum Dünya Engelliler Günü. Bugün dolayısıyla bütün engelli öğrencilerimizin, personelimizin ve vatandaşlarımızın bugününü kutluyorum. Tabi ki bugünün anlamı bütün günlerde olduğu gibi bu konuda bir farkındalık oluşturmak. Biz de Anadolu Üniversitesi olarak gerçekten hem engellilerin eğitimi konusunda hem de engellilere yaklaşım hassasiyeti konusunda önemli bir kamu kuruluşu olduğunu düşünüyoruz. Bugünkü etkinlik ise görme engellilerimizle hem bizim empati yapma durumumuzu ortaya koyacak bir futbol müsabakası yapacağız. Ben çok güzel ve zevkli bir müsabaka olacağını düşünüyorum. Tabi gözlerimizi kapayınca nasıl futbol oynayacağımızı çok merak ediyorum. İnşallah bir tarafımızı yaralamadan müsabakadan ayrılırız. Bunun da bir farkındalık oluşturmasını özellikle diliyorum. Tekrar engelli vatandaşlarımızın Engelliler Günü’nü kutluyorum” şeklinde konuştu.

    “AMACIMIZ GÖRME ENGELLİLERE FIRSAT VERİLDİĞİNDE NELER YAPABİLECEĞİNİ İSPATLAMAK”

    Eskişehir Görme Engelliler B1 Takımı Kaptanı Ercan Güner de maç öncesi yaptığı konuşmada, kendilerine fırsat verildiği zaman neler yapabileceklerini göstermek için burada olduklarını belirtti. Bu etkinlikten dolayı Anadolu Üniversitesi’ne de teşekkürlerini ileten Güner, “3 Aralık Dünya Engelliler Günü nedeniyle Anadolu Üniversitesi Çarşı A Spor Tesislerinde farkındalık müsabakası düzenliyoruz. Anadolu Üniversitesine teşekkür ediyoruz bizi misafir ettiler. Şehrimizin ve üniversitemizin Rektör ve Rektör Yardımcısı karşı takımda olacaklar. Onları da B1 görmeyen hale getirip karşılıklı maç yapacağız. Amacımız bu maçta bizleri anlamaları, farkındalık oluşturmak, görme engellilere fırsat verildiğinde neler yapabileceğini ispatlamak.

    B1 futbolu zilli toplarla oynanmakta, topun içerisinde zil var. Zilli topu ayaklarımızın arasında sürerek gol atmaya çalışıyoruz. Kendisine göre kuralları olan bir oyun” ifadelerini kullandı.

    “BU ŞEKİLDE 5 DAKİKA BİLE MAÇ OYNAMAK BİZE ZOR GELDİ”

    İlk yarı maçta oynayan ve devre arası duygularını dile getiren Eskişehir Gençlik ve Spor İl Müdürü Hüseyin Aksoy ise şöyle konuştu:

    “Gözlerimizi kapatıyoruz ama ne kadar da olsa kenarından bakmadan edemiyoruz. O hayata alışmadığımız için belki o sıkıntıları yaşamadığımız için 5 dakika da olsa bize zor geldi işin açıkçası. Dolayısıyla ben ikinci yarıda çıktım arkadaşlar devam ediyorlar”

    Görme engelli oyuncular maç sonunda böyle bir futbol maçı etkinliği düzenledikleri için Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Naci Gündoğan’a teşekkürlerini ilettiler.