Etiket: Burhan

  • ’Zamanın Sarkacındaki Adam’ Burhan Uygur, İKÜSAG’da

    İstanbul Kültür Üniversitesi Sanat Galerisi, 2016-2017 sanat sezonunun ikinci sergisinde, usta sanatçı Burhan Uygur’un resimlerini ağırlıyor.

    2 Kasım Çarşamba günü saat 15.00’de İstanbul Kültür Üniversitesi Ataköy yerleşkesinde gerçekleştirilecek açılış kokteyli ile sanatseverlerle buluşacak olan ’Zamanın Sarkacındaki Adam’ adlı resim sergisi, 23 Kasım’a kadar açık kalacak. Yaklaşık 20 eserin yer alacağı ’Zamanın Sarkacındaki Adam’ sergisinin açılışında, 1992 yılında aramızdan ayrılan Ressam Burhan Uygur’un oğlu Tuna Uygur da hazır bulunacak.

    Şimdiki Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi olan, dönemin Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Bedri Rahmi Eyüpoğlu Atölyesi’nde daha öğrencilik yıllarında tasarım gücü ile hocası Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun dikkatini çeken Burhan Uygur’un yapıtlarında, konu ve üslup birbirini tamamlayan iki öğe niteliği taşıyor. Türk resminde beyaz rengi olabildiğince vurgu ve tonda kullanan ender sanatçılardan biri olma özelliğine sahip sanatçı Klee, Bonnard ve Ensor gibi isimlerden etkilenen Uygur, bu etkileri kendi sanatçı kimliğinde özümsemeyi ve özgün bir üslup yakalamayı başardı.

    1950’lerde soyut resimdeki gelişmelerle, Türk resminde figüratif eğitimler ivme kaybetmiş olsa da Burhan Uygur’un da aktif bir sanatçı kimlik olarak sanat ortamında kendini gösterdiği 1960’larda yeniden figüratif resme yönelme süreci başladı.

    70’li yılları 80’li yıllara bağlayan süreç içinde birçok değerli esere imza atan Uygur, bunları pek çok ödülle taçlandırdı. Bunlardan bazıları 1976 İstanbul Festivali kapsamında Arkeoloji Müzesi’nin düzenlediği yarışma sonucu, İstanbul Resim Heykel Müzesi’nin açık hava sergisinde bir ödül ve mansiyon, 1978’de Sedat Simavi Vakfı Güzel Sanatlar Dalı Ödülü, 1983 Abdi İpekçi Barış ve Dostluk Derneği Mansiyon Ödülü.

  • Burhan Kuzu: “Bu millete Nobel ödülünün verilmesi gerek”

    AK Parti İstanbul Milletvekili Prof.Dr. Burhan Kuzu, 15 Temmuz darbe girişiminde tanka kafa atan vatandaşları örnek göstererek, ‘Türk milleti kadar tanka gidip dirsek vuran başka bir millet bulamazsınız. Bu millete nobel ödülünün verilmesi gerek’ dedi.

    Kuzu, partisi tarafından 17.si düzenlenen Siyaset Akademisi programı kapsamında Gümüşhane’de ilk dersi ‘Türkiye’de demokrasi tarihi ve güncel gelişmeler’ konusuyla gerçekleştirdi.

    Belediye Başkanlığı toplantı salonunda gerçekleştirilen program saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.

    Programda ilk konuşmayı yapan AK Parti İl Başkanı Av.Celalettin Köse, AK Parti Genel Merkez AR-GE Başkanlığı tarafından düzenlenen 17.Dönem Siyaset Akademisi Büyük Güç Türkiye eğitim programının resmi olarak başladığını söyledi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatlarıyla başlayan siyaset akademisinin bugün 17.dönem eğitimlerine başladığını kaydeden Köse, “AK Parti bilgiye önem vermesinin gereği olarak her alanda, her tür araştırma ve geliştirme faaliyetlerini yürütmektedir. Geniş kapsamlı faaliyetlerden birisi olan siyaset akademisi, seçmenlerin partiyle bağını kuvvetlendirmek, siyasete yönelik toplumsal ilgiyi artırmak, katılımcıların tarih, siyasal tarih, ekonomi, dış politika gibi alanlarda uzmanlarca bilgilendirildiği eğitim faaliyetidir” dedi.

    Belediye Başkanı Ercan Çimen ise kendisinin de bu akademiden sertifika aldığını belirterek, katılan herkese başarılar diledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Siyasetin tek limanı ahlaktır” sözüne atıfta bulunan Başkan Çimen, “Bu davanın lideri olan Recep Tayyip Erdoğan ile siyaset yaptığımız için çok şanslıyız. Bu bir eğitim programı. Her türlü siyasi görüşten arkadaşlarımız katılabiliyor. Emeği geçen herkese teşekkürler” diye konuştu.

    AK Parti Gümüşhane Milletvekili ve TBMM Çevre Komisyonu Başkanı Cihan Pektaş ise AK Parti’nin bin yıllık ecdattan güç alan bir siyasi parti olduğunu, son 200 yılın en büyük sivil toplum hareketi olduğunu, “İnsanların en hayırlısı insanlara en faydalı olandır” düsturuyla

    1,5 milyon aktif teşkilatçısı, 10 milyonu aşkın üyesiyle, en az 2 seçmenden birisinin oyunu alan ve her seçimden zaferle çıkarak yoluna devam eden bir parti olduğunu söyledi.

    Güçlü lider ve güçlü kadroya sahip teşkilatların Türkiye’ye her zaman hamle yaptırdığına vurgu yapan Pektaş, “Başka partilerde bir Burhan Kuzu, bir Veysel Eroğlu göremezsiniz. Kendi sahasında uzmanlaşmış abilerimiz, büyüklerimizdir. AK Parti içinden bugün en az 5 kabine çıkarabilirsiniz. Bu tür programlarla AK Partiye yeni vizyonlar kazandırıyoruz” dedi.

    Gençlere çok önem verdiğini ve kendisinin Recep Tayyip Erdoğan ile 17 yaşında tanıştığını hatırlatan Pektaş, “O zamandan beri hep onun emrindeyim. Çok sıkıntılar da gördük. Çok çileler çekerek geldik. Bu imkanların kıymetini çok iyi bilin ve değerlendirin. Kendinizi öyle yetiştirin ki milletvekili, belediye başkanı olun. Bu ülkeye bu memlekete hizmet edin. Önümüzde dağ gibi bir liderimiz var. Bugün dünya çapında liderimiz dağ gibi kadrolarımız var” diye konuştu.

    Siyaset akademisinin ilk dersini “Türkiye’de demokrasi tarihi ve güncel gelişmeler” konusuyla veren Türkiye’nin önde gelen Anayasa profesörlerinden AK Parti İstanbul Milletvekili Burhan Kuzu, dersine kısa özgeçmişi ve hayat tecrübeleriyle ilgili ön bilgiler vererek başladı.

    “AK PARTİ TÜRKİYE’Yİ UÇURUMDAN ALDI”

    AK Parti’nin 2001 yılında kurulduğunda Türkiye’yi uçurumdan aldığını, hükümetin hastanelerde toplandığını hatırlatan Kuzu, “İç ve dış borçlar tamamen sardı. 70 sente muhtaçtı. AK Parti muazzam hizmetler yaptı. Her alanda. 80 yıllık cumhuriyet tarihinin bölümüyle son 14 yıllık bölümünü alın her alanda en az 5 kat fark var” dedi.

    “İSLAMIN ÖZÜNDE DEMOKRASİ VARDIR”

    Konuşmasında demokrasiyle ilgili teorik bilgiler veren Kuzu, demokrasinin muhteva olarak en güzel şekilde İslam topluluklarında ve ülkelerinde olduğunu belirterek, İslamın özünde demokrasi olduğunu söyledi.

    Demokrasinin hedefinin insanların mutluluğu, rahatı ve huzuru olduğunun altını çizen Kuzu, “Biz bugün parlamenter modelden şikayetçiyiz. Başkanlıkta insanlar çok daha rahat eder diye savunuyoruz. İslam, adil olunuz diyor. İşin beyni bu. Adalet olmayan yerde huzur olmaz. Zulüm ile devlet yönetildiği zaman o devlet batar” diyerek Türkiye’de demokrasinin işleyiş süreçlerinden bahsetti.

    ANAYOL HÜKÜMETİNİN MAHKEME KARARIYLA DÜŞMESİ

    Kendi hayatından kesitler aktarmayı da ihmal etmeyen ve tecrübelerini salonda bulunanlarla paylaşan Kuzu, Anayol hükümetini Anayasa Mahkemesi kararıyla nasıl düşürdüğünü ilk kez açıkladı. Kuzu olayı şöyle anlattı: “Anayol hükümeti kurulduğu zaman yeteri kadar oy alamamıştı. Hükümet kurulma dönemi yoktu. Ecevit oy kullanmıştı. Sayım sırasında kabul saydılar. Halbuki onu hayır saymaları lazımdı. İzzet Özgenç aradı. Rakam doğru dedi. Bende birkaç sayfalık birşeyler yazdım ve Anayasa Mahkemesi iptal etti hükümeti. Ben onu yazdım ama yıllarca söyleyemedim. Başkaları sahip çıktı. Bilgiyi veren biziz.”

    “367 TARTIŞMASINDA 10 BİN 500 ÖNERGE KOYDULAR ÖNÜMÜZE, SİLAH GÖSTEREN VEKİL OLDU”

    Cumhurbaşkanlığı seçimleri sırasında gündeme gelen “367 dayatması” sırasında yaşadıklarını da paylaşan Kuzu, “Cumhurbaşkanını halka seçtirmeyi gündemimize aldık. Anayasa komisyonu başkanıyım. Muhalefet bunu yaptırmamak için benim önüme 10 bin 500 önerge koydu. Fotokopi makinesi de bir yandan çalışıyor. Grup başkanı içeri girip ‘Çanakkale geçilmez’ dedi. Ya vazgeçeceksiniz ya da kavga çıkacak dedik. Halkın verdiği iradeyi korumazsak işin içinden çıkamayız. Demokraside azınlığın hakları vardır ama onun çerçevesini çok iyi çizmek gereklidir. CHP’den silah gösteren vekil oldu. Sabah ezanı okunuyordu. 17,5 saatte bitirdik” dedi.

    “EĞER ABDULHAMİT HAN GİBİ DİRAYETLİ BİR YÖNETİCİ OLMASAYDI ATATÜRK’E BU ÜLKEYİ KURDURACAK TOPRAK KALMAZDI”

    Devlet yönetmenin bir sanat olduğunu ifade eden ve bu bağlamda Türkiye’de yaşananların Abdulhamit Han döneminde yaşananların aynısı olduğuna dikkat çeken Kuzu, “Eğer Abdulhamit Han gibi dirayetli bir yönetici olmasaydı Atatürk’e bu ülkeyi kurduracak toprak kalmazdı. Siyaset bilimcisi olarak Türkiye’de ki insanlar kadar dünyada kendi geçmişine küfreden, hareket eden başka bir millet görmedim. Demokrasiyi yaşatmak ilkelerle olmuyor. Çok güçlü bir ekonomin olması lazım. Türkiye ve etrafımızdakiler 2.kurtuluş savaşını yaşıyoruz. Cetvelle çizilen sınırlar yeniden çizilmeye çalışılıyor. Çok dikkatli olmak gerek” diye konuştu.

    “TÜRKİYE’NİN DARBELER TARİHİ KÖTÜ”

    Türk demokrasinin siyasi partileriyle ilgili tarihi bilgilerini de anlatan Kuzu, darbeler tarihine değindiği bölümde ise Türkiye’nin darbeler tarihinin kötü olduğunu vurgulayarak, “Türkiye’de demokrasi çok kesintiye uğradı. 1950’den bugüne kadar 12 darbe ve teşebbüs oldu. 6,5 yılda bir darbe teşebbüsü oldu. Bu demokrasiyi nasıl yaşatacaksın. Demokrasi ve darbe birbiriyle zıt” dedi.

    Bütün darbelere karşı durduklarını, CHP’nin darbenin yanında durması noktasında karnesinin çok iyi olmadığını örnekleriyle aktaran Kuzu, özellikle 28 Şubat darbesinin İslami kesimin üzerinden geçen, imam hatip okullarına üzerine kezzap döken bir girişim olduğunu vurguladı.

    “TÜRKİYE’DE DARBEYİ ASKER DEĞİL SİVİL GENERALLER YAPAR”

    Türkiye’de darbeyi askerin değil, sivil generallerin yaptığını anlatan Kuzu, “Türkiye’de hizmet etmeye soyunan insan ölümü göze alacak” tespitinde bulunarak, Türk siyaset tarihinde darbelere karşı tek dik duran liderin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olduğunu belirtti.

    BAŞBAPAPAZ BENZETMESİ

    15 Temmuz darbe girişimini anlatırken FETÖ terör örgütü lideri Fetullah Gülen’i “Başpapaz, kardinal” olarak ima eden Kuzu, “Bunlar bukalemun gibi her kılığa girerler. Böyle yapı içerisindeki insanları bulmak çok kolay bir şey değil. Bunlarla uğraşmak kolay değil. Allah devlete güç versin” dedi.

    “TÜRK MİLLETİ KADAR TANKA GİDİP DİRSEK VURAN BAŞKA BİR MİLLET BULAMAZSINIZ. BU MİLLETE NOBEL ÖDÜLÜNÜ VERMESİ GEREK”

    15 Temmuz darbe girişiminin bugüne kadar Türkiye’nin başından geçen hiçbir darbeye benzemediğinin altını çizen Kuzu, “Bunun adı anahtar teslimi darbe. ABD’ye teslim, Doğu’da Kürt devleti, sömürgeye dönüşen bir ülke olacaktık. Güçlü olsalardı çok kan dökülürdü. Bilimsel olarak tecrübem ve bilgimle söylüyorum: Türk milleti kadar tanka gidip dirsek vuran başka bir millet bulamazsınız. Bu millete nobel ödülünü vermesi gerek. Avrupa’da, ABD’de bu olsun vatandaş evine gider yatar. Bunu planlayanlar 27 Mayıs darbesini taklit ettiler. Emir komuta zinciri yok. Bu darbelerin tamamını gördüm. Menderes’i astılar birşey yapamadık, Özal’ı zehirlediler ama Recep Tayyip Erdoğan’ı bu millet yedirmedi. Haydi sokağa deyince elmi yaman ve beymi yamana geldi ve darbeleri akamete uğradı” diye konuştu.

    Konuşmasının ardından Kuzu, kursiyerlerinin sorularını cevaplandırarak dersini sonlandırdı.

  • Danimarka’nın Türk asıllı pop yıldızı Burhan G.’nin annesi oğlunu anlattı

    Danimarka’nın Türk asıllı ünlü pop yıldızı Burhan G.’nin annesi Gülizar Genç, “Burhan’ın Türk geleneği ve göreneğini hiç unutmaması gerçekten bizi çok mutlu etti” dedi.

    Danimarka’nın Türk asıllı ünlü pop yıldızı Burhan G.’nin annesi Gülizar Genç, oğluyla ilgili bilinmeyenleri anlattı. Asıl adı Burhan Genç Koç olan ve 6 yıl önce yaptığı ’Mest Ondt’ adlı şarkıyla yıldızı parlayan şarkıcının o yıl çıkardığı kendi adını taşıyan üçüncü albümü 2 numaraya kadar yükseldi. Albümüyle 4 platin ödülü kazanan şarkıcı, tam 125 hafta boyunca Danimarka’nın resmi albüm listesinde ilk 40’ta kalmayı başardı. 2013’ün sonlarında yayınladığı ‘Din For Evigt’ adlı dördüncü albümüyle ilk defa albüm listesinde 1 numaraya yükseldi.

    Ünlü şarkıcının çocukluk yıllarında televizyonda çıkan müzikleri ilgiyle dinlediğini belirten Gülizar Genç, “Oğlum Burhan küçükken televizyonda çıkan müzikleri ilgiyle dinliyordu. Annem bana Burhan’ın kulaklarının duymadığını hastaneye götürmemiz gerektiğini söyledi. Hastaneye götürdüğümüzde doktor bize, hiç bir sıkıntısının olmadığını sadece müziği çok sevdiğini belirtti. Biz alışverişe gittiğimizde Burhan oyuncaklardan sadece, gitar, davul ve darbuka olanları alırdı. Biz zaten onun müziğe olan tutkusunu evde mırıldandığı şarkılardan anladık. Hemen Kraliyete bağlı müzik okuluna yazdırdık. Orada da hocaları tarafından defalarca sesi dinlendi ve ardından da kraliyete bağlı okulda müzik hayatına devam etti. Birde Burhan’ın Türk geleneği ve göreneğini hiç unutmaması gerçekten bizi çok mutlu etti” diye konuştu.

    Oğlunun her zaman Türkiyeli olduğunu vurguladığını söyleyen anne Gülizar Genç, “Oğlum müziğiyle gündemde kalmak isteyen biridir ve şu anda kendi kurduğu stüdyoda 5 tane öğrencisi bulunmaktadır. Müziğe çok bağlıdır. İçkisi ve ya kötü bir hayatı bu zamana kadar hiç olmamıştır. Yaptığı tüm konserlerde Türk olduğunu ve Haymana’lı olduğunu söylemektedir” ifadelerini kullandı.

    Burhan G.’nin Haymana’da yaşayan dayısı olan Latif Gül ise, yeğeninin çok önemli bir başarıya imza atması ve medyanın bunu görmesine çok sevindiğini belirtti.

    Gül, “Burhan gerçekten hepimizin gurur kaynağı oldu ve Haymana’da da gerçekten şu anda herkes onun önce memleketinde konser vermesini istiyor. Bizler de yeğenimize bu talebimizi ilettik. İnşallah Türkçe bir albüm ile Türkiye’de de o güzel sesini duyacağız” dedi.

    Öte yandan Burhan G. Danimarka’nın ünlü psikologu Sarah Zobel ile evli olduğu ve bir erkek çocuk babası olduğu öğrenildi.

  • Hakim Burhan Yaz yakalandı

    MHP’de olağanüstü kurultay tartışmaları kapsamında HSYK’ya şikayet edilen Hakim Burhan Yaz, Kırşehir’de yapılan operasyonla gözaltına alındı.

    Alınan bilgiye göre Kırşehir’in Özbağ kasabasında TEM ve KOM Şube Müdürlüğü ekiplerinin eş zamanlı 5 adrese düzenlediği operasyon sonrası gözaltına alınan Hakim Burhan Yaz yakalandı. Yapılan ilk sorgunun ardından Ahi Evran Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde kontrolden geçirilen Hakim Yaz’ın ellerinin kelepçeli olduğu görüldü.

  • AK Parti İstanbul Milletvekili Burhan Kuzu:

    AK Parti İstanbul Milletvekili ve Eski Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu, “Başkanlık sistemine bakış aşağı yukarı yüzde 54 ile 57 arasında. Bu güzel bir şey. Benim bu modele kırk yıl emeğim var. O yıllarda destek yüzde 7-8 civarındaydı. Şimdi hayli bir yol alınmış” dedi.

    Türkiye Gençlik Vakfı Yozgat Şubesi tarafındın Bozok Üniversitesi Erdoğan Akdağ Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Yeni Anayasa ve Başkanlık Sistemi” konulu konferansa katıldı. Konferans sonrası gazetecilere açıklamada bulunan Kuzu, AK Parti olarak başkanlık modeli ile alakalı çalışmalarının sürdüğünü belirterek, “Bugünkü model sıkıntılı bir model. Bu modelin özellikle AK Parti öncesi uygulamaları ortada. Her siyasi partinin belirli bir ömrü oluyor ve parti küçüldüğü zaman bakıyorsunuz ki bir anda bitiyor. Türkiye’nin şu son 60-70 yılına bakın. Menderes gelmiş biriktirmiş, bir koalisyon gelmiş bitirmiş. Demirel gelmiş biriktirmiş bir koalisyon gelmiş bitirmiş. Özal gelmiş toplamış bir koalisyon gelmiş tüketmiş. Recep Tayyip Erdoğan geldi, biriktirdi ve halen birikimleri devam ediyor. Haziran’da Türkiye eski Türkiye’ye dönmek üzereyken Allah’tan millet sahip çıktı” dedi.

    Bu modelin hastalıklı bir model, kokuşmuş İngiliz modeli olduğunu, bu modelden bir an evvel kurtulmak gerektiğini vurgulayan Kuzu, “Şu an biz bu yeni Anayasayı yazıyoruz AK Parti olarak. Bir komisyon kuruldu önce. Muhalefetten CHP kanadı komisyonu terk edince masa dağıldı. Daha önce çalışıldı ondan da sonuç alınmadı. Anlaşılan o ki muhalefet partileri ile bir araya gelinerek bu iş olmuyor. Kendi işimizi kendimiz görelim dedik ve şu anda metin üzerinde çalışıyoruz. Artık Haziran ayı içerisinde mi olur, tam süresini bilemiyorum, bu metni vatandaşa, halka açacağız, tartışmaya açacağız. Her kesim bunun üzerinde fikir beyan edecek. Biz o metni Anayasa komisyonundan geçirdikten sonra genel kurula getireceğiz. Bakalım muhalefet ne diyecek bakacağız. Bizim şu anda sayı sorunumuz var. 316 vekilimiz var ve 14 eksiğimiz var. Bu 14 eksiği nereden tamamlayacaksın, ancak muhalefet oy verirse tamamlayacaksın başka türlü bir yöntemi yok. Artık vermezse de bunları milletimize şikayet edeceğiz. Diyeceğiz ki, biz getirdik metni, bunlar yanaşmıyorlar. Elbette ki biz onların görüşlerini almak gibi bir tablo ortaya çıkabilir ama, o havanın önceden oluşması lazım, destek havasının oluşması lazım” diye konuştu.

    Vatandaşın yeni anayasa için referandumda evet vereceğinden emin olduklarını vurgulayan Kuzu, “Kabul ederler bu metni, biz öyle düşünüyoruz. Başkanlık sistemine bakış aşağı yukarı yüzde 54 ile 57 arasında. Bu güzel bir şey. Benim bu modele kırk yıl emeğim var. O yıllarda destek yüzde 7-8 civarındaydı. Şimdi hayli bir yol alınmış. Ben inanıyorum ki bir referanduma gidilse Anayasa için, o referandumdan yüzde 60’lık bir oyla bu Anayasa geçer diye düşünüyorum. Bizim getireceğimiz metnin referanduma gitmesinde hukuki bir destek olursa siyasi partilerden birisi, sonbaharda referandum yapılabilir. Tabi böyle bir destek gelmezse o zaman ne yapılır ona o gün bakacağız. Liderlerin kendileri için başkanlık istediğiyle ilgili itirazlar klasik bir itiraz. Daha önce Özal için denildi, Demirel için denildi, şimdi Tayyip bey için aynı şeyi söylüyorlar. Halbuki gelen model 4+4 8 gibi, 5+5 10 yıl gibi bir model süresi. Bu model kan değiştiren, gençlere imkan sağlayan bir model. Yani bu modeli kendileri için isteyecekler diye bir şey yok. Cumhurbaşkanımız alacağını almış. Sonuç olarak gelebileceği en üst yere gelmiş. Bundan öbür tarafı yok. Dolayısı ile bu özellikle sol kesimin uydurduğu bir gerekçe. Bunu kabullenmiyoruz, böyle bir şey olamaz. Özal ve Demirel köşke çıktıklarında yetkilerinin olmadığını görerek bunu istediler ama Tayyip bey başbakan iken de bunu çok dillendirdi ve istedi. Biz programımızı o zaman da yazdık. Uzun yıllar bunun üzerinde düşündük. AK Parti’nin en güçlü olduğu zamanda şunu söyleyebiliyoruz. O dönemlerde Ana Vatan Partisi olsun, Doğru Yol Partisi olsun zayıf dönemlerindeydi ve bu modeli savunuyorlardı. Ondan dolayı da sonuç alamadılar. Belki bizim biraz daha şansımız var” ifadelerini kullandı.