Etiket: “Bunlar

  • (Özel Haber) Bunlar Da Sahte Suriyeli Dilenciler

    Eskişehir’de, kentin belirli noktalarındaki trafik ışıklarında ellerinde ‘Suriye’den geldik yardım edin’ yazılı kağıtla dilenenlerden bazısı Türk vatandaşı çıktı. Kamerayı gören dilenciler basın mensuplarından kaçarken, bir dilenci Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan ev istedi.

    Şehir merkezindeki trafik ışıklarında bekleyen dilenci sayıları her geçen gün artıyor. Dilencilerin ellerinde ‘Suriye’den geldik, yardım edin’ ve ‘Suriyeliyiz, zor durumdayız, Allah rızası için yardım edin’ yazılı kağıtların bulunması dikkat çekiyor. Bazı sürücüler dilencilere Suriyeli oldukları için yardım ediyor. Ancak son zamanlarda artan dilencilerden dolayı sürücüler ve çevredeki esnaf şikayetçi oldu. Küçük yaşta çocukların araçların arasında dolanarak para istemeleri ölüme davetiye çıkarıyor. Yetkililer tarafından duruma sürekli bir önlem alınamıyor. İhbar üzerine giden polis ekipleri, dilencileri yakaladıktan bir süre sonra serbest bırakıyor. Aynı şekilde zabıta ekipleri uygulanan cezai işlem sonrası dilencileri salıyor. Diğer yandan polisi gören dilenciler bir süre olay yerinden uzaklaştıktan sonra tekrar gelerek dilenmeye devam ediyor.

    TÜRKÇE KÜFREDİP UZAKLAŞTILAR

    Son olarak kendilerini görüntülemek isteyen basın mensuplarından da kaçan sözde Suriyeli dilenciler, Türkçe küfrederek olay yerinden uzaklaştı. Çevrede bulunan vatandaşlar ve esnaf ise dilenen şüphelilerin hepsinin Türk vatandaşı olduğuna dikkat çekti. Suriyeli vatandaşlar gibi görününce vatandaşların daha fazla para verdiğini ve mecburen bu şekilde yazdıklarını belirten dilencinin şu sözleri şaşırttı:

    “Bir ekmek parası için duruyoruz. Çocuklarımız aç. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suriyelilere ev veriyor. Bize vermiyor. Biz de ev istiyoruz.”

    MİLLETİN BAŞINA BELA OLACAKLAR

    Oto Sanayi Sitesinde esnaf olan Habip Yiğit, dilencilerin her gün aynı ışığa geldiğini söyledi. Polis ve zabıta ekipleri ile dilenciler arasında yaşanan kovalamaca sonrası çocukların araç altında kalma tehlikesi ile karşı karşıya olduğunu belirten Yiğit, “Yetkililerin buna çözüm bulması gerekiyor. Her gün buraya ışıklara geliyorlar. Vatandaşın dini duygularını sömürüyorlar. Burası sanayi. Ustalarımız araç kontrolü yapıyor. Zabıta ve polisi görünce koşuyorlar. Kaçarken bir aracın altında kalsalar milletin başına bela olacaklar.” dedi.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Bildiriye İmza Atanlara Tepki: “Bunlar Zalimdir Alçaktır”

    Canlı bomba saldırısının düzenlendiği Sultanahmet Meydanı’nı ziyaret eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Sultanahmet’te bu birinci eylemleri değil. IŞİD’in ülkemize yönelik 10 harekatı oldu” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cuma namazını Sultanahmet Camii’nde kıldı. Erdoğan cuma namazının ardından canlı bomba saldırısının gerçekleştirildiği Sultanahmet Meydanı’nı ziyaret etti. Erdoğan’a, İçişleri Bakanı Efkan Ala, Enerji Bakanı Berat Albayrak, Kültür ve Turizm Bakanı Mahir Ünal, İstanbul Valisi Vasip Şahin, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir eşlik etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan saldırının gerçekleştirildiği alana karanfil bıraktı. Fatih Belediyesi Gönüllü Turizm Elçileri de saldırı alanına karanfil bıraktı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu süreç kısa değil. Bu süreci kendileri noktasında kendileri için faydaya dönüştürmek, ülkemizi de sıkıntılı duruma sokabilme gayreti içinde olan terör örgütüyle mücadele içindeyiz. Bunların başında PKK geliyor. Bunun yanında aynı şekilde Suriye’nin kuzeyinde PYD, yine PKK’yla ilintili olan YPG ki aynı zamanda PYD ile beraber çalışıyor, bir diğer yine terör örgütü El-Kaide’nin adeta daha sonra ondan ayrılan DAEŞ terör örgütüdür” diye konuştu.

    “IŞİD’İN 10 TANE HAREKATI OLDU”

    IŞİD’in birinci eylemi almadığını kaydeden Erdoğan, “Sultanahmet’te bu birinci eylemleri değil. IŞİD’in ülkemize yönelik 10 harekatı oldu. Ülkemizde turist olan 10 Alman öldü. Yaralılar tedavi altında. Onları memleketlerine uğurladık. Bu hadiseyi incelikleriyle inceledik. Tarih, medeniyet kokan, barış meydanı olan Sultanahmet Meydanındaki bu eylemde 10 Alman dostumuzun ölmüş olması nedeniyle üzüntümüzü paylaştık. Bu mücadelemiz kararlıkla devam edecektir” dedi.

    “HENDİK KAZSINLAR, DAĞA ÇIKSINLAR”

    Bildiri yayınlayan akademisyenleri şiddetle kınayan Erdoğan, “Tüm bu olan olaylar karşısında kalkıp kapkara bildiri yayınlayıp o katliamların altına imzayı koyan akademisyenleri şiddetle kınıyorum. Milletimizin kimin kim olduğunu yakından anlamalarını, doçent olması kimseyi aydın yapmaz, onlar kapkara insanlardır. Bunlar zalimdir, alçaktır. Zalimlerle beraber olanlar zalimdir. Çınar’da olan hadisede o yavrular babasıyla şehit olan 3 yaşındaki Mevlüde’yi kapkara akademisyenler nereye koyacaklar. Yargı makamlarını üniversitelerin senatolarını göreve davet ettim. Atılması gereken adımların atılması gerektiğini ne yapacaklarsa gitsinler orada yapsınlar. Siyaset yapacaklarsa parlamentoda siyaset yapsınlar. Parlamentoda siyaset yapamıyorlarsa gitsinler hendik kazsınlar, dağa çıksınlar” şeklinde konuştu.

  • Bunlar Kalem Değil Sanat Eseri

    Özel tasarım kalemler fiyatları ile dudak uçuklatırken, görünümleriyle ise hayran bırakıyor.

    Göz kamaştıran kalemlerin kiminin üzerinde altın, kiminin gümüş, kiminin ise emsalsiz şekiller veya ünlü tablolar bulunuyor. Kalem sektöründeki firmaların tasarladığı bu kalemler, fiyatla ve görünüşleriyle bir sanat eserini temsil ediyor.

    Marlen firmasının, özel üretimlerde çok başarılı bir İtalyan markası olduğunu ifade eden Pırlant Saat Koordinatörü Yavuz Türksev, “Bu marka bilhassa el işçiliği ve üzerinde kullandığı değerli taşlarla kendini ön plana çıkartıyor. Fiyatı yaklaşık 11 bin lira olan bu kalem ise dünyanın en esrarengiz adalarından olan Paskalya adasındaki Moai heykelleri için özel üretilmiş. Üzerinde bulunan taş o adadan gelen işlenebilir bir taş. Üzerinden el ve gümüş işçiliği barındırıyor” diye konuştu.

    Pırlant Saat tarafından doğumunun 400. yılında ünlü seyyah Evliya Çelebi adına özel olarak tasarlanan kalemin ise sınırlı sayıda üretildiğini ifade eden Türksev, “Bu eşsiz ürünün yapımında da yine Marlen ile birlikte çalıştık. Tarihin önemli sahnelerine şahitlik eden ve gezip gördüklerini kendine has üslubuyla anlattığı Seyahatname’si ile günümüze kadar ulaşan Evliya Çelebi, bugün dâhi olarak anılıyor. 2011 yılının Unesco tarafından dünyada Evliya Çelebi yılı olarak ilan edilmesiyle bizd e Pırlant Saat olarak böyle bir tasarıma imza attık. Evliya Çelebi’nin at sırtında resmedildiği kalemin arka planında Piri Reis haritası tasviri var. Bu özel kalem, tasarımında kapağının hemen üzerine yerleştirilmiş kırmızı renkli kavuk ile geçmişin izlerini günümüze taşıyor” dedi.

  • Bakan Müezzinoğlu: “Bunlar İhanet Cümlesidir”

    Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, Ankara’nın Gölbaşı ilçesinde Sağlıklı Yaşam Kültürünü Teşvik Projesi kapsamında düzenlenen programda gazetecilere açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğusunda terörle mücadele kapsamında sağlık personeli ile ilgili yapılan spekülasyonlara yanıt veren Bakan Müezzinoğlu, “Terörün olduğu bir ortamda vatandaşların sağlıklı bir yaşam sürebilmesi çok mümkün değil. Devletin sokağa çıkma yasağı ilan ettiği ortamlarda vatandaşımızın gerek ticareti gerek sosyal gerek sağlık hizmetleri alanında mutlaka sıkıntıları olacaktır. Ama Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir millet, bir bayrak altında yaşıyor ise o toprakların her karışının güvenli olması lazım. Birileri eline silah alıp birileri sokaklarını kazarak, birileri mayın döşeyerek, birileri terör estirerek bu ülkenin hiçbir sokağında hiçbir mahallesinde barınamaz, barınmamalı. Temmuz ayından bu yana sağlık hizmeti sunumunda sorunlar yaşıyoruz.”

    “EKİP SİLAH ZORUYLA İNDİRİLİYOR, AMBULANS ALINIYOR”

    Sağlıkçıların silah sesleri arasında görevlerini yerine getirmeye çalıştıklarını ve hepsi ile irtibat içerisinde olduklarını belirten Müezzinoğlu, vatandaşların hastaneye kolay ulaşmakta sorunlar yaşadığını dile getirerek, “Acil 112 talep edildiğinde istenen yere ambulanslarımız sağlıklı gidebiliyor mu? Onda da sorun var. Acil ekibimiz çağrıya giderken yolda durduruluyor, ekip silah zoruyla indiriliyor, ambulans alınıyor ve kaçırılıyor” dedi.

    Terör olayları nedeniyle sağlık alanında sorun yaşadıklarını kaydeden Müezzinoğlu, “5-6 aylık dönemde vatandaşımıza hayati sorun yaşayacak bir bedel ödetmedik. Ekiplerimize teşekkür ediyorum. Bize ders verecek kadar orada dik ve saygın duruşları var. Meslektaşlarımla onur duyduğumu ifade ediyorum” dedi.

    “NE OLURSA OLSUN ÇEKİLMEYECEĞİZ”

    Sağlık ekiplerinin hayati şartlarının sağlanmadığı için terör bölgesinden çekilmesi ile ilgili yapılan yorumlara cevap veren Müezzinoğlu, şunları söyledi:

    “Her türlü güvenlik önlemini almak durumundayız. Çekilmek kolay. Bırakalım o zaman güvenlik güçleri de emniyette silahlı kuvvetler de çekilsin. Bunlar ihanet cümlesidir. Bu ülkenin vatandaşıyım diyen birinin söyleyeceği bir cümle olabilir mi bu? Nasıl bir cümledir ’Çekilin.’ Çekilin cümlesini vatan sevgisiyle nasıl bağdaştıralım. Çanakkale’de doktorlar çekildi mi? Tıbbiye mezunlarını tamamen Çanakkale’de kaybettik. Bu mesleğin bir meslek onuru var. Vatan ve millet onuru var. Biz çekilmeyeceğiz, ne olursa olsun. Hiçbir köşeden.”

  • (Özel Haber) Bir Kadına Bunlar Yapılmaz

    Uşak’ta bir gazinoda çalışan 59 yaşındaki Gürcü asıllı bir kadın darp edildi, yediği dayak sonrası sol gözünü kaybetti. Manisa Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde tedavi altına alınan T.G., yaşadıklarını gözyaşları içinde anlatırken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan’dan yardım istedi.

    Biyoloji mezunu Gürcü asıllı T.G., 2001 yılından bu yana vatandaşlığını taşıdığı Türkiye’de yaşam savaşı verirken Uşak’ta bir gazinoda iş bularak çalışmaya başladı. Çalışmaya başladığı ilk gün gazinoda bir çalışan tarafından darp edilip tecavüz edilen T.G., öldüresiye yediği dayak sonrası sol gözünü kaybetti. Tecavüzcüsünün bir anlık boşluğundan faydalanarak kendini can havliyle gazinodan dışarı atan T.G., bir kamyon şoförü sayesinde yeniden hayata tutundu. Kamyon şoförünün durumu polis ve 112 ekiplerine haber vermesi üzerine kaldırıldığı Eşme Devlet Hastanesinde ilk müdahalesi yapılan T.G., daha sonra Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Eğitim ve Araştırma Hastanesinde tedavi altına alındı.

    KAMYON ŞOFÖRÜ HAYATINI KURTARDI

    20 Kasım’dan bu yana hastanede tedavi gören T.G., yaşadıklarını gözyaşları içinde anlatırken, kimsesiz ve çaresiz olduğunu, kendisine bir yardım eli uzanmasını beklediğini söyledi.

    Gözyaşları içinde olayın nasıl gerçekleştiğini anlatan T.G., şöyle konuştu: “İş aramak için gitmiştim. O gece işe başladım. Patron beni o gece orada bıraktı. Başka bayanlarda vardı orada 5-6 bayan. Niye beni oraya bıraktı? Patron beni bıraktı o psikopatı getirdi onun yanında kaldım. Bilmiyorum, tanımıyorum, hiç konuşma yok. Beni bu hale getirdi. Ne yaptım ona? Beni dövdü sahne içinde, hiç kimse yoktu. Sonra bana tecavüz etti. Tecavüzden sonra pantolonunu giyerken ben dışarı kaçtım. Bir tarafta yol var bir tarafta tarla. Tarla tarafından kaçtım. Buğdayların içinden koşa koşa kendimi attım yukarıdan. Orada kamyonlar duruyordu. Bir kamyonun kapısına vurdum ‘Abi lütfen yardım et beni öldürüyorlar gazinoda’ dedim. Adam beni kurtardı kapıyı açtı ‘Korkma’ dedi. Hemen polisi, jandarmayı aradı sonrasını bilmiyorum.”

    Kendisini Manisa’da Celal Bayar Üniversitesi Hastanesinde bulduğunu anlatan T.G., “Allah’a çok şükür. Buradakiler çok iyi insan. Böyle hastane görmedim herkes yardıma koşuyor. İyi ki varlar. Yoksa ölecektim. Kimse bana bakmayacaktı ölecektim oralarda” diye konuştu.

    CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’DAN YARDIM İSTEDİ

    Olayın 20 Kasım gecesi meydana geldiğini kaydeden T.G., mekanın hâlâ açık olduğunu ve kendisini bu hale sokan kişinin orada çalışmaya devam ettiğinin söyledi. T.G., o adamın orada çalışmaya devam ettiğini belirterek “Hiç umurlarında değilim. Hiç yakalanmadılar, cezaevinde yatmadılar. Bana kim yardım edecek bilmiyorum. Gözümün içi patlamış, protez lazım. Onu alacaklar, nasıl yapacağım nerede çalışacağım nereye gideceğim? SSK yok kimse bana yardım etmiyor. Ben Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan’dan yardım istiyorum. Sağlık Bakanlığından yardım istiyorum. Önce Bodrum’da akrabamın yanında kalıyordum. Şimdi nereye gideceğim bilmiyorum” dedi.

    2001 yılında Türk vatandaşlığına geçen ve o tarihten bu yana Türkiye’de yaşam mücadelesi veren T.G., şimdiye kadar böyle bir şeyle karşılaşmadığını dile getirerek, “Ben o adama ne yaptım ki? O adamı tanımıyorum ki?” diyerek gözyaşlarına boğuldu.

    TIRNAKLARINDAN ÖRNEK ALDILAR

    Kendisine yapılanın cinayetten farksız olduğunu kaydeden T.G., kendisini tanınmayacak hale getiren kişinin sol gözünü kaybetmesine neden olduğunu ve vücudunun çeşitli yerlerinde kırık olduğunu söyledi. Kendisine bu duruma sokan kişiyi sadece bir kere gördüğünü kaydeden T.G., “İş aradığım zaman gördüm ilk defa ikinci defada bu olay olduğunda gördüm. İsim bilmiyorum, soy isim bilmiyorum kimdir bilmiyorum. Polise olayı anlattım onlar bana resim gösterdiler oradan tanıdım. Beni iki saat döven adamı tanıdım. Benim tırnaklarımı kestiler o adamın derisinden parça vardır diye. Ne olduğunu bile hatırlamıyorum. Böyle bir şey olamaz” diye feryat etti.

    Bayan kuruluşlarından yardım talebinde bulunan T.G., “Savaşta insan yapmaz böyle bir şeyi. Gözüm içinde patladı. Böyle bir şeyi normal insan yapar mı? Lütfen ben kadınım. Üniversite mezunuyum, biyoloji insanıyım. Kavgacı değilim, kimi döveceğim. Böyle bir şey görmedim. Gözümü açıyorum bakıyorum gözüm yok. Bu hastaneye gerçekten teşekkür ederim. Emek veriyorlar. Ne olursa olsun beni dışarı atmadılar” diye konuştu.

    Kendisini bu hale getiren kişinin şimdi yalancı şahitler aradığını anlatan T.G., Eşme’nin küçük bir yer olduğunu ve herkesin birbirini tanımasından dolayı bu insanların her şeyi yapabileceklerini iddia ederek, kendisine yardım edilmesini istedi. Hastane masraflarını ödeyemeyecek durumda olduğunu kaydeden T.G., Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ve kadın kuruluşlarından yardım istedi.