Etiket: Buluyor

  • Fatih Sultan Mehmet Han’ın şiirleri klasik musıkîyle hayat buluyor

    Sanatı baş tacı eden Osmanlı hanedanının dîvân sahibi ilk sultanı olan Fatih Sultan Mehmet’in Avnî mahlasıyla yazdığı şiirlerinden bazıları bestelenerek klasik Türk müziği repertuvarına kazandırıldı. Ünye Sanat ve Kültür Derneği’nin (ÜNSAK) hayata geçirdiği proje, “Fatih Sultan Mehmet Dîvânından Besteler ve Şiirler” adıyla albüm ve kitap olarak yayınlandı. Ülkemizin önde gelen bestekârları tarafından bestelenen şiirler, 7 Eylül 2017’deki İstanbul konseriyle sanatseverlerle buluşacak.

    Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın himayelerinde Telif Hakları Genel Müdürlüğü’nün desteğiyle hazırlanan “Fatih Sultan Mehmet Dîvânından Besteler ve Şiirler” projesi, müzik ve şiir albümü ile kitap olarak tasarlandı. Peygamber müjdesine mazhar olmuş, devlet adamı vasfının yanında felsefe, musıkî, resim ve şiir gibi pek çok alana ilgi duymuş, çok yönlü bir şahsiyet olan Fatih Sultan Mehmet’in kaleme aldığı şiirler günümüz Türkçesiyle düz yazıya da çevrilerek, Türkçe, Boşnakça ve İngilizce kitap olarak yayınlandı. Proje koordinatörlüğünü Uğur Erdem Ürer’in yürüttüğü, sanat yönetmenliği ve solistliğini Burhan Kul’un üstlendiği, Güzin Değişmez’in solist olarak yer aldığı proje; ülkemizin önemli bestekâr ve saz sanatçılarını bir araya getirdi. Alâeddin Yavaşca, Tevfik Soyata, Şentürk Deveci ve Zeki Atkoşar’ın yanında Derya Türkan, Muhammed Ceylan ve Sercan Erenler de beste ve enstrümanlarıyla projede yer aldı.

    Fatih Sultan Mehmet’in iç dünyasını yansıttığı, insana ve doğaya bakışına dair birçok ayrıntının bulunduğu şiirleri, Türkiye ile Bosna Hersek arasındaki kültür alışverişine de katkı sunacak. Bosna’nın fethi ardından yürüttüğü hoşgörü politikasıyla Bosna Hersek halkı için ayrı bir yerde duran Fatih Sultan Mehmet’in şiirleri iki ülkenin sanat gündemine alınarak, Türkiye ve Bosna Hersek arasındaki bağı perçinleyecek. Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi’nin desteğiyle İstanbul ve Bosna Hersek’te yapılacak konserlerde, proje kapsamında hazırlanan albüm ve kitap dinleyicilere hediye edilecek.

    Konser, 7 Eylül 2017 tarihinde saat 20.30’da Fatih Ali Emiri Efendi Kültür Merkezi’de gerçekleştirilecek.

  • Kiçir çileği tezgahlara inmeden alıcı buluyor

    Kütahya’nın Simav ilçesine 35 kilometre uzaklıktaki, bin 70 rakımlı Kiçir köyünde üretilen organik çilekler pazardaki tezgahlara inmeden alıcı buluyor.

    Çerkez şenliklerinin yapıldığı Kiçir köyü muhtarı Rauf Buhan, yüksek rakımda ve temiz dağ suyu ile yetiştirilen Kiçir çileğinin çok lezzetli olduğunu ve üreticiler ile köylüleri tarafından tüketildiğini belirtti. Buhan, “Çilek üreticilerimiz, reçel marmelat gibi kışlık gıda hazırlığı yaparken, meyve olarak tüketilen çileği misafirlerimize de ikram ediyoruz. Köyümüze geçen yıl Devlet Su İşleri Müdürlüğü (DSİ) tarafından yapılan baraj gölü sayesinde çilek üretiminin de artacağını ümit ediyoruz, Kiçir çileğinin tadı ve aroması çok farklı, önümüzdeki yıllarda önemli bir geçim kaynağı olacak çilek için destek bekliyoruz” dedi.

    Kiçir çileğinin 5 ile 7 TL arasında alacı bulduğu belirtildi. (MEİ-EFE)

  • Kilim Sanatı Çocuk Akademisi tezgahlarında yeniden hayat buluyor

    Yaz tatiline giren ilköğretim öğrencileri için alternatif eğitim programı olarak hazırladığı Serdivan Çocuk Yaz Akademisinde kulüp çalışmaları devam ediyor.

    Sadece 2. ve 7. sınıflar arasındaki öğrencilere yönelik eğitim veren ve yaz dönemi boyunca 6 hafta sürecek olan Akademi, çocukları temel dini bilgiler dersinin yanı sıra ebru’dan seramik şekillendirme’ye çini’den kilim dokuma’ya kadar 11 farklı kulüp çalışmasıyla buluşturdu. Orta Asya’dan itibaren günümüze kadar sanat tarihimizde önemli bir yere sahip olan kilim dokumacılığı sanatı, çocuk akademisi’nde minik parmaklarla yeniden hayat buluyor.

  • Bu müzeyi gezen şifa buluyor

    Amasya’da bulunan Sabuncuoğlu Tıp ve Cerrahi Tarihi Müzesine gelen ziyaretçiler günümüzden 700 yıl önce hastalara burçlarına göre uygulanan terapi etkisindeki müzikten dinleyip adeta şifa buluyor.

    İlhanlı hükümdarı Sultan Olcaytu Mehmed Han’ın 1308 yılında inşa ettirdiği, İlhanlılar, Anadolu Selçukluları ve Osmanlı İmparatorluğu döneminde hastaların tedavisinin yapıldığı Bimarhane’nin 2011 yılında Amasya Belediyesi tarafından restore edilerek Sabuncuoğlu Tıp ve Cerrahi Tarihi Müzesine dönüştürülmesi sonrası ünlü hekim Sabuncuoğlu Şerefeddin’in kullandığı tıp tekniklerini anlatan balmumu heykeller, kullandığı tıp aletleri ve enstrümanlar müzeye gelen ziyaretçilerin ilgisini çekiyor.

    Çıktığı Karadeniz Bölgesi turunda uğradığı Amasya’daki bu müzede ten rengine ve burçlara göre makam tedavisinin uygulandığı bölümde burcu başak için seçtiği makamın birebir hislerine tercüman olduğunu vurgulayıp çok etkilendiğini belirten Mustafa Serdar Aldemir, “Müzik çok hoş. Seçtiğim ‘zengüle’ makamı her şeyiyle tam beni anlatıyor. Bugüne kadar evliliğim dahil yaptığı her şey burada yazılı” dedi.

    Hazırlığını yaptığı romanında Bimarhane’yi de konu edineceğini anlatan yazar Esra Cesar da Ortaçağ’da Avrupa’da akıl hastalarının farklı eziyetlere tabi tutulduğunu anımsatarak, “Burada akıl hastalılarının müzikle ve su sesiyle tedavi edildiğini görüyoruz. Ten rengine göre, burçlarına göre müzikler, makamlar oluşturuluyor. Günümüzde bile ilaçlarla uyuşturulmaya çalışılar akıl hastaları o dönemde onlar için tutulmuş müzisyenlerle tedavi edilmeye çalışılıyor” diye konuştu.

    Müzenin Avrupa ve Anadolu topraklarında akıl hastalarının müzik ve su sesiyle tedavi edildiği ilk ana merkez olduğuna dikkat çeken müze görevlisi Ülkü Zuhal Gürsoy, binanın ön yüzündeki işlenen taşlarda görülen yonca ve palmet motiflerinin de bu yapının bir ‘Darüşşifa’ yani hastane olduğunu temsil ettiğini söyledi.

    Fatih Sultan Mehmet Han döneminin ünlü hekimi Sabuncuoğlu Şerefeddin’in hayvanlar üzerinde şifalı bitkileri kullanarak yaptığı deneylerde olumlu sonuçlar alması sonrası ilaçları önce kendi üzerinde denediğini ve bunları ‘Mücerrebname’ adlı eserinde sunduğunu hatırlatan Gürsoy, keşfettiği 172 adet cerrahi alet ile kullanılan enstrümanların müzeye gelenlerin ilgisini çektiğini kaydetti.

  • (Özel haber) Ebru kumaşta hayat buluyor

    Eskişehir’de bir kadın girişimci, ebru sanatını ipek kumaşların üzerine işleyerek yeni bir boyut kazandırıyor.

    Geçmişten günümüze kadar gelen, tarihi eskilere dayanan ebru sanatı Eskişehir’de adeta can buluyor. Odunpazarı Bölgesi’nde sanat atölyesi bulunan Geleneksel Türk El Sanatları Sanatçısı Eskişehirli Berrin Koşay, ipek kumaşların üzerine yaptığı ebru işlemeleriyle sanata yeni bir boyut kazandırıyor. Berrin Koşay, bu sanatı yaşatmaya çalıştığını kaydetti. Koşay, “Yaklaşık 16 yıl oldu. 2004’ten beri Eskişehir’deyim. Ondan önce Antalya’da 3 yıl bu sanat ve başka el sanatlarını yabancı turistlerle birlikte yaptım. Eğitim hizmeti vererek bu hizmeti devam ettiriyorum. 2008’de Kültür ve Turizm Bakanlığı ebru sanatçısı oldum. Bu sanatın miras taşıyıcısıyız. 2014’te ebru sanatı UNESCO dünya mirasına girdi. Geleneksel Türk El Sanatları Bölümü mezunuyum üniversiteden” diyerek “Bunun daha özgür, suyun üzerinde yapılması, bir yaptığını bir daha yapamama gibi bir durum olduğu için aynısını yapabilme şansımız yok. Bunların hepsi denenerek yapılmış çalışmalar ve bazıları olmayabiliyor. Ebru kaliteli malzeme istiyor. Seramik objelere yapmaya başladım. Ebru, tablolar haricinde, kağıt üzerine almamızın haricinde ipek kumaşlara da basılıyor. Eşarplar, fularlar ve yaptığımız kumaşları dönüştürüyoruz. Çantalara dönüştürebiliyoruz. Kağıdı koyduğumuz resmin yerine ipek kumaşı yatırıyoruz. Bu şekilde kumaş üzerine de baskı yapıyoruz. Çok ilgi gösteriyorlar. Çok değişik buluyorlar” dedi.

    Üniversitelerde eğitim vermek istiyor

    Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı’dan bir talebi olduğunu ifade eden Berrin Koşay, “Eskişehir’de yine benim gibi ebru sanatçısı, hat sanatçısı gibi birçok sanatçı var. Türkiye genelinde de aynı şekilde. Bizler Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın kayıtlı sanatçılarıyız. Ben 2008’de oldum. Çok uzun zaman oldu. Ama her türlü fedakarlığı sanat adına bu sanatın yok olmaması adına biz devam ettiriyoruz. Hem Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın hem Milli Eğitim Bakanlığı’nın eğitim anlamında, hizmet anlamında destek olmaları gerekiyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı’nın, üniversitelerin bizleri de bu hizmete ortak görerek bir eğitim yapmalarını istiyorum. Çocuklara bu eğitimi nasıl verebiliriz? O derslere biz gidebiliriz. Her şehirdeki Kültür ve Turizm Bakanlığı sanatçıları, hat sanatçısı, ebru sanatçısı yani o derslere biz girebiliriz. Üniversitedeki eğitim derslerine biz girebiliriz. Seçmeli ders olarak veriliyor ebru sanatı ama bunu verebilecek profesyonel bir sanatçı yok. Çünkü bu zor bir sanat. Başka sanatlar da öyle. Yok olmaması için onların bu şekilde destek olmaları gerekiyor” diye konuştu.