Etiket: Buluşması

  • Nevşehir’de Diyanet İlahiyat Fakültesi Gençliği Buluşması Gerçekleşti

    Nevşehir İl Müftülüğü ve İlahiyat Fakültesi organizesinde “Diyanet-İlahiyat Fakültesi Gençliği Buluşması” programı düzenlendi.

    Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Konferans Salonunda gerçekleştirilen konferansa, Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürü Doç. Dr. Yaşar Yiğit, Din Hizmetleri Daire Başkanı Selahattin Çelebi, İl Müftüsü Yakup Öztürk, İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zülfikar Durmuş, Dekan Yardımcısı Sefa Bardakçı, Müftü Yardımcıları, Akademik Personel ve İlahiyat Fakültesi Öğrencileri katıldı.

    Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayan programda kısa bir açılış konuşması yapan Dekan Prof. Dr. Zülfikar Durmuş; “Bizim ortak paydaşımız en başta Diyanet, İl ve İlçe Müftülükleridir. Bu bakımdan biz bir vücudun çeşitli organları gibiyiz, birbirimizden ayrı değiliz” dedi.

    İlahiyat Fakültesi Dekanı Durmuş; “Bütün konferanslar, paneller eğitimin devamı niteliğindedir. Bu süreçte bizler eğitimi aslında hayat boyu elde ediyoruz. Bu konferansların, söyleşilerin sizin hayatınızda inanıyorum ki, ileride çok büyük etkisi ve katkısı olacaktır. Her duyduğunuz, her işittiğiniz insandan çeşitli güzel görünenleri örnek olarak kendinizde harmanlayarak, kendinize ait bir kişilik, bir kimlik meydana getireceksiniz. Dolayısıyla bu günkü buluşma son derece önemlidir” diye konuştu. Din Hizmetleri Genel Müdürü Doç. Dr. Yaşar Yiğit; “ İlahiyat Fakülteleri ve Diyanet İşleri Başkanlığı aslında bir birini tamamlayana iki unsur gibidir. Biz İlahiyat Fakültelerinden mezun olan arkadaşlarımızla çalışıyoruz. Onları istihdam ediyoruz, onlarla beraber hizmet yürütüyoruz. Kimisi İmam, kimisi vaiz, vaize oluyor, kimisi Kur’an Kursu hocası oluyor. Sizler de yarın bizlerin yerini alacak ve bu kutsal görevi şerefle yürüteceksiniz. Bunun için var gücünüzle çalışmanızı tavsiye ediyorum. Zira kalıcı Bilgi üzerine kurulmayan hiçbir medeniyet kalıcı değildir” dedi.

    İl Müftüsü Yakup Öztürk ise yaptığı kısa konuşmasında; “İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zülfikar Durmuş’a programın hazırlanmasına katkısı için, Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürü Yaşar Yiğit’e de konuşmaları için teşekkür etti.

  • Atakum’da Yazar Kenan Koç Buluşması

    Samsunlu eleştirmen ve yazar Kenan Koç’u, düzenledikleri söyleşi ve imza gününde ağırlayan Atakum Belediye Başkanı İshak Taşçı, “Kültürel ve sanatsal faaliyetlere önem veriyor, bu doğrultuda yazarları, sanatçıları ilçemizde ağırlıyor, halkımızla buluşturuyoruz” dedi.

    Atakum Belediyesi Kültür ve Sanat Etkinlikleri kapsamında, Samsunlu Eleştirmen ve Yazar Kenan Koç’la söyleşi ve imza günü düzenlendi. Atakum Belediyesi Eğitim ve Eğlence Merkezi’nde düzenlenen söyleşi ve imza gününe Atakum Belediye Başkanı İshak Taşçı, Çarşambalılar Derneği Başkanı Sadettin Sarıoğlu, Atakum Belediyesi Meclis Üyeleri ile çok sayıda sanatsever katıldı.

    ‘KÜLTÜREL FAALİYETLERE ÖNEM VERİYORUZ’

    Atakum Belediye Başkanı İshak Taşçı, sanata ve sanatçıya verdikleri öneme dikkat çekerek, “Kültürel etkinliklere, sanatsal faaliyetlere büyük önem veriyoruz. Bu anlamda seçkin yazarları, sanatçıları sık sık ilçemizde ağırlıyor, halkımızla buluşturuyoruz. Bunlardan bir tanesi de yazarlığa yıllarını vermiş bir ağabeyimiz olan Kenan Koç. Kendisini ağırlamaktan son derece mutlu olduk. Bilgi ve birikimiyle yaşayan bir kitap olan değerli yazarımızın bilgi ve birikimlerinden faydalandık. Etkinliklerimiz hız kesmeden sürecek” dedi.

  • Tarım Sektörünün Dev Buluşması, 15. Growtecheurasia İçin Geri Sayım Başladı

    GrowtechEurasia; Uluslararası Sera, Tarım Ekipmanları ve Teknolojileri Fuarı, 2-5 Aralık tarihleri arasında 30’u aşkın ülkeden 650 markanın katılımıyla Antalya Expo Center’da 15.kez kapılarını açmaya hazırlanıyor. Dünyada en yüksek büyüme oranına sahip ilk 5 sektörden biri olan tarım için yılda ortalama 500 milyon dolar iş hacmi oluşturan GrowtechEurasia’ya uluslarararası iş bağlantıları yapmak üzere 11 ülkeden 43 kişilik alım heyeti katılacak.

    Türkiye ekonomisinin can damarı tarım sektörü, 2-5 Aralık tarihleri arasında Antalya’da düzenlenecek 15.GrowtechEurasia; Uluslararası Sera, Tarım Ekipmanları ve Teknolojileri Fuarında buluşmaya hazırlanıyor. 75 ülkeden 80 bin ziyaretçinin beklendiği GrowtechEurasia Tarım Fuarında, 30’u aşkın ülkeden 650 marka yer alacak. Katılımcılar ve ziyaretçiler Sera ve Teknolojileri, Tarım Teknolojileri ve Ekipmanları, Sulama Sistemleri, Tohumculuk, Fidecilik, Bitki Besleme ve Koruma, Biyolojik Mücadele, Tarımsal Makine ve Ekipmanları ile ilgili ulusal ve uluslararası alanda başarıya ulaşmış ürün ve hizmetlere 4 gün süreyle GrowtechEurasia çatısı altında ulaşmış olacak.

    2015 yılı ikinci çeyreğinde Türkiye ekonomisinin bir önceki yılın aynı dönemine göre sabit fiyatlarda yüzde 3.8 oranında büyüme gösterdiğini belirten UBM EMEA (Istanbul) Fuarcılık Grup Direktörü Engin Er, “Tarım sektörümüz Eylül 2015’te açıklanan verilere göre yüzde 6.7 oranında büyüme kaydederek ülke ekonomimizin üzerinde büyüme performansı gösterdi. GrowtechEurasia olarak geçen yıl tarım sektörü için 500 milyon dolarlık iş hacmi yarattık ve bu katkımızı daha da artırmayı hedefliyoruz. Bu nedenle, Ekonomi Bakanlığı koordinatörlüğünde ve Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği organizasyonuyla Arnavutluk, Azerbaycan, Hırvatistan, Kazakistan, Kırgızıstan, Kosova, Mısır, Suudi Arabistan, Tacikistan, Tunus olmak üzere toplam 10 ülkeden 40 kişilik alım heyetini uluslararası iş bağlantıları yapmak üzere GrowtechEurasia’da katılımcılarımızla biraraya getiriyoruz” dedi.

    Tarım ve gıda ürünlerine olan ihtiyacın sürekli olduğuna bunun da daha fazla tarımsal üretim anlamına geldiğine dikkat çeken Engin Er, “Dünya genelindeki gıda talebini karşılamak için tarımsal üretim teknikleri her geçen gün gelişiyor modernleşiyor. Ülkemizde de modern tarıma büyük ölçekte yatırım yapılıyor. Tarım, dünya genelinde en fazla büyüme oranına sahip 5 sektörden biri. GrowtechEurasiada ticaretin gelişmesi misyonunun yanında katılımcı ve ziyaretçilerini her yıl sektöre dair en yeni teknoloji, ürün ve yöntemlerle buluşturmayı ve tanıtmayı hedefliyor. Bu yıl da sektöre dair tüm yenilikler GrowtechEurasia’da olacak” diye konuştu.

    15. GrowtechEurasia; Uluslararası Sera, Tarım Ekipmanları ve Teknolojileri Fuarı, tarım sektörüne artı değer katan yenilikçi projeleri desteklemek üzere Sera Teknolojileri, Tohum, Fide, Fidan, Bitki Besleme ve Koruma, Tarımsal Makine ve Teknolojileri, Sulama Sistemleri ve Ekipmanları kategorilerinde Growtech Tarım Ödülleri veriyor. Bu yıl sekizinci kez düzenlenen Growtech Tarım Ödülleri, 2 Aralık tarihinde fuar alanında düzenlenecek törenle sahiplerini bulacak.

    GrowtechEurasia 2015 Tarım Fuarının ana sponsoru, İnovatif tarım felsefesiyle organik gübre üretimi yapan Bactogen, İletişim Sponsoru, Turkcell Çiftçi Birliği ile dünyanın kişiye özel ilk tarım danışmanlığı servisini sunan Turkcell, Co-sponsoru da bireylere ve reel sektöre yönelik olarak tasarlanmış yeni finansal hizmet platformu Findeks oldu.

  • 15. Muhtarlar Buluşması

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Türkiye’ye dönük iddialarıyla ilgili, “DAİŞ çıkardığı petrolü Esed’e satıyor Esed’e. Destek verdiğiniz Esed’le bunları konuşun. Oraya satıyor, parayı oradan alıyor. Para kaynağı da belli zaten” dedi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde Trabzon, Tokat, Samsun, Mersin, Erzurum, Malatya, İzmir, Gaziantep, Edirne ve Diyarbakır’dan gelen muhtarlarla 15. Muhtarlar Buluşması’nda bir araya geldi. Programda konuşan Erdoğan, “Bugün burada DAİŞ meselesinin açıkça ortaya çıkmasını istiyor ve sizlerle paylaşmak istiyorum. Böylece bu örgütü bahane ederek bölgeyi dizayn etmenin, bölgeyle ilgili farklı projeleri hayata geçirmenin peşinde olanların asıl yüzlerini hep birlikte görmüş olacağız. Şunu tüm samimiyetimle ifade etmek isterim ki DEAŞ denen örgütle Türkiye’den başka ciddi olarak mücadele eden başka bir ülke neredeyse yoktur” dedi.

    “ÜLKEMİZİN DAİŞ’LE İLGİLİ TUTUMU NET”

    Türkiye’nin DAİŞ’i 2005 yılında eski isimleriyle “terör örgütü” olarak tanıdığını hatırlatan Erdoğan, “2013 yılından itibaren de yeni ismiyle aynı şekilde terör örgütü olarak kabul ettiğimiz bu yapıyla mücadelemizi kesintisiz bir şekilde sürdürdük, sürdürüyoruz. Dolayısıyla ülkemizin DAİŞ’le ilgili tutumu öteden beri nettir, burada bir soru işareti yoktur. Kimsenin ülkemizin DAİŞ’le mücadelesini tartışma konusu yapma, bu konuda bizi töhmet altında bırakma hakkı yoktur” diye konuştu.

    “Biz bu konuda en çok zarar gören, mağduriyete uğrayan ülkeyiz” diyen Erdoğan, şu bilgileri paylaştı:

    “Niğde, Şanlıurfa, Ankara, Diyarbakır ve Gaziantep’te DAİŞ terör örgütünün eylemlerine maruz kaldık. Adıyaman’da maruz kaldık. Bugüne kadar DAİŞ saldırılarında 140 vatandaşımızı kaybettik, 7 güvenlik görevlimizi şehit verdik. Aynı şekilde sınırımızda zaman zaman bu örgüt mensuplarıyla güvenlik güçlerimiz arasında çatışmalar yaşandı. Buna karşılık örgüte karşılık örgüte karşı kesintisiz bir mücadele yürüttük. 2011 yılından beri eski ve yeni ismiyle bu örgüte mensup yaklaşık 3 bin kişi gözaltına alındı. Bunlardan yaklaşık 800’ü de tutuklandı. Örgüt mensuplarının üzerlerinde ve kaldıkları yerlerde kullanıma hazır 33 tane canlı bomba yeleğiyle çok sayıda silah ve patlayıcı ele geçirildi. Yabancı terörist savaşçılarla mücadele kapsamında 27 bin kişiye ülkemize giriş yasağı konmuş durumda. Aynı amaçla ülkemize geldiği tespit edilen 2 bin 600 kişi yakalanarak sınır dışı edilmiştir. DAİŞ’in en önemli gelir kaynaklarından olan akaryakıt kaçakçılığını önlemek için sınırlarımızda aldığımız tedbirler sayesinde 2014 yılında 79 milyon litre kaçak akaryakıt ele geçirilmiştir. Sınırlarımızdaki akaryakıt kaçakçılığı neredeyse bitirilme aşamasına gelindi. Biz DAİŞ’in hem eylemleriyle hem eleman temini yöntemleriyle hem de gelir kaynaklarıyla işte böyle yoğun bir mücadele içindeyiz.”

    “KİMSE BİZİ VE DÜNYAYI ALDATMASIN”

    DAİŞ’le mücadele görüntüsü altında Suriye’de askeri faaliyet yürüten ülkelerin bir kısmının sadece rejim karşıtı muhalifleri hedef aldığını vurgulayan Erdoğan, “Şimdi burada bir şeyi söylüyorum, ekranları başında bizleri izleyen milletime sesleniyorum, aynı zamanda dünya medyasına sesleniyorum. Lazkiye ve Lazkiye kuzeyi Bayırbucak Türkmenleri’nin olduğu bölgede DAİŞ yoktur. Kimse bizi ve dünyayı aldatmasın” dedi.

    Bayırbucak Türkmenleri’nin yaşadığı bölgeye uçaklarla yapılan bombardımanlar neticesinde son 1.5 ay içerisinde 300’ü aşkın Bayırbucak Türkmeni’nin öldüğünü açıklayan Erdoğan, şunları kaydetti:

    “Oradan Bayırbucak Türkmenleri artık bizim sınırlara doğru sığınmaya çalışıyorlar. Bunların bir kısmı bizim kamplarımıza yerleşmiştir ama bir kısmı da diyor ki ’Biz topraklarımızda şehit olacağız.’ Bu sabah AFAD Başkanı ile görüştüm. Dedi ki ’Gelmek istemiyorlar. Biz diyoruz ki kamplarımız hazır, gelin. Hayır diyorlar, biz burada şehit olacağız. Bize insani yardım yapın, o bize yeter. Biz bu çadırların içerisinde yaşamaya devam edeceğiz.’ Biliyorsunuz dün de iki tane insani yardım götüren TIR ne yazık ki bombalanmak suretiyle TIR’lar yandı ve 3 kişi şehit, 7 kişi yaralı. İnsani yardım götürüyor, dikkat edin. Bütün bunlarla beraber ne diyorlar dünyaya, ’Biz DAİŞ’le mücadele ediyoruz.’ Kusura bakmayın, DAİŞ’le mücadele filan ettiğiniz yok. Siz sadece Lazkiye’nin kuzeyini boşaltmak için rejimle elele oradaki maalesef Türkmen kardeşlerimizi, Suriye vatandaşlarını öldürüyorsunuz. DAİŞ’le mücadele adı altında ülkede faaliyet gösteren diğer terör örgütlerini destekleme yanlışına düşenler de var.”

    “DAİŞ’İN EN BÜYÜK DESTEKÇİSİ ESED REJİMİ”

    Türkiye’nin ilkeli bir duruş sergileyerek DAİŞ’e ve diğer tüm terör örgütlerine aynı şekilde kendi vatandaşlarına devlet terörü uygulayan Esed rejimine de karşı olduğunu belirten Erdoğan, “Zira DAİŞ’in en büyük destekçisi Esed rejimidir. Şimdi diyorlar ki ’DAİŞ’ten Türkiye petrol alıyormuş.’ Yetkili makamlarda olanlar bunu söylüyor. Çok ayıp, yazıklar olsun. Türkiye’nin şu anda petrolünü de doğalgazını da aldığı yerler bellidir. Biz en büyük bu noktadaki ithalatı Rusya’dan yapıyoruz, ikinci derecede İran’dan yapıyoruz. Azerbaycan’dan doğalgaz alıyoruz, Kuzey Irak’tan aynı şekilde alıyoruz. Bunun yanında Cezayir ve Katar’dan LNG alıyor. Bizim aldığımız yerler belli. DAİŞ’ten bizim bu şekilde petrol aldığımızı iddia edenler bu iddialarını ispatla mükelleftir. Aksi takdirde bu ülkeye kimse iftira atamaz, ben onları müfteri olmakla sıfatlandırırım” ifadelerini kullandı.

    “DAİŞ ÇIKARDIĞI PETROLÜ ESED’E SATIYOR ESED’E”

    “DAİŞ çıkardığı petrolü Esed’e satıyor Esed’e” ifadesini kullanan Erdoğan, şöyle devam etti:

    “Destek verdiğiniz Esed’le bunları konuşun. Oraya satıyor, parayı oradan alıyor. Para kaynağı da belli zaten. Biz bu noktaya gelmek istemezdik. DAİŞ’in hem silah hem finans gücünün arkasında illa bir yer aranacaksa ilk bakılacak yer Esed rejimi olmalıdır, onunla birlikte hareket eden ülkeler olmalıdır. 120 ülke tarafından Suriye halkının gerçek temsilcisi olarak kabul edilen muhalif grupları hedef alanlar doğrudan DAİŞ’e destek vermektedirler. Oradaki ılımlı muhalefet neyin mücadelesini veriyor. Topraklarını katil Esed’den geri almanın mücadelesini alıyor. Esed devlet terörü estiren bir insandır. Şu anda kadar 380 bin insanı öldüren Esed’e karşı durmayanlar bilsinler ki tarihin önünde bunun hesabını veremeyeceklerdir.”

    “BU İZİNLERİ ÖNCEDEN VERİLMİŞ OTOMATİK BİR TEPKİDİR”

    “Paris’te öldürülenler için Ankara’daki kayıplarımız için bizim yüreğimiz yandı” diyen Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

    “Biz aynı hassasiyeti aynı şekilde Suruç’ta da gösterdik, Gaziantep’te de gösterdik ve bunları sürekli dillendirdik. Suriye topraklarında rejim ve terör örgütleri tarafından katledilen masumlar için de gösteriyoruz, herkesten de bunu bekliyoruz. Salı günü sabah saatlerinde Hatay’da yaşanan hadisenin bu çerçevede değerlendirilmesi gerekiyor. Şunu peşinen ifade etmek isterim ki bu kesinlikle Rusya’yı hedef alan bir olay değildir. Türkiye, Esed rejimine bağlı unsurlar ve terör örgütleriyle benzer sıkıntılar yaşamış bir ülke olarak kara ve hava sahalarının güvenliği konusunda teyakkuz halindedir. Daha önceden ilan ettiğimiz Rusya’ya da defalarca hatırlattığımız angajman kurallarımız gereği ülkemiz sınırlarının ihlaline aynında karşılık veriyoruz. Bu, izinleri önceden verilmiş otomatik bir tepkidir. Bunun bilinmesi lazım. Daha önce de buna benzer olayları bir, iki, üç, dört kez yaşadık. Salı sabahı da aidiyeti, milliyeti belli olmayan bir uçağın tüm ikazlara rağmen ısrarla sınırımızı ihlal etmesi üzerine bu kurallar işletilmiştir. Sınıra doğru gelen iki tane uçak ama milliyeti belli değil ve 5 dakika içinde 10 uyarı yapılıyor. Bakın şimdi onların sesli olarak bu uyarılar televizyonlarda Silahlı Kuvvetler tarafından yayınlanıyor. Uçağın hangi ülkeye ait olduğu ancak olaydan sonra anlaşılmıştır. İnanın bana Suriye’deki tüm hadiseler gibi bu olay da bizi ziyadesiyle üzmüştür. Çünkü biz en başından beri bölgede kimse ölmesin, kimsenin burnu kanamasın diye uğraşıyoruz, çaba gösteriyoruz. Konuyla ilgili teknik izahat Genelkurmay Başkanlığımız ve Dışişleri Bakanlığımız tarafından Rusya başta olmak üzere ilgili tüm ülkelere ve kurumlara yapılmıştır. Buna rağmen Rusya tarafından yapılan açıklamaları ve konuyla ilgili olmayan alanlarda ortaya konan tepkileri üzüntüyle takip ediyoruz.”

    “BİZ BÖLGEDE YENİ GERİLİMLER ÇIKARMAK DEĞİL BARIŞI VE HUZURU TEMİN ETMEK İÇİN ÇABA GÖSTERİYORUZ”

    Türkiye’nin Rusya’yla stratejik ortaklığı olduğunu söyleyen Erdoğan, ancak bu birlikteliğin dayanışmayı gerektirdiğini belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, salı günü sabah saatlerinde Türk hava sahasını ihlal eden Rus uçağının düşürülmesine ilişkin şöyle konuştu:

    “Bu birlikteliğimiz bizim birbirimizi bu anlamda tehdit etmemizi gerektirmez. Bu bizi üzmüştür. Kaldı ki aidiyeti, milliyeti belli olmayan uçakların uyarılmasına rağmen bizim hava sahamızı ihlal etmesi, daha önce bunun üç kez, dört kez yapılmış olması artık tabii ki bir güvenlik nedeniyle atılmış bir adımdır. Suriye ile bizim şu anda iç içe bulunduğumuz durum ortadadır. Biz bölgede yeni gerilimler çıkarmak değil barışı ve huzuru temin etmek için çaba gösteriyoruz. Çok yönlü ve çok güçlü ilişkilerimizin olduğu Rusya’yı herhangi bir sınır ihlali olmadan hedef almamız için sebep yoktur. Rusya ile Suriye politikasında anlaşamıyor olmamız başka bir şeydir, angajman kurallarımızın işletilmesi başka bir şeydir. DAİŞ’le mücadele gerekçesiyle başlatılan ama sadece muhalifleri hedef alan saldırılara karşı itirazlarımız elbette devam ediyor. Müttefik ülkelerle birlikte Cerablus’tan batıya doğru Suriye sınırlarımız boyunca insani güvenlik bölgesi oluşturma kararımız da aynı şekilde sürüyor. Dikkat edilirse bizim çabalarımız Suriye sınırlarımız DAİŞ’ten ve diğer terör örgütlerinden arındırma amacına yöneliktir. Esed rejimine karşı mücadele eden muhalif unsurların desteklenmesi uluslararası meşruiyet haiz bir çabadır. Esed rejimi ve terör örgütlerinin desteklenmesi ise tamamen ilgili ülkenin kendi kararıdır. Uluslararası meşruiyete sahip değildir. Buradan bir kez daha ifade ediyorum, biz Bayırbucak Türkmenleri ile Esed rejimine karşı mücadele eden ılımlı muhalifleri, ılımlı muhalif grupları destekliyoruz, destekleyeceğiz. Çünkü bunlar mazlumdur, mağdurdur, oradaki toprakların bunlar sahipleridir. Akrabayız ve onlar bizim soydaşlarımızdır. Ne Rusya’ya ne de başka herhangi bir ülkeye karşı doğrudan askeri müdahalemiz söz konusu değildir. Herkesten egemenlik haklarımızı bir defa gözetmesi ve bu haklarımıza hassasiyet göstermesini bekliyoruz. Tüm dünyanın bizim haklı olduğumuzu kabul ettiği bir hadisenin siyasi ve ekonomik ilişkilerimizi kapsayacak şekilde genişletilmesini de doğru bulmuyoruz. Aynı ihlal bugün yapılsa Türkiye yine aynı karşılığı vermek durumundadır. Bu konuda ihlale maruz kalan değil ihlali yapan ülkenin kendisini sorgulaması, hadisenin tekerrürünü önlemek için tedbirlerini alması lazımdır.”

  • Avrupa’nın En Büyük İnsan Yönetimi Buluşması, Peryön 23. İnsan Yönetimi Kongresi Başladı

    Avrupa’nın kendi alanında en büyük etkinliği olan PERYÖN 23. İnsan Yönetimi Kongresi bugün başladı.

    İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde yapılan kongrede iki gün boyunca 40’ı aşkın oturumda insan yönetimindeki son trendler, başarılı ve örnek uygulamalar yanında “İş Dünyasında” daha önce hiç konuşulmayanlar da sahneye ve gündeme taşınacak. PERYO¨N 3. I·K Blog Ödülleri de kongrenin ikinci günü sahiplerini bulacak.

    Türkiye İnsan Yönetimi Derneği (PERYÖN) tarafından düzenlenen, Avrupa’nın insan yönetimi alanındaki en büyük kongresi PERYÖN İnsan Yönetimi Kongresi’nin 23’üncüsü bugün başladı. Kongre 16-17 Kasım olmak üzere iki gün sürecek. İstanbul’da Haliç Kongre Merkezi’nde yapılan toplantıda 40’ı aşkın oturumda insan yönetimine ilişkin konular ele alınacak. Kongre, katılımcı, konuşmacı ve oturum sayısına göre Avrupa’nın en büyük kongresi olma niteliğini taşıyor. Kongrenin ana sponsorluğunu Doğa İş Güvenliği, Turkcell Akademi, Yapı Kredi Bankacılık Akademisi, yenibiriş.com üstleniyor.

    İki gün sürecek PERYÖN 23. İnsan Yönetimi Kongresi’nde insan yönetimi farklı yönleriyle Türkiye’den ve dünyadan alanında tanınmış uzman ve profesyonel konuşmacılar tarafından ele alınacak. Kongrenin programında birçok dikkat çekici başlıkta oturum ve konuşmacı var. İnsan yönetimi profesyonellerinin buluştuğu dev organizasyona bu yıl yurt dışından katılan konuşmacılar arasında; dünyanın önde gelen “İş yerinde mutluluk uzmanı” Woohoo Inc. Kurucu Başkanı ve Mutluluk Müdürü Alexander Kjerulf, “Aktif yurttaşlık” hareketi ile yüzlerce insanın hayatını değiştiren Ole Kassow, “Çalıs¸an bagˆlılıgˆı” konusunda dünyaca ünlü uzman David Zinger, Achieve Performance Consulting Group Üst Düzey Yönetici Danışmanı John Alatopoulos, Korn Ferry Liderlik ve Yetenek Yönetimi Kıdemli Müdürü Arvinder Dhesi, DDI Seçme ve Değerlendirme Çözümlerinden sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Kevin Cook yer alıyor. Türkiye’den ise ünlü tarihçi Galatasaray Üniversitesi Hukuk Tarihi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlber Ortaylı, Eczacıbaşı Topluluğu CEO’su Erdal Karamercan, İş Adamı Dr. Murat Yalçıntaş, Yönetici, Konuşmacı, Yazar Akın Öngör, Sabancı Üniversitesi Yönetim Bilimleri Fakültesi Finans Kürsü Başkanı Prof. Dr. Özgür Demirtaş¸, Denizbank Genel Müdürü Hakan Ateş, Yemeksepeti.com Genel Müdürü Nevzat Aydın, Metro Toptancı Market Türkiye Genel Müdürü Kubilay Özerkan, Sabancı Holding İK Grup Başkanı Neriman Ülsever, Burgan Bank Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Nazmi Erten, Arzum Ev Aletleri Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kolbaşı, sanatçı Mert Fırat ve Cengiz Semercioğlu konuşma yapacak isimler arasındalar. İki gün sürecek kongrenin akış yönetimini ise geçmiş yıllarda olduğu gibi yine gazeteci yazar Fatih Türkmenoğlu üstleniyor.

    ’’PERYÖN OLARAK 43 YILDIR İNSAN YÖNETİMİ İÇİN ÇALIŞIYORUZ’’

    PERYÖN 23. İnsan Yönetimi Kongresi, PERYÖN Başkanı Sevilay Pezek Yangın’ın konuşmasıyla açıldı. Yangın, ’’Etkili insan yönetimi dedik. Biz 43 yıllık dernek olarak PERYÖN olarak bunun için çalışıyoruz. Kongre’de en önemli insan yönetiminden sorumlu profesyonellerin paylaşım alanı olarak burada paylaşıyoruz, gündem yaratıyoruz. Birlikte öğreniyoruz ve ilişkilerimizi kuvvetlendiriyoruz. Bizce Türkiye’nin insan yönetimi anlamında önemli öncelikleri var. Bu değişen dünyada önümüzdeki yıllarda daha da önemli hale gelecek. Biz PERYÖN olarak üç odak alanı belirledik; gençlerin potansiyellerini arttırmak, kadın liderler yetiştirmek ve geliştirmek ve KOBİ’lerle insan yönetimi alanında çalışmak. Çok önemli bir konumuz da 2016 yılında İstanbul’da Dünya İnsan Yönetimi Kongresi’ne ev sahipliği yapacağız, insan yönetimi alanında dünyanın kalbi burada olacak. 20-21 Ekim 2016’da Dünya İnsan Yönetimi Kongresi İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde yapılacak. Türkiye için önemli bir fırsat, bu yıl yaptığımız gibi gelecek yıla da dünya için gündem belirliyor olacağız. Türkiye’deki potansiyeli göstermek için önemli bir fırsat olacak’’ şeklinde konuştu.

    PROF. DR. İLBER ORTAYLI, YÖNETİCİLERİN NASIL OLMASI GEREKTİĞİNİ ANLATTI

    Galatasaray Üniversitesi Hukuk Tarihi Öğretim Üyesi, Prof. Dr. İlber Ortaylı, ’’ 19. y.y.’da yöneticiler belli yetenekler elde etmişlerdi. Belli standartlara ulaşmak zorundalar. Bu 19. y.y.’da yöneticilerin genel karakteridir. Yönetici sınıf nerede olursa olsun hususi eğitim görmek zorundaydı. Yönetici sınıfının en önemli özelliği etikettir. Siyasi ve iktisadi hayatta kılıf kıyafet önemlidir. Amerikan sisteminde fakültede konuşma yapılırken ayağa kalkılır. Gayet kesin kurallar olduğu hepimizin malumudur. Disiplin önemlidir. Hayat disiplin içinde akmalıdır’’ şeklinde konuştu.

    Konuşmasına devam eden Ortaylı, ’’Her yerde yandaşlık ve partizanlık vardır. Bu sistemde yine yetenekli insanı ayırt etmek gerekir. Hükümdar ailesi içinde bile seçim söz konusudur. Personel yönetimi bu gerçeği benimsemektir. Aynı ırktan, aileden gelse de insanların farklı kabiliyetleri oluyor. Bunları ayırt etmek gerekir. İnsanlar kabiliyetlerine göre yaşarlar. Buna göre düzenleme yapmayan toplumların istikbali yoktur. Türkiye’de domatese ketçap sürmeye gidiliyor. Hayatınızın her anında kendinizin farkında olun ve torpilden kaçın’’ dedi.

    DR. ERDAL KARAMERCAN DUYGUSAL ZEKANIN ÖNEMİNİ ANLATTI

    Eczacıbaşı Topluluğu CEO’su Dr. Erdal Karamercan, “İnsan yönetimi profesyonellerinin en önemli görevi, nitelikli insanları kuruma kazandırmak ve iyi yöneticiler olarak yetiştirebilmek” diyen Karamercan, EQ’nun iş ve hayatta başarı için temel olduğunu söyledi. Karamercan, “Yapılan araştırmalar çok sıklıkla IQ’su 140 ve üstü çalışanların IQ’su 100 dolayında olan yöneticilerin altında çalıştığını gösteriyor. EQ’nun öneminin anlaşılmasıyla birlikte şu anda seçim aşamasında daha çok Bilişsel Zeka (IQ) kriterleri geçerli olsa da kariyer yönetiminde EQ daha çok geçerli olmaya başlıyor” dedi.

    PERYO¨N I·K Blog O¨du¨lleri 2015’te 3.kez düzenleniyor. O¨du¨l kapsamında Türkiye I·K Dünyası ve I·K Du¨nyası ile ilgilenen herkes, kullanacağı oylarla en sevdiği ve beğendiği başarılı İnsan Kaynakları bloglarını ve bloggerlarını seçecek. 1., 2. ve 3. olan bloglar, 17 Kasım’da kongrenin 2. günü düzenlenecek törenle duyurulacak.