Etiket: Buluşmalarının

  • Üniversite-STK  buluşmalarının 8.’si düzenlendi

    Üniversite-STK buluşmalarının 8.’si düzenlendi

    Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ömer Çomaklı öncülüğünde devam eden ve geleneksel hale gelen Üniversite-STK Buluşmalarının 8.’incisi, Erzurum Valiliği, Büyükşehir Belediyesi ve Atatürk Üniversitesinin iş birliği ile gerçekleşti.

    Atatürk Üniversitesi ev sahipliğinde, Konuk Evi 2’de 192 Sivil Toplum Kuruluşu (STK) temsilcisinin katılımıyla gerçekleşen 8. Sivil Toplum Kuruluşları Toplantısına, Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ömer Çomaklı ve Erzurum Sivil Toplum Platformu Başkanı A. Mustafa Güvenli’nin yanı sıra Rektör Yardımcıları, Fakülte Dekanları, Araştırma ve Uygulama Merkez Müdürleri, akademisyenler, basın mensupları, vakıf, dernek, sendika ve STK yöneticileri ile temsilcileri katıldı.

    Moderatörlüğünü Doç. Dr. Oğuz Babüroğlu’nun yaptığı toplantıda katılımcılar, görüş ve isteklerini, üniversiteden beklentilerini ve kentin kalkınmasıyla ilgili fikirlerini paylaştılar. Konuklar tarafından iletilen görüş ve fikirlerin not alınıp ihtiyaçların belirlendiği toplantı sonuçlarının, 21-22 Aralık tarihlerinde yapılacak “Şehir Arama Konferansı” ile somutlaştırılması hedeflendi.

    Toplantının açılış konuşmasını yapan Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ömer Çomaklı, Türkiye Cumhuriyeti tarihi ve değerleri ile geleceğe yürürken, Yüksek Öğretim Kurumunun “Yeni YÖK Vizyonu” çerçevesinde üniversitelerin rolünün iyi bilinmesi ve yol haritalarının buna göre şekillenmesinin büyük önem arz ettiğini belirterek, Atatürk Üniversitesinin Yeni Nesil Üniversite Tasarım ve Dönüşüm Projesi ile somut çıktılara ulaştığını söyledi.

    Yeni Nesil Üniversite Projesi üç aşamadan oluştuğunu ifade eden Rektör Çomaklı, 17 arama konferansı yapıldığını ve önemli oranda ortak akıl oluşturulduğunu, tasarımlar ile eğitim, araştırma ve toplumsal katkı sistem tasarımları yapılarak 87 adet iş paketi üretildiğini ve son olarak yöneticilerle kültürel dönüşüm çalışmaları başlatıldığını ifade etti.

    Rektör Çomaklı, “Bu çalışmaların temel amacı üniversitemizin toplumsal katı alanında etkinliğini artırmaktır. Bu kapsamda şehrimizin ve STK’ların gelişimine beyin gücümüzle katkı yapmak ve bu alandaki eğitim ve araştırma kaslarımızı geliştirmeyi amaçlıyoruz. Çalışmalarımızın olgunlaştığı ve somut çıktı üretilmesi konusunda beklentilerin arttığı bugünde tasarımını gerçekleştirdiğimiz ve artık projelendirme aşamasına geldiğimiz ATA-KÖK sistemini çalıştırmak istiyoruz. Bu benim üniversiteme ikinci dönem vaadimdir. Bu amaçla Belediye iş birliği ile 21-22 Aralık tarihlerinde Şehir Arama Konferansı yapmak ve burada dile getirilen konuları somutlaştırmak gayreti içerisindeyiz” dedi.

    Erzurum Sivil Toplum Platformu Başkanı A. Mustafa Güvenli de konuşmasında toplantının gerçekleşmesi ve geleneksel hale getirilmesi hususunda büyük gayret sarf eden Rektör Çomaklı’ya teşekkür etti.

    Kentin kayıpları araştırıldığında karşılarına beyin ve sermaye göçünün çıktığını anlatan Güvenli, “Beyin ve sermaye göçü şehrin ekonomik anlamda gelişen Türkiye ölçeğiyle orantılı gelişimine engel oluyor. Beyin ve sermaye göçü olmasa daha güçlü oluruz. Söz konusu göç ile ilgili bundan sonra yapılacak çalışmaların önemini arz etmek istiyorum” dedi.

    Konuşmaların ardından toplantı, katılımcıların yönelttiği soru, görüş, öneri, dilek ve temennilerin sunulmasının ardından sona erdi.

  • “YÖK 100/2000 öğrenci buluşmalarının” 3.’sü, Atatürk Üniversitesi’nde gerçekleştirilecek

    “YÖK 100/2000 öğrenci buluşmalarının” 3.’sü, Atatürk Üniversitesi’nde gerçekleştirilecek

    “Yeni YÖK” tarafından ülkemizin doktoralı insan kaynağına olan ihtiyacın karşılanması, nitelikli bilgi üretimi ve nitelikli insan unsurunu desteklemek amacıyla uygulanan “YÖK 100/2000 Doktora Burs Programı” kapsamında devlet üniversitelerinde doktora eğitimi alan öğrencilerle buluşmaların üçüncüsü Atatürk Üniversitesinde gerçekleştirilecek.

    Son olarak Antalya’da gerçekleştirilen ve 3.’sü 20 Mayıs tarihinde Erzurum’da, Atatürk Üniversitesinin ev sahipliğinde düzenlenecek olan YÖK 100/2000 Doktora Burs Programına, YÖK Başkanı Prof. Dr. M. A. Yekta Saraç, YÖK Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Naci Gündoğan ile bölge üniversite rektörleri ve çevre üniversitelerde eğitim gören yaklaşık 300 bursiyer öğrenci iştirak edecek.

    Buluşma toplantısında, “YÖK 100/2000 Doktora Bursiyeri Olmak” ve “Deneyimler ve Tavsiyeler” başlıklı bölümlerde öğrenciler ve ilgili akademisyenler tarafından burs projesine ilişkin duygu ve düşüncelerini ifade eden konuşmalar gerçekleştirilecek.

    Durum Değerlendirmesi Sunumu ve Soru-Cevap-Görüş Oturumu ile tamamlanacak YÖK 100/2000 öğrenci buluşmasının ardından, Atatürk Üniversitesi Senato Toplantı Salonunda, YÖK Başkanı Saraç’ın başkanlığında, toplantıya katılan rektörlerin de yer aldığı bir toplantı gerçekleştirilecek.

  • Uyum buluşmalarının finali Erzurum’da yapıldı

    Uyum buluşmalarının finali Erzurum’da yapıldı

    Göç İdaresi Genel Müdürlüğü Uyum ve İletişim Dairesi Başkanlığı ile Birleşmiş Milletler Göç Kuruluşu (IOM) iş birliğiyle düzenlenen ’Uyum Buluşmaları’nın 19.’su Erzurum Lisesi konferans salonunda düzenlendi.

    Erzurum Valisi Okay Memiş, Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ömer Çomaklı, Göç İdaresi Genel Müdür Yardımcısı Dr. Gökçe Ok, İran İslam Cumhuriyeti Erzurum Başkonsolosu Dr. Sajad Soltanzadeh, Göç İdaresi Genel Müdürlüğü Uyum ve İletişim Daire Başkanı Dr. Aydın Keskin Kadıoğlu, Uluslararası Göç Örgütü Proje Asistanı Zana Erdoğan, İl Göç İdaresi Müdürü Haşim Özcan ile çok sayıda misafir öğrenci katıldı.

    Daha önce 18 ilde gerçekleştirilen ve finalinin Erzurum’da yapıldığı etkinlikte, “Türkiye’deki Uluslararası Üniversite Öğrencilerinin Sahip Oldukları Hak ve Yükümlülükler” konusu masaya yatırıldı.

    Programda bir konuşma yapan Genel Müdür Yardımcısı Dr. Gökçe Ok, uyum buluşmaları programının birinci etabı son toplantısını Erzurum’da yaptıklarını belirterek, “Hiçbir zaman yabancılar demediğimiz, her zaman misafir ve kardeşlerimiz dediğimiz gerek öğrenci gerekse de çalışma vesilesiyle ülkede bulunan gönül coğrafyamızın insanına Türkiye’deki hak ve yükümlülüklerini anlatabilmek amacıyla bu yola çıktık” ifadelerini kullandı.

    Rektör Çomaklı: “2500 Yabancı Uyruklu Öğrenciye Ev Sahipliği Yapıyoruz”

    Atatürk Üniversitesinin, köklü üniversite kültürü, güçlü akademik kadrosu ve yüksek donanımlı araştırma ve alt yapı olanaklarıyla tam 62 yıldır ulusal ve uluslararası ölçekte eğitim ve araştırma faaliyetlerini başarıyla sürdüren bir üniversite olduğunu ifade ederek konuşmasına başlayan Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ömer Çomaklı, son dönemde “Yeni Nesil Üniversite” konseptiyle toplumsal katkıyı maksimize etmeyi hedefleyen bir Dünya üniversitesi olduklarının altını çizdi.

    Atatürk Üniversitesinin “Yerinde Uluslararasılaşma” stratejisiyle çok kültürlü uluslararası bir çekim merkezi olmayı ve kaliteden ödün vermeden eğitim-öğretim gören yabancı uyruklu öğrenci profilini çeşitlendirerek genişletmeyi hedeflediklerini vurgulayan Rektörü Çomaklı sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Üniversitemiz, şu an 76 farklı ülkeden yaklaşık 2500 yabancı uyruklu öğrenciye ev sahipliği yapmaktadır. Hedefimiz 2023 yılında bu sayıyı 5.000 bandına taşıyabilmektir. Bunu başarabilecek güç ve kapasiteye sahibiz. Üniversitemizde kendi vatandaşlarımız için mevcut 105 Önlisans, 137 Lisans, 270 Yüksek Lisans ve 205 Doktora programının tamamına yabancı uyruklu öğrencileri kabul etmekteyiz” dedi.

    “Atatürk Üniversitesi, Yerli ve Yabancı Tüm Öğrencileriyle Büyük Bir Ailedir”

    Yabancı uyruklu öğrenci seçme ve yerleştirme sınavı ATAYÖS’ün hem yurt içi hem de yurt dışı birçok sınav merkezinde 7 farklı dilde gerçekleştirildiğini aktaran Çomaklı: “ATAYÖS Sınav sonuçları Üniversitemiz dışında ülke çapında yaklaşık 80 Devlet ve Özel Üniversite tarafından da kabul görmektedir. Yabancı uyruklu öğrenciler lisansüstü programlarımıza üniversitemiz otomasyon sistemi üzerinden doğrudan müracaat yapabilmektedirler. Yabancı uyruklu öğrencilerimiz yerleştirildikleri program diline göre Türkçe veya İngilizce Yeterlilik kurslarını Üniversitemiz olanaklarıyla alabilmektedirler. Atatürk Üniversitesi yerli ve yabancı tüm öğrencileriyle büyük bir ailedir. Yabancı uyruklu mezunlarımız Atatürk Üniversitesinin ve Ülkemizin kültür elçileridirler. Onlara kaliteli eğitim sunmak, huzurlu ve güvenli bir ortam oluşturmak ve evrensel değerlere sahip bireyler olarak yetiştirmek asli görevimizdir. Bu vesileyle, programı düzenleyen başta İl Göç İdaresi olmak üzere tüm emeği geçenlere teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı.

    “Sizleri Ne Kadar İyi Ağırlayabilirsek Aslında O Kadar Şehrimize Hizmet Etmiş Olacağız”

    Erzurum Valisi Okay Memiş ise “Türk toplumunun en önemli özelliği misafirperverliğidir” diyerek, “Başta ben olmak üzere beraber çalıştığım tüm arkadaşların misafir öğrencilerin emrinde olduğunu belirtmek isterim” dedi.

    Erzurum’un birçok tarihi eseri içinde barındıran önemli bir turizm şehri olduğunu dile getirerek misafir öğrencilere seslenen Vali Memiş, şöyle konuştu: “Turizm anlamında dünyada eşi benzeri olmayan bir coğrafyaya sahibiz. Kültürel ve tarih açısından ise 2 bin yıllık bir Selçuklu şehriyiz. Biz ne kadar söylesek de bunları sizlerin kanaatleri her şeyden önemli. Sizleri ne kadar iyi ağırlayabilirsek aslında o kadar şehrimize hizmet etmiş olacağız. Sizler birer kültür ve turizm elçisisiniz. Biz bu düşünce ile hareket ediyoruz.”

  • Kıraathane buluşmalarının ikincisi düzenlendi

    Kilis 7 Aralık Üniversitesi ve Kitap Beşiği Öğrenci Topluluğu’nun organize ettiği “İnsan Nerenin Yerlisidir” başlıklı Kıraathane buluşmalarının aralık ayı sunumunu Kilis Bilim ve Sanat Merkezi Müdürü Ali Genç yaptı.

    Konuşmasına, Kitap Beşiği Düşünce Topluluğu’na ve misafirperverliklerinden dolayı 7 Aralık Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Doğan Karacoşkun’a teşekkür ederek başlayan Ali Genç, üniversite yönetimi tarafından öğrencilerin faaliyetlerinin desteklenmesini anlamlı bulduğunu söyledi. 7 Aralık Üniversitesi Kıraathanesi’nde bir araya gelen dinleyicilere Ali Genç, “İnsan Nerenin Yerlisidir” sorusuyla başladığı konuşmasında öncelikle toprak, yer, Türkiye, dil ve medeniyet konularında çarpıcı örnekler verdi. Bir toplumu, üzerinde ittifak ettiği şeylerin oluşturduğunu, bunun için geleneğin, dilin ve onun barındırdığı anlam-değer dünyasının muhafaza edilerek gelecek nesillere aktarılmasının ülke savunmasından farklı olmadığını dile getiren Genç, Türkiye’yi muhafaza etmenin sadece sınırlarımızı muhafaza etmekten ibaret olmadığını, asırlardır bizi tarih sahnesinde var kılan zihin ve gönül haritamızı da muhafaza etmekten geçtiğini söyledi.

    Bizi biz yapan değerlere yaslanmadan bir gelecek kurmamızın mümkün olmadığını ifade eden Ali Genç, konuşmasının sonunda Yahya Kemal’in “Bir bitmeyecek şevk verirken beste, bir tel kopar ve ahenk ebediyyen kesilir” mısralarını hatırlatarak “Bugün hepimize düşen o telin kopmaması ve bin yıllık bestemizin istikbalde de yankılanması için bizi biz yapan o ruhun peşine düşmektir” dedi.

  • Medya ve Mülteciler Basın Buluşmaları’nın üçüncü haftası tamamlandı

    Medya ve Mülteciler Basın Buluşmaları’nın üçüncü haftasının son günü Türkiye Haber Kameramanları Derneği Başkanı Aytekin Polatel ve Türkiye Foto Muhabirleri Derneği Başkanı Rıza Özel’in “Haber Kameramanlarının ve Foto Muhabirlerinin Gözünden Mülteciler” konulu oturumu ile başladı.

    Haber kameramanlığının zorluğuna dikkat çeken Aytekin Polatel, özellikle mültecilerin yaşadığı dramları çekerken duygusal anlar yaşadıklarını belirterek, “Haber kameramanlarının çektiği görüntüler ülkelerin bile çok önemli kararlar vermelerine neden oluyor. Çektiğim birçok görüntüde ağladığım çok zamanlar oldu. Haber kameramanları çok önemli görevler üstleniyor. Bir STK olarak da farkındalık yaratmaya yönelik çalışmalar da yapıyoruz. İletişim fakültelerinde sığınmacı ve mültecilere bakışlarına yönelik çalışma yaptık. Genç iletişimciler haber yarışması yaptık. Bölgelerindeki mülteci haberlerine yönelik. 50’ye yakın görüntü geldi. Bakış açıları dram, çalışma hayatı ve göç yolculuğu üzerine yoğunlaşmıştı” dedi.

    2015 yılında gerçekleştirdikleri yarışmanın tanıtım filminin ardından bu yarışmanın önemini dile getiren Polatel, “O seneki konu başlığımız ‘Gençler için mülteciler’di. Şimdi haber kameramanlığı öyle bir meslek ki 7 gün 24 saat kamuoyunun gözü ve kulağı oluyorsunuz. Kimin için görüyorsunuz, kimin için duyuyorsunuz? Tabi ki kamuoyu için görüp duyuyoruz. Biz dünyanın en sıcak bölgesinde görev yapan insanlarız. Meslektaşlarımızla beraber dünyanın en sıcak bölgesinde görev yapan insanlarız. Bizim çektiğimiz görüntüler ülkelerin savaş ve barış kararı vermelerine neden oluyor. Küçük bir detay ile küçük bir görüntüyle toplumların harekete geçmesine, ülkelerin bir karar verme noktasına gelmesine neden oluyor. O yüzden gelecekteki bu mesleği yapacak olan insanların da meslektaşlarımızın da neler düşündüğünü görmek için bu yarışmayı yaptık ve çok güzel sonuçlar elde ettik” ifadelerini kullandı.

    Polatel’den sonra söz alan ve gösterdiği göç fotoğraflarının hikayelerini ve mesleğin zorluklarını dile getiren Rıza Özel ise, “Belki biraz daha bu kareleri akılda tutarak insanların yaşadıkları durumları ortaya koymaya çalışmalıyız. En azından kendi coğrafyamızda bu hikayeleri fotoğraflarla anlatırken onlar için neler yapabiliriz ya da onlara zarar vermeden bu işi nasıl yapabiliriz bunu düşünmek lazım” şeklinde konuştu.

    Sosyal medya fotoğrafları manipülasyona çok açık

    Konuşmasında sosyal medyada yayınlanan fotoğraflarla yapılan haberlere de değinen Türkiye Foto Muhabirleri Derneği Başkanı Özel, “İnandırıcılık önemli. Bunu da görselle sağlıyorsunuz. Çok iyi foto manipülasyon yapanlar var. Anlık fotoğraf atanlar var. Bunun ayrımını yapabilmek gerekiyor. Ben bir foto muhabiri olarak en azından bu alanda bir dernek başkanı olarak her yerde söylüyorum. Bu tür fotoğrafları kesinlikle kullanmayın. Sosyal medya asla güvenilir bir kaynak değil. Manipülasyona çok açık” ifadesini kullandı.

    “Bu sadece Türkiye’nin sorunu değil, dünyanın sorunu”

    Medya ve Mülteciler Basın Buluşmaları üçüncü hafta programının kapanışını SGDD Genel Koordinatörü İbrahim Vurgun Kavlak gerçekleştirdi. Bu buluşmalar sayesinde yerel medya mensuplarıyla bir araya gelmekten mutlu olduklarını dile getiren Kavlak, her sene bu organizasyonun daha da büyüyerek devam edeceğini belirterek şunları söyledi:

    “Gazetecileri sabit bir yerde tutmak zor sabredip bizi dinlediğiniz için teşekkürler. Toplantının verimli olduğunu düşünüyoruz. Sizden gelen geri bildirimler doğrultusunda yapmış olduğumuz toplantıları güncellemeye çalışıyoruz. Sizinle buluşmamız konusunda vermiş olduğu desteklerden dolayı özellikle T.C. Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Mehmet Akarca’ya çok teşekkür ederim. Göç konusu hep savaşla, yoksullukla ilişkilendirilir fakat biz mülteciler bohçalarını toplayıp gelemezler bilgi birikimleri ile birlikte gelirler diyoruz. Biz bu coğrafyanın insanlarıyız ve maalesef göç hareketlerinin yaşandığı bir toprakta bulunuyoruz. Göç konusunda üzülmekten başka yapacak şeylerin de olduğuna inanıyoruz. Göçe alanında en iyi habercilik ödülleri konusunu açılışta yaptığımız gibi kapanışta da bir vurgu yapmak isterim. Tabii ki göç konusunun temelinde aslında bir eşitsizlik durumu yatıyor. Yani konunun ana özü aslında birçok insanın refah içerisinde yaşadığı bir dünya düzeninde, kaynakları yeterli olmasına rağmen maalesef ki daha fazlasının yoksulluklar içerisinde yaşıyor olması. Ama bunun değişmesi tabi ki bu dünya içerisinde yaşayan kişilerin çabaları ya da çalışmaları ile mümkün olabilecek şeyler. Türkiye’de yaşanan mülteci konularını Avrupa’da gittiğimiz tüm toplantılarda anlatıyoruz. Bunun sadece Türkiye’nin sorunu değil dünyanın sorunu, insanlık sorunu olduğunu aktarıyoruz. Hepinize çok teşekkür ederim.”

    “Öncelikli çabamız herkesin insani olanaklara erişmeni sağlamak olmalı”

    Anadolu halkları olarak başka bir coğrafyadan gelindiğini ifade eden İbrahim Vurgun Kavlak, “Orta Asya’dan gelmişiz. Aslında göçmen kökenli bir ülkeyiz. Bugün Türkiye’nin misafir ettiği kişiler var ve bu kişiler sadece bilgilerini getirmiyorlar. Birtakım problemleri de elbette ki getirebiliyorlar. Bu tabi ki bir tartışma konusu. Türkiye’de 370 bin Suriyeli çocuk doğdu. 1 milyon 600 bin kişi, 18 ve 18 yaş altı nüfusu temsil ediyor. Dolayısıyla bundan birkaç yıl sonra Suriye’yi tanımayan, Suriye ile tarihsel, toplumsal, kültürel ve duygusal bağı olmayan belki yaklaşık 2 milyon kişi burada olacak. Geri döneceklermiş gibi değil dönmeyeceklermiş gibi bizim planımızı yapmamı lazım. Ama dönmek isteyenlere tabi ki kapı her zaman açık. Aksi takdirde eğitime erişim, kamu güvenliği veya kamu yararı açısından risk oluşturabilir. Dolayısıyla bizim öncelikli çabamız herkesin insani olanaklara, hak ve hizmetlere, uyruk, din, dil, ırk ayrımı gözetmeksizin erişmenin şartlarının oluşmasını sağlamaya çalışmak olmalı” şeklinde konuştu.

    “Türk vatandaşlarının hastanelerde bekleme süreleri azalacak”

    Kapanış konuşmasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Kavlak, sığınmacıların sağlık hizmetlerine ulaşım sorunu hakkında kendisine yönlendirilen bir soru üzerine, “Sağlık Bakanlığı’nın Dünya Sağlık Örgütü ile beraber bir programı bulunmakta. Aynı zamanda ‘Sıhhat Projesi’ adlı bir başka projesi daha bulunmakta. Bu çerçevede oluşturulan bir komisyon, Suriye’de eğitim almış doktor ve hemşirelere bir sınav uyguluyor ve bu sınav neticesinde gerçekten Suriye’de tıp eğitimi almış olduğuna inanılan ve tasdik edilen kişiler bir eğitime tabi tutuluyorlar. Türk doktorlar tarafından aynı zamanda uygulamalı olarak ‘Göçmen Sağlığı Merkezleri’nde 6 haftalık bir oryantasyon programına tabi tutuluyorlar. Biz de o programın içindeyiz, merkezdeki eğitimlerin bir parçasıyız. Aynı zamanda psikolog ve sosyal destek hizmetleri de veriyoruz. Dolayısıyla bugün Sağlık Bakanlığı’nın yaklaşık 500 civarında Göçmen Sağlığı Merkezi Projesi var. Burada Suriyeli doktorlar, hemşireler, fizyoterapistler eğitim alıyorlar ve daha sonra kendileri sadece Suriyelilere bakmakla yükümlü oluyorlar. Bu çalışma ile Türk vatandaşları için kurulmuş olan devlet hastanelerinde bekleyen Türk vatandaşlarının bekleme sürelerini azaltmak, doktorların dil bariyerinden ötürü muayene sürelerinin uzamasını engellemek amaçlanıyor” dedi.

    Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği (SGDD) ve Mülteci Destek Derneği (MUDEM) tarafından organize edilen ve aralık ayına kadar sürecek etkinliklere 600’den fazla gazetecinin katılması hedefleniyor.