Etiket: Buluş

  • Profesörden devrim gibi buluş; MicNo

    Geliştirilen MicNo Teknolojisi ile Nano Teknolojinin pek çok alanda güvenilir bir şekilde kullanılabilmesi mümkün olabilecek.

    Anadolu Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Malzeme Bilimi ve Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi ve ARİNKOM TTO Proje Yürütücüsü Prof. Dr. Ender Suvacı, geliştirdiği yeni MicNo tanecik teknolojisi ile güneş kremi ile kozmetik alanında önemli bir buluşa imza attı. Prof. Dr. Ender Suvacı, bu yeni teknoloji ile geliştirilen güneş kremlerinde daha az aktif malzeme ile daha yüksek oranda güneşten koruma sağlandığına dikkat çekti. Suvacı “MicNo’nun plaka şeklinden dolayı ürünün deri üzerindeki örtücülüğü de çok arttı, aynı miktarda malzeme ile daha yüksek oranda güneşten korunma ya da daha az malzeme ile aynı oranda güneşten korunma sağlanabilecek” dedi.

    MicNo teknolojisinin çevreci olduğuna da dikkat çeken Suvacı,“Çünkü nano taneciklerin hem güvenlik hem de çevre ile ilgili sorunları var halâ, ama belki MicNo bunların hepsine çözüm bulabilecek. Örneğin, nano tanecikler suyla taşınıp bitki köklerine ulaşarak bitki köklerinde birikebiliyorlar ve bu da bitkilerin önce büyümelerini engelliyor sonra da bitkiler kuruyor. MicNo ise yaptığımız ön çalışmalarda gösterdi ki bu anlamda Micron tanecikler gibi davranarak su tarafından taşınamıyor. Bu anlamda da MicNo, nano taneciklere göre çok daha çevreci özellikler taşıyor” şeklinde konuştu.

    MicNo nasıl ortaya çıktı

    MicNo tanecik teknolojisinin ne olduğunu açıklayan Suvacı, şunları söyledi:

    “Bu tanecik teknolojisi Micron ve Nano teknolojilerinin birleşmesinden ortaya çıkan yeni bir teknoloji. Nano teknolojiyi biliyoruz aslında, bunu açarsak; malzemeler milimetrenin milyonda biri (yaklaşık bir saç telinin binde biri) boyutuna indirildiklerinde özelliklerini değiştiriyorlar, yani altın normalde sarı ama Nano boyutuna geldiğimizde kırmızı ya da mor olabiliyor. Ya da iletken olan bir cisim iletkenliğini kaybedebiliyor. Aynı şekilde Nano parçacıklar da birçok alanda kullanılabiliyor.Tıpta tedavi amaçlı ya da güneş kremlerinde yüzeyi güneşten koruyucu filtre olarak kullanılabiliyor. Fakat bu noktada Nano parçacıklarla ilgili bazı problemler var. Bunlardan biri; Nano tanecikler çok küçük oldukları için kıl köklerinden ya da deriden nüfuz edebilme veya solunum yoluyla vücuda alınabilme riskleri var. Diğer tarafta Micron boyutlu tanecikler daha güvenli ürünler olmasına karşın estetik kullanım zorluğu var.

    Bunlar iri tanecikli olduklarından kozmetik veya güneş kremi uygulamalarında pütürlü bir etki veriyor ve sürüldüğü zaman yoğurt sürmüşsünüz gibi beyazlık etkisi yaratıyor. Oysa Nano parçacıklar şeffaf görüntü veriyorlar ve estetik olarak daha çok tercih ediliyor. Böyle olunca bir tarafta Nanonun deri altına geçme riski ama buna karşın artı yönü; şeffaf olma özelliği, Micron’un da güvenli olmasına karşın kullanım zorlukları vardı. Tüm bu etkenler bir araya gelince acaba Nano parçacıkları birbirlerine yapıştırarak, bunu Micron boyutuna getirerek bir plaka oluştursak nasıl olur diye düşündük. Ve Micron ve Nano’nun birleşiminden MicNo ortaya çıktı.”

    Çinko oksit üzerine yapıldı

    Geliştirdikleri MicNo teknolojisinin şu anda güneş koruyucularda aktif malzeme olarak kullanılan Çinko Oksit üzerine yapıldığını paylaşan Prof. Dr. Suvacı, “Ancak bu alanla sınırlı kalmayabiliriz çünkü başka kimya formlarında da kullanılması için yeni bir teknoloji geliştirmiş oluyoruz aslında. Böylelikle MicNo teknolojisi ile Nano taneciklerindeki bu kullanım sorununa çözüm bulmuş oluyoruz” şeklinde konuştu. Çinkooksit’in yoğun bir şekilde pişik kremlerinde de kullanıldığını ifade den Suvacı, “Çinkooksit hem güneşten koruma anlamında hem de güvenilirlik açısından dermatologların da özellikle önerdiği ve hassas ciltler ve bebekler için tercih ettiği çok önemli bir madde” diye konuştu.

    Avrupa’da kozmetik ürünlerin güneş koruyuculuğu özelliği olmasına dikkat ediliyor

    Dünyada yılda 2,5 milyon cilt kanseri hastası vakasının eklendiğine dikkat Çeken Prof. Dr. Suvacı, bu anlamda cildin güneşten doğru yöntemlerle korunmasının öneminin de arttığını kaydetti. Suvacı, “2,5 milyon çok büyük bir sayı, bunun önlenmesi için çaba gösteriliyor, 2009 yılından beri özellikle Avrupa’da yalnızca güneş kremlerinin değil tüm kozmetik ürünlerin güneş koruyuculuğu özelliği olmasına dikkat ediliyor. Dermatologlar Çinkooksit gibi fiziksel mineral tabanlı güneş koruyucuları öneriyor ancak maalesef Türkiye’de kimyasal tabanlı güneş koruyucular daha yaygın, süpermarketlerde ve daha ucuza satılıyorlar” ifadelerini kullandı.

    Bilimsel tabanlı tüm çalışmalarında teknolojideki ya da endüstrideki bir sorunu insana ve çevreye dost, sürdürülebilir teknolojiler geliştirerek çözülmesine özen gösterdiklerini belirten Prof. Dr. Suvacı, “Biz kozmetik sektöründe nasıl bir soruna çözüm olabiliriz diye düşündük. Büyük firmalarla görüşüp nasıl sorunlar yaşadıklarını sorduk ve Micron ve Nano sorununu ortaya koydular, buna nasıl çözüm yaratabiliriz diye düşündük ve günün sonunda MicNo ortaya çıktı” şeklinde konuştu.

    Yatırım desteği aldı

    Eylül ayının sonunda geliştirdikleri bu yeni ürünün yatırım aldığının müjdesini veren Suvacı, çalışmaların tamamlanması ile yaklaşık 18 ay içinde ürünün piyasaya sunulabileceğini söyledi. Prof. Dr. Ender Suvacı şöyle konuştu:

    “Bu uzun soluklu bir proje, öncelikle Anadolu Üniversitesi’nde bulunmanın bir ayrıcalık olduğunu söylemek istiyorum, üniversitenin destekleri ve altyapısını kullanabilmemiz çok önemliydi, yaptığımız çalışmalarda geliştirilen ürünün test edilmesi konusunda diğer bölümlerden değerli hocalarımızın önemli katkıları oldu, bu bir ekip çalışması, TUBİTAK’tan destek alarak MicNo taneciklerin toksisite çalışmalarını gerçekleştirdik. Tabii bu tür bir teknolojiyi bir üst noktaya taşıması için yatırım desteği alınması şart. Burada da Anadolu Üniversitesi ARİNKOM-TTO devreye girdi ve Şehir Üniversitesi TTO ile bize destek verdiler. Türkiye’de bu tür teknolojilere yatırım desteği veren pek fazla sayıda kuruluş yok. Bunlardan DCP yatırım fonu teknolojimizi geleceği olan bir teknoloji olarak değerlendirdi. DCP bugüne kadar 10 teknolojiye yatırım desteği verdi biz de onlardan biriyiz.”

    Elektronik ve savunma sanayisinde de kullanılabilir

    MicNo’nun 6-7 yıl süren yoğun bir çalışmanın ürünü olduğunu aktaran Prof. Dr. Ender Suvacı, “MicNo’nun ön testlerini yaptırdık ama yurt dışında da tüm testlerinin yapılıp tam güvenilir bir şekilde sunulması için yaklaşık 18 aya daha ihtiyacımız var diye düşünüyorum. Benim için en büyük mutluluk, insanlık için faydalı bir şey yaptığımızı hissetmek. MicNo teknolojisinin hem insanların sorunlarına çözüm bulması hem de çevreci olması bizi en çok tatmin eden unsurlar” diye konuştu. MicNo’nun kozmetik dışında farklı alanlarda kullanılabileceğini de sözlerine ekleyen Suvacı, “Örneğin su arıtma konusunda kullanılabilir bununla ilgili arkadaşlarımızın çalışmaları var, elektronik ve savunma sanayinde de bu teknoloji kullanılabilir. Bu alanlardaki çalışmalarımız tabii daha laboratuar aşamasında, zamanla geliştirileceğine inanıyorum. Bu konuda MicNo teknolojisini kendi ürünlerinde/uygulamalarında kullanmak isteyen tüm kuruluşlarla da işbirliği yapmaya hazırız” dedi.

  • Ev hanımlarını sevindirecek buluş

    Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜ) Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü Öğrencisi Erhan Kar, ev hanımlarını sevindirecek bir projeye imza attı.

    BEÜ Mühendislik Fakültesi Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Bölümü 4. sınıf öğrencisi Erhan Kar, su kaçaklarından kaynaklı tahribatların önüne geçmek için akıllı ev otomasyonu sistemi üzerinde çalışma gerçekleştirdi. Yağmur sensörleri kullanılarak hazırlanan proje ile evde yaşanabilecek olası su kaçağında elektrik ve şebeke suyu kesilerek tahribatın önüne geçilmesi planlanıyor.

    2.5 ayda hazırladığı projenin en çok ev hanımlarının işini kolaylaştıracağını anlatan Kar, projeyi her geçen gün güncellediğini de aktardı. Patent çalışmaları için kolları sıvayan geleceğin mühendisi, uzaktan kontrol sayesinde projenin daha da öne çıktığını ifade etti. Prototipini hazırladığı projeyi gazetecilere anlatan Kar, şu ifadelere yer verdi:

    “Otomasyon sisteminde normalde olan her şey bulunmaktadır. Elektrik kontrolleri, garaj kontrolleri, şifre ile kapı kontrolü aynı zamanda sıcaklık sensörü ile ısı kontrolü, gaz kaçaklarına karşı kontroller bulunmaktadır. Böylelikle evin güvenliği sağlanmaktadır. Fakat bizim otomasyon projemizde farklılık olarak su ile çalışan elektrikli makinelerden kaynaklanan tahribatların önüne geçilmeye çalışılmıştır. Yağmur sensörleri kullanılarak herhangi bir su kaçağı olduğunda cihazın elektriğini ve şebeke suyunu keserek böyle bir tahribatın önüne geçmiş bulunmaktayız. Bu projeyi hazırlamak yaklaşık 2.5 ay sürdü. Akıllı ev otomasyonları sürekli gelişime açık bir projedir. Böylelikle her gün farklı sensör ekleyerek farklı özellikle kazandırabilmekteyiz. Uzun bir sürece yaydık. Su ile çalışan elektrikli cihazlarda su sızıntılarına karşı yağmur sensörü kullanmaktayız. Böylelikle evden dışarı çıktığımız zaman makineden su kaçıp evin tahribat olmasının önüne geçmiş olacağız. Böylelikle aklımız evde kalmamış olacak. Bu projenin patentini almayı düşünüyoruz. Büyük firmalar dilerlerse bu patenti devretmeye hazırız. Bu proje ev hanımlarına büyük bir kolaylık sağlamış olacak. Yaşlı hastalar için de yatağa bağlı hastalar için de böyle bir imkan sağlanarak kolaylıkla evin tahribatının önüne geçilmiş olacak. Aynı zamanda bu cihazları kablosuz olarak da kontrol etmekteyiz. Evin dışındayken de sms modülü ile uzaktan kontrol sağlayabilir.”

    Kar, projeyle beyaz eşya sektöründe önde gelen firmaların dikkatini çekmeyi amaçlıyor.

  • Öğrencilerden boğulmaları önleyecek buluş

    Yaz aylarında sulama kanallarında sık sık boğulma olaylarının yaşandığı Adana’da bir okulun öğrencileri, çocukların boğulmasını önleyecek proje geliştirdi. Çocuğun koluna takılan mikro denetleyici, suda 1 metre kadar basınca maruz kalınca ailesinin cep telefonuna sinyal gönderiyor. Ebeveyn ise aldığı sesli ikaz üzerine telefondaki butona basarak çocuğun üzerindeki can yeleğini şişirip hayatını kurtaracak.

    Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde “Bilim fuarı” açıldı. Öğrenciler bir yıl boyunca yaptıkları çalışmaları fuarda sergileme imkanı buldu. Öğrencilerin hayatı kolaylaştırmak için ya da bazı kazaların önüne geçmek için yaptıkları 50’den fazla proje açılışa gelenlerin beğenisini kazandı. En çok ilgi gören projesi ise Adana’da yaz aylarında bir çok anne ve babanın canını yakan boğulma vakalarına karşı geliştirilen proje oldu.

    Endüstriyel Otomasyon Teknolojileri öğretmeni Mustafa Sezgin’in öncülüğünde 11. sınıf öğrencileri Samet Esen ve Taner Gültepe’nin hayata geçirdiği ve “akıllı dalgıç” ismini verdiği proje, hayata geçerse Adana’da yılda ortalama sulama kanallarında boğularak ölen 35 kişinin hayatını kurtaracak.

    “Çocuk basınca maruz kalınca cep telefonuna mesaj gidiyor”

    Öğretmen Sezgin, projeyi ve nasıl çalıştığını şöyle anlattı:

    “Burada insanların boğulmalarına karşı bir cihaz geliştirmek istedik. Boğulmaya karşı yapmış olduğumuz cihaz mikro denetleyicimizin internet ve Wi-Fi sinyalleriyle telefonumuzdan kontrol edebiliyoruz. Çocuğumuzun üzerine takacağımız can yeleğine yerleştireceğimiz mikro denetleyicimiz Wi-Fi üzerinden haberleşecek. Çocuk 1 metre su basıncına maruz kaldığı zaman sistem cep telefonuna ’dikkat dikkat boğulma tehlikesi’ sesli ikazı gönderecek. Ebeveyn aldığı sesli ikaz üzerine telefondaki butona basmak suretiyle çocuğun üzerindeki can yeleğini şişirip hayatını kurtaracak”

    Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce geçen yıl açıklanan rakamlara göre alınan tüm önlemlere rağmen, son 13 yılda 49 ilde, 922 vatandaşın sulama kanalları ve barajlarda boğularak hayatını kaybettiğini açıklamıştı. Bu 49 il arasında Adana’da 235 ile 1. sıradaydı. 2016 yılından bu zamana kadar da Adana’da 40 kişi daha boğularak hayatını kaybetmesi projenin önemini biraz daha artırdı.

  • (Özel haber) Askerlerin hayatını kurtaracak “taşınabilir” buluş

    İzmir’de üniversite öğrencileri; askeri personeli izlemeye imkan tanıyan, sağlık durumlarını anlık takip ederek kritik durumlarda geri bildirimde bulunan taşınabilir bir cihaz geliştirdi. Proje sayesinde, internet sitesi üzerindeki panelden gerçek zamanlı erişim sağlanarak personelin sağlık durumu ve konum bilgileri görülebilecek, uzaktan müdahale imkanı bulunabilecek. Projenin, sadece askeri uygulamalarda değil, sivil savunma ve itfaiye operasyonlarında da kullanılabileceği belirtildi.

    İzmir Ekonomi Üniveritesi (İEÜ) Elektrik Elektronik Mühendisliği 4. sınıf öğrencileri Alper Köprülü, Kemal Can Örnek ve Dirsehan Tür; Doç. Dr. Diaa Gadelmavla’nın gözetmenliğinde askerlerin sağlık durumunu anlık kontrol edebilecekleri, konumlarını belirleyecekleri taşınabilir bir cihaz geliştirdi. Sadece askeri uygulamalarda değil, sivil savunma ve itfaiye operasyonlarında da kullanılması amaçlanan sistem sayesinde; personel kentsel ve mobil ağların mevcut olduğu alanlarda gerçek zamanlı izlenebilecek, ayrıca personelin sağlık durumu anlık takip edilebilecek. İnternet sitesi üzerindeki panelden gerçek zamanlı erişim sağlanarak personelin durum ve konum bilgileri görülebilecek ve uzaktan müdahale imkanı bulunabilecek. Kritik durumlarda personelin hayatta kalmasına yardımcı olacak sistem, uygulanacak tıbbi müdahaleye karar vermede önemli bir rol oynayacak. Yardım birlikleri gelene kadar yaralı personelin durumu izlenerek hayatta kalmasını sağlayacak talimatlar da bu şekilde daha verimli ulaştırılmış olacak. Geliştirilen cihaz, içerisinde GSM ve GPS haberleşme modülü, LCD ekran, röle, kalp ritmi, EKG ve sıcaklık ölçümüne yarayan sensörler bulunduruyor.

    “Dünyaya pazarlamak istiyoruz”

    Proje hakkında bilgi veren İEÜ Elektrik Elektronik Mühendisliği 4. sınıf öğrencileri Alper Köprülü, “Cihaz; askeri personelimiz, kolluk kuvvetlerimiz için giyilebilir olarak tasarlandı. Bu bir tişört, yelek, kemer olabilir. Personelin uzaktan takip edilebilmesi, sağlık durumlarının gözlenebilmesi ve kalp dataları, vücut sıcaklığı ile lokasyonunun tam olarak belirlenebilmesini amaçlıyoruz. Sistem sayesinde operasyonlarda verimlilik amaçlıyoruz. Bu teknoloji yurt dışında kullanıyor. Biz de bu teknolojiyi daha farklı bir noktaya taşıyarak dünyaya pazarlamak istiyoruz” dedi.

    “Altyapı masrafı yok”

    Köprülü, şunları söyledi: “Suriye’deki iç savaşta GSM bağlantısı hala aktif. İnsanlar telefonlarından internete girebiliyorlar. Biz de bu sistemle altyapı masrafı olmaksızın askerlerimizi kontrol edebiliriz. Son zamanlarda çok sayıda şehit verdik. Bu sistemle ne kadar az şehit verebiliriz, bunu amaçlıyoruz.”

  • Liseli öğrencilerden depremde zaman ve can kaybını en aza indiren buluş

    TÜBİTAK 48. Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Kayseri Bölge Yarışması’nın açılışı yapıldı. Yarışma kapsamında sergilenen ‘Engelsiz Ulaşım’ ve ‘Kimse Var Mı’ projeleri, katılanlardan tam not aldı.

    Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Süleyman Demirel Spor Salonu’nda 3 gün sürecek olan yarışmanın açılışı yapıldı. Açılışta konuşan TÜBİTAK Bölge Koordinatörü Prof. Dr. Sebahattin Ünalan, sergilenecek olan projeler hakkında bilgi verdi. 7 ilden 754 proje başvurusu yapıldığını ve bu projelerden 98’ini sergiye davet ettiklerini söyleyen Ünalan, “Yarışmamız 48’incisini düzenlediğimiz yaklaşık 50 yıllık geçmişi olan bir yarışma. Şu anda 12 bölgede birlikte düzenlenmekte. Kayseri Bölgesi de bunlardan birisi. Kayseri merkez olmak üzere Sivas, Yozgat, Kırşehir, Nevşehir, Niğde ve Aksaray bölgemize tabi olan iller. Bu illerden bu dönem 754 proje başvurusu yapıldı. Bu proje başvurularından 98 tanesini sergiye davet ettik. Bu sergi 3 gün devam edecek. 3 günün sonunda 17 projemizi finallere göndereceğiz. Ankara finallerinde başarılı olan proje sahipleri üniversite sınavlarında ek puan alacaklar. Özellikle fen bilimlerinde başarılı olanlar uluslararası yarışmalara katılacaklar” ifadelerini kullandı.

    “Geleceğin bilim adamlarını görmek mutluluk verici”

    Erciyes Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Murat Doğan ise, “Bizim için de heyecan verici bir proje. 3 senedir ev sahipliği yapıyoruz, geleceğin bilim insanlarını burada görmekten mutluluk duyuyoruz. Söylenildiği gibi hepiniz üniversitemiz için de birer adaysınız. Ülkemiz son yıllarda bilim ve teknoloji alanında önemli yatırımlar yapıyor. Bu yarım asra yaklaşan bir yarışma ama devlet desteği her geçen gün artıyor” dedi.

    Konuşmaların ardından kurdele kesimi ile yarışmanın açılışı yapıldı. Açılışa katılanlar kurulan stantları gezerek projeler hakkında sahiplerinden bilgi aldı.

    ‘Engelsiz Ulaşım Aracı’ ile otobüse binmek artık çok kolay

    Yozgat Yerköy Mesleki Teknik Anadolu Lisesi 4. sınıf öğrencisi Yusuf Belkaya ve İbrahim Demir tarafından yapılan ’Engelsiz Ulaşım Aracı’nın, engelli vatandaşların otobüse binmelerinde hayli kolaylık sağlayacağı düşünülüyor. Otobüs durakları önünde kaldırıma kurulacak bir sistemle engelli vatandaşların kimsenin yardımına ihtiyaç duymadan rahatlıkla otobüse binebileceklerini ifade eden İbrahim Demir projesini şu şekilde anlattı;

    “Projemizin ismi Engelsiz Ulaşım Aracı’dır. Engelsiz Ulaşım Aracımızı kaldırıma 0,40 metreküplük çukur açtıktan sonra sıfıra sıfır yanaştırarak bir platform tasarlamasıdır. Platforma engelli bireyimiz geldiğinde platformun üstüne çıkarak elindeki kumanda vasıtasıyla platforma biner ve otobüsün gelmesini bekler. Otobüs geldiğinde platformumuzu çalıştırarak otobüsüne biner. Her otobüsün yüksekliği aynı olmadığı için biz otomatik olanı tercih etmedik. Engelli bireyimiz platformu istediği yüksekliğe kadar kaldırıp, tekrar indirebilir, istediği kadar içeriye itebilir. Platform kaldırıma sıfıra sıfır olacağından dolayı vatandaş üzerinden geçebilir” dedi.

    ‘Kimse Var mı’ projesinde depremde can ve zaman kaybı önlenecek

    Türkiye’nin gündeminden düşmeyen deprem, geçmiş zamanlarda çok sayıda vatandaşı kaybetmemize neden olmuştu. Deprem gerçeğiyle yaşamaya alışan Türkiye’de, can ve mal kaybını azaltmak için çeşitli çalışmalar da yapılmaya devam ediyor. Bu kapsamda da Yozgat Yerköy Mesleki Teknik Anadolu Lisesi öğrencilerinden Mehmet Enes Şahin ve Beytullah Güler tarafından geliştirilen ‘Kimse Var mı?’ projesi, olası bir depremde can ve zaman kaybının önemli ölçüde önüne geçecek. Mehmet Enes Şahin, proje amacının depremden sonra yıkılan veya hasar görmüş binalarda insanların bulunup bulunmadığını azami şekilde tespit ederek kurtarma ekiplerinin boşa zaman harcamalarının önüne geçmek olduğu söyledi. Ayrıca deprem anında oluşabilecek doğalgaz tesisatı, şebeke suları ve elektrik tesisatından kaynaklanacak ölümlerin ve hasarın da en asgari seviyeye çekilmesine yardımcı olmak amacıyla düzenlenen proje hakkında bilgi veren Şahin, “Bu sayede hangi adreste hangi binada kaç kişinin göçük altında kaldığını belli ediyor. Zamandan kazanmış olduk ve kesmiş olduğu elektrik, doğalgaz ve su sisteminden de bunlardan çıkabilecek ölüm sayısını minimuma indirip hayattan kazandırmış olduk” dedi.

    Uygulanan sistemde doğalgaz, elektrik ve su tesisatının devre dışı kalmasının yanı sıra; bina girişine konulacak sensör ve depremi algılayacak sensör sayesinde gece oluşabilecek depremlerde dahi otonom tedbirler alınarak, binalara giren ve çıkan kişi sayısını sayarak bilgiler interaktif kurtarma ekiplerine aktarılacak.

    3 gün sürecek yarışma kapsamında dereceye girecek 17 proje, Ankara’daki finale katılmaya hak kazanacak.