Etiket: Buluş

  • Atık ve içme sularının temizlenmesinde önemli buluş

    Ege Üniversitesi (EÜ) Fen Fakültesi Kimya Bölümü’nde görevli Kimyager Dr. Tülin Deniz Çiftçi, atık ve içme sularındaki ağır metallerle diğer kirleticilerin temizlenmesinde kullanılan adsorbanı farklı bir yüzeye uygulayarak önemli bir buluşa imza attı. Kimyager Dr. Çiftçi’yi ziyaret eden EÜ Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, yeni buluşun patent çalışmasının tamamlanmasının ardından ticarileşeceğini belirtip, atık ve içme sularının temizlenmesinin, daha ekonomik, hızlı ve kolay yapılacağına dikkat çekti.

    EÜ Kimya Bölümü Analitik Kimya Anabilim Dalında görev yapan kimyager Dr. Tülin Deniz Çiftçi, atık ve içme sularındaki ağır metallerle diğer kirleticilerin temizlenmesinde kullanılan adsorbanı farklı bir yüzeye uygulayarak önemli bir buluş gerçekleştirdi. EÜ Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, başarılı bir çalışmaya imza atan Kimyager Dr. Çiftçi’yi tebrik etti. Günümüzde, ağır metallerle diğer kirleticilerin temizlenmesinde kullanılan adsorbanın ayrıca toplanması gerektiğini hatırlatan Rektör Budak, “Hocalarımız, özellikle içme suları, atık sular, termal havuzlarda su içindeki arsenik gibi ağır metallerin arındırılmasına yönelik kullanılan adsorbanı farklı bir yüzeye uyguladı. Bu araştırmanın geliştirilmesi ve patent sürecinin tamamlanmasının ardından, özellikle insan vücuduna zarar veren kirleticilerin birçok ortamdan temizlenmesi açısından çığır açacağını düşünüyorum. Çalışmalarından dolayı hocalarımızı tebrik ediyorum. Patent çalışmaları tamamlandıktan sonra yerel yönetimler, belediyeler açısından da yeni bir dönemin başlayacağını düşünüyorum” dedi.

    Daha ekonomik, hızlı ve kolay bir sistem

    İçme ve atık sulardaki ağır metallerle diğer kirleticilerin temizlenmesiyle ilgili bilgiler veren Kimyager Dr. Tülin Deniz Çiftçi ise “Bugünkü sistemde adsorban temizlenmek istenen suya bırakılıyor daha sonra ağır metal ve diğer kirleticiler adsorban tarafından toplanıyor. Ardından bir başka işlem yapılarak adsorban sudan çıkartılıyor. Bizim geliştirdiğimiz sistemle adsorbanı toplama gibi bir işlem yapmanıza gerek kalmıyor. Ağır metal ve diğer kirleticileri tek işlemde bitiriyorsunuz. Bulduğumuz yöntemle elde edilen ürünü buzdolaplarında, klimalarda, hava temizleme cihazlarında, su arıtma işletmelerinde, fabrika proses gazı filtre üretiminde, dezenfeksiyon amaçlı, egzoz gazı filtreleyici gibi farklı amaçlarla ve farklı sektörlerde de kullanabileceğiz. Ayrıca, atık ve içme sularının temizlenmesi, daha ekonomik, hızlı ve kolay olacak” diye konuştu.

  • Bakterilere karşı çığır açacak yeni buluş

    İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) bakterilere karşı yeni antibiyotikler geliştirilmesi için harekete geçerek baktetilere karşı savaş açtı.

    İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) bakterilere karşı yeni antibiyotikler geliştirilmesi için bir çalışma başlatarak yeni bir döneme girildi. Biyomedikal Mühendisliği Bölümü Doktor Öğretim Üyesi Osman Doluca, TÜBİTAK 3501 proje desteğiyle daha önce E.coli bakterisinin DNA’sında keşfettikleri anahtar yapının görevlerini ortaya çıkaracağını belirtti. Doluca, böylece zararlı bakterilerle mücadelede yeni kapının aralanacağını ifade ederek, bakterilere karşı yeni antibiyotiklerin geliştirilme çalışmalarına ışık olacağı belirtildi.

    E.coli bakterisinin DNA’sında bulduğu anahtar yapının potasyum ya da magnezyum fazlalığına bağlı olarak değişebildiğini belirlediklerini kaydeden Doluca, “Şimdi de bu yapının görevini inceleyeceğiz. Bakterinin bütün gen yapısını analiz ettik. Bakterinin DNA yapısında G4’lüsü dediğimiz 4 zincirli DNA ya da kök ilmik yapısı bulunuyor. Bu yapının ortamdaki tuz çeşidi ve miktarına bağlı olarak değişebildiğini gösterdik. E.coli bakterisinde 26 anahtar var. Henüz bunların hepsinin çalışma prensipleri bilinmiyor. Genlerin çalışmasını kontrol edebildiğini düşünüyoruz. Eğer çalışma prensiplerini ortaya çıkarabilirsek bakterilere karşı yeni antibiyotik geliştirme çalışmalarına ışık olabilecek” dedi.

    Her hücrede kontrol sisteminin bulunduğunu belirten Doluca, daha önce bilgisayar yardımıyla (biyoenformatik) keşfettikleri korunmuş bir G-dörtlüsünün biyolojik rolünü ortaya çıkarmak için TÜBİTAK’tan destek aldıklarını söyledi. Bu çalışmayla yapının rolünü, hücredeki değişimi inceleyeceklerini aktaran Doluca, “Bakterilerin neden olduğu hastalıklarla mücadelede kullanılan ilaçların gelişmesi için yeni yöntemler ortaya koymayı hedefliyoruz diye konuştu.

  • Akciğer ve solunum yolları uygulamalarına SDÜ’den büyük buluş

    Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Rasih Yazkan, akciğer ve solunum yollarındaki çeşitli operasyonlarda kullanılmak üzere bir buluş geliştirdi. Daha önce benzerine rastlanmayan buluşun, hava kaçağını önlemede kullanılacak yeni bir ürün olduğu belirtildi.

    SDÜ Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Rasih Yazkan, solunum sistemi hastalıklarının tanı ve tedavisinde kullanılan rijit bronkoskopi (akciğer ve solunum yollarındaki çeşitli primer) uygulamaları sırasında oluşan ventilasyon kaçağı ve kaçak sonucu oluşan problemlerin önlenmesine yardımcı olacak bir buluş geliştirdi. Türk Patent ve Marka Kurumundan patent alan ‘Ventilasyon Kaçağının Önlenmesi Amacıyla Şişirilebilir Sıralı Balonlar İçeren Bir Rijit Bronkoskop Sistemi’ sayesinde, rijit bronkoskopi uygulamalarının etkinliğinin artması, daha güvenli yapılması sağlanarak, anestezi süresinin kısalması amaçlanıyor.

    Rijit bronkoskop etrafına yerleştirilecek birbirine bağlı ancak birbirinden bağımsız olarak şişirilebilir üç adet sıralı balon uygulaması ile rijit bronkoskop ile trakea (ana soluk borusu) arasındaki boşluğun kapatılacağı ve bu boşluktan havanın geriye kaçışı önlenerek daha etkili, amacına uygun ve güvenli bronkoskopi uygulamasının yapılmasının sağlanmış olacağı belirtildi.

    Hava kaçağını engellemek amacıyla rijit bronkoskopi lümeni (fizikte birim zamanda bir kaynaktan çıkan ışık miktarı olan ışık akısının birimi) dışına yerleştirmek üzere geliştirilen yeni ürünün endotrakeal entübasyon tüpü uygulamalarının esasına dayandığı ve lümen dışından geriye hava kaçışının önlenmesinin hedeflendiği aktarıldı.

    Yeni bir ürün

    Buluş hakkında yapılan açıklamada, “Bu buluş bir endotrakeal entübasyon tüpü uygulaması değildir. Bu buluş solunum yolu hastalıklarının tanı ve tedavisinde kullanılan rijit bronkoskopi uygulamaları sırasında rijit bronkoskopun dışına yerleştirilerek kullanılan ve ventilasyon kaçağını önlemek amacıyla geliştirilmiş tamamen rijit bronkoskop için uyarlanmış yeni bir üründür” ifadeleri yer aldı.

  • Lise öğrencilerinden kolon kanserini yüzde 50 azaltan buluş

    Liseli iki öğrenci, avokado yaprağı çayının kolon kanseri hücrelerini yüzde elli oranında öldürdüğünü ilmen tespit etti.

    Eskişehir Özel Yesevi Sağlık Meslek Lisesi Hemşirelik Bölümü öğrencisi Ceren Doğru ve Sadife Keskin, kolon kanseri üzerinde yaptıkları çalışmayla kanser hastalarına umut oldu. Yaptıkları çalışmalarla avokado yaprağı çayının kolon kanseri hücrelerini yüzde 50 oranında öldürdüğünü tespit eden öğrenciler, bundan sonra avokado yaprağındaki hangi maddenin kolon kanseri hücrelerini öldürdüğünü belirlemek için araştırma yapacak. Eskişehir Anadolu Üniversitesinden aldıkları kolon kanseri hücrelerinin üzerine avokado yaprağı çayı enjekte eden öğrenciler, yaptıkları çalışmalar neticesinde bu çayın kolon kanseri hücrelerini yüzde 50 oranında öldürdüğünü tespit etti. Bu çalışmalarıyla Uludağ Üniversitesi ve TÜBİTAK tarafından gerçekleştirilen “49. Lise Öğrencileri Araştırma Proje Yarışması Bölge Sergisi”ne katılan gençler, başarı kazanmayı hedefliyor.

    Özel Yesevi Sağlık Meslek Lisesi Biyoloji Öğretmeni Emine Erdağ, “Öğrencilerimizin katkısıyla TÜBİTAK proje yarışmasına istedik. Öğrencilerimiz avokado meyvesine çok meraklıydı. Daha sonra çalışmalar ilerledikçe avokado yaprağı çayının faydalarını incelediler. Bu yaprakla kolon kanseri arasındaki ilişkiyi merak ettik. Anadolu Üniversitesi bize kolon kanseri hücreleri verdi. Biz de avokado çayını evdeki usul gibi demleyerek hücrelere verdik. Bu çayın kanserli hücreleri yarı yarıya öldürdüğünü gözlemledik. Bu bizim için kıymetliydi. Bu yaprağın içindeki hangi etken maddenin kanserli hücreleri öldürdüğünü araştırmak istiyoruz. Bundan sonraki çalışmalarımız bu yönde olacak” dedi.

    Hemşirelik öğrencisi Sadife Keskin, “9 gram çayı 600 miligram suyla demledik. Bizim plakalarımız var. Bu plakalara 10 bin tane kanser hücresi ektik. Daha sonra demlediğimiz avokado çayını kanser hücreleri üzerine verdik. Avokado çayının kolon kanseri hücrelerini yüzde 50 oranında öldürdüğünü tespit ettik” şeklinde konuştu.

  • Linyitin kalorisini arttıran buluş 1 milyar TL tasarruf sağlayacak

    Enerji alanında çalışmalar yapan bilim insanı Doç. Dr. Harun Bilirgen, tasarladığı ve piyasaya sürdüğü ‘Kömür Kurutma ve Zenginleştirme Sistemi’ sayesinde yüksek nem ve düşük kalorili linyitin kalorifik değerini yüzde 40 arttırdı. Doç. Dr. Bilirgen, “Türkiye’de yaklaşık olarak 8 bin megavatlık yerli kömüre dayalı santral var. Eğer ülkedeki bütün santraller bu sistemi kullanırsa 1 milyar TL tasarruf sağlanabilir. Ayrıca sistemin karbondioksit emisyonunun azaltılması gibi çevresel boyutu da çok önemli” dedi.

    20 yıl Amerika’da araştırmalar yapan Doç. Dr. Harun Bilirgen, 2013 yılında Türkiye’ye kesin dönüş yaparak ülkesine katkı sunmak için çalışmalara başladı. Kurduğu ‘Gentek Enerji&Teknolojileri’ isimli firmada ‘Kömür Kurutma ve Zenginleştirme Sistemi’ni hayata geçiren Doç. Dr. Bilirgen, sistem sayesinde atık ısıyı kullanarak kömürün kalorifik değerini yüzde 40 arttırdı. Doç. Dr. Bilirgen’in projesini ise Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile TÜBİTAK destekledi.

    Geliştirilen sistem sayesinde Türkiye’nin dışa bağımlı enerji ihtiyacının önüne geçilmesi ve madenlerin yüzde 10 daha az kömürle aynı elektriğin üretilmesi hedefleniyor. Türkiye linyit rezervinin yaklaşık 4 milyar tonluk kapasitesini elinde bulunduran Afşin-Elbistan kömür havzasında TÜBİTAK projesi kapsamında kurulan sistem, kömürdeki nem oranını yüzde 10 düşürürken, kalorifik değerini ise yüzde 30 arttırdı.

    “Bizim linyitin yüzde 50’si su”

    Doç. Dr. Harun Bilirgen, yaptığı açıklamada, “Türkiye’deki yerli kömürlerimiz kalite olarak iyi değil. Yüzde 50’si su. Bunu elektrik enerjisine dönüştürdüğümüz zaman çok verimli olmuyor. Örneğin taş kömürünün kalorifik değeri 6 bin kalori/kilogram civarı iken bizim linyitlerimizin yüzde 66’sı bin, bin 400 kalori/kilogram civarında ve bunun yarısı su. Bizim geliştirdiğimiz teknoloji sayesinde ise santralde atık ısının bir kısmını alarak kömürdeki nemin uzaklaştırılması ve bu sayede kömürün kalorifik değerin yüzde 30 ile 40 oranında artıyor” diye konuştu.

    “Çevresel iyileştirme de sağlıyor”

    Yerli teknolojinin yerli madenlerle geliştirilmesini hedeflediğini belirten Doç. Dr. Bilirgen, “İnşallah bu teknolojiyi yurt dışına pazarlayacağız. İşin çevresel boyutu da var. Verim arttığı zaman karbondioksit emisyonunun azaltılması gibi çevresel boyutu da çok önemli teknolojinin. Yerli bir firma bu sistemi satın almayı uygun gördü ve 2016 yılında Konya’da ilk olarak bu ürünü satmış olduk” ifadelerini kullandı.

    Sistem için Çin, Polonya ve Almanya gibi ülkelerden talep olduğunu kaydeden Doç. Dr. Bilirgen, daha sonra şunları kaydetti:

    “İlk önce Türkiye’de güçlendirmemiz lazım. Karşıdan talep geliyor biz çalışma yapmıyoruz. Geliştirdiğimiz sistemin en büyük özelliği atık ısıyı kullanarak kömürün kalorifik değerinin arttırılması. Linyit rezervleri gittikçe azalıyor ve daha az kaliteli kömürün bir şekilde elektrik üretiminde değerlendirilmesi lazım ve dolayısıyla bu teknoloji ileriye dönük ciddi potansiyeli olan bir ürün.”

    Doç. Dr. Harun Bilirgen, Türkiye’nin yaklaşık olarak 8 bin megavatlık yerli kömüre dayalı santrali olduğunu ve bu sistemi bütün santrallerin kullandığında 1 milyar TL tasarruf olabileceğini sözlerine ekledi.