Etiket: Bulgusu

  • Ankilozan Spondilit hastalığının, en önemli bulgusu bel ağrısı

    Girne’de 10. Anadolu Romatoloji Günleri kapsamında düzenlenen toplantıda Ankilozan Spondilit hastalığının bulguları konuşuldu.

    Türkiye Romatoloji Derneği ve Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Romatoloji Bilim Dalı tarafından, Girne’de 10. Anadolu Romatoloji Günleri kapsamında basın toplantısı düzenlendi. Basın toplantısına Kongre Eş Başkanı Prof. Dr. Sedat Kiraz, Eş Başkan Prof. Dr. İhsan Ertenli , Doç. Dr. Ömer Karadağ ile çok sayıda basın mensubu katıldı.

    Kongre Eş Başkanı Prof. Dr. İhsan Ertenli, her yıl mayıs ayının ilk Cumartesi gününün Dünya Ankilozan Spondilit (AS) günü olduğunu belirterek, hastalığın bel ağrısı ile kendini gösterdiğini söyledi.

    Prof. Dr. Ertenli, “Bugün 6 Mayıs Cumartesi bütün dünyada Ankilozan Spondilit Günü olarak çeşitli aktivitelerin yapıldığı bir gün. Biz de Türkiye Romatoloji Derneği olarak bugün de Ankilozan Spondilitin önemi hakkında bilgilendirme yapmak gereğini duyduk” ifadesini kullanarak “Ankilozan Spondilit halk arasında iltihaplı omurga romatizması dediğimiz hastalık. Erken teşhis edilmezse omurgada kalıcı hasara yol açabilmekte. Bu hastalıkta, omurgada yeni kemikler oluşarak omurganın tamamının hareketsiz hale gelmesine yol açmaktadır.” dedi.

    “Ankilozan Spondilit erken teşhis edildiği zaman, günümüzde bu gidişi engellemek mümkündür. Çok etkili tedavi seçenekleri var elimizde.” diyen Prof. Dr. Ertenli, sözlerine şöyle devam etti: “Her Ankilozan Spondilit olan başına çok kötü şeylerin geleceğini düşünür. Aslında bu doğru değildir. Hastalığın yalnızca küçük bir kısmında sıkıntı yaşarız. Sıkıntı yaşamamak için hastalığın erken teşhisi önemlidir. Aynı zamanda bu halde kalkan hastalar, sabah bellini hareket ettirmekte zorluk çekerler ve tutukluk olur. Bu tutukluk bir müddet sonra açılır. Çok etkili ilaçlarımız var.”

    Omurgada geri dönüşümü olmayan değişikliklerin ortaya çıkmasından sonra ilaçlarla bunu geri döndürmenin söz konusu olmadığını kaydeden Prof. Dr. Ertenli, “Ama hastalarımız rahat olsunlar. Bu bulgulara sahip hastalar zaman geçmeden bir romotoloğa başvursunlar. Günümüzdeki etkili tedavi seçenekleriyle hastalığın kötü gidişini engellemek tamamen mümkündür” diye konuştu.

    “Her bel ağrısı Ankilozan Spondilit değildir”

    Prof. Dr. Sedat Kiraz ise erkeklerde kadınlardan daha sık görülen Ankilozan Spondilit (AS) hastalığına dikkat çekerek, “Aslında Ankilozan Spondilit en önemli bulgusu bel ağrısı. Bir kişi hayatının bir döneminde bel ağrısı ile karşı karşıya kalıyor, bel ağrısı şikayetiyle geliyor. Ama ben her bel ağrısı Ankilozan Spondilit değildir. Ankilozan Spondilitin bel ağrısının kendine özgü bazı bulguları vardır.” şeklinde konuştu.

    Prof. Dr. Kiraz, açıklamasına şöyle devam etti: “Bunlardan en önemlisi gece yatıldığında ağrının ortaya çıkması, ağrının sabaha karşı hastayı uykudan uyandırması ve sabah kalkıldığında yaklaşık yarım saat bir saat hastanın belini hareket ettirememesidir. Bu hastalığın ortalama başlangıcı genellikle 25 yaş civarındadır. Eğer bu yaş civarında başlayan uzun süredir devam eden egzersizleri, hatta yan istirahatte artan bir bel ağrısı ile karşı karşıya iseniz Ankilozan Spondilit olabilirsiniz. Hemen bir romatolog başvurmanız sizin için faydalı olur.”

    “Eğer bel ağrısı 40 yaşından önce başladıysa ve 3 aydan uzun sürüyorsa burada iltihaplı ve romatizmasına bağlı bir ağrının olabileceğini mutlaka aklına gelmesi gerekir.” vurgusu yapan Prof. Dr. Kiraz, “Bu ağrının en önemli özelliği hareketle azalması, uzun süre istirahat etmekte artmasıdır. Eğer bir ağrı gece yatınca oluyorsa, sabaha karşı özellikle artıyorsa; gece bazen hastayı uykudan uyandırıyorsa, sabah kalkıp hareket etmekte ağrıları azalıyorsa iltihaplı bel romatizmasına bağlı bir ağrı olabileceği mutlaka akla gelmesi gerekir. Bu hastalığa bağlı ağrının bir diğer önemli özelliği de bazen sağ kalça bazen sol kalça ağrıları vurabilmesidir. Yani yer değiştiren kalça ağrısı olabilmesidir.” ifadesini kullandı.

    “İlk öğrendiğimde psikolojim bozuldu”

    Profesyonel dansçı ve AS hastası olan Serkan Polat, 16 yaşından itibaren vücudunda ağrıların olduğunu anlatarak, özellikle bel ağrısı yaşadığını söyledi. Konservatuarda dans bölümünde eğitim aldığını aktaran Polat, uzun süre tanı konulmaya çalışıldığını belirtti. Polat, ağrıdan geceleri uyumakta zorlandığını ifade ederek, yaşadıklarını şöyle anlattı: “16 yaşında ağrılarım başladı. Ankilozan Spondilit ile yola çıktım ama 16 yaşından 27 yaşına kadar bir teşhis konulamadı. Sultans of the Danse da yer aldım. Kasığımdan sakatlandım ve MR’da kalça kemiğimdeki ağrılar üzerine konuştuk. Tetkikler sonrasında AS hastası olduğum belirlendi. İlk öğrendiğimde psikolojim bozuldu. Tedaviye başlandı. Bugün 10 sene oldu. Yüzüyorum, hayatıma dikkat ediyorum. Şu anda gayet iyiyim”

    Girne’de, 3-7 Mayıs tarihleri arasında düzenlenen 10. Anadolu Romatoloji Günleri kapsamında 11 panel, 15 konferans düzenlenerek, 500 kişinin katılımıyla 131 konuşmacı yer aldı.

  • (Özel Haber) Korkutan Deprem Bulgusu

    Eskişehir’de son aylarda meydana gelen depremlerin ardından çalışmalarına hız veren Anadolu Üniversitesi Yer ve Uzay Bilimleri Enstitüsü görevlileri, kent merkezine kuzeybatıdan yaklaşan bir fay hattını tespit etti.

    Sakintepe Mahallesinde gerçekleştirilen çalışmalar sırasında İHA’ya açıklamalarda bulunan Anadolu Üniversitesi Yer ve Uzay Bilimleri Enstitüsü’nden Prof. Dr. Berkan Ecevitoğlu, 11 Aralık 2014 tarihli 3,8 şiddetindeki Muttalip, 17 Ocak 2105 tarihli 4.2 şiddetindeki Alınca ve 19 Eylül 2015 tarihindeki 4,0 şiddetindeki Aşağısöğütönü depremleri ve bunlara ait 48 artçı haritaya döküldüğünde, kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda bir çizgisellikle karşılaşıldığına dikkat çekti.

    Bu çizgiselliği esas alarak, fayın nereden geçebileceğini tahmin etmeye çalıştıklarını anlatan Prof. Dr. Ecevitoğlu, ” Olası fay hattı üzerinde yaptığımız arazi incelemesinde, fayın sert kayalar üzerinde oluşturduğu izi görmemiz mümkün olmadı. Ancak fayın, yeryüzünde oluşturduğu yumuşak kavisleri görebildik” dedi.

    “YERİN ALTINDAKİ JEOLOJİK YAPILARI GÖRMEYE ÇALIŞIYORUZ”

    Ecevitoğlu, yaptıkları çalışmalardan bahsederek, “Bugün burada sismik yansıma çalışması yapıyoruz. 10 kişiden oluşan teknik bir ekibiz. Anadolu Üniversitesi ve Eskişehir Hisarlar A.Ş ile ortak geliştirdiğimiz, TURKAR üzerine entegre edilmiş sismik enerji kaynağımızı kullanıyoruz. 5 modül, 120 kanaldan oluşan bir sismik kayıt sistemimiz var. Yapay olarak ürettiğimiz sismik dalgaları yer altına gönderiyoruz. Sismik dalgalar jeolojik yapılardan yansıyıp tekrar yeryüzüne geri dönüyorlar ve sismik kayıtçıya kaydediliyorlar. Yöntemin çalışması, tıpta kullanılan ultrasona tekniğine benziyor. Ultrasonda nasıl vücudumuzdaki iç organlar görüntüleniyorsa, biz de yer altını görüntülemeye çalışıyoruz” diye konuştu.

    “FAYIN GEÇTİĞİ YER GÖRÜLÜYOR”

    Yapılan çalışmalar neticesinde fayı tespit ettiklerini kaydeden Prof. Dr. Berkan Ecevitoğlu, “Arazi çalışması sırasında, daha ham veriye bakarken, fayın geçtiği yer görülüyor. Fayın yerini teyit etmek için önümüzdeki hafta, bugünkü hattın 260 metre güneyinde, yeni bir hat daha atacağız. Daha önce fark edemediğimiz bu yeni fay, kuzeybatıda, Alınca’dan başlıyor, güneydoğuya, Üniversitemizin Havaalanına doğru devam ediyor. Bu arada, Yer ve Uzay Bilimleri Enstitüsünün 700 metre güneybatısından geçiyor. Kuramsal fay hattı üzerindeki Sakintepe köyünde inceleme yaptık ve vatandaşlarımızla konuştuk. Evlerde depremlerin neden olduğu çatlaklar oluşmuş. Vatandaşlarımız bu çatlakları sıvayla sürekli yamıyorlar, ama her yeni depremde, bu yamalar tekrar açılıyor” ifadelerini kullandı.

    “BU FAYI YENİ FARK ETTİK”

    “Son 6 yıldır Eskişehir faylarını çalışıyoruz. Yaklaşık 40 kilometre boyundaki Çukurhisar- Sultandere Fayını ortaya çıkardık, bilim camiasına duyurduk. Çukurhisar-Sultandere Fayı’nın ayrıntılarını anlamaya çalışırken, bu kez, 10 ay önce başlayan yeni bir deprem etkinliğiyle karşılaştık” diyen Ecevitoğlu, şöyle konuştu:

    “Daha önce bulmuş olduğumuz Çukurhisar-Sultandere Fayı’na verev yaklaşan yeni bir fay ortaya çıktı. Yukarıda sözünü ettiğimiz 3 depremin odak mekanizması çözümleri normal atımlı bir faya işaret ediyor. Deprem iç-odaklarının 3-boyutlu dağılımları da bunu destekliyor. Fayın güneydoğu istikametinde, Eskişehir Merkeze doğru ne kadar ilerlediğini şimdilik bilmiyoruz. Çalışmalarımıza devam edeceğiz. Bulduğumuz yeni fay ile daha önce bulmuş olduğumuz Çukurhisar-Sultandere Fayı’nı ilişkilendirmeye çalışacağız.”