Etiket: Bülent

  • Bülent Turan Yenicede 600 Kişiye Tapu Dağıttı

    AK Parti Grup Başkanvekili Çanakkale Milletvekili Av. Bülent Turan, Yenice ilçe Müftülüğünce düzenlenen Kutlu Doğum Haftası Programına katıldı. Ardından hak sahibi 600 kişiye tapularını teslim etti.

    Yenice Belediyesi Düğün Salonunda ilçe Müftülüğünce düzenlenen Kutlu Doğum Haftası Programı saygı duruşu ve istiklal marşının okunmasının ardından Kuran-ı Kerim tilavet edildi. Yenice ilçe Müftüsü Derviş Orhan’ın, kutlu doğum haftası hakkında konuşmasının ardından Yrd.Doç. Dr.Mustafa Hocaoğlu ’Tevhid ve Vahdet ikliminde Gelin birlik olalım’ konulu konferans verdi. AK Parti Grup Başkanvekili Çanakkale Milletvekili Av. Bülent Turan, daha sonra Yenice Belediyesi Türk Evi Özel Etnografya müzesini gezdi.

    600 KİŞİYE TAPU DAĞITTI.

    Yenice ilçesi Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından 2015 yılı programı içinde planlanarak tamamlanan Orman Kadastrosu ve Mülkiyet Kadastrosu çalışmaları sonuçlandırılarak 600 hak sahibine tapuları Belediye Düğün Salonunda düzenlenen bir törenle dağıtıldı. Yenice ilçesinde bulunan 16 birimde 112 bin dönüm alanda 71 adet orman parselinin kadastrosu ile 3760 dönüm alanda ve 544 adet mülkiyet parseli olmak üzere toplam 615 adet parselin kadastrosu tamamlandı. Hak sahiplerine tapuları AK Parti Grup Başkanvekili verdi. Törenlere Yenice Kaymakamı Musa Evin, Yenice Belediye Başkanı Veysel Acar, Kalkım Belediye Başkanı İbrahim Taşkın, Ak Parti İl Başkanı Yeşim Karadağ, AK Parti Yenice ilçe başkanı Mehmet Güngör, TKGM 4. Bölge Müdürü Feridun Yörük katıldı. Törenin ardından Turan, AK Parti Yenice ilçe Başkanı Mehmet Güngör’ün geçen hafta vefat eden Annesinin kocası eski Adalet Partisi Yenice İl Genel Meclis Üyesi Mustafa Güngör (80) Biga caddesindeki evinde ziyaret ederek baş sağlığı diledi.Ziyarete belediye başkanı Veysel Acarda katıldı.

  • Mustafa Merter Bülent Ecevit Üniversitesi’nde Kadınlara Seslendi

    Bülent Ecevit Üniversitesi Bahar Etkinlikleri kapsamında Psikiyatr Dr. Mustafa Merter “Nefs Psikolojisi” başlıklı bir söyleşi gerçekleştirdi.

    Sezai Karakoç Kültür Merkezi’nde düzenlenen söyleşiye BEÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hamza Çeştepe, akademik ve idari personel, öğrenciler ve Zonguldak halkı katıldı. Söyleşisine; psikoloji ilminin nasıl, hangi şartlarda ve nerede doğduğuyla başlayan Dr. Mustafa Merter, bugün yaşadığımız sorunların geçmiş bir medeniyetten izler taşıdığını, psikolojik rahatsızlıklar, bunalımların birden ortaya çıkan durumlar olmadığını, bu durumların sebeplerini anlayabilmek ve çare bulabilmek için yine geçmişin incelenmesi gerektiğini söyledi.

    “KÖKLERİMİZE GERİ DÖNÜYORUZ, DÖNMELİYİZ”

    Yeni bir psikoloji anlayışının benimsenmesi için çaba sarf ettiğini söyleyen Merter: “Köklerimize geri dönüyoruz. Tasavvufun insan tasavvuruna geri dönüyoruz. Çünkü insana en kıymetli pencereden tasavvuf bakıyor. Allah bizi yaratırken bize kendi ruhundan üflüyor. Bu çok önemli lütuftur. Hiçbir ayrım olmaksızın tüm insanlarda Allah’ın nuru var. Tüm kainatı içinde saklayan âdem oğlu layık olduğu şerefli mertebe ile değerlendirilmeli. Doymaz bir nefsi temsil ile değil. Hayatın her alanında insan kendine biçilen bazı rollerle yaşıyor. Bu rolleri bazen isteyerek bazen de toplum istediği için üstleniyoruz. Fakat bu hayat rolleri insanın üzerine çok fazla yapışırsa kendi olamıyor ve düştüğü kuyudan çıkamıyor. İşte insan kendisine giydirilmek istenen bu rollerden kurtulursa gerçek mutluluğu yakalayabilir. İnsanın derununda öyle bir hakikat var ki üzerindeki perdeler kalkacak olsa hayretler içinde kalır ve bu muhteşemlik karşısında perişan olur. Öyle bir hakikattir bu. Mutlu olmak istiyorsak alan değil veren olmalıyız. Bunu ciddi manada yapmalıyız. Başkasını kendinden fazla düşünmek işte asıl insanlık ve egonun öldüğü yerdir. Benliğiniz ortadan kalkar ve insan olursunuz. Yapılan bir araştırmaya göre her dört üniversite öğrencisinden bir tanesi narsist. Kendinden başka hiçbir şey düşünmeyen bencil ve yüksek egolu bir kimliğe sahip gençler yetişiyor maalesef. İşte bu noktada ben diyorum ki kadınlarımıza Allah’ın cemal isimleri en çok sizlerin üzerinde mevcut. Celalle ayaklanan dünyayı kurtaracak, bizi ışığa çıkaracak olan sizlersiniz. Çünkü çocuklarınızın benliğinde siz varsınız. Sizi nasıl içselleştirirse ömür boyu bir yerle o anne tabiatı yatacaktır. Cemal isimlerinin yansımasıyla Dünya’yı güzelleştirecek olan sizlersiniz.” dedi.

    Söyleşinin sonunda izleyicilerden gelen soruların, Dr. Merter tarafından cevaplandırılmasından ardından BEÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hamza Çeştepe Dr. Mustafa Merter’e plaket takdim etti.

  • Gümrük Ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci:

    “Geçmişten Günümüze Malatya Kent, Kültür ve Kimlik” uluslararası sempozyumu gerçekleştirildi.

    Malatya Valiliği, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Atatürk Araştırma Merkezi, Malatya Büyükşehir Belediyesi ve İnönü Üniversitesi Rektörlüğü’nün ortaklaşa düzenlediği “Geçmişten Günümüze Malatya Kent, Kültür ve Kimlik” uluslararası sempozyumu yapıldı. Sempozyuma Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, Malatya Valisi Süleyman Kamçı, AK Parti Malatya Milletvekili Nurettin Yaşar, Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Çakır, İnönü Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Davut Özbağ, Atatürk Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ali Beyhan, AK Parti Malatya İl Başkanı Hakan Kahtalı, ilçe kaymakamları, ilçe belediye başkanları, bazı kurum müdürleri ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile vatandaşlar katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasından sonra ilk konuşmayı Atatürk Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ali Beyhan yaptı. Malatya’nın 3 bin yılı aşkın bir tarihinin olduğunu söyleyen Beyhan, Malatya’nın coğrafi açıdan önemli bir şehir olduğunu ifade etti.

    İnönü Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Davut Özbağ, Malatya’nın coğrafi konumu itibariyle dünyanın gözbebeği olduğunu kaydetti. Özbağ, “Malatya, Anadolu’nun kuzeyinde güneyine, doğusundan batısına ana geçiş yollarının kesişme noktasında bulunmaktadır. Malatya’nın bu kritik konumu insanlık tarihi boyunca Malatya’yı çok önemli kılmış ve her zaman dikkatleri üzerine çekmiştir. Malatya insanlık tarihi boyunca birçok medeniyete ve uygarlığa ev sahipliği yapmıştır. Öyle ki Malatya’nın her taşında insanlık hazinesinin gizemli sırlarına rastlamak mümkündür. Malatya, bu tarihsel özelliklerinin yanında bir eğitim, kültür ve sanat şehridir” şeklinde konuştu.

    Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Çakır, bu tür organizasyonlara önem verdiklerini kaydetti. Çakır, “Bu tür etkinlikler aslında kente yön verecek, tüm kurumlara bir vizyon koyması, bizlere bir bakış açısı oluşturması yönünde çok önemlidir. Bu topraklar farklı inanç ve kültürden olan birçok medeniyete ev sahipliği yapmış. Geçmişimize baktığımız zaman buralarda Milattan Önce 5 ve 7 bin yıllarında olan bulgular var. Burada çok önemli bir medeniyetin birikimi olduğu gerçek. Burada medeniyetin izlerini her alanda net bir şekilde görebiliyoruz ama biz bunları ne kadar koruyoruz, ne kadar geleceğe taşıyabileceğiz bunlar önemli. Bütün kurumlarımızla, bilim adamlarıyla buna benzer tarihsel, kültürel, sosyal ve kentleşme anlamında bu tür organizasyonlara çok önem veriyoruz” ifadelerini kullandı.

    AK Parti Malatya Milletvekili Nurettin Yaşar, Malatya’nın önemli şehirlerden birisi olduğunu dile getirdi. Yaşar, Malatya’nın Türkiye içinde denge merkezlerinden biri olduğunu belirterek, “Çoklu kültür insan beyninin farklı noktalarını çalıştırması gibi bir zenginlik. Bu bir çalışma azmi, bir ufuk ve bir vizyon kazandırır. Malatya bu imkana sahip ve Allah’ın bahşettiği bu imkandan yararlanan önemli kentlerimizden birisi” sözlerini kaydetti.

    Daha sonra söz alan Malatya Valisi Süleyman Kamçı ise Malatya’nın önemli bir tarihi geçmişe sahip olduğunu kaydetti. Kamçı, “Bu topraklarda yapılan arkeolojik çalışmaların gösterdiğine göre takriben 12 bin yıl önce bereketli Malatya Ovası’nda tarıma başlanmış, bürokratik yapıdaki ilk devlet kurulmuş ve medeniyet tohumları filizlenmeye başlamıştır. Kadim medeniyetlerin köklü tarihi mirası, uhdesinde barındırdığı envai çeşit tabii güzellikleri ve zengin folklorik yapısıyla Malatya’yı ‘Medeniyetin Doğduğu Şehir’ olarak nitelemek bu anlamda hiç de yanlış olmayacaktır. Aynı zamanda Anadolu’nun Doğu-Batı ve Kuzey-Güney istikametlerinin buluştuğu nokta olan Malatya, onlarca medeniyetin kimliğini ve kültürünü harmanlayarak kendine has bir kimliğe sahip olmuştur. Mutfak kültüründen geleneklerine, musikisinden el sanatlarına kadar adeta gök kuşağı gibi rengarenk bir dokunun diğer adı olan Malatya, farklı değerleri kendi potasında eriten, kendi mayasıyla yoğuran müstesna bir kenttir. Dünya kuru kayısı ihtiyacının yüzde 70’ini karşılayan, tekstil sanayinde her geçen gün devleşen, doğal kaynakları, Sultansuyu Harası’nda yetiştirilen safkan Arap atları, dünyanın en eski toplu yaşam alanlarından Arslantepe Höyüğü, kanyonları, Nemrut Dağı, doğa sporlarına elverişli coğrafi yapısı ile gezip görmemenin büyük bir eksiklik sayılacağı Malatya için yapılan her türlü hizmetin çok kıymetli olduğunu belirtmekte fayda mülahaza ediyorum. Unutmamak gerekir ki, hayatın soyut gayelerini yansıtan manevi öğeler olmaları hasebiyle tarihi ve kültürel değerler ekonomik değerlerden önce gelirler. Bu nedenle Geçmişten Günümüze Malatya konulu sempozyumunuzun çok ehemmiyetli bir faaliyet olduğunun altını çiziyorum” şeklinde konuştu.

    Son olarak konuşan Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci ise Malatya’nın her yönüyle incelenmesi gerektiğini ifade etti. Sempozyum sonunda ortaya çıkacak sonuçları merak ettiğini belirten Tüfenkci, tarihi bilmenin bugünü anlamak ve geleceği planlamak açısından gerekli olduğuna dikkat çekti. Tüfenkci, “Tarih bilinci geçmişte kurulan bağlardan bugün gelinen meselelerden kendini gösteren canlı bir bilinçtir. İnsanı yarından da sorumlu kılar. Bugün inşa edilen meseleler, yapılan politikalar da yarını oluşturacağını unutmamak gerekir. Burada önemli olan yarınki nesillere bırakılacak mirasın kendi medeniyet dairemiz içerisinde şekillenmesidir. Bu bilinçle hareket etmek, alınan kararların, ortaya konulan eserlerin keyfi davranışlardan ve menfaatlerden uzak olmasını sağlayan yegane güçtür. Uzun yıllar bizim kendi tarihimize bakışımız Batı’nın 19. yüzyıldaki Doğu’ya bakış açısı olan oryantalizmi biçimlendirmiştir. Biz tarihimize bir nebze de olsa o bakış açısıyla bakmaktayız. Hatta sözde aydınlarımız kendi tarihimize Batılılar gibi bakmayı ve yorumlamayı da maalesef bir marifet zannetmişlerdir. Türkiye’de hala bu çarpık zihniyetin etkilerini, bu zihniyete sahip olanları görmek ne yazık ki mümkündür. Bugünkü sempozyumlarla uzun soluklu tarih çalışmaları gerçeği gün yüzüne çıkartmaktadır. Şehirler asla unutmaz ve şehrin hafızası aslında insanların hafızasıdır. 21. yüzyılda uluslararası platformlarda ülkeler kadar şehirler de ismiyle bilinir ve bir marka değeri taşır. Çünkü şehirler medeniyetin inşa edildiği yerlerdir. Bizler büyük kentler, büyük buluşlar ve büyük eserler vermiş bir milletin evlatlarıyız. Binlerce yıldır dünya medeniyetine yön veren bir coğrafyada yaşıyoruz. Anadolu ve Mezopotamya insanlık medeniyetinin doğduğu yerdir. Malatya da çok kültürlülüğün hoşgörü içerisinde yaşadığı yerlerden biridir ve en başında gelmektedir. Tıpkı İstanbul, Bağdat, Şam, Buhara gibi şehirler yüzlerce yıldır dünyanın ilim, ticaret merkezi olmuş şehirlerse Malatya’da bu anlamıyla kendi bölgesinde hem ilmi şahsiyetleriyle hem ticaret merkezleriyle hem de tarihi ve değerleriyle bu anlamda önemli şehirlerimizden biridir” ifadelerini kullandı.

    Şehrin kimliğini oluşturan manevi, kanaat önderleri, ilim adamlarının çok önemli olduğunu kaydeden Tüfenkci, Malatya’nın büyük evliyalar yetiştirdiğini ve maneviyatı çok güçlü bir şehir olduğunu söyledi. Tüfenkci, “Malatya liderler şehridir. Malatya sular şehridir. Havasında kendisine has bir lezzeti vardır. Malatya dünyanın kayısı başkentidir. Malatya’nın en güzel ve en ayırt edici özelliklerinden birisi de esasında hoşgörüsüdür. Farklı kültürlerin bir araya gelerek yaşadığı herkesin kendi kültürünü ve inancını rahatça yaşabildiği ender illerden birisidir. Malatya’nın bir özelliği de cömertliğidir. Güler yüzlülüğüdür, dostluğudur. Evliya Çelebi dahi Seyahat Namesi’nde Malatya halkının garip dostluğu olduğundan ve ikramının bolluğundan bahseder. Onun için geçtiğimiz günlerde sosyal medyada genç bir arkadaşımız bir cümle paylaşmıştı, bu da çok hoşuma gitmişti. ‘Dünyanın neresinden arkadaşlarınız olursa olsun, içlerinden birisi mutlaka Malatyalı olsun o zaman ne aç kalırsınız ne de açıkta.’ Bu esasında Malatyalıyı en iyi özetleyen cümlelerden birisi. Malatyalı vefalıdır, Malatyalı kadirşinastır. Malatyalı dostluğa önem verir, Malatyalı aç dostudur. Onun için bu şehrin en önemli değerlerinin insan olduğunu hep düşündüm. Beşeri sevmesinin çok güçlü olduğunu düşündüm ve gittiğimiz her ilde de bir Malatya’nın hep öne çıkan insanlar olduğunu gördük. Bu Malatya toprağının ikliminin bereketini göstermesi bakımından önemli” diye konuştu.

  • Bülent Korkmaz, Galatasaray’ı Doğruladı

    Galatasray’ın teknik direktörlük için teklifte bulunduğu eski futbolcusu Bülent Korkmaz, “Üzerinden de 4 haftaya yakın bir süre geçti. Yani basında çıkan haberlerin çoğu doğru” dedi.

    Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde hayat bulan GOAL Sergisi’nin bugünkü davetlileri Galatasaray’ın eski futbolcuları Bülent Korkmaz ve Ümit Davala idi. Sergide yaptıkları konuşmanın ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Bülent Korkmaz sarı-kırmızılı takımın teknik direktörlük teklifiyle alakalı açıklamalarda bulundu.

    BÜLENT KORKMAZ İDDİALARI DOĞRULADI

    Korkmaz, “Bunu fazla konuşmak istemiyorum. Yazılı ve görsel basında da yeterince yer aldı. Fazla konuşmak istemiyorum çünkü şu anda Galatasaray’ın başında bir teknik direktör var. İnşallah Galatasaray’ı da başarılara götürür. Dolayısıyla bunun üzerine yorum yapmaya gerek yok. Üzerinden de 4 haftaya yakın bir süre geçti. Yani basında çıkan haberlerin çoğu doğru. Ben Galatasaray’a 11 yaşında girdim ve 36 yaşında Galatasaray’da futbolu bıraktım. Yani Florya’daki tesisin oluşumunda her şeyinde de vardım. Benim nasıl bir Galatasaraylı olduğumu söylememe gerek yok, bunu herkes biliyor” ifadelerini kullandı.

    “Mevcut yönetim teklif yaparsa kabul eder misiniz?” sorusuna ise Bülent Korkmaz, “Önemli olan yöneticilerin Galatasaray’ın başarısı adına çalışması. İnşallah onlarda bunu yapar” yanıtını verdi.

    “PRESTİJ AÇISINDAN KENDİ İMAJLARI AÇISINDAN ÇOK ÖNEMLİ BİR MÜSABAKA”

    Çarşamba günü oynanacak derbi hakkında da konuşan Bülent Korkmaz, “Galatasaray için çok önemli bir prestij maçı. Belki Fenerbahçe şampiyonluğa gidiyor ama Galatasaray için de şampiyonluk kadar önemli bir maç. İyi gitmeyen bir sezondan sonra takımın ve futbolcuların prestij açısından kendi imajları açısından çok önemli bir müsabaka. Bu maçı kazandıkları zaman bir çok şeyin değişeceğini de kendileri de biliyor. Fenerbahçe açısından ne kadar önemliyse Galatasaray kulübü futbolcuları için o kadar önemli” diye yanıtladı.

    DAVALA: “İSMİM GEÇİYOR ÇOĞU YERDE”

    Sarı-kırmızılı eski futbolcu Ümit Davala ise kendisine Galatasaray’dan teknik direktörlüğü teklifi gelip gelmediği sorulması üzerine, “Bana kulüpten bir teklif gelmedi. Herkesin yazdığı doğru Hasan Şaş ve benim ismim geçiyor çoğu yerde… Biz her zaman Galatasaray’da görev yapmak isteriz ama resmi olarak hiçbir teklif gelmedi” dedi.

    “BU SEZON İYİ GEÇMEDİ”

    Derbi maçı hakkında ise Davala, “Galatasaray için bu sezon iyi geçmedi. Fenerbahçe maçı onlar için büyük bir şans. Baktığınız zaman Galatasaray taraftarı da bu anı bekliyor. Alacağımız bir Türkiye Kupası kaldı, bir de Fenerbahçe maçı kaldı. Önümüzdeki sene zaten yine Avrupa’da yokuz. O yüzden sarı-kırmızılı takım derbi maçında varını yoğunu ortaya koymak zorunda” ifadelerini kullandı.

    “ŞENOL HOCA FAKTÖRÜYLE BİR ADIM ÖNDE”

    Lig sonunda şampiyonluğa en yakın takım içinde değerlendirmede bulunan Ümit Davala, “Beşiktaş geçen sene ucu ucuna kaçırdı. Sonlara doğru yarıştan kopmuşlardı. Bu sene Beşiktaş, Şenol Hoca faktörüyle bir adım önde” şeklinde konuştu.

  • Şair Ve Yazar Yavuz Bülent Bakiler, Öğrencilerle Buluştu

    Yazar ve şair Yavuz Bülent Bakiler ve Dr. Hüseyin Tuncer, Düzce Üniversitesi Eğitim Fakültesi tarafından düzenlenen “Mehmet Akif Ersoy Üzerine Söyleşi” isimli programa katıldı.

    Cumhuriyet Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen söyleşiye, Rektör Prof. Dr. Nigar Demircan Çakar, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İlhan Genç, akademik ve idari personel ile öğrenciler katıldı.

    Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Rektör Prof. Dr. Nigar Demircan Çakar; Yavuz Bülent Bakiler ve Dr. Hüseyin Tuncer’i öğrencilerle bir araya getirdiği için Eğitim Fakültesi’ne ve emeği geçenlere teşekkür etti. Yavuz Bülent Bakiler’in yüksek lisans öğrencisiyken bir söyleşiye geldiğini ve kendisine “Üsküp’ten Kosova’ya” isimli kitabını imzalattığını ifade eden Rektör Çakar, o günden beri Yavuz Bülent Bakiler’e büyük hürmet duyduğunu sözlerine ekledi.

    Rektör Prof. Dr. Nigar Demircan Çakar öğrencilere hitaben, “Bu gün tarihe geçecek bir gün. Bugünü, ömrünüzün sonuna kadar birer ders ve hatıra olacak şekilde, not defterlerinizin ve kitaplarınızın bir kenarına not edin” diyerek konuşmasını sonlandırdı.

    Kendi sesinden “Anadolu” ve “Sen misin” isimli şiir dinletisinin ardından Yavuz Bülent Bakiler, programın ilk konuşmasını gerçekleştirdi. Öğrencilerin göstermiş olduğu ilgiden duyduğu memnuniyeti dile getirerek sözlerine başlayan Bakiler, “Milletler kahramanlarıyla yaşar. Kahramanların millete şekil ve ruh verdiğini düşünüyorum” sözleriyle Mehmet Akif Ersoy’un Milli Mücadelenin büyük kahramanlarından birisi olduğunu söyledi.

    Kültür Bakanlığı’nda çalışırken Mehmet Akif’in 50. ölüm yıldönümü sebebiyle 44 ilde O’nu anlatan programlar düzenlediklerini söyleyen Yavuz Bülent Bakiler, o dönemde üniversite mezunu aydın zümrenin ve halkın Milli Şairimizi yeterince tanımadığını vurguladı.

    Belli bir kesimin Mehmet Akif’i, Türkiye’yi Orta Çağ karanlığına götürmek isteyen bir kişi olarak tanıttıklarını ifade eden ünlü şair, bu düşüncenin kesinlikle gerçekle hiçbir şekilde ilgisi olmadığını yüksek sesle dile getirdi. Mehmet Akif Ersoy’un Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemlerinin abide bir şahsiyeti olduğunu belirten Bakiler, O’nun dört lisan bildiğini, Kuran-ı Kerim’i Türkçe’ye çevirebilecek kadar Arapça konusunda yetkin olduğunu, doğu ve batı dünyasına mükemmel derecede hakim olduğunu sözlerine ekledi.

    Yavuz Bülent Bakiler; dilde tasfiye hareketine şiddetle karşı çıkan Mehmet Akif’in Türkiye’de yaşama imkanının kalmadığı için Mısır’a gittiğini ve dönüşünde, “Mısır’da 11 yıl kaldım. 11 gün daha kalsaydım, çıldırabilirdim.” sözleriyle O’nun ne kadar vatan hasreti çektiğini dile getirdi. Büyük haksızlıklarla karşı karşıya kalan Akif’in, haksızlık karşısında eğilmediğini, ömründe hiç yalan söylemediğini, verdiği söze sadık kaldığını ve cehaleti en büyük düşman olarak gördüğünü ifade eden Bakiler, Safahat’ın Asım bölümünden bahsederek sözlerine son verdi.

    Programın diğer davetli konuşmacısı Dr. Hüseyin Tuncer, Mehmet Akif Ersoy’un iyi bir toplumcu şair olduğunu belirterek, “Mehmet Akif, cemiyetin içinde yaşayan, toplumun acılarını paylaşan bir şairdir. Konularını toplumdan alır. O’nun şiirleri sosyal bir kimlik taşır. Dertli ve hisli yüreklere seslenir. Heyecan ve duygu unsurlarını öne çıkaran bir şairdir” dedi.

    Mehmet Akif’in, aruzu Türkçe’ye başarıyla uygulayan şairlerin başında geldiğini dile getiren Tuncer; O’nun, sanatı toplum yararına kullanma felsefesini ilke edindiğini ve haksızlık karşısında sessiz kalmadığını söyleyerek konuşmasını noktaladı.

    Söyleşi, Yavuz Bülent Bakiler’in kitaplarını imzalamasının ve davetli konuşmacılara plaket takdim edilmesinin ardından sona erdi.