Etiket: Bulan

  • Taşkömürünü bulan Uzunmehmet anıldı

    Taşkömürünü bulan Uzunmehmet anıldı

    Uzun Mehmet, 1829 yılında Zonguldak’ta taşkömürünü buluşunun 191. yılında törenle anıldı.

    Zonguldak’ta Valilik binası önünde düzenlenen anma törenine, Vali Mustafa Tutulmaz, Zonguldak Belediye Başkanı Dr. Ömer Selim Alan, Garnizon Komutanı Pers. Yüzbaşı Ayhan Kafalı, AK Parti Zonguldak Milletvekili Polat Türkmen, Hamdi Uçar ve Ahmet Çolakoğlu, Cumhuriyet Başsavcısı Hakan Yağız, İl Emniyet Müdürü Ahmet Metin Turanlı, İl Jandarma Komutanı gören süslü, Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Genel Müdürü Kazım Eroğlu ve TTK yöneticileri, Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) Genel Başkanı Hakan Yeşil, Genel Mali Sekreteri Volkan Yıldız ile GMİS’e bağlı şubelerin başkan ve yöneticileri, Amelebirliği Başkan Vekili Murat Köseoğlu, TMMOB MMO Zonguldak Şubesi Temsilcileri, siyasi parti temsilcileri, meslek odası ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri katıldı.

    Törende TTK, GMİS, MMO ve Amelebirliği çelenklerinin Atatürk Anıtına konulmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu. Öğrencinin günün anlam ve önemine dair şiir okumasının ardından TTK Genel Müdürü Kazım Eroğlu, GMİS Genel Başkanı Hakan Yeşil ve MMO Şube Başkanı birer konuşma yaptı. GMİS Genel Başkanı Hakan Yeşil, salgının devam ettiğini belirterek, “İşçi sağlığını, iş güvenliğini herşeyden önde tutarak, gerekli önlemleri en üst seviyede alarak ülkemiz ve milletimiz adına üretmeye devam ediyoruz” dedi.

    Kıdem Tazminatının yeniden gündeme getirildiğine dikkat çeken Yeşil, “TÜRK-İŞ Genel Başkanımızın da her fırsatta ifade ettiği gibi; Bugün sahip olduğumuz tazminat hakkından bir adım geri gitmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

    Yeşil şunları söyledi; “Bölgemizde taşkömürünün bulunuşunun 191’inci yıldönümünde Uzun Mehmet ve tüm maden şehitlerimizi; Zonguldak’ımızın düşman işgalinden kurtuluşunun 99’uncu yıldönümünde başta Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, bağımsızlık mücadelesi şehitlerimizi sevgi, saygı ve rahmetle anıyorum. Mekanları cennet olsun. Uzun Mehmet’in bölgemizde taşkömürünü bulduğu 1829 yılında, başta Avrupa olmak üzere tüm dünyada Sanayi Devrimi hızla gelişiyordu. 1848’e gelindiğinde uluslararası şirketlerin gözü Zonguldak Maden Havzasına dönmüştü. O günden bugüne yerli ve yabancı şirketlerle bölgemizde taşkömürü üretimi sürdü. Kurtuluş Savaşımızla birlikte Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları bölgemize sahip çıktılar. 1920’den itibaren yasal düzenlemeler yaparak yerli-yabancı tüm şirketleri denetim altına aldılar. 1940 yılında tüm madenler devletleştirildi. Ülkemizin sanayileşmesine öncelik verdiler. 1990’la gelindiğinde Zonguldak 3 il olacak kadar büyürken Türkiye, bölgesinde ve dünyada saygın bir devlet haline geldi. 1990’dan sonra dayatılan IMF politikalarına karşı, başta sendikamız ve maden işçileri olmak üzere, bölge halkımız ile birlikte mücadele verdik. Kendi doğrularımızı her şart altında söyledik. Bölgemizin ve ülkemizin kaynaklarına sahip çıktık. Atalarımızın mirasına, işimize, aşımıza, geleceğimize sahip çıktık. Her şeye rağmen Zonguldak üretimden uzaklaştı, Türkiye ürettiğinden çok daha fazlasını tüketmeye başladı. Türkiye bugün 37 milyon ton taşkömürü ithal ederken, TTK’nın ve özel sektörün taşkömürü üretimi 1,5 milyon tonun altına geriledi. Ülke olarak ekonomik krizlerle boğuşur hale geldik. Şimdi taşkömürü üretimini artırmanın yollarını arıyoruz.

    Mart ayı sonunda tüm dünyayı etkisi altına alan pandemi nedeniyle çalışanlarımızın sağlıklarını korumak adına üretime ara vermek durumunda kaldık. 1 Haziran’dan itibaren de üretime yeniden başladık. Ancak pandemi, ülkemizde etkisini azaltsa da devam ediyor ve hepimiz ikinci dalga endişesini yaşıyoruz. İşçi sağlığını, iş güvenliğini herşeyden önde tutarak, gerekli önlemleri en üst seviyede alarak ülkemiz ve milletimiz adına üretmeye devam ediyoruz. Ülkemizde her ekonomik krizde, her kaynak arayışında kıdem tazminatımız gündeme getiriliyor. Ne şekilde bir düzenleme yapılırsa yapılsın, hangi gerekçe öne sürülürse sürülsün biz kıdem tazminatımızı riske edecek hiçbir girişimi kabul etmedik, etmeyeceğiz. İşçimizin, emekçimizin kıdem tazminatı hakkını geri götürecek veya yok edecek her düzenlemeye karşıyız. TÜRK-İŞ Genel Başkanımızın da her fırsatta ifade ettiği gibi; Bugün sahip olduğumuz tazminat hakkından bir adım geri gitmeyeceğiz. Kıdem tazminatı hakkımız için tüm işçiler, emekçiler mücadeleye hazırdır. TTK, norm kadro ve tam kapasiteyle çalışıncaya kadar, Türkiye’nin TTK’ya ve Zonguldak’a ihtiyacı olduğunu her fırsatta anlatmaya devam edeceğiz. Bu duygularla hepinize tekrar sevgi ve saygılarımı sunuyor, Babalar Gününüzü kutluyor, teşekkür ediyorum.”

    TTK Genel Müdürü Kazım Eroğlu, “21 Haziran tarihi Zonguldak’ın düşman işgalinden kurtuluşu ve beraberinde kömürü bulan Uzun Mehmet’i anma günü olarak kutlanıyor. 170 yıllık geçmişi olan maden havzamızda tüm maden şehitlerini saygıyla, şükranla, rahmetle anıyorum” dedi. Kazım Eroğlu Ayrıca Madem Müzesi’nin TTK’ya devredildiğini sözlerine ekledi. Eroğlu konuşmasında, taşkömürünün Zonguldak’ın ve ülkemizin gelişmesine öncülük ettiğini belirterek, “Madencilik bu bölgenin hem sosyalleşmesini hem kültür açısını hem demografik yapısını şekillendirdi. 1986 yılında TTK’ya girdiğimde 36 bin kişinin istihdam edildiği, daha öncesinde 50 bin kişinin istihdam edildiği bölgede bugünlerde işçi sayımız oldukça düştü. Şunun altını çizmek gerekir diye düşünüyorum; Ülkemizin şu an yaşadığı yoğun pandemi döneminde bizim olan bizimdir, bizim olana sahip çıkmamız, bizim olanın üstüne daha da koyarak daha da ayağa kaldırarak bu ülke ekonomisine büyük katkılar vererek, yeniden eski şaşalı ve şanlı dönemlerindeki gibi TTK’nın katkısını sağlamak hepimizin boynumuzun borcudur” dedi.

    Maden Mühendisleri Odası Zonguldak Şubesi adına konuşma yapan Levent Yağcıoğlu, “Bildiğiniz gibi bugün Zonguldak’ın düşman işgalinden kurtuluşunun 99. Yıldönümü. Hem bu vesileyle hem de Uzunmehmet’in kömürü buluşunun yıldönümü vesilesiyle toplandık. Zonguldak’ta bulunan taşkömürünün hem ülkemiz açısından hem de bölgemiz açısından çok önemli olduğunu, Zonguldak taşkömürüyle ilgili olarak, en azından şunu söyleyebilirim, üretime yönelik istihdamın önündeki engellerin kaldırılmasını, taşkömürünün geçmişte olduğu gibi gelecekte de ülkemize iyi hizmet etmesini temenni ediyorum. Uzunmehmet’i ve şehitlerimizi saygıyla anıyorum” dedi.

  • Barınakta 20 köpek ölüsü bulan hayvanseverler şoke oldu

    Barınakta 20 köpek ölüsü bulan hayvanseverler şoke oldu

    Antalya’da Konyaaltı Belediyesi Veteriner İşleri Müdürünün hayvanlara kötü muamele ettiği gerekçesiyle eylem yapan hayvanseverler, eylem sonrası gittikleri barınakta 20 köpek ölüsüyle karşılaştı. Gördükleri manzara karşısında şoke olan hayvanseverler yaşanan olaya tepki gösterdi. Konyaaltı Belediyesinden yapılan açıklamada, ilk bulgularda ölümlerin bir sabotaj neticesinde gerçekleştiği yönünde şüphelerin olduğu, olayla ilgili idari ve adli soruşturmanın başlatıldığı duyuruldu.

    Antalya’da 50 kişilik hayvansever grubu, Konyaaltı Belediyesinde Veteriner İşleri Müdürünün görevini kötüye kullandığı, sokak hayvanlarına kötü muamelede bulunduğu iddiasıyla Belediye önünde eylem yaptı. Antalya Hayvan Hakları Sorumlusu ve Hayvanların Yaşam Hakları Konfederasyonu (HAYKONFED) İl Temsilcisi Şebnem Ebinc’in de katıldığı eylem sonrası hayvanseverler, yerinde incelemek için Belediyeye ait barınağa gitti.

    Köpeklere bakmak istediler, ölüleriyle karşılaştılar

    Hayvanseverler, barınağa geldiklerinde ise gördükleri manzara karşısında hayatlarının şokunu yaşadı. Kafeslerin içerisinde ölü yavru köpeklerle karşılaşan hayvanseverler, başka bir kafese yöneldiğinde ise çok sayıda köpeğin ölü vaziyette olduğunu gördü. Bakımsızlık ve soğuktan öldüğü ileri sürülen hayvanlar için yetkililerin gelip rapor tutması beklenildi.

    Hayvanseverlerden tepki yağdı

    Bu sırada cep telefonuyla ölen köpekleri görüntüleyen Antalya Hayvan Hakları Sorumlusu ve Hayvanların Yaşam Hakları Konfederasyonu (HAYKONFED) İl Temsilcisi Şebnem Ebinc, bir görevlinin köpekleri topladığını görünce, “Nereye götürüyorsunuz köpekleri? Bu köpekler tarım ilçe görevlilerine verilip, otopsi yapılacak” diye tepki gösterdi. Ölen köpekleri çöp torbalarına koyan başka bir görevli de “Morga koyacağız” şeklinde yanıt verdi. Yine cep telefonuyla hayvanların ölüsünü görüntüleyen aktivist Erka Zor da görevlilere tepki göstererek, “Burası ölüm kampı gibi. Her kafeste ölü köpek var” dedi.

    Köpekler otopsiye girecek

    Barınağa gelen jandarma ekipleri kontrolünde ölü köpekler Tarım İlçe Müdürlüğü yetkililerince alınarak morga kaldırıldı. Ölü köpeklerin yarın otopsi yapılmak üzere Konya’ya gönderileceği öğrenildi.

    Konyaaltı Belediyesi: “Koruyamamanın mahcubiyetiyle kamuoyundan özür dileriz”

    Olayın ardından Konyaaltı Belediyesinden yazılı bir açıklama yapıldı. Açıklamada, Belediyeye ait Sokak Hayvanları Sağlık ve Rehabilitasyon Merkezi’nde meydana gelen hayvan ölümlerinden dolayı oldukça üzgün olunduğu belirtildi. Olayla ilgili idari ve adli soruşturmanın başlatıldığı belirtilen açıklamada, “İlk bulgular, ölümlerin bir sabotaj neticesinde gerçekleştiği şüphesini kuvvetlendirmektedir. Gerek belediyemiz bünyesinde başlatılan idari soruşturmanın gerekse adli merciler tarafından sürdürülen soruşturmanın tam bir şeffaflık ve ciddiyetle yürütülmesi için gerekli tüm tedbirler hızla alınacaktır. Bu üzücü olayda ihmali ve kastı bulunan tüm şahıs ve yetkililer hakkında gereken adli ve idari işlemlerin de süratle yapılacağının bilinmesini isteriz. Her ne olursa olsun, dünyayı paylaştığımız can dostlarımızı gerektiği gibi koruyamamanın mahcubiyetiyle kamuoyundan özür dileriz.” denildi.

  • Karadeniz’de bir zamanlar 300’ü bulan balık çeşitleri bugünlerde 15-20’lere kadar geriledi

    Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Cemal Dinçer, Karadeniz’de bir zaman 300’ü bulan balık türlerininin bugünlerde 15-20’lere kadar gerilediğini ifade ederek bu konuda ciddi tedbirlerin alınması gerektiğini söyledi.

    Dinçer, Karadeniz’de mevcut olan balık türleri avcılığında son yıllarda belirgin azalma yaşandığına dikkat çekerek buna rağmen Türkiye’de balık avının büyük bir bölümünün Karadeniz’den karşılandığını belirtti.

    Karadeniz’de avcılığın azalmasında bir çok etkenin bulunabileceğini kaydeden Dinçer, bunların başında aşırı avcılık ve aşırı kirlilik geldiğini söyledi. Bir zamanlar Karadeniz’de bol avlanan balık çeşitlerinin özellikle son yıllarda artık görülmez olduğunu kaydeden Dinçer, “Bugün Karadeniz’de avlanan balık miktarı ve tür bazında sayılarında ciddi anlamda azaldığını gözlemlemekteyiz. Örneğin iri istavriti bugün maalesef görememekteyiz. Lüferin büyük cinsi olan Kofanayı görememekteyiz. İzmarit diye bir balığımız vardı birkaç yıldır onu da görememekteyiz. Yine kefal türlerinden önemli kayıplar olduğunu hemen hemen yok denecek kadar olduğunu söyleyebiliriz. Bunların nedenleri başında aşırı avcılık, ekolojik dengelerin bozulması, denizlerdeki kirlilik gibi etkenleri sayabiliriz. Bunların hangisi ne kadar bu tablodan sorumlu, bunu ortaya koymak gerçekten zor. Bunlar uzun süren çalışmaların sonuçlarında ortaya koyulabilecek verilerle açıklanabilir. Şu an hem tür bazında hem de miktar bazında kayıplarımız söz konusudur. Eskiden Karadeniz’de yaklaşık 300 çeşit kadar olan balık çeşitlerimiz bugünlerde neredeyse 15-20’lere geriledi. Zaten mevcut olan balıklarımız da çok bol çıkmıyor. Örneğin, Kalkan, Pisi, Barbun balıklarımızda ciddi azalma var. Karadeniz’i Hamsi, istavrit, çaça, palamut lüfer gibi balıklar ayakta tutuyor. Bunların da miktarlarında ciddi azalmalar var. Balıkçılık açısından Karadeniz’de ciddi tedbirlerin alınmasının zamanı geçiyor” dedi.

    Türkiye’deki balık avının yüzde 70 kadarının Karadeniz’den sağlandığına dikkat çeken Dinçer, “En verimli deniz olarak yani miktar olarak Türkiye’deki av miktarının büyük çoğunluğu Karadeniz’den sağlanıyor. Bu oran yaklaşık yüzde 60-70 civarındadır. Akdeniz’de tür sayısı fazla yani balık çeşitliliği onlarda fazla. Karadeniz’de ise miktar fazla. Bunun nedeni Hamsiye bağlı. Karadeniz’deki avın yüzde 60-70’ini hamsi oluşturuyor. O nedenle Karadeniz çok önemlidir” diye konuştu.

  • Geçiş ücretini fazla bulan sürücü TEM otoyolunu karıştırdı

    Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nden kaçak geçiş yapmak isteyen Gürcistan plakalı tır, zincirleme kazaya neden oldu. Üç aracın karıştığı kaza nedeniyle TEM otoyolu Ankara istikametinde trafik yoğunluğu yaşandı.

    TEM otoyolu Ankara istikameti Seyrantepe mevkisinde meydana gelen kaza iddialara göre şöyle gerçekleşti. Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nden geçiş ücretini fazla bulan Gürcistan plakalı tır sürücüsü, kaçak geçiş yapmak için Fatih Sultan Mehmet Köprüsü yoluna girdi. TEM otoyolunda seyir halinde olan tır sürücüsü sağ şeritte seyir halindeyken bir anda orta şeride geçmek için manevrada bulundu. Bu sırada kendi şeridinde devam eden otomobil sürücüsü tıra çarpmamak için manevra yaparken direksiyon hakimiyetini kaybederek önündeki minibüse çarptı. Arkadan gelen tır ise çarpmanın şiddetiyle yan dönen minibüse çarparak durabildi. Meydana gelen zincirleme trafik kazasında 3 araçta maddi hasar oluştu.

    Meydana gelen trafik kazası nedeniyle trafik ekipleri çalışma başlattı. Kazaya karışan araçlar çekici yardımıyla yol kenarına alındı. Kazanın kaldırılmasıyla trafik akışı normale döndü.

  • Çelik’i bulan bin liranın sahibi olacak

    Eskişehir’de yaklaşık 10 gün önce kaybolan sara hastası Çelik isimli köpeği bulan bin liranın sahibi olacak.

    Şirintepe Mahallesi’nde ikamet eden İlker Özcan, 2 aylık yavruyken aldığı ve 8 yıldır baktığı can dostu Çelik’i isimli köpeğini çaldırdı. Evin bahçesine giren kimliği belirsiz kişi veya kişilerce götürülen Çelik isimli Sibirya kurdu, aynı zamanda sara hastalığı ile mücadele ediyordu. Can dostu kriz geçirirken bahçedeki ağaçlara ve duvarlara çarpmasın diye engeller koyan İlker Özcan, Çelik’in ilaç aldığını ve düzenli beslenmesinin gerektiğini anlattı. Hırsızlara seslenerek can dostunun geri getirilmesini isteyen Özcan, Çelik’i bulan kişilere de bin lira hediye edeceğini kaydetti.

    “Bulunabileceğine dair umudumuz var”

    Köpeğin bulunması halinde şikayetlerden vazgeçeceğini ve bin lirayı bulan kişiye hediye edeceğini anlatan İlker Özcan, “Aşağı-yukarı 10 gün önce kızımızı çaldılar. O gün bu gündür bütün aile olarak; annem, babam ki 55-60 yaşında insanlar yas içerisindeler. Çok büyük üzüntü içerisindeler. Çünkü onlar torun gibi görüyorlardı, torunları gibi seviyorlardı. Aramaya devam ediyoruz hala. Mümkün olduğunda duyurmaya, yaymaya çalışıyoruz. Sağ olsun insanlarda ilgili ve ihbarlar geliyor. Benzer hayvanlar, benzemeyen hayvanlar çıkıyor ama insanlar ilgili. Bulunabileceğine dair umudumuz var” dedi.

    “Biz burada ona özel şartlarda bakıyoruz”

    Çelik’in sara hastalığı ile mücadele ettiğine değinen Özcan, “Bin lira para ödülü koyduk. Sembolik ama, uğraşacak insanın emeğine değsin. Ya da biri çaldıysa geri getirmesi için motive olsun. Hayvan hasta olduğundan satması pek mümkün değil. Bakması da çok zor. Bakabileceğini hiç zannetmiyoruz. Dişiydi ve üretme amacıyla aldıysa da, doğum süresince yavruları taşıyabileceğini düşünmüyorum. Çünkü hastalıklar çok ağır geçiyor ve kesin düşürecektir yavruları. Ne satılabilir ne üretimde kullanılabilir. Annemler torunu gibi seviyordu. Alan arkadaş bunu görüyorsa lütfen geri getirsin. Biz burada ona özel şartlarda bakıyoruz. Sabah-akşam ilaç içmesi gerekiyor, gün içerisinde şekeri düşmesin diye ara ara yemek yemesi gerekiyor. Mühim olan kızımızı bulmamız. Getirirlerse tabi ki şikayetleri de geri alırız. Açıkçası mutlu oluruz” diye konuştu.

    “Gören, duyan ve iade etmek isteyen sosyal medyadan iletişime geçebilir”

    Çelik’in diğer Sibirya kurtlarından nasıl ayırt edileceğini de açıklayan İlker Özcan, “Çelik_sibirya’ instagram hesabını kızımızın bulunması için açtık. Gören, duyan ve iade etmek isteyen buradan iletişime geçebilir. Sara krizlerinden dolayı kafasını duvarlara çarpıyordu. Gözlerinin etrafında yaralar oluştu. Süngerleri onu engellemek için yaptık ama şu anda gözünün çevresindeki tüylerinde dökülme var. Yaralar ya da çapak oluşuyordu. Şu an 10 gün oldu ve yaraların geçmiş olması pek mümkün değil. Göz çevresinde tüy dökülmesi ve yaralar mevcut. Birde şiddetli krizler sırasında dişleri kırıldı. Köpek dişleri uçlarından kırık. Oradan da ayırt edilebilir” şeklinde konuştu.