Etiket: Bulamadı

  • Engellilere oturarak para kazanacakları iş buldu, ama işçi bulamadı

    Bursa’da bir girişimci, engellilerin evlerinde oturup reklam izleyerek para kazanacakları iş geliştirdi, ama bu işte çalışacak eleman bulamadı.

    Serkan Tatar, geliştirdiği iş ile engelli, engelli aileleri ve bebekli kadınlara evlerinde reklam izleyerek para kazanabilecekleri iş geliştirdi. Ancak İş-Kur’a eleman temini için başvurduğunda bu talebi reddedildi. Serkan Tatar, eleman temin edilirse engellilere ayda bin 300 lira kazandırabileceğini söyledi. Türkiye’de engellilerin evlerinde oturup reklam izleyerek para kazanacakları bir iş geliştirdiğini ifade eden Serkan Tatar, “Elaman temin etmek için İş-Kur’a müracaat ettim. Eleman temin edemeyeceklerini söyleyip, bizim eleman ilanları ve sicil kaydımızı sildiler. Şirket olarak bizim evraklarımız tam, eksiğimiz yok. Hiçbir kanunî engelimiz olmamasına rağmen, İş-Kur tarafından eleman talebimiz reddedildi. Bundan dolayı şirket olarak zarar ettik. Engelli, engelli aileleri ve bebekli kadınlara evde çalışma imkanı sağlamayı ve Türkiye ekonomisine çok büyük katkıda bulunmayı hedefliyoruz. Projemizin asıl gayesi buydu. Evde reklam seyrederek, anket çözerek ve sitemiz üzerinden değişik aktivitelerde bulunarak vatandaşların çalışmasını sağlayacaktık. Vatandaşlar bizim sitemizden belirlediğimiz saatler arasında reklam izleyerek aylık bin 300 lira kazandıracaktı. Biz çağrı merkezimizi kurduk, kanunen ne gerekiyorsa yaptık, ama maalesef eleman talebimiz reddedildi. 5857. maddeye göre bizim talebimizi reddetmişler. Bu projeyi gerçekleştirebilirsem engelli ve ailelerine büyük katkım olur” dedi.

    Yetkililer, işletmelerin sanal ortamda evde işçi istihdamıyla alakalı bir kanun maddesi olmadığı için Serkan Tatar’ın talebinin reddedildiğini söyledi.

  • Yarım Ton Uyuşturucu Hapı Narkotik Köpekleri Dahi Bulamadı

    Hatay İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ile Uyuşturucuyla Mücadele Şubesi’nin gerçekleştirdiği iki ayrı operasyonda toplam 3 milyon 84 bin adet Captagon hap ele geçirildi. Olayla ilgili 1’i Azeri 2 kişi tutuklandı.

    Hatay Valisi Ercan Topaca, beraberinde İl Emniyet Müdürü Ali Doğan Uludağ ile birlikte Uyuşturucuyla Mücadele Şube Müdürlüğü’nde operasyonda ele geçirilen Captagon hapların önünde bir basın açıklaması düzenledi.

    Vali Ercan Topaca, burada yaptığı açıklamada, ihbar üzerine 18 ve 21 Mayıs tarihlerinde yapılan iki ayrı operasyon sonucu 513 kilogram ağırlığında toplam 3 milyon 84 bin adet Captagon hap ele geçirildiğini belirtti. Topaca, “Mayıs ayı içerisinde iki ayrı operasyonda bu gördüğünüz Captagon haplar yakalandı. Toplam 514 kilogram, 3 milyon 84 bin adet, yani miktar olarak tabi Hatay’da böyle milyon milyon şeylere alıştık. Bu yakalanan uyuşturucular transit olarak bizim ülkemizden Körfez ülkelerine doğru götürülmeye çalışılan maddelerdir” dedi.

    Ele geçirilen hapların profesyonel şekilde saklandığını, narkotik köpeklerin dahi bulamadığını belirten Topaca, “Bunların tabi nasıl saklandığını tahmin bile edemezsiniz, her türlü hileyi ve gizleme tekniklerini kullanmak suretiyle bu ticareti yapmak istiyorlar. Bu yakalanan captagon hapların önemli bir kısmı bir makinanın içindeki boruların içine ikinci bir boruyla yerleştirilmek suretiyle, hassas koku alan bizim narkotik köpeklerimiz de bu kokuyu alamadılar mesela. Ama bir ihbar vardı, bu aracın içindeki makinede bunun olduğunu biliyoruz, tır şoförü arkadaşımız da bunun yakalanmasını istiyor. Çünkü şüphelenmiş, gittiği yerde yakalandığı zaman tabi kendisi içinde ciddi sıkıntılar olacak. Para cezası belki hapis cezası alacak yada aracını kaybedecek. O da olabileceği yönünde görüş bildirince çalışma yoğunlaştırıldı. O makine sökülmek suretiyle boruların içindeki ikinci borunun içinde bu gördüğünüz hapların bir kısmı bulundu. Bu haplarla ilgili iki kişi yakalandı ve tutuklandı. Bunun nereye gittiği konusunda kesin bir şey söylemek mümkün değil, TIR’ın Körfez ülkelerine doğru gittiğini biliyoruz. Oradan da nerede boşluk bulunursa, orada dağıtıyorlar. Ama bizim ülkemizi transit olarak kullanıyorlar. İki operasyonda elde edildi, birisi 18 Mayıs, diğeri 21 Mayıs’ta oluyor ama tabi birbiriyle bağlantılı. İki ayrı operasyonda farklı araçlarda ele geçirildi” dedi.

    Vali Ercan Topaca, operasyonun yapılmasında ve Captagonların ele geçirilmesinde tır şoförünün ihbarının ve şüphesinin oldukça etkili olduğunu belirterek, tüm TIR şoförlerine duyarlılıkları için teşekkür etti.

  • 23 Ayrı Kurumdan Sertifika Aldı, İş Bulamadı

    Mardin’de yaşayan 30 yaşındaki Mehmet Gökbalık, çeşitli kurumların düzenlediği çalışmalara katılarak 23 farklı sertifika almayı başardı. Hayatını öğrenmeye adayan Gökbalık, 23 farklı sertifikası olmasına rağmen 4 yıldır iş bulamamanın sıkıntısını yaşıyor.

    Mardinli Mehmet Gökbalık, lise eğitimini tamamladıktan sonra iş arayışlarına girdi. Maddi imkansızlıklar nedeniyle üniversite okuyamayan Mehmet Gökbalık, farklı kurumların düzenlediği çalışmalara katılarak bugüne kadar 23 sertifikanın sahibi oldu. Elinde bulunan sertifikalar sayesinde iş arayışlarına giren Gökbalık’ın çaldığı kapılar yüzüne kapandı. 4 yıldır iş arayan Gökbalık, iş bulamadığı için evlenemediğini söyledi. İHA muhabirine konuşan Gökbalık, “4 yıldır Mardin merkezde iş aramama rağmen bulamıyorum. 23 sertifikam olmasına rağmen ne kamu kuruluşlarında ne de özel şirketlerde iş verilmiyor. Bunun en önemli sebebi şu an bölgemizde yaşanan olaylardır. Olaylardan dolayı kimse işçi çalıştıramıyor. Tek isteğim olayların sona ermesi ve Mardin’e yatırımlar sağlanıp iş imkanlarının oluşturulmasıdır” dedi.

    “İŞSİZ OLDUĞUMDAN DOLAYI KİMSE BANA KIZ VERMİYOR”

    Mardin’de binlerce gencin işsiz olduğunu aktaran Gökbalık, “İş adamlarına, yetkililere sesleniyorum, Mardin’e fabrikalar açıp iş imkanları sağlasınlar ki millet evine ekmek götürebilsin. Yaşanan olaylardan biz de çok fazla rahatsızlık duyuyoruz. Bu bölgenin terör bölgesi olarak anılmasını istemiyoruz. Mardinliler olarak bu olayların bir an önce son bulmasını arzuluyoruz. Burası terör bölgesi değil, tertemiz en güzel yerlerdendir. Yaklaşık 10 yıldır askerliğimi tamamladım. Fakat hala evlenemedim. Ben de herkes gibi yuva kurup çoluk çocuğa karışmak istiyorum. Lakin işsiz olduğumdan dolayı kimse bana kız vermiyor” diye konuştu.

  • Emine Erdoğan: “Bir Zalimin Zulmünden Kaçan Milyonlarca İnsan Merhametin Adresini Bulamadı”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, “Suriyeli mültecilerin karşı karşıya kaldığı durum en Suriye’deki iç savaş kadar can yakıcı. Bir zalimin zulmünden kaçan milyonlarca insan şu koskoca dünyada merhametin adresini maalesef bulamadı” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ABD temasları kapsamında eşlik eden eşi Emine Erdoğan, SETA konferansına katıldı. Emine Erdoğan, burada yaptığı konuşmada 21. yüzyılın en büyük insani krizini konuşmak üzere bir araya geldiklerini ifade etti. Erdoğan, “Suriyeli mültecilerin karşı karşıya kaldığı durum en Suriye’deki iç savaş kadar can yakıcı. Bir zalimin zulmünden kaçan milyonlarca insan şu koskoca dünyada merhametin adresini maalesef bulamadı. Medeniyetler denizi Akdeniz ne yazık ki ölüm denizi haline geldi. 13.5 milyon insan iç savaştan etkilendi. Fakat uluslararası toplumun bütün aktörleri siyasetlerini mültecilere kapıları kapatmak üzerine kurdu. Böyle bir ortamda 3 milyon göçmen hiç tereddüt etmeden kapılarını açan ülkemle gurur durmama lütfen müsaade edin” dedi.

    “BENİM ÜLKEMDE CAMİLER, SİNAGOGLAR, KİLİSELER HEP YAN YANADIR”

    Suriye’deki iç savaştan kaçarak hayatlarını kurtarmaya çalışan insanların neredeyse yarısının Türkiye’de olduğunu kaydeden Emine Erdoğan, şunları kaydetti:

    “Sınırlarımıza gelen bu insanlara biz hiçbir ayrım gözetmeksizin sadece kapılarımız değil aynı zamanda gönüllerimizi de açıyoruz. Gönüllerimizi açtık derken sanırım ne demek istediğimizi anlıyorsunuz. Ülkemde buna benzer nice şehir ve kasaba var. Sofrasını, evini, çocuğunun oyuncağını mültecilerle paylaşan nice güzel insanlar var. Kilis, Nobel Barış Ödülü için işaret edilen bir ilçe. Nobel alır ya da almaz bu önemli değil. Ülkemin bütün şehirleri Suriye krizi karşısındaki tavrı ile vicdanların takdirini zaten çoktan kazanmış durumda. Türkiye’nin bu tavrını yerleşik uluslararası ilişkiler teorileri ile anlayamayız. Zira benim ülkemde insana insan olduğu için değer veren bir medeniyet anlayışı kök salmıştır. Ülkemiz tarihin her döneminde dünyanın en önemli medeniyetlerine ev sahipliği yapmış bir medeniyettir. Tarihte neredeyse bütün kavimlerin yolu Anadolu’dan geçmiştir. Benim ülkemde camiler, sinagoglar, kiliseler hep yan yanadır. Benim ülkem her kökenden, her inançtan insanın bir arada yaşadığı engin bir tarihsel tecrübeye sahiptir.”

    “BÜTÜN İMKANLARI ONLARIN KAYIP KUŞAK OLMAMASI İÇİN SEFERBER EDİYORUZ”

    Türkiye’nin gücünü sadece bugünkü güçlü ekonomisinden ve genç nüfusundan almadığını kaydeden Emine Erdoğan, “Bu tarihsel ve kültürel zenginlikten de alıyor. Meşhur şairimiz Yahya Kemal, İstanbul’un nüfusunu soran bir Avrupalıya ne diyor biliyor musunuz? ‘Biz yerin altındakilerle beraber yaşarız’ diyor. Bu cevap Mevlana’nın, Yunus Emre’nin, Hacı Bektaş-i Veli’nin miras bıraktığı öğretilerin asırlar sonra dahi ne kadar dinamik olduğuna işarettir. Bizler politikalarımızı belirlerken bu köklü mirastan da ilham alırız. Dillerimiz, dinlerimiz, kökenlerimiz farklı olabilir ama insan olmak bizim için ortak paydadır ve her şeyin üzerindedir. İşte bu nedenle 3 milyon mülteci kardeşimizle gerektiğinde aynı mahalleyi, aynı şehri paylaşabiliyoruz” ifadelerini kullandı.

    Türkiye’de şu ana kadar 152 bin Suriyeli bebek dünyaya geldiğini hatırlatan Emine Erdoğan, “Mevcut mültecilerin yüzde 39’unu ise 15 yaşın altında eğitim çağındaki çocuklar oluşturmaktadır. Elimizden gelen bütün imkanları onların kayıp kuşak olmaması için seferber ediyoruz. Devletimizin barınma merkezlerinde kalan çocukların yüzde 90’ı eğitim almakta. Bu merkezler dışındaki çocuklar için ise devlet okullarımızın kapısı açıktır. Burada elbette dil ve entegrasyon sorunları yaşanabiliyor. Bu noktada sivil toplum kuruluşlarının gayretleri devreye girmekte. Yine barınma merkezlerimizde Suriyeli kadınlar için mesleki kadınlar hizmet vermekte. Bugüne kadar 36 bin kadın kursiyer savaşın olumsuz etkilerini unutmaya çalıştı. Çocuklar ve gençler psikososyal destek ve beceri merkezlerinde yüklerini biraz olsun hafifletti. Türkiye bugüne kadar Suriyeli mülteciler için 10 milyar dolarlık bir harcama yaptı. Bu harcama tamamen öz kaynaklarımızdan oluşmakta. Dış yardım sadece 455 milyon dolarla sınırlı kaldı. Devletimizin yaptığı harcamalar dışında belediyeler, sivil toplum kuruluşları ve halkımız cömert katkılarda bulunmaktalar. Elinden başka bir şey gelmeyen kadınlarımız ağır kış şartlarından etkilenmesinler diye mülteci çocuklara bere ve atkılar örüyorlar” açıklamasını yaptı.

    “TÜRKİYE DÜNYANIN EN CÖMERT ÜLKESİ OLMUŞTUR”

    Emine Erdoğan, bu özverinin ülkeye bereket getireceğine inandığını belirterek, “Nitekim bu bereket sayesinde Türkiye dünyanın en cömert ülkesi olmuştur. Gayrı safi milli hasıla oranlarına göre Türkiye şu anda dünyada en yüksek miktarda insani yardım yapan ülkedir. Her geçen gün büyüyen ekonomisi ile bu insani tavrını her alanda sürdürecektir. Eminim ki her biriniz Türkiye’yi yakından takip eden dünya siyaseti içindeki yerini anlamaya çalışan çok güzel isimlersiniz. Sizlerin de bildiği üzere ülkemiz ne yazık ki özellikle son aylarda zor zamanlardan geçiyor. Buraya şehitlerimizin acısıyla geldik. Güzel ülkem PKK terörü başta olmak üzere çeşitli terör örgütlerinin hedefinde. Şundan emin olmanızı isterim ki ülkemizin toprak bütünlüğünü hedef alan bu saldırılar Türkiye halklarının tarihsel kardeşliğini asla parçalayamayacaktır. Kendi uğursuz niyetleri içinde inşallah boğulacaklardır. Ne yazık ki terör çirkin yüzünü her yerde gösteriyor. Geçtiğimiz hafta Avrupa’nın kalbine yönelik bir terör saldırısı oldu. Bu bize en az Türkiye’deki saldırılar kadar üzdü. Çünkü bizim için Madrid’de, Londra’da, Paris’te Brüksel’deki terör saldırısının İstanbul ve Ankara’dakinden hiçbir farkı yoktur. Kimden gelirse gelsin. Terörün kaynağı aynıdır. DAEŞ’e karşı mücadelesini hem devletimiz hem de milletimiz nezdinde sürdürmeye devam edecektir” dedi.

    “EN BÜYÜK DİLEĞİM SURİYE’DEN TOZ BULUTU İÇİNDE AYRILAN ÇOCUKLARIN YENİDEN ÜLKELERİNE DÖNEBİLMELERİDİR”

    “Bu küresel sorunlar içinde en büyük dileğim Suriye’den toz bulutu içinde ayrılan çocukların yeniden ülkelerine dönebilmeleridir” diyen Emine Erdoğan, şunları kaydetti:

    “Dünyanın bütün çocukları huzurlu bir evi, iyi bir hayatı, aydınlık geleceği hak ediyorlar. Onlara bu geleceği sağlamak uluslararası toplumun sorumluluğudur. Böyle kriz dönemlerinde insani değerlere kayıtsız kalanlar diğer zamanlarda da insan haklarına, kadın ve çocuk haklarına katkı sağlayamazlar. Vicdanlarımız, kurşunlarsan, tanklardan, füzelerden daha etkili olmadıkça tüm gelişmişlik ve medeniyet iddiaları hükümsüzdür. Irkçılığın, ayrımcılığın bu derece cüretkar bir biçimde ifade edildiği bu dünyada iyilerin ve onurlu duruş sahiplerinin daha cesur olması gerekmekte. İnsanlığın onurunu ancak onların cesur çıkışları kurtarabilir. Mevlana’nın ifadesi ile aynı dili konuşanların değil aynı duyguyu paylaşanların iyi anlaşacağını düşünüyorum. Bu nedenle buradaki buluşmanın Suriyeli mülteciler adına da bir umut olacağına inanıyorum. Mülteciler meselesini belki de en iyi anlayacak ülkelerin başında ABD gelmekte. Zira ABD tarihi boyunca göçmenlere kucak açmış bir ülkedir. Başkan Obama’nın dediği gibi göçmenlik ABD’nin doğuş hikayesidir. Buradan hareketle Suriyeli mültecileri en insani şartlarda yaşatacak bir uluslararası seferberlik için buradan insanlığın vicdanına seslenelim. Zira kirli siyasetin kilitlerini açacak tek şey vicdandır. Bunun için ise sadece empati yapmak bile yeterlidir. Suriyeli bir kadının, çocuğun vatanından ayrılırken nelerden vazgeçmek zorunda kaldığını düşünelim yeter. Yanına alabildiklerini ise düşünmeye gerek yok. Emin olun bavullarında korku ve umutsuzluk dışında başka hiçbir şey yok.”

  • Gemi Geri Dönüşüm Sanayicileri 2015’ten Umduğunu Bulamadı

    Türkiye’nin tek gemi geri dönüşüm bölgesi olan İzmir’in Aliağa ilçesindeki gemi geri dönüşüm sanayicileri, 2015 yılında belirlediği bir milyon ton üretim hedefine ulaşamadı. Türkiye’de 7 Haziran seçimlerinden sonra yaşanan siyasi belirsizlik ve ekonomideki olumsuzlukların sektörü olumsuz yönde etkilediği belirtildi.

    Aliağa ilçesinde faaliyet gösteren gemi geri dönüşüm sanayicileri, 2015 yılına girerken üretim hedefini bir milyon ton olarak belirlemişti. Ancak sanayiciler, Türkiye’de 7 Haziran sonrasında yaşananlar ve 5 aylık siyasi süreç nedeniyle hedeflerine ulaşamadı. Çin’in kütük demir fiyatlarını düşürmesi de, sanayicilere darbe vurdu.

    Gemi Geri Dönüşüm Sanayicileri Derneği (GEMİSANDER) Yönetim Kurulu Başkanı Adem Şimşek, 2015 yılını değerlendirerek 2016 hedeflerini açıkladı. Türk gemi geri dönüşüm sektörünün 2015’te hedeflediği üretimi 2016’ya ertelemek zorunda kaldığını ifade eden Şimşek, 22 firmanın Aliağa ilçesinde hizmet verdiğini söyledi.

    112 adet gemiden 602 bin ton hurda çeliğin Türk ekonomisine kazandırıldığını açıklayan Başkan Adem Şimşek, “602 bin ton hurda çelik üretimi, sektörümüz adına kötü bir sonuç değil. Hatta geçmiş bazı yıllarda elde ettiğimiz üretim verilerini egale etmiş bulunuyoruz. Ancak kendimizi başarılı olarak addedemeyiz. Zira 2015’te ülkemizin ve sektörümüzün yaşadığı talihsizlikler nedeniyle maalesef yerimizde saydık” dedi.

    Türkiye’de son dönemde ağırlıklı olarak petrol arama sondaj platformlarının geri dönüşüme kazandırıldığını belirten Başkan Şimşek, “Dünyada petrol fiyatlarının son 11 yılın en düşük seviyesine inmesi nedeniyle; petrol arama firmaları da küçülmeyi tercih etti. Avrupa ve Akdeniz bölgesindeki büyük petrol firmalarına hizmet veren arama şirketleri, ellerinde bulunan platformları ekonomik ömürlerini tamamlamamasına rağmen hurdaya ayırma kararı aldı. Bizler de her birinin ağırlığı 10 bin ila 15 bin ton arasında değişen 12 adet platformu geri dönüşüme kazandırdık” şeklinde konuştu.

    “NEYSE Kİ KABUS KISA SÜRDÜ”

    7 Haziran seçimlerinden sonra ülkenin hükümetsiz kaldığını ve kurda ciddi değişimler yaşandığını hatırlatan Şimşek, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Ülkemizin son 10 yılda yakaladığı ekonomik istikrar ile birlikte sektörümüzde sürekli artarak yükseliş gösterdi. Ancak 7 Haziran ile 1 Kasım arasında yaşanan süreç domino etkisi yaparak tüm iş dünyasında olduğu gibi bizi de olumsuz etkiledi. Bu süreçte bazı firmalarımız üretimini rölantiye aldı. Neyse ki kabus kısa sürdü. Türkiye 1 Kasım’da ’nerde kalmıştık?’ diyerek yoluna kaldığı yerden devam etmeye başladı ve bizler de diğer birçok sektör gibi rahat bir nefes almış olduk. Türkiye’nin yeniden güçlü bir hükümete kavuşması, istikrar ortamının devam etmesi ve Cumhuriyet tarihinin en başarılı bakanı olan Binali Yıldırım’ın tekrar Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı görevine getirilmesi hem yüzümüzü güldürdü, hem geleceğe daha umutla bakmamıza vesile oldu hem de öz güvenimizi artırdı.”