Etiket: “Bugünün

  • Bugünün küçük geleceğin büyük kaşifleri

    Bugünün küçük geleceğin büyük kaşifleri

    Erzurum Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü Aziziye Gençlik Merkezi’nde Tasarım Atölyesi’nde eğitim gören minik mucitler kabaktan araba ve uçak tasarımları yaptı.

    Erzurum Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nün insan odakları hizmet ve projeleri devam ediyor.

    Gençlik ve Spor Bakarlığı’nın Deneyap Projesi kapsamında oluşturduğu Tasarım Atölyelerinde bugünün minik geleceğin büyük mucitlerine teknoloji ve tasarım eğitimi veriliyor.

    Erzurum GSİM Aziziye Gençlik Merkezi bu kez minik çocuklar eğlenceli bir çalışmanın içine girerken, bir yandan da önemli bir geleneği yaşatmanın sevincini yaşadılar.

    Gençlik ve Spor İl Müdürlüğüne bağlı Aziziye Gençlik Merkezi gençlerin kişisel gelişimlerini artırmaya yönelik çalışmalarına devam ediyor. Gençlik Liderleri Yavuz Selim Turgut ile Yaser Taşkesenlioğlu bu defa gönüllü gençlerle tarladan topladıkları kabaklarla hayal dünyalarında ki araba ve uçak modellerini yaparak güzel bir çalışmaya imza attılar.

    Eski Bir Geleneği Gümüze Taşıdılar

    Günümüzde son teknoloji ile üretilen oyuncak dünyasında minik çocuklar gençlik liderleri nezaretinde önemli bir geleneği de günümüze taşıma şansı buldular.

    Gençlik Lideri Yavuz Selim Turgut Erzurum’da eski bir gelenek olan kabaktan oyuncak yapma geleneğini günümüze taşıyarak hem nostaljik bir hava oluşturduklarını hem de minik çocuklara eğlenceli anlar yaşattıklarını söyledi.

    Turgut, özellikle köylerde yapılan bu geleneği çocuklarla birlikte yapmanın mutluluğuna değinerek onlara hayallerini el yetenekleriyle birleştirdiklerini belirtti.

    Turgut, kabak üzerinde değişik modelli araba ve uçaklar yapmalarını geleceğe dair bir merak uyandıracağını, gelecek yılların tasarımcıları ile mühendislerinin belki de bu gençler arasında çıkacağını ifade etti.

    Gençler Çok Mutlu Oldu

    Tasarım atölyesinde hayallerini kabak üzerinde farklı şekillerle çizen gençler yapmış oldukları küçük tekerlekler ve uçak kanatlarına Ay-Yıldızlı bayrağımızı yaparak çok güzel görüntülerin oluşmasına sebep oldular.

    Aziziye Gençlik Merkezi Müdürü Murteza Cengiz Pandemi sürecinde gerekli önlemleri aldıkları için gençlerin merkezimiz çalışmalarına severek ve güvenli bir şekilde geldiklerini belirterek gönüllülük çalışmalarının farklı alanlarda devam edeceğini vurguladı.

    Çalışmalar Son Sürat Devam Edecek

    Gençlik Hizmetleri Müdürü Muammer Aydın ise gençlerin hayal dünyalarını geliştirerek merak uyandıran ve belki de ileride meslek seçimlerini belirlemeleri için ön çalışma olan bu uygulamanın minik yüreklere yön vereceğini belirtti.

    Gençlik Merkezleri olarak faaliyetlerinin ileriki dönemde devam edeceğinin altını çizen Aydın, gençlik merkezlerinin gençlerin çok yönlü gelişimleri için devletin sıcak ve güvenli bir yeri olması sebebiyle aileleri ve gençleri gençlik merkezlerine davet etti.

    Taşkesenligil: Önlem Alarak Hizmete Devam Ediyoruz

    Erzurum Gençlik ve Spor İl Müdürü Fuat Taşkesenligil, insan odakları proje ve faaliyetlere devam ettiklerini, Bakanlığın projelerini en iyi şekilde yürüten kurumlardan biri olduklarını belirterek, gençlik liderleri ile minik mucitleri yaptıkları güzel çalışmadan ötürü kutladı.

    Taşkesenligil, normalleşme süreciyle birlikte faaliyetlerinin maske ,mesafe ve hijyen kurallarına uygun olarak faaliyetlere devam ettiklerini belirterek Aziziye Gençlik Merkezi Liderleri ile gençlik liderleriyle gönüllüleri yapmış oldukları bu güzel çalışmadan ötürü tebrik etti.

  • MHP’li Mustafa Kalaycı: “Cumhur İttifakı bugünün Kuvâ-yi Milliyesi”

    MHP’li Mustafa Kalaycı: “Cumhur İttifakı bugünün Kuvâ-yi Milliyesi”

    Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Kalaycı, Cumhur İttifakı’nın bugünün Kuvâ-yi Milliyesi olduğunu söyleyerek, Meral Akşener’e, “Nereye gidersen git ama bölücülerin yanında durma” çağrısında bulundu.

    MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı, partisinin Meram ilçe teşkilatının 13. olağan genel kurul toplantısına katıldı. Burada konuşan Kalaycı, MHP’nin Türk siyasetinde yer aldığı günden bu yana önce ülkem ve milletim düsturu ile Türkiye’nin tarihi misyonuna ve milli varlığına hep sahip çıktığını, milletin bekası, huzuru ve güvenliği için hep ön saflarda mücadele ettiğini kaydetti.

    Türkiye’nin cumhuriyet tarihinin çok zorlu bir döneminden geçtiğini, son yıllarda yaşanmayan olay kalmadığını ifade eden Kalaycı, “Allah’a şükürler olsun, Türkiye’nin egemenliğine, milli güvenliğine karşı yapılan tüm saldırılara anında cevap verilmiş ve her biri de bertaraf edilmiştir. Ekonomi üzerine Türkiye’ye saldırılar ardı arkası kesilmiyor ve her defasında gereken cevap veriliyor. Bugünler de yine dolar üzerinden saldırı var ama hiç önemli değil gereken cevap veriliyor. Bunlar eninde sonunda Türk milletinin, Türkiye Cumhuriyeti devletinin gücünü görecekler ve Türkiye bu badireli dönemi atlatacaktır” dedi.

    “Cumhur İttifakı bugünün Kuvâ-yi Milliyesi”

    MHP Genel Başkan Yardımcısı Kalaycı, yaşanılan süreçte Cumhur İttifakı’nın öneminin arttığını ve bu ittifakın siyasi bir kaygı ve gaye amacıyla kurulmadığını dile getirdi. Cumhur İttifakı’nın bugünün Kuvâ-yi Milliyesi olduğunu anlatan Kalaycı, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Meral Akşener’e yönelik çağrısını yineleyerek, “Nereye gidersen git de bölücülerin yanında durma” diye konuştu.

    Kalaycı şunları söyledi:

    “Bu ittifak bu zor dönemde ateşten gömleği seve seve giymiştir. Bu süreçte Cumhur İttifakı’nın sağladığı başarıları görüyoruz. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin devlet yönetiminde sağladığı katkı, karar verme mekanizmalarında etkin ve hızlı karar alabilme imkanı bu başarılarda pay sahibi. Geçtiğimiz günlerde genel başkanımız samimiyetle bir çağrı yaptı. İlginç bir cevap verildi; güçlendirilmiş parlamenter sistem gelmeliymiş. O zaman destek verirlermiş. Bakıyoruz CHP, HDP, Davutoğlu, Babacan’da aynı şeyleri söylüyor. Akıl hocaları bir her halde. Hepsi aynı şeyi söylüyor; güçlendirilmiş demokratik parlamenter sistem. İçini anlatıyorlar bir muhtevası yok sadece sözde. Türkiye 2018 yılına kadar parlamenter sistemle yönetildi. Siyasal istikrarsızlıkları biliyoruz, o nedenle Türkiye’nin onlarca yıl geri kaldığı badireleri yaşadık. Sıkıntıların giderilmesi için Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçilmiştir ve milletin tercihi bu yönde olmuştur. Bizim HDP ile bir bağımız, temasımız yok diyor. Milletimiz kimin kiminle ittifak olduğunu çok iyi biliyor. Dediğiniz gibi olsa bile, CHP’nin HDP’den ne farkı var, daha beteri. Bugünkü CHP yönetiminin neler yaptığını, hangi konularda ne açıklamalar yaptığını görmüyor musunuz? Bir Anayasa hukukçuları var, diğer partilerle bir çalışma yaptılar. Nedir, hedef Türklüğü anayasadan çıkarmak. Siz bunlarla nasıl ortak oluyorsunuz o zaman? Geçtiğimiz günlerde yine Kılıçdaroğlu kongrede açıkladı bir beyanname orada da var bu konular. Kürt sorunu diyorlar, Kürdün Türk ile bir sorunu yok biz kardeşiz, terör sorunu var Türkiye’de. Allah’a şükürler olsun teröründe sonu geliyor. Her gün izliyorsunuz kırmızı, gri, siyah, alayı birden inlerinde imha ediliyor. Tüm tepe yöneticilerine kadar sirayet etti, yakında hepsinin sonu getirilecek. Kayyum atanan belediyelerin başkanları teröre kaynak aktardığı için görevden alınıyor. CHP, yerel seçimlere kadar beklenmeli diyor. Gözünün önünde PKK’ya bu milletin kaynaklarını aktaracak ondan sonra seçime kadar bekleyeyim denilecek. Böyle bir şey olabilir mi? İşte ortağınız CHP bu. CHP’nin Ayasofya açıklamalarını tüm milletimiz duydu, olayı çok basite indirgediler. Müze olarak kalmasına hatta Sultanahmet Camii’nin bile müze olarak kalmasını istediler. Sen şimdi gidiyorsun Ayasofya’da, Tahiyyetü’l-mescid namazı, şükür namazı kılıyorsun mutlu oluyorsun. 86 yıllık hasret bitti, bu Cumhur İttifakı’nın başarısı, Cumhurbaşkanımızın başarısı. Bu sadece ibadete açılma değil, tüm dünyaya Türkiye’nin egemenliğinin anlatılmasıdır. Genel başkanımızda ona istinaden ‘Evine dön’ dedi ama evini farklı yorumladılar. Nereye gidersen git de bu bölücülerin yanında durma. Bunu söylüyor genel başkanımız. İster evine git ister köyüne git. Ama senin karşındaki senin destek verdiğin ittifakın faaliyetleri ortada.”

  • Kaan Terzioğlu: ’’Yapay zeka ve dijitalleşme yarının konusu değil, bugünün konusu’’

    Turkcell Genel Müdürü Kaan Terzioğlu, “Yapay zeka ve dijitalleşme yarının konusu değil, bugünün konusu. Bugün, şimdi; kişi olarak, ülke olarak yapay zekayı kullanmıyorsanız. IoT (Nesnelerin İnterneti) teknolojileriyle alakalı bir yatırım planınız yoksa, sanal gerçekliği ve güçlendirilmiş gerçekliği sağlıkta ve eğitimde hala hazırda kullanmıyorsanız rekabet gücünüz elinizden gidiyor’’ dedi.

    Turkcell tarafından düzenlenen Teknoloji Zirvesi, Haliç Kongre Merkezi’nde kapılarını açtı. Zirvede gelecek yerine teknolojinin şu anı, bugünü ele alınıyor. Zirve gün boyunca 30’dan fazla oturuma ev sahipliği yapılacağı kaydedilirken, katılımcılar yerli ve yabancı 100’e yakın fikir önderini dinleme fırsatına sahip olacak. Ana temasının ’İnsan için teknoloji’ ve ’Türkiye yapar’ olduğu zirvede ayrıca yapay zeka, Endüstri 4.0, nesnelerin interneti, büyük veri, akıllı teknolojiler, girişimcilik, siber güvenlik, bulut teknolojileri, gelişen ve millileşen savunma sanayi gibi konular; uzman konuşmacı ve bilim adamları tarafından ele alınacak.

    Zirve hakkında bilgi veren Turkcell Genel Müdürü Kaan Terzioğlu, ’’Zirvenin 9’uncusunu yapıyoruz. 2 gün sürecek. 10 bine yakın ziyaretçi bekliyoruz. Bu zirvenin en güzel ve en güçlü yanlarında bir tanesi; kamudaki en önemli karar vericileri, özel sektördeki en önemli yatırımcıları, teknolojinin tüketicilerini ve dünyadaki uzmanları buluşturan, deneyimlerini anlatmalarını ve paylaşmalarını sağlayan ve bugün ne yapabilirizi sorgulayan, şimdi neyimiz var ve neyimiz olmalıyı sorgulayan platform olması. Katılımdan dolayı çok memnunum’’ dedi.

    ’’Türkiye’nin datasını Türkiye’de tutmamız ve işlememiz lazım’’

    Yapay zeka ve dijitalleşme yarının konusu değil, bugünün konusu olduğunun altını çizen Terzioğlu, ’’Bugün, şimdi; kişi olarak, ülke olarak yapay zekayı kullanmıyorsanız. IoT (Nesnelerin İnterneti) teknolojileriyle alakalı bir yatırım planınız yoksa, sanal gerçekliği ve güçlendirilmiş gerçekliği sağlıkta ve eğitimde hala hazırda kullanmıyorsanız rekabet gücünüz elinizden gidiyor. Türkiye’nin datasını Türkiye’de tutmamız, işlememiz, dijital servisler haline döndürmemiz, onun suni zekasından güçlendirilmiş gerçekliğe kadar bir şekilde muhakkak ekonomiye kazandırmamız lazım’’ şeklinde konuştu.

    ’’Çocukların erken yaşta, onların yaşına uygun olmayan içeriklerle karşılaşmaları önemli risk’’

    Dijital Zeka ismiyle bir program başlattıklarının haberini veren Terzioğlu, ’’Çocuklarımızın dijital ortamda ve internette kontrolsüz olarak buluşmaları, erken yaşta, onların yaşına uygun olmayan içeriklerle karşılaşmaları önemli risk. İnternet müthiş bir fayda kaynağı da olabilir. Ama kontrolsüz şekilde ve doğru eğitim olmadan çocuklarınıza ulaşırsa zarar da verebilir. Milli Eğitim Bakanlığı ve DQ Institute beraber yeni bir çalışma başlatıyoruz. Türkiye’nin Dijital Eğitim Platformu ile çocukların internetle doğru buluşmalarını sağlamaya çalışacağız. Eğer bunu yapmazsak maalesef çocuklarımız, kendilerine verdikleri zararın geri döndürülemez olduğunun farkında olmayabilirler. Başkalarına verdikleri zararın geri döndürülemez olduğunun farkında olmayabilirler. İlave canları varmış zannederler. Bunları erken yaşta öğretmemiz lazım. Şansa bırakmamız lazım. Şimdi buna başlama zamanı” diye konuştu.

    “Veriye daya pazarlama planı ön plan çıkıyor”

    Teknolojini değiştirmediği sektörün olmadığını ve buna hazırlıklı olunması gerektiğini dile getiren Turkcell Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı İsmail Bütün, ’’Her sektör kendi tarafında baktığı zaman nerelerde verimlilik sağlayabilir? Yarına baktığımız zaman bugün, şimdi ne yapmamız gerektiğini konuşmamız lazım ve aksiyona geçmemiz lazım. Olay sadece gelecekle ilgili değil. Gelecek çoktan geldi. Bu konular çok uzun zamandan beri konuşuyor. Kendi sektörlerimizde en iyi fikir önderleriyle birlikte görüş alışverişinde bulunup hazırlıklı olmak lazım. Pazarlama da bunlardan bir tanesi. Çok farklı fonksiyonlar, farklı etkileşim içerisinde. Veriye daya pazarlama planı ön plan çıkıyor. Bireysel mikrosegmentler ön plana çıkıyor. Müşterilerin bilgilerine de saygı duyarak, onları kesinlikle rahatsız etmeyerek ve onlara katma değer servisleri üretmemiz gerekiyor. Türkiye yapar diyoruz. İnsan için teknoloji diyoruz’’ şeklinde konuştu.

    Turkcell Satıştan Sorumlu Gene Müdür Yardımcısı Murat Erkan ise şöyle konuştu: ’’Yapay zekayı kullanabilmek için çok zor veri madenciliğine ihtiyaç vardır. Burada bizim işlediğimiz önemli bir şey var ki; Türkiye’nin verisi Türkiye’de kalmalı. Bu nedenle madencilik gelişsin. Yoksa yurtdışındaki unsurlara kendi bilgilerimize işletirsek o zaman bunda hiçbir fayda sağlayamayız. Veri, dünyanın en değerli unsudur ve bunu korumamız lazım. Bunu korurken de güvenliğini de sağlamamız lazım. Siber suçlar artık zirve yapmış durumda. Zaman zaman yurtdışında görüyoruz; neredeyse başkanlı seçimine etkiler hale gelmiş durumda. Bizim, burada ortaya değerimizi ülke içinde tutmamız ve ülkenin veri merkezinde verileri tutmamız gerekiyor. Artık 5G hayatımıza giriyor. 2019’da geniş anlamda dünyada uygulanmaya başlanacak. Biz de bunu ilk uygulayan operatörlerden olacağız. 5G müthiş bir fayda sağlayacak. O kadar çok nesne internete bağlanacak ki onlardan o kadar çok veri gelecek ki; bizim bu verileri çok iyi işlememiz gerekiyor. Yapay zeka, sanal gerçeklik ve attırılmış gerçeklik. Bunların hepsi çok ince konular. Bunların üstüne imkan sağlayan bir teknoloji. Fiber teknolojiler 5G’nin yeteri derecede olması için önemli. Fiber yatırımları arttırmak da önemli’’.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: “F 16’larla benim vatandaşıma bomba yağdıranlar, işte bugünün ‘hayır’cılarıydı”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 15 Temmuz şehitlerini hatırlatarak, “Bu toprak uğruna ölenleri 15 Temmuz gecesi gördük. Onlar ‘evet’çiydi, ‘hayır’cı değildi. Çünkü onlar o ‘hayır’ diyenlerin karşısına dikildiler. F 16’larla benim vatandaşıma bomba yağdıranlar, işte bugünün ‘hayır’cılarıydı” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) tarafından düzenlenen “Kadın ve Demokrasi Buluşması”na katıldı.

    Abdi İpekçi Spor Salonu’nda “Evet! Kadın varsa demokrasi var” sloganı altında gerçekleşen buluşmaya eşi Emine Erdoğan ile birlikte gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan, kadınları selamladı. Eşi ile birlikte salonu dolduran kadınlara çiçekler veren Erdoğan, ardından salondaki yerine geçti.

    “Kadınlarımızın ahlaklarını korumak için dışarıdan model almaya ihtiyacımız yok”

    Programda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan kadın hakları konusunda Türkiye’yi eleştirenlere yanıt vererek, “Dün kadını insan yerine koymayanlar, bugün kadınları farklı bir yere konumlandırmaya çalışıyor. Dün kadını alınıp satılan bir eşya gibi görenler, bugün de kadın bedenini ve emeğini metalaştırarak bir anlamda modern kölecilik yapıyorlar. Bizim kadınlarımızın ahlaklarını korumak için dışarıdan model almaya, tercüme yapmaya, kopya çekmeye ihtiyacımız yoktur. Medeniyetimizde kadın haklarını istediğimiz istikamette geliştirmeye yönelik her türlü örnek mevcuttur” diye konuştu.

    “Erkek bir kadına şiddet uyguluyorsa hiç kimse bunun faturasını dinimize, kültürümüze çıkartamaz”

    Konuşmasında kadına yönelik şiddete de değinen Erdoğan, “Kadına şiddet elbette bir insanlık suçudur. Kimse aksini söyleyemez. Buna tevessül eden olursa karşısında önce bizi bulur. Öte yandan insan hakları zaviyesinden baktığımızda kadın meselesinde bizim tarihimizde olumlu manada çok daha fazla uygulama vardır. Ama bunları asla konuşmazlar. Çünkü dertleri kadınların sıkıntılarının çözümüne katkı sağlamak değil, bu konu üzerinden milletimizin değerlerine tarihine saldırmaktır. Halbuki bizim değerler dünyamızda iyi ya da kötü olan kadın veya erken değil, insandır. İnsan doğru ve yanlıştan birini kendi iradesiyle seçme özgürlüğüne sahip olarak yaratılmıştır. Bu davranışları yönlendiren de içinde yaşadığımız iklimdir. Bizim inancımıza göre insan yaratılmışların en şereflisidir. Aksi bir davranış içindeyken bunun sebebi değerlerimiz değil, kendi kişisel zaaflarımızdır. Ülkemizde şayet bir erkek bir kadına şiddet uyguluyorsa hiç kimse bunun faturasını dinimize, kültürümüze, medeniyetimize çıkartamaz. Çünkü inancımızda ve Anadolu irfanında kadın gerçekten çok müstesna bir yere sahiptir. Erkekle eşittir demiyorum, çok daha ötesidir. Vatanı bile ‘babavatan’ değil ‘anavatan’ diye ifade eden bir gelenekten başka türlü davranış beklenebilir mi? Milli kültürümüzde kadın toplumsal hayatın her yerinde söz sahibidir. Dinimiz cenneti babaların ayakları altına koymadı. Rabbimiz cenneti annelerin ayakları altına koydu” şeklinde konuştu.

    “3-5 psikopatın yanlışı ne bizi, ne inancımızı, ne geleneğimizi temsil eder”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan kadına yönelik şiddetle İslam dininin de bağdaştırılamayacağını vurgulayarak, “3-5 psikopatın yanlışı ne bizi, ne inancımızı, ne geleneğimizi temsil eder. Bu tür yanlışlara yönelenlere hak ettikleri cezayı vermek devletin, onların üzerinde toplumsal baskı kurmak da milletin işidir. Bugün kadına en fazla şiddetin uygulandığı yerlerin başında güya bu meselede en çok hassasiyet gösterenlerin yaşadığı büyük şehirler geliyor. Hatta batı ülkelerinde bu tür olayların diğerlerinden fazla yaşandığı ifade ediliyor. Mesele zihniyet meselesidir. Zihniyet bozuksa siz ne kadar yaptırım getirirseniz getirin facialar yaşanacaktır. Ülkemizde kadınlarla ilgili sorunların bu çerçevede tartışılması, konuşulması en doğru yöntemdir” ifadelerini kullandı.

    “Bu cumhurbaşkanı onlar gibi seçilmedi ki onlar gibi davransın”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin bugünlere sistemden kaynaklanan sıkıntılara rağmen geldiğinin altını çizerek şunları söyledi:

    “Türkiye darbe dönemlerinde kurulmuş, tahkim edilmiş sistemle gidebileceği yere ulaşmıştır. Ülkemizde çok partili hayata geçildikten sonraki kriz dönemlerine baktığımızda hepsinin gerisinde yürütme, yasama ve yargı organları arasındaki güç kavgalarının bulunduğunu görüyoruz. 1960’da bu sorunu yaşadık, 1971’de yaşadık, 1980’de yaşadık, 1997’de yaşadık, 2001’de de yaşadık. Hatta bizzat kendim bu sıkıntıyı yaşadık. Yargı ve bürokratik vesayet aracılığı ile meclisin cumhurbaşkanı seçme hakkı engellenmeye çalışıldı. Cumhurbaşkanını doğrudan halkın seçmesi ile ilgili anayasa değişikliği işte bu krizi aşmak için geliştirilmiş bir formüldür. 2014 yılında Cumhurbaşkanlığı görevine geldim. Ortalığı ayağa kaldırdılar. Neymiş bu cumhurbaşkanı eski cumhurbaşkanları gibi davranmıyormuş. İyi de bu cumhurbaşkanı onlar gibi seçilmedi ki onlar gibi davransın. Onlar meclisin dengeleri içinden çıkıp geliyorlardı, biz milletimizin bağrından çıkıp geldik. Aramızdaki fark buydu. Bunlar yıllarca açık oy, gizli tasnif ile ülkeyi yönetenler gizli oya açık tasnif ile miller iradesine sahip çıkınca bir daha bellerini doğrultamadılar. Buna rağmen sistemin içine yerleştirdikleri çeşitli mekanizmalar aracılığı ile gizli iktidarlarını uzun süre devam ettirdiler. Menderes’i ve iki arkadaşını bunlar ipe götürmediler mi. Onlar bunlar değil mi. Aynı zihniyet.”

    “Kandil ‘oyumuz hayır’ diyor”

    Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Şimdi Kandil’den haber var. Ne diyor Kandil ‘oyumuz hayır.’ ‘Oyumuz hayır’ diyen Kandil’le birlikte hareket edenler var mı. Bunlar 13 yaşındaki çocukları, gençleri Kandil’e götürüyorlardı, orada eğitiyorlardı. Bunlara nasıl el yapımı bomba imal edilir onu öğretiyorlar. Ellerine silahları veriyorlar, ondan sonra bunları ülkenin her yerinde bazıları canlı bomba, bazıları el yapımı bomba patlatmak suretiyle terör estiriyor. Şimdi bu terörist başları ne diyor ‘oyumuz hayır’ diyor. Eğer 16 Nisan’da ‘hayır’ oyu vermek suretiyle Kandil ile beraber o değirmene su taşıyacaksak ülkemizin halinin ne olacağını düşünün. ‘Evet’ dersek ne olacak. Biz 18 yaşındaki gençlerimizi parlamentoya taşımak suretiyle ülkenin kaderinde söz sahibi yapacağız. Biz ‘evet’ demek suretiyle ülkemizin geleceğine yönelik şu adımı da atacağız. Bu ülkenin kadınları da 18 yaşında parlamentoda yer alma şansı yakalayacak. Biz gencimize güveniyoruz.”

    “F 16’larla benim vatandaşıma bomba yağdıranlar, işte bugünün ‘hayır’cılarıydı”

    15 Temmuz şehitlerini de hatırlatan Erdoğan, şöyle konuştu:

    “Bu toprak uğruna ölenleri 15 Temmuz gecesi gördük. Onlar ‘evet’çiydi, ‘hayır’cı değildi. Çünkü onlar o ‘hayır’ diyenlerin karşısına dikildiler. F 16’larla benim vatandaşıma bomba yağdıranlar, işte bugünün ‘hayır’cılarıydı. Bunu belki eleştirenler olacak ama ben gerçekleri söylemekle mükellefim. Biz bir olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız ve böyle yürüyeceğiz. 249 şehit verdik.”

  • Bugünün Gençleri, Yarının İş İnsanları

    İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi, kariyer planlaması ile ilgili bir konferans düzenledi.

    Kariyer planlaması geleceğimizin tamamını kapsayan önemli bir süreçtir. Bunun bilinci ile hareket eden İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi, öğrencilerinin geleceğini aydınlatmak amaçlı bir konferans düzenledi.

    İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi’nde her ay düzenli olarak gerçekleşen kariyer planlaması etkinliklerinin konuğu Renault Mais CEO’su İbrahim Aybar oldu. Öğrenciler iş hayatına atılmadan neler yapmaları gerektiğini otomotiv sektörünün devleri arasında olan Renault Mais CEO İbrahim Aybar’dan dinledi.

    “TÜRKİYE GERİDE KALMIŞ BİR ÜLKE DEĞİL”

    Türkiye’nin geride kalmış bir ülke olmadığının altını çizen İbrahim Aybar; “Türkiye dünya ile bütünleşmiş bir ülke. Dolayısıyla biz hiçbir zaman geride değiliz. Özellikle insan kaynaklarımız son derece esnek düşünebilen, yetenekli ve şartlara çabuk adapte olabilen bir yapıda. Bu da içinde bulunduğumuz konjektörün bize verdiği bir fırsattır. Ne zamanımızı boşa geçirelim ne de fırsatları kaçıralım. Bu konuda kararlı olmalı, önümüze bakmalı ve en iyi olmaya çalışmalıyız” ifadelerini kullandı.

    “KENDİMİZİN İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİCİSİ OLALIM”

    İş hayatına atılacak öğrencilere önemli mesajlar da veren Aybar; “Her sektörde aynı paralellikle gelişmeler var. Rekabet çok yoğun. İnsanlar iyi pozisyonlarda iş bulmak için daha fazla mücadele etmek ve daha donanımlı olmak zorundalar. Her şeyden önce bir işi istemek, o işe uygun bir pozisyonda olmak ve o işin istediği nitelikte insanlar haline gelmek son derece önemli. Bir işi istemek ve onu sevmenin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Kendini adamak, herkesten farklı olmak ve bunların sonucunda uzman olmanın sırrı bu. Kendisini geliştiren, günlük gelişmeler içerisinde daime kendisine önlerde yer bulmaya çalışan, araştıran, sorgulayan nitelikteki insanlar her zaman istediği iş ortamında çok başarılı olacaktır ve farklı çözümler üretecektir. Fark yaratmak ise günümüzde her zaman önde olmak demektir. Buradan çıkarmamız gereken mesaj, kendimizi iyi tanıyalım. Biz nasıl bir insan yapısıyız? Hangi karaktere sahibiz? Bunun içerisinde bizim bulunmak istediğimiz ve orada başarılı olabileceğimiz iş kolları nelerdir? Bunları kendimizce iyi analiz edelim. Yani kendimizin insan kaynakları yöneticisi olalım. Daha sonra da karar verdiğimiz noktaya doğru geriye bakmadan emin adımlarla ilerleyelim. Daima en önde ve en farklı olmaya bakalım. Rekabette öne geçmenin tek yolu bu. Bütün gençlere bunu tavsiye ediyorum” diye konuştu.

    SÜRÜCÜSÜZ OTOMOTİV TEKNOLOJİSİ

    Otomobil sektörünün geleceğinde bizi nelerin beklediğini açıklayan Aybar; “Otomotiv sektörü dünyada son derece ilgi çeken ve lokomotif sektörlerin içinde. Sürekli gelişmelerin olduğu, rekabetin çok yoğun devam ettiği bir sektör. Otomotiv sektörünün yakın ve uzak geleceğine baktığımızda artık tek bir şey görüyoruz; o da olmazsa olmaz dijitalleşme. Otomobillerimizin içerisinde her geçen gün çeşitli unsurlarla karşılaşmaktayız. Şuan öyle bir durumdayız ki, artık otomobiller birbirleriyle haberleşiyor. Yani otomobiller etraflarından soyut değil. Engelleri, hareket eden objeleri algılayan ve buna göre kendi içindeki bilgileri yenileyen bir teknoloji ile karşı karşıyayız. Bu şu anlama geliyor: Otomobillerin kendilerini kontrol ederek insan unsurunun etkisinin dışında hareket etmesi. Ve de tahmini olarak 4 yıl sonra beklenen sürücüsüz otomotiv teknolojisinin bulunduğu yeni bir otomotiv akımını görmeye başlayacağız. Bunu olumlu olarak görmemiz lazım. Çünkü trafik problemini ve trafik güvenliğini çözecek olan bir çözüm.

    İkincisi ise, otomobillerin bu şekilde olmasının insan hayatına çok büyük katkısı var. Çünkü günlük hayatımızın en az 2 saati trafikte kayıp zaman olarak geçiyor. Bu iki saati bize kazandıracak. Ekonomiye katkı yapmaya devam etmemizi ortaya koyacak bir teknolojiden bahsediyoruz. Gelecek tamamen kendini yönetebilen, insan elinden bağımsız otomotiv ürünlerinde olacak, bunun kaçışı yok. Hepimizin buna göre şimdiden önlem almamız lazım. Eğer otomotiv sektörüne gönül veriyorsak o doğrultuda kendimizi donatmamız ve geleceğe hazır olmamız lazım” dedi.