Etiket: Bozuklukları

  • Belediye Çalışanlarına Duruş Ve Oturuş Bozuklukları Semineri

    Özel Konya Hospital ve Selçuklu Belediyesi işbirliğiyle Duruş ve Oturuş Bozuklukları Semineri verildi.

    Selçuklu Belediyesi’nde gerçekleştirilen seminerde Yrd. Doç. Dr. Özlem Sert belediye çalışanlarına duruş ve oturuş bozuklukları hakkında bilgiler vererek sunum gerçekleştirildi. Seminer katılımcılara verilen ikramla son buldu.

  • Yeni Doğan Bebekteki Şekil Bozuklukları Panikletmesin

    Özel Hatem Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Hüner, yeni doğan bebekteki şekil bozukları nedeniyle anne ve babaların paniklememesi gerektiğini belirterek, bebeğin büyüme ve gelişimi hakkında önemli uyarılarda bulundu.

    Özel Hatem Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Hüner, bebeğin anne karnında durduğu şekil gereği elleri ve ayaklarında hatta kafa tasındaki kemiklerle şekil bozukluğu olabileceğini belirterek, ailelerin paniklememesini istedi. Morarma, şişlik ve kanama gibi bulguların da şekil bozukluklarına eşlik etmesi halinde vakit kaybetmeden doktora müracaat edilmesini isteyen Hüner, “Bebekler, ilk haftada anne karnında durduğu şekil gereği elleri ve ayakları kendine yakın durur. Elini ve ayağını çekip düzeltmek istediğinizde belirgin dirençle karşılaşırsınız. Anca bu durum ilerleyen haftalarda kendiliğinden düzelir. Normal doğan bebeklerde bebek, doğum kanalına girerken kafatası kemikleri hafifte olsa birbirlerinin üzerine gelebilir. Bu durum zamanla düzelmektedir. Kafa tasında morarma ve şişliklerin olması, göz kapakların da şişlikler veya gözde bazı küçük kanama alanlarının da ve buna eşlik eden ciddi bulgular olmadığı sürece önem teşkil etmez ve zamanla düzelir” dedi.

    Bebeklerin ilk aylarında nelere dikkat edilmesi konusunda da bilgi veren Dr. Erkan Hüner, bebeğin ilk ay değerlendirmesinde kilo izleminin ailelerin de üzerinde durduğu hususlardan olduğunu ifade etti. Bebeğin ilk günlerdeki kilo kaybı endişelendirmemesi gerektiğini ifade eden Dr. Hüner, “Bebeğin doğum tartısında vücudunda bulunan bir miktar fazla sıvı da bu tartıya dahildir. Birçok bebekte bu fazla sıvı farklı oranlarda olabilmekle birlikte yüzde 1-10, ilk 5 gün içinde vücuttan atılmaktadır. Bu nedenle bebeklerin bu dönemde kilo kayıpları olabilir. Takip eden günler de ise düzgün beslenen ve kilo alan bebek takiben 7-10 günlükken doğduğu kiloya ulaşır. Bu dönemde beraber bebekler, 3-6 haftalar arası da hızlı kilo alırlar. Bu günde 25-30 gram alması demektir. Boyu da ayda 3-4 santim uzar” diye konuştu.

    ERKEK BEBEKLER DAHA HIZLI BÜYÜR

    Erkek bebeklerin kız bebeklere göre daha hızlı büyüdüğünü ifade eden Hüner, “İlk ayda genelde erkekler kızlara göre hem daha fazla uzar (1 santimetre), hem de bir miktar daha fazla kilo (250-300 gram) alabilir. Baş çevresi ölçümü ve takibi beyin gelişimini yansıttığı için önemlidir. İlk ay, baş çevresinin en hızlı büyüdüğü dönemdir. Bu dönemde baş çevresi yaklaşık 2,5 santimetre büyür. Erkek bebeklerin baş çevresi kızlara göre bir miktar daha büyüktür” ifadelerine yer verdi.

    SİVİLCELER NORMAL

    Hüner, yeni doğan bebeklerin vücutlarında sivilcelerin de olabileceğini belirterek, bunun ise anneden geçen hormonlarla ilgili olabileceğini ifade etti. Bebeklerin el ve ayaklarının vücudunun diğer bölümlerine göre mor ve soğuk olmasının da hassas damarlı olmasına işaret ettiğini belirten Hüner, “Yeni doğan bebeklerde sivilce (akne) görülebilir. Bu anneden geçen hormonlarla ilgilidir ve 3-4 hafta içerisinde düzelir. Bebeklerin elleri ve ayakları vücutlarının kalan kısımlarına göre daha mor ve soğuk olabilir. Bu bebeklerin hassas damarlı olması ile ilişkilidir. Bu durum el ve ayakların hareket ettirilmesiyle düzelir” diye konuştu.

    BEBEKLER TERLEMEZ TİTREMEZ

    Hüner, yeni doğan bebeklerin ısı değişimine çok hassas olmasına rağmen terleme ve titreme gibi tepkiler göstermediğini vurguladı. Bu nedenle ısı değişimlerine karşı bebeklerin çok dikkat edilmesi gerektiğini anlatan Hüner, “Yeni doğan bebeklerde erişkinlerde olduğu gibi vücut ısısı arttığında terleme düştüğünde ise titreme olmaz. Bununla beraber bebekler ısı değişimlerine de hassastırlar. Bu nedenle bebeğin kıyafetlerini değiştirirken çok dikkat etmeli ve hava sıcaklığına göre giysi özellikleri dikkate alınmalıdır” ifadelerini kullandı.

    BEBEĞİN GÖBEĞİ

    Bebeğin göbeğinin ise 2 ya da 3 hafta içerisinde düştüğünü hatırlatan Hüner, aksi durumlarda hekime başvurulması gerektiğini söyledi. Olası enfeksiyonlara karşı da dikkatli olunmasını isteyen Hüner, “Bebeğin göbeği doğumda bağlandıktan sonra kurumaya başlar. Bu dönemde göbek kordonundaki damarlar kurur ve siyahlaşır. Göbek 2 veya 3 haftalıkken düşer. Göbek çevresinde oluşan belirgin kızarık veya kötü koku varlığı olası enfeksiyonu işaret eder. Bu durum mutlaka hekime bildirilmelidir” dedi.

  • Sosyal Medya Bağımlılığı, Ergenlikte Ruhsal Bozuklukları Tetikliyor

    Bilgisayar başında her gün saatlerce zaman geçirerek sosyal yaşamdan uzaklaşan çocukların, özellikle ergenlik döneminde öfke patlamaları yaşadığı, bu dönemde ailelerin, çocuklarına yanında olduklarını hissettirmelerinin hayati önem taşıdığı bildirildi.

    Teknolojinin her geçen gün geliştiği, internet ortamında sosyal ağların birbiri ardına açıldığı günümüzde, çocuklar, özellikle okuldan arta kalan zamanlarını çoğunlukla bilgisayar, akıllı telefon veya oyun konsolları başında geçiriyor. Spor yapmak veya arkadaşlarıyla vakit geçirmek yerine, sosyal ağlarda sanal arkadaşlıklar kuran ergen çocuklar, bu ortamda kötü niyetli insanların, suç örgütlerinin ağına düşebiliyor, istismara uğrayabiliyor. Uzmanlar, çocuğun en sıkıntılı olduğu dönem olan ergenlikte, ailelerin, çocuklarına sahip çıkarken daha ılımlı yaklaşmalarını tavsiye ediyor.

    Başkent Üniversitesi Adana Araştırma ve Uygulama Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Uzman Dr. Meryem Özlem Kütük, anne ve babalardan, ergenlik döneminde çocuklarına asla baskı yapmamalarını istedi.

    Öfke nöbetleri ve sinirlilik hallerinde, ailelerin, olabildiğince çocuklarına yanında olduklarını hissettirmesi gerektiğini vurgulayan Kütük, “Eğer bu durumlarda onların üstüne gidersek, çok daha büyük öfke patlamaları olabiliyor. Ergenlik için bir hocam ‘pimi çekilmemiş bomba’ der ve bu benzetme benim çok hoşuma gidiyor. Aslında bu söz, olayı tam olarak tanımlıyor” dedi.

    SOSYAL MEDYA BAĞIMLILIĞI OBEZİTENİN YOLUNU AÇIYOR

    Son dönemde, ergenlikte öfke patlamaları, aileden kendini soyutlama gibi sorunların yanı sıra teknolojik gelişime bağlı olarak, sosyal medya bağımlılığının da görüldüğünü ifade eden Uzm. Dr. Meryem Özlem Kütük, şöyle devam etti:

    “Teknolojiye, sosyal medyaya çok ciddi bir bağımlılık var. Çocukları hareketsizleştiren bu bağımlılık, kilo almalarına da yol açıyor. Sosyal medya bağımlılığının ruhsal sıkıntılarıyla boğuşan çocuk, ayrıca obezitenin de ruhsal sıkıntılarını yaşamaya başlıyor. Obeziteyle birlikte kendine olan güveni sarsılan çocuk, odasından çıkmamaya, arkadaş gruplarına karışmamaya başlıyor. Eskiden aileler, ‘arkadaşlarıyla çok takılıyor’ diye şikayet ederken, şimdi ise ‘odadan çıkaramıyoruz’ diyorlar. Çocuklar, bilgisayar başında yemek yiyor, oradan arkadaş ediniyor.”

    ÖFKEYE ÖFKEYLE KARŞILIK VERMEYİN

    Ergenlik döneminde ailelerin, çocuklarının ellerini hiç bırakmaması gerektiğini belirten Kütük, “Bu dönemde anne ve baba, çocuğunun öfkesine sinirleniyor ve öfkeyle karşılık veriyor. Bu çok yanlış bir hareket. Onun yanında olduğumuzu hissettirmeli, ne sorununun olduğunu sormalı, ‘bizimle her şeyi paylaş, beraber üstesinden gelelim’ diyerek, çocuklarımıza destek olmalıyız” diye konuştu.

    SINAV DÖNEMLERİNDE ÇOCUKLARLA BİRLİKTE AİLELER DE YARDIM ALMALI

    Başkent Üniversitesi Adana Araştırma ve Uygulama Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Uzman Dr. Meryem Özlem Kütük, ergenlik döneminde, sınav stresinin de çocukların ruh halini çok fazla etkilediğine işaret etti. Kütük, özellikle sınav döneminde olan çocukları, diğerleriyle kıyaslamaktan kaçınmak gerektiğine işaret etti. Sınav heyecanıyla ailelerin de yanlış davranabileceğini ifade eden Kütük, şunları kaydetti:

    “Hemen hemen bütün ebeveynlerin kurduğu bir cümle var ‘Biz sana çok emek harcıyoruz’. Bu tür sitemkar cümlelerle beraber karşılaştırmalar da yapılınca çocuk ciddi depresyona giriyor. Aileler baskı yapıyor, arkadaşlar baskı yapıyor, öğretmenler baskı yapıyor, sürekli birileriyle kıyaslanıyor ve bu kargaşa içinde çocuk zaten doğru düşünemiyor. ‘Bu yıl olmazsa, gelecek sene olur’ derken bile onlara mesaj veriyoruz ve çocuk bu sene kazanması gerektiğini aksi takdirde ailesine yük olacağını düşünüyor.”

    Bu tür stresli dönemlerde, aşırı baskıdan intihar vakalarının bile yaşandığını dile getiren Dr. Meryem Özlem Kütük, çocuklarla beraber ailelerin de yardım alması gerektiğini söyledi.

    Son olarak bütün ailelere seslenen Kütük, “Çocuklarımız çok kıymetli, ruh sağlıkları bizim için her şeyden önemli olmak zorunda. ‘Herkesin çocukluğu kendi ana vatanıdır’ bu unutulmamalı” dedi.

  • Uyku Bozuklukları Menopozun Belirtisi

    Denizli Devlet Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Muhammet Göçmen, sıcak basması, uyku bozuklukları, anlık-günlük duygu dalgalanmaları, konsantrasyon eksikliği gibi durumların menopozun belirtileri olduğunu söyledi.

    Türkiye’de menopoza giriş yaşının son yıllarda 46-48’e kadar düştüğünü söyleyen Op. Dr. Muhammet Göçmen menopozun östrojen hormonun bitmesiyle ortaya çıktığını belirterek, “Çikolata kisti, polikistik over sendromu, üreme organlarının radyasyon ışınına maruz kalması gibi sorunlar normalden daha erken yaşta menopoza neden olabilir. 40 yaşından önce girilen menopoz erken menopozdur ve her 100 kadından 3’ünde görülen ve nedeni çoğunlukla bilinmeyen süreçtir. Erken menopozu tetikleyen etkenlerin başında genetik faktörler, obezite ve sigara gelmektedir. Türkiye’de görülme sıklığı yüzde 3 olan erken menopozun teşhisi, menopoz döneminin kaliteli geçirilmesi açısından önemlidir. Çevre kirliliğinin artması, aşırı stres, sigara ve diğer faktörler nedeniyle erken menopozun görülme sıklığı giderek artırmaktadır” dedi.

    “KADINLARIN MUTLAKA PSİKOLOJİK DESTEK ALMALARI GEREKİYOR”

    Sıcak basması, uyku bozuklukları, anlık-günlük duygu dalgalanmaları, konsantrasyon eksikliği gibi durumların menopozun belirtileri olduğunu anlatan Op. Dr. Muhammet Göçmen şunları söyledi:

    “Cilt, kemikler, cinsel organlar da menopozdan etkilenir. Kolay yorulma, kemik erimesi bu dönemde en sık karşılaşılan sorunlardır. Cilt vücudun en geniş yer kaplayan organıdır ve östrojene çok duyarlıdır. Böyle olunca menopozla birlikte çok hızlı ve geri dönüşümü olmayan sorunlar ortaya çıkmaktadır. Menopoz psikolojik olarak da kadınlarımızı en çok rahatsız eden dönemdir. Kadınlarımız rahatsız eden diğer bir büyük sorun da menopoza girmeleriyle kadınlıklarını kaybettiklerini ve işe yaramayacakları hissine kapılmalarıdır. Bu konuda mutlaka psikolojik destek almaları gerekmektedir.”

    Menopoz dönemiyle birlikte kalp rahatsızlıkları ve kemik erimesi, meme, rahim, yumurtalık kanserleri gibi bir takım rahatsızlıkların görülebileceğine dikkat çeken Muhammet Göçmen, “Menopozdaki kadın bir birey olarak ele alınmalı ve eksilen östrojen hormonu yerine konulmalıdır. Menopoz dönemindeki kadın semptomlar açısından değerlendirilmeli duruma göre 5 yıl kadar hormon tedavisi uygulanmalıdır. Hormon tedavisi başka hastalıkları tetiklemesi açısından risk içeriyorsa bu süre kısaltılabilir. Menopozdaki kadın bireyselleştirilerek rahatsızlıkları yönünden tedavi edilmeli, multidisipliner yaklaşımla hayat kalitesi en üst düzeye çıkarılmalıdır. Unutulmamalıdır menopoza giren kadın hasta olmadığını bilmeli, yaşam kalitesinin düşmesine izin vermemeli, gerektiğinde her türlü desteği almalıdır” şeklinde konuştu.