Etiket: BOZDAĞ

  • Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ: “Kudüs bizim kalbimizdedir, bir dünya yıkılsa kudüs’ten biz vazgeçmeyiz”

    Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, “Kudüs bizim ruhumuzda, kalbimizde, zihnimizde. Bir dünya yıkılsa Kudüs’ten biz vazgeçmeyiz. Biz Kudüs’ten Filistinliler, Gazzelliler, bütün Araplar vazgeçse de Türkiye vazgeçmez, Türk milleti vazgeçmez” dedi.

    Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, TBMM Genel Kurulunda devam eden ‘2018 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’ görüşmelerinde konuştu. Kudüs’te kutsal emanetlere yapılan saygısızlığa karşı Türkiye’nin sesinin her zaman gür olacağını belirten Bozdağ, “Şimdi Kudüs’e Amerika, büyükelçiliğini taşıma kararı aldı. Kudüs, bütün Müslümanların ve semavi dinlerin değer verdiği bir şehir, bizim ilk kıblemiz. Miraç mucizesinin şahidi bir yer. Böylesi bir yerde bütün Müslümanların kırmızı çizgisinin olduğu bir yerde, Ortadoğu’da zaten kırılgan olan barış sürecini ateşe atan böyle bir açıklama yaptığı zaman Türkiye demeyecek mi niye bunu yapıyorsunuz. Bölgeyi felakete atıyorsunuz, ateşe atıyorsunuz, barışı bombalıyorsunuz, huzuru yok ediyorsunuz demeyecek mi? Kimden yana tavır koyacak? Elbette milletin ve devletin hukukundan yana tavır koyacak. İsrail’de yaşananlara Türkiye’nin bigâne kalmasını kimse Türkiye’den beklememelidir. Filistinlilere yaptıklarına, Gazzelilere yaptıklarına, Kudüs’teki kutsal emanetlere yaptıkları saygısızlığa karşı Türkiye’nin sesi her zaman gür olacaktır. Bakın bir şey söylüyorum. Cumhurbaşkanımızı ve hükümetimizi İsrail konusunda zayıflatacağını düşünenler beyhude düşünüyorlar. Bizim en güçlü olduğumuz konulardan birisi budur. İsrail’in Cumhurbaşkanına, ‘Siz adam öldürmeyi iyi bilirsiniz’ diye ‘One minute’ çeken bir Cumhurbaşkanına ‘Siz İsrail ile söyle böyle yan yana geliyorsunuz’ kimse diyemez. Var mı böyle bir örnek? Dünyanın hangi lideri bunu söyleme cesareti gösterdi. Mavi Marmara’da da İsrail’den ilk özür dileten hükümet, lider gene Cumhurbaşkanımızdır. Tazminatı kabul eden, ambargoyu hafifleten adımı attılar. Türkiye’nin tezlerini kabul ettiler” ifadelerini kullandı.

    “Eski anlaşmaların hepsinde Kudüs yazıyor”

    Bozdağ, “Bakın burada bir başka hususu daha ifade etmek istiyorum. Anlaşmalarla ilgili konuşuluyor. Orada pek çok anlaşma imzalanmış. Hem İsmet İnönü’nün başbakan yardımcılığı döneminde, Ecevit’in ^başbakanlığında, Demirel’in cumhurbaşkanlığında, başbakanlığında anlaşmaların hepsinde açık açık yazıyor. Bakın hepsi Kudüs yazıyor, Kudüs. O zaman kimse demiyor Kudüs’te imzalandı şimdi siz tanıyorsunuz demiyor. Şimdi burada söylenince bambaşka bir şey. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, milletinin hukukunu korumak bizim görevimizdir. İşte anlaşmalar. Bakın burada ne yazıyor? Erdal İnönü, devlet bakanı ve başbakan yardımcısı. Ne zaman? 1 Haziran 1992 tarihinde Kudüs’te imzalanan ekli anlaşma diyor. Kaç tane var? Onlarca var” dedi.

    “Kudüs bizim ruhumuzda, kalbimizde, zihnimizde”

    Başbakan Yardımcısı Bozdağ, “Allah Allah ne yapıyorsunuz? Buradan acaba biz nasıl yıpratırız diye oradan giriyorsunuz. Buradan bizi vuramazsınız. Kudüs bizim ruhumuzda, kalbimizde, zihnimizde. Bir dünya yıkılsa Kudüs’ten biz vazgeçmeyiz. Biz Kudüs’ten Filistinliler, Gazzelliler, bütün Araplar vazgeçse de Türkiye vazgeçmez, Türk milleti vazgeçmez. Bunu çok iyi herkesin bilmesi lazım” diye konuştu.

    “Erdoğan Yunanistan’da milletin hukukunu korudu”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Yunanistan ziyaretinde Lozan’la ilgili sözlerine değinen Bozdağ, “Şimdi deniyor ki ’Cumhurbaşkanı Lozan’la ilgili niye konuştu.’ Yahu niye konuşmayacak. Cumhurbaşkanımız Yunanistan’a ziyarete gitti, Yunanistan Cumhurbaşkanı konuyu kendisi açtı. ’Lozan yenilenemez, güncellenemez, ben hukukçuyum’ diye yüksek perdeden ahkâm kesti. Ne bekliyoruz? Cumhurbaşkanımız yüksek perdeden Türk milletinin, Türkiye devletinin hukukunu korumayacak mı? O ne dedi, ’Lozan güncellenebilir’ dedi. Milletin hukukunu korudu. Şimdi Cumhurbaşkanı Pavlopulos’ta aynı yerde, biz Lozan’ı tartışmayız, Yunanistan da aynısını söylüyor, sizde aynısını söylüyorsunuz. Böyle bir şey olur mu? Olamaz. Şimdi bakın çok net Türkiye Cumhuriyeti Devleti bizim dönemimizde Ege’de bizden önceki statülerin hiçbirisinde bir milim geri gitmemiştir. Milletimizin de devletimizin de hukukunu sonuna kadar koruduk. Bundan sonra da koruyacağız. Şimdi Trump’la ilgili niye böyle söyledi. Yahu şimdi biz ne diyeceğiz ? Türkiye’nin Cumhurbaşkanı ABD yönetimi PKK’nın uzantısı PYD’ye, YPG’ye tır tır silah gönderirken Sayın Trump bu silahları niye gönderiyorsun diye sormayacak mı? Aramız bozuluyor diye çekinecek, korkacak mı? Öyle bir şey olur mu? Elbette hukukunu koruyacağız” dedi.

    “Zarrab davası FETÖ kumpasıdır”

    ABD’deki Rıza Zarrab davasına da değinen Bozdağ, “Amerika’da devam eden bir dava var. Şimdi Zarrab davası deniyor, görülüyor. Çok net bir şekilde bakın son ifadeler de çıktı ortaya, 17 Aralık soruşturmasını yürüten FETÖ’cü terörist, orada ‘belgeleri ben getirdim kağıt parçalarını’ diyor, tanıklık yapıyor. Bir, şimdi orada bir bankacı FETÖ’cü firari, oradaki rapor denen bir kağıt parçasında imzası var, o da tanık orada. Şimdi FETÖ’nün finans desteği verdiği bir STK da bilirkişi atandı, o da resmi bilirkişi orada ve yargılamayı yapan yargıç 2014 Mayıs ayında Türkiye’ye getirildi FETÖ’cüler tarafından 17-25 Aralık sürecine destek vermek için, burada açıklama yaptı, hakim de o. Zarrab ceza tehdidiyle veya çıkma ümidi ile baskılandı, iftiracı olmaya zorlandı ve şimdi burada bakın böyle bir yargılama yapılıyor. Şimdi burada adalet çıkar mı? FETÖ’cülerin lojistiğini, tanıklığını yaptığı, desteklediklerinin bilirkişi, hakim oldukları bir karar Türkiye’yi mahkum edemez ve burada bitmemiş bir komployu Amerika’da tamamlamaları mümkün değildir. Bu bir kumpastır ve burada olup bitenlerin tamamı Türkiye’de savcılıklar tarafından soruşturuldu, Meclis tarafından soruşturuldu ve kararlar verildi. Yeni bir şey de hiç yok. İftiralar var, yalanlar var, bu iftiralarla, yalanlarla Türkiye’yi yormaya kimsenin hakkı yoktur, olmayacaktır da. Bunlarla ilgili bizim duruşumuz çok nettir, bundan sonra da duruşumuzu milletten yana muhafaza etmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    “MİT darbenin başarısızlığında önemli rol oynadı”

    Bekir Bozdağ, “Milli İstihbarat Teşkilatı ülkemizin güvenliği, bekası ile ilgili çok önemli görevler yapıyor. Hem de canı pahasına yapıyorlar. Burada onları eleştirmek çok kolay bu kırmızı koltuklarda. Ama MİT’in içerisinde milletimizin ve devletimizin bekası için canı pahasına gece gündüz mücadele eden kahramanlar var. Ben o kahramanları da buradan saygı ile selamlıyorum. Bunların içinde yanlış yapan olabilir mi? Olabilir. Her yerde olduğu gibi. Onlara da elbette bunun hesabı soruluyor, sorulacaktır da. MİT’in bağlılığı başbakanaydı, cumhurbaşkanına değiştirildi. MİT şimdi elde ettiği istihbaratı cumhurbaşkanına, başbakana, ilgili bakanlara, genelkurmay başkanına ve gerekli gördüğü kurumlara iletiyor. Yine hem cumhurbaşkanının hem Bakanlar Kurulunun ülkenin dış ve iç güvenliği ile ilgili ve terörle ilgili verdiği görevleri yerine getiriyor. MİT bir kişi ile irtibatlı çalışmıyor. Devletin bütün organlarıyla, bütün kurumlarıyla hükümetiyle, genelkurmayıyla, cumhurbaşkanıyla irtibatlı çalışıyor. Başbakan ile irtibatlı çalışınca tek adam olmuyor, cumhurbaşkanı ile irtibatlı çalışınca tek adam oluyor. Böyle bir şey olur mu? Olur mu? Bakın darbe teşebbüsü ile ilgili ne söylüyorum. Elbette burada MİT’e dönük çok eleştiriler var. Benimde eleştirilerim var. Ama şunu da söylemek lazım. Bundan önceki darbeler hep uykuda yakalandı. O zaman MİT müsteşarları vardı, MİT vardı. Darbecilerle beraber sessiz sakin darbeyi nasıl başarırız, ama darbe başarılamadı. Başaramadılar. MİT eksiğiyle, gediğiyle bu darbenin başarısızlığında en önemli rollerden birini oynadı. Bu hakkı da hepimizin teslim etmesi lazım. Canlarını bu ülke için feda eden insanları burada hırpalamak bu millete de, bu devlete de, bize de fayda vermez. Onlar davul zurnayla iş yapmazlar. Gizliliğe riayet etmek onların hepsinin görevidir. Milletin devletin hukukunu canı pahasına koruyan bu kahramanlara karşı hepimizin saygı diliyle hareket etmesi son derece önemlidir” dedi.

  • Başbakan Yardımcısı Bozdağ: “Kimin öğretmen olacağına Danıştay karar veremez”

    Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, Danıştay İdari Dava Daireler Kurulu’nun ilahiyat fakültesi mezunlarının öğretmen olmasını engelleyen bir karar vermesini eleştirerek, “Türkiye’de ilk ve ortaöğretim kurumlarında verilen derslerin hiçbiri din eğitimi dersi değildir, din eğitimidir daha doğrusu. Din ve ahlak kültürüne dair bilgiler verilmektedir. Yapılan bir öğretimdir, eğitim değildir. Maalesef mahkemelerde bazı hakimler bu öğretimi eğitim yerine ikame etmeyi hem de mahkeme kararıyla başarmışlardır” dedi.

    Konya’da bir dizi açılışlar gerçekleştiren Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, Necmettin Erbakan Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu İlahiyat Fakültesi’nin temel atma törenine katıldı. Törende konuşan Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, AK Parti hükümeti olarak eğitim-öğretim alanında ciddi yatırımlar yaptıklarını belirterek, “Cumhuriyet dönemi bütçeleri içerisinde eğitime en büyük payı AK Parti hükümetleri vermiştir. İlköğretimde ortaöğretimde, yükseköğretimde çok büyük değişim ve dönüşümleri bu dönemde hep beraber hayata geçirdik. Ortaöğretimin 12 yıla çıkarılması zorunlu hale getirilmesi bizim eğitim sistemimizde önemli bir devrimdir. Türkiye’de artık 12 yıl eğitim almamış bir vatandaşımız olmayacak. En az eğitim alan 12 yıl eğitim almış olacaktır. Bugüne kadar yapılan çalışmaların üzerinde bu son derece önemli ve tarihi bir adım olarak gerçekleşmiştir. İnşallah 2018-2019 eğitim-öğretim yılında da tekli eğitime bütün illerimizde geçmiş olacağız. Bu da ayrı bir başarıyı ortaya koymuştur. Vekil öğretmen, ücretli öğretmen ortaöğretimde verilen eğitimlere neredeyse son verdik ülke genelinde. Tamamını atadığımız kadrolu ve sözleşmeli öğretmenler vasıtasıyla yapıyoruz ve şuanda bir milyonun üzerinde öğretmen görev yapmaktadır” dedi.

    “Türkiye’de ortaöğretim de bugün din eğitimi verilmemektedir”

    Türkiye’de bazı mahkemelerin Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretimi ile ilgili derslerin aleyhine kararlar verdiğini belirten Bozdağ, İstanbul’da bir idare mahkemesi hem de oy birliğiyle; din eğitimi dersine insanlar mecbur edilemez diyor. Buradan söylüyorum, mahkemenin hakimleri belli ki din eğitimi ile din öğretimi arasında ki farkı bilmiyorlar. Belli ki kullandıkları bilirkişi de bu konuda ki farklı bilmiyor. Türkiye’de ilk ve ortaöğretim kurumlarında verilen derslerin hiçbiri din eğitimi dersi değildir, din eğitimidir daha doğrusu. Din ve ahlak kültürüne dair bilgiler verilmektedir. Yapılan bir öğretimdir, eğitim değildir. Maalesef mahkemelerde bazı hakimler bu öğretimi eğitim yerine ikame etmeyi hem de mahkeme kararıyla başarmışlardır. Ama bu kabul edilemez bir durumdur. Türkiye’de ortaöğretim de bugün din eğitimi verilmemektedir. Hiçbirinde din eğitim yoktur. Bütün imam hatip liseleri dahil ortaöğretimde yapılan şey din öğretimi değil Din Kültür ve Ahlak Bilgisi öğretimidir. İmam hatip liselerinde biraz daha ağırlıklı olarak İslam dini öğretilmektedir” diye konuştu.

    “Kimin öğretmen olacağına Danıştay karar veremez”

    Kimin öğretmen olacağına Danıştay’ın karar veremeyeceğini de belirten Bozdağ, “Danıştay’da İdari Dava Daireler Kurulu, İlahiyat Fakültesi mezunlarının öğretmen olmasını engelleyen bir karar verdi. Mahkemenin işi mi bu? Kimin öğretmen olacağına Danıştay karar veremez, idari mahkemeleri karar veremez. Yasayla düzenlenebilir ya da idari takdir hakkı yasanın verdiği yetkilerle idare bunu düzenleyebilir. Eğer bir ülkede kimin ne olacağına mahkemeler karar vermeye kalkarsa orada hukuk devletinden bahsedemeyiz. Maalesef Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu yerindelik denetimi yapmış, yetkisini aşarak müdahale etmemesi gereken bir alana hukuka aykırı bir şekilde müdahale etmiştir” dedi.

    İlahiyat mezunlarının öğretmenlik hakkının elinden alınmasına izin vermeyeceklerini vurgulayan Bozdağ, “Bu konuda ki değişiklik neyse bunu yapacağız. Sayın Cumhurbaşkanımızla bu konu Başbakanımızla Milli Eğitim Bakanımızla istişare edilmiştir. Önümüzdeki günlerde bununla ilgili bir yasal düzenlemeyi yapacağız. Bu haksızlığı ortadan kaldıracağız” ifadelerini kullandı.

    “81 ilimizin 81’inde de müftü yardımcılarımız en az biri kadın olacak”

    Kadınlara dini konuların aktarılmasının önemli olduğunu belirten Bozdağ, “İlahiyat Fakültelerimizde, hayatının pek çok alanında kadının etkinliğinin artması ülkemizin bugünü gibi geleceğimizin daha iyi olmasına katkı sağlayacaktır. Bildiğiniz gibi Necmettin Erbakan Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyelerinden Prof Dr. Fulya Martı Diyanet İşleri Başkanı Yardımcılığı görevine atanmıştır. Türkiye’de bir ilk. Bunu biz önemsiyoruz. Bundan sonra süreçte de Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde vaizlerin, kadın vaizlerin, kadın kursu öğreticilerinin, kadın müfettişlerin sayılarını artıracağız. Türkiye’nin şuanda bazı Büyükşehirlerimde var ama bütün illerimizde yok. 81 ilimizin 81’inde de müftü yardımcılarından en az biri kadın olacak. Büyükşehirlerde bunun sayısı daha da artacaktır.Biz bunu niçin yapıyoruz. Diyanetin hizmetleri sadece erkeklere dönük hizmetler değil. Aynı zamanda da kadınlara dönük hizmetlerdir. Bu nedenle de kadınlarımızın daha fazla Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde istihdamı konusunda adımlar atıyoruz. Bundan sonrada bu adımları kararlı bir şekilde atmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Konya Milletvekili Ahmet Sorgun ise, “Bugün bizim İlahiyat Fakültesinden beklediğimiz, hocalarımızdan beklediğimiz işin felsefesini yapmak. Ama sadece laf olsun diye ‘hani bana felsefe yapma’ derler ya o anlamda felsefe değil. Gerçekten toplumuzu yönlendirecek ufkumuzu açacak felsefesi yapmak. Yoksa sadece formatif bilgileri tekrarlamak geçmişin tekrarı değil. Geçmişten kopmadan kendi kaynaklarımızla asrın idrakine, değerlerimizde asrın idrakine söyletmek” şeklinde konuştu.

    Necmettin Erbakan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Şeker, bireylerin yetişmesini katkı vermeye çalıştıklarını kaydederek, “Üniversiteler olarak Ahmet Keleşoğlu İlahiyat Fakültesinin yeni binasında bu işe hizmet, katkı sunmuş olacak. Ben emeği geçenlerden Allah razı olsun diyorum” dedi.

  • Pancar Çiftçisi’nin beklediği müjdeyi Başbakan Yardımcısı Bozdağ, Boğazlıyan Şeker Kampanya açılışında verdi

    Kayseri Şeker’e bağlı Boğazlıyan Şeker Fabrikası 11. Kampanya açılışında konuşan Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ; Şeker üst kuruluna atamanın yapılacağı ve Şeker pancarı kotalarında sorun olmadığının müjdesini verdi.

    Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ; “Kayseri Pancar Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanımız Hüseyin Akay’ın Şeker üst kurulu ve Şeker kotaları ile taleplerini Maliye Bakanımız Naci Ağbal ile görüştüm. Maliye Bakanımız bu atamaların yapılacağını belirtti. Kotalarla ilgili olarak da kotaların kaldırılması söz konusu değildir. Kotalar aynen devam edecek” dedi.

    Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ sözlerini şöyle sürdürdü; “Pancar üreticimizi çiftçimizi bu noktada koruma iradesi hükümetimizin ortak iradesidir. Zaten pancar üretiminde bu iradeyi ortaya koyuyoruz bütçeden ciddi kaynaklara aktarıyoruz. Bundan sonrada çiftçimizi pancar üreticimizi uluslararası rekabetten zarar görmemesi için de koruyucu kollayıcı politikalarımızı uygulamaya devam edeceğiz. Kimse bu politikalardan Türkiye’nin vazgeçmesini beklemesin.

    Her ülke kendi çiftçisini koruyan politikalar geliştirdi. Başka ülkeler nasıl bunu yapıyorsa Türkiye de bunu yapmaya devam edecektir. Zaman zaman hükümet aleyhine kara propaganda üreten çevrelerde bunları çiftçimiz arasında da pompalayabilirler. Siz lafa bakmayın icraata bakın. Laf öyle de söylenir böyle de söylenir. Biz işimize bakacağız hükümet ne yapıyor, nasıl yapıyor ona bakacağız. Yaptıklarımız ortadadır yapacaklarımızın da teminatıdır”.

    Yozgat Valisi Kemel Yurtnaç; “Boğazlıyan Şeker Fabrikasının Bölge ekonomisine 300 Milyon TL ekonomik değer kazandırdığını belirterek katkısı olanlara teşekkür etti.

    Boğazlıyan Şeker Fabrikası 11. Kampanya açılışında konuşan Kayseri Pancar Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Akay; Şeker sektörünün içerisinde bulunduğu bazı sıkıntılar bizimde gelecek adına, biraz endişe duymamız sonuçlarını ortaya çıkarıyor.

    2001 yılında çıkan kanunla şeker sektörü, şeker kurumu ve onu yöneten şeker kurulu tarafından yönetiliyor idi.Şeker sektörü denetlenmesi ve düzenlenmesi bu kurul vasıtasıyla yapılıyordu. Ama bir seneyi aşkın süredir şeker kurulu atanmadığı için şu anda piyasada düzenlenme ve denetlenme konusunda bir sorunla karşı karşıyayız.

    Düzenlenme konusunda mesela her sene 31 ekim tarihinde fabrikalara pancar kotaları bildirilirdi. Fabrikalar da ocak ayında çiftçisiyle bu kota çerçevesinde sözleşme yapardı. Bu geçtiğimiz 31 Ekim tarihinde bu bildirim yapılmadı bu bildirimin yapılmaması sanki kotanın kaldırıldığı gibi bir sonucu ortaya çıkarıyor” dedi.

    Başkan Akay sözlerini şöyle sürdürdü; “Bugün ekmeğini elinin emeği alın teriyle kazanan çiftçinin düğün ve bayram günüdür. Bizim bu bayram günümüze teşrif ederek bu sevincimize ortak olan Başbakan Yardımcımız Bekir Bozdağ olmak üzere Yozgat Valimiz, Yozgat İl protokolü ve Boğazlıyan İlçe protokolümüze teşekkür ediyorum.

    Kayseri Şekere bağlı Boğazlıyan Şeker Fabrikasının faaliyet alanında dört bölge müdürlüğüne bağlı 3805 çiftçisiyle pancar ekim sözleşmesi yapılmıştır. Bu bölgedeki pancar üretiminin 1 milyon 200 bin ton olması beklenmektedir. Bu üretilen pancarın Parasal değeri ise yaklaşık 300 milyon TL olmaktadır.

    Boğazlıyan Şeker Fabrikamıza diğer bölgelerimizden gelecek olan 270 bin ton pancar ile birlikte toplam 113 gün sürecek olan 11. kampanya süresince 1 milyon 470 bin ton pancar işlenerek 210 bin ton kristal şeker yapılması beklenmektedir.

    Programlı pancar alımı uygulamasıyla 9 Eylül 9 Ekim arası prim uygulaması 25 TL/ton, 10 ekim 20 kasım arası 10 TL/ ton 21 kasım 18 aralık arası 20 TL/ ton prim uygulaması yapılacaktır. Bu uygulama sonucu toplamda 45 milyon TL prim çiftçimize verilmiş olacaktır” dedi.

    Yapılan konuşmaların ardından Boğazlıyan Şeker Fabrikası 11. Kampanya döneminde fabrikaya ilk pancar getiren, Boğazlıyan Merkez çiftçilerinden Ferhat Ünal, Çalapverdi Çiftçilerinden Hüseyin Karabulut, Uzunlu çiftçilerinden Emrah Akbulut’a Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Yozgat Valisi Kemal Yurtnaç ve Kayseri Pancar Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Akay tarafından birer adet bilgisayar hediye edildi.

    Dualar eşliğinde başlatılan Boğazlıyan Şeker Fabrikası 11. Kampanya dönemi açılışına; Yozgat il ve Boğazlıyan ilçe protokolü yanısıra, Kayseri Pancar Kooperatifi Yönetim ve denetim Kurulu üyeleri, Kayseri Şeker Fabrikası Yönetim kurulu üyeleri, Genel Müdür, Genel müdür yardımcıları, çalışanlar ve bölge çiftçileri katıldılar.

  • Başbakan Yardımcısı Bozdağ, Yozgat’ta cenaze törenine katıldı

    Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, vefat eden Emekli Müftü Yardımcısı Halil İpek’in cenaze törenine katıldı.

    Yozgat’ta uzun yıllar müftü yardımcılığı görevinde bulunduktan sonra emekli olan 93 yaşındaki Halil İpek, Çapanoğlu Büyük Cami’de ikindi namazına müteakip kılınan cenaze namazının ardından son yolculuğuna uğurlandı. Oğlu Seyit İpek tarafından kıldırılan cenaze namazına İpek’in yakınlarının yanı sıra Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Vali Kemal Yurtnaç, AK Parti milletvekilleri Ertuğrul Soysal ve Yusuf Başer, Belediye Başkanı Kazım Arslan, İl Jandarma Alay Komutanı Bilgihan Yeşilyurt ve çok sayıda vatandaş katıldı.

    Başbakan Yardımcısı Bozdağ’ın da tabutuna omuz verdiği İpek’in cenazesi, Sarıtopraklık Mezarlığı’na defnedildi. Cenazenin ardından Başbakan Yardımcısı Bozdağ, Ankara’ya hareket etti.

  • Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ:

    Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Almanya’da verdiği röportaja ilişkin, “Devletini, milletini, insanını başkalarına şikayet edenlere bu millet, bu devleti yönetme yetkisini asla vermez” dedi.

    Yozgat’ın Çayıralan ilçesinde bu yıl 9’uncusu düzenlenen Bal Festivali’ne katılan Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, gündeme dair açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin dört bir yanının güvenli olduğunu söyleyen Bozdağ, “Bugün gazetelere yansıdı. CHP’nin Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu, Almanya’da bir röportaj veriyor. Bu röportajda kendisine soruyorlar. ‘Almanların yüzde 90’ı Türkiye’yi ziyaret etmek istemiyor. Tutuklanmaktan korkuyorlar, haklılar mı?’ diye bir soru soruyorlar. Kılıçdaroğlu, cevapta ‘ne yazık ki böyle bir ortamın gerçekten mevcut olduğunu tespit etmek durumundayım. Uzun zamandır Türkiye’de hiç kimse için güvenlik garantinin olmadığını söylüyorum’ diyor. Yani Almanlar gelsin mi gelmesin mi? Şimdi ‘Türkiye’de kimse için güvenlik garantisi yok’ diyor. Soruyorum ‘Türkiye’de hiç kimse için güvenlik garantisi yoktur’ cümlesi doğru mudur? Çayıralan, Türkiye güvenli bir yer mi? Memleketimizin dört bir yanı güvenli bir yer mi? Güvenli bir yer. Kimse giydiği kıyafetten dolayı bu ülkede tutuklanmıyor. Kimse hakkında giydiği şorttan dolayı adli soruşturma yapılmıyor. Ama terör örgütlerinin propagandasını yaparsanız o zaman terör örgütünün propagandasını yapmak suçtur. Biliyorsunuz FETÖ’cü bir terörist Cumhurbaşkanımızı suikasta giydiren alçaklardan biri ‘Hero’ yazan bir tişört giymişti. Ona atıf yapıyor. Ben soruyorum Sayın Kılıçdaroğlu’na. Bu tişörtü giyen alçak sence masum biri mi? Türkiye’nin Cumhurbaşkanının ve ailesini darbeyle indirmekle yetinmediği o gece onun ailesiyle beraber infaz etmek için giden terörist, örgütün propagandasını yapmak, birtakım mesajlar vermek için giydiği tişörtte haklı mı, masum mu? Bu açıklamadan başka var mı böyle? Yok. Kim var, terör örgütlerinin propagandasını yapanlar var. Birisi PKK terör örgütünün paçavrasını üzerine giyip geldiği zaman bu suç olmayacak mı? Almanya’da Almanya’yı bölmek isteyenlerin karıştırmak isteyen terör örgütlerinin işaretlerini, amblemleri üzerlerine giydiği zaman Almanya’nın hukuku onların karşına dikilmiyor mu. Dikiliyor. Türkiye’de olan aynı şeydir. Suç işlemeyene bu ülkede kimsenin müdahalesi yoktur. Ama suç işlediği zaman bu siyasetçi gazeteci buna dokunamayız, bu falan buna dokunamayız onlara suç işlemek serbest denemez. Eğer böyle olursa orada hukukta olmaz adalette olmaz. Onun için hepimiz elimizi vicdanımıza koyağız” dedi.

    “Bu millet, devletini başkalarına şikayet edenlere yetki vermez”

    Türkiye’de mücadele etmenin yolunun Hans’ın desteğini almaktan geçmediğini söyleyen Bozdağ, “Bu mücadelenin yolu Çayıralanların, Yozgatlıların, Ayşe’lerin, Fatma’ların desteğini almaktan geçiyor. Ali’lerin Ahmet’lerin desteğini almaktan geçiyor ama hala anlamamışlar. O yüzden ki Alman gazeteciler görecek. Oyu Çayıralanlılar verecek, oyu bu aziz milletin evlatları verecektir. Onun içinde şimdiden rüya görmeye başlamışlar. Onlara söz veriyor. 2019’da ‘Sayın Cumhurbaşkanı devireceğim’ diyor. ‘Biz bu işi halledeceğiz, siz hiç endişeye kapılmayın’ diyor. Peki Çayıralanlılar, Sayın Kılıçdaroğlu bunu becerebilir mi? İzin verecek misiniz? Allah’ın izniyle bu millet kimin devrileceğini kimin ağlayacağını kimi sevindireceğini çok iyi biliyor. Ben 2019’da da sonrasında da devletini, milletini, insanını başkalarına şikayet edenlere bu millet, bu devleti yönetme yetkisini asla vermez, vermesi de mümkün değildir. Milletine, devletine sevdalı olanlar, milletinden yetki alarak yoluna bundan sonra da devam edecektir” şeklinde konuştu.