Etiket: BOZDAĞ

  • Bakan Bozdağ: “Dün Ayrı Bugün Ayrı Bir Şey. Artık Kılıçdaroğlu Adına Ben Utanıyorum”

    Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu hakkında söylediklerine ilişkin, “Sayın Kılıçdaroğlu yapması gerekeni yapmadı ve sürekli başka başka açıklamalarla ayıbının üzerini örtmeye çalışıyor. Mızrak çuvala sığmaz, bu ayıp örtülmez. Bu ayıbı örtmeye gayret etmek, bu milletin aklıyla, basiretiyle, sağduyusuyla, CHP’lilerle de alay etmektir” dedi.

    Tatvan Adalet Sarayı’nın açılışının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Bakan Bozdağ, söyleyecek sözünün olmadığını ve Sayın Kılıçdaroğlu’nun yapması gerekeni yapmadığını söyledi.

    “Dün ayrı bugün ayrı bir şey. Artık Kılıçdaroğlu adına ben utanıyorum. Belki onun yüzü kızarmıyor utanmıyor olabilir” diyen Bozdağ, şöyle konuştu: “Ama ben kendim şahsen Türkiye’nin ana muhalefet liderinin böyle bir üslubu, ahlakı, edep ve seviye kabul ederek kullanmasından hicap duyduğumu buradan ifade etmek istiyorum. Yani biz böylesi bir üslupla yarışmayız. Ahlaktan, seviyeden ve edepten yoksun üslupla onlara daha ağır cevap verme yarışına giremeyiz. Birincilik onların olsun. Ama gerçekten Türkiye, Türk milleti ve Cumhuriyet Halk Partisine oy veren seçmenler bunu hak etmiyor. Saygısızlıkta ,seviyesizlikte ve ahlaksızlıkta sınır tanımamayı hiç kimse hoş görmüyor. Ben bir parti tarafgirliği içinde de bu meseleye bakmamamız gerekir. İnsan olarak bakmamız gerekir. Belli en azından asgari müştereklerde bir seviyede siyasetin yapılmasını arzu eden insanlar olarak yapmamız gerekir. Şu anda söyleyecek sözüm yok. Sayın Kılıçdaroğlu yapması gerekeni yapmadı ve sürekli başka başka açıklamalarla ayıbının üzerini örtmeye çalışıyor. Mızrak çuvala sığmaz, bu ayıp örtülmez. Bu ayıbı örtmeye gayret etmek, bu milletin aklıyla, basiretiyle, sağduyusuyla, CHP’lilerle de alay etmektir. Herkes sözünün ne anlama geldiğini biliyor. Sayın Kılıçdaroğlu’na düşen bu burada esasında bir hata ettik, siyaset yapıyoruz ve konuşuyoruz hata edebiliriz. Burada da hata yaptık özür diliyorum demiş olsa, yerin dibine mi geçerdi. Bence kendini büyütürdü. Siyasetini yerin dibine sokmuştur. Söyleyecek sözüm yok. Kendisi istediği kadar batabilir.”

    KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI YASASI

    “Benim söylediklerimi dinlememişler, yazılı metinden de okumamışlar. Birileri onlara aktardı öyle cevaplar vermişler. Öyle anlıyorum. Hem dinleyip hem okuyup ondan sonra böyle cevaplar vermişse, o zaman daha kötü bir durum var ortada. Bizim söylediğimiz şey gayet açık” diyen Bakan Bozdağ, şöyle devam etti: “Seçmenlerin kişisel bilgilerini siyasi partilerden gizlemek değil, isimlerini ve sandık numaralarını gizlemek değil. Seçmenlerin kişisel verilerinin hukuk dışı yollarla suç şebekelerinin veya kötüye kullanmak isteyen kötü niyetli kişilerin eline geçmesini önlemek için bir mekanizma kurmaktır. Şu anda elde edilen ilk bulgular panamaliks diye adlandırılan bu sızma harekatının merkez üssünden yayılan verilerin, seçmenlerimize ait bilgiler olduğunu gösteriyor. O zaman biz de diyoruz ki o zaman vatandaşlarımızın seçmen bilgileri siyasi partilere verilirken biz bu bilgileri verme konusunda birtakım kurallar koyalım. Sınırlar getirelim ki bunlar vatandaşlarımızın ve siyasi partilerin aleyhine kullanılmasın. Bunun için ne yapabilir. Bunun için iki yol var. Birisi ya tamamen yasaklarsınız ya da bazı verileri verilmeyen sınırlı sayıda veri paylaşan bir sistem kurarsınız. Bu iki alternatiften birisini yapabiliriz. Elbette bunu yaparken de siyasi partilerle istişare edeceğiz. O çerçevede yapacağız. Yoksa vatandaşın kişisel verilerini siyasi partilere hiç vermeyeceğiz, bu yolu tamamen kapatacağız diye bir kelimem ve cümlem yok. Benim bu anlamda vatandaşın hukukunu koruyan bir çalışmamız vardır. Onu da tartışmaya açtık. Herkes kanaatini söylesin. Biz inceletiyoruz. Belki şu olabilir, sandık numarası o sandıkta oy kullanan seçmenlerin isim listesi verebilir. Ama T.C. kimlik numarası ve diğer vatandaşı tanımlayan diğerlerinden ayrına veriler paylaşılmaz. Bir sandıkta kimler var verilebilir, onları alabilirler. Ama diğer verileri paylaşmayan bir kural getirilemez mi getirilebilir. Neler olabilir? Onu YSK ile partilerle de konuşacağız, karar vereceğiz.”

    Cumhurbaşkanı’nın Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nu imzaladığını kaydeden Bozdağ, kanunun Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiğini belirtti. Bozdağ, “Buradan hemen bir seçim sürecine dönük bir ahlaksızlık görmek en büyük ahlaksızlıktır. Bu bizim iyi niyetle yaptığımız çalışma. Bildiğiniz gibi Cumhurbaşkanımız Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nu imzaladı. Kanun Resmi Gazete’de yayımlandı ve yürürlüğe de girdi. Bu vatandaşlarımızın kişisel verilerini koruyan bir kanundur. İşlenmesini kurala bağlayan bir kanundur. Korumayanlara ağır müeyyideler getiren bir kanundur. Vatandaşlarımıza kişisel verilerini öğrenme amacı doğrultusunda kullanıp kullanmadığını kontrol etme ve hukuka aykırı kullanımlar varsa, bunlara müdahale etme yetkisini veren bir kanundur. Tam da biz kişisel verileri böylesine büyük bir koruma altına aldığımız dönemde böylesi bir propagandanın yapılmasını da manidar buluyoruz. İnşallah bundan sonraki süreçler de böylesi süreçlerin ortaya çıkmaması için daha çok çalışacağız” diye konuştu.

  • Bozdağ: “Hükümetimizin Yaptırdığı Binalar Sanatsal Değer Taşıyor”

    Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Bitlis’in Tatvan ilçesinde yapılan adalet sarayının açılışını yaptı.

    Program, saygı duruşunda bulunulması, İstiklal Marşının okunmasıyla başladı. Açılışta konuşan Bozdağ, Türkiye’de geçen yıllarda hükümet konaklarının bir köşesinde, köhne şekilde adalet hizmeti verildiğini, artık şimdilerde yeni inşa edilen adalet saraylarında halka adalet dağıtıldığını söyledi. Bozdağ, “Bu mekanın hukuki ihtilafları bulunan vatandaşlarımızın adalet arayışlarının doğru şekilde bulduğu mekan haline gelmesini ümit ediyorum. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. İnşallah bu eser, Tatvan’da adalet hizmetlerinin vatandaşımıza yaraşır bir şekilde görevini ifa edecektir” dedi.

    2017’DE ÇALIŞMALAR TAMAMLANACAK

    Bitlis’te de adalet sarayına ihtiyaç olduğunu ve inşaatının tamamlandığını anlatan Bozdağ, şunları söyledi: “Türkiye’de bazı yerlerde adalet binaları vardı. Kıyı, kenar köşelerde adalet hizmeti veriliyordu. Yüksek değer olan adalete hizmet eden hakim ve savcıların hizmetinde sağlıklı bir zemin yoktu. 2002 yılındaki süreçten sonra ülkemizin dört bir yanında altyapı hizmetleri verilmeye başlandı. Adalet hizmetlerinde adalet sarayına dönüştüren projeleri biz başlattık. Türkiye’de birçok resmi bina var. Mimari estetikten yoksun binalar.”

    Hükümetin yaptırdığı binaların sanatsal değer taşıdığını anlatan Bozdağ, sözlerine şöyle devam etti: “Bulunduğu yörenin değerlerine uygun, ilk örneğini Adalet Bakanlığı vermiştir. Diğer Bakanlıklarda bizden örnek aldı. Bununla iftihar ediyoruz. 14 yıl içinde 217 adalet sarayını vatandaşımızın hizmetine sunduk. İstanbul Adalet Sarayı gibi çok büyük eserlerimiz var. Tatvan Adalet Sarayı gibi küçük örnekler de var. 2003 yılı itibari ile Türkiye’de adalet hizmetleri verilen kapalı alan 569 bin 59 metrekare. Toplam 3 milyon 66 bin 318 metrekarelik bir ağımız olacak. Bunu yıl sonuna kadar 6 milyon metrekareye ulaştıracağız. 2017 yılında bütün bu çalışmalar tamamlanacaktır.”

    “81 İLE 81 ADLİ TIP ŞUBESİ AÇACAĞIZ”

    Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, 2002 yılında adli tıp hizmetleri için toplamda 9 adli tıp kurumu bulunduğunu belirterek, “2002 yılında Türkiye’de 9 adli tıp kurumu vardı. Şimdi bu sayı 20 oldu. 81 ilimizin 81’nde de adli tıp kurumunun şubesini açacağız. Bir adli tıp incelemesi gerektiğinde büyük merkezlere adli verilerin gönderilmesi uygulaması eskisi gibi olmayacak. Mahallinde yapılıp rapor verilecek. Bu da yargılama sürecini hızlandıracaktır. Adli tıp kurumunun şubesi bulunmayan il yıl sonuna kadar kalmayacak” ifadesini kullandı.

    “UYAP DÜNYANIN EN BAŞARILI PROJESİDİR”

    Bozdağ, Adalet Bakanlığı tarafından uygulamaya konulan UYAP’ın dünya ölçeğinde başarılı bir proje olduğunun altını çizerek şunları söyledi:

    “Altyapı güçlendirilmesi için UYAP’ın faaliyete geçirilmesini sağladık. Dünya ölçeğinde başarılı bir projedir. Dünyanın değişik ülkelerinden adalet politikaları ile ilgili kişiler gelerek bu uygulamanın kendi ülkelerinde de uygulanması için bilgi alıyor. UYAP işlerin daha sağlıklı bir biçimde yapılmasını sağladı. Eskiden tapu kaydı ile ilgili işlemler bile uzun sürüyordu. Kalem, boya, yazı, zarf, pul, zaman masraflarını hesapladığınızda masrafları katlıyordu. Nüfus, tapu kayıtları hemen UYAP’tan bulunabiliyor. Bu tür projelerinin geliştirilmesi için çalışmalar yapacağız.”

    “HAKİM, SAVCI VE YARDIMCI PERSONEL SAYISINI ARTIRACAĞIZ”

    Bakan Bozdağ, adalet sisteminde daha hızlı karar verebilmek için hakim ve savcılar başta olmak üzere yıl sonuna kadar yardımcı personel alımları yapacaklarını belirterek “İşlerin daha hızlı yürümesi için bütün hakim ve savcılara laptop vereceğiz. Bir yandan bunları yaparken hakim ve savcıların sayısını artırarak zaman kazanacağız. Hakim ve savcı sayısı son 13 yılında yüzde 57 oranında artmıştır. 9 bin 808 hakim ve 4 bin 878 savcımız var. Toplam 14 bin 686 hakim ve savcımız vatandaşımıza hizmet vermektedir. Bunun yanında hakim ve savcılarla birlikte çalışan diğer yardımcı personel de önemlidir. Önceki dönemlerde bir karbon kağıdının bile bulunamadığı, küçük bir odayı birkaç hakim ve savcının kullandığı bir adliyeden bugünlere geldik. Şu an Türkiye’de yardımcı personel sayımız 58 binin üzerinde. Buradan bizi bekleyen yardımcı personellere de bir müjde vermek istiyorum. Bu yıl sonuna kadar adliyelere yardımcı personel alımlarımızı gerçekleştireceğiz” diye konuştu.

    “İSTİNAF UYGULAMALARINI ÖNEMSİYORUZ”

    Bakan Bozdağ, Türkiye’de adli mahkeme sayısının yüzde 69, idari mahkeme sayısının da yüzde 49 arttığını dile getirerek, şunları söyledi:

    “Yargıtay ve Danıştay’daki üye sayılarını artırdık. Bu da son derece önemlidir. 20 Temmuz itibari ile istinaf uygulaması yeniden yaşanacak. Cumhuriyet döneminin en önemli değişimi, Atatürk’ün döneminde yaşanmıştır. Bundan sonraki süreçte çok değişik reformlar oldu. 1920’den sonra bugüne kadar tarihi bir dönüşüm dediğimizde, aklımıza 2016 yılında hizmete girecek olan İstinaf Yasası olacaktır. Adalet talebine doğru ve zamanında cevap verecek bir uygulama olacaktır. Şimdiden hayırlı olmasını diliyorum.”

    “YARGI KARARLARI ÇOK ELEŞTİRİLİYOR”

    Türkiye’de yargı kararlarının en çok tartışılan konuların başında geldiğini belirten Bozdağ, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugün Türkiye’de en çok tartışılan konuların başında yargı kararları geliyor. Yargı görevini yapanların verdiği karar birilerini mutlu etmiyor. Bunun yüzde 50’si kaybediyor. Kazananlar arzu ettikleri gibi olmayınca memnun olmuyorlar. Eleştirebileceğimiz hususlar yok mu? Elbette var. Bunların üstünde duracağız. Adalet hizmetlerinin dağıtımında vatandaşlarımız bundan emin olmalıdır ki en fazla denetlenen yer yargıdır. Medyanın denetim yaptığı yer yargıdır. Biz bundan memnunuz.”

    Yargıya dönük algı operasyonları yapıldığını anlatan Bozdağ, şunları söyledi: “Pek çoğunun aslı olmayan haberler olduğu, bir kısmını algı olduğu, çıkarlar doğrultusunda olduğu ortaya çıkıyor. Bu noktada basın sözcülüğü müessesesinin iyi yürütülmesi gerekiyor. Çıkan haberler ve vatandaşların masumiyet hakkını, bilgi edinme haklarını doğru vermeleri, algı operasyonlarının önüne geçecektir. Bunları kullanmaktan lütfen çekinmeyelim. Doğru bilgilendirelim ki yanlış doğruların önüne geçmesin. Bunun panzehiri doğru bilgilendirmektir.”

    “DÜNKÜ AÇIKLAMALARIM ALGI OPERASYONLARINA KURBAN EDİLDİ”

    Bakan Bozdağ, Bitlis’te yapılan açıklamaların algı operasyonlarına kurban edildiğini ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bildiğiniz gibi kişisel bilgilerin internet ortamında gezdiği bilgileri var. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı adli tahkikat başlattı. Bunun için maddi gerçeğin ortaya çıkarılacağına inanıyorum. Nereden sızmış, ilk bulgu ve belgelere baktığımızda, bu bilgilerin seçmene ait olduğu ortaya çıkıyor. Yasa gereği seçim öncesi bu bilgiler siyasi partilere veriliyor. Kuralları var. Nereden sızdı? Nasıl sızdı? Bu bulunacak. Gerekli yasal işlemler de yapılacak. Bundan sonrası içinde bunu söyledik. Seçmen hükümlerine ilişkin yasalarımız var. Burada düzenlemeler var. Burada yürüyen çalışmalar var. Kişisel verilerin belli kurallar altında verilmesi veyahut tamamen verilmemesi üzerinde çalışıyoruz. Biz buna karar vereceğiz. Şimdiden ‘seçime ilişkin hile başladı’ demeye başladılar. Kötü niyetli olan sizsiniz. Her şeyden nem kapıyorsunuz. Bu samimi çalışmaların altında buzağı aramaktan vazgeçmediniz. Hukuk dışı yolla bu bilgilerin başkalarının eline geçmesini önlemektir. Türkiye’de gerçek anlamda seçimi partiler yapıyor. YSK bunun düzen için de yapılmasını sağlamaya çalışıyor. Seçim güvenliği esastır. Pek çok eleştiriye rağmen YSK’ya yürüttükleri çalışmalardan dolayı teşekkür ediyorum. Bizim yapacağımız iş kişisel verileri güvence altına almaktır. Ortak da yazabiliriz. Buradan Tatvan Adalet Sarayının hayırlı olmasını diliyorum.”

    Konuşmaların ardından Tatvan Adalet Sarayı hizmete açıldı. Açılışa AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Bitlis Milletvekili Vedat Demiröz, HSYK üyeleri Muharrem Özkaya, Yakup Ata ve Mehmet Durgun, Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kenan İpek, Adalet Bakanlığı Strateji Daire Başkanı Alparslan Azapağası da katıldı.

  • Bozdağ: “Sayın Kılıçdaroğlu, Akademisyenlerin İmzaladığı Bildiriye İmza Atar Mı”

    Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun akademisyenlerin tutuklanma kararına gösterdiği tepki gibi bu akademisyenlerin yaptığı açıklamaya, bu açıklamanın içerisindeki görüşlere de tepki gösterip göstermediğini merak ettiğini söyledi.

    Bir dizi açılış ve temel atma törenine katılmak için Yozgat’ta bulunan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, gündeme ilişkin konuları değerlendirdi. Akademisyenlerin tutuklanmasına tepki gösteren CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu eleştiren Bozdağ, tutuklama konusundaki takdir yetkisinin mahkemeye ait olduğunu belirterek, “Onda bizim söyleyecek bir sözümüz yoktur. Tutuklama konusundaki kararı herkes eleştirebilir, mahkeme kararları eleştirilmez diye bir kural da yoktur. Ama ben Sayın Kılıçdaroğlu’na buradan tutuklama kararına gösterdiği tepki gibi bu akademisyenlerin yaptığı açıklamaya, bu açıklamanın içerisindeki görüşlere de tepki gösterip göstermediğini merak ediyorum. Benim bildiğim kadarıyla sayın Kılıçdaroğlu böyle bir tepki göstermedi. PKK terör örgütüne ve eylemlerine, teröristlere, manevi destek anlamı taşıyan ve bunu da çok açık bir şekilde her satırında gördüğümüz bir metne Sayın Kılıçdaroğlu katılıyor mu katılmıyor mu? Bu akademisyenlerin yayınladığı metnin altına Cumhuriyet Halk Partisi genel başkanı sıfatı ile imzasını atabilir mi atamaz mı” dedi.

    “Türkiye Cumhuriyeti devletini suçlayan terör örgütünü aklayan oradaki hendekleri, barikatları, tuzakları, askerimize, polisimize yöneltilen roketleri, bombaları, silahları, mermileri, şehitleri görmeyen ama her şeyi gördüğünü zanneden bu kişilere karşı siz gerçeği neden körsünüz, gerçeğe neden sağırsınız, olup bitenleri neden terör örgütünün gözü ile aklı ile kulağı ile algılıyor ve değerlendiriyorsunuz” diyen Bozdağ, “Biraz objektif olun, bu kadar olup bitenlerde terör örgütünün hiç mi suçu yok, hiç mi bir tane kusuru yok? Ankara’da gördük, Güven Park’ta onca insanımız şehit oldu, bunu şehit eden, o akademisyenlerin destek verdiği terör örgütünün canlı bombasıdır. Kılıçdaroğlu’na soruyorum o zaman Merasim Sokak’taki canlı bomba, Güven Park’taki canlı bomba, Sultanahmet’te, başka yerlerdeki canlı bombalar var. O zaman bu bombayı patlatan terör örgütlerine, kalbi, fikri, manevi destek verenlerle, destek çıkarak acaba bu canlı bombayı patlatanlara da destek çıkmış olmuyor mu? Soruyorum bu canlı bomba ile ilgili eleştirileri Sayın Kılıçdaroğlu yaptı, o zaman bu canlı bombaları üreten, kirli iklimi büyüten, besleyenlere karşı da Sayın Kılıçdaroğlu söyleyeceği laflar olması lazım. Maalesef söylemiyor” ifadelerini kullandı.

    “FRANSA’DA YÜRÜYORLAR TÜRKİYE’YE SADECE TAZİYEDE BULUNUYORLAR”

    “Belçika hükümetinin terör örgütü PKK’ya Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun katılacağı Türkiye-AB zirvesinin yapılacağı AB Konsey Binasının hemen arkasında çadır kurmasına izin vermesini nasıl değerlendiriyorsunuz” sorusuna Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, “Her defasında söylüyoruz, terörün dini, milliyeti vatanı yoktur. Terör terördür. Nerde olursa olsun, kime karşı olursa olsun, hedefi ne olursa olsun, terörle uluslar arası toplumun birlikte ve dayanışma içerisinde mücadele etmesi lazım. Avrupa’da bir saldırı olduğunda ayağa kalkanlar, Türkiye’de benzer saldırılar olduğunda ayağa kalkmıyorlar maalesef. Paris’te bir saldırı oldu o saldırıdan sonda Paris’te herkes yürüdü. Ama dikkat edin Türkiye’de garın önünde, Merasim Sokak’ta, Güven Park’ta, Sultanahmet’te, Suruç’ta, pek çok yerde terör saldırıları oldu. Yüzlerce vatandaşımız bu saldırılarda hayatını kaybetti, pek çok insanımız yaralandı. Sadece taziye mesajları var, üzüntü mesajları var. Ama bu saldırıları yapan teröristlere dönük, hiçbirinde operasyonlar yok. Hukuklar işletilmiyor. Belçika’da başka ülkelerde de bu saldırıları yapan terör örgütleri, legal görünümlü bir takım yapılarla terör faaliyetlerinde bulunuyorlar. Dernekleri var, vakıfları var. Para toplayanları var. Türkiye tarafından yakalama kararı çıkartılan azılı teröristler, yakalama kararı çıkartılanlar, kırmızı bültenle arananlar oradalar. Ama onların gözü önünde faaliyet yapıyorlar, hiçbir şey yapmıyorlar” yanıtını verdi.

    “AVRUPA TERÖRE ÇİFTE STANDART UYGULUYOR”

    Belçika’da da Fahriye Erdal’ın yıllarca himaye edildiğini ifade eden Bozdağ, “Türkiye’nin yetiştirdiği çok değerli bir işadamını öldürmüştü. Ama baktığınızda ne yapıyorlar himaye etmiyorlar. İade etmiyorlar. Onlara bir çete gözüyle bakıyorlar. Terör örgütü gözüyle bakmıyorlar. Onun için buradan diyoruz ki, Avrupa’daki dostlarımıza, ülkelere terör konusunda çifte standartlı olmayalım. Terör örgütü hangi örgüt olursa olsun. Hedefinde hangi ülke, millet, grup olursa olsun, ona karşı birlik beraberlik içerisinde olalım. DEAŞ nasıl vahşi canavar bir terör örgütüyse, PKK en az onun kadar vahşi canavar terör örgütü. DEAŞ nasıl kural tanımadan yaşlı çocuk herkesi katlediyorsa, PKK da aynısını yapıyor. Güven Park’ta durakta bekleyen insanların hepsi sivil değil mi? Onun içinde çocuklar var, kadınlar var, yaşlılar var, gençler var. Onların bir günahı var mı? Durakta bekleyenlere gidip orada canlı bomba, onların hayatını yok eden terör örgütü bunu kabul edecek. Sonra siz kalkıp, terör örgütünün canlı bombalarını, askere polise kurşun sıkan teröristlerin resimlerini içeren bir sergiye izin vereceksiniz. Bunun adı çifte standarttır. Türkiye’ye karşı terör olursa bizim için bir sorun yok demektir. Bize karşı bir terör olursa hep beraber hareket edelim demek fevkalade yanlış bir durumdur. Umarım ki bu konularda daha fazla çifte standarda devam etmezler. İşbirliğine yanaşırlar. PKK terör örgütüne karşı kağıt üzerinde değil gerçekten operasyon yaparlar. Belçika hükümetinden beklentimiz bu yöndedir. Geçmişte üçlü bakanlar zirvesinde de biz bu konuları muhataplarımızla detaylı görüştük. Kendilerine Türkiye’nin görüşlerini ve taleplerini ilettik. Onlarda ilgileneceklerini söylediler. Ama bu görüşmeden sonra ortaya çıkan bu fotoğraf bizi fevkalade üzmüştür. İlgilenmenin böyle olmaması gerektiğini düşünüyoruz” şeklinde konuştu.

  • Bozdağ: “Dokunulmazlıkların Kaldırılması Konusunda Muhalefet İpe UN Seriyor”

    Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, dokunulmazlıkların kaldırılması konusunda mecliste 500’ün üzerinde bir dosyanın bulunduğunu, bu dosyaların tek tek görüşülmesinin 1,5 yıl süreceğini söyledi.

    Bir dizi açılış ve temel atma törenine katılmak için Yozgat’a gelen Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, şehit aileleri için yapılan bir program öncesi basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Bazı milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması konusunu değerlendiren Bozdağ, yasama dokunulmazlığı yasama faaliyetinde bulunan milletvekillerinin herhangi bir baskı, korku, tehdide muhatap olmaksızın yasama ve denetim faaliyetlerini özgürce ve cesurca yerine getirmeleri için anayasaya konulduğunu ifade ederek, “Yasama dokunulmazlığı, milletvekillerinin sadece görevlerini yapmak için tanınmış bir haktır. Yoksa milletvekillerinin Türk Ceza Kanunlarından suç olarak tanımlanan fiilleri yapmak için onlara tanınmış bir imtiyaz değildir. Yasama dokunulmazlığı hep ifade ettik suçu işleme hakkı, suç işleme hürriyetini kimseye vermez. Şu anda TBMM’de 500’ün üzerinde dokunulmazlıkla ilgili fezleke var. Birden fazla milletvekilleriyle ilgili fezlekelerin olduğunu görüyoruz. Bu fezlekelerinin normal bir biçimde TBMM’de görüşülmesinin çok büyük bir zaman kaybına yol açacağı da açıktır. Karma komisyon anayasa ve adalet komisyonu üyelerinden meydana geliyor. 52 üye yapıyor ve bunlarla ilgili dosyaları gündeme alıp görüşebilmesi için bir hazırlık komisyonu kurması gerekiyor. Bu komisyonlar bugüne kadar teamüllerde 5’er kişiden olmuş ve her defasında azami bir komisyona 20 dosya verilmiş, baktığında 10 komisyon 20 dosyadan 200 dosya yapar bir ay içerisinde 200 dosya 500 dosya içinde yaklaşık 4 ay gibi süreye ihtiyaç var. Bir ayda bunun komisyonda görüşmesi 6 ay yapıyor. Ayrıca genel kurul görüşmeleri var. Genel kurul görüşmelerinde geçen zamana baktığımız vakitte bir dosya asgari iki saat alıyor. Yani hesap ettiğinde 500 dosya üzerinde 100 saat yapar. Günde 10 saat çalışmış olsa 90 gün yapıyor. Buna meclisin haftada 3 gün çalıştığını düşünürseniz 33 haftaya tekabül eder. Bu da 1,5 yıl gibi bir süre edecek ve sadece bu işle uğraşacak. O zaman TBMM ülkemizin bunca sorunuyla uğraşmak için bir vakit bulamayacaktır, bütün mesaisini dokunulmazlıkların görüşülmesi ve kaldırılmasına harcayacak demektir. O nedenle Başbakanımızın dün yaptığı çağrıda madem ki bütün vekillerle ilgili dosyalardaki dokunulmazlıklar kaldırılsın ve yargılamaların önü açılsın deniyor öyleyse meclisimizin üzerindeki bu yükü almak, meclisin memleketin diğer meselelerle ilgilenmesini sağlamak için anayasaya geçici bir madde koymak suretiyle bu dosyalarla ilgili ve sınırlı bir biçimde dokunulmazlıkların kaldırılmasını sağlayalım teklifinde bulundu” dedi.

    “CHP SAMİMİYSE DESTEK VERİR”

    Bu dokunulmazlıkların kaldırılması milletvekillerinin geleceğe dönük dokunulmazlıklarının kaldırılması anlamına gelmediğini ifade eden Bozdağ, “Bu dosyalar dışında dokunulmazlıkların kaldırılması anlamına da gelmemektedir. Bu sadece mecliste bulunan fezlekelerle ilgili ve sınırı olmak kaydıyla dokunulmazlıkların kaldırılmasını bu suçlarla ilgili ve sınırlı milletvekillerinin yargılanmasının önündeki engelinin kaldırılması sonucunu doğuracaktır. Bazıları bunu yorumlarken dokunulmazlıklar tamamen kalkıyor, milletvekili tamamen düşüyor şekilde değerlendirmeler yapıyor. Bunlar doğru değerlendirmeler değildir. CHP bu konudaki çağrısında samimiyse bu anayasa değişikliği konusuna destek verir. Metnin yazılması konusunda ortaklaşa metin de yazılabilir veya hazır olan bir metin üzerinde de mutabakat sağlanabilir. Bu her şekilde mümkündür” diye konuştu.

    “MHP SAMİMİ BİR YAKLAŞIM SERGİLEMİYOR”

    MHP’nin samimi bir yaklaşım sergilemediğini vurgulayan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, “MHP’nin sayın genel başkanı yaptığı açıklamalara bakarsak MHP bu konuda samimi bir yaklaşım ortaya koymuyor. Şu anda dokunulmazlıklarla ilgili mecliste bir konu milletin bu konuda da talebi var. O zaman bütün partiler bir araya gelir amasız, fakatsız, lakinsiz, ön şartsız mevcut dosyalarla ilgili dokunulmazlıkları pekala kaldırabilirler. Buna engel bir durum yok. Yok efendim buna varız ama anayasanın 83’üncü maddesini yeniden ele alalım yazalım veya şunu yapmak için şu şu konularda da adamı atalım demek açık şekilde ifade ediyorum ipe un sermektir. Esasında dokunulmazlıkların kaldırılmasını istemediğini üstü kapalı bir şekilde beyan etmektir. Dokunulmazlıkların kaldırılması konusunda samimi olmadığını itiraf ve ilan etmektir. Samimi olan şartsız fakatsız, amasız, lakinsiz bir araya gelir talep belli, yapılacak belli onu hep beraber yapmış oluruz” ifadelerini kullandı

  • Adalet Bakanı Bozdağ Cezaevi İş Yurtlarını Gezdi

    İzmir Foça Yarı Açık Cezaevi İnfaz Kurumu’nda bulunan iş yurtlarını gezen Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, ’’İş yurtlarımız kaliteli ve standartların üzerinde üretim yapıyor. Çoğu vatandaşımız buraların farkında değil. Ben de elimden geldiğince buradaki ürünlerden tüketiyorum’’ dedi

    İzmir’de bulunan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Foça Açık Cezaevi İnfaz Kurumu’nu ziyaret etti. Burada, Bakan Bozdağ’a cezaevi ile ilgili kısa film izletildi. Daha sonra Bakan Bekir Bozdağ beraberindeki heyetle, cezaevi içindeki iş yurtlarını gezdi. Yürüyerek cezaevini gezen Bozdağ, yol çalışmasında çalışan mahkum işçilerle muhabbet edip sorunlarını sordu. Daha sonra Gezen Tavuk çiftliğine geçti. Tavukları besleyen mahkum işçiden, yaptıkları iş hakkında bilgi aldı. Buradan Bakan Bozdağ, süt işletme tesisi ve mobilya üretim tesisine giderek üretimleri yakından görüp detaylı bilgi aldı.

    MESLEK SAHİBİ OLUYORLAR

    Mobilya tesisinde konuşan Bakan Bekir Bozdağ, “Burada tarım, hayvancılık, marangoz atölyelerimiz var. Bunlarla ilgili hükümlüler hem bir meslek sanat sahibi oluyorlar hem de üretime katkıları oluyor. Kendilerine imkan sağlıyorlar. Şuanda Türkiye Ceza ve Tevkifevleri Müdürlüğü bünyesinde, 159 iş yurdu var. Bunların tamamı Foça Açık Cezaevi İnfaz Kurumu’nda olduğu gibi bir meslek ve sanatın öğrenilmesi kapsamındadır. Şuan itibariyle 40 bin 250 kişi buralarda çalışıyor. Ayrıca 47 tane iş yurtlarımıza bağlı satış mağazası var. Buradaki çalışan hükümlülerimiz kendilerini geliştirme imkanını buluyorlar.Meslek ve sanat sahibi olanlar meslek ve sanatları unutmamışlar oluyorlar. Bir meslek ve sanat sahibi olmayanlar yeni bir meslek ve sanat sahibi oluyorlar. Ve kedilerini geliştirme fırsatı buluyorlar. Tahliye olduktan sonra burada edindikleri meslekle sanatla kendilerine daha rahat iş bulma veya varsa kendi işleri, onları geliştirme fırsatı bulmaktadırlar. Cezaevlerinde bulunan bütün tutuklu ve hükümlüler ailelerinin devletimize emanetidir. Biz Adalet Bakanlığı olarak, ailelerin devletimize emaneti olan tutuklu ve hükümlülerin her türlü ihtiyaçlarını karşılamaya gayret ediyoruz. Onları topluma kazandırmak, cezaevinden çıktıktan sona hayatta başarılı olmalarını sağlamak içinde iş yurtları örneğinde olduğu gibi önemli çalışmaları bu çerçeve içerisinde yürütüyoruz. İzmir Foça Açık Ceza İnfaz Kurumu bu anlamda başarılı bir örnektir. Hayvancılık, tarım ürünleri ve marangoz atölyesi ile gerçekten hem bölge büyük bir katma değer katıyor hem de bu anlamda Türkiye’de örnek çalışmalar ortaya koyuyor. Burada çalışan bütün yöneticileri ve burada çalışan hükümlü vatandaşlarımızı ayrı ayrı tebrik ediyorum” dedi.

    “BEN DE İŞ YURTLARI ÜRÜNLERİ TÜKETİYORUM”

    Süt ürünleri tesisinde tattığı yiyecekleri değerlendiren Bakan Bozdağ, “Hepsinin tadı çok güzel. Emek verilmiş bir yer. Ama insanlarımızın çoğu burada üretilenlerin farkında değil. Kalitesini de bilmiyorlar. Ama ben şu kadarını söyleyeyim, buralarda üretilen ürünler sağlık, hijyen bakımından Sağlık Bakanlığı’nın, Tarım Bakanlığı’nın standart koyan bütün resmi kuruluşların uygun gördüğü standartların üzerinde bir standarda sahip. Bu konuda iş yurtlarının ürettiği ürünlerin kalitesi özel sektörde üretilen ürünlerin kalitesinden daha iyi olduğuna ben inanıyorum. Zaman zaman ben de alıyorum. Buradan alınan ürünler çok kısa sürede tüketiliyor” dedi.

    Bakan Bekir Bozdağ, basına kapalı yapılacak akşam yemeğinden sonra Ankara’ya dönecek.