Etiket: BOZDAĞ

  • Adalet Bakanı Bozdağ: “ABD’den somut adımlar bekliyoruz”

    Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Türkiye aleyhine faaliyette bulunan bir terör örgütünün ABD’de herhangi bir kısıtlamaya tabi olmaksızın faaliyetlerine devam etmesinin kabul edilebilir olmadığını belirterek, “ABD’den somut adımlar bekliyoruz” dedi.

    Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, AK Parti Muğla İl Başkanlığı tarafından düzenlenen Danışma Kurulu toplantısına katılmak için Muğla’ya geldi. İlk olarak Muğla Başsavcılığını ziyaret eden Bakan Bozdağ, daha sonra 15 Temmuz gecesi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a suikast için Marmaris’e gelen darbeci askerlerin yargılanacağı duruşma salonunu inceledi. Duruşma salonu haline getirtilen Muğla Sanayi ve Ticaret Odasına toplantı salonunda incelemelerde bulunan Bozdağ, burada gazetecilere yaptığı açıklamada Pensilvanya’da bulunan Fettulah Gülen’in Türkiye’ye iade edilmesi için ABD’den somut adımların atılmasını beklediklerini söyledi. Fetullahçı Terör Örgütü ve 15 Temmuz darbe girişimi konusunda soruşturmaların devam ettiğine ve davaların başladığına dikkati çeken Bakan Bozdağ, “Fettullahcı Terör Örgütü ve 15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsüne ilişkin soruşturmalar Muğla’da olduğu gibi Türkiye’nin diğer illerinde devam etmektedir. Pek çok soruşturma var. Bunlardan iddianameye dönen soruşturmalar olduğu gibi davaya dönüşen soruşturmalar oldu. Bugün itibari ile Türkiye genelinde bin 360 davanın açıldığını görüyoruz. Hem darbe teşebbüsü, örgüt üyeliği, örgüt adına işlenen eylemleri kapsayan dava sayısı bin 360’dır. Bundan sonraki süreçte de iddianameler tamamlandıkça yeni davalar da ortaya çıkacaktır. Yargılamaların adil olması, hukuka uygun bir şekilde yürütülmesi ve sonuçlandırılması milletimizin beklediği şekilde hukuka uygun bir biçimde bunların sonuçlandırılması milletimizin gözü önünde yargılamalarla sağlanacaktır. Herkes yakından takip ediyor adalet tecelli edecek ve yerini bulacaktır” dedi.

    “Somut adımlar bekliyoruz”

    Gazetecilerin sorunlarını da cevaplayan Bozdağ, Fetullah Gülen’in Türkiye’ye iade edilmesi konusundaki soruya, “Fetullahçı Terör Örgütü’nün kurucusu, yöneticisi, 15 Temmuz 2016 darbe planının talimat vericisi, onaylayıcısı ve bu planın uygulanmasının sevk ve idare edicisi terörist Gülen’dir. Burada Türk halkında da herhangi bir kimsede de tereddüt bulunmamaktadır. Ben daha önce de ifade ettim, ABD makamlarında Türkiye’den daha fazla bilgi bu konuda bulunmaktadır. Öyle olduğuna inanıyorum ben. Çünkü böylesine bir terör örgütünün elebaşısı Pensilvanya’da yaşıyor. Amerika gibi güçlü bir devletin Pensilvanya’daki malikaneye girip çıkanları, kim olduğunu, bunların neleri konuştuğunu bilmediğini düşünmek saflık olur. Onun için ben hep söylüyorum. Darbe planlarının onaylanması, müzakeresine dair istihbaratlarda ben kayıtlar olabileceğini ifade ettim, buradan bir kez daha ifade ediyorum. O yüzden Türk halkının bunda bir tereddüttü yok. Ben Amerika’daki, Amerikan istihbaratının da bu konudan bilgi sahibi olduğunu düşünüyorum. Onların da bu darbeyi gerçekleştirenin terörist Gülen olduğunu çok iyi bildiklerine inanıyorum. Kaldı ki bizim dosyada sunduğumuz deliller darbe teşebbüsünün planlayıcısı, sevk ve idare edicisi Fetullah Gülen olduğunun herhangi bir tereddüde meydan vermeyecek çok açık ve net bir şekilde ortaya koymaktadır” diye konuştu.

    “En sağlam dosya”

    Fetullah Gülen’le ilgili hazırlanarak ABD’ye gönderilen dosyanın sağlam bir dosya olduğunu kaydeden Bakan Bozdağ, konuşmasına şöyle devam etti:

    “Bugüne kadar ABD’ye iletilen geçici tutuklama taleplerine ilişkin dosyalarda Fetullah Gülen’le ilgili dosya kadar sağlam bir dosyanın olduğunu da ben zannetmiyorum. O kadar sağlam delillerle donatılmış bir dosyadır. Ancak bugüne kadar olumlu bir gelişme maalesef arzu ettiğimiz istikamette olmadı. Umarız ki yeni başkan döneminde Türkiye-ABD ilişkileri farklı bir seyir izler, olumlu bir dayanışma olur. Şu ana kadar yapılan açıklamalara baktığımızda Fetullah Gülen’in iadesi ve geçici tutuklama konusunda olumlu gelişmeler olabileceği sinyalini veriyor, ancak somut adımları görmeden bu konuda bir şey söyleme imkânı yok. Biz şu anda bir noktada temennimizi ve bu olumlu sinyallerin somut adımlara dönüşmesine dair umudumuzu ifade ediyoruz. Umarız ki bunlar boşa çıkmaz. ABD’de Türkiye aleyhine faaliyette bulunan bir terör örgütünün herhangi bir kısıtlamaya tabi olmaksızın faaliyetlerine devam etmesi kabul edilebilir bir şey değildir. Çünkü Fetullahcı Terör Örgütü kurucusu, yöneticisi terörist Gülen oradan terör örgütünü sevk ve idare ediyor. Türkiye’den gelen örgüt mensupları ile çok açık net görüşmeler yapıyor, onlara mesajlar veriyor. Sosyal medya üzerinden mesajlarını yayınlıyor. Bu iki ülke arasındaki dostluğa da, hukuka da uygun bir yaklaşım değildir. Türkiye’de ABD’nin aleyhine faaliyette bulunan bir terör örgütünün böylesine rahat bir şekilde faaliyette bulunmasına, herhangi bir kısıtlamaya, herhangi bir soruşturmaya, herhangi bir tahkikata uğramadan faaliyetler yapmasını ABD kabul eder mi? Kabul etmez. Dostluğa, iki ülke arasındaki iyi ilişkilere uygun düşer mi, düşmez. Biz de onu söylüyoruz. ABD’de Türkiye aleyhine faaliyette bulunan bir teröristin, terör örgütünün yuvalanması ve orada faaliyette bulunması, Amerika-Türkiye arasındaki olumlu ilişkilere hukuka ve dostluğa uygun düşmez. Umarız ki bu konudaki yeni yaklaşım Türkiye’nin dostluğunu, Amerika ve Türkiye arasındaki olumlu ilişkileri gereği ve daha da önemlisi uluslararası hukukun gereği üzerine olumlu bir şekilde rayına oturur.”

    Bakan Bozdağ, açıklamasının ardından Muğla Valisi Amir Çiçek’i makamında ziyaret etti.

  • Adalet Bakanı Bozdağ: “HSYK yargıyı iktidarın emrine veriyor diyenler yalanın şahını söylüyorlar”

    Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, “HSYK yargıyı iktidarın emrine veriyor diyenler yalanın şahını söylüyorlar. Ayıptır, günahtır. Böyle bir çarpıtmaya kimsenin hakkı yoktur. Anayasa metni ortada. Yarın Resmi Gazete’de yayınlanacak. Herkes bunu görecektir” dedi.

    Bakan Bekir Bozdağ Antalya Bölge İdare Mahkemesi’nde düzenlenen İstinaf Mahkemeleri Değerlendirme Toplantısı’na katıldı. Burada konuşan Bakan Bozdağ, Türkiye’nin 16 Nisan 2017 tarihinde gerçekleştireceği referandum kapsamında yargı alanında yapılan değişikleri anlattı. Anayasa değişikliğine ilişkin maddelerin TBMM’de kabul edildiğini aktaran Bakan Bozdağ, “Cumhurbaşkanımızın bugün onaylamasıyla da halk oylaması süreci başladı. Esasında bu değişiklik bir yandan çift başlı bir yürütmeyi ortadan kaldırıp, yasama ve yürütmeyi birbirinden tam ayrı, birbirine karşı tam bağımsız hale getirirken, yargı alanında da çok büyük bir tarihi adımı içermektedir. Yeni değişiklik, yargıda çift başlılığı ortadan kaldıracak” diye konuştu.

    “Türk yargısı, Türk yürütmesi gibi çift başlı bir yapıdaydı” diyen Bakan Bozdağ, “Bildiğiniz gibi bir yanda askeri Yargıtay var, bir yanda Askeri Yüksek İdare Mahkemesi var. Bir yandan adli Yargıtay ve Danıştay var. Sanki Türkiye iki ayrı devlet, iki ayrı yargılama, iki ayrı yargılama usulü, iki ayrı mahkemesi olan bir ülke görünümünde. Askerler suç işlediğinde onları yargılayacak ceza mahkemeleri ayrı, onlara uygulanacak usul ayrı, siviller suç işlediğinde onları yargılayacak ceza mahkemeleri, onlara uygulanacak usül, bunun temyiz merci ayrı. İdari işlemler bakımından, asker kişilerin yaptığı idari işlemler Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’ne dava konusu yapılırken, diğer vatandaşlarımızın idari işlemlerden kaynaklı ihtilafları, idari yargı ve Danıştay yoluyla çözüme kavuşturuluyor. Usül ayrı, kural ayrı ama ülke tek, anayasa tek. Yargıya baktığınızda tek yargı yok” dedi.

    “Yargı birliğini hayata geçiren reform”

    Anayasa değişikliğinin yargı birliğini hayata geçiren büyük bir reform olduğunu vurgulayan Bakan Bozdağ şöyle devam etti:

    “Hukukta yargı birliğini sağlamak hukuk devletinin en önemli vasıflarından biridir. Bugüne kadar Türkiye’de yargı birliğini sağlamanın, yargıdaki bu hukuk devletine yakışmayan ayrışmayı ortadan kaldırmanın yolu herkes tarafından gösterilirdi. Bütün siyasi partilerin, ’Yargı birliği sağlanmalı, askeri yargı kalkmalı, Yargıtayda birleşmeli. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kalkmalı ve idari bütün itilaflar, idari yargıda ve Danıştayda birleşmeli’ derdi. Ancak bugüne kadar bunu hayata geçirmek imkanı olmadı. İşte bu değişiklik, Türkiye’de hukuk devletinin ayrılmaz niteliklerinden birisi olan yargı birliğini hayata geçiren büyük bir reformdur. İnsanlar arasında asker sivil ayrımı yapan buna göre hukuk oluşturan Anayasa’nın eşitlik ilkesiyle de bağdaşmayan bir ayıbın Türk anayasasının içinden çıkarılmasıdır. Hukuk devletiyle bağdaşmayan bir uygulamanın ve düzenlemenin hukuk devletiyle uyumlu hale getirilmesidir. Yargı birliğini sağlamak, anayasanın eşitlik ilkesinin gereğini hayata geçirmek, hukuk devletinin gereğine riayet etmek hepimizin vazifesidir. Bu açıdan baktığımızda, bu değişiklik yargı alanında esasında çift başlılığa son veren, yargının birliğini, hukuk devleti ve anayasanın eşitlik ilkesine uygun bir şekilde temin ve tesis eden tarihi bir adımı atmaktadır. Bunu herkes takdir eder ama ben yargıda görev yapan hakim ve savcılarımızın yargıdaki bu ayrılığın ne anlama geldiğini herkesten daha iyi takdir edeceklerine yürekten inanıyorum.”

    Bu ayıbı ortadan kaldıran adımın son derece önemli ve tarihi bir adım olduğunun altını çizen Bozdağ, “Bir başka önemli reform da yargı yetkisini düzenleyen maddede yapıldı. Anayasanın yargı yetkisi Türk milleti adına bağımsız mahkemelerce yerine getirilecek. Mahkemelerin bağımsızlığının tartışmasız olması hukuk devletinin olmazsa olmazıdır. Bağımsızlığın içinde tarafsızlık var mıdır? Olması lazım ama anayasada tarafsızlığın açıkça yazılmamış olması ve bunun bir anayasal dayanağının olmamış olması, bağımsızlığın içinde bu da vardır diye yorumla ona bir kıymet atfedilmesi Türkiye anayasasında yargı yetkisinin tarafsızlığı konusundaki tereddütleri ortadan kaldırmaya yetmez. Hukuk devleti bakımından bir güvenceyi de tam yansıtmaz. Halbuki hukuk devletinde, tarafsızlığı da bir hukuksal müessese olarak ayrı düzenlemek, bağımsızlığı da ayrı düzenlemek, ikisine de anayasamızın verdiği önemi göstermek bakımından son derece önemlidir. Bugün bu değişikliklerle beraber anayasamızda ilk defa Türk hukuk sistemi içerisinde yargı yetkisini kullanan mahkemelerin bağımsızlığının yanına tarafsızlığı da ilave edilmiş, anayasal dayanağı, anayasal güvenceye kavuşturulmuştur. Bu da hukuk devletini güçlendiren tarihi bir adımdır, çok önemli bir reformdur” dedi.

    Bakan Bozdağ, yargıyla ilgili değişikliklerden birisinin Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK) üyelerinin sayısı ve seçim usulü ve Yüksek Kurulun çalışmasında yapılan değişiklikler olduğunu söyledi. Bozdağ, “Hepimiz yaşadık, yargı alanında seçim usulüyle HSYK’nın üyelerinin belirlenmesi, belirlendikten sonra seçilen üyelerin görev yapması ve bunların aldıkları kararlar çok tartışmalara neden oldu. Seçim usulü gerçekten yargıda çok büyük ayrışmalara kutuplaşmalara, kamplaşmalara yol açtı. Hepimiz yaşadık, yargı alanında seçim usulüyle HSYK’nın üyelerinin belirlenmesi, belirlendikten sonra seçilen üyelerin, görev yapması ve bunların aldıkları kararlar çok tartışmalara neden oldu. Seçim usulü gerçekten yargıda çok büyük ayrışmalara kutuplaşmalara, kamplaşmalara yol açtı” ifadelerini kullandı.

    Bir seçim yaşandığını, arkasından ikinci seçimin yaşandığını hatırlatan Bozdağ, “HSYK’nın başkanı Adalet Bakanı olarak üçüncü bir seçimi yaşamamak için hep dua ettim. Üçüncü bir seçim yaşansaydı, Türk yargısının bu seçim sistemiyle HSYK tarafından yönetilmesinin nasıl bir noktaya taşıyacağını kimse kestiremeyecekti. O nedenle tarihi bir dönüşüm” dedi.

    Seçimin iyi niyetle getirildiğine işaret eden Bozdağ, hakimlerin, savcıların kendileri hakkında her türlü kararı verecek Yüksek Kurulun üyelerini seçme hakkına kavuşmuş olmasının gerçekten demokratik meşruiyet bakımından önemli bir reform olduğunu anlattı. “Ama geçen zaman içinde seçimin yapılması ve seçim sırasında meydana gelen olaylar, daha sonra yaşanan gerçeklikler, Türkiye’nin buradaki demokratik meşruiyeti koruyarak, ama başka bir demokratik meşruiyet üzerinden bu meseleyi çözüme kavuşturmasını zorunlu kılmıştır” diyen Bozdağ, bu değişikliğin HSYK üyelerinin belirlenmesinde seçimi kaldırdığını söyledi. Bu açıdan yargı mensuplarının buna çok büyük destek verdiğine dikkati çeken Bozdağ, şunları kaydetti:

    “Çünkü onlar bu seçim usulünün acısını en yakın yaşayan hissede insanlardır. Seçim kalktı peki, nasıl olacak bundan sonra seçim. İki türlü olacak. Birisi Sayın Cumhurbaşkanı tarafından seçilen üyeler. Dört üye, cumhurbaşkanı tarafından seçilecek. Üçü adli yargıdan, birisi idari yargıdan seçilecek. Geri kalan üyelerden 7’si TBMM tarafından seçilecek. Bunun üçü avukatlar ve yüksek öğretim üyeleri arasından, üçü Yargıtay üyeleri arasından, biri de Danıştay üyeleri arasından seçilecek. TBMM seçecek. Bunun demokratik meşruiyeti halkta. Çünkü cumhurbaşkanını halk seçecek, yüzde 51 ile en az. Dolayısıyla halkın verdiği yetkiyle bunu cumhurbaşkanı seçmiş olacaktır. Demokratik meşruiyet burada var mı, var. Öte yandan TBMM yine halkın hür iradesiyle seçilecek. Orada da demokratik meşruiyet var. Milletir temsilcileri bu seçimi yapacak. Cumhurbaşkanı mevcut 22 üyeli HSYK’nın da bugün dört üyesini seçiyor. Mevcut düzenlemede de dört üyesini seçiyor. Dolayısıyla cumhurbaşkanın verilen seçim yetkisi yeni bir yetki değildir, önceki yetkiden kapsamı geniş bir yetki de değil. Dün neyse cumhurbaşkanın seçimi, bugün de o. Dün kaç üye seçiyorsa bugün de o kadar üye seçiyor. Burada bir değişiklik yok. Değişiklik nerede, hakimler ve savcılarımızın Yargıtay, Danıştay üyelerimizin kendi aralarından seçmeye son verilip, bunun yerine TBMM üyelerinin seçimidir. Burada da çok büyük bir yanlış anlaşılma var. Şu söyleniyor, iktidar grubu çoğunlukta, cumhurbaşkanı dördünü oradan atayacak, Mecliste de çoğunluğu var, kalanı da oradan seçecek. HSYK üyelerinin tamamı cumhurbaşkanının söylediği kişilerden olacak. Aynen bu söyleniyor. Bunu söyleyenler yalan söylüyorlar. Çok net yalan söylüyorlar. Neden, anayasa değişiklik teklifini ya okumamışlar ya okuyup anlamamışlar. Ya da okumuşlar anlamışlar ama milleti aldatmak için bunu söylüyorlar. Bunun başka izahı yok. TBMM seçeceği üyeleri 3’te 2 oy çokluğuyla seçme zorunluluğu var. Parlamento 600 kişiden oluşuyor 3’te 2’si 400 kişi. Anayasa değişiklik oranı da 400 kişi. Anayasayı yeniden yapmak istediğinizde 400 kişiyi bulursanız, anayasayı baştan sona yeniden yazabiliyorsunuz. Anayasayı değiştiren bir çoğunlukla seçme zorunluluğu getiriyoruz. Hem komisyonda aynı çoğunluğu alıyor hem de Genel Kurulda 3’te 2 çoğunluğu alıyor. Bu da tek bir parti, tek başına herhangi bir üyeyi seçme hak ve yetkisine sahip değildir” diye konuştu.

    “Yargı iktidarın eline geçiyor eleştirisi”

    Bakan Bozdağ şöyle devam etti:

    “Seçimden sonra 40 gün içinde HSYK üyeleri seçilecek. AK Parti’nin 316 milletvekili var. Anlaştık onun kaç milletvekili var 40 topla 356. Peki seçilebiliyor mu komisyondan üyeler , seçilemiyor. Kiminle anlaşmak lazım CHP ile anlaşmak lazım. Parlamentodan şuan için en az üç parti anlaşmadan HSYK üyelerinin seçimi mümkün değil. Nasıl olacak iktidar partisi HSYK’nın kalan 7 üyesini kendi istediklerinden dizayn edecek, mümkün mü ? Değil. Bir parti ile anlaştı. Bunu da yapamaz. Sadece CHP ile anlaşırsa ancak 367’yi bulabilir. Diğer partilerle anlaşırsa bunu bulma şansı yok. O zaman bu neti gerektirecek, uzlaşmayı gerektirecek. Bir araya gelecekler, uzlaşacaklar, öyle seçecekler. Uzlaşamadı, o zaman kura çekimi yapılacak. Bu mu daha teminatlı, yoksa mevcut anayasada şuanda uyguladığımız şey mi daha teminatlı. 367 çoğunluğu aramak kötü bir şeyi mi? Yargı iktidarın eline geçiyor, nasıl geçiyor birinin bunu izah etmesi gerekir. Türkiye’de şuan iktidarın çoğunluğu 316, yeni dönemde parlamentonun sayısı 600’e çıktığı için anayasa değişiklik çoğunluğu 600 olacak. 400 vekili bir partinin çıkarması kolay mıdır. Bugüne kadar hiçbir parti anayasayı tek başına değiştirme çoğunluğunu tek parti dönemi hariç elde etmemiş. Bundan sonra elde şansı matematiksel olarak elde etme oranı var. Gerçekleşme ihtimali çok düşük. Onun için bu düzenleme yargının bir partinin istediği kişilerden oluşan kurul tarafından yönetilmesinin engellenmesinin sigortasıdır. Uzlaşırlar, anlaşırlarsa beraber seçebilirler.”

    “Tarihi adım”

    HSYK konusunda anlaşma sağlanamazsa kura uygulamasına gidileceğini belirten Bakan Bozdağ, “Kimin lehine, kimin aleyhine kimse bilmez. Orada liyakat aranıyor. Herkes aday olamıyor, belirli niteliklere sahip kişiler aday olabiliyor. HSYK’ya üye seçilebilme ehliyetine sahip kişiler aday olabiliyor. Bunlar arasından kura çekilecek. Bundan daha objektif bir yol varsa birisi söylesin beraber yapalım o yolu. Yok öyle bir yol. Bu düzenleme üzerinden yeni HSYK yargıyı iktidarın emrine veriyor diyenler yalanın şahını söylüyorlar. Ayıptır, günahtır. Böyle bir çarpıtmaya kimsenin hakkı yoktur. Anayasa metni ortada. Yarın resmi gazetede yayınlanacak. Herkes bunu görecektir. Anayasa Mahkemesine üye seçme konusunda, bu anayasa değişikliği içerisinde hiçbir düzenleme yoktur. Yargıtaya cumhurbaşkanının üye seçme yetkisi zaten yok. Danıştaya üye seçme konusunda bir değişiklik şuanda yok. Ama öyle bir şey yapılıyor ki ‘Bütün yargıyı cumhurbaşkanı dizayn ediyor’ diye haberler yapılıyor. Esasında yargı alanında bu anayasa değişikliği ile yapılanlar, hukuk devletinin güçlendirilmesi bakımından anayasanın eşitlik ilkesinin hayata geçirilmesi bakımından son derece önemli tarihi adımlardır. HSYK ile yapılan düzenleme ise yargının iktidar partisi, ana muhalefet partisi diğer parti, kilit veya grubun eline geçmesini önleyecek teminatlara sahiptir. Çok önemli bir sigortadır. Bundan sonra yargıyı birileri gözüne kestirip “Bizim adamları yerleştirelim şöyle böyle yön veririz” ihtimalini ortadan kaldıracaktır. Esas teminat buranın içinde getirilmektedir, korunmaktadır. Konmaktadır” dedi.

    “Cumhurbaşkanına yargı yolu”

    Bu düzenlemelerin hukuk devletini güçlendiren önemli düzenlemeler olduğunu vurgulayan Bakan Bozdağ, “Cumhurbaşkanının resmen imzaladığı işler, emir ve kararlara karşı yargı yolu kapalı. Cumhurbaşkanı, Türkiye’de ne kadar emir imzalıyor bilen var mı? Ne kadar karar imzalayan bilen var mı. Muhtevasını bilen var mı? Yargı denetimi var mı, yok? Başka bir denetimi var mı yok. Ama bu düzenleme diyor ki, cumhurbaşkanının resmen imzaladığı emir ve kararlara karşı yargı yolu açık. İmzaladığı ne kadar emir varsa, karar varsa yargının denetimine açık olacak. Hukuk devletini güçlendirir mi bu. Cumhurbaşkanının tek başına imzaladığı işlemlere karşı da yargı yolu kapalıdır. Hangi işlemleri tek başına yapar, bunun bilgisi bile tam değil. Buna karşı da yargı yolu kapalı. Şimdi ne diyor, cumhurbaşkanı tek başına tek başına yaptığı bütün işlemlere karşı yargı yolu sonuna kadar açılmaktadır. Hukuk devletini, yargı denetimini güçlendiriyor mu? Önemli bir tarihi adım atılıyor. Bugün Türkiye’de cumhurbaşkanın bir sorumluluğu yoktur. Hesap verebilirliği, hesap soracak makamda yoktur. Mecliste hesap soramaz, yargıda hesap soramaz. Yanılıyorsam bana söyleyin” dedi.

    “Cumhurbaşkanına hesap vermeyi getiriyoruz”

    Cumhurbaşkanının sadece vatana ihanetten dolayı TBMM üye tam sayısının 4’te 3’ünün kararıyla suçlandırılabileceğini kaydeden Bakan Bozdağ, “Yani bugün itibariyle 413 milletvekilinin kararıyla suçlandırılabilir. Peki onun dışındaki suçlardan suçlandırılabilir mi, hayır. Anayasacılar bazı cezacılar tartışıyor ama onlar fantezi tartışması. Anayasa çok açık, bunun dışında hiçbir isnatla cumhurbaşkanı suçlanamaz, sorumlu tutulamaz. Cumhurbaşkanının siyasi sorumluluğu var mı yok. Diyor ki cumhurbaşkanı tek başına yaptığı işlemlerde başbakan ve ilgili bakanın imzası olur, sorumlulukta onlarda olur. Her şeyin altına imza atıyor, sorumlusu ben oluyorum başkası oluyor. Cumhurbaşkanı olmuyor. Hesap sorulamıyor, hesap vermiyor. Şimdi ne yapıyoruz, hesap vermeyi getiriyoruz. Hesap veren, hesap sorulan bir cumhurbaşkanı getiriyoruz. Siyasi sorumluluğu anayasaya konuluyor. Hukuk devletini güçlendiriyor. Kim yapacak siyasi hesap sormayı değil halk yapacak. Hem partisine vekil seçerken siyasi hesap sorma yapacak, hem cumhurbaşkanı hem de belediye başkanlarını seçerken siyasi hesap sorma yapacak. Siyasi denetimi yasama denetimi adıyla TBMM yapacak. Şu anda TBMM grup önerileri getirme, gündem dışı konuşma, genel görüşme açtırma,meclis araştırması, Meclis soruşturması ve soru yöntemleriyle cumhurbaşkanının siyasi denetimini yapacak, siyasi hesabını soracak. Oradan da ayrı bir yasama denetimi siyasi denetimi olacak. Siyasi sorumluluk ilk defa getiriliyor. Cumhurbaşkanının cezai sorumluluğu bütün suçları kapsayacak şekilde netleştiriliyor. İşlediği iddia edilen bütün suçlardan dolayı cumhurbaşkanı suçlandırılabilir kuralı ilk defa anayasaya konuluyor. Yüce Divana sevk edilmesi konusunda karar hesabı 550 vekilken 413, vekil sayısı 600’e çıktığı zaman 400 olarak tespit ediliyor. Yüce Divana sevk kolaylaşıyor. Yüce Divan içinde 3 ay içinde karar verme durumunda. Böylesi bir başka denetimi anayasamız içermektedir. Buda hukuk devletini güçlendiren önemli reformlardır”dedi.

  • Bakan Bozdağ: “İstinaf Mahkemeleriyle ilgili yeni yasa teklifini TBMM’ye sunacağız”

    Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, İstinaf Mahkemeleriyle ilgili bazı yeni düzenlemelerin olacağı yeni bir yasa teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisine (TBMM) sunacaklarını açıkladı. Bozdağ, “İhtiyaçlar var. Onları karşılamak için kanuni bazı düzenlemelerin yapılması zorunluluğu ortada. Amacımız istinafın sağlıklı işlemesi, vatandaşımızın ihtiyaçlarına, adalet beklentisine en doğru cevabı verebilmesidir” dedi.

    Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Bölge Adliye Mahkemesi toplantısına katılmak üzere Antalya’ya geldi. Ziyareti kapsamında Antalya Valisi Münir Karaloğlu’nu makamında ziyaret eden Bakan Bozdağ, valilik özel defterinizi imzaladı. Burada konuşan Bakan Bozdağ, Antalya’da bakanlıkla ilgili çalışmaları değerlendi.

    “Neler yapacağımızı somutlaştıracağız”

    İstinafla ilgili bir değerlendirme toplantısı yapacaklarını kaydeden Bozdağ, “İstinaf Mahkemeleri 20 Temmuz 2016 tarihinde faaliyete geçi. 6 aylık bir süre doldu. Bu süre içinde istinaf mahkemelerimiz uygulamalarında ortaya çıkan ihtiyaçlar, sorunlar, çözümler nelerdir, buna dair değerlendirme toplantılarını, her İstinaf Mahkemesinin olduğu yerde yapıyoruz. Bundan önce Ankara ve İzmir’de yaptık. Şimdi, Antalya’da yapıyoruz. Konuyu geniş boyutlarıyla ele alıp değerlendireceğiz. Önümüzdeki süreç içinde bölge idare mahkemelerinden gelen, öneriler ve eleştiriler doğrultusunda neler yapacağımızı somutlaştıracağız” diye konuştu.

    “Yasa teklifi sunacağız”

    “Bir yasa teklifini TBMM’ye sunacağız” diyen Bakan Bozdağ konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Çünkü ihtiyaçlar var. Onları karşılamak için kanuni bazı düzenlemelerin yapılması zorunluluğu ortada. Amacımız istinafın sağlıklı işlemesi, vatandaşımızın ihtiyaçlarına, adalet beklentisine en doğru cevabı verebilmesidir. Bunu temin için çalışmalarımız devam ediyor. Yarın Başbakanımız da saat 17.00’da Bölge Adliye Mahkemesinin açılış kurdelesini kesecek.”

    Antalya Valisi Münir Karaloğlu, kentin yoğun iki gün geçireceğini aktararak, Başbakan Binali Yıldırım’ın katılımıyla yarın 800 belediye başkanının katılımıyla belediye başkanları toplantısı ve toplu açılış törenlerinin gerçekleştirileceğini söyledi.

    Antalya Bölge İdare Mahkemesinin de törenle açılacağını dile getiren Vali Karaloğlu, “Bakan Bozdağ, hem açılışa katılmak hem de adliye de hakim savcılarımızla bir toplantı düzenleyecek” dedi.

    Bakan Bozdağ’a, AK Parti Antalya Milletvekili Mustafa Köse, Adalet Bakanı Yardımcısı Bilal Uçar, HSYK Başkan Vekili Mehmet Yılmaz, AK Parti Antalya İl Başkanı Rıza Sümer, Emniyet Müdürü Celal Uzunkaya ve HSYK üyeleri eşlik etti.

  • Bakan Bozdağ: “Kaçan darbeciler mutlaka hesap verecekler”

    15 Temmuz darbe teşebbüsünün Türk demokrasisi ve siyasi hayatı bakımında önemli bir dönüm noktası olduğunu hatırlatan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, “Kaçan darbeciler mutlaka hesap verecekler. Kaçanlar, kaçtıklarıyla kalacaklarını düşünmesinler. Nereye kaçarlarsa kaçsınlar, hangi deliğe saklanırlarsa saklansınlar onları bulmak, milletin yargısının önüne çıkarmak ve milletin yargısına hesap vermesini sağlamak bizim boynumuzun borcudur” dedi.

    Adalet Bakanı Bozdağ, Büyük Sinema Salonu’nda AK Parti Şubat Ayı Yozgat İl Danışma Meclis Toplantısı’na katıldı. Toplantıda konuşma yapan Bakan Bozdağ, 2016 yılının 15 Temmuz darbe teşebbüsüyle Türk demokrasisi bakımından, Türk siyasi hayatı bakımından ve tarihleri bakımından çok önemli bir dönüm noktası olduğunu ifade ederek Türkiye’nin 2016’yı çok büyük zorluklarla geçirdiğini belirtti.

    Bakan Bozdağ, “Belki dünyada böylesi bir vahşeti yaşayan ülke sayısı çok azdır. Ama böylesi büyük bir vahşet karşısında milli iradesine, hukukuna, devletine, seçilmişlerine, anayasasına ölümüne sahip çıkan ve destan yazan millet varlığı yoktur. Ne zaman düdük çalan olsa başka ülkelere bakın düdük çalanlar hep kazanmış. Türkiye’nin geçmişine baktığınız zaman 15 Temmuz’a kadar çalınan düdükler hep başarılı olmuş. Ama 15 Temmuz’da Türkiye’nin hem siyaseti farklı durmuş, hem yönetimi farklı durmuş, hem meclisi farklı durmuş, hem medyası farklı durmuş, hem sivil toplum örgütü farklı durmuş hem de halkımız farklı durmuş. Ölümüne hep beraber demokrasi demiş, hukuk demiş, milli irade demiş ve darbecilere Türkiye’yi değil, dünyayı dar etmiştir, dar. Şimdi kaçıyorlar, Amerika’ya kaçıyorlar, Almanya’ya kaçıyorlar, başka yerlere kaçıyorlar. Nereye kaçarlarsa kaçsınlar, hangi deliğe saklanırlarsa saklansınlar onları bulmak, milletin yargısının önüne çıkarmak ve milletin yargısına hesap vermesini sağlamak bizim boynumuzun borcudur. Kaçan darbeciler mutlaka hesap verecekler. Kaçanlar, kaçtıklarıyla kalacaklarını düşünmesinler. Millete yaptıklarının, bu devlete yaptıklarının, şehit ettiklerinin, gazi yaptıklarının, akıttıkları kanların, bu millete ve devlete yaptıkları ihanetin cezasını mutlaka görecekler. Ondan kimsenin endişesi olmamalıdır” dedi.

    “Millete güvenenler, ’evet’ milletten korkanlar, ’hayır’ diyecektir”

    Cumhurbaşkanlığı sistemiyle ilgili açıklamalarda bulunan Bakan Bozdağ, hükümeti şuan da milletvekillerinin seçtiğini söyledi.

    Türkiye’de bir cumhurbaşkanlığı seçiminin bir de milletvekilliği seçiminin olduğunu dile getiren Bozdağ “Hükümet nereden çıkıyor? Meclisin içinden çıkıyor. İşte millete güvenmeyen bu anayasa, milletin doğrudan hükümet seçmesine izin vermiyor. Milleti doğrudan hükümet seçmeye ehil görmüyor. Şimdi, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle yapılan en önemli değişiklerden birisi, hükümeti doğrudan seçme yetkisinin asıla, aziz milletimize verilmesidir. Referandumda, halk oylamasında, milletimiz esasında, ’hükümeti doğrudan ben seçmek istiyor muyum, istemiyor muyum?’ diye bir muhakeme yapıp ona göre karar verecektir. Eğer, ’hükümeti doğrudan ben seçmek istemiyorum, ben buna ehil değilim’ diyenler ’hayır’ diyecektir. ’Hayır kardeşim, ben asılım asıl, milletvekilini ben seçiyorum, benim seçtiklerim hükümeti seçiyor, ben vekilleri aradan çıkarıyorum, hükümeti doğrudan bundan sonra ben seçeceğim’ diyenler, ’evet’ diyecektir. Millete güvenenler, ’evet’ milletten korkanlar, ’hayır’ diyecektir. Korku pompalıyorlar. Ne değişiyor? Ankara’da ayak oyunlarıyla hükümet teşkil etme dönemi tarihe kavuşuyor. Onun için dikkat edin milletten alamadıkları iktidarı Ankara’da almaya alışmış çevreler, ara dönemlerde darbe öncesi, sonrası vesaire, bazı puslu havalarda güç ve kudret devşirenler hepsi cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine karşı bir araya geldiler. Niye karşı? ’Milli egemenlik zayıflıyormuş’ diyor. Ya Allah aşkına, millete hükümet seçme görevini vermemiş bu anayasa, milli egemenliği madem millete tanıyor da neden hükümeti seçme görevini doğrudan millete vermiyor? Şimdi ne yapılıyor? Doğrudan hükümeti seçme görevi aziz millete veriliyor. Bu referandum, bunun oylanacağı referandum. Biz buna karar vereceğiz. ’Hükümeti doğrudan biz mi seçelim, yoksa bizim seçtiğimiz vekiller mi seçsin?’ İşin esası, özü burada düğümleniyor. Ben inanıyorum ki, aziz milletimiz, ’hükümeti doğrudan ben seçeceğim.’ Halkın doğrudan hükümet seçmesi milli egemenliğin sahibine doğrudan tevdi anlamına gelir ve milli egemenliği güçlendirir. Hem belediyeyi doğrudan seçiyor, hem belediye meclisini doğrudan seçiyor, hem il genel meclis üyelerini doğrudan seçiyor, hem milletvekilini yani yasamayı doğrudan seçiyor, hem cumhurbaşkanını doğrudan seçiyor, şimdiye kadar hükümetini seçemiyordu bundan sonra Türk milleti hükümetini de doğrudan seçecektir” şeklinde konuştu.

  • Bakan Bozdağ: “Ne kadar terör örgütü varsa hepsi ‘hayır’ için işbirliği yapıyor”

    AK Parti Yozgat İl Danışma Meclis Toplantısında açıklamalarda bulunan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, hükümet sisteminin değiştirilmesine engel olmak isteyen bazı grupların MHP üzerine oyun oynadığını dile getirerek “Türkiye ve Türk milletine ihanet eden ne kadar terör örgütü varsa hepsi ’hayır’ için işbirliği yapıyor” dedi.

    AK Parti Yozgat İl Danışma Meclis Toplantısı, Yozgat Belediyesi Büyük Sinema Kültür ve Sanat Merkezi’nde gerçekleştirildi. Toplantıya Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, AK Parti Yozgat Milletvekili Yusuf Başer, Yozgat Belediye Başkanı Kazım Arslan, AK Parti İl Başkanı Harun Lekesiz ve vatandaşlar katıldı.

    Toplantıda konuşan Bakan Bozdağ, “Bakın hayırcıların safına PKK’ın elebaşları Kandil’den açıklama yapıyor. MHP ve AK Parti anlaştı bizi bitirecek diye. Onun için aman bu sistem gelmesin diye herkesi seferber ediyorlar. Pensilvanya’daki bedduacı FETÖ terör örgütünün elebaşı bütün kadrolarıyla onlarda hayır çıksın diye uğraşıyorlar. DHKP-C terör örgütü dahil ne kadar Türkiye’ye ve Türk milletine ihanet eden terör örgütü varsa hepsi hayır için iş birliği yapıyorlar. Şimdi CHP’de HDP’de aynı safta eylem birliği yapmışlar. O hedefi gerçekleştirmek için eylem birliği yapmışlar. Hedefleri de Türkiye’nin hükümet sistemini değiştirmesine engel olmak” dedi.

    Milliyetçi Hareket Partisi üzerine oyunlar oynandığını da söyleyen Bakan Bozdağ, “Oynayanlar da belli. Bu milletin hukukunu her zaman çiğneyenler. Oradan buradan karıştırıyorlar. Zannediyorlar ki ülkücüleri, MHP’lileri, vatanını, milletini sevenleri PKK ile hedef birliğinde aynı amaç için ter döktüreceklerine inanıyor bu zavallılar. AK Partilileri böyle yaptıracaklarına Saadet Partilileri, Büyük Birlik Partilileri böyle yaptıracaklarına inanıyorlar. Boşa kürek çekmeyin. Ne bir AK Partili ne bir MHP’li ne bir Saadet Partili ne de BBP’li, PKK ile hedef birliğine ve bu hükümet sistemine hayır kampanyası yapmaz, yapılmasına dahi izin vermez. Onların vatan, millet ve devlet sevgisi buna mani olur” ifadelerini kaydetti.

    Memleketi Yozgat’ta Cumhurbaşkanlığı sistemi için ’evet’ diyen Bakan Bozdağ, Yozgatlılara seslenerek “Yozgat bir kaledir ve milletin kalesidir partilerin kalesi değil. Kim milletine devletine sahip çıkıyorsa Yozgatlı da hep milletine, devletine sahip çıkanlara sahip çıkmıştır. Onun içinde de bu referandum sürecinde bütün hemşerilerime diyorum ki durmak yok yola devam. Türkiye’mizin gelecekte daha güçlü olması için bu hükümet sistemi değişikliğini el birliğiyle yapmamız ve halkımızın evet demesiyle Türkiye’nin geleceğini yeniden kurmalıyız. Büyük Türkiye’nin temelleri inşallah evetlerle atılacaktır. Ben büyük Türkiye için bölgesinde ve dünyada güçlü yol ve pota belirleme kudretine sahip büyük bir Türkiye için evet diyorum, evet diyorum, evet diyorum. Yozgatlı da evet demeye var mı? Allahın izniyle bu iş evetle bitecek ve evetle yollar açılacak” şeklinde konuştu.