Etiket: BOZDAĞ

  • Adalet Bakanı Bekir Bozdağ memleketi Yozgat’ta

    Yozgat’ta düzenlenen Kaldırımlar’dan Sakarya’ya Necip Fazıl Sempozyumu’na katılan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, “Necip Fazıl’ları iyi tanıdığımızda geleceğimizi hem millet olarak hem de devlet olarak daha güçlü bir biçimde inşa edeceğimize yürekten inanıyorum ” dedi.

    Yozgat Valiliği, Yozgat Belediyesi, Bozok Üniversitesi ve Türkiye Yazarlar Birliği tarafından ortaklaşa düzenlenen “Kaldırımlar’dan Sakarya’ya Necip Fazıl Sempozyumu” sona erdi.

    Yozgat Belediyesi Büyük Sinema Kültür ve Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilen sempozyumun son gününe Adalet Bakanı Bekir Bozdağ başta olmak üzere Yozgat Valisi Kemal Yurtnaç, Yozgat Belediye Başkanı Dr. Kazım Arslan, Bozok Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Salih Karacabey, fakülte dekanları ve çok sayıda akademisyen ile öğrenci katıldı.

    Kaldırımlardan Sakarya’ya Necip Fazıl Sempozyumu’nda üstadı tanıma imkanı bulduklarını söyleyen Bakan Bozdağ, “Necip Fazıl bizim medeniyet pınarımızın sürekli akacak büyük bir çeşmesidir. Bu çeşmeden kana kana içmek evlatlarımıza, çocuklarımıza, kana kana içirmek hepimiz için, ülkemiz ve milletimiz için büyük bir bereket olacaktır. Necip Fazıl’ları iyi tanıdığımızda geleceğimizi hem millet olarak hem de devlet olarak daha güçlü bir biçimde inşa edeceğimize yürekten inanıyorum. İstiklal Marşımızın ilk kelimesi ‘Korkma’dır. Neden ‘korkma’ diye başlar. Başka bir kelime ile neden başlamadı. Ona baktığımızda Türk toplumunun İstiklal Marşının yazıldığı yıllarda ve bu marşı yazan büyük fikir ve edebiyat insanının dava adamının yaşadığı hayatta ve bu hayatın öğrettiklerinde aramak lazım” dedi.

    Adalet Bakanı Bozdağ, sempozyumun sonunda Nida Tüfekçi Güzel Sanatlar Lisesi öğrencileri tarafından hazırlanan Necip Fazıl Kısakürek resim sergisini gezdi.

  • Adalet Bakanı Bozdağ Konya’da

    Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Konya Sivil Toplum Kuruluşları Platformu tarafından düzenlenen ‘28 Şubat ve Adalet’ konulu konferansa katıldı. Bakan Bozdağ, bu devletin sigortasının Aziz Türk milleti olduğunu söyledi.

    Bir otelin konferans salonunda gerçekleşen konferansta konuşan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, darbelerin vatana ve topraklarına yapılmış düşmanlık olduğunu belirterek, “Darbe, darbedir, zincir içinde, dışında yoktur. Hepsi gayri meşrudur, gayri hukukidir. Hepsi bu millete, vatana ve topraklara yapılmış apaçık düşmanlıktır. Darbelerin bir daha yaşanmaması için verilen mücadelenin başarılı şekilde yürütülmesiyle, darbe dönemi fırsatı kollayanlar hiçbir zaman hayat hakkı bulamayacak” dedi.

    28 Şubat sürecinde Türk medyasının iyi bir imtihan vermediğini vurgulayan Bozdağ, “Medya, 12 Eylül’de, 12 Mart’ta ve 27 Mayıs’ta da iyi sınav vermedi. Akademisyeni, yargısı, siyasetçisi, o da iyi sınav vermedi. Merhum Necmettin Erbakan’a, o dönemde bir komutan terbiyesizlik ve ahlaksızlık yaptı. Kimse buna karşı durmadı, ’TSK peygamber ocağıdır, böyle bir alçak burada olmaz’ diye tepki gösteremedi. 28 Şubat’ta herkes Erbakan’a karşı sesini yükseltti. O dönemde, ’beceremediniz bırakın gidin’ diyen, 2015 darbe teşebbüsünü yapan FETÖ elebaşı Gülen var. 28 Şubatçılarla el ele kol kola dönemin iktidarını indirmek için her şeyi yaptılar. Merhum Hocamız direndi, direndi sonra imzaladı. Siyaseti ve demokratik güçleri yanında göremedi. AB konseyini, Türkiye’ye her zaman ders vermeye kalkan insan hakları savunucularını yanında göremedi. İstifa etmek zorunda bırakıldı. Orada aslında iradi bir istifa yoktur. Zorladılar istifa etti, yeni bir hükümet kurma süreci başladı” şeklinde konuştu.

    “Bu devletin sigortası Aziz Türk milletidir”

    Bakan Bozdağ konuşmasına şöyle devam etti: “Kılıçdaroğlu diyor ya ’Cumhurbaşkanlığı devletin sigortasıdır.’ Devletin sigortası cumhurbaşkanı olursa yandık. Bir kişi devletin sigortası olursa yandık. Bu devletin sigortası kimdir biliyor musun sayın Kılıçdaroğlu, 80 milyon Türk milletidir. Eğer bir devletin sigortasını sadece bir makama, bir kişiye indirgediğinde o makam, o kişi sıkıntı gördüğünde devlet de sıkıntıya düşer demektir. Bu devletin sigortası aziz milletimizdir. Cumhurbaşkanlığı, CHP zihniyetinde, CHP’nin halktan iktidar yetkisini almamış olmasına rağmen sürekli ve değişmez iktidar ortağı olmasında hep sigortası olmuştur. Anayasa diyor ki başbakan cumhurbaşkanı tarafından milletvekilleri arasından atanır. Mevcut sistemde kimin başbakan olacağı belli değil. En çok oy alan partinin vekil seçilmişse genel başkanı, başbakan olur diye anayasada yazmıyor. En az oy alan partinin milletvekili ise genel başkanı olur diye de yazmıyor. Vekil olacakmış. Nitekim Demirel, Yalım Erez’e verdi. Bir örneği de yaşandı. Peki bakan kimden olur. Anayasa yazıyor diyor ki, Başbakanın teklifi, Cumhurbaşkanının onayıyla bakanlar atanır diyor. Başbakan, bakanı görevden alacak, onu da anayasa yazıyor. Başbakanının teklifi Cumhurbaşkanının onayıyla görevden alınır diyor. Bunun daha açık bir ifadeyle anlamı Türkiye’nin bugünkü demokratik sisteminde mevcut anayasaya göre Başbakanın istediği kişiyi bakan yapma ya da alma yetkisi bu anayasada yok. Bu anayasa başbakana bu yetkiyi vermiyor. Siz getirirdiniz AK Parti’yi iktidar ettiniz. Sezer oturuyor yukarıda, Sezer’in istemediği birini biz başbakan yapabildik mi yapamadık. Demirel ve Özal döneminde de olmadı. İşte sandıktan iktidar yetkisini alamayınca Cumhurbaşkanı nasıl olsa bizim dediğimiz şekilde birisi olacak. Onun vasıtasıyla milletin vermediği iktidara Ankara’da daima ortaklar çıkıyor. Sandıktan çıkanın Ankara’da ortakları var. Buradan iktidarı milletin iradesine göre değil, bu ortakların iradesine göre sevk eden bir anlayış, bir güç sahibi oluyor. Bu anlayışı bozan Cumhurbaşkanları oldu mu oldu. Özal oldu ama ömrü vefa etmedi. Bu yol kazası öyle bakıyorlar. 7 yıl sonra Özal yok bizim düzenimiz aynen devam edecek diyorlar. Nitekim Demirel geldi, Sezer geldi. Şimdi Tayyip beyi bir başka yol kazası olarak görüyorlar” ifadelerini kullandı.

    Şimdilerde herkesin Tayyipci kesildiğini belirten Bozdağ, “Yeni sistemi Tayyip Erdoğan için istiyorsanız can kurban ama ondan sonrası diyorlar. Onlar niçin bunu diyorlar biliyor musunuz. Tayyip Erdoğan neticede fani, bir gün o da aramızdan ayrılacak. Görevi sona erecek kendi bırakacak veya bırakmadığı Cumhurbaşkanlığı 10 yıl. 5 yıl sonra gene bizim, dümen bizim olacak diyorlar. Halk sandıkta kime hükümeti verirse versin, biz aradan sonra yeniden düzenimizi kuracağız, yeniden milletten alamadığımız iktidarı cumhurbaşkanlığıyla ortak olup devam edeceğiz diyorlar. Herkes el birliği ile bu yeni sisteme karşı el birliğiyle mücadele ediyor. Algı oluşturmaya, milleti kandırmaya yönelik propaganda yapıyorlar” şeklinde konuştu.

    Programa konuşan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Sorgun da, “28 Şubat’ın 20. yılında bizzat bildiğim o kadar çok Sivil Toplum Kuruluşu var ki 28 Şubat’ı iliklerine kadar yaşadı. Bin yıl sürecek deneme, köksüz tasallut elhamdülillah neredeyse bin gün sürdü. Ama önümüzde önemli günler var. 28 Şubat yaşadı millet, 27 Mayıs yaşadı, 12 Mart yaşadı, 12 Eylül yaşadı, hepsi tasfiye oldu gitti. Baki olan Allah’tır. Diğerlerinin hepsi fanidir, onların hepsi gelip geçicidir. Önümüzde bir halk oylaması var. Halk oylamasında bir milletvekili seçilmeyecek, bir belediye başkanı seçilmeyecek, herhangi bir yönetici seçilmeyecek, milletimiz çok önemli bir tercih yapacak” şeklinde konuştu.,

    Program sonunda Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’a hediye takdim edildi.

  • Adalet Bakanı Bozdağ: “FETÖ’den hazineye geçen bir okulu adliyeye çevirme kararı aldık”

    Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Antalya’nın Kemer ilçesinin kaymakamlık ve adliye binasının 2-3 ay içinde yeni binalarına taşınacaklarının müjdesini vererek, “FETÖ’den hazineye geçen bir okulu adliyeye çevirme kararı aldık” dedi.

    Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın, Kemer’deki ilk durağı Hükümet Konağı oldu. Kemer Kaymakamı Mustafa Cihad Feslihan, Kemer Cumhuriyet Başsavcısı Kürşat Kağan Doğan, Kemer Emniyet Müdürü Tevfik Karayakalı, Kemer Adliyesi’nde görevli cumhuriyet savcıları ve adliye çalışanları tarafından karşılanan Bakan Bozdağ, Bakanlık Müsteşarı Kenan İpek ve diğer görevliler, önce Kaymakamlık makamına geçti. Bakan’a ziyaret anısı olarak Kaymakam Feslihan tarafından Kemer fotoğrafları armağan edildi.

    Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ve beraberindekiler Kaymakamlıktan sonra Kemer Cumhuriyet Başsavcılığı’na geçti. Kemer Cumhuriyet Başsavcısı Kürşat Kağan Doğan’la Kemer’in yeni adliye binası konusunda toplantı yaptı. FETÖ operasyonları kapsamında el konulan Aslanbucak’taki Toros Güven Koleji binasının Kemer Adliye binası olarak tahsisi konusunda Bakan Bozdağ’ın onay verdiği öğrenildi. Kemer Cumhuriyet Başsavcısı Kürşat Kağan Doğan, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’a, Hakim Özlem Canpınar da Bakanlık Müsteşarı Kenan İpek’e birer hatıra plaketi sundu.

    “FETÖ okulu adliye olacak”

    Ardından AK Parti Kemer İlçe Başkanlığını da ziyaret eden Bakan Bozdağ, nisan ayında Hükümet Konağı binasının yapımını gerçekleştireceklerini belirtti. Bozdağ, “Kaymakamlığı ziyaret ettik oranın durumunu gördük hakikaten buranın kaymakamlığa ihtiyacı var. İnşallah nisan ayı gibi yeni kaymakamlık binamızın hükümet binamızın yapımını gerçekleştireceğiz. Adliyeye ihtiyaç var. Antalya’da her ilçemize adliye yaptık ama Kemer’de yer sorunu nedeniyle şimdiye kadar yapamadık. Yeri de çözmüştük fakat şimdi daha iyi bir mekan çıktı, şu anda burada FETÖ’den hazineye geçen bir okulu adliyeye çevirme kararı aldık. Bugün Maliye Bakanımızla da görüştük onların da olurunu aldık inşallah yakın bir zamanda Kemer modern bir adliyeye kavuşacak, bununla ilgili bugün her türlü talimatı verdik. Nisan, mayıs ayına kadar adliyemiz yeni binasına taşınmış olacaktır. Kemerimize hayırlı uğurlu olsun” dedi.

  • Bakan Bozdağ: “Cezaevlerinin dış güvenliği jandarmada kaldı”

    Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, “Cezaevlerinin dış güvenliğinin jandarmadan alınıp, Adalet Bakanlığına verilmesi ve bu kapsamda bazı düzenlemelerin yapılması çalışmaları vardı. Hükümetimizle yapılan istişareler sonucunda cezaevlerinin dış güvenliğinin İçişleri Bakanlığında yani jandarmada kalmasında bir karar verildi. Dış güvenliğin Adalet Bakanlığına alınması kararından vazgeçtik” dedi.

    Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Antalya’nın Kemer ilçesindeki bir otelde düzenlenen “Ceza İnfaz Kurumlarında İnfaz Hizmetlerinin İyileştirilmesi İçin Destek Projesi” yaygınlaştırma eğitimleri programına katıldı.

    Bakan Bozdağ, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün proje ortaklarıyla birlikte yürüttüğü DEPAR Projesi’nin ceza infaz kurumlarının gelişmesi ve yürüttüğü çalışmaların insan onuruna yakışır şekilde ifa edilmesi bakımından büyük bir önem arz ettiğini söyledi.

    Proje çıktılarının, bundan sonraki yürütülecek çalışmalarda vazifelerin daha iyi yapılmasında yol gösterici olacağını dile getiren Bakan Bozdağ, “Cezaevlerinde bizler emanet bulunan hükümlü ve tutuklulara daha iyi hizmet vermemize katkı sağlayacaktır. Türkiye Ceza ve İnfaz Kurumlarında tutuklu ve hükümlü bulunan her insanımızın, ailelerinin Türkiye Cumhuriyeti devletine emanetidir. Biz böyle bakıyoruz, onların işledikleri suçlara, aldıkları cezalarına, cezasının infaz sürelerine bakmaksızın yasaların bizlere yüklediği görevler çerçevesinde onların hem can güvenliği, hem her türlü ihtiyaçları, hem sağlıkları ve topluma yeniden kazandırılmaları konusunda üzerimize düşeni yapıyoruz. Bu çerçevede, psikologların, sosyologların, sosyal çalışmacıların, öğretmenlerin, ceza evlerinde görev yapan din görevlilerinin, ceza infaz memurlarının herbirinin üzerine düşen önemli görevler var. Personelin hepsi büyük bir özveri ile görevlerini yerine getiriyorlar. Toplum ve medya sizin ne kadar büyük işler yaptığınız farkında olmayabilir ama biz bakanlık olarak farkındayız” diye konuştu.

    “Cezaevleri dış güvenliği jandarmada kaldı”

    Önümüzdeki dönemde Ceza İnfaz Kurumlarıyla ilgili yeni bir yasanın düzenlemesini Bakanlar Kurulu’na oradan da TBMM’ye sevketmeyi planladıklarını aktaran Bakan Bozdağ, “Cezaevlerinin dış güvenliğinin jandarmadan alınıp, Adalet Bakanlığına verilmesi ve bu kapsamda, bazı düzenlemelerin yapılması çalışmaları vardı. Ancak bu çalışmalar akamate uğradı, yeni dönemde hükümetimizle yapılan istişareler sonucunda cezaevlerinin dış güvenliğinin İçişleri Bakanlığında yani jandarmada kalmasında bir karara verildi. Dış güvenliğin Adalet Bakanlığına alınması kararından vazgeçtik. Bu dış güvenlikle ilgili yasanın içerisinde yer alan diğer hükümlerin bunun yanında ihtiyacımız olan bazı düzenlemelerin hayata geçirilmesinden vazgeçmedik. Ceza Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü ve Kanunlar Genel Müdürlüğüne bu konunda son hazırlıkları tamamlaması noktasında talimat verildi. Önümüzdeki günlerde Bakanlar Kuruluna nihai çalışmalarımızı sunacağız. Bu düzenleme artık hayata geçmek üzere yola çıktı” dedi.

    “İşkence ve kötü muamele konusunda sıfır tolerans uygulaması hükümetlerimiz döneminde başlatıldı”

    Bakan Bozdağ şöyle devam etti:

    “Türkiye Ceza ve Tutukevlerine dönük hem Türkiye içinde hem de Türkiye dışından çok ciddi aleyhte kampanyalar yürütülmektedir. Bir yandan uluslararası insan haklarına ilişkin bazı örgütler, komisyonlar, onlar adına rapor hazırlayan raportörler bir yandan da Türkiye içinde bazı çevreler Türkiye cezaevlerinde işkence ve kötü muamele bulunduğuna ilişkin iftiraları hakikat gibi milletin önüne koymaya devam ediyorlar. Biz bu konudaki her açıklamayı çok büyük bir ciddiyetle takip ediyoruz. Acaba doğru mudur diye titizlikle inceliyoruz, incelettiriyoruz. Eğer doğruluk payı varsa gereğini yerine getiriyoruz. Türkiye Ceza ve Tutukevlerinde işkence ve kötü muamele konusunda sıfır tolerans uygulaması hükümetlerimiz döneminde başlatıldı. Bundan bugüne kadar en ufak bir taviz verilmedi, bundan sonrada verilmeyecektir.”

    “Ceza ve tevkifevleri denetime açık”

    Türkiye Ceza ve İnfaz Kurumlarının ulusal ve uluslararası pek çok organ ve kurum tarafından denetlendiğinin altını çizen Bakan Bozdağ, “Denetime açık bir yapıdır. Bugün Türkiye Ceza İnfaz Kurumları, Adalet Bakanlığı müfettişleri, Ceza Tevkif Evleri kontrolörleri, Cumhuriyet Başsavcılıkları İnfaz Hakimleri tarafından denetlenmektedir. Bunun dışında TBMM İnsan Hakları Komisyonu tarafından denetleniyor. Bunun yanında uluslararası denetimlerin de yapıldığı oralardan da gelip cezaevlerinde gezme, görme, tutuklu ve hükümlü ile görüşme haklarının olduğunu ve taleplere olumlu cevap verdik. Cezaevlerindeki muamele, yönetilmesi, ailelerinin devletimize emanet ettiği tutuklu ve hükümlülerinin durumu TBBMM’nin, yargı görevi yapanların, hem insan haklarına ilişkin ülkemiz içindeki kurulların, organların hem de uluslararası örgütlerin denetimine açıktır. Bugüne kadar bu denetimler eksisiz yapılmaktadır” ifadelerine yer verdi.

    “İşkence kötü muamele iddiaları asılsız”

    Türkiye’nin algılar ve yorumlar üzerinden kötülenmekte olduğunu vurgulayan Bakan Bozdağ, “Şunu çok net ifade ediyoruz,var mı bir örnek. Varsa bize söyleyin. Bazıları, ’Şöyle işkence var, şöyle kötü muamele var’ iddiasını bizimle ilgili görüşmelerinde dile getirdi. Biz de onlara şunu söyledik: ’Peki bu işkence ve kötü muamele kime yapıldı? Nerede, nasıl, kim tarafından ne zaman yapılmış? Bunu bildirin gereğini yapalım.’ Bunu söylediğimizde bize isim vermiyorlar. Cezaevini de söylemiyorlar. Siz bir yandan Türkiye’yi itham ediyorsunuz, haksız şekilde suçluyorsunuz, ’Şunlar şunlar var’ diyorsunuz, biz de onların üzerine gidelim yapılması gerekenleri neyse yapalım dediğimizde adres vermiyorsunuz. Biz yok diyoruz, siz var diyorsunuz. O zaman gelin beraber üzerine gidelim. Ben buradan bir kez daha söylüyorum, kim Türkiye Ceza ve Tutukevlerinde işkence ve kötü muamele iddiaları varsa, mutlaka bize iletsin. Cumhuriyet Başsavcılıklarına suç duyurusunda bulunulsun, TBMM İnsan Hakları Komisyonu’na denetim yetkisi olan pek çok yere bildirsin. Biz bunların hepsine şikayetlerin yapılmasını arzu ediyoruz. Eğer bizi itham edenler Türkiye’yi suçlayanlar şunu yaparlarsa, ’Falan yerde falan kişi işkence ve kötü muamelede bulundu’ biz bunlarla ilgili işlem yapmaz, yaptırmaz işkence ve kötü muamele ithamına muhatap olan kişiyi eğer korursak o zaman Türkiye’yi suçlamaya hakları var. Böyle bir şey yok. Türkiye’yi ve Türkiye devletini suçlamaya devam ediyorlar, bunu kabul etmemiz mümkün değil” dedi.

    “ABD cezaevlerinden her açıdan daha ileriyiz”

    “Türkiye’ye karşı adil ve objektif davranılmasını isteyen Bakan Bozdağ, “Çok büyük söylüyorum. Türkiye Ceza ve Tutukevleri, ABD’deki ceza ve tutukevlerinden her açıdan daha ileridir. İnsani muamele açısından da tutuklu hükümlülere sağlanan imkanlar açısından mukayesesi bile yapılamaz. Almanya’nın da Fransa’nın da mukayesesi yapılamaz. Halep oradaysa arşın burada. Gelin bakın mukayesesini de yapın. Bu noktada çekincemiz yok. Ceza ve tutukevlerinde herhangi birine işkence ve kötü muamele yapılmasını kabul etmeyiz. Böyle bir şey olduğunda bunun üzerine gideriz, örtülmesine de izin vermeyiz. Yapan kimse yargıya teslim ederiz. Türkiye olarak bu konuda çok netiz. Bizim ceza kanunlarımızda işkence ve kötü muamele suçları zaman aşımı kapsamı dışında tutulmuştur. Bu düzenlemeyi biz yaptık. Böyle bir işe kalkışan biri bugün olmazsa yarın bunun cezasını mutlaka alacaktı. Kalkış yok. Bunun düzenlemesini TBMM’ yaptı. Neden yaptık kendimize güvendiğimiz için yaptık. Bu konunda sıfır tolerans uygulanmasında taviz vermedik, vermeyeceğiz” ifadelerine yer verdi.

    “Terör örgütlerinin hiçbir haberi doğru çıkmadı”

    Bakan Bozdağ konuşmasına şöyle sürdürdü: “Terör örgütlerinin yayın organları sosyal medya hesapları ve terör örgütlerinin destekçisi olan bazı çevreler tarafından her gün Türkiye Ceza ve Tutukevlerine ilişkin asılsız haberler yapılıyor. Bunun üzerine Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü bünyesinde bir birim oluşturduk. Televizyon, gazete ve sosyal medyada çıkan her türlü haber ve yorumu talimata gerek olmadan inceleme, araştırma, soruşturma, burada bir doğruluk ihtimali varsa bununla ilgili disiplin mekanizmalarını ve adli süreci başlatma talimatı verdik. Pek çok habere dair inceleme yapıldı ve şuan da 30 tane açıklama yapıldı. Hiçbiri doğru çıkmadı. Geçen bir haber çıktı, ’Başı örtülü bir hanımefendinin başındaki örtüyü zorla aldılar, bu halde cezaevinde bulundurdular’ diye haber çıktı. Birden bire yayılıyor. Yalanın alası, yok öyle bir şey. Türkiye Cezaevi ve Tutukevlerinde insanların yaşam tarzlarına, inançlarına saygı esastır, herhangi bir müdahale yoktur. Ama bir yerden bir haber çıktığında konuyu muhataplarına iletin. Aksi takdirde yalanlar hakikatin yerine ikame oluyor. Ceza ve Tevkifevlerine ilişkin bugün ve yarın bundan sonra olabilecek her türlü eleştiriye açığız. Ama objektif ve adil olmak kaydıyla.”

    “Temiz sicili bozamazlar”

    Her kurum ve kuruluşların objektif ve adil raporlarının gereği neyse anında yaptıklarını kaydeden Bakan Bozdağ, “Ama terör örgütlerinin propagandalarını, iftiralarını, hakikat yerine koyup Türkiye Devleti’nden de terör örgütlerinin iftiralarını kabul edin diye bir beklenti içine kimileri giriyorsa boşa girmesinler. İftiraları, terör örgütlerinin propagandalarını Türkiye’nin bu konudaki temiz siciline kimse yapıştıramaz. Yapıştırılmasına da izin vermeyiz. Raporu kim hazırlarsa hazırlasın. O raporun bizim katımızda da bir kıymeti olmaz. Doğruları yazmak, raporlamak kaydıyla istifade ettik. Bundan sonrada istifade edeceğiz. Bundan da kimsenin endişesi olmasın” diye konuştu.

    “Kucak açın”

    Cezasını çeken hükümlülere toplumun kucağına açmazsa dışarının duvarı olmayan büyük bir açık cezaevine dönüşebileceğini kaydeden Bakan Bozdağ, “Herkes yanılabilir, hatta kasten suç işleyebilir. Cezasını çekenler sonra topluma rahat karışabilmelidir. Toplumun içinde saygın birey olarak yer alabilmesi onun en doğal hakkıdır. Ancak maalesef iş adamları ve bazı insanlarımız onlara iş vermektedir. Onlarla ilişkilerinde mesafe koyuyorlar. Ona iş vermezseniz, sabıka kaydına bakıp güle güle derseniz bu insanlar nasıl yaşayacaklar? İnfazın tamamlanmasının ardından toplumun her kesiminin kader kader mahkumlarına ekmek temin edecek imkanları sonuna kadar açmaları gerekir. Herkesi bu konuda kapıları açmaya davet ediyorum. Aksi taktirde yeni suçlar işleyebilirler. Bu konuda ciddi sıkıntımız var” dedi.

    “Psikolog ve sosyolog alımı”

    Cezaevi çalışanlarına seslenen Bozdağ, “İşinize sahip çıkın, topluma bu insanları yeniden kazandırıyorsunuz. Yanlışların önüne geçiyorsunuz. Cezaevlerinde intihar sayıları azalıyorsa bu pay size aittir. Yeni dönemde psikolog, sosyolog, sosyal çalışmacı ve umanları istihdam etmeye özen göstereceğiz. Biz bu konuda örnek olacağız” dedi.

    Referandum süreci

    Türkiye’nin 16 Nisan büyük bir referandum yaşayacağını hatırlatan Bakan Bozdağ, “Bu referandum Cumhuriyet tarihinde yapılacak en önemli anayasa değişikliğinin halka sorulmasıdır. Halka sorulacak ana soru, yürütmeye doğrudan seçmek istiyor musunuz, istemiyor musunuz? Doğrudan Türkiye’yi yönetenleri seçmek istiyorum diyenler ‘evet’ istemiyorum diyen ‘hayır’ diyecek. Bugün mevcut anayasaya göre hükümeti halkın doğrudan seçme yetkisi yok. Bu yeni sistemde hükümeti halka doğrudan seçme imkanı veriyor. Bu sistemin esası kuvvetler ayrılığını tam anlamıyla hayata geçirecektir. Şu anda yasama ve yürütme tam anlamıyla birbirinden bağımsız olduğunu kimse söyleyemez. Uygulamada yürütmenin kontrolünde bir yasama söz konusudur. Bu düzenleme yasama ve yürütmeyi birbirinde tam olarak ayırıyor. Bu düzenleme yargı ile ilgili çok önemli değişikler yapılıyor. Hukuk devletini güçlendiren düzenlemeler getiriliyor” ifadelerine yer verdi.

    “Azrail gelene kadar gitmiyorlar”

    Anayasa değişikliğinin bir özelliğinin ise değişim ve değiştirme getirmesi olduğunu vurgulayan Bakan Bozdağ, “Bu sistemde seçimi kaybeden ertesi gün vın. Seçimi kazanan başarısızsa 5 sene sonra o da gidiyor. Çok başarılı olan 10 sene sonra gidiyor. Bir kişinin 10 seneden fazla Türkiye’nin yürütme yetkisinin imkanı yok. Siyasal aktörler ve kadrolar en fazla 10 yılda değişecektir. Şimdi Azrail gelene kadar bir koltuğa oturan bir daha gitmiyor. Ama şimdi halk gönderecek. Bu sistem sayesinde ayrılıp gitmek mecbur olacak. Halk seni ben göndereceğim diyor, gönüllü gidersen bu daha iyi olur. Gitmezsen sistem seni zorla gönderiyor” diye konuştu.

    “Adı bile yetti”

    Referandum süreciyle birlikte insanların tavırlarının, tutumlarının değiştiğine değinen Bakan Bozdağ, “Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin adı bile yetti, CHP değişti. Kılıçdaroğlu, her kanunu Anayasa Mahkemesine (AYM)götürüyordu. Anayasa değişikliğini AYM’ye götüreceğini söylüyordu, ama gitmekten vazgeçtiler. İşte sistemin adı bile yetti. Artık hakem halk, mahkemeler değil. Adı bile yetti mahkeme alışkanlığından CHP’yi vazgeçirdi. Geçenlerde başörtülü bir hanımefendiye bir başka CHP üyesi saygısızlık yapınca, Kılıçdaroğlu hanımefendiyi evinde ziyaret etti. Şimdi diyorlar ki AK Parti’ye AKP demeyelim. Üsluplara ayar verdi. Bütün bunlara referandumda ‘evet’ çıkmasın diye yapıyor. Bu sistem Türkiye’yi yönetenleri halka muhtaç kılıyor. Bu sistem, sivri bir üslupla konuşmaları, milleti kutuplaştırmaları ve milleti değerlerine saygısızlık yapmayı ortadan kaldırıyor. Yönetenleri halka 7/24 mecbur kılıyor” dedi.

    Konuşmaların ardından Bakan Bozdağ, toplantıya katılanlarla hatıra fotoğrafı çektirdi.

  • Adalet Bakanı Bekir Bozdağ:

    Adalet bakanı Bekir Bozdağ, 15 Temmuz’da tarihi bir dönüm noktasını yaşandığını belirterek, “Artık bu ülkede kimse kendisini Cumhuriyetin yegâne muhafızı, Cumhuriyeti bir azınlığın mülkiyetinde görmemelidir. Cumhuriyet hiç kimsenin babasının malı değildir. Cumhuriyet 80 milyon Türk milletinin ortak değeridir” dedi.

    Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleşen İl Başkanlığı Danışma Kurulu toplantısına Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın yanı sıra İl Başkanı Kadem Mete, Muğla Milletvekilleri Hasan Özyer, Nihat Öztürk, ilçe başkanları, belediye başkanları ve partililer katıldı. Toplantıda konuşan Bakan Bozdağ, Türk milletinin 15 Temmuz gecesi büyük bir sınav verdiğini belirterek, “15 Temmuz darbe girişimi karşısında Türk halkının ortaya koyduğu irade dayanışma ve birlikteliği dünyanın başka bir ülkesinde halk ortaya koymuş olsaydı Amerika’da, Avrupa’da dünyanın başka demokratik ülkelerinde bu halkı övmek için liderler yarışa girerlerdi. Devletlerin en büyük insan hakları nişanlarını, demokrasi nişanlarını, devlet nişanlarını, milli irade nişanlarını ve onur madalyalarını vermek için sıraya girerlerdi. Ama dikkat edin mesele Türk olunca, Türk milleti olunca, Türkiye olunca ağızlarından yalan yanlış kısık sesle bir takdir ifadesi çıktı, arkasından teröristlerin hali nice diye sormaya başladılar. Ben buradan bütün dünyaya sesleniyorum. Türk halkının demokrasiye olan inancını ve sahipliğini, Cumhuriyeti ölümüne muhafaza ve müdafaa edişini, hukuka bağlılığını, milli iradesine sonuna kadar sahip çıkışını siz görseniz ne yazar görmeseniz ne yazar” dedi.

    “Hesaplarını sormak bizim namus borcumuz”

    Bakan Bozdağ, saklanan ve yurt dışına kaçan terör örgütü mensuplarına seslenerek, “Cumhuriyetin başında Anadolu’nun dört bir yanı işgal edildi. Ve yıllar yılı süren savaşlar halkı bitap düşürdü. Atatürk Anadolu’ya çıktı ve bu millet Atatürk’ün arkasına düştü, Anadolu’yu düşmana dar etti. Onları denize döktü, Cumhuriyeti kurdu. Şimdi Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın arkasında da bu millet yüz sene sonra yeniden bir ve beraber oldu. Ve darbecilere Türkiye’yi dar etti. Saklanan Fethullahçı terör örgütlerine ve diğer terör örgütlerine, darbecilere ve yurt dışına kaçanlara buradan sesleniyorum. Nereye saklanırsanız saklanın, nereye kaçarsanız kaçın sizi arayıp bulmak milletin yargısının önüne çıkarmak, bu aziz millete ve devlete yaptıklarınızın hesabını bir bir sormak bizim namus, şeref borcumuzdur. Hangi ülke sizi himaye ederse etsin kaçış yok. Türkiye’ye ihanet ettiniz diye Türkiye’de yüzlerce insanı şehit ettiniz diye 2 bin 194 vatandaşımızı yaraladınız, gazi yaptınız Türk milletine, Türk devletine kötülük yaptınız diye Türkiye’nin düşmanları sizi kanatları altına alsalar da bu kanatların altında bulacağız sizi. Yargının önüne mutlaka çıkaracağız. Bugün bunu yaptık yapıyoruz. Sizlerle ilgili bugün olmazsa yarın, yarın olmazsa bir gün bunu mutlaka yapacağız ama intikamla, kin ve nefretle değil hukukla, adaletle gereğini yapacağız” diye konuştu.

    “Kimse Cumhuriyet’in muhafızlığına soyunmasın”

    Türkiye’nin 15 Temmuz’da tarihi bir dönüm noktasını yaşadığına dikkati çeken Bakan Bozdağ, “Artık bu ülkede kimse kendisini Cumhuriyetin yegâne muhafızı, Cumhuriyeti bir azınlığın mülkiyetinde görmemelidir. Cumhuriyet hiç kimsenin babasının malı değildir. Cumhuriyet 80 milyon Türk milletinin ortak değeridir. Ezan, bayrak, vatan, kuran, devlet, demokrasi gibi Cumhuriyet’te aziz Türk Milleti’nin ortak bir değeridir. Bundan sonra kimse Cumhuriyetin muhafızlığına soyunmasın. Cumhuriyet muhafızları burada, Cumhuriyet muhafızı millettir. Tarihi bir dönemeci birlikte geçiyoruz. Türkiye’de hükümet sisteminin değişmesinden rahatsız olanlar milletin temsilcilerini millete götürüp milletin kararını savunalım dedikleri anayasa değişiklikleri için karalama kampanyası içerisine girdiler. Çok net söylüyorum ana muhalefetin lideri, sözcüleri dahil bazen abartıyorlar. Milletin gözünün içine baka baka yalan söylüyorlar. Bunu söylemek boynumuzun borcu. Yalan söyleyene yalan söylüyorsun demek ahlaksızlık değildir. Ahlaksızlık olan yalan söylemektir. Sen yalan söylemiyor musun söylüyorsun o zaman ben de sana yalancı diyorum. Milletin iradesine gidenler millete doğruyu anlatmak zorundadır” şeklinde konuştu.