Etiket: Bostan:

  • Dr. Bostan: “Genital estetik kadının kendine olan güvenini artırıyor”

    Acıbadem Kayseri Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Hüsne Bostan, gebelik, doğum, ilerleyen yaş ve bazen yapısal olarak ortaya çıkan genital bölge şekil ve estetik kusurlarının, cerrahiden dermokozmetik yöntemlere kadar farklı tedavi seçenekleriyle kolaylıkla tedavi edilebileceğini söyledi.

    Genital bölgede gençleştirme, sıkılaştırma, şekil ve renk bozukluklarının düzeltilmesi ve ayrıca haz bozukluklarının tedavisini de içeren genital estetik uygulamalarının hala yeterince tanınmayan yeni bir alan olduğunu belirten Hüsne Bostan, genital bölgedeki şekil ve estetik kusurlarının ortaya çıkmasında, gebelik, doğum, ilerleyen yaş ve yapısal nedenler olmak üzere birçok etkenin rol oynadığını ifade etti.

    Ancak, ilerleyen cerrahi teknikler, lazer ve radyofrekans cihazlarının bu alanda kullanılmaya başlanılması ve PRP yöntemi ile bu sorunlar kolaylıkla tedavi edilebildiğini kaydeden Dr. Hüsne Bostan, “18 yaştan sonra her yaşta yapılabilen bu tedaviler; lohusalık döneminde, aktif enfeksiyon varlığında, kontrol altına alınamamış şeker hastalığında, beden kitle indeksi 40’ın üzerinde olan morbid obez hastalarında, anormal yara iyileşmesi olan kişilerde, psikiyatrik hastalıkların bir kısmında, kanser tanısı veya şüphesi varlığında ise uygulanamıyor” dedi.

    Tedavide muayene bulguları önemli

    Genital estetik amacıyla hekime başvurulmasıyla başlayan süreçte tedavi şeklini kişinin muayene bulguları ve isteklerinin belirlediğini dile getiren Dr. Hüsne Bostan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Tedavi boyunca hastanın hekimine güven duyması ve işbirliği içinde hareket etmesinin önem taşıyor. Bazı durumlarda cerrahi, lazer, radyofrekans ve PRP yöntemi kombine edilerek birlikte, bazı durumlarda ise bu yöntemler tek tek uygulanıyor. Her bir yöntemin maliyeti, süresi,işlem riskleri, anestezisi, işlem sonrası bakımı, sonuç alma süresinin farklılık gösterebiliyor. Bu nedenle hastanın tedavi planını ve izlenecek yolu belirlerken ayrıntılı şekilde bilgilendirilmesi önem taşıyor. Bazı işlemlerin bir kısmının anestezi dahi gerektirmeden poliklinik şartlarında rahatlıkla uygulanabiliyor. Hastaların öğle arası bile gelip uygulama sonrası rahatlıkla sosyal hayatına ve cinsel hayata devam edebilecekleri yöntemlerdir.”

    Talep giderek artıyor

    Güncel hayatta genital estetik ve kozmetik jinekolojinin tahmin edilenin üzerinde bir yer edindiğini söyleyen Dr. Hüsne Bostan, “Bu sorun estetik kaygıların yanında ihtiyaç duyulan bir alan haline gelmiş durumda. Dolayısıyla talep de her geçen gün hızla artıyor. Uygulanan işlemler sonrası sonuçlar ve bu sonuçların kişinin hayatına etkileri beklenenden daha fazla memnuniyet oluşturuyor. Estetik sorunlarının giderilmesi ve cinsel hayatında olumlu sonuçların fark edilmesiyle kişinin kendine olan güveni de artıyor” ifadelerini kullandı.

  • AK Parti’li Bostan ile ‘hayır’ diyen vatandaş arasında ilginç diyalog

    Balıkesir’in Ayvalık ilçesini ziyaret eden AK Parti Balıkesir Milletvekili Kasım Bostan ile “Hayırcıyım ama terörist değilim” diyen bir vatandaş arasında ilginç diyaloglar yaşandı.

    Ayvalık’ta referandum çalışmaları için bulunan Milletvekili Kasım Bostan, ilçe merkezindeki bir kafeteryada vatandaşlarla bir araya geldi. Bu sırada 54 yaşındaki İbrahim Doğan adlı bir işçi emeklisi, “Hayırcıyım ama terörist değilim” dedi. Bostan, “Ben referandumda ‘hayır’ diyenlerin teröristlikte yaftalanmasını şiddetle kınıyorum. Bunu gördüğünüz gibi basının önünde söylüyorum. Ama şu gerçeği de tespit etmemiz lazım. Hayır diyenlerin içerisinde, bugün HDP var. HDP bir siyasi parti ve aynı zamanda da PKK’nın siyasi sözcüsü. PKK terörist değil mi? Peki PKK’ya terörist demeyecek miyiz? Darbe yapmaya kalkışan FETÖ’cüler terörist değil mi? Bunlar da referandumdan ‘hayır’ çıkması için çalışmıyor mu? Çalışıyor. Biz bunlara terörist diyeceğiz. Ama buların dışında ‘hayır’ tercihini kullanmak isteyen vatandaşlarımızın arasında vatanına, milletine bağlı olanları da vatansever olarak ilan edeceğiz” diye konuştu.

    AK Parti Balıkesir Milletvekili Kasım Bostan, daha sonra sohbet ettiği İbrahim Doğan’a 18 maddelik anayasa değişikliklerini tek tek anlatarak, ‘neden evet’ denilmesi gerektiğini anlattı.

  • Vitrin mankenlerinin bostan nöbeti

    Tunceli’nin Çemişgezek ilçesinde çiftçi çift, yöresel kıyafet giydirdikleri 18 vitrin mankenini, ürünlerini zarar veren hayvanlardan korumak için tarlanın çeşitli bölgelerine koydu.

    Çemişgezek ilçesi Sakyol köyünde kavun ve karpuz yetiştiriciliği yapan Çakmak çifti, yaban hayvanlarının tarlasına zarar vermemesi için bir gelinlik firmasından satın aldığı 18 adet vitrin mankenini tarlanın çevresine yerleştirdi. Yöresel ve modern kıyafetlerin giydirildiği mankenler tarlaya ilginç bir görüntü katarken, çevreden geçen vatandaşların ise ilgi odağı oldu. Denediği yöntem sayesinde tarlasını yaban hayvanlarından koruduğunu anlatan Köksal Çakmak, “Tarlamda ektiğim ürüne kargalar başta olmak üzere yabani hayvanlar zarar veriyordu. Farklı birkaç yöntem denedim. En son Elazığ’da vitrinlerini yenileyen bir gelinlik firmasının mankenlerini satın aldım. Onlara farklı çeşitlerde kıyafetler giydirerek tarlamın çevresine yerleştirdim. Faydasını da gördüm” dedi.

    “İnsanların ilgisini çekiyor”

    Tarlaya korkuluk olarak koyduğu mankenlerin çok dikkat çektiğini belirten Çakmak, “Tarlam anayol kenarında olduğu için vatandaşların çok dikkatini çekiyor. Tarladaki mankenleri gerçek sananlar da oluyor. Bu güzergahtan geçen insanlar arabasından inip mankenlerle fotoğraf çektiriyor. Gören vatandaşların mutlaka bir şaşkınlık ifadeleri oluyor. Bazen ben bile unutuyorum. Tarlada birilerinin olduğunu sanıyorum. Kendimi tarlada yalnız hissetmiyorum” diye konuştu.

  • Hanefi Bostan: “Milletimiz 15 Temmuz’da demokrasi sınavından başarıyla geçti”

    Türk Eğitim-Sen İstanbul İl Başkanı Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan, halkın 15 Temmuz’da demokrasi sınavından başarıyla geçtiğini belirterek, “15 Temmuz 2016 günü gerçekleştirilen ve hiç kimsenin onaylamayacağı acı olaylara neden olan darbe girişimini gerçekleştirenleri ve buna destek veren tüm güçleri kınıyoruz” dedi.

    Türk Eğitim-Sen İstanbul İl Başkanı  Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan, 15 Temmuz’da yaşanan darbe girişimiyle ilgili yazılı bir açıklama yaptı. Bostan yaptığı yazılı açıklamada, “Türk Eğitim-Sen olarak hiçbir gücün milletin kararının üstünde olmadığını, seçimle gelen iktidarların yine seçimle gitmesinin demokrasi anlayışımızın temelini oluşturduğunu bir kez daha kuvvetle vurguluyoruz.  Askerimizin polisimize, polisimizin askerimize namlu doğrulttuğu, kendi uçaklarımızın demokrasimizin ve devletimizin kalesi olan Meclisimizi bombaladığı, sokaktaki vatandaşlarımızın üzerine mermiler yağdırıldığı ve yüzlerce can kaybının yaşandığı bu alçakça girişim, Türk tarihine başka bir kara leke olarak geçecektir. Bütün bu olumsuz şartlar içinde tek tesellimiz, Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının büyük çoğunluğunun demokrasiden yana tavır alması ve soğukkanlı tutumu sayesinde olayların daha fazla büyüyerek bir iç çatışmaya dönüşmeden önlenmiş, demokratik rejimimizin kesintiye uğramadan yoluna devam edebilmiş olmasıdır. Özellikle uzun zamandan beri Türk Eğitim-Sen olarak eleştirilerimizin odak noktasını teşkil eden ülke içinde yaratılan kutuplaşmanın, ayrıcalıklı kesim yaratma çabalarının, hukukun üstünlüğü ilkesinin sekteye uğratılması girişimlerinin bir an önce son bulması ve yaşanan bu olayların, anti demokratik yaklaşımlar için bir gerekçe olarak kullanılmaması, en büyük arzumuzdur” dedi.

    “Türk milleti demokrasi sınavından başarıyla geçti”

    Hanefi Bostan, Türk milletinin demokrasi sınavından başarıyla geçtiğini vurgulayarak, “Türk milleti 15 Temmuz günü büyük ve acı bir demokrasi sınavından başarıyla geçmiş, bundan önce yaşanan darbelerin aksine, rejimine ve devletine sahip çıkmıştır. Bu noktada büyük Türk milletinin ortaya koyduğu feraset ve cesaret de her türlü övgüye layıktır. Türk Eğitim-Sen olarak; 28 Şubat sürecinde ve 27 Nisan post modern darbe girişiminde olduğu gibi nereden ve kimden gelirse gelsin, nereye ve kime karşı yapılırsa yapılsın demokrasi dışı her türlü girişimin sonuna kadar karşısında, Türk milletinin ve devletinin yanında yer almaya devam edeceğimizi bir kez daha hatırlatıyor, çatışmalarda şehit olan güvenlik görevlileri ve hayatlarını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yaralananlara acil şifalar diliyoruz” diye konuştu.

    “15 Temmuz günü yaşanan ve Türk tarihine kara bir leke olarak geçen darbe girişiminin ardından kamu kurum ve kuruluşlarında yoğun bir şekilde görevden almaların başladığı görülmektedir” diyen Bostan, “Görevi ve siyasi düşüncesi ne olursa olsun Anayasa ile oluşturulan hür demokratik düzeni ortadan kaldırmaya, millet iradesini yok ederek, zor kullanarak ülkenin yönetimini ele geçirmeye çalışan darbecilerin en ağır şekilde cezalandırılması en büyük temennimizdir. Bu dönemde ülkemiz üzerine kurgulanan kirli planların bozulması adına, milletçe birlik ve beraberliğe, huzur ve güven ortamına her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğumuz da açıktır. Kamu düzeninin sağlanması, toplumumuzun yaşadığı ağır travmanın atlatılarak normal hayata dönülmesi noktasında kamu hizmetlerinin eksiksiz ve kesintisiz bir şekilde sürdürülmesi, kritik bir rol oynamaktadır. Ancak bütün kamu kurumlarında başlatılmış olan ve sonuçları henüz kestirilemeyen bu görevden alma uygulamaları, kamu görevlileri arasında büyük bir tedirginliğe ve korkuya yol açmaktadır. Bu noktada gerçekleştirilen uygulamaların demokratik hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde yürütülmesi ve mesnetsiz iddialara, asılsız bilgi ve belgelere dayalı olarak görevden uzaklaştırma işlemi gerçekleştirilmemesi çalışma barışının korunması, milli birlik ve beraberliğimizin sürdürülmesi adına son derece önemlidir” ifadesini kullandı.

    Bostan sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Türk milleti, 15 Temmuz günü tarihi bir sınavı başarıyla vermiş ve iradesine karşı girişilen silahlı saldırıyı, feraseti ve cesareti ile bertaraf etmeyi başarmıştır. Kuşkusuz ki bu başarıda, görevlerini layıkıyla yerine getiren, her türlü olumsuz koşula rağmen kamu hizmetlerini sürdürerek devlet mekanizmasının işlemesine ve ülkenin bir kaos ortamına sürüklenmesine engel olan kamu görevlilerimizin payı büyüktür. Bu kapsamda, yaşadığımız bu ağır travma sürecinde, böylesine önemli bir rol üstlenmiş bir kesimin geniş bir bölümünün darbe taraftarı, terör örgütü üyesi gibi algılanmasına sebep olacak bir muameleye tabi tutulmaması gerekmektedir. Uzunca bir süreden beri kamu görevlilerinin iş güvencelerinin kaldırılmasına yönelik bir takım çalışmalar yapıldığı hepimizin malumudur. Bu alçak darbe girişiminin ve buna bağlı olarak yaşanan görevden almaların, memurların iş güvencelerinin kaldırılması için bir gerekçe olarak ortaya konulmaması; hukuk sisteminin, adil ve tarafsız bir şekilde işletilerek darbeye karışan kişilerin cezalandırılması, ilgisi bulunmayan kamu görevlilerinin ise bir an önce görevlerinin başına dönmesinin sağlanması, kamu düzeninin verimi ve kamu görevlilerinin yaşadığı tedirginliğin giderilmesi bakımından hayati bir adım olacaktır.”

    “Türkiye ve tüm vatandaşlarımız artık huzuru özlemekte”

    Hanefi Bostan, “Görülmektedir ki, kamu kurum ve kuruluşlarında yaşanan bu sürecin, asılsız dedikodulara dayalı görevden alma boyutuna ulaşarak kamu görevlileri üzerinde bir baskı unsuru oluşturmaması, kamuda çalışma barışının bozularak bir muhaberat devleti anlayışına geçilmemesi, gerçekleştirilecek kovuşturmaların hukukun üstünlüğü ilkesi çerçevesinde yürütülmesi ve kamu hizmetlerinin kesintisiz bir şekilde sürdürülmesi gerekmektedir. Yaşananlar, millet ve devlet olarak ağır bir demokrasi sınavından geçtiğimizi göstermektedir. Türk milleti 15 Temmuz’dan bu tarafa ortaya koyduğu duruşu ile bu sınavı başarı ile vermiştir. Siyasetin de adalet terazisini bozmadan, hukuk çizgisinden sapmadan bu süreci başarıyla tamamlayacağına; kamudaki görevden almaları muhalefeti susturma, sindirme ya da kamuda yandaş bir kesim oluşturma gayretlerine dönüştürmeksizin, gerçek anlamda darbeci ve teröristleri kamudan ayıklama aracı olarak kullanacağına inanıyor, bu uygulamaların bir an önce yargı boyutuna taşınarak tereddütlerin ve tedirginliklerin son bulmasını istiyor ve bekliyoruz. Türkiye ve tüm vatandaşlarımız artık huzuru özlemekte, gerek genel gerekse kamu hayatında kaosun son bulmasını istemektedir. Türk Eğitim-Sen olarak milletimizin topyekün olarak huzuru ve mutluluğu hak ettiğine inanıyoruz” diye konuştu.

  • Hanefi Bostan: “Hukuk MEB’e Uğrar Mı?”

    Türk Eğitim-Sen Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan, “Haksızlığa uğrayan okul müdürleri ve kurum yöneticilerinin önemli bir kısmı mahkemeye başvurarak haklarını aramaktadır. İstanbul’da 800’den fazla kişi mahkemeye başvurmuş ve hepsi haklı bulunarak görevlerine iadesi kararlaştırılmıştır” dedi.

    Türk Eğitim-Sen Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan, yazılı bir açıklama yaptı. Bostan yaptığı açıklamada, “Bilindiği üzere 14.03.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6528 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanunla, Milli Eğitim Bakanlığına tabi bütün okul müdürü ve müdür yardımcıları başta olmak üzere bütün kurum yöneticileri görevlerinden alındı. Bu yöneticilerin büyük bir çoğunluğu sınavı kazanarak ve belirli kademelerde görev yaparak kurum yöneticisi olmaya hak kazanmıştı. Bir çırpıda 100 bin kişiye yakın kurum yöneticisinin görevden alınmaları Milli Eğitim camiasında şok etkisi meydana getirdi. Kurum hafızasını kaybetme ile yüz yüze kaldı. Bakanlık, kazanılmış hakları yok sayarak yeni okul ve kurum yöneticilerini sözde mülakat sınavıyla belirlemeyi kararlaştırdı. Mülakat sınavını kimlerin kazanacağı veya kazanmaması gereken adaylar, bu sınav yapılmadan önce hazırlanan listelerle belirlendi. Konuyla ilgili belgeler İstanbul’da sendikamızca mahkemeye taşındı ve şu anda mahkeme süreci devam etmektedir. Birçok il ve ilçede Milli Eğitim Müdürü ve Şube Müdürü mülakatta yaptıkları usulsüzlük ve haksızlıklar nedeniyle yargılanmaktadır” dedi.

    “Haksızlığa uğrayan okul müdürleri ve kurum yöneticilerinin önemli bir kısmı mahkemeye başvurarak haklarını aramaktadır” diyen Bostan, “Sadece İstanbul’da 800 kişiden fazla kişi mahkemeye başvurmuş ve hepsi haklı bulunarak görevlerine iadesi kararlaştırılmıştır. Mahkemenin göreve iade kararını başta bakanlık olmak üzere İl Milli Eğitim Müdürleri keyfi olarak uygulamamaktadır. Davayı kazanan müdürlerin mahkeme kararları uygulanmamakta, bunun yerine mülakata çağrılmakta ve ikinci ya da üçüncü defa mülakata çağrılan okul müdürlerine 75’in altında puan verilerek tekrar tekrar kasti olarak elenmektedir. Birçok okul müdürü ikinci veya üçüncü defa mahkemeyi kazanmasına rağmen göreve başlatılmamaktadır” ifadesini kullandı.

    Bostan sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Aynı konuda üçüncü defa mahkeme kararı çıkmasına rağmen uygulanmaması eğitim tarihimizin önemli skandallarından biridir. Müdür olarak görev yapmakta iken görev süresi sonlandırılan ve MEB’e bağlı eğitim kurumları yöneticilerinin görevlendirilmelerine ilişkin yönetmelik ekinde yer alan ’Görev Süreleri Uzatılacak Eğitim Kurumu Müdürleri İçin Değerlendirme Formu’ uyarınca yapılan değerlendirme sonucunda verilen puanın 75’in altında olduğu gerekçesiyle görev sürelerinin uzatılmamasına karar verilen ve iptalle sonuçlanan davaların sonucunda, 06.10.2015 günlü ve 29494 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren MEB’in Eğitim kurumları yöneticilerinin görevlendirilmesine dair yönetmeliğin ilgili hükümleri uyarınca sözlü sınava davet edilerek, itiraz edenlerin; sözlü sınava davet edilmelerine ilişkin itirazlarının reddine dair işlemlerin yürütülmesinin durdurulması ve iptali talebiyle Kırşehir’den beş okul müdürü Yozgat İdare Mahkemesi’nde dava açmıştır.  Yozgat İdare Mahkemesi 21.04.2016 tarihli,  2016 / 208, 209, 210, 211, 242 E. sayılı kararlarında; ’İdarenin yargı kararlarına uyması ve bu kararların gereklerine göre gecikmeksizin işlem ya da eylemde bulunmak zorunda olması aynı zamanda hukuk devleti ilkesinin gereğidir. Anayasanın 2. Maddesinde yer alan bu ilke karşısında idarenin mahkeme kararlarını aynen ve gecikmeksizin uygulamaktan başka bir seçeneği bulunmamaktadır. Bu durumda artık idarenin takdir yetkisi değil bağlı yetki durumu söz konusudur. Ayrıca idareler yargı kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda işlem tesis edeceklerdir. Bir hukuki işlemin yargısal denetiminde, işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan hukuk kurallarına göre denetim yapılması hukuk devleti ve hukuki güvenlik ilkelerinin gereği olduğu gibi, bu şekilde bir yargısal denetimle verilen karar uygulanırken iptal kararının geçmişe dönük etkisi de göz önünde bulundurularak iptal edilen işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla iptal kararında belirtilen şekilde işlem tesis edilmiş gibi kabul edilerek bir yola girilmesi de hukuk devleti ve hukuki güvenlik ilkelerinin gereğidir. Bu durumda, sonradan yürürlüğe giren Yönetmelik hükümlerinin davacıya uygulanması ve bu çerçevede davacının sözlü sınava çağrılmasına olanak bulunmaması karşısında; yukarıda anılan mevzuat hükümleri ile Mahkeme kararlarının gerekçeleri doğrultusunda davacının görev süresinin uzatılıp uzatılmayacağı hususunda bir değerlendirme yapılması gerekmekte iken; sözlü sınava çağrılması şeklinde tesis edilen dava konusu işlemde bu nedenle hukuka ve mevzuat hükümlerine uyarlık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır’ denilmek suretiyle hukuka aykırılığı açık olan dava konusu işlemlerin yürütülmesinin durdurulmasına karar vermiştir” ifadesini kullandı.

    Hanefi Bostan, “Adaletin hükümran olmadığı, insan haklarının ve hukukun çiğnendiği bir Bakanlıkta insanların geleceğe güvenle bakması, huzurlu ve mutlu olması mümkün değildir. Huzurun olmadığı, hukukun çiğnendiği ve adaletin olmadığı bir kurumda sağlıklı bir eğitim yapılabilinir mi?” dedi.