Etiket: Bor

  • Başkan Ali Çetinbaş: Bakanımızın Bor Karbür Tesisi müjdesi bizleri sevindirmiştir

    AK Parti Kütahya İl Başkanı Ali Çetinbaş, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’ın Kütahya’ya kurulması müjdesi verdiğini Bor Karbür Tesisi’nin, son yılların en büyük büyük yatırımı olacağını ifade etti.

    Çetinbaş, yaptığı açıklamada. kültür, tarih, sanat ve turizm alanında olduğu kadar yeraltı kaynaklarıyla da önemli bir potansiyele sahip Kütahya’nın, bünyesinde 34 çeşit madeni bünyesinde bulundurduğunu anımsattı.

    Çetinbaş, “Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız Berat Albayrak, bir televizyon programında Kütahya’ya Bor Karbür Tesisi kurulacağı müjdesini verdi. Bu yatırım ilimiz açısından çok önemli. Tesisle ilgili bilgiler önümüzdeki günlerde kamuoyuna açıklanacaktır. Bor Karbür Tesisi, Kütahya’ya yapılan en büyük yatırımların başında gelecektir. Hayırlı olsun” diye konuştu. (EFE)

  • (ÖZEL HABER) Milli silah için müthiş haber… Bor kullanarak plastiği çeliğe dönüştürdü

    Balıkesir’in Edremit ilçesinde Balıkesir Üniversitesi Edremit Meslek Yüksek Okulu ile Faruk Durukan’a ait AR-GE firması ortak çalışma yaparak plastik ile bor madenini birleştirerek çelik kadar mukavemeti olan bir materyal üretmeyi başardılar. Bu yeni gelişme savunma sanayine büyük katkı sağlayacak.

    Plastik, polimer malzemelerin dayanıklılığını artırma ve özgün ağırlığı hafif ama dayanıklı bir malzeme ihtiyacını karşılamak için başlatılan çalışmaya Balıkesir Üniversitesi’nden Yrd. Doc. Dr. Recep Koç ile Edremit’te bulunan AR-GE Firması sahibi Faruk Durukan imza attı. Testler sonrası plastik, polimer malzeme ile borun saflaştırılmasından elde edilen Sodyum Pentaborat’ın birleştirilmesi ile elde edilen yeni ürün çelik kadar mukavemet gösterdi. Geliştirilen polimer plastik ürün hafifliği ve dayanıklılığı ile özellikle milli silah, otomobil ve havacılık sanayisi için önemli bir ham madde olarak işaret ediliyor.

    Çalışmalar hakkında bilgi veren Yrd. Doç. Dr. Recep Koç; “Burada plastiğin içerisine Sodyum Pentaborat’ın faklı katkı oranları ile katılmak suretiyle mekanik özelliği incelenmesi çalışmamız esas alındı. Bunların içerisine farklı oranlarda kattığımız zaman bunun aşınmasını, sürtünme özelliklerini en az iki üç kat iyileştirdiğini fark ettik. Bunu gerçek sanayi ortamında da makaralarda, makine ekipmanlarında test ettik. Gayet faydalı bir ürün olarak ortaya çıktı.”dedi.

    AR-GE Firması sahibi Faruk Durukan da “Bizim şirketimiz bir AR-GE şirketidir. Biz Bor’un 15 tür farklı şekilde üretimini yapıyoruz. Sodyum Pentaborat gibi farklı farklı 15’e yakın türünü saflaştırmayı başarmıştık. Daha evvel netron ışınları ile de çalışmıştık. Bu şu an yaptığımız çalışma sanayi üniversite işbirliğidir. Bizim üretmiş olduğumuz Sodyum Pentaborat Balıkesir Üniversitesi Edremit Meslek Yüksekokulunda polimerlere bağlanarak çelik ayarında plastik üretilmesi başarıldı. Bu roket sanayinden tutun, silah sanayinden tutun, araba sanayinden tutun, makaralarda, aşınma olabilecek yerlerin tümünde kullanılabilecek katma değeri yükselmiş bir ara malzeme olmuş oluyor. Bor zaten ara bir üründür. Nereye katılırsa oradaki değeri yükseltiyor. Tabiki nereye katılacağını da iyi bilmek gerekiyor. Bu konuda da sağolsun üniversitelerimiz sanayi üniversite işbirliği şeklinde çalışılıyor. Edremit Meslek Yüksekokulumuz bu konuda sanayicilerimeze yardımcı oluyor. Bu aslında Türkiye için örnek bir projedir. Sanayici, üniversite işbirliğinin en güzel örneklerinden birtanesidir.” diye konuştu.

    BAÜN Edremit Meslek Yüksekokulu Müdürü Dr. Raif Sakin ise “En büyük problemimiz katma değeri yüksek ürünler ve AR-GE konusunda. Biz şöyle şanslıyız. Edremit’in merkezinde bir AR-GE firması var. Hem bu çevrenin zeytin ve zeytinyağı, zeytinyaprağı gibi yada Kazdağları’ndaki endemik bitkilerin ekstratı gibi katma değeri yüksek ürünler imal edip yurt dışına ihraç edebiliyor, hem de bunun dışında bir çok alanda çalışmaları var. Faruk Durukan ile 10 yıldır beraber çalışıyoruz. Kimse farketmese de üniversite sanayi işbirliğinin güzel bir örneği sergileniyor. Bir meslek yüksekokuluyla Edremit’teki bir AR-GE firması beraber güzel çalışmalar yapıyor. Borun 15 farklı türevini Edremit’te elde edip, diğer farklı plastik türleri ile bir araya getirdik. Özellikle uzay sanayinde, uçak sanayisinde, hafif ama mukavemeti yüksek ve sektörlere katkı yapacak bir gelişmeye imza attık” şeklinde konuştu.

  • Şeker-İş Bor Şube Başkanı Celal Tuğrul:‘Şeker Kurumunun Kapatılması Tadımızı Kaçırdı’

    Pazar günü yayınlanan kanun hükmünde kararname ile Türkiye’nin uzun yıllardır gündeminde olan şeker konusunda da kritik bir adım atıldı.

    KHK’ya göre Şeker Kurumu kapatılarak Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na bağlandı.

    Şeker-İş Bor şube Başkanı Celal Tuğrul, Şeker piyasasını düzenlemek ve denetlemek amacıyla 4634 sayılı Şeker Kanunuyla kurulan Şeker Kurumunun kapatılması pancar tarımına ve yerli üretime vurulan darbe olduğunu söyledi.

    Ülkenin şeker ihtiyacını çıkmaza sokacak

    Pancar ve şeker yan katma değerlerinden ülkemiz yoksun kalacağını ifade eden Tuğrul şunları söyledi: ‘‘Türkiye de şeker talebinin yurt içi üretimle karşılamak amacıyla kaynaklarımızın sürekli ve dengeli şekilde karşılanmasını denetleyen bir kurumun kapatılması ve Bakanlık eliyle yürütülmeye çalışılması Şekerden, Paydaşların iradeleri ile çözüm üretiminden uzaklaştırılması ülkemiz şeker ihtiyacını çıkmaza sokacaktır. Şeker üretiminin, kimyevi ve yapay Tatlandırıcıların denetim ve kontrolü zorlaşacaktır. Zaten dünya ülkelerinde en fazla yüzde 2 olan tatlandırıcı kotası bizde yüzde 10 ile yüzde 15 arasında seyretmektedir. İnsan sağlığına zararlı bu yapay Tatlandırıcıların kontrolü yapılamayacaktır. Şeker fabrikalarında şeker stokları oluşacak pancar tarımı yapılamaz olacak. Pancar ve şeker yan katma değerlerinden ülkemiz yoksun kalacaktır. Sendikamız 13 yıl önce kapatılma kararına karşı yargıya taşımış Anayasa ve Danıştay Kararları, Şeker Kurumu’nun bağımsız idari otorite vasfının ortadan kaldırılmasının hukuka uygun olmayacağını göstermiştir. Yargının kapatılmasını sakıncalı bulduğu bir kurumun kapatılması Şeker sektörünün yok olmakla karşı karşıya geleceği anlamını taşımaktadır. Bağımsız bir kurum olan Şeker Kurumu eleştirilebilecek uygulamalarına rağmen şeker sektörünün organizasyonunda temel bir öneme sahiptir. 17 aydır Şeker Kurumuna atama yapılmaması kayıt dışılık ve denetimsizlik baş göstermesine sebebiyet vermekteydi. İhracatçı firmaların ve tatlandırıcı üreten firmaların şeker kurumunun kapatılmasını olumlu karşılaması insan sağlığımız açısından ve pancar şekeri üretimi açısından verdiğimiz tepkinin ne kadar isabetli olduğunun kanıtıdır. Yabancı ülkelerin Mısırları ülkemizde tatlandırıcıya dönüşecek pancar tarımı yok olacaktır. Sendikamız ülke menfaatleri ve şeker üretim devamlılığı ve tatlandırıcı firmalarına meydanı boş bırakmamak adına halkımızı şeker kurumunun kapatılmasının sakıncaları hususunda duyarlı olmaya biran evvel bu yanlıştan dönülmesi hususunda halkımızı ve siyasilerimizi uyarmaktadır’’

  • Bor madeniyle dünyanın en sert çeliği üretildi

    Dünya rezervlerinin yüzde 72’si Türkiye’de bulunan bor madeni, son yıllarda ülkemizde ileri teknoloji ile işlenerek farklı alanlarda süper güçlü maddelere dönüştürülüyor.

    NASA’nın on yıllardır uzay teknolojileri alanında kullandığı ve gelişmiş ülkelerde ileri teknolojiyle işlendikten sonra dünya piyasalarına sunduğu bor madeni artık Türkiye’de ileri seviyede işlenerek dünya pazarına çıkartılıyor. Edremit ilçesindeki Ar-Ge firması, boru saflaştırarak yaptığı çalışmalarıyla Amerika’dan bilim ödülü almayı başardı. Bor madeninin, insanlığa fayda sağlayacak 11 farklı bileşeninden 9’unu ileri düzeyde işlemeyi başaran firma, istenilen mikron değerlere sahip ‘Bor Karbür’ isimli bor türevini elde etti. Türkiye’nin en gelişmiş, ileri teknolojili özel bor işleme tesisi durumundaki Ar-Ge firması, ‘Bor Karbür’ isimli bor türevi ham maddesiyle, Osmanlı döneminde dünyayı kendine hayran bırakan Osmanlı çeliğinin kalitesinde çelik üretimi gerçekleştirdi. Aylar süren Ar-Ge çalışmasını ileri teknolojiye sahip yetkili laboratuvarlarda test ettiren firma, ‘Bor Karbür’ ham maddesiyle Osmanlı çeliğiyle birlikte, yüksek seviyede kaymazlık sağlayan araç lastiği maddesini de üretti.

    “Dünyanın en sert çeliğini üretmeyi başardık”

    Amaçlarının, geleceğin teknolojisini içinde barındıran bor madeninin Türkiye dışına çıkmadan işlenebilmesini sağlamak olduğuna vurgu yapan Ar-Ge firması yetkilisi ve Türk bilim adamı Faruk Durukan, “Son Ar-Ge projemiz, dünyanın en kaliteli çeliğini elde etmek adına çalıştığımız bir projeydi. Zaten Osmanlı Devleti döneminde dünyanın en kaliteli çeliğini yine bizim milletimiz üretiyordu. Fakat zaman ile bu teknolojimizi kaybettik. Sonunda da yurt dışından çelik alır hale geldik. Dünyanın en kaliteli çeliğini bor ham maddesi ile üretmeyi başardık. Bor madenlerinin yüzde 72’lik rezervi ülkemizde. Boru ileri teknolojiyle işleyerek içinden Bor Karbür maddesini aldık. Bu maddeyi çeliğe yedirdik ve bu kaliteyi yakaladık. Dünyanın kabul ettiği düzeyde test ve analizlerimizi yaptırdık ve bunu resmi olarak onaylattık. 70 Rotver düzeyine kadar çeliğin sertleşmesini sağladık. Normal çelikten 3 kat daha güçlü bir çelik elde ettik. Bu çalışma ülkemiz için çok önemli bir çalışmadır. Bu proje sayesinde ülkemizde çelik ihracatında yeni bir kapı açılmış oluyor. Burada en dikkat edilmesi gereken konu da bu malzemenin bor ile elde edilmesidir. Osmanlı İmparatorluğu yıllardır dünyaya eşsiz sertlikteki çeliği ile nam salmıştır. Çelik, 2 bin civarında alanda kullanılıyor. Artık dünyaya çelik satacağız. İşlenmiş ürün halinde dünyaya en kaliteli çeliği satmayı kendimize hedef belirledik. bor madenini olduğu gibi değil, işledikten sonra bir ürüne dönüştürerek satmak, ülkemizi çok farklı noktalara taşıyacaktır. Bunu yaptığımızda Türkiye’nin önünde hiçbir ülke duramayacaktır. O zaman düşmanlarımız bile dost olarak yaklaşacaktır” dedi.

    Araç lastiklerinde devrim niteliğinde buluş!

    Bor ham maddesinden elde ettikleri Bor Karbür karışımıyla ileri düzeyde kaymazlık özelliğine sahip lastik üretimi de gerçekleştiren Ar-Ge firması, bu teknoloji ile otomotiv sanayinde yeni bir dönem başlayacağını belirtti. Faruk Durukan, “Bor Karbür ile üretmeyi başardığımız çok faydalı bir ürün daha oldu. Bu çalışma da otomotiv sektöründe yeni bir dönem açacaktır. Normal araç lastiklerine göre çok yüksek oranda kaymazlık özelliğine sahip lastik ürettik. Bu elimde tuttuğum kaymayan kauçuk maddedir. Bu çalışmamız da dünyada bir ilktir. İçerisinde, çelikten daha güçlü düzeye getirilmiş katrilyonlarca Bor Karbür karışımları vardır. Bu maddeyle üretilecek olan araç lastikleri yollarda, karda, buzda kaymayı yüksek düzeyde önler. Normal kauçuklara oranla yıpranması, aşınması kat kat daha azdır. Devrim niteliğindeki bu ürünü ve diğer ürünlerimizi, ülkemizdeki ileri düzeyde gelişmiş Ar-Ge tesislerimizde, Türk mühendisler ve Türk bilim heyetiyle üretiyoruz. Dünyanın rekabet edemeyeceği ürünleri üretmekteyiz. Bu çalışmalarla, bütün dünyaya Türkiye’nin teknolojide ne kadar ileri düzeye eriştiğini göstermekteyiz. Bundan dolayı gurur duyuyoruz. Elde ettiğimiz bu ürünler, piyasada temin ettiğimiz ürünlerden daha ucuza mal olduğu için daha ucuza satılacaktır” şeklinde konuştu.

  • Prof. Dr. Bor: “Türkiye’de endoskopiyi kimlerin yapacağının yasal dayanağı yok”

    Türk Gastroenteroloji Derneği Başkanı, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serhat Bor, endoskopinin ehil kişiler tarafından yapılması gerektiğini belirterek, “Sağlık Bakanlığın elinde bulunan sertifikasyon programını hızla sonlandırması ve kimlerin endikasyon yapılacağının bilinmesi gerekir. Bugün ülkemizde endoskopiyi kimlerin yapacağının yasal dayanağı yok. Her hekim endoskopi yapabilir düzeydedir, bu kabul edilir bir şey değildir” dedi.

    Türk Gastroenteroloji Derneği (TGD) tarafından düzenlenen 34. Ulusal Gastroenteroloji Kongresi, Antalya Belek’teki bir otelde gerçekleştirildi. Kongreye 900’ü aşkın doktor, hemşire, teknisyen ve öğrenci katıldı.

    Türk Gastroenteroloji Derneği Başkanı, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serhat Bor, kolon kanserine dikkat çekmek için ünlülerin yer aldığı bir bilgilendirme filminin hazırlandığını bildirdi.

    850 kişilik bir aile olduklarını dile getiren Prof. Dr. Bor, 80 milyonluk ülkede 850 rakamının çok düşük olduğundan yakındı.

    Gastroenteroloji ailesi üye sayısına oranla çok daha güçlü, sesi dinlenir ve saygı duyulan bir meslek örgütü olduğunun altını çizen Prof. Dr. Bor, “Burada alanımızın sağlık sorunlarının toplum ve hasta zeminli önemi yanı sıra tıbbın prevalansı en yüksek hastalıklarını barındırmamız, en sık rastlanan bir grup kanserin gastrointestinal sistemden kaynaklanması, uyguladığımız işlemlerin zorluğu, hayat kurtarıcı özelliği gibi çok sayıda neden sayılabilir. Geriye bakıp 2 yılı değerlendirdiğimizde 80 sayfalık bir kitap ile özetlenecek kadar çok sayıda projenin hayata geçirildiğini görüyor ve mutlu oluyoruz. Üyelerimizin mesleksel, akademik ve sosyal şartları için iyi bir mücadele verdik, çok emek harcadık. Gelecek 2 yılın yeni projelerle şenlenmesini diliyoruz” diye konuştu.

    “Dünya Gastroenteroloji Kongresi İstanbul’da”

    2019 Dünya Gastroenteroloji Kongresi’nin İstanbul’da yapılacağını duyuran Prof. Dr. Bor, “Bu güzelliklerin yanı sıra, ülkemizde gastroenterolojinin mücadele etmesi gereken çok sayıda sorun olduğunun da bilincindeyiz. En göz önünde olan endoskopi ve karaciğer hastalıkları gibi konularda alanımıza girilmesi olmakla birlikte SGK’dan kaynaklanan geri ödeme sorunları, yetersiz malzeme alımları, yan dal asistanı azlığı ve bu arkadaşlarımızın eğitim standardizasyonundan başlayarak karşılaştıkları güçlükler, şehir hastanelerinin getirdiği sıkıntılar, özel hastane ve dal merkezlerine ait özel dertler sayabileceklerimizden bazıları” ifadelerine yer verdi.

    “Endoskopi uzmanı tarafından yapılmalıdır”

    Modern tanı ve tedavi yöntemleri arasında önemli bir yer tutan endoskopik girişimlerin yemek borusu, mide ve on iki parmak bağırsağının rahatsızlıklarının, nedenin ortaya çıkarılmasında etkin ve güvenilir yöntemler olduğunu belirten Prof. Dr. Bor, “Bu işlem, hekimin doğru teşhis koymasını ve sağlık sorununun tedavisinin planlanmasını sağlamaktadır. Endoskopinin başarısı ve hastanın endoskopiden rahatsızlık duymaması, kimin yaptığına, nerede yapıldığına, nasıl yapıldığına ve deneyimli bir yardımcı ekibinin olup olmamasına göre değişir. Endoskopiyi bu konuda eğitim görmüş olanlar yapmalıdır. Gastroenteroloji uzmanları 3 yıl boyunca endoskopi eğitimi görürler ve bu alanda en iyi eğitilmiş hekimlerdir” diye konuştu.

    “Endoskopi ehil kişiler tarafından yapılmalı”

    Bilinen en ciddi halk sağlığı alanının büyük bölümünün gastroenterolojinin alanı olduğunu işaret eden Prof. Dr. Bor, “En önemli sorunlarımızdan birisi yan dal asistan azlığı bu büyük bir sıkıntı. Endoskopik işlemler ehil eller tarafından yapılmalıdır. Sağlık Bakanlığına çağrı yapıyoruz. Bakanlığın elinde bulunan sertifikasyon programını hızla sonlandırması ve kimlerin endikasyon yapılacağının bilinmesi gerekir. Bugün ülkemizde endoskopiyi kimlerin yapacağının yasal dayanağı yok. Her hekim endoskopi yapabilir düzeydedir, bu kabul edilir bir şey değildir. Bu bizim asıl işimizdir. Biz 3 yıl endoskopi yapmak üzere yetiştirliyoruz” dedi.

    “Karaciğer yetmezliğinin ideal tedavisi nakil”

    Türk Gastroenteroloji Derneği Genel Sekreteri Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Birol Özer, Dünya genelinde her yıl 57 milyon insan öldüğünü, bu ölümlerin yaklaşık 1.2 milyonunun siroz ve karaciğer kanseri nedeniyle olduğunu kaydetti.

    Dünyada 257 milyon kişinin hepatit B, 170 milyon kişinin de hepatit C virüsü ile infekte olduğunu aktaran Prof. Dr. Özer, “Karaciğer nakli gereken hastalıkların başında siroz ve karaciğer kanseri gelmektedir. Siroz sebebi olarak da en sık hepatit B, hepatit C ve yağlı karaciğer hastalığı gelmektedir. Ülkemizde daha az olmakla birlikte alkole bağlı sirozlar da önemli bir karaciğer nakli nedenidir. Son dönem karaciğer yetmezliğinin ideal tedavisi karaciğer naklidir. Nakil çoğunlukla karaciğer çalışma kapasitesi yüzde 10’un altına düştüğünde gündeme gelmektedir. Ancak rezerv yüzde 10’un altına düşmeden, yemek borusu ya da mideden varis kanaması geçirenlere, karın içinde ileri derecede su toplanan ya da peritonit dediğimiz karın zarı iltihabı olanlara, karaciğer koması gelişenlere ya da karaciğer kanseri tespit edilenlere de karaciğer nakli yapılmaktadır” dedi.

    “Karaciğer nakli bekleyen 2 bin 73 hasta var”

    Karaciğer naklinin beyin ölümü gerçekleşmiş kişilerin (kadavra) karaciğerinin tamamının hastaya nakledilmesi ya da sağlıklı canlı vericilerin karaciğerinin 2/3’lük sağ parçasının hasta kişiye nakledilmesi olmak üzere iki yöntemle gerçekleştirildiğini kaydeden Prof.Dr. Özer, “Ülkemizde şu an bekleme listesinde 2 bin 73 hasta vardır. Bu yıl da canlıdan 976, kadavradan 333 olmak üzere toplam bin 309 karaciğer nakli gerçekleştirilmiştir. Dünya genelinde nakiller daha çok kadavradan yapılmaktayken ülkemizde canlı vericilerden yapılmaktadır. Toplumun bilinçlendirilmesi ile organ bağışının artırılması karaciğer yetmezliği olan hastaların tedavi umudunu artıracaktır” ifadelerine yer verdi.

    “Dışkıda gizli kan tahlilinin önemi”

    Türk Gastroenteroloji Derneği Saymanı, Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Orhan Sezgin, kolon kanserinin toplumda çok sık görüldüğünü, yaşlılıkla birlikte görülme sıklığının arttığını dile getirdi.

    Toplumda yüzde 5’lere kadar görülen kolon kanserinin 50 yaşından sonra görülme sıklığının arttığını kaydeden Prof. Dr. Sezgin, “Kolon kanseri ölümcül olan kanserlerde olabiliyor, zamanında saptanmazsa. Bilinç olarak istediğimiz seviyede değiliz. Bilinçlenme adına halk toplantıları ve bilgilendirme filmi yapıldı. Kolon kanseri önlenebilir, nadir kanserlerden biridir. Henüz kanser gelişmeden ciddi sorunlara yol açmadan, erken aşamada saptanabilen meme kanseri, rahim ağzı kanseri, bir de kolon kanseri vardır. Kolon kanseri önleme ve erken saptama adına tüm sağlık merkezlerinde yapılan dışkıda gizli kan tahlili, bunu her 50 yaşına gelenin yapmasını öneriyoruz. Eğer sonuç pozitif çıkarsa hekiminize başvurun ikaz edicidir” diye konuştu.

    “Kolonoskopi yaptırın”

    Kolonoskopinin kalın bağırsak içinin fiber optik cihazla incelenmesi olduğunu belirten Prof. Dr. Sezgin, “Hem riskli hem de şikayeti olana her 50 yaşındaki kişi de bir kez yapılmalıdır. Hastalarımızı sağlıklı insanlarımızı çok ikna edemiyoruz. Günümüzün modası aşırı kilodan uzak durmak kolon kanseri gelişme riskini azaltır. Obezite her türlü kansere eğilimi artırıyor. Yağı karbonhidratı az tüketmek, bunun yanında taze ve yeşil sebze meyve, süt ve süt ürünlerini bol bol tüketmeliyiz” şeklinde konuştu.