Etiket: Bölgesini

  • Ortaokul öğrencileri Türkiye Finali’nde 14 projeyle Samsun Bölgesi’ni temsil edecek

    Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu(TÜBİTAK) 12. Ortaokul Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması Samsun Bölge Finali Ödül Töreni yapıldı.

    Ortaokul öğrenimine devam etmekte olan öğrencileri temel, sosyal ve uygulamalı bilim alanlarında çalışmalar yapmaya teşvik etmek, çalışmalarını yönlendirmek ve bilimsel gelişmelerine katkıda bulunmak amacıyla düzenlenen yarışmada finale yükselen öğrenciler, törende ödüllerini alırken büyük sevinç yaşadı. Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Atatürk Kongre ve Kültür Merkezinde gerçekleştirilen ödül töreni saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı.

    “Samsun Bölgesi’nin proje başvurusu geçen yıla oranla yüzde 71 arttı”

    Açılış konuşmasını yapan TÜBİTAK Samsun Bölge Koordinatörü Prof. Dr. Hasan İçbudak, 7 ilden (Samsun, Amasya, Tokat, Ordu, Giresun, Sinop, Kastamonu) oluşan bölgenin proje başvuruları ve başvuru yapılan alanlarla ilgili katılımcıları bilgilendirirken, “Samsun Bölgesi’nde 2017’de ortaokul kademesinde 967 proje başvurusu yapılırken bu yıl, bu sayı 1388’e yükselmiştir. Yani yaklaşık yüzde 71 oranında artış söz konusudur. Aynı şekilde Türkiye geneline baktığımızda da büyük bir artış göze çarpıyor zira 2017’de 7905 olan başvuru sayısı 2018’de 11352’ye tırmanmıştır. En fazla proje başvurusu 370 proje ile matematik alanında olurken en az başvuru ise tarihte olmuştur. Tabii bu yıl tarih alanı yarışmaya yeni eklendiği için başvuru sayısı hâliyle daha az oldu” dedi.

    “İllere göre başvuru sayısında 755 projeyle Samsun zirvede”

    2018 yılı illere göre başvuru sayısında da Samsun’un 755 proje başvurusuyla zirvede olduğunu vurgulayan Prof. Dr. İçbudak, 7-11 Mayıs’ta Kayseri’de yapılacak Türkiye Final Yarışması’nda; matematik, biyoloji, kimya, fizik, kodlama (bilgisayar programcılığı), değerler eğitimi, tarih ve Türkçeden olmak üzere 8 alandan14 projenin Samsun Bölgesi’ni temsil edeceğine işaret etti. Koordinatör İçbudak geçen sene Eskişehir’de yapılan Türkiye Final Yarışması’nda kendilerini gururlandıran projeleri de hatırlatarak şu bilgileri paylaştı: “Giresun’dan bir okulumuz matematikte birinci oldu. Tabii Türkiye genelinde bu alanda birinci olmak bizim için çok önemli. Bir diğer matematik projesi teşvik ödülü aldı. Bununla beraber Samsun’dan bir fizik projemiz üçüncülüğe ulaştı. Kastamonu’dan kimya alanında bir projemiz de yine teşvik ödülüne layık görüldü.”

    “Önemli olan öğrencilerimizin bu süreci yaşıyor olmaları”

    Ardından söz alan Rektör Prof. Dr. Sait Bilgiç de böylesine anlamlı bir yarışmanın ve ödül töreninin Üniversite çatısı altında gerçekleşmesinin kendilerini son derece mutlu ettiğine vurgu yaparken, “Öğrencilerimiz, fikirlerini projelendirerek bu aşamaya getirip sunabilme yeteneklerini ortaya koymaktalar. Bu başlangıç hakikaten çok önemli. Dolayısıyla projelere dâhil olan öğrencilerimizin hepsi bizim nazarımızda birincidir. Onların bu yola girmiş olmaları bizleri son derece ümitlendirmektedir. Öğrencilerimizin birinci, ikinci, üçüncü olmaları veya dereceye girememeleri hiç önemli değil, zira önemli olan bu süreci yaşıyor olmaları. Buraya çağrılmış olmaları onlar için en büyük ödül. Bu nedenle bu süreçte emeği ve katkısı olan herkese şükranlarımı sunmak istiyorum. Kaldı ki bu yolda önemli mesafeler kat edildi. Samsun Türkiye’de araştırma projeleri bakımından ciddi bir başarıyı yakalamış durumda. İllere göre proje sayısı da bu durumu teyit ediyor” diye konuştu.

    “Bu projeler ülkemiz ve milletimiz adına bizleri ümitlendiriyor”

    Rektör Bilgiç konuşmasında Türkiye’deki üniversitelerde başarılı proje üretiminin beklenen düzeyde olmadığına dikkat çekerek devamında, “Bu projelerle öğrencilerimizin her birinin bir sorunu çözme noktasından başlamaları ve girişimcilik dediğimiz misyona uygun projeler üretmiş olmaları milletimizin ve ülkemizin geleceği adına bizleri ümitlendiriyor. TÜBİTAK’ın bu anlamlı projeleri destekliyor oluşu da işimizi kolaylaştırıyor. Biz sadece kendi geleceğimizin endişesini yaşayan bir millet değiliz. Son zamanlarda yaşadığımız olaylar da gösteriyor ki bize ümit bağlamış nice mazlum ve mağdur milletler var. Dolayısıyla onların da ümidiyiz. Bu sebeple ülke ve millet olarak çok fazla çalışmamız lazım. İşte çocuklarımızın şimdiden böylesine değerli ve anlamlı projelere imza atmaları ve onların bu emeklerine şahitlik etmemiz bizler adına çok önemli” ifadelerini kullandı.

    “İnşallah bu öğrencilerimizin bir kısmı OMÜ’nün öğrencisi olacaklar” diyen Rektör Bilgiç OMÜ’nün Türkiye’nin sayılı üniversitelerinden biri olduğunu, dünyanın ilk bin üniversitesi arasına girdiğini ve eğitim ihracatında Türkiye’de ikinci sırada yer aldığını hatırlatarak öğrencileri OMÜ’ye davet etti.

    “Artık düşünen, proje üreten ve projelerini teknolojiye dönüştüren öğrenciler yetiştirmeliyiz”

    “Türkiye’yi bu topraklarda barındırmak istemiyorlar”

    Vali Osman Kaymak ise Türkiye’nin eğitim mücadelesinde önde olmasının en büyük arzuları olduğunu ifade ettiği konuşmasında, “Ülkemizin eğitim sistemi üzerinde hepimizin az çok fikri var. Türkiye’de maalesef yıllarca öğrenciyi okutan ama yeni bir şeyler ortaya koymasını sağlayamayan ezberci eğitim sistemi vardı. Son yıllarda bu fark edildi ve artık proje üreten, düşünen, bir şeyler ortaya koyan bir yaklaşımla Allah’a şükür ilerlemeye çalışıyoruz. Buna çok ihtiyacımız var. Bu yarışmalar, çocuklarımızdaki bu yönü ortaya çıkarması açısından çok önemli. O yönüyle de bu yarışmaları destekliyoruz” dedi.

    Türkiye’nin çok zor bir coğrafyada bulunduğunu dile getiren Valimiz Sayın Osman Kaymak, “Türkiye’yi bu topraklarda barındırmak istemiyorlar. Onlara karşı nasıl mücadele vereceğiz? Bakın, Fatih Sultan Mehmet Han İstanbul’u fethettiğinde 21 yaşındaydı. O anlamda bu projeler için çok erken değil. Araştırma hevesi ve merakı bu yaşlarda başlıyor. Çocuklarımıza, ezberci sistemin ötesinde proje ve çözüm üretebilen bir yaklaşımla yetiştirmeliyiz. Zihni zorlamak, yeni bir şeyler üretmek ve düşünmek adına katkı sağlayan bu projeyi çok önemsiyoruz. Projeye katılan öğrencileri ve öğretmenleri tebrik ediyoruz. Projenin inşallah gelecek yıllarda da devam edeceğini ümit ediyorum” sözlerine yer verdi.

    Konuşmaların ardından finale kalan projelerin sahibi olan öğrenciler, isimleri okunarak sahneye davet edildi. Öğrencilere başarı belgeleri ve hediyeleri başta Vali Osman Kaymak ve Rektör Sait Bilgiç olmak üzere protokol tarafından verilirken projeleri ile adlarından söz ettiren çocuklar heyecan ve mutluluklarını aileleri ile paylaştılar.

  • Başbakan Yardımcısı Fikri Işık, Mardin’de organize sanayi bölgesini ziyaret etti

    Başbakan Yardımcısı Fikri Işık, organize sanayi bölgesini ziyaret etti.

    Başbakan Yardımcısı Fikri Işık, ziyareti sırasındaki toplantıdan sonra Mardin Valisi Mustafa Yaman ve Mardin’in Kızıltepe Kaymakamı Ahmet Odabaş ile organize sanayinin tanıtım filmini izledi. Gün boyu Mardin’de değişik etkinliklere katılan ve bölgeyi gezen Işık’ın son durağı organize sanayi oldu. Işık, daha sonra Diyarbakır’a gitmek üzere Mardin’den ayrıldı.

  • Van’daki depremler Batı bölgesini tetikliyor

    Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Onur Köse, Van’da her zaman deprem riski bulunduğunu belirterek, “Van’daki depremler Batı bölgesini tetikliyor” dedi.

    Türkiye’nin bütünüyle Alp-Himalaya Dağ kuşağında yer aldığını ve Van’ın ise çarpışmanın olduğu noktanın eşiğinde olduğunu söyleyen Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Onur Köse, iki plağın çarpışma noktası olan Van’da deprem olmadıkça Batı’da deprem beklemediklerini belirtti. Yrd. Doç. Dr. Onur Köse, 2011 yılında Van’da meydana gelen 7.2 büyüklüğündeki depremi anımsatarak, sadece Van’da değil, Türkiye’nin birçok yerinde deprem olmasının her zaman söz konusu olabileceğine dikkat çekti. Yrd. Doç. Dr. Köse, “Vatandaşlarımızın bu konuda bilinçlenmesinde fayda vardır. Yarın Van’da, Erzincan’da, Elazığ’da ve Batı Anadolu’da da deprem olabilir. Ülkemiz Avrupa’nın en yüksek kodlarına gelen bir zeminin üzerinde yer almaktadır. Burada iki plağın çarpışması sebebiyle yükselmenin hala devam ettiği bir bölgedir. Van böyle bir bölge içerisinde yer aldığı için her zaman deprem riski vardır. Şunu da unutmamak gerekir ki cumhuriyet tarihinde, son yüzyıl içerisinde 35 yıl aralıkla iki deprem yaşayan tek ildir Van. 1976 yılında 7.3 büyüklüğünde Çaldıran depreminde 3 bin 845 vatandaşımız hayatını kaybetmiştir. 2011 yılında meydana gelen 7.2 büyüklüğündeki depremde ise yaklaşık 700 vatandaşımız hayatını kaybetmiştir. Van’ın depremsellik açısından risk taşıdığı göz ardı edilemez” dedi.

    “Vatandaşlarımızın kaygıya kapılmaması gerekir”

    Yüzyıllardır üzerinde gerilim birikimi olan fay hatların birbirini tetiklemesi ve beklemedik bir noktada depremlerin yaşanmasının söz konusu olabileceğini belirten Köse, vatandaşların ise bu durumu sürekli düşünerek kaygıya düşmemesi konusunda uyardı. Köse, “Vatandaşlarımızın bu konuda bilinçlenerek, yaşadıkları yeri düzenlerken, kentsel planlamaları yaparken bu gerçeği göz önünde bulundurması gerekir. Evlerini mümkün olabildiğince kaya zeminlerin üzerinde yapmalarında fayda var. Kaya zeminlerin üzerinde ev yapmanın artı bir özelliği, tarım arazilerini de böylelikle öldürmemiş oluruz. Gelecek nesillere tarım arazilerini sağlıklı bir şekilde bırakmış oluruz. Dolayısıyla bizler hangi şehirde olursak olalım, evlerimizi yaparken mutlaka kaya zeminlerin üzerine yapmayı tercih etmeliyiz” diye konuştu.

    “Van, depremi artı yönde kullanabilmiş bir şehir değildir”

    Van’ın deprem sonrasında depremi pozitif değerlerle çıkabilen bir şehir olamadığını ifade eden Köse, “Türkiye’de büyük depremler sonrasında depremden pozitif değerlerle çıkabilen çok az sayıda yer vardır. Türkiye bu konuda yeni bilinçlenmiş bir ülkedir. Bununla birlikte biz Van’ın depremden pozitif değerlerle çıkmasını beklerdik. Van depremi artı yönde kullanabilmiş bir şehir değildir. Van birçok caddedeki sorunlarını deprem fırsatıyla imarlaşmaya giderek kullanabilirdi. Ancak Van bunu kullanamadı. TOKİ’nin seçmiş olduğu zeminler daha doğru zeminlerdir” şeklinde konuştu.

    “Van, çarpışmanın olduğu noktanın eşiğindedir”

    Van Gölü’nün güneyindeki dağların Arap plakası ile Avrasya plakasının çarpışma noktasında yükselen dağlar olduğunu söyleyen Köse, bu yükselmenin aktif olarak devam ettiğini belirterek, “Türkiye bütünüyle Alp-Himalaya Dağ kuşağında yer alır. Bu iki plağın çarpıştığı yer olan Van ve Van’a paralel diğer iller de deprem olmadıkça Batı’da da deprem olmasını bekleyemeyiz. Van, depremlerin kaynak noktasıdır. Doğu Anadolu’da deprem olabilmesi için iki plakanın birbirini ittiriyor ve sıkıştırıyor olması zorunluluk arz etmektedir. Buradaki hareketlerden dolayı diğer plakalar Batı’ya doğru hareket ederken, Doğu Anadolu fayında deprem meydana gelir” ifadelerini kullandı.

    Van Gölü’nün hem içerisinde hem de dışında depremlerin olduğunu kaydeden Köse, şunları söyledi:

    “Van Gölü eski bir okyanus kalıntısının jeomorfolojik çökelme havzasıdır. Van Gölü’nün içerisinde de faylar var. Bu çukurluğun oluşmasında Van Gölü’nün tektonik kontrollü olduğunu biliyoruz. Bugün lokasyonları verilebilmektedir. Van ili çevresinde olan fayların uzantıları zaten gölün içerisinde geçmektedir. Bunlarda birbirlerini tetikleyebilir.”

  • Trump, afet bölgesini ziyaret edecek

    ABD Başkanı Donald Trump, Harvey Kasırgasının sonuçlarını incelemek üzere Teksas’taki afet bölgesini ziyaret edecek.

    Beyaz Saray Basın Sözcüsü Sarah Sanders, ABD Başkanı Donald Trump’ın, 29 Ağustos’ta Harvey Kasırgası’nın sonuçlarını incelemek üzere Teksas’taki afet bölgesini ziyaret edeceğini bildirdi.

    Öte yandan, Teksas’ta günlerdir etkisini sürdüren, saatteki hızı 200 kilometreye ulaşan Harvey Kasırgası sonucunda 1 kişi hayatını kaybetmiş, 14 kişi de yaralanmıştı.

  • Ortadoğu’da yaşanan kaos Mersin Serbest Bölgesi’ni vurmaya devam ediyor

    Ortadoğu’da yaşanan kaos Mersin Serbest Bölgesi’ni vurmaya devam ediyor. MEŞBAŞ Genel Müdürü Edvar Mum, Mersin Serbest Bölgesi’nde 2017 yılının ilk 7 ayında ticaret hacminin geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4 azaldığını, son 5 yılda yıllık 3,8 milyar dolar olan ticaret hacminin ise 2,8 milyar dolara kadar daraldığını bildirdi.

    Mersin Serbest Bölgesi’nin ticaret hacminde Ortadoğu ülkelerinin payı büyük. Ancak, uzun zamandır Ortadoğu ülkelerinde yaşanan karışıklık ve savaş ortamı, hem güvenlik boşluğuna hem de ticaret yollarının kapanmasına neden oldu. Bu durum Mersin Serbest Bölgesi’ni de olumsuz etkiledi.

    “Ticaret hacmi yüzde 4 azaldı”

    Mersin Serbest Bölge Kurucu ve İşleticisi A.Ş. (MESBAŞ) Genel Müdürü Edvar Mum, Serbest Bölge’deki gelişmeleri İHA muhabirine değerlendirdi. 1987 yılında Türkiye’nin ilk serbest bölgesi olarak açılan Mersin Serbest Bölgesi’nde 2017 yılının ilk 7 ayında 1,6 milyar dolar ticaret hacmi gerçekleştirildiğini belirten Mum, “2016 yılının aynı döneminde gerçekleştirilen 1,7 milyar dolar işlem hacmine göre bu yıl ticaret hacmi yüzde 4 oranda azalış gösterdi. Son 5 yılda yıllık 3,8 milyar dolar olan ticaret hacmi 2,8 milyar dolara kadar daraldı. Bu daralmadaki en büyük etken, bölgenin ticaret hacmindeki Ortadoğu ülkelerinin önemli payıdır. Son yıllarda Ortadoğu ülkelerindeki güvenlik boşluğu sebebiyle ticari işlemler daralmış ve bölgenin ticaret hacmini önemli derecede etkilemiştir” dedi.

    “Kuruluştan bugüne kadar toplam ticaret hacmi 58,2 milyar dolara ulaştı”

    Mersin Serbest Bölgesi’nin 2016 yılında gerçekleştirdiği 2,8 milyar dolar işlem hacmi sayesinde Türkiye’deki serbest bölgeleri içerisinde Ege Serbest Bölgesi’nden sonra 2’nci sırada yer aldığını ifade eden Mum, sağladığı 8 bin 300 kişilik doğrudan istihdamla da Ege ve Bursa serbest bölgelerinden sonra 3’üncü sırada olduğunu dile getirdi. Mum, “Mersin Serbest Bölgesi’nde 1988 yılından bugüne kadar gerçekleşen ticaret hacmi toplamı ise 58,2 milyar dolara ulaştı. Öte yandan, 2016 yılı Temmuz sonu itibarıyla bölgede 456 ruhsatlı firma faaliyet gösterirken, 2017 yılı aynı döneminde firma sayısı yüzde 1 artışla 459’a yükseldi. Aynı dönemde yerli sermayeli firma sayısı yüzde 2 azalırken, yabancı sermayeli şirket sayısı yüzde 7 arttı. İstihdamda da geçen yıla göre artış söz konusu. 2016 yılı Temmuz sonu itibarıyla 8 bin 152 kişi istihdam edilirken, 2017 yılı aynı döneminde bu sayı yüzde 3 artışla 8 bin 372 kişiye çıktı. Bölge, doğrudan istihdamın yanı sıra dolaylı istihdam ile yaklaşık 9 bin kişiye sağladığı çalışma imkanları sayesinde gerek Mersin gerekse ülkemiz için önemli bir istihdam merkezi konumunda olma özelliğini devam ettirmektedir” diye konuştu.

    “112 ülkeyle ticaret yapılıyor”

    Bölgede çok yönlü ticaret gerçekleştirildiğini ve 112 değişik ülke ile 682 değişik malın ticaretinin yapıldığını vurgulayan Mum, “Bu rakamlar, Mersin Serbest Bölgesi’nin dünya ülkeleri ile ticaretinde çok yönlü etkinliğini göstermektedir. Yapılan ticaretin yüzde 60‘ını sanayi ürünleri, yüzde 40’ını tarım ürünleri oluşturmaktadır. Bölgeden en fazla ticaret yapılan ülkeler arasında ABD, Irak, İran, Ekvador, İspanya, Suriye, Çin, Suudi Arabistan, Hollanda ve Mısır ilk sıraları alıyor” ifadelerini kullandı.

    Üretici firmaların yatırım talepleri ve ticari işlem yapan firmaların depolama alan taleplerinin arttığına da işaret eden Mum, şunları söyledi: “Üretim faaliyetleri için gelir ve kurumlar vergisi istisnası ile kaliteli iş gücü temininin mümkün olması; ticaret ve lojistik işlemleri açısından önemli coğrafi konumu, özel limanının bulunması ve Doğu Akdeniz’in en önemli limanlarından biri olan Mersin Limanı’nın hemen yanında kurulmuş olması, bölgede faaliyetlerinin çeşitliliğini devam ettirmiş ve bölge yüzde 100 dolulukla çalışmıştır.”