Etiket: Bölgesindeki

  • El Bab bölgesindeki DEAŞ hedefleri yerle bir edildi

    Kilis’in Elbeyli ilçesine roket atılan El Bab bölgesindeki DEAŞ hedefleri Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından yerle bir edildi.

    Elbeyli ilçesine DEAŞ’ın kontrolünde bulunan El Bab bölgesinden atılan roketin ateşlendiği yer, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından hava radar sistemlerinden tespit edilerek, ateş destek vasıtalarıyla imha edildi.

    Vurulan hedeflerden yükselen dumanlar Kilis’ten görülürken, Özgür Suriye Ordusu’nun kontrolündeki yerlere de terör örgütü DEAŞ havan toplarıyla saldırıyor. Zaman zaman sınırın Suriye tarafına havan topları düşerken, Türk Silahlı Kuvvetlerinin Çok Namlulu Roketatar (ÇNRA), obüs topları ile ateş destek vasıtalarıyla DEAŞ hedeflerini ateş altına aldığı bildirildi.

  • Kasık Bölgesindeki Ağrıya ’Dikkat Edin’ Uyarısı

    Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof.Dr. Cengiz Bahadır, kasık bölgesinde yaşanan ağrıya dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.

    Kalça ekleminin bacağı gövdeye bağlayan ana eklem olup çok fazla yük taşıdığını belirten Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Bahadır, “Kalça eklemi kireçlenmesi çeşitli sebeplerle bu eklemi oluşturan kemiklerin üzerini kaplayan kıkırdağın aşınması ve alttaki kemiklerin deforme olmasıdır” dedi.

    Kalça eklemi kireçlenmelerini temel olarak ikiye ayıran Cengiz Bahadır, “Daha sık karşılaştığımız birinci gurupta doğumsal ya da sonradan oluşan yapısal bir bozukluk (kalça çıkığı, artrit, travma) nedeniyle zaman içinde kalça eklemindeki kıkırdakların aşınması sonucu ortaya çıkan kireçlenme yer alırken ikinci gurupta idiyopatik olarak adlandırdığımız sebebi belirlenemeyen kalça kireçlenmeleri yer alır. Kalça eklemi kireçlenmesi genelde 60 yaşından sonra görülse de özellikle doğumsal kalça çıkığı ve çocukluk çağında geçirilen kalça eklemi hastalıkları sonrasında çok erken yaşlarda da ortaya çıkabilir” diye konuştu.

    Kalça eklemi kireçlenmesinin en önemli belirtisinin ağrı ve kalça eklem hareketlerinde kısıtlanma olduğunu belirten Bahadır, şunları söyledi; “Genellikle önce ağrı daha sonra hareket kısıtlılığı ortaya çıkar. Ağrı zannedildiği gibi kalçada değil özellikle kasık bölgesinde hissedilir ve dize doğru yayılabilir. Hastanın şikayetlerinin kalça ekleminden kaynaklanıp kaynaklanmadığı aslında iyi bir muayene ile anlaşılabilir. Ama kalça eklemi hastalıkları arasında ayırıcı tanı yapmak için genellikle röntgen filmi çektirilir. Bazı özel durumlarda manyetik rezonans (MR) ve bilgisayarlı tomografi incelemesi gerekebilir. Özellikle MR incelemesi ile kireçlenmeye ait eklem patolojileri henüz röntgen filminde ortaya çıkmadan tespit edilebilir.”

    KALÇA KİREÇLENMESİ NASIL TEDAVİ EDİLİR ?

    Kalça kireçlenmesinde tanı konulduktan sonra eklemin durumuna göre ilaç, egzersiz, fizik tedavi, eklem içi enjeksiyon ve protez operasyonları uygulanıyor. Hafif ve orta vakalar da konservatif yöntem, eklem harabiyetinin fazla olduğu ağır vakalar da ise protez operasyonları uygulanmaktadır. Hafif vakalara halk arasında “horoz ibiği” olarak adlandırılan Na-Hyalurinat enjeksiyonları, orta ve ağır vakalarda ise kortizon enjeksiyonları uygulanmaktadır. Birde çok yeni bir yöntem olan PRP enjeksiyonları kullanılıyor.

    PRP EKLEM İÇİNDE NASIL ETKİLİ OLUR

    Kandan elde edilen trombositten zenginleştirilmiş plazma sıvısı doğal bir ilaç gibi etki gösterir. Enjeksiyon ile eklem içine verilen trombosit hücrelerinden çıkan doğal hormon yaralanmanın ve zedelenmenin olduğu bölgede kıkırdak gibi yapıların hücrelerini uyararak o bölgedeki iyileşmeyi hızlandırır.

    KALÇA KİREÇLENMESİNDE PRP NASIL UYGULANIR

    Kalça eklemi kireçlenmelerinde genellikle eklemin durumuna göre bir hafta-1 ay arasında değişen aralıklarla 3 kez uygulanır. Burada önemli olan enjeksiyonu doğru bölgeye yapmaktır. Bu nedenle el yordamı ile değil mutlaka ultrason görüntüleme eşliğinde yapılması gerekir. Aksi takdirde yüzde 50 ihtimalle ilaç eklem dışında kalır ve iyileştirici etki gösteremez. Yakın ara ile yapılan kortizon enjeksiyonu ve antiromatizmal ilaçlar PRP tedavisinin iyileştirici etkisini azalttığından önerilmez.

    PRP TEDAVİSİNİN İYİLEŞTİRİCİ ETKİSİ NE ZAMAN BAŞLAR

    PRP enjeksiyonu bir tür semptom baskılayıcı uygulama olmayıp hastalığın kendisini tedavi etmeye yönelik bir yöntemdir. Bu nedenle kalça kireçlenmesinde etkisi en erken 5-6 haftada çıkar. Ağrıyı azaltır kalça eklemi hareketlerini iyileştirir. PRP tedavisi mutlaka kalça egzersizleri ile desteklenmelidir. Ayrıca fizik tedavi ile beraber uygulandığında sonuçlar daha da başarılı olmaktadır.”

  • Boyun Bölgesindeki Kırışıklıklar Yaşınızı Ele Veriyor

    Deri ve Zührevi Hastalıklar Uzmanı Prof.Dr. Berna Şanlı, boyun ve dekolte bölgesindeki cilt güzelliğinin kişinin yaşını saklayacak en önemli alanlar olduğunu söyledi. Cildin en büyük düşmanlarından birinin sigara tüketimi olduğunu vurgulayan Şanlı, ’sigarayı içmeyi bırakın’ çağrısında bulundu.

    Prof. Dr. Berna Şanlı, kişinin yaşının ilerlemesi, genetik faktörler ile birlikte özellikle güneş ışınlarının yıpratıcı etkisi ve sigara kullanımının boyunda sarkma ve kırışmaya neden olduğunu belirtti. Kişinin yaşı ilerledikçe derideki kollagen, dolayısıyla derinin sıkılığının azaldığını ve derinin yerçekimine yenik düşerek sarkmaya başladığını, bunu gizlemenin kolay olmadığını söyleyen Berna Şanlı, “Derinin su tutma kapasitesi ve elastikiyeti azalır, kırışıklıklar artar. Kadınlarda östrojen azalması da bu olayı destekler. Bu olumsuzlukları gidermek için başarısı kanıtlanmış çeşitli yollar vardır ki, bunları uygulamanızı tavsiye ederim” diye konuştu.

    “YATARKEN BOYUN BÖLGESİNE MUTLAKA NEMLENDİRİCİ UYGULAYIN”

    Yüz bölgesine kullanılan nemlendiricinin mutlaka boyun bölgesinde de uygulanması gereğine işaret eden Şanlı, boyun ve dekolte bölgesinin yüz bölgesi kadar hassas bir yapıda olduğunu hatırlattı. Boyun bölgesini esnek tutmak için önerilerde bulunan Şanlı, “Yaşlanma sürecini geciktirmenin en iyi yolu esnekliği desteklemektir. Boyun cildi çok incedir ve korunma kapasitesi düşük bir bölgedir. Günlük temizlemenin ardından yukarı doğru nazik bir masajla nemlendiricinizi boynunuza sürün. Yüzünüze kullandığınız nemlendiriciden biraz daha nemlendirme kapasitesi yüksek bir krem tercih edebilirsiniz. Nemlendirici gece kreminiz boynunuz için de çok işe yarayacaktır. Anti-aging bir gece kremi olursa bu çok daha iyidir. Çoğu gece kremi A, C, E vitamini, beta karoten gibi güçlü anti-aging ve antioksidan etken maddeler içerir. CoQ10 da iyi bir destektir” şeklinde konuştu.

    “SAĞLIKLI BİR CİLT İÇİN DOĞAL VE DENGELİ BESLENME GEREKİR”

    Yılın her mevsiminde güneş koruyucu kullanmanın önemli olduğuna dikkat çeken Şanlı, “Beslenmenize dikkat etmelisiniz. Son yıllarda cilt sağlığı için diyet önerileri artmaya başladı. Aslında beslenme açısından cilt sağlığını genel vücut sağlığından ayırmamak gerekir. Meyve, sebze ve beyaz et ağırlıklı, daha çok ızgara ya da haşlama şeklinde pişirilen yiyecekleri tüketin. Fast-food gıdalarda bolca yer alan işlenmiş yiyecekler, tahıllar, süt ürünleri, rafine şeker ve rafine yağlardan uzak durun. Bu önerilerim zaten genel olarak ‘sağlıklı beslenme’ anlamına geliyor. Unutmayın, tablet şeklinde vitamin destekleri yerine almak yerine doğal ve dengeli beslenmek en doğrusudur” şeklinde konuştu.

    “SİGARA İÇMEYİ BIRAKIN”

    Cildin en büyük düşmanlarından birinin sigara tüketimi olduğunu vurgulayan Şanlı, “Sigara içmeyi bırakın, hiç içmediyseniz bu harika. Sigaranın deri kollajenini bozarak deri yaşlanmasını doğrudan arttırıcı etkisinin yanı sıra, dudaklarla sigarayı kavrama hareketinin dudak çevresi kırışıklıklarının oluşumunda çok önemlidir. Doğru yastıkla uyuyun. Çok uzun zaman yüksek yastıkla uyumak kırışıklıkları arttırabilir. Boyun ve yüz arasındaki açıyı koruyan büyüklükte bir yastığı tercih edin. Her ne kadar amaç yaşlanmayı geciktirmek olsa da, bir noktadan sonra daha profesyonel yöntemler gerekebilir. Ameliyatsız iple cilt germe, dolgu ve botoks uygulamaları bu konuda oldukça başarılıdır. Dermatoloğunuzla size en uygun profesyonel yöntemi seçebilirsiniz” değerlendirmesinde bulundu.

  • Emekli Özel Harekatçılardan Çatışma Bölgesindeki Meslektaşlarına Anlamlı Yardım

    Emekli Özel Harekat Polisleri Derneği (EPOHDER) tarafından Güneydoğu’da terör operasyonlarına katılan meslektaşlarına yardım malzemeleri gönderildi. Ancak malzemelerin gönderilmesi kadar, sevkiyat sırasında yaşanan güçlüklerle mücadelede ortaya konan dayanışma duygulandırdı.

    Güneydoğu’da terör operasyonlarında görev alan meslektaşlarına destek amaçlı cep sobası ve gıda malzemeleri toplayan EPOHDER’in malzemeleri taşıyan kamyonu, Tarsus-Adana-Gaziantep (TAG) otoyolunda arızalandı. Bunun üzerine dernek yönetimi, Adana Büyükşehir Belediyesi Başkanı Hüseyin Sözlü’den yardım istedi. Sözlü’nün talimatıyla kiralanan kamyona arızalı kamyondaki yardım malzemeleri nakledildi. Malzemelerin nakil işlemini ise Irak’ın Telafer bölgesindeki katliamdan kaçarak Türkiye’ye sığınan Türkmenler gerçekleştirdi.

    Malzemelerin yüklenmesinin ardından kamyon, “Ölmez bu harekat, ölmez bu dava” sloganıyla tekrar Şırnak’a hareket etti.

  • Yağ Dolgusu İle Alın Bölgesindeki Çöküklük Düzeltildi

    Servergazi Devlet Hastanesi Plastik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Mustafa Öksüz, mikro lipoenjeksiyon (yağ dolgusu) tekniğini kullanarak, alın bölgesinde çöküklük olan bir hastayı sağlığına kavuşturdu.

    Mikro yağ grefti uygulamaları diğer adıyla mikro lipoenjeksiyon’un (yağ dolgusu) son dönemlerde çokça kullanılan bir onarım tekniği olduğunu belirten Servergazi Devlet Hastanesi Plastik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Mustafa Öksüz, gerçekleştirdiği operasyonla ilgili bilgi verdi. Öksüz, ‘’Hastamız yaklaşık olarak 10 senedir alın bölgesindeki derin çizgi ve çöküklükten şikayetçiydi. Bu nedenle yüzünde oldukça sert bir ifadenin oluştuğunu ve insanlarla iletişimde sorunlar yaşadığını aktardı. Bunun üzerine kendisine mikro yağ grefti uygulamasını önerdim. Hastamızın alın bölgesinde kas ayrılması sonrası deride sertleşmenin eşlik ettiği derin çukurlaşma; karın bölgesinden yağ alma kanulü yardımıyla alınmış yağ dokusunun, santrifüj edilip bazı işlemlerden geçirildikten sonra yağ dokusunu aktarma görevi gören özel mikro kanüllerimiz ile o bölgeye enjekte edilmesi ile giderilerek, hastanın kendi yağ dokusu ile doldurulup düz bir yüzey elde edilmiş oldu. Hastamız, bu operasyon sayesinde alındaki derin çizgi ve çöküklükten kurtuldu” diye konuştu.

    Plastik ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Mustafa Öksüz, bu yöntemde kişinin kendi yağ dokusu kullanıldığı için doku uyumunun mükemmel olması ve herhangi bir istenmeyen reaksiyona yol açmaması olduğunu vurguladı. Öksüz, “Ayrıca son dönemde yaygınlaşan mikro kanüllerle çok küçük giriş delikleri ile bu işlem gerçekleştirilebilmektedir. Yüzdeki travma, abse-enfeksiyon izi, tümör ya da kitle eksizyonu sonrası oluşmuş yumuşak doku kayıplarında oluşan asimetrilerde güvenli ve oldukça başarılı sonuçlar alınabilmektedir” dedi.