Etiket: Bölgesi

  • Kütahya Organize Sanayi Bölgesi yatırımcılarından sağlıkçılara destek

    Kütahya Organize Sanayi Bölgesi yatırımcılarından sağlıkçılara destek

    Kütahya 1. Organize Sanayi Bölgesi yatırımcıları, Kütahya’da hizmet veren sağlık çalışanlarına pandemi sürecinde destek ve moral vermek amacıyla yazdıkları moral mektubu ile birlikte tüm hastanelere maden suyu dağıtımı gerçekleştirdi.

    Organize Sanayi Bölgesi yatırımcıları, Kütahya Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanlığı’nın organizatörlüğünde sağlık çalışanlarının her zaman yanlarında olduklarını hissedebilmeleri adına maden suyu toplayarak, tüm hastanelere dağıtımlarını gerçekleştirdi.

    Kütahya Organize Sanayi Bölgesi Müdürü Veli Yılmaz, mineralin vücut direncini artırıcı etkisi olduğu için Kütahya OSB yatırımcıları tüm sağlık çalışanlarına 60 binin üzerinde maden suyu dağıtarak çalışmalarına katkıda bulunduklarını belirtti.

    Yılmaz, “ Ayrıca tüm sağlık çalışanlarımıza moral olması açısından teşekkür mektubu yazarak, Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi Evliya Çelebi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doçent Doktor Orhan Özatik’e teslim ettik” dedi.

    Sağlık çalışanlarına hitaben yazılan teşekkür mektubunda,” Değerli Sağlık Çalışanlarımız. Yaklaşık 6 aydır tüm dünya olarak bir sağlık savaşı içerisindeyiz. Verdiğimiz bu savaşta sizler sessiz savaşçılar olarak her gün ön saflarda yer aldınız. Hayattan kaçmak için değil; hayatı, hayatları kaçırmamak için çıktınız bu yola. Uyumadınız, yorulmadınız, acıkmadınız, susamdınız, ailenizi göremediniz, çocuğunuzun başını okşayamadınız, canımız için canınızı ortaya koydunuz. Bizler maske ile belki yeni tanıştık ama; sizler hep maskeli, eldivenli, boneli ve önlüklüydünüz. Sizler hep işinize yani bizlerin sağlığına baktınız ve bu zor günlerde de azimle devam ediyorsunuz. Fırtınanın şiddeti her ne olursa olsun sevdiğiniz denizden asla vazgeçmediniz. Sizler bizim için böylesine fedakarlıklar sergilerken, bizlerin de siz sağlık çalışanlarına elimizden geldiğince küçük bir katkımız olsun istedik. Duyduk ki maden suyu, içerisindeki mineralleri sayesinde vücudun dirençli kalmasını sağlıyormuş. Bizlerin sağlığı için dirence en çok ihtiyacınızın olduğu şu günlerde bir değil binlerce maden suyu sağlık çalışanlarımıza feda olsun dedik. Umarız elimizden geldiğince küçük de olsa bir yaraya merhem olabilmişizdir. Bu vesile ile doktorlarımıza, hemşirelerimize, hasta bakıcılarımıza, temizlikçilerimize kısacası bizler için mücadele veren tüm sağlık çalışanlarımıza şükranlarımızı sunuyoruz. Sizler sağlıklı kaldıkça, bizler de sağlıklı kalacağız” ifadeleri yer aldı.

    Yapılan kampanya için Organize Sanayi Bölgesi yatırımcılarına teşekkür eden Başhekim Doçent Doktor Orhan Özatik; “ Kütahya Organize Sanayi Bölgemizin çok değerli yatırımcılarının bu süreçte tüm sağlık çalışanlarımızın yanında olduğunu hissetmek, çalışanlarımız adına büyük bir moral kaynağı oldu. Şahsım ve sağlık çalışanlarımız adına, Kütahya Organize Sanayi Bölgesi yatırımcılarına ve Kütahya Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kuruluna şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu.

    Organize Sanayi Bölgesi Veli Yılmaz; “Sizler bizim için gecenizi gündüzünüze katarak ve her türlü riskleri göze alarak mücadele veriyorsunuz. Sizler için ne yapsak az. Umarım bu farkındalık sağlık çalışanlarımıza destek olur ve bir nebze olsun yüzlerinde bir tebessüm uyandırır. Tüm sağlık çalışanlarımıza sabırlar ve iyi çalışmalar diliyorum. Bizler için umut ışığısınız” dedi.

  • Bakan Kurum: “Türkiye’nin 7 bölgesi için ayrı ayrı iklim değişikliği eylem planları hazırladık”

    Bakan Kurum: “Türkiye’nin 7 bölgesi için ayrı ayrı iklim değişikliği eylem planları hazırladık”

    Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, “Biz ülke olarak, dünyamızı ilgilendiren sorunlara çözüm bulmak için çok önemli projelere imza atıyoruz. Bunlardan en önemlisi de iklim değişikliğiyle mücadeledir. Bugün Türkiye’nin 7 bölgesi için ayrı ayrı iklim değişikliği eylem planları hazırladık” dedi.

    Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum videokonferans yöntemiyle gerçekleşen G-20 ülkeleri Çevre Bakanları oturumuna katıldı. Geçen yıl Haziran ayında Japonya’da “Enerji Dönüşümü ve Sürdürülebilir Kalkınma” başlığı altında bir araya geldiklerini hatırlatan Çevre ve Şehircilik Bakanı Kurum, “Bu sene, Covid-19 salgını nedeniyle toplantımızı dijital ortamda gerçekleştiriyoruz. Toplantılarımızın, alınacak kararların; ülkelerimiz ve tüm insanlık için hayırlı olmasını diliyorum. Küresel salgının bir an evvel sona ermesini ve önümüzdeki yıl İtalya’da gerçekleştireceğimiz toplantıda bir arada olmayı temenni ediyorum. G-20 ülkeleri, dünya ekonomisinin yüzde 80’ini ve dünya nüfusunun üçte ikisini temsil etmektedir. Bu sebeple alacağımız kararlar ortak evimiz olan bütün bir yerküreyi ilgilendirmektedir. İklim değişikliği, sınır tanımayan, küresel bir kriz haline gelmiştir. Bakın Türkiye’de sadece 2020’nin ilk 9 ayında yaşadığımız sellerin bize maliyeti milyarlarca Türk lirası oldu. Onlarca insanımızı kaybettik” ifadelerini kullandı.

    “Türkiye’nin 7 bölgesi için ayrı ayrı iklim değişikliği eylem planları hazırladık”

    Dünyanın içinde bulunduğu kritik eşikte ihtiyaç olan şeyin, küresel krizlere karşı küresel bir iş birliğini hayata geçirmek olduğunu belirten Bakan Kurum, “Biz ülke olarak, dünyamızı ilgilendiren sorunlara çözüm bulmak için çok önemli projelere imza atıyoruz. Bunlardan en önemlisi de iklim değişikliğiyle mücadeledir. Bugün Türkiye’nin 7 bölgesi için ayrı ayrı iklim değişikliği eylem planları hazırladık. Karadeniz Bölgesi iklim değişikliği eylem planı kapsamında çalışmalarımızı başlattık. Özellikle yenilenebilir enerjide geldiğimiz nokta, Türkiye’nin iklim değişikliğiyle mücadelesinin en önemli göstergelerinden biri olmuştur” şeklinde konuştu.

    “Ülkemizdeki korunan alan büyüklüğümüzü, OECD ortalaması olan yüzde 17’ye çıkarmak için çabalıyoruz”

    Yenilenebilir enerjide kurulu gücün 2011’den bugüne 19 bin megavattan 45 bin megavatın üzerine çıktığını belirten Bakan Kurum şunları söyledi:

    “Bu alanda, Avrupa’nın 6. dünyanın 13. Ülkesi konumuna gelmiş durumdayız. Ağustos ayında Türkiye’nin ilk, Avrupa ve Orta Doğu’nun tek entegre güneş paneli üretim tesisini açtık. Dünyanın en kapsamlı çevre projelerinden olan “Sıfır Atık Projesi”ni Cumhurbaşkanımızın Eşi Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin himayelerinde başlattık. Ülkemizdeki plastik kirliliğini önlemek için plastik poşetleri ücretli hale getirdik ve bu halde kullanımda yüzde 80 oranında azalma sağladık. İçecek ambalajlarına zorunlu depozito uygulamasını getirdik. Kayıt dışılığı önlemek için “Geri Kazanım Katılım Payı” uygulamasını başlattık. “Sıfır Atık Mavi Seferberliği”mizle de deniz kirliliğini önlüyoruz. Türkiye olarak atıklarımızı geri dönüştürüyor, asla doğaya bırakmıyoruz. Bugün geri kazanım oranımız yüzde 13’lere çıkmış durumdadır. 2023 yılına kadar geri kazanım oranımızı en az yüzde 35’e çıkaracağız. Ülkemizdeki korunan alan büyüklüğümüzü, yüzde 9’dan OECD ortalaması olan yüzde 17’ye çıkarmak için çabalıyoruz.”

    “2030 yılına kadar belirlediğimiz tüm hedefleri gerçekleştirmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz”

    Türkiye’yi bir uçtan bir uca yeşil ağlarla örecek ekolojik koridorlar, yeşil hatlar, yeşil yollar oluşturduklarını belirten Bakan Kurum, “81 ilde 81 milyon metrekarelik alanda yapacağımız millet bahçeleri projelerimizle ülkemizdeki yeşil alan miktarını arttırıyor, şehirlerimize nefes aldırıyoruz. Hem okyanuslarımızı koruyacak hem ülkemizin bu anlamda nefes almasını sağlayacak projeleri geliştirmeye gayret gösteriyoruz. Bunun dışında bütün kamu binalarımızda ve kentsel dönüşüm projelerimizde güneş enerjisi sistemlerini tesis ediyor, binalarımızın, enerji verimliliği yüksek, enerji savurmayan, güçlü yalıtımı olan yapılar olmasını sağlıyoruz. Türkiye olarak, 2030 yılına kadar ağaçlandırmadan mera ıslahına, ormanlarımızın yeşil alanlarımızın artırılmasına ve arazi tahribatının dengelenmesine kadar belirlediğimiz tüm hedefleri gerçekleştirmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Akdeniz ülkeleri içerisindeki en büyük hacme sahip iki adet yapay resif projemizle deniz canlıları için yeni habitatlar oluşturup biyolojik çeşitliliğe katkı sağlıyoruz. Kuzey Ege Denizi’nde kırmızı mercanları koruyup yok olmalarını önledik ve yaptığımız projelerle de önlemeye de devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.

    “Salgın yeşil dönüşümün önemini gözlerimizin önüne net bir şekilde sermiştir”

    Covid-19 salgını zengin fakir, kuzey güney, doğu batı ayırt etmeksizin bütün ülkeleri etkileyen küresel bir musibete dönüştüğünü dile getiren Bakan Kurum, “Bu salgın, çevre dostu bir dünya kurmanın, doğa ile kardeş olmanın ve yeşil dönüşümün önemini de gözlerimizin önüne net bir şekilde sermiştir. Çocuklarımıza temiz bir dünya bırakmak, sağlıklı bir gelecek sunmak hepimizin üzerinde olan hayati bir sorumluluktur. Türkiye, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde yeni dünya düzeninde, hem Covid-19 hem de iklim değişikliği karşısında mücadeleye, bütün ülkelerle birlikte, kararlılıkla devam edecektir” diye konuştu.

  • Manisa Büyükşehir Belediyesi yangın bölgesi için seferber oldu

    Manisa Büyükşehir Belediyesi yangın bölgesi için seferber oldu

    Manisa’nın Ahmetli ilçesindeki orman yangınının kontrol altına alınması için çalışmalar yoğun bir şekilde sürerken, Manisa Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı ekipleri de, yangının çıkış anından itibaren hızla bölgeye ulaşarak, görev aldı. Çevredeki yerleşim yerlerine yangının sıçraması dolayısıyla vatandaşların tahliye edilmesi için de yine Büyükşehir Belediyesi tarafından bölgeye 14 adet otobüs gönderilerek, vatandaşların sorunsuz bir şekilde tahliye edilmeleri sağlandı.

    Manisa Büyükşehir Belediyesi, tüm imkanlarıyla Ahmetli ilçesindeki orman yangını için seferber oldu. Yangın ihbarının ulaştığı andan itibaren Manisa Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı hızla bölgeye ulaşarak, söndürme çalışmalarında görev aldı. Yangının rüzgarın da etkisiyle büyümesi sonucunda çevredeki yerleşim yerlerine de sıçramasıyla birlikte Büyükşehir İtfaiyesi, Hacıköseli Mahallesinde 12 eve; İdişli Mahallesinde de 8 eve müdahale etti. Öte yandan Sivrice ve Bahçecik mahallelerinde de emniyet amaçlı itfaiye ekipleri hazır bulunduruldu.

    Vatandaşların tahliyesi için otobüsler gönderildi

    Yerleşim yerlerinde bulunan vatandaşların tahliye edilmelerinin gündeme gelmesiyle birlikte Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Cengiz Ergün’ün talimatlarıyla Ulaşım Dairesi Başkanlığı tarafından bölgeye 10 adet Karsan Atak, 2 adet Jest ve 2 adet de hizmet aracı olmak üzere 14 otobüs sevk edildi. Otobüslerle tahliyesi gerçekleşen vatandaşlar, Manisa Büyükşehir Belediyesi ekiplerine teşekkür etti. Orman yangını nedeniyle zarar gören vatandaşların mağduriyet yaşamamaları için Manisa Valiliği koordinesinde hasar tespit çalışmalarının yapıldığı belirtildi.

  • ATB Başkanı Çandır : “Antalya afet bölgesi ilan edilmeli”

    ATB Başkanı Çandır : “Antalya afet bölgesi ilan edilmeli”

    Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, salgın döneminin en önemli tahribatının istihdamda yaşandığını, ülkedeki istihdam kaybının yüzde 30’undan fazlasının tek başına Antalya’da yaşandığını kaydederek, “Aslında bu gerçekleşme bile kentimizin bir afet bölgesi ilan edilmesi için yeterlidir” dedi.

    Antalya Ticaret Borsası (ATB) Temmuz ayı Meclisi, Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci başkanlığında online toplandı. Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, yaptığı konuşmada,

    yılın ilk yarısını beklentiler, tahminler ve planların tamamen dışında tamamladıklarını belirtti. Çandır, “Yaşadığımız zorlukların bir kısmını öteledik, ancak ortadan kaldırdığımızı söylemek pek mümkün değildir. Yani yakın bir gelecekte birikimli olarak bu zorluklarla tekrar yüzleşme durumumuz vardır ve hazırlıklarımızı buna göre yapmalıyız” dedi.

    Krediye erişimin kolaylaştırılması, maliyetinin reel olarak ucuzlatılması, bazı kamu ödemelerinin ertelenmesi, kısa çalışma ve işsizlik ödemelerinin Mart-Haziran arası kapanmış ekonominin maliyetini azaltmaya yaramış önlemler olduğunu belirten Çandır, “Bu önlemler, ekonomiyi yeniden hareketlendirmeye çalıştığımız bu dönemde bize bir başlangıç yapma fırsatı vermiştir. Yılın ilk yarısında yaşadıklarımızın ve geleceğe yansımalarının nesnel boyutları hakkında değerlendirme yapmak neredeyse imkansızdı. Ancak bazı tahminlerde bulunabiliyorduk. Son açıklanan verilerle birlikte içinde bulunduğumuz durum ve bekleyişler hakkında daha belirgin değerlendirmeler yapmak mümkün hale gelmeye başlamıştır” diye konuştu.

    “Beklentilerin ve dünya ortalamasının çok üzerinde umut verici bir büyüme oldu”

    Yılın ilk üç ayını yüzde 4.5’lik bir büyümeyle kapattığımızı belirten Çandır, şunları söyledi:

    “Beklentilerin ve dünya ortalamasının çok üzerinde umut verici bir büyüme oldu. Fakat geçmiş on yıllık aynı dönem ortalama büyümesinin ancak yarısı kadar büyüyebildik. Tarım ise yüzde 3 ile ortalama büyümenin altında kalmıştır. Ancak biz geçmiş tecrübelerimizden biliyoruz ki özellikle genel ekonomik koşullar zorlaştığında ve küçülme yaşandığında tarım sektörü, bu zorluğu aşmada ve küçülmeyi frenlemede her zaman olumlu katkı yapmış ve kurtarıcı rol üstlenmiştir. Önümüzdeki dönemde de sektörümüz, kendi zor koşullarına rağmen bu rolünü layıkıyla oynamaya devam edecektir. İkinci çeyrekte yaşadığımız ekonomik kapanmanın çift haneli bir daralmaya neden olacağını öngören uzmanları okumaktayız. Her halükarda bunlar yaşadıklarımızdır. Şimdi esas olan yaşayacaklarımız ve buna göre bir ilerleme yolu bulmamızdır. Hem ülkemiz hem de kentimiz için zor günleri atlatmış değiliz. Zaman, rehavet zamanı değildir. Özellikle yılın ikinci yarısı, önümüzdeki en az üç yılı etkiler konumda olacaktır.”

    Yıl sonu uyarısı

    İş dünyasının üzerimizdeki yüklerle salgına yakalandığını ve derinden hırpalandığını söyleyen Çandır, “Buna rağmen insanlarımız ve şirketlerimiz nispi olarak zorluğa dayanma direnci ve geleceğe umutla bakma konusunda AB ortalamasına göre iyimser durumdadır” dedi.

    Kapanan kurulan şirket sayılarında dikkat çekici bir olumsuzluk olmadığına dikkat çeken Çandır, “Hatta kapanan şirket sayısı son on yılın ortalamasının altında seyrederken kurulan şirket sayısında ise Haziran rekoru kırılmıştır. Bu rekor, hem ülkemiz için hem de kentimiz için geçerlidir. Diğer taraftan ibrazında ödenen çek tutarında da son 6 yılın Haziran rekoru kırılmıştır. Yine karşılıksız çek ve protestolu senet tutarlarında da son 6 yıl ortalaması söz konusudur. Yani geleceğe umutla bakma ve ödemeler sisteminin işleyişi bakımından olumlu sayılabilecek göstergeler söz konusudur” diye konuştu.

    Kişilerin öz kaynaklarını kullanmaları, devletin bazı ödemleri ertelemesi ve kişilere sağlanan ilave kredi olanaklarının belirli bir dönemdeki direncini artırdığını ve gelecek umudunu canlı tuttuğunu dile getiren Çandır, “Bu dönemin vadesi de ortalama olarak yıl sonudur. Yani yılsonuna kadar işlerin gelir getirici hale dönmesi hayati derecede önemlidir. Aksi halde sağlanmış olan bu dayanaklar, hepimizin sırtındaki ilave yük olacaktır. Bizler öz kaynaklarımızı tüketmeye devam ederiz ama unutmayalım ki bu sonlu bir kaynaktır. Hayatın normale dönme süresi uzadıkça kamuya olan vergi ve prim gibi ödemelerimizin birikimli olarak yapılması imkansızlaşacaktır. Ayrıca ertelenmiş ya da ötelenmiş kredi ödemelerimizin de vadeleri hızla yaklaşmaktadır” diye konuştu.

    “Kredi yükü altına girdik”

    Salgından önce de gerek hane halkı gerekse işletmelerin borç yükünün kamu borç yüküne göre çok daha yüksek olduğuna dikkat çeken ATB Başkanı Ali Çandır, şunları kaydetti:

    “Salgın dolayısıyla sağlanan ilave kredi yükleriyle toplam durum daha riskli hale gelmiş durumdadır. Bu riski gören özel bankacılık kesimi kredi verme konusunda tüm zorlamalara rağmen isteksiz ve pahalı davranmaya devam etmektedir. Bu dönemde, özel bankalar kredilerini ülkemize genelinde yüzde 11 artırmışken kentimizde yüzde 13 artırmışlardır. Kamu bankaları ise tarihlerinde görülmemiş oranlardaki artışla kentimizde yüzde 53 ve ülkemizde ise yüzde 47’lik kredi büyümesi sağlamışlardır. Gördüğünüz gibi bu dönemde de kentimiz iş dünyası ilave kredi yükleri altına girmek durumunda kalmıştır.”

    “Antalya afet bölgesi ilan edilmeli”

    Salgın döneminin en önemli ve kalıcı tahribatının istihdamda yaşandığını söyleyen Çandır, “Bir tarafta gelirleri sıfırlanmış işletmeler, diğer tarafta yetersiz hibe destekleri istihdamı hızla eritmeye başlamıştır. İşten çıkarma yasağının getirilmesi, sorunu çözmeye yönelik değil ötelemeye yöneliktir” dedi.

    Antalya ekonomisinin yüzde 71’inden fazlasını oluşturan hizmetler sektörü ve yüzde 8’inden fazlasını oluşturan tarım sektörünün tam bir istihdam dostu konumunda olduğunu kaydeden Çandır, “Hizmetler sektörü bir bütün olarak tarım sektörü de başta süs bitkileri olmak üzere belirli bölümüyle kapanınca kentimiz istihdamı için tam bir yok oluş durumu ortaya çıkmıştır” dedi.

    Resmi verilere göre ülkedeki istihdam kaybının yüzde 30’undan fazlasının tek başına Antalya’da yaşandığını kaydeden Çandır, “Aslında bu gerçekleşme bile kentimizin bir afet bölgesi ilan edilmesi için yeterlidir. Çünkü Rusya ile yaşadığımız uçak krizinden çok daha vahim bir ekonomik darboğazla karşı karşıyayız. O zaman hatırlarsanız belirli ölçülerde de kabul gören ‘Antalya Yaklaşımı’ önerisinde bulunmuştuk. Şimdi adeta afet bölgesi konumundayız” diye konuştu.

    Antalya ekonomisinin en az yüzde 80’inin çöktüğünü, bu çöküşün sebebinin de bireysel kararlar ya da tercihler olmadığını vurgulayan Çandır, şu değerlendirmede bulundu:

    “Tamamen beklenmedik doğal bir salgın afetinin, ülke ortalamasının çok üzerinde bir şiddetle kentimiz ekonomisini vurmasıdır. Antalya, ülkemizin dünyaya açılan penceresidir. Unutmayalım ve unutturmayalım ki Antalya durursa Türkiye durur. Direncimizin ve umudumuzun sürdürülebilirliği kentimizle ilgili doğru ve gerçekçi tespitlerin yapılmasına bağlıdır. Son 17 yılda gübre fiyatları 8.5 katına, mazot ve dolar 5.5 katına, tüketici enflasyonu 4.5 katına ve aralarında bizlerin de bulunduğu tarımsal üretici enflasyonu ise 3 katına yükselmiştir. Yani bu kadar senenin sonunda biz en altta bulunmaya devam etmekteyiz. Ülkemizde salgın afet bölgesi ilan etmek, içinde bulunduğumuz dönemin en önemli gündem maddelerinden biri olmalıdır. Vakit geçirmeksizin Antalya, afet bölgesi olarak ilan edilmelidir.”

    İhracat arttı

    Meclis’te ihracat rakamlarını değerlendiren Ali Çandır, geçtiğimiz yıla oranla ihracatın yüzde 3 artışla 690 milyar olarak gerçekleştirdiğini, bu artışı sağlayan temel sektörün yaş meyve sebze sektörü olduğunu vurguladı. Yılın ilk altı ayında yaş meyve ve sebze ihracatının geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 32 artarak 280 milyon dolar seviyesine yükseldiğini bildiren Çandır. Antalya’nın yaş meyve ve sebze ihracatında lider konumda olduğunu, narenciye ihracatında ise 5’inci sırada yer aldığını belirtti.

    “Örtüaltı avantajımız azaldı”

    Geçmiş yıllara oranla örtüaltı yaş sebze üretimde kilogram başına daha az gelir edildiğini ve avantajın azaldığına dikkat çeten Çandır, “1 milyon doların üzerinde ihracat yaptığımız kalemlere baktığımızda; sebzelerde yalnızca biber, meyvelerde ise kiraz, erik, ayva, kayısı ve çilekte kilogram başına bir doların üzerinde gelir elde etmişiz. Ortalamamızı yükselten bu ürünlerin toplam yaş meyve sebze ihracatımız içerisindeki payı yüzde 37 düzeyindedir. Geriye kalan yüzde 63’lük bölümde ise kilogram başına ortalama gelirimiz 0,70 dolar olmuştur. Toplam ihracatın yüzde 29’unu oluşturan başat ürünümüz olan domateste ise kilogram başına 0,73 dolar gelir elde etmişiz” diye konuştu.

    Çandır, önümüzdeki dönemde yapılacak sera yatırımlarında daha dikkatli davranılması gerektiğini kaydetti. Süs bitkileri sektörünün koronavirüsten tarım sektörünün aksine olumsuz etkilendiğini söyleyen Çandır, “Ülkemiz genelinde 64 milyon dolardan 56 milyon dolara, kentimizde ise 30 milyon dolardan 26 milyon dolara gerileyen sektörün ihracatı ülkemiz ve kentimizde yüzde 12 azalmıştır” dedi.

    En zor dönemlerde üretimden elini çekmeyen üreticilere teşekkür eden Ali Çandır, “Elde edilen gelirin kentimizin en ücra köşesine kadar ulaşmasında Ata’mızın da ifade ettiği gibi milletimizin emeğini ve üretimini kıymetlendiren her iki sektördeki; ihracatçılarımız, tüccarımız, komisyoncularımız ve pandemi döneminde dahi üretimin devamlılığını sağlayan tüm üreticilerimize bir kez daha teşekkür ediyorum” diye konuştu.

    Antalya Valiliği’nden Diyarbakır Valiliği’ne atanan Münir Karaloğlu’na kente yaptığı başarılı çalışmaları nedeniyle teşekkür eden Çandır, Antalya Valiliği’ne atanan Ersin Yazıcı’ya başarılar diledi. Çandır, Kurban Bayramı’nı kutlarken, bütün insanlığa barış, huzur ve mutluluk getirmesini diledi.

    2019-2020 Süper Lig’ini 5. sırada tamamlayan Alanyaspor’u, 8. sırada tamamlayan Antalyaspor’u, 2.lige yükselen Serikspor’u ve 3.lige yükselen Alanya Kestelspor’u kutlayan Çandır, takımlara başarı diledi. Meclis’te üyeler, sektörleriyle ilgili değerlendirmelerde bulundu.

  • Türkiye’nin ilk gıda ihtisas organize sanayi bölgesi Ayvalık’ta kuruluyor

    Türkiye’nin ilk gıda ihtisas organize sanayi bölgesi Ayvalık’ta kuruluyor

    Türkiye’nin ilk gıda ihtisas organize sanayi bölgesi Ayvalık’ta kuruluyor. Gıda OSB’de süt ürünleri, et mamulleri, zeytin işleme, meyve suyu üretimi, bakliyat kurutma ve paketleme, bisküvi üretimi gibi farklı sektörlerden yatırımcıların yer alması bekleniyor. Yatırımcılara çağrıda bulunan Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin, “Ayvalık Gıda ve Gıda İşletmeleri İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nde yerinizi bu günden ayırtmaya hazırlanın” çağrısında bulundu.

    Ulaşımın en şanslı noktasında

    Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin, gıda üretim, pazarlama ve satışına yönelik olarak planlamaya başladıkları Altınova Organize Sanayi Bölgesi’nin İzmir, Balıkesir ve Manisa üçgeninde merkezi bir alanda yer aldığını belirterek yatırımcılara çağrıda bulundu.

    Başkan Ergin, “Çandarlı ve İzmir limanlarına yakınlığı, kara, deniz, hava, demir yolları ile çoklu ulaşım olanaklarına sahip olan gıda sanayi bölgemiz çok yakında cazibe merkezi olacak. Bir yanda Adnan Menderes Havaalanı, diğer yanda Balıkesir Edremit Koca Seyit Havaalanı ile ulaşımın ve taşıma koşullarının kolaylığıyla yatırımcıya büyük bir fırsat sunmaya hazırlanıyoruz. Önümüzdeki süreçte bölgemiz için çok önemli bir değer haline geleceğini umuyoruz” dedi.

    Dünyanın sayılı limanları arasında yer alması beklenen Çandarlı Limanı’na yakınlığının büyük bir avantaj olduğunu dile getiren Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin özellikle gıda sektörüne yönelik olarak planlanan bölgenin kısa sürede büyük bir ilgi göreceğini söyledi.

    İZBAN Bergama’ya kadar gelecek

    Altınova Organize Sanayi Bölgesi’nin Egeli sanayicilerin girişimleri ile kısa sürede büyüyerek cazibe merkezi haline geleceği konusunda iddialı olduklarını vurgulayan Başkan Ergin, “Sadece bölge için değil, tüm Türkiye için yatırımcılara önemli bir fırsat yaratıyoruz. İZBAN’ın yakın gelecekte Bergama’ya kadar uzanması kolay ulaşım sağlayacak. Bölgemize gelip, yatırıp yapmak isteyenler bizim projemizi görmeden yatırım yapmasınlar. Uzman ellerde planlanmasıyla, altyapısıyla her türlü yatırım olanaklarının sunulacağı Altınova Organize Sanayi Bölgesi ayrıca bölgede yaşayanlara da istihdam olanaklarını da beraberinde getirecektir” diye konuştu.

    “Türkiye’de bir ilk olacak”

    Başkan Ergin, şöyle devam etti: “Organize Sanayi Bölgesi’nin (OSB) arazi tapu devir teslim işleminin geçtiğimiz yıl gerçekleştirildiğini satın aldık. Altınova Mahallesi Topçular mevkiinde 478 bin 788 metrekarelik alanda yapmayı planladığımız OSB, sosyal donatılar haricinde 234 bin 402 metrekarelik alanda kurulacak. Gıda İhtisas OSB’de şu ana kadar başvuruda bulunup yatırım yapmaya hazır çok sayıda firmamız var. Gıda OSB’de süt ürünleri, et mamulleri, zeytin işleme, meyve suyu üretimi, bakliyat kurutma ve paketleme, bisküvi üretimi gibi farklı sektörlerden yatırımcılarımızın yer almasını öngörüyoruz. Tamamladığımızda tarım ve turizm sektörümüz farklı bir ivme kazanacak.”

    “12 yıla varan istisna ve muafiyetler var”

    Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin, yatırım yapacak olanlara on iki yıla kadar varan çok sayıda muafiyet ve indirimlerin de sağlandığını hatırlatarak, şunları kaydetti:

    “KDV istisnası, kurumlar vergisi, elektrik ve havagazı tüketim vergisi, gümrük vergisi muafiyeti, inşaat ruhsat harcı, Çevre Temizlik Vergisi, emlak vergisi, sigorta primi işveren hissesi desteğinin yanı sıra; kredi alımlarında faiz desteği de veriliyor. Yatırımcılar üç ile on iki yıl süreyle yaptığı yatırımın karşılığını alana kadar nefes alacak uygulamalardan da yararlanacak.”